ATOMIC ROBOKID

Ünlü oyun firması ACTIVISION'ı duymayan yoktur. Daha ev bilgisayarları yayılmadan önce sadece oyun makinası olan ATARİ'lerde bir oyun yapmaya başlamıştı. İlk ev bilgisayarları ile bu piyasaya da el atan ACTIVISION birbirinden güzel ilginç oyunlar yapmaya, daha doğrusu keşfetmeye başladı. Spectrum ve Commodore 64 zamanında bu firmanın birçok oyununu severek oynadık. Daha sonra coin-op makinalarına da oyun yapmaya başlayan ACTIVISION ününü giderek daha da geliştirdi. Ününü genellikle güzel grafik ve efektlerle değil de, ilginç oyun fikirleriyle geliştiren ACTIVISION anladığınız gibi eski bir firma. Coin-op makinalarından yapılan conversiyonlar sevilmeye başlayınca birçok arcade oyununu bilgisayarımızda da oynamaya başladık. Bu ay da ülkemize gelen birçok conversiyonun arasında bu güzel oyunu açıklamaya karar verdim. ROBOKID genel açıdan çok yönlü bir oyun. Herhangi bir sınıfa sokmaya çalışırsak üç tarzın içine gire-

Tunç Dindaş bilir. Bunlar shoot'em up, blast'em up ve platform. Oyunun kademeleri (ACT) o kadar ilginç ki bazı kademelerde BATTLE MODUL denen yerlerde karşılıklı bir robotla savaşıyorsunuz. Oyun ST'den konvert edildiği için grafiklerdeki acaiplik dikkatinizi çekecektir. Grafiklerinde sadelik yerine detay konulsaydı oyun çok zevkli hale gelebilirdi. Ekranın kayma hızı gözlerinizi rahatsız edebilir. Efektler ve müzikler Amiga'nın özellikleri ile daha da iyi olabilirdi. Bu haldeki grafiklere bile yetersiz kalan sesler ve efektler var. Oyunumuzda adından da anladığınız gibi genç bir robot olan ROBOKID'i yönetiyoruz. Amacınız ise çok basit, önümüze ne çıkarsa yok edeceksiniz. Oyunumuzda kullandığınız silah çeşitleri oldukça çok. Bu silahların hepsine erişebilmek sizin kabiliyetinize ve hızınıza bağlı. Oyunda bize extra özellikler ve silahlar kazandıran kristaroidler var. Bu kristaroidler oyun esnasında devamlı karşımıza çıkıyor. Oyuna başlar başlamaz iki tanesi gözünüze ilişecektir. Bu iki tanesi uçmamıza yarıyor. Zaten ne işe yaradıkları kenarlarında yazıyor. İngilizce bilmeyen arkadaşlar için bu kristaroidlerin ne işe yaradığını kısaca yazmak istiyorum. FLY: ROBOKID'in uçmasını sağlar. Uçmak için ateşe basıp joystick'i yukarı itin. FIRE 2: Ateş gücünüzü kuvvetlendirir. Normal ateş seviyenizi bir güç yukarı alarak iki üç kez vurularak ölen yaratıkları, bir kerede vurmanızı sağlar. Attığınız her atış ekranın sonuna kadar ilerler ve önüne çıkan her düşmanı öldürür. 3 WAY: Bu atış tarzını R-TYPE ve KATAKIS'den hatırlarsınız. Yukarı, aşağı ve tam karşınıza ateş etmenizi yani lazer atmanızı sağlar. 5 WAY: En kullanışlı ve ateş gücünün en yüksek olduğu silah çeşidi. Aynı anda düz olarak beş adet atış yapmanızı sağlar. Bu silahı her zaman kullanmaya çalışın. İlk alacağınız silah bu olsun. SPEED UP: Daha hızlı hareket etmesini sağlar. Yeterli silahınız varsa bu özelliği kesinlikle alın. MISSILE: Güdümlü füze atmanızı sağlar, kalabalık saldırılarda işe yarar. Kullanışlı olmadığı için tavsiye edemiyorum. Kenarında hiçbir yazı bulunmayan kristaroid robotumuzun hızını maximuma çıkarır. SPEED UP'dan önce bu kristaroidi bulursanız kesinlikle alın. Zaten bunu aldıktan sonra SPEED UP'a gerek kalmıyor. Yukarıda silahlara erişebilmeniz için hazırlık ve kabiliyet olması gerekir demiştim. Kristaroidlerin hepsi bir silah ve özellik demektir. Eğer onları vurursanız o anda gösterdiği silah değişir ve başka bir silaha sahip olabilirsiniz. Aynı olay özellikler için de geçerli. Kristaroidlerle uğraşırken etrafınızdan saldıran yaratıklara dikkat etmelisiniz. Özellikle birinci kademede salyangozlara ve pervanelere dikkat edin. Her kademeyi geçmek için kare üzerinde küre bulunan gri bir şeklin üzerine gelmelisiniz. Burada hemen bir açıklama yapmak istiyorum. Vurulduğunuz zaman sadece o anda kullandığınız silahı kaybediyorsunuz. Aldığınız her silah ölseniz bile sizde kalıyor. Uzun süre ateşe basılı tutarsanız kullanmak istediğiniz başka silahları da seçersiniz. İkinci kademe platformlardan zıplayacaksınız ve çoğunlukla uçacaksınız. Bu bölümde son noktaya geldiğinizde büyük bir robotla karşılaşacaksınız. Bu robotu yok etmek için bayağı uğraşacaksınız. Robot belirli aralıklarla güdümlü küreler atıyor. Bu kürelerden kaçmanın imkânı yok. Kürelerden kurtulmanın tek yolu onları zemine yada bloklara çarptırmak. Bu sayede, küreleri yok etmiş oluyorsunuz. Robotu geçmenin zor olduğunu söylemiştim ama ben robotu geçmek için birkaç yol buldum. Bunlardan en geçerlisi zeminde durup, eğer birinci kademeden ateş gücü yüksek bir silahla gelirseniz bu iş sizin için daha kolay olacak. İkinci kademede gideceğiniz yol sayısı ikiye ayrılıyor. Her iki yoldan da aynı yere ulaşıldığı için burada kararı size bırakıyorum. Bonus bölümünde dev bir uzay gemisini yok ediyorsunuz. İlk önce sağdaki iki topu yok edin. Daha sonra solda ortada bulunan kristali yok edin. Dördüncü bölüm yukarıda da bahsettiğim gibi bir BATTLE MODE. Bu bölüme tipik bir düello diyebiliriz. Karşısında bulunan robotu o sizi vurmadan yok etmelisiniz. Eğer aynı anda birinizi yok ederseniz bu kademeyi geçmiş sayılmıyorsunuz. Size tavsiyem yukarıda durup aşağıya yavaş yavaş inerek ateş edin. Bu bölümden sonra bir şatonun içinde savaşıyoruz. Yine düşmanlarımız dev robotlar ve yaratıklar. Teknik hatalar olmasa çok güzel bir oyun ama yine de süper değil. Müzik ve effektlere özen gösterilseydi, ST'den konvert yerine program Amiga'da yazılsaydı daha iyi bir sonuç alınabilirdi. Ama yine de satın alınmayacak kadar kötü bir oyun değil. ATOMIC RO-

-BOKID'i sadece shoot'em up'çılara tavsiye edebilirim. Bu ay da up oynamak isteyen arkadaşlar ZRIAX'ı olabilirler. Onda daha çok hareket var. Kaskınızı almayı unutmayın. Başarılar.

ACTIVISION / AMIGA 512 K Tek disket GRAFİK 7 SES 5 OYNANABİLİRLİK 8 GENEL 7

Sierra'nın adventureları, eğitici bir yön kazanıyor. İşte Camelot bunun son örneği. King Arthur'u oynadığımız bu adventureda sadece problemleri çözmek yetmiyor, aynı zamanda oyuncu yardımsever, sadık ve zayıfları koruyan biri olmalı. Oyun boyunca bu ve çeşitli yönlerden de test ediliyoruz, eğer ahlakımız yeterli değilse The Holy Grail'e sahip olamıyoruz.

Ersen Alptekin King Arthur olarak muhteşem bir krallık kurmuşuz. Halkımız mutlu, toprak bereketli. Güzel bir de karımız var, Gwenhyver. Kadınları anlamak çok zor, Gwenhyver bizi de sevmesine rağmen en güzel hisleri şövalyelerimizden Launcelot'a karşı. Bu durumun farkındayız, karımız tarafından aldatılıyoruz; asil bir insan olarak ne Launcelot'u ne de güzel karımızı cezalandırıyoruz.

Sadece sessizlik içinde acı çekiyoruz. İşte krallığımızın başına ne geldiyse bu yasak aşk yüzünden geliyor. Her şey lanetleniyor, halk açlık ve sefalet içinde, bizden bir mucize bekleniyor. The Holy Grail'e ihtiyaç var; 3 becerikli ve değerli şövalyemizi The Holy Grail'i bulmaları için gönderiyoruz. Çabalar boşuna, geri dönmüyorlar, bu kutsal görev artık bize düştü. Bu uzun ve zor yolculukta skill, spirit, mind yönlerinden test edileceğiz. Yolculuk boyunca Büyücü Merlin'in ruhu bizimle beraber olacak ve biz halkımızı kurtarmak için bu zor görevin üstesinden geleceğiz. Kale içindeki odaların yerleşim düzenini gösteren ekranda odamıza giriyoruz. Yolculuk kıyafetimizi giymemiz lazım, wear clothes. Para kesemizi almayı unutmayalım, take purse. Şimdi keseyi doldurmak için Treasury odasına gidiyoruz. Keseyi veriyoruz, give purse. Madeni paralardan alıyoruz, take copper, take silver, take gold. Rakam belirtsek bile bize hep 5 altın, 10 gümüş, 15 bakır veriyor, bunlar bize yetiyor. Şimdi keseyi alın, take purse, Kiliseye gidin Chapel of Two Gods. Altar'ın önünde eğilin, kneel down. 1 altın verin, give money. Aynı şeyi öteki tarafta da yapın ve iki köşedeki kutsal ateş de yansın. Bir tarafta The Holy Grail görünürken öbür tarafta kayıp şövalyelerimiz görünüyor. Burada işimiz tamamlandı, Aveen's Bower'a gidelim. Karımızı öpelim, Kiss Gwenhyver. Ona Launcelot'u soralım, ask about Launcelot. İşte onun izini bulduk, unutmayalım ki yolculuk boyunca şövalyelerimizi de kurtarmamız lazım. Gülü koparalım bakalım, pick up flower, Gwenhyver bizden gülü yanımızda taşımamızı ve tehlike anında The Message of the Rose'u ezberden okursak gülün bize yardımcı olacağını söylüyor. Tamam, biz de öyle yaparız, Merlin's Room'a girmeden önce Treasury'ye gidip para kesemizi yeniden doldurmayı unutmayalım. Merlin'le konuşalım, talk to Merlin. Camelot'u terk ettikten sonra sadece The Holy Grail ile içeri girebileceğiz. Sağ köşede duran sandığı açalım, open chest; Merlin'in bizim için hazırladığı lodestone'u alalım, take lodestone. Minik bir tavsiye, Merlin'in odasında başka bir şeyi almak için ısrar etmeyin! Dileyen 3-4 defa denesin. Masanın üzerindeki kâğıdı okuyalım, read paper; Kudüs'te (Jerusalem) bir katır çok değerliymiş. Haritayı inceleyelim, look map. Bize gerekli olan yerler Glastonbury Tor, Ot Moor ve Southampton. Haritayı da inceledikten sonra yolculuğa hazırız. Kalenin dışına çıkın. Atımız binicinin sol taraftan binmesine göre eğitilmiş, sol tarafa gidiyoruz ve biniyoruz, get on horse, Sol tarafa devam ediyoruz, katırımız bizi takip ediyor, parmaklıklar kalkıyor, ve tanrılara dua etmeden kutsal göreve başlamaya çalışanları acı bir son bekliyor. Harita ekranına çıkınca Glastonbury Tor'u seçelim. Bu tepeye varmak için önce Forest Perilous'u geçeceğiz. Widdershins bizden bakır veya kalay istiyor, bunlarla uğraşmayalım ve onlara 1 bakır verip devam edelim. Sol tarafa gidince avcıyı görüyoruz, bu fakir avcıya 1 bakır verince istediğimiz soruyu sorabiliyoruz. Ask about buradan geçmiş ama geri dönmemiş. Ask about mad monk, bu adamdan sakınmak lazım. Mızrağı alalım, take spear. Avcı bu değerli mızrağı 1 altına satacağını söyleyince 1 altını verelim. Bizim katır bu arada kaçacak, önemli değil, takip etmiyoruz ve biz sola devam ediyoruz. Burada bir save yapalım. Bu ekranda öldürmemiz gereken domuzlar var, en iyi zamanı kollayarak space'e basın, 2. ve 3. domuzlara dikkat. Bu pis yaratıkları geçince bir save daha yapalım ki sorunlarla bir daha uğraşmayalım. Sola devam edelim, işte konuşan bir karga ve bir iskelet. Bu karga Black Knight'ın sesi ve sizi dövüşe davet edince kabul edin, yes. Şimdi iskeleti inceleyin, look knight; ipek inceleyin, look silk; onu alın, Take sleeve, Merlin bize sleeve'in büyülü olduğunu söylüyor. İsteyen arkadaşlar extra puan için yaşlı gri ağaçla konuşabilir, talk to tree. Daha sonra sağa doğru yolumuza devam edelim. Black Knight, Gawaine'in elinde esir olduğunu ve salıverilmesi için dövüşmemiz gerektiğini söylüyor. Dövüşü kabul etmeden önce bir save yapın ve kabul edin, yes. Dövüş sahnesinde, dikkat edilecek nokta, mızrağı en sağda tutun ve Black Knight'a kalkanını sola kaydırmak için fırsat vermeden sola kaydırın, sizi fazla uğraştırmayacaktır. Kendini yenilmez sanan bu ukalayı yendikten sonra sağa devam edin ve kahraman şövalyelerimizden Gawaine'i bulun. Ağaca ellerinden kelepçelenmiş, biz onu en kısa yoldan kurtaracağız; önce attan inin, get off; ve kelepçeleri kılıçla kırın, use sword to break shackles. Şimdi Gawaine'i atımıza taşıyalım, carry Gawaine to horse, Atımız Gawaine'i Camelot'a götürecek, ama biz yaya kaldık. Başa gelen çekilir, bir ekran sağa bu sefer yürüyerek devam ediyoruz. Bizi bekleyen cadıyı memnun etmezsek taşa döneceğiz! Ona vermemiz gereken şeyi biliyoruz, give sleeve, Bu büyülü ipek parçası cadıyı Lady Elayne haline dönüştürüyor. Meğerse, Lady Elayne, Black Knight'ın bir büyüsüyle cadı olmuş ve sadece gerçek aşkına verdiği o ipek parçası onu eski haline getirebilirmiş. Koşa koşa aşkını aramaya gidiyor, insanları mutlu etmek ne güzel. Üzerinde durduğu taşın üst bölümünde beliren yazıyı okuyoruz, read runes, Bu bize bir ekran sonra göreceğimiz 5 taş hakkında bilgi veriyor, şimdi devam etmeden bir save yapın. Bu beş taşı geçmek için, her birinin sorduğu toplam 5 bilmeceyi cevaplandırmak lazım. Bilmeceleri şöyle öğrenebiliyoruz, talk to stone. Eğer bir beşli grup bilmeceyi bulamazsanız, bir önceki save'inize dönün ve yeniden gelin, bilmeceler değişecektir. Ben, bu zevkli bilmece çözme işini size havale ediyorum. Beş bilmeceyi de bulunca taşların arasından yürüyoruz; hooop, kaybolduk. Glastonbury Tor'un kalıntıları arasındayız, önce Mad Monk'ı bulalım bakalım, bir ekran aşağı gidiyoruz, ve işte meşhur Mad Monk. Bu ihtiyar bizi kutlayıp, yüzümüzün bilmeceleri geçecek kadar zeka belirtisi göstermediğini söyleyecek, birazdan görür o. Onu sinirlendirelim, ask about grail; bağırıp çağırıp gidecek, onu takip edin. Takip sonucu 3 Mad Monk'la karşı karşıyayız. 2 tanesi illüzyon, ama biri gerçek ve bizi öldürmeye çalışıyor. Kılıcımızı çekelim, F8; daha sonra canlı Mad Monk'ı bulun ve o size üç defa vurmadan önce siz ona üç defa vurun (tabii ki space tuşuyla). Öldürdükten sonra Old Ones belirecek, bu şirin yaratıklara yüzyıllardır uşaklık eden Mad Monk'ı öldürdük, şimdi onları memnun etmezsek biz Mad Monk'ın yerini alacağız! Bunu tabii ki istemiyoruz, tamamlamak gereken kutsal bir görev var, altarın olduğu ekranı kolayca buluyoruz. 5 gümüş para verin, Old Ones çok sevinecekler ve bizi bir anahtarla ödüllendirecekler. Bu anahtarın ne işe yaradığını tahmin edebiliyoruz, kuyunun anahtarı. Kuyunun yanına gidiyoruz; kilidi açalım, unlock lock with key; kapağı kaldıralım, open lid. Belki The Holy Grail buradadır, look for grail. Bulamadık, ama yerine bir crystal heart bulduk ve bu bizim buradan ayrılmamızı engelleyen büyüyü ortadan kaldırdı. Şimdi katırımızın yanına gidip, ekranın altını takip ederek harita ekranına çıkalım. Gideceğimiz yer Ot Moor, burası buzlarla kaplı, bir ekran sağa ve bir ekran yukarı, tamam, yukarı doğru gitmemiz lazım şimdi ama buz tabakasının kırılması işten bile değil.

Burayı geçerken crystal heart da kullanılabiliyor, ama biz gene de kolay olarak sadık karımızın bize verdiği gülü kullanalım, Use rose, The Message of The Rose m “Love is my shield”, Love is my shield, yazınca gül yapraklarına ayrılıyor ve bize yolu gösteriyor. Bize düşen şey 5 ekran boyunca gülü mümkün olduğu kadar yakından takip ederek kapının önüne gelmek. Kapıya doğru yürüyoruz ve kapı açılıyor. İçeride Ice Maiden ve buzdan bir kalıbın içine hapsolmuş Launcelot bizi bekliyor. Gwenhyver yüzünden buz perisinin aşkını reddeden Launcelot, orada hapsolmuş. Önce crystal heart'ı sahibine verelim, give crystal heart to Lady of the Lake. Bize gerekli olan bilgiyi ediniyoruz, Galahad'ı bulmak için Gazza'ya oradan Kudüs'e gideceğiz.

Gazza, bugün halen İsrail işgali altındaki Gazze şehri, tabii o zaman çarpışma yok. İstemeye istemeye de olsa Launcelot'u kurtarmak lazım, kimbilir belki karımız sonradan bu yasak aşktan vazgeçer. Onu kurtarmak için test olmak, yani çiçeklerin dilini konuşmak lazım. Testi kabul ediyoruz, take test. Üzerinde aynı anda bir sürü çiçeğin yetişebildiği garip bir bitki var. Bize soracağı 3 soruyu çiçeklerin dilinde ifade etmemiz lazım. İşte size çiçeklerin dili: almond blossom - umut, aster - sonradan akla gelen fikir, carnation - kalp kırıklığı, chrysanthemum, yellow - küçümsenen aşk, forget-me-not - gerçek aşk, lily, white - saflık, orchid - baştan çıkarma, periwinkle, white - hatıralardaki mutluluklar, scarlet - aşırı müsriflik, sunflower - kibirlilik, tulip, yellow - umutsuz aşk, anemone - solan umutlar, buttercup - çocukluk çılgınları, columbine - ahmaklık, delilik, chrysanthemum, white - gerçek, hyacinth - oyun, spor, lily, yellow - yalan, periwinkle, blue - eski dostluk, Poppy, red - teselli, snowdrop - umut veya teselli, tulip, red - ilan-ı aşk, violet - şehvet. Sizleri fazla uğraştıracağını sanmadığım bu testi geçtikten sonra, Launcelot Camelot'a gidiyor, biz de gölün emin tarafına katırımızın yanına ışınlanıyoruz. Launcelot'un Gwenhyver'in yanına gitmesinden dolayı içiniz buruk olabilir, ama şimdi onları boşverin, halkımızı kurtarmamız lazım; bu kutsal görevi tamamlamak için harita ekranına dönün ve Southampton'a gidin. Burası dünyanın her yerine gidebileceğimiz bir liman, kaptanla konuşun, talk to captain. Fiyatları sorun, ask about price, Gazza yolculuğunun bedeli 3 altın, verin. Zor bir yolculuk geçiriyoruz ve fırtınalar esnasında her şeyimiz kayboluyor (para kesemiz değil!). Limanda, bize rehberlik yapmak isteyen bir çocuk ve bir adam var. Biz çocukla gidelim, follow boy; go with boy, Bu çocuğun ustasına gidiyoruz, bize yiyecek ve içecek bir şeyler ikram ediyor. Şimdi ona tanrıçaları soralım, ask about goddesses. Çizdiği semboller gerçekten önemli, onları bir kağıda geçirin ve odadan çıkın. Gazza'dan Kudüs'e küçük çocukla gideceğimizi sanıyorduk, yanılıyoruz. Küçük çocuk gelmiyor ve tepede limanda reddedilen ısrarcı adamı rehber olarak tutuyoruz, give money. Adam parayı vardıktan sonra da verebileceğimizi söylüyor, artık onu takip ediyoruz. Çöl bu, en çok neyin eksikliği çekilir; tabii ki suyun. Rehber bizi önce suya götüreceğini söylüyor ve birkaç ekran sonra bir akarsu kenarına geliyoruz. Hemen akarsu yanında duran deve iskeleti, katırımızın suya ihtiyacı olduğu halde suyu içmemesi garip. Su zehirli olmalı ve bu rehber bunu bildiği halde bizi buraya getiriyor. Bu art niyetli adamı kılıcımızı çekip kaçıralım. Bir ekran sağa, bir ekran yukarı; ama hızlı, çok susadık. Gördüğümüz bitkiler suyun alameti, hemen aşağı inip su içelim, drink water. Burada suyun içinden sola devam edersek ve gerekli soruları sorarsak Merlin buranın hikayesini bize anlatıyor ve birkaç ekran sonra karanlık bir yerde kafamızı çarpıp ölüyoruz. Burayla uğraşmayalım, şimdi merdivenlerden yukarı ve bu ekranda yukarıya devam ediyoruz. Tehlikeli bir ekrandayız, kılıcı çekip bir save yapın. İşte Kudüs'ün surları ve bir cami kubbesi. Galiba The Holy Grail'e yaklaştık. Şimdi sağ taraftan ilerliyoruz ve hain rehber ortaya çıkıp bize saldırmaya çalışırken ona fırsat vermeden onu öldürüyoruz. Yukarı devam ediyoruz ve buradaki karanlık adamlar etrafımızı çeviriyorlar. Burası Britanya değil, krallığımızın burada bir hükmü yok, adamlara istedikleri 4 bakırı verin. Sol tarafa devam ederek kapının ağzına kadar geldik. İşte burada da biri bizden para istiyor, benim burada kafam bozuldu ve kılıcı çektim, adam korkup kaçtı. Para verince ne oluyor, bilmiyorum. Tamam, etrafı temizledik rahat rahat içeri giriyoruz. İçeri çok rahat girdik, hırsızın teki para kesemizi çarpıp kaçıyor. Boş yere takip etmiyoruz, ekranın solundaki dükkanın sahibi Mohammed ile konuşuyoruz, talk to man. Katırımızı çok beğenmiş, evet; Merlin'in odasındaki yazıyı hatırlıyoruz: Kudüs'te bir katır çok değerlidir. Ona katırı satıyoruz, sell mule. Mohammed bize cebindeki tüm parayı veriyor. Bu şehirde 4 bakır = 4 gümüş, 4 gümüş ile 1 altın yapıyor. Bunu öğrendikten sonra elma satan yaşlı kadını buluyoruz. Onunla konuşalım, talk to woman. Biz 4 altınlık elmayı satın alıyoruz, buy apple. Bu elma sihirli bir elma, elmayı yedikten sonra artık konuştuğumuz herkes bize gerçeği söyleyecek ve sorunlarını anlatacak. Koskoca bir kral olarak görevimiz herkesin problemini halletmek. Güzin Abla'ya taş çıkartırcasına sorunları çözerken yapmamız gereken şeyler şunlar: Sol dükkandaki adamla konuşun, kömür alın; talk to man; buy charcoal; buy herbs. Balıkçıyı bulun, etraftaki dükkanları balık kokusuyla rahatsız etmemesi için bitkileri verin; talk to man; give herbs. Sol dükkandan bir ayna alın; talk to man; buy mirror. Sola gidip Mari'yi çağırın, aynayı verin ki ne kadar güzel olduğunu kendisi de görsün; call Mari; throw mirror to Mari. Mari kendini seyrededursun, halıcıyı bulup Mari'den aldığımız peçeyi ona verip bu çapkın gencin karısıyla arasını düzeltelim; talk to man; give veil to man. Halıcıyı karısıyla rahat bırakıp antikacıyı bulun, konuşup bir relic alın; talk to man; buy relics. Kasapla konuşup, halis kuzu budu alın; talk to man; buy lamb. Tohum satan dükkandan tohum alın; buy grain. Şimdi dilenciye gidip kömürü ona verin; talk to man; give charcoal. Bitkiyi aldığımız adama relic'i verin; give relic. Daha sonra yiyecek satan kadından bir şeyler alıp o zavallı çocuğa verin ve kuzu budunu da kadına verin; give lamb. Kadın çocuğu evlat edinecek, mutlu bir aile saadeti tablosu. Onları rahat bırakıp hancıya gidin ve bitkiyi aldığımız adamın bize verdiği süpürgeyi verin; give broom. Tahtakurularından dolayı mutlu bir geceden sonra Mohammed'i gördüğümüz ekrana gidin, güvercinleri kafesten kaçıran kıza yardım edin; talk to girl; throw grains. Tohumları yiyen güvercinler kafese girecekler ve biz de görevi tamamladık. Elma satan yaşlı kadına gidiyoruz, bizi övüyor ve şimdi köşedeki eve gitmemizi söylüyor. Bu ev, daha önceleri kapısını açamadığımız ve kapıyı çaldığımızda kimsenin cevap vermediği ev. Oraya gidip kapıyı çalıyoruz; knock door. Kapı açılıyor, içeri giriyoruz... Müthiş bir dansöz dans ediyor, mouse'un sağ tuşunu kadının üzerinde klikleyin ve müthiş olup olmadığına siz karar verin. “Kutsal bir görev üzerinde olsak bile, biraz eğlence bizim de hakkımız, teşekkürler Sierra” diyenler maalesef yanılıyor. Israr edenler, save yapıp, Fatima'nın kendini teklif etmesini kabul etsin ve sonucuna katlansın. Biz tabii ki teklifi kabul etmiyoruz ve testi soruyoruz; ask about test. Bizden para kesesini isteyen Fatima'ya veriyoruz; give purse ve köşedeki kapıdan içeri giriyoruz. Önce bir deliği klikliyoruz, Fatima'nın sorduğu sorunun hangi tanrıçayı sorduğunu anlıyoruz, önce tanrıçanın sembolünü sonra da deliği klikliyoruz. Böylece sembol oraya yerleşiyor, doğru cevap verilince test başarıyla tamamlanmış oluyor. İşte size tanrıçalara ait bilgiler: ASTARTE: “bible” kelimesinin geldiği Byblos tanrıçası; the Star, Moon, the Heaveniy Virgin, Queen of The Stars ve of Heaven olarak biliniyor; diğer isimleri Tanit, Ishtar (the star), Astroarche of the Stars ve Attar-Samayin (Morning Star of Heaven); Israelite'ler onuruna şarap ikram edip, kek pişiriyorlar; Kabirleri (shrine) Byblos ve Aphaca'da; King Solomon ona Kudüs'te mabet (sanctuary) yaptırmış; rahibeleri meşhur astrologlar. ATHENE: Greek Goddess; Esasında Libya'lı; Yunan efsanelerinde Zeus'un kafasından vücuda geldiği söyleniyor; sıfatları warrior-goddess, protectress of heroes, patron of architects, sculptors, spinners and weavers, protectress of horses ve counsellor-goddess; baykuş (owl) onun arkadaşı; sülfür (sulphur) onunla anılıyor; Asıl tapınağı “virgin-house” manasına gelen Parthenon. CERES: Roman Goddess; sıfatı Mother of the Harvest; Yunan ismi Demeter'in bakire görünüşü olan Kore; kernel, core, corn kelimeleri isminden geliyor; festivali 19 Nisan'da, ismi Cerelia; çiftçiler onun için ayin düzenliyor; Ceres the Lawgiver; Rahibeleri “Roman legal system” kurulurken katkıda bulunmuş; İ.Ö. 600-2000 yılları arasında “matronae”si Roma'yı yönetmiş. ISIS: Great Goddess of Egypt: Hathor; Giver of Life; The One Who is All; güneşe hayat vermiş; Osiris'e yaptığı gibi, Pharaoh'lar Isis'in onlara ölümsüzlüğü vereceğine inanıyor; bazı Mısırlılar Nil'in taşması sebebi olarak gözyaşlarını gösteriyorlar; the eternal savior of the race of men; oğlu Horus, the Egyptian Divine Child; pastor kelimesi “servant of Isis” demek olan “Pastophori”den geliyor. VENUS: Roman version of Aphrodite; sembolü bitki ve hayvanlarda dişilik; Aşk ve cinsellik ile biliniyor; aynalar onun için kutsal; sabah ve akşam yıldızı onun adıyla anılıyor; kutsal günü Cuma'da inananları balık yiyor; Julius Caesar onuruna altın tapınak yaptırıyor; “alchemy”de sembolü bakıra verilmiş; Mabedi (shrine) Kıbrıs'ta; Lady of Animals; “venison” ise “venus' son” manasında. VESTA: Roman version of the Greek Goddess Hestia; guardian of the innermost things, home and hearth; ismi Sanskritçe bir kelime “vas”tan geliyor; religious fire canlandırmış; religious fire Vestal Virgins olarak bilinen 6 kadın tarafından korunmuş; bu işe giren genç kızlar evlenebilmek için 30 yıl beklemek zorundalar; the fire of her hearth/altar dünyanın merkezi olarak düşünülüyor. Testi başarıyla geçtikten sonra Fatima'yla konuşun; talk to Fatima. Ona hierophant'ı sorun; ask about hierophant. Tarif dilenciye tıpatıp uyuyor, yanına gidiyoruz. Onunla konuşun; talk to hierophant. Bilgileri ve iksiri aldıktan sonra yolu açtırın; open catacombs. İçeri girin. Burası ufak bir labirent, şimdi önce boynunda bir madalyon bulunan mumyanın olduğu ekranı bulun, madalyonu alın; take medallion with sword. Galahad'ı bulun ve o da ne, burada bir fare bizi ısıracak ve Galahad karşımızda bu farelerden dolayı baygın yatıyor. Seçim yapmak zorundayız, iksiri ya biz içeceğiz ya da Galahad'ı kurtarıp biz ölümle burun buruna geleceğiz. İksiri Galahad'a verin; give elixir to Galahad. Bizim daha zamanımız var, ayrıca The Holy Grail'i zamanında bulursak onun iyileştirici etkisinden faydalanacağız. Şimdi tabutun bulunduğu odaya gidin, yaklaşın, kapak açılıp içinden çıkan garip şey yaklaşmanızı söylüyor. Madalyonu almasaydık bizi öldürecekti, ama şimdi bir şey yapamıyor, tabutun içine bakın; look in sarcophagus. Altın elmayı alın; take apple. Afrodit heykelin bulunduğu odaya gidin, heykelin eli boş, elmayı eline koyun; put golden apple in hand. Heykel canlandı, Afrodit bize efsanesi hakkında 6 soru soracak, İşte size Afrodit efsaneleri: APHRODITE AND ADONIS: Adonis çok yakışıklı bir çocuk ve Aphrodite onu çok beğeniyor. Onu, bakması için, daha çocukken Persephone'a veriyor. Persephone da Adonis'e aşık oluyor ve Aphrodite onu almaya geldiği zaman geri vermiyor. Tanrıçaların kavgası Zeus'un Adonis'i yılın yarısında Aphrodite'e, yarısında Persephone'a vermesiyle son buluyor. Ama, Ares, The God of War, Aphrodite'in Adonis'e duyduğu sevgiyi kıskanıyor, kendini domuza dönüştürüyor, Adonis'in ava gitmesini bekliyor ve onu öldürüyor. APHRODITE AND PYGMALION: Pygmalion, Kıbrıs'ta yaşayan bir Aphrodite, tanrısallığını tanımadıkları için Kıbrıs'ta yaşayan kadınlardan memnun değil ve bu kadınların iffet duygularını yok edip onların rastladıkları herkesle beraber olmalarını sağlıyor. Kadınların bu davranışları Pygmalion'u kadınlardan soğutuyor, o da imanla Aphrodite'e ibadet edip heykel yapıyor. Fildişi'nden (ivory) yaptığı bir kadın heykeline aşık oluyor, Aphrodite onun dualarını duyuyor, kabul ediyor. Aphrodite bu heykele can veriyor ve Pygmalion'u böylece ödüllendiriyor. APHRODITE AND HIPPOLYTUS: Hippolytus, her gün savaş arabasıyla (chariot) ava gidiyor ve King Theseus'un oğlu. Aphrodite, yakışıklılığına vuruluyor, fakat diğer bütün kadınları reddettiği gibi Hippolytus onun aşkını da reddediyor. Kızgın Aphrodite, üvey annesi Phaedra'nın da Hippolytus'a aşık olmasını sağlıyor, ama o da reddediliyor. Phaedra, King Theseus'u, Hippolytus'un ona tecavüz ettiğine inandırıyor ve King Theseus öç alması için Poseidon'u (sea-god) çağırıyor. Hippolytus, savaş arabasını Saronic Gulf'a sürdüğünde, atları ürkütmek için dalgalardan oluşan bir kızgın boğayı üzerine yolluyor. Atlar paniğe kapılıyor ve Hippolytus savaş arabasının arkasında sürüklenerek ölüyor. 6 doğru cevaptan sonra heykel bize bir güvercin (dove) veriyor ve catacombs'dan çıkmak için yolları söylüyor: batı, doğu, güney, doğu, güney, kuzey. Lodestone'un yardımıyla yolu bulun ve arenaya çıkın. Bir-iki tur atın ve Saracen ortaya çıksın. Saracen'in size verdiği miğferi giyin; wear helmet. Saracen'i öldürmemiz dövüş esnasında kullanılacak tuşlar:

Soldaki savaşçı için:

7- üstten büyük darbe, 8- kalkan üste, 9- üstten normal darbe, 4- geri çekilme, 5- kalkan ortada, 6- ortadan normal darbe, 1- alttan büyük darbe, 2- kalkan altta, 3- alttan normal darbe. Sağdaki savaşçı için şöyle oluyor: 7 ile 9, 6, 1 ile 3 yer değiştiriyor. Dövüş esnasında tuşlara rastgele basmanın yararı yok, dinlene dinlene dövüşün. Saracen'i öldürünce, güvercini kullanın; use dove, Takip edin, Aphrodite'in ruhuna dönüşsün, bize arenada uğurlu rakamı kadar dönmemizi söylüyor. Sağdan başlayarak 6 yer sayıyoruz, burada 3. sütunu itiyoruz; move pillar. The Holy Grail'i alın, sizi iyileştirecek ama nereden çıktığı bilinmeyen bir hırsız onu çalıyor, takip edin. İpe tırmanırken ip kopuyor, onu öldürmeyin, bizi bıçaklamaya çalışacak, ona hak ettiğini The Holy Grail veriyor. Görüyorsunuz ve artık sizi uğraştırmayan The Holy Grail sizi Camelot'a gönderiyor. Onun kutsal gücü sayesinde halkımız ve topraklarımız üzerindeki lanet kalkıyor. Başardık, görev tamam. Bütün güzelliklere rağmen güzel karımız Gwenhyver'ın en güzel hisleri Launcelot'a, değişen bir şey yok. Bu da doğal, her şey Türk filmlerindeki gibi değil. Sonuç olarak, bence, bu güzel Sierra adventure'ını kaçırmayın.

HÜSEYİN YEŞİLBAŞ

Selam oyun ustaları! Bu ay da pastacı amcayı yordunuz. Oldukça çok sayıda mektup aldım. Neyse artık mutluyum. Bu ay köşemiz biraz simulasyon ağırlıklı. İlk önce F-19'un tuşlarını yazalım.

F-19 STEALTH FIGHTER En son simulasyonlardan olan F-19 oldukça gerçekçi. F-19 aslında projenin başından beri F-117 olarak tasarlanmıştı. F-19 ise sadece söylentiydi. Oyundaki F-19 hayali bir uçak. Bu uçağın gerçek adı F-117'dir. Proje gizli olmasına rağmen oyundaki uçak gerçeğine oldukça yakın. Şimdi tuşlara geçelim.

— Maximum güç. SH & '-' — Minimum güç. — Güç arttırma. SH & '-' — Güç azaltma. “6” — Tekerlekler. “9” — Flaps aç-kapa (Hava freni). “0” — Tekerlek freni. ENTER — Otopilot; Navigation map'teki ilk anahtar noktaya. SH & “F1” — Slot view. SH & “F2” — Chase plane. SH & “F3” — Side view. SH & “F4” — Fırlatılan missile'i takip etme. SH & “F6” — Tacti view (Düşmanın görünüşü). SH & “F7” — Invers view (Uçağımızın düşmandan görünüşü). SH & “9” — Önü görmek. SH & “8” — Arkayı görmek. “4” — Solu görmek. SH & “M” — Sağı görmek. “+” — Zoom (görüntüde veya haritada). “-” — Uzaklaşma. “K” — Görüş açısını büyültmek küçültmek. “F1” — Cockpit görünüşü. “F2” — HUD modu (Head Up Display). “F3” — CRT haritaları. “F4” — Data (kameradaki hedef hakkında ayrıntılı bilgi). “F8” — Silah durumu. “F9” — Hasar raporu. “F9” — ILS açıp kapama. “F10” — Görevlere bakmak.

SH & “E” — Eject. INS (Inertial Navigation System-Uçuş haritası)

“F7” — Waypoint seçme (rota). “F8” — Waypoint'leri resetlemek. “7” — Bir önceki Waypoint'i Seçmek/Değiştirme (numeric keypad). “2” — Sondaki Waypoint'i Seçme/Değiştirme (numeric keypad). “8” — Waypoint'i yukarı hareket ettirme

(numeric keypad).

“2” — Waypoint'i aşağı hareket ettirme (numeric keypad). “4” — Waypoint'i sola hareket ettirme (numeric keypad). “6” — Waypoint'i sağa hareket ettirme

(numeric keypad)

CAMERA TRACKING

1 — Ön kamera görüntüsü. 2 — Arka kamera görüntüsü.

&m?

4 — Sol kamera görüntüsü. 5 — Sağ kamera görüntüsü. 6 — Kamerada hedef seçme. 7 — Yeni hedef seçme (Sadece ön kamerada). ARMAMENTS — Silah durumu. Space bar — Silah seçme. 8 — Silah kapılarını açıp kapama. Return Key — Aktif silahı ateşleme (veya sağ mouse button). Joystick fire — Makineli tüfek ateşleme (backspace key veya sol mouse button).

DEFENCES 1 — Flare (yazı klavyesinden). 2 — Chaff (yazı klavyesinden). 3 — IR yanıltıcı (yazı klavyesinden). 4 — ECM (Radar sinyal karıştırıcı-yazı klavyesinden).

5 — Decoy. Missile şaşırtmak için sahte hedef (yazı klavyesinden).

SIMULATION CONTROLS

ALT & ALT &

P — Pause. B — “Boss” moduna geçiş. Bu mod; Eğer oyunu işyerinden oynuyorsanız, içeri patron girdiğinde simulation ekranını ortadan kaldırır. He he!, ALT & T — Malzemeleri tazeler (Sadece Trainer modda). ALT & V — Görevi trainer'a çevirir.

KEYBOARD CONTROL STICK ADJUST KEY

(86) |

F1 — Tuşa basıldığında fazla hareket için. F2 — Tuşa basıldığında normal hareket için. F3 — Tuşa basıldığında az hareket için.

VOLUME ADJUST (4 Ses seviyesi) Alt & V

Seviye 3 — Bütün sesler. Seviye 2 — Motor sesi hariç bütün sesler aktif. Seviye 1 — Sadece ateşleme ve patlama sesleri (alarm sesi yok). Seviye 0 — Sesler kapalı.

»N | ll

DETAIL ADJUST (2 Seviye) Alt & D

D1 — Taktik ve kamera görüntülerinde max. detay. D2 — Taktik ve kamera görüntülerinde normal detay.

Şimdi sıra COMMODORE 64 tiyolarında. Aşağıdaki

Seviye |

Seviye 0 ipuçlarını gönderen arkadaşımın adı VOLKAN AKSU. Kendisine ipuçları için teşekkür ederim. YIE AR KUNG FU: Çaprazdan öne düşen ve joystick'inizi aşağıya çekip auto-fire'ı açın. Böylelikle bütün rakiplerinizi dövebilirsiniz. ROLLING THUNDER: Oyunun ilk ekranında F1, F5 ve F7'ye basın. STARWARS: Ölüm yıldızına girdiğinizde hep sola ilerleyin. 11: Oyun başlayınca boşluk tuşuna basarak ekranı siyahtan griye çevirirseniz sonsuz hakkınız olur. Diğer ekranlara geçmek için kayalar önünde bulunan silahlıkların önüne gelin ve boşluğa basın. PROHIBITION: Bir düşmanı vurunca artı işaretini kımıldatmazsanız bir sonraki düşman artı işaretine çok yakın bir yerde çıkar. FOX FIGHTS BACK: Oyun esnasında F1 tuşuyla müzik ve ses efektlerini kapatabilirsiniz. IMPOSSIBLE MISSION: RESTORFP tuşuna basarak oyuna başka bir platformdan başlayabilirsiniz. RAID OVER MOSCOW: Raid over Moscow yazısı çıkınca bir dakika kadar bekleyin. Oyun kendi kendine bütün bölümleri oynamaya başlar. İstediğiniz bölüme gelince oyuna başlayabilirsiniz. Ankara'dan BORA UĞURLU arkadaşım aylardan beri ipucu! ipucu! yakarışlarıma kalbinin dayanamaması sebebiyle aşağıdaki ipuçlarını göndermiş. Kendisine teşekkür ederim. Eğer bilgisayarınız AMIGA ise bana yazın. Sizden bana yardımcı olmanızı isteyeceğim.

QUESTRON 11: Kolay para için kumar oynayın. Ama, altınınız 65536 olunca daha fazla artmaz. Şehirlerin dışındayken birisi size bir şey satmak isterse, çok zor durumda olmadıkça ve yeteri kadar paranız varsa alabilirsiniz. Sık sık kalede (castle) büyücüyü ziyaret edin, faydasını göreceksiniz. Land of the Sorcerer's'a gemi ile gidebilirsiniz. Dungeon'larda bir dönemekten sonra ilerlemeden önce examine yapın, yoksa bubi tuzaklarından birine yakalanıp çok değerli zırhınızı kaybedebilirsiniz. Gemiden en kısa zamanda eğitilmiş kartal'a terfi etmeye bakın. Biraz pahalıya patlar ama yaratıklardan kurtulabilirsiniz. PIPEMANIA: Dördüncü ve sekizinci leveller için password'lar sırasıyla ve GRIN'dir. BATTLE TECH: Son training mission'da CHEME-LON'u seçin. Robotu Jenner'lardan (kurita mech'leri) kaçırın. Artık robot sizin. Large laser'i arka arkaya kullanmayın, robot ısınırsa çok zor durumda kalabilirsiniz. Savaş ve pilotlukla ilgili training mission'larda, görev bitmeden yenildikten sonra tekrar deneyin. Her görevi 5-6 kez tekrarlayın. Bol bol hareket edin. Bu Gunnery, Piloting ve Tech yeteneklerinizin excellent olmasını sağlar. Starport'ta önce elbiselerinizi değiştirin. Kutlama gecesine katılın ve yeni bir karakter size katılır. Kurita askerlerinin saldırısına uğrayınca kaçabilirsiniz (free). Paranızı Defhes'e yatırın. En istikrarlısı bu. Üçüncü pilotunuzu starport'un doğusundaki şehirdeki jail'de bulabilirsiniz. Yalnız üçüncü robotunuzu nerede bulacağınızı bilmiyorsanız, ARENA'yı deneyin. IRONLORD: Halkın yardımını almak için önce onların gönlünü almalısınız. Örneğin zavallı nebatatçıya kupayı verebilirsiniz. (Kupayı daha kazanamadınız mı? Çok ayıp!) Kupayı ona verince size çok teşekkür edecek ve size şifalı ot satacaktır. Bunları duellodan sonra kullanacaksınız. Ama daha önce şifalı otları keşiş'e (mong) vermelisiniz. Bunun içinde önünüzdeki şehirde dövüşmemelisiniz. Yoksa şifalı ot yaralarınız için kullanılır. Keşiş'e verince o da hancının içki yasağını kaldıracaktır. Hancı da çiftçiye borcunu ödeyecektir. Böylece hepsi de sizden yana olacaklardır. Zor oyunda, iki zarın toplamı 7 olursa tüm parayı alırsınız, 7'den küçükse paranızı kaybedersiniz. Bu tiyolar COMMODORE 64'çü arkadaşları sevindirmiştir. Şimdi ise AMIGA tiyoları. NINJA WARRIORS: Makineli tüfekçiyi vurup tankı bir türlü geçemiyorsanız (tabii ki bu sizin için geçerli değil) tank çıkar çıkmaz üstüne atlayın ve daima kulenin yanında kalmaya özen gösterin. Bir süre sonra tank sizi bırakıp gidecektir. Yine ara sıra çıkan kılıçlı samurayları geçmenin en kısa yolu hemen üzerlerine giderek onları ekran dışına itip orada öldürmektir. Bu sayede fazla enerji kaybetmezsiniz. Oyuna başladığınızda CAPS LOCK'a basarak CHEDDAR yazıp tekrar CAPS LOCK'a basın. Böylece sonsuz hakka sahip olursunuz. STUNT CAR RACER: Boşluk çubuğuna bastığınızda turbolar geriye doğru çalışır. Bunu rampaları atlamak için yeterli hız alamadığınızda geriye giderek tekrar atlamak için kullanabilirsiniz. SIMCITY: Mümkün olduğunca gereksiz yol yapmayın. Ayrıca polis ve itfaiye merkezlerini de dikkatli yerleştirin. Fazla kurmaya gayret gösterin. Çünkü tüm bunlar vergi olarak sizden kesilecektir. BEACH VOLLEY: Oyunda bölüm atlamak için oyuna

WA

4,

Fe

HD da DADYBRACE yazıp F1 tuşuna basın. SHADOW WARRIORS: Oyunu oynarken HELP tuşuna basarsanız bir kademe geçersiniz. Ayrıca numerik klavyeden INS tuşuna basarsanız düşmanlar bir süre kayboluyorlar. SHINOBI: Oyunu üç kredi ile bitirmek oldukça zor. Bunun için oyun sırasında oyunu dondurun. F10'a basın sonra yazın böylece 99 krediniz olur. Haydi SHINOBI bitirmeye. SWORD OF SODAN: Eski ama mükemmel oyun SWORD OF SODAN'ı hâlâ bitiremediyseniz işte size bitirmek için bir tiyo. Skor tablosuna adınız yerine bir de RAD yazın bakalım. TV SPORT NBA'yı yakından tanıyanlar ve TV SPORTS'da bir sezonu oynamış olanlar bunu bilir. Detroit Pistons, Chicago Bulls gibi takımlar son sıralarda oynarken New Jersey, Sacramento gibi takımlar şampiyon oluyorlar. Bunu nasıl önleyebiliriz? Güçlü takımların Quickness ve Jumpinglerini 5 veya 6 düzeyinde tutarsak, o tür takımları şampiyon yapabiliriz. Zayıf takımların Quickness ve Jumpinglerini 3 veya 2 düzeyinde tutarsak, o takımların maç kazanmaları zorlaşır. Maçın bitiminde 2 ya da 3 saniye var. Siz daha kendi yarınızdasınız ve tam orta sahada ilerlerken düdük çalıp devre bitiyor. Bu duruma herkes rastlamıştır. İşte çaresi! Tam orta sahaya ayak bastığınız anda TIME-OUT alın. TIME-OUT'tan sonra maç bilgisayarın sahasında oyuna sokulacak. Eğer ustaysanız son 1-2 saniyede basket atabilirsiniz.

Rakip takımın pivotu ya da özellikle Cinaware'in pivotu uzaydan gelmiş zannedebilirsiniz. Defansta çaresiz kalmamak için Rakip takımın en iyi elemanını (skor açısından, sayı ortalaması vs.) 2 veya 3 kişi ile tutarsanız, o kişi oyunda aktif olamaz. Mola menüsünde oyuncunun altında rakip takımdan bir oyuncunun adı yazar. İşte adı yazılan oyuncu o oyuncuyu tutacaktır. Başka bir oyuncunun üstüne getirin. Topu (yani oyuncu değiştirirken kullandığınız topu) 4 rakip takımın ilk beşine getirin. Ortadaki en tehlikeli oyuncunun üstüne getirip klik yapın. O kişinin artık iki kişi ile tutulduğunu göreceksiniz. F DIRECTOR Sonsuz paraya sahip olmak için bütün hisseleri satın ve SAVE edin. Sonsuz paraya sahip olursunuz. Bu tiyo hem COMMODORE 64'de hem de AMIGA'da çalışıyor. KICK OFF 1: Lig oynayacaksınız Rusları seçin. Rusların kalecisi çok iyi. Neredeyse hiç gol yemiyor. Bu sayede şampiyon olmanız kolaylaşır. MIDNIGHT RESISTANCE: Oyunu pause yapıp ITSEASYWHENYOUKNOWHOW yazıp P'ye tekrar basarsanız 5 krediniz oluyor. POPULOUS: Sağ taraftaki dünya ikonuna basın, sonra buradan EVIL'i seçin. Şimdi OK ile buradan çıkıp. Dünya ikonundan GOOD'u seçin. Bu yaptıklarınızdan sonra düşmanınızın hızı ve çoğalması tamamen yavaşlatılmıştır. Ayrıca karayı yükseltip alçaltması deprem gibi güçlerini kullanması engellenmiş olur. ÇAĞATAY BENNÜR, SERHAN CERAN, OLİVER DEMİR, CENGİZ ÖNAL, ARDA KARADUMAN VE EMRE gönderdikleri tiyolar ve mektupları için çok teşekkür ederim. Şimdi sıra bazı cevaplara geldi. İlk cevabınız ONUR Warewolf?? MALKOÇ için. Oldukça uzun yazdığınız mektubunuz için teşekkürler ederim. Gönderdiğiniz açıklamalar için teşekkür ederim, Ama maalesef yazdığınız oyunlar başka dergilerde daha önce ve geniş olarak açıklandı. Bu sebeple gönderdiklerinizi yayınlayamıyoruz. Oyun açıklamalarının yerine ipuçları gönderirseniz bizi daha çok sevindirirsiniz. Çünkü yazar arkadaşlar Türkiye'ye gelen oyunları en kısa sürede temin edip yazıyorlar. Selamlarınız yerlerine iletildi. Size de selamlar. Yeni mektuplarınızı bekliyorum. Daha öncede belirttiğim gibi. Lütfen gönderdiğiniz tiyoları hangi bilgisayar için olduğunu belirtin. Evet şimdi sıra bu ayın en kötüleri. 1) BALLS & PIPES 2) FINAL DAY 3) MIG 29 4) CARS Bu ayın en iyileri. 1) KICK OFF FINAL WHISTLE 2) LEMMINGS 3) LORNA 4) A-10 TANK KILLER 5) MEBULES 11 6) F-19 STEALTH

Bu ay mektupları ile bana yardımcı olan arkadaşlar M. FATİH USLU, HAKAN KANTAŞ (nerelerdesin?), SONER HANOĞLU, GÖRKEM ÖZBEK ve bazı isim yazmayan arkadaşlar. Mektuplarınız için teşekkür ederim. Maalesef yine yazımıza son vermek zorundayız! İlginç eleştiri ve mektuplarınızı bekliyorum. Gelecek ay görüşmek üzere hoşçakalın...

Evet, kısa bir aradan sonra beş yaşımızı doldurmuş olarak sizlerle birlikteyiz. Bu ay çok fazla mektup aldığımız ve pek yerimiz olmadığı için bunların sadece bir kısmını cevaplayabildik. Ayrıca döküm de yayınlanan programları elde etmek isteyen arkadaşlar için toplu bir cevap yazıyorum; istediğiniz programların listesi ile birlikte bir boş kaset veya disket ve 4.000 TL'lik posta pulunu dergimizin (Commodore Dergisi, Sakız Sok. 6/4 Kadıköy-İSTANBUL) adresine yollamanız yeterli. Listenizdeki programlardan (sadece döküm eki programları, lütfen oyun programı istemeyiniz!) elimizde bulunanları size geri postalayacağız. Nice Commodore'lu yıllara...

500-2000

Sayın Commodore yetkilileri, Derginizi uzunca bir süredir devamlı olarak almaktayım. Çabalarınızdan dolayı sizlere teşekkür ederim. Sorularıma gelince; — Amiga 500'de kullanılan programlar (oyunlar vs.) Amiga 2000'de de aynen kullanılır mı? Kullanılırsa herhangi bir değişiklik olur mu? — Amiga 500'e takılabilen A590 20MB hard disk sürücü Amiga 2000'e de takılabilir mi? — Amiga 2000'in Amiga 500'e göre farkları nelerdir? — Şimdiden teşekkür eder, başarılar dilerim. Sahap İSBİR-ESKİŞEHİR

Sayın Şahap İSBİR, Sanırım bir bilgisayar seçimi yapmanız gerekiyor. Sorularınızdan bu anlamı çıkardım. Cevaplarına gelince;

— A500'ün programları tamamıyla (hiç fark yaratmadan) A2000'de de çalışır. — Maalesef A590-A2000'e takılamaz, çünkü A590 Amiga 500'ün solundaki porta girip bilgisayarın bir parçası olacak biçimde tasarlanmış bir alettir. Oysa A2000'de aynı port bilgisayarın arkasında ve dikey olarak bulunur. Fakat A2000'in kasasının içinde Hard disk sürücülerinin takılabileceği boş bağlantı portları bulunmaktadır. Ayrıca daha yüksek kapasiteli hard disk sürücüleri mevcuttur.

— Amiga 2000'in en büyük özelliği daha derli toplu olması ve her türlü genişlemeye daha açık olmasıdır. Yeni disk sürücüleri için, hard disk ve daha birçok şey için içinde boş yer bulundurması ve sadece bir tek kart ile PC uyumlu çalışabilmesi büyük bir avantajdır. Daha etraflı bilgi için TELETEKNİK yetkili satıcılarına başvurunuz.

İki Soru

Sayın Commodore Dergisi Yetkilileri,

Derginizi severek ve beğenerek okuyorum. Size iki sorum var: — Commodore 64'ün 256 KB'a kadar genişlediğini duydum. Ayrıca elime geçen bir kaynakta bunu sağlayan bir kartuş gördüm. Acaba bu ne derece doğru? — Derginizde bulunan tanıtım köşesinde acaba bizim tanıtımlarımızda yer alabilir mi? Saygılarımla, Sinan ACIÖZ

Sayın Sinan ACIÖZ İlginize teşekkürler, sorularınıza gelince; Commodore 64 bilgisayarının hafızasını ve hatta 512 KB'a kadar yükselten donanımlar mevcut fakat maalesef ülkemizdeki satıcı firmalar bunlarla pek ilgilenmiyorlar. Bu kartuşları elde etmenin tek yolu dış ülkenin birinden getirmek, ki bu da oldukça zor. Yine de bilginiz olsun istedik. Tanıtım köşesinde yazılarınızın yayınlanmasını biz de istiyoruz, yalnız bu oyunların açıklamaları ya da Türkçe karakterli bir editör ile ya da daktilo ile yazılmış olması ve açıklama ile birlikte oyunların da (resimlerinin çekilebilmesi için) ilgileniyorsanız gerekenleri adresimize postalayın ya da İstanbul'da oturuyorsanız bizzat gelerek bize bırakın. Açıklamanız yayınlanırsa, ücretiniz size iletilecektir. Ayrıca disketiniz de size iade edilir. Tanıtımınızı dört gözle bekliyoruz.

6 yıl sonra GEOS

Sayın Commodore dergisi yayıncıları, Öncelikle faaliyetleriniz ve takdirle karşıladığım çabalarınız için teşekkür etmek istiyorum. Çabalarınız diyorum çünkü Commodore'cuların 64 ile olan ilgilerini oyun oynamaktan daha ileri götürebileceklerini ve bunu da GEOS gibi bir yazılımla yapabileceklerini biliyorum. Fakat nedense bu programa Türkiye'de ulaşmak, yaşadığım kadarıyla, pek mümkün değil. Sizden dileğim, böyle bir programa meşru yollardan ulaşımı, 6 sene gecikmeli de olsa, mümkün kılacak mekanizmaların harekete geçirilmesinde etken olmanızdır. Ayrıca bu vesile ile aylardır sürdürdüğünüz GEOS yazı dizisi için derginize ve hazırlayanlara teşekkür etmek istiyorum. — GEOS'u daha verimli kullanabilmek için bir 1764 sahibi olmak istiyor fakat nereden temin edebileceğimi bilmiyorum. — Desktop 1.5 vers.'de yer alan Text-MANAGER'ı rahatça kullanabiliyorum fakat iş PhotoMANAGER'a gelince bu programın yalnızca C-128 bilgisayarlarında kullanabileceğimi belirten bir mesajla karşılaşıyorum. Oysa disketin üzerinde 64 için olduğu yazıyor. Bu durumda ne yapabilirim. — GEOS'un geofile, geocalc ve diğer programlarını software satışı yapan şirketlerde bulamıyorum, bunları nereden alabilirim? Yardımlarınız için şimdiden teşekkürler. Saygılarımla

Mustafa KILIÇ

Sayın Mustafa KILIÇ Değindiğiniz konular gerçekten de can alıcı noktaları temsil ediyor. Açıkçası aynı problemleri biz yazarlar da yaşıyoruz. GEOS, gerçekten 64 gibi bir bilgisayar için çok gelişmiş bir program fakat maalesef Türkiye'de değeri ne kullanıcılar ne de satıcılar tarafından fark edilmedi. Bu konuda çalışan çok küçük bir azınlık var ve tüm iş kendilerine kalıyor (bizler gibi). Tüm sorunlarınızı biz de yaşadık ve hala yaşıyoruz. Bütün sorularınızın tek yanıtı var o da gerekli softhardware'i kendiniz temin etmek zorundasınız. Bunu söylemek gerçekten de çok üzücü. PhotoMANAGER'a gelince, doğrusunu isterseniz biz de böyle bir problemle karşılaşmadık. Sanırım disketiniz firma tarafından hazırlanırken bir karışıklıkla karşı karşıya kalmış. Yapabileceğiniz tek şey yeni bir edinmek. Bunu biz size sağlayabiliriz ancak derginin adresine boş bir ya da iki disket ve size geri postalayabilmemiz için 4.000 TL.'lik posta pulu koymanız gerekiyor. Ayrıca döküm ekinde yayınlanan diğer programları da aynı şekilde elde edebilirsiniz. Bizim elimizden gelen bu kadar. Umarız yakın bir zamanda aradıklarınıza kavuşursunuz. Bize de yollamayı ihmal etmeyin ama.

Döküm Eki

Programları

SAYIN Yetkili, Commodore Dergisi eki olarak çıkmış olan “Program Döküm Eki 54'teki “Teşhis-Tedavi Programı”nın diskete geçirilmiş olarak satılıp satılmadığını öğrenmek istiyorum. Bu hususta bana bilgi verir ve yardımcı olursanız çok mutlu olacağım. Commodore Dergisi'ne başarı dileklerimle ve saygılarımla...

SELMAN R. KINACI

SAYIN Selman Kınacı, Dergimizde yayınlanan tüm programları adresimizden temin etmeniz mümkün. Bunun için programın çekilmesini istediğiniz boş kaset ya da disketi ve yeterli posta pulunu derginin baş sayfasındaki adrese yollamanız gerekmektedir.

—o A e LA

| BD. o # o | | : a v. ” Via | | ye | ” A | 2 P | | ” g it | | — | ( a. | | | am. SS > iŞ | BD "A. | “ kd | VE 4 İL mu m Pe AB | A | Rv | # / |

) V a b

Beşinci yaşımızı kutlarken, elinizde tuttuğunuz derginizin size gelene kadar hangi aşamalardan geçtiğini ve karşılaştığı zorlukları yazmak istedik. İşte bu yazıda, sevabıyla günahıyla, erken çıkması geç kalmasıyla, bir dergiyi adım adım takip edeceksiniz.

Şu anda elinizde tuttuğunuz Commodore Dergisi'nin 61. sayısı, beş yıldır süregelen bir çalışmanın eriştiği noktadır. Yazılarımız, oyun açıklamalarımız, program dökümlerimiz ve en son olarak da Abur Cubur'larımızla sizlere ulaşmaya çalıştığımız bu dergi acaba sizin elinize gelene kadar nerelerden geçiyor? Ne zorluklar atlatıyor? İşte bu yazıda, sevabıyla günahıyla, erken çıkması geç kalmasıyla, bir derginin elinize kadar nasıl ulaştığını anlatacağız.

Bir önceki sayının tüm çalışmaları bitmeden bir sonraki sayıya başladığımız zamanlar olsa da genellikle yeni sayının çalışmaları ay başında başlar. Aslında yazıların nasıl seçildiğini anlatmadan önce dergiye değişik bir açıdan yaklaşmanız gerektiğini anlatmalıyız. Sizin gözünüzde dergi sanırız ki tanıtımlar, programlar ve diğer yazılar gibi birkaç bölüme ayrılır. Biz bundan ilerisine de bakarak hangi sayfalarda renkli, hangi sayfalarda siyah beyaz resimli yazılar olacağını da düşünmek zorundayız. Dikkat ettiyseniz dergideki sürekli yazılar -GEOS, Makina Dilinin Püf Noktaları gibi- genellikle siyah beyaz olur. Bunun nedeni fazla görsel malzemeye ihtiyaç duyulmamasıdır. Oysa tanıtımlar ve İçindekiler'de Toplum başlığı altındaki yazılar renklidir. Konu yazarlarımız da kendilerini bu düzene göre ayarlarlar. Yazı getirecekleri zaman, ki bu çoğu zaman çeviri olur, renkli sayfalar için veya siyah beyaz sayfalar için yazılar istenir onlardan. Aslında tanıtım yazılarını yazan arkadaşlarımızla çok iyi anlaşırız. “Tamam abi, yarın dört tane oyun getiricem” dedikten sonra bir hafta ortalıkta görünmeyen arkadaşlarımızı enselemek için av partileri düzenlenir. Her gün beş defa evinden ve bulunabileceği altı değişik yerden aranan arkadaşımız bir hafta sonra dergiye geldiğinde üzerine bizlerin altından bağırır: “Ne oluyor yahu? Biraz geciktik işte!” Her ne kadar yazıları geç getirseler de bu bazen işe yarar; bazı sayfalar boş kalmıştır ve yazı gerekmektedir.

Örneğin bu sayımızı hazırlarken, hatta bu yazı yazılırken reklam sorumlusu arkadaşımız arayıp, “Çocuklar hasta olduğum için çalışamamıştım, bu yüzden dergide sadece on sayfalık reklam var.” deyince kafamızdan aşağı kaynar sular boşaldı. Açığı kapatmak için tabii ki yazı yazılması gerekiyordu. Panik içinde klavyelerin başına oturup hazır yazıları uzatmaya ve yeni yazılar yazmaya koyulduk. Sonucunu görüyorsunuz; çaktırmadan buraya iki paragraf sıkıştırdık. Tanıtım bölümüne oyun yazan arkadaşlarımız ise oyunları kendileri sağlarlar ve istedikleri şekilde açıklarlar. Aslında bizim amacımız oyunların tam çözümünü vermeden tanıtımını yapmak ise de özellikle macera peşinde bölümündeki oyunların tam açıklaması verilebilir. Bazen de oyunun haritaları Tiyolar ve Tuzaklar adlı köşede yayımlanır.

Yazarlarımız yazıları bilgisayarlarında yazıp bize bir disket üzerinde dosya halinde getirirler. Yazı işlerinin belli bir standarda bağlanmış olması, yazıların kontrol edilmesi ve yazıcıdan çıktı alınmasında kolaylıklar sağlar. Örneğin Makina Dilinin Püf Noktaları Köşesi'nde sizlere intro yapmayı öğreten Vedat Hallaç arkadaşımız ayın 15'ine doğru panik içinde dergiye gelir ve bu ay ne anlatacağını düşünmeye başlar. Dört saat kadar ortalıkta dolaştıktan sonra bulduğu fi-

kirle hemen yazıya girişemez çünkü ortalıkta program yoktur. Akşama doğru Commodore 64'ün başına oturup programını yazmaya koyulduğu sırada onun bulunduğu odadan homurtular işitir, yaptığı program çalışmamaktadır. Programı bitirdikten sonra ise yazıyı yazmaya girişir. Yazının ortalarına doğru kafası iyice karışmıştır artık, çevresine boş boş bakmakta anlamsız sözler mırıldanmaktadır. Yazısı belki o gün biter ama Vedat'ın da pek hali kalmamıştır. Aslında yazılar, ayın onundan önce yayın kuruluna gelmelidir(?). Burada hataları düzeltilen yazılar uygun görsel malzemelerle birlikte Cağaloğlu'na gider. Aslında gidilen yer derginin teknik işlerinin yapıldığı Perka'dır. “Cağaloğlu” ise yayın jargonunda tüm yayınevlerinin bulunduğu semti temsil eder. Perka'daki arkadaşlarımız, bizim onlara yazıcıdan alıp götürdüğümüz bilgisayar çıktılarını kendi dizgi makinalarında tekrar dizerler. Bu dizgiden sonra yine bizlerden biri giderek yazılan yazıları okur ve gerekiyorsa düzeltmeleri yapar. Sayfa düzenleri de yine burada yapılır. Dizgiden çıkan yazılar kontrol edildikten sonra sayfalara yapıştırılır. Bu esnada yazılar, resimlerin gireceği yerler boş bırakılacak şekilde ayarlanır ve daha sonra bizim önceden seçtiğimiz görsel malzemeler buralarda kullanılır. Tabii görsel malzemelerimiz genelde karmaşık olduğu için teknik serviste ters yerleştirilebilir. Veya montaja giden bazı başlıkların karıştığı da olur. Örneğin geçen sayılarımızdan birindeki okur mektuplarının başlığında disk yiyen bir adam vardı. Şimdi “Kim ola ki?” diyeceksiniz, aslında o Abur Cubur'un başlığındaki karakterimizdir. Derginin diğer bölümleri de en az kendisi kadar zahmet vericidir. Örneğin Program Döküm Eki'nde veriler okuyucularımızdan gelir. Ama diyelim bir ay yeterince program gelmedi; yandığımızın resmidir. Yayınlanacak programlar genelde sadece C 64 BASIC V2 için yazılmıştır. Ama zaman zaman da olsa yan ürünlere yönelik (örneğin Simons'Basic) programlar da dergimizde yer alabilir. İkinci ekimiz olan Amiga Bülten'inde ise Amiga temelli programları tanıtmaya ve uygulamalardan örnekler vermeye çalışıyoruz. Yazılan yazılar genelde çeviri olduğu için en büyük sorunları burada yaşıyoruz.

Örneğin bir uygulamayı anlatan güzel bir yazı bulundu, iyi ama bu programlar ülkemizde bulunmuyor ki. O zaman başka bir yazı yazma yoluna gidiyoruz. Bu arada AMIGA Bülte-.

ni'nin tüm dizgi işlemleri ve sayfa düzeni AMIGA kullanılarak büroda yapılır. Aslında en çok zorluk çektiğimiz zamanlar ay sonları. Dergi yetişti, yetişmedi derken dergimizi bazen geç de olsa elinize ulaştırmak için en çok ay sonlarında uğraşıyoruz. Her şeyin üst üste geldiği zamanlar ise bizim için dayanılmaz oluyor. Buna örnek olarak bu sayımızı verebiliriz. Hatırlayacağınız gibi geçen ayın başlarında Teletekniğin geleneksel Commodore Show'u İstanbul'da yapıldı ve dört gün sürmesi gerekirken, yoğun kar yüzünden altı güne uzatıldı. Bütün gününü orada geçirmek zorunda kalan yazarlarımızın çoğu bu ay için ge-

rektiği kadar yazıyı hazırlayamadılar. Basılmak üzere ayrılan programlar genel-

Tabii bu bize de yansıdı ve erken çıkarmayı tasarladığımız halde maalesef istediğimiz sonucu alamadık. Böyle zamanlarda oldukça koşturmacalı geçen günlerin ve uykusuz gecelerin ardından ekranlara bakmaktan ağrımaya başlayan gözlerimizle ve klavyenin tuşlarına bir kez dahi dokunmak istemeyen ama bunu yapmak zorunda olduklarını bilen parmaklarımızla, bir sonraki sayının çalışmalarına girişiriz. Zamanında elinizde olmasını hepimizin istediği dergimiz için gereken çalışmalar oldukça yorucudur. Ama yorucu olduğu kadar da eğlenceli ve zevk vericidir.

Bu satırları okuduktan sonra mutlaka “madem bu kadar zor ve yorucu, neden hâlâ?” gibi bir soru gelecektir aklınıza. Biz bu işi gerçekten benimseyerek ve severek yapıyoruz. Sizlerle ilgilenmek, sorunlarınıza cevap aramak ve elimizden geldiğince sizlere yardımcı olmak, bize büyük bir mutluluk veriyor.

“Bir de tüm çalışmaların sona erdiği ve basım işlemlerinin tamamlanıp derginin dağıtıldığı zaman yorgun argın emeğimizin ürününü elimize aldığımız zaman keyfimize diyecek yoktur.” desek bile bize inanmayın. Çünkü ilk işimiz nerede ne hata var diye bakmak olur hep. Genelde “Yine bir döküm eki programı eksik çıkmış!” veya “Başlıkların yeri neden yanlış?” gibi şeyler duyarsınız. Dergide yeterli yer olmadığı için o ay yazısı yayınlanamayan yazılardan da “Benim yazım neden yok?!” ya da “Neden onun yazısı yayınlandı da benimki yayınlanmadı?” gibi şeyler duymanız da mümkün.

Ama tabii ki bütün bunlara deymese, biz bu işi yapar mıyız? Burada birlikte geçirdiğimiz bol kahkahalı ve bizim deyimimizle “Mavralı” saatler ve özellikle “Virüs bilgisayarımı yer mi?” ya da ““Amiga'nın oyunları Commodore 64'te çalışır mı?”” veya ““Ben bu bilgisayarı aldım, peki şimdi ne yapayım?” gibi sorular olmasa gerçekten de oldukça stresli saatler geçirirdik herhalde.

Merhaba arkadaşlar. DEJA VU adlr oyun Metribotics İnc. tarafından yapılmış. Zor bir adventure, düşünün bir kere kendinizi hafızanızı tamamen kaybetmiş bir şekilde bir tuvalette bulsanız ne yapardınız? Ustelik bir de kafanızda rekorlar kitageçebilecek büyüklükte bir şişlik var. Sürekli gözleriniz kararıyor ve bir süre sonra buna karşı bir şey bulamazsanız REST İN PEACE. Oyun ekranının 1/4'ü grafik için ayrılmış. Yukarıda komutlar var. Bunlar EXAMINE (İncelemek), OPEN (Kapıyı veya bir şeyin içini açmak), CLOSE (Kapamak), SPEAK (Konuşmak), OPERATE (Bir şeyi kulba uğur you're here. NO

DEJA VU

>EUREAR lanmak), GO (Gitmek), HİT (Yumruk atmak), CONSUME (Yemek), daha sağda LOAD, SAVE, GUİT seçenekleri var. Bunlarla, oyunu kaldığınız yerde boş bir diskete kaydedebilir ve sonra LOAD ile tekrar yükleyip kaldığınız yerden devam edebilirsiniz. Self ile kendinize bir şey yapabilir (diğer bir komut ile kullanır), ? - komutuyla oyunun yazarları hakkında bilgi edinebilir ve NEW ile oyuna baştan başlayabilirsiniz. Bunların altında INVENTORY ve sağda açık pencerelerin bir İistesi var. Mesela oyunun başında ceketi açınca bir pencere çıkıyor. Bunun içinde ceketin içinde olanlar var.

ka LA ars able to Make cut You have no where you are and

SALE

You have HHATS0ECVER !

Mehmet Tezcan-M.Tolga Kale

Aşağıdaki ve sağdaki oklarla pencereyi kaydırabilir ve sol üst köşedeki siyah kutucukla pencereyi kapatabilirsiniz. Böylece o pencereyi temsil eden harf Invertory'nin sağında kaybolur. Pencerenin içindekileri almak için bunları klikleyip basılı tutun. Sonra bunları joysitck ile İN-VENTORY'nin içine alın. Eğer IN-VENTORY dolduysa bunu da yanındaki ve altındaki oklara klikleyerek kaydırabilirsiniz. Ayrıca grafik ekranında birçok obje var. Bunları da alabilirsiniz. Bazı objeler kliklenince renk değiştiriyorlar, bazıları da bir çerçeve içine alınıyor. Renk değiştirenlerin çoğunu İNVENTORY'e alabilir veya yerinden oynatabilirsiniz. Bazen eşyalar INVENTORY'de boş yer olduğu holde içeri sığmıyor bu yüzden bazı eşyaları bırakmak zorunda kalıyorsunuz. Bu da oyunun oynanabilirliğini düşürüyor ama genelde insanı başına bağlayan bir oyun.

Oyuna bir tuvalette gözlerinizi açarak başlıyorsunuz. Hiçbir şey hatırlayamıyorsunuz. Kapıda asılı duran ceketi alın (nasıl alınacağını daha önce anlatmıştık). Açıp içine bakın, burada işinize yarayacak pekçok şey bulacaksınız. Ne olduğunu anlayamadığınız objeleri EXA-MİNE komutuyla inceleyebilirsiniz. Bu ceketin altında bir tabanca çıkacak, bunu da alın. Sonra burada çıkın ve OPERATE ile yüzünüzü yıkayın. Aynaya bakın. Aynada kendi yüzünüzü göreceksiniz ama kim olduğunuzu hatırlayamayacaksınız. Buradan dışarı çıkın ve koridora gelin. Soldaki kapı kadınlar tuvaletine açılıyor. Buraya girin ve klozetin üzerindeki küpeyi alın. Dışarı çıkıp halde ilerleyin ve bara gelin. İçkiyi the mirror. ares back at you as Though belonged to a stranger. PU again realize with alın ve merdivenlerden yukarı çıkın. Koridordaki resimlerden birinde kendinizi göreceksiniz. Koridorun sonundaki kapıyı açın ve içeri girin.

Masayı açınca bir- zarf çıkacak., Onun içinden bir fatura çıkacak. Bu faturanın altındaki adresi bir yerlere not edin ve onu alın. Sonra ceketinizin içindeki cüzdanı açınca bir anahtar çıkıyor. Buna i. anahtar diyelim. Bu anahtar ile kapıyı açabilirsiniz. İçeride ölmüş bir adam var.

Onun içinden başka bir anahtar çıkıyor. Bu da 2. anahtar olsun. Bunu alın ve masayı açın. Masanın içinden başka bir anahtar (3.) ve bir kalem çıkıyor. Bunları da alın ve pencereyi açın. Pencereden çıkınca yangın merdivenine geliyorsunuz. Yangın merdiveninden yukarı çıkın. Pencereyi açarak içeri girin. Masanın üzerindeki ilaç şişelerini inceleyince onların boş DİIETHANOL ve SODİUM PENTAT-HOL şişeleri olduklarını anlıyoruz. Çöp kutusunun içinden boş bir şırınga çıkıyor. Bunu alın ve kapının yanındaki düğmeye basın. Bu kapı bir asansöre açılıyor. Asansörde alttan ikinci düğmeye basın ve dışarı çıkın. Şimdi bir kumarhanedesiniz. Saâağdaki slot machine'de şansınızı deneyin. Kaybedebilirsiniz ama yılmayın. Kazandığınız paraları trench coat'ın içinde koyarken Allah size sabır versin. Şimdi bir de şans tekerini döndürün... Gizli bir geçit açılıyor. Buradan geçince bir odaya geliyorsunuz. Merdivenler kanalizasyona iniyor. Sağdaki kapı Joe's Bar'ın şarap mahzeni'ne açılıyor. Merdivenlerden aşağı inin ve sağa gidin. Karşınıza bir timsah çıkacak. O sizi yemeden önce siz onu alnından vurun. Şimdi otomatik olarak deminki yere geliyorsunuz. Bir daha sağa gidince merkez kanalizasyon tüneline çıkıyorsunuz. Buradan sağa gidin ve yukarı çıkın. Yukarıdaki kapağı açın ve caddeye çıkın. Arabanın ön kapısını 2. anahtarı kullanarak açın. Arabaya girin ve torpido gözünü açın. İçinden çıkanları alın ve inceleyin. Bunlardan biri arabanın ruhsatı, diğeri işaretlenmiş bir yol haritası. Haritada hız limitini aşmamanız isteniyor, aksi halde polisin sizi yakalayabileceği ve bagajda ne olduğunu görebileceği yazılı. Öteki ise size tanıdık gelen bir şahsın resmi. Kim olduğunu maalesef hatırlayamı-

İ yorsunuz. Sakın arabayı veya kaputu açmayı denemeyin. Şimdi arabadan çıkın. Sokaklarda dikkatli olun. Karşınıza her an birileri çıkabilir. Bunlardan biri silahlı ve bu sokak üzerinde her yerde karşınıza çıkabilir. Sizden bütün paranızı istiyor. Bu adamı kandırarak ona sadece bir çeyreklik verebilir veya gözünün ortasına bir yumruk atarak onu kaçırabilirsiniz. Bir başkası polis ile arasında çıkıyor ve size silah çekiyor. Bu kadın içine girdiğimiz arabaya bomba koyan kadın. Onun için de bir yumruk yeterli. Bir diğeri ise silahçıdan önce çıkıyor ve bize 20 dolar karşılığında önemli bilgiler satacağını söylüyor. Bu adamla hiç ilgilenmeyip yolunuza devam edebilir veya cündanınızdan ona 20 dolar verebilirsiniz. Eğer bilgiyi çok bayat bulursanız adama bir yumruk atarak paranızı geri alabilirsiniz.

Şimdi sola gidin ve gazeteci çocuğa para verin. Sizi polisin aradığını ve ortalıkta fazla dolaşmamaniız gerektiğini söylüyor. Onu dinleyin ve ne zaman polis sireni duyarsanız ana caddeden uzaklaşın. Daha sola gidince silahçıya çıkıyorsunuz. İçeri girin ve silahınızı açın. Boş kurşunları (küçük olanları) bırakın ve sağdaki büyük kurşunları silahınıza koyun. Silahınızı kapatın ve çıkmadan önce parayı ödeyin, yoksa kötü olur. Dışarı çıkın ve sola gidin. Taxi'ye binin ve şöföre arabanın ruhsatındaki adresi söyleyin (1212 West End). Uç tane çeyrekliği PAY HERE yazan kutunun üstüne götürün. Taxi şöförü FARE kolunu indi-

——— PREH l1ingering

©

2 woöon't öpen.

Düked.

riyor ve size iyi günler diliyor. Aşağı inin ve binadan içeri girin. İçerdeki asansörün yanında bir slot var. Burada cüzdanınızdaki kartı asansö- Tün yanındaki slot'a sokun. Asansörün kapısı açılıyor. İçeri girin ve aynı şeyleri bir daha yapın. Asansörün kapısı tekar açıldığında dışarı çıkın. Burası öldürülen adamın evi. Şöminenin üstünden kağıdı alın. Kağıtta bir adres yazılı. Şimdi buradan çıkın, taxiye binin ve kağıtta yazılı olan adrese gidin (520 S.Kedzie). Taxinin parasını ödedikten sonra dışarı Çıkın. Kapıyı bir türlü açamayınca ateş etmekten başka bir çare kalmıyor. İçeride kadınlar tuvaletinde bulduğunuz küpenin diğer eşini buluyorsunuz. Ayrıca masanın üzerinde bir kağıt, çekmecede bir anahtar (4.) ve bir günlük var. Bunları alın ve taxiye binin. Artık gözlerinizin kararması arttı. En iyisi bir doktora görünmek. Ofiste bulduğunuz faturanın altındaki adrese gidin (934 West Sherman). Burası bir işhanı. İçeri girin ve sağa gidin. Doktorun ofisinin kapısını 4. anahtarla açın. İçeride birçok ilaç şişesi ve bir dosya dolabı var. Dosya dolabını babadan kalma yöntemlerle (silah ile) açın. Dolabın içinde birçok dosya var. Bunlardan bir tanesi ofiste bulduğunuz faturanın kopyası. Bunu alın ve diğer dosyaları inceleyin. Bu dosyalarda ilaçların ne işe yaradıkları yazılı. DIETHA-NOL TRIMENE'nin bütün hafızayı silmek için kullanıldığını anlıyoruz. BISODİUMİTİS ise bunun tam tersi için kullanılıyor. Bize gereken de bu. Hemen kendinize şırıngalayın. Artık gözünüz kararmayacak ve her şeyi yavaş yavaş hatırlayacaksınız. SODİUM PENTAT-HOL suçları itirafta kullanılabilir. Şimdi odadaki tüm SODİUM PEN-TATHOL şişelerini alın. Lobby'e geri dönüp sola gidin. İşte ofisinizin önündesiniz. İçeride birisi olduğunu görüyorsunuz. Ofis kapısının camına ateş edin. İçerideki kişi ölüyor. Eğer böyle yapmazsanız içeri-girince o adam sizi öldürüyor. Kapıyı doktorun ofisinin anahtarıyla açın (4. anahtar). İçeride bir dosya dolabı ve masa var. Dosya dolabındaki dosyaları bırakın ve masayı açın. Ammo kit'in içinden kurşunları alın ve silahınıza takın. Dışarı çıkın ve taxi'- ye binip Peoria Street'e geri gelin. Arabanın bulunduğu sokağa gelip 3.

anahtarla Joe's Bar'ın kapısını açın. Bar'da ölü adamın ofisine gidip 520 S. Kedzie'den aldığınız kağıdı okuyun. Üzerindeki kasanın şifresini okuyup kasayı açın. bir çanta ve bir kutu çıkıyor. Çantadan mektubu ve kutudan anahtarı (5.) alın. Dışarı çıkın ve kanalizasyonun altına gidin (Sewer Section). Buraya kadar kahramanımız Ace Harding pekçok şey hatırlıyor. Bunlar kısaca şöyle: çocukluğundan doğum günü, köpeğinin onu yanlışlıkla ısırdığı gün, kız arkadaşının onu ilk öptüğü gün ve dava ile ilgili çeşitli şeyler. Şimdi silahınızı kanala atın. Silahınız suların içinde kayboluyor, böylece alehinizde olan ilk delili yok etmiş bulunuyorsunuz. Sonra yukarı çıkıp ceketin içindekileri çıkarın. Tekrar aşağı inin ceketi ve arabadan aldığımız haritayı kanala atın. Yukarı bıraktıklarınızı tekrar alın ve dışarı çıkın. Arabanın arkasına geçip bagajı 5. anahtarla açın ve kadının ağzındaki bandı sağa kaydırın.

Sonra kadına SODİUM PENTAT-HOL şırınga ederek sadece gerçekleri söylemesini sağlayın. Kadın size bir adres veriyor. Hemen taxi'ye binip bu adrese gidin (626 Auburn Street). Taxi'den inince büyük bir konağın karşısına çıkıyorsunuz.

Posta kutusunu açın ve zarfın içindeki mektubu alın. Kapıya gidin ve OPERATE ile kapının tokmağını vurun. Sizi bir uşak karşılıyor ama içeri bırakmıyor. Ondan kurtulmak için alnının ortasına bir yumruk yeterli. Sonra yukarı çıkın ve soldaki kapıdan içeri girin. İçeride bir kadın uyuyor. Ona SODIUM PENTATHOL şırıngalayınca gerçekleri itiraf ediyor. Çekmeceden notepad'i alın. İşte dedektiflik örneği... Notepad'i office'ten aldığınız kurşun kalem ile karalayın. Böylece cinayetin ne zaman ve nasıl işlendiği ortaya çıkıyor. Şimdi diğer odaya geçin ve Mr. Sternwood'a da SODIUM PENTATHOL şırıngalayın. O da her şeyi itiraf ediyor. Çekmeceden zarf çıkıyor. Onun içindeki mektubu alın ve taxi'ye geri dönün. Adres olarak Peoria Street'i verin. Paranızı ödeyip dışarı çıkın. Arabanın olduğu sokaktan kanalizasyona girin ve aşağı inin (Sewer Section'a gidin). Şimdi ceketi attığımız kanala geliyoruz. Burada şırıngayı, ilaç şişelerini ve varsa kurşunları kanala atın. Tekrar yukarı çıkın. Sağa gidin, iki kez yukarı çıkın.

İşte yine sokaktasınız. Sağa gidince police station'a varıyorsunuz. Buradan önce karşınıza Nice Looking Lady çıkabilir. Ona ne yapacağınızı daha önce anlatmıştık. Evet oyunun sonuna yaklaştık. Aleyhinize olan bütün delilleri yok ettik ve gerçek katilleri bulduk. Karakolun kapısını açın. Polisler sizi aradıkları Oyunun Değerlendirmesi için hemen içeri alıyorlar. Fakat son- Commodore 64 Disket ra yanlış kişinin peşinde olduklarını — Grafik anlayacaklar ve... Oyunumuz bura- Konu : da bitiyor. Arkanıza yaslanıp olacak- Oynanabilirlik: ları izleyin. DEJA VU İl'de buluşmak Zorluk üzere. İyi adventurelar. Genel

Sewer Tunnel

The toilet has a fresh crack in the back. The water slowly leaks from it, causing a trail that leads out the hallway.

00 O) O

Shaft Under The Manhole

Sewer Section —| Sewer Shaft Under The Manhole

Sewer

Elevator — | Weird Room

Sewer Section

A

FireEscape

FireEscape

Office | Office Hallway

>

Hidden Dusty WineCellar |

Stall Women's Alley

Washroom

Men's Hallway Joe's Bar | Street Nice Lookin'

- -

1

Gun Place

Back Sidewalk | The Car Street —| Street Street |

Yellow Cab | | Blue Cab Police Station!

> 1212 West End — 934 W Sherman 626 Auburn Rd. 620 S Kedzie 1 1

Street

Stree Estat

Lobby

Elevator

Apartment

Lobby | Run Down Hallway Door Lobby Bungalow

Office (Guestroom) (Bedroom)

Tam beş yıl oldu ve

61 sayıyı geride bıraktı. Neler geldi, neler geçti, kim ne yaptı? Bu gerçek bir hayat hikâyesidir.

“Teleteknik'ten bilgisayarlı bir Türkiye'ye doğru.” Bir kısmınız bu sözleri reklam sloganlarından tanıyor olabilirsiniz. Bilgisayarlı bir Türkiye'nin sadece bir slogan olmadığı, çok yönlü bir çalışmayı gerektiren ve böyle bir çabaya değer bir hedef olduğu bu sözlerle girmişti Commodore Dergisi yayın hayatına... O zamandan bu yana, tüm aksaklıkların üstesinden gelmeyi başararak, her ayın ilk haftasında elinize geçen dergimiz, “Yayın hayatına ara vermeden en uzun süre devam eden ev bilgisayarı dergisi” ünvanını almaya hak kazanmıştır. Tabi ki bu ünvanı almak pek de kolay olmadı. Her ay sizlere hitap edebilecek yeni konular bulmak, oyunları açıklayacak arkadaşlara son oyunları temin etmek, kimi zaman boş kalan sayfaları dolduracak yeterli kalitede konu aramakla geçti bu beş yıl. (Ben henüz altı aydır buradayım ama problemlerimizin neler olduğunu hemen öğrendim.) Bu kadar zaman sonra, dergimizin her sayısını almış olan arkadaşların bile ilk sayılarda hangi konuların bulunduğunu unutmuş olabileceğini düşünerek, eski sayılarımızda neler olduğunu kısaca gözden geçirmek istedik doğum günü sayımızda.

İlk sayımız çıktığında, Türkiye'de

çoğu C64 kullanıcısının merak ettiği konularda yazılarla büyük ilgi toplamıştı. Basic bilen arkadaşlar için Bay-

Vedat HALLAÇ tan Bitirmez, “Bitmeyen Tefrika” olarak adlandırdığı yazılarına başlamıştı. Bu yazılarda kullandığı esprili dili sayesinde, Commodore'culara makine dilini gülümseterek öğretmişti. Program kırma ve kopyalama konusunda ise Zekai Kraker'in “Program kopyacısına notlar”ı, o zamanın koruma duvarlarını yerle bir edecek güçteydi. Daha sonraları “Kırıcı kartuşlar çıktı, mertlik bozuldu” diyerek yazılarına son veren Kraker'in tavsiyeleri sayesinde birçok oyun satıcısı zor günler yaşamıştı. Daha ilk sayımızda bir joystick'i nasıl yapabileceğinizi anlatarak donanım konusunda da iddialı olduğumuzu göstermiştik. Kaset kullanıcıları, “Kahretsin! Bir programı yüklemek için yüz yıl beklemek zorunda” diye söylenirken karşılarında normalden 40(!) kat hızlı yükleme yapabilen ESRA TURBO'yu bulduklarında anlamışlardı bu dergiden yararlanabileceklerini. (Not: Esra Turbo'yu şu an bile bazı bayilerin program listesinde görebilirsiniz.) “Kaset Disket Sohbeti” adlı köşede ilk olarak, teyp kullanıcılarının en büyük problemi olan LOADING ERROR sorununa bir çözüm getirilmişti. Bütün bu teknik kısımların yanında, “Compu Hobi-Compu Fobi” bölümü de dergimize renk katıyordu. Bu bölümde yayınlanan bulmacaları çözebilen insanlarla henüz karşılaşmadığımı da rahatça söyleyebilirim. Kim bilebilir ki “benzeri- Uzun beyaz değnek” ifadesiyle “aksırık”ın kastedildiğini. İlk sayılarda başlayan yarışma köşesinde de akla hayale gelmeyecek programlar yapmamız istenirdi hep. Fakat tutup da yapay zeka isteyen bir soru sorunca, bu köşeyi kaldırma zamanı geldi. (Bu soruya hiç doğru cevap gelmemişti.) Püf noktası köşeleri de oldukça ilgi çeken köşeler olmuşlardı çünkü her Commodore kullanıcısı ufak tefek hilelerle büyük işler başarmanın zevkinden haberdardır. Bu köşede programların listelenmesini engellemekten, 1541'in kafasının zıplamasını önlemeye kadar yüzlerce hile yayınlandı şimdiye kadar. İkinci sayıda bulunan “Sıra sıra sıralamalar” yazısıyla da herhangi bir dilde sıralama yapmak için, geçerliliği ispatlanmış sıralama rutinleri anlatılmış, her rutin için bir BASIC örnek verilmişti. Yine bu sayıda “Alet Edevat” köşesinde Commodore 64'ümüzü kullanarak ampullerine hükmetmenin kolay yolları gösteriliyordu. Fonksiyon tuşlarına komut yerleştirmenin yolları da bu sayıda açığa çıkarılmıştı. Bu yazıda Commodore 64'ün 16 fonksiyon tuşunu programlamak için gerekli bilgiler ve program bulunuyordu. İlk “Hata Köşesi” de bu sayıda çıktı. İlk sayının yetiştirilmesi telaşıyla tam 11 tane hata yapılmıştı çünkü. Bu arada Bahadır İşler arkadaşımızın çizgileri de dergimize renk katıyordu.

Commodore Dergisi'nin ses dalgalarına bulaşması nedense üçüncü sayıda gerçekleşebildi ancak. Bu sayıda ayrıca C-64'ün müzik kolunu destekleyen ürünlerinin de tanıtımları bulunuyordu. Fakat C-64 kullanıcılarını oldukça üzen olay, “Alet Edevat” köşesinin bu sayıda Commodore 16'ya ayrılmasıydı.

Dördüncü sayımız da programcılara yönelik bir sayıydı. Disk drive kullanıcılarına SEQ dosya kullanarak bir telefon rehberi yapmayı o sayıda öğretmiştik. Basic kullanıcılarına yönelik “Hızlı Basic” yazısında bir BASIC programın hangi yollarla maksimum hıza ulaşabileceği anlatılıyordu. Baytan Bitirmez ise son hızla “Bitmeyen Tefrika”sını bitirmeye uğraşıyordu. Tabii ki “Çizgi” ve “Compu Hobi-Compu Fobi” köşeleri de hızlarından bir şey yitirmeden değişik eserler yaratıyorlardı.

Commodore kullanıcılarının, ne olduğunu anlamak için oldukça ter döktükleri bir özelliği vardır C-64'ün. Kimi buna MOB (Moveable Object Block-Hareket edebilir cisim bloğu) der, kimi SPRITE, kimi de “Ekran Cinleri”. Evet dördüncü sayımızın yıldızlarından biri ekran cinlerinin kullanılmasını öğreten yazıydı. İkinci yıldızımız ise, makine dili programcılarının anlamak için günlerce programlarla boğuştuğu “Interrupt”ları anlatıyordu, hem de örneklerle. Bu sayının çıktığı ay, Avrupa bilgisayar piyasalarını sarsan bir olay oldu.

Evet, doğru tahmin ettiniz, AMIGA'nın doğuşu bu aylara denk gelir. Tabi ki derginiz Commodore, Amiga'nın ne olduğu hakkında sizi aydınlatmak için bir yazı yayınladı. Normal C64 kullanıcılarının aklını başından alacak grafiklere sahip bu aletin yıldızı, o zamanlar bile parlak görünüyordu zaten. Bir sonraki sayımızın biraz da profesyonel programcılara hitap ettiğini söylersek pek de yalan söylemiş sayılmayız, çünkü C64'ün interrupt'larıyla uğraşmak BASIC kullanıcılarının yapabileceği bir iş değildir. Commodore tarihinin en iyi programlarından biri olan GEOS'la ilgili ilk yazımız da altıncı sayıda yayınlanmıştı. Bu arada Commodore'un neredeyse

unutulan ürünlerinden biri olan Commodore 128'in kullanıcılarına, yalnız olmadıklarını göstermek amacıyla CP/M hakkında genel bir yazı “Kaset Disket Sohbeti” bölümünde yayınlanmıştı. Aynı sayıda, Commodore kullanıcılarının hemen hepsi tarafından tanınan, 14 yaşında bir çocuk tarafından yazılmış “Simons' Basic”in sırlarını açığa çıkarmak amacıyla bir de Simons' Basic kursuna başlanmıştı. Basic, Pascal, C, Prolog,... O kadar çok dil var ki, bazı dillerin ne işe yaradıklarını bile bilmek iyice zorlaştı son günlerde. Neyse ki 7. sayımızda bütün bu dillerin genel bir sınıflandırmasını yapmıştık. Bu yazıyı dikkatle okuduysanız, hangi dilin kullanım amaçlarınıza daha uygun olduğuna rahatça karar verebilirsiniz. “Püf Noktası” bölümünde ise C64 kullanıcıları için bir liste saklama yöntemi ile zeropage'de işe yarayacak adreslerin birkaç tanesinin kullanımı yer alıyor. Bu arada bilgisayar hakkında daha fazla şey öğrenmek isteyen arkadaşlar “Bilgisayar ve Olasılık Kuramı” başlıklı yazıyı da bu sayımızda bulabilirsiniz.

8. sayıda genel olarak anlatılan “Commodore ve Satranç” yazısından sonra, C64'ün en iyi satranç programı olan Colossus 4.0'ın kullanımı ve tanıtımı 9. sayıda yer alıyor. Basic bilmeyen arkadaşlar, her zaman fazla profesyonel konulara eğildiğimiz için zaman zaman bizi uyarırlar. Bunun sonucu olarak 9. sayımızda, “Basic Öğreniyoruz” yazısıyla, Commodore'la yeni tanışan arkadaşlara, programcılığın temeli olan BASIC'i öğretmeye başlanmış. Bilgisayar kullanıcılarının, yanlış kullanımlar sonucu gözlerini çabucak bozduğu, bir gerçektir, eğer gözleriniz sizin için değerliyse, bu sayımızda yer alan “Gözleriniz Kırmızı Görmeye Başladığı Zaman” yazısını bir okumanızı öneririm. Hemen her bilgisayar programcısının aklını kurcalayan bir soru vardır: “Yapay zekâ nedir?”. Bu sorunun cevabını da 10. sayımızda bulabilirsiniz. Bu arada bazen yapay zekâ için, bazen diğer amaçlar için kul-

lanılan, ve çok karışık gibi görünen

RECURSION'ın ne olduğunu anlatan bir yazıyla da 10. sayıda karşılaşabilirsiniz. ROBOTLAR GELİYOR. 11. sayımızın özel konusuydu robotlar. Bir robotun güncel yaşama geçişinden, çalışma mantığına kadar robotlarla ilgili bilmek isteyeceğiniz çoğu şey 11. sayımızda yer alıyor. Konu çeşitliliği bakımından en zengin sayılardan biri olan bu sayıda, makine dili öğrenmek isteyen arkadaşlar için yeni bir makine dili kursuna da başlanmıştı. Ayrıca, “Donanım” köşesinde, Autofire'sız bir joystick alma gafletinde bulunan arkadaşlarımıza, kendi modüllerini nasıl yapacakları da anlatılıyordu. 12. sayımızın da bir özel bölümü vardı: “Bilgisayar ve Eğitim”. Bilgisayar Destekli Eğitim (BDE) konusu, Türkiye'de 1990 ortalarında gündeme gelmesine rağmen, bilgisayarların oyun oynamaktan başka işlere de yaradığını bir dizi yazıyla 12. sayımızda anlatmıştık. Çoğu insanın hayatına giren Lightpen'ler aslında yapımı çok zor olan araçlar değillerdir. 12. sayımızda, kendi Lightpen'inizi yapmayı göstermemiz bu sayede mümkün olmuştu. Bu arada birkaç sayıdır devam eden CP/M yazılarının sonuncusu olan “CP/M Komutları” yazısı 128 kullanıcılarının oldukça hoşuna gitmişti eminim. Donanım köşesinde şimdiye kadar yayınlanan en iyi parça eminim ki 13. sayıda bulunan STEREO SID'di. C64'ün zaten yeterince iyi olan 3 kanal sesine nasıl 3 tane daha ekleyebileceğinizi anlatan bir yazıydı bu. Bunun yanında daha çok AMİGA kullanıcılarına yönelik bir PASCAL kursuna da başladık. Gene 13. sayıda başladığımız kurslardan biri de C64 KERNAL kursuydu. “Her İşin Başı Çekirdek” diyerek girdiğimiz kursta C64 Kernal'ının derinliklerine doğru bir yolculuğa çıkıyorduk. 14. sayının Özel Bölüm'ü oldukça ilgi çekiciydi: “Yapay Zekâ Dilleri”, Yapay zekâ'nın ne olduğunu anlattıktan sonra, bu konuda en çok işe yarayacak diller olan Prolog ve Comal anlatılıyordu. Bu sayıda C128'cileri tekrar hatırlayarak, “C128 İçin Püf Noktaları” bölümüne başlamıştık. Bu sayede C128'ciler de bilgisayarlarından aldıkları verimi artırabileceklerdi. Gene dil seçiminde kararsız arkadaşlara yönelik bir yazı var 15. sayıda. Bu yazıda Basic, Pascal veya Logo dillerinden hangisinin sizin amacınıza daha uygun olduğunu öğrenebilirsiniz. Sadece bir çocuk dili olmaktan çıkan Logo, içerdiği recursion yeteneği sayesinde çok çeşitli problemlerin çözümü için ideal bir hale geldiğinden, bu sayıya bir de logo yazısı eklemeyi uygun bulduk. Bu sayıda bir de TOPLUM köşesi bulunuyor. Günümüzün en önemli bilgisayar gündemini oluşturan Bilgisayar Destekli Eğitim konusu üç ayrı tarzı da tartışılıyor bu köşede. Donanım bölümü ise oldukça zengin bu ay. C64'ünüzün nasıl çalıştığını öğreniyor, sonra da bilgisayarınızı konuşturma amacıyla bir DİGİTİZER imal ediyorsunuz. 16. sayının özel bölümü AMİGA tarafından işgal edilmiş. A500 ve A2000'in tanıtıldığı yazılarda, Amiga'nın dehşet verici ses ve grafik özelliklerinden de bahsediliyor. Tam sekiz aydır devam eden C64 ile grafik bu sayıda sona eriyor. Bu yazıda C64 ile grafik yapmak için gereken her şey öğretilmişti. Hi-res, Multicolor, Sprite'lar, karakter tanımlama gibi konular anlatıldıktan sonra, bu sayıda da bir karakter editörünün çalışması ele alınıyor. 17. sayının özel bölümünde kelime işlemciler anlatılıyor. “Problem çözen ve son derece önemli bir konu olan “İnsan düşüncesinde RECURSION'ın Yeri” bu sayının toplum köşesini oluşturuyor. Geçen sayı biten “C64 ile Grafik” yazısının yerine iki yeni kursa başlamıştık bu sayıda: “1541'i anlamak” ve “LOGO”. GEOS'la programlama kursuna ilk olarak 18. sayıda girmiştik ve bu ilk derste GEOS kullanımının püf noktalarını ele almıştık. Bu sayıda ayrıca Amiga'nın işletim sisteminin genel yapısını anlatan bir yazımız bulunuyor. Toplum köşesinde ise Yapay zekâ ve grafik konularını birleştiren “Grafik Bilgilerinin Çözümlenmesi” yazısı dikkat çekiyor. Bu sayının en önemli olaylardan biri de “Art Gallery”nin kurulması... 19. sayıda, yeni bilgisayar alanların en çok sorduğu soru olan “Şimdi Ne?” cevabını vermiştik. Her bilgisayar kullanıcısının içinde biraz bile olsa bulunan bir duygu olan “Kurcalama” konusunda, meraklılarına hitap eden bir yazı YAZILIM köşesini süslüyor. Bu sayının özelliği ise ağırlığın oyunlara verilmesi olmuş. Piyasada Amiga kullananların sayısı iyice artınca, Teleteknik'in desteklediği Amiga için bir özel sayı çıkartmak gerekliydi. C64 kurslarının devam ettiği bu sayıda diğer bütün yazılar, Amiga konusuna ayrılmış; Amiga ve C, teknik açıdan Amiga, Amiga terimler sözlüğü konuları bunlar arasında en çok göze batanları. Bu sayıda bir de “Teknik Açıdan Amiga” adlı bir yazı dizisine başlamıştık. Geçen sayıda bittiği ilan edilen “1541'i Anlamak” yazı dizisi 21. sayıda yeniden başlamıştı. Amiga için ikinci bir yazı dizisine de bu sayıda başlanmıştı: “Amiga ve C”. Daha önce iki sayıda oldukça ağırlık verilmesine rağmen, Bilgisayar ve Eğitim konusu bu sayıda da ele alınmıştı. 21. sayıda, Ayhan Kalaylıoğlu'nun “Makine Diline Merhaba” yazısı, Baytan Bitirmez'in BİTMEYEN TEFRİKA'sının rekorlarını kırarak, sonsuzluk kavramına yeni bir boyut getirmişti 11. bölümünü de tamamlayarak. 22. sayı bu konuya verdiğimiz önemi yansıtacak şekilde Bilgisayar Destekli Eğitim konusuna ayrılmıştı (Gene...). Bu sayıda 1541'i anlamaya devam ederken, 1571 kullanıcılarına da bir şans vererek, 1571'i anlamak adlı bir yazı da yayınlamıştık. Ayrıca 22. sayının bir özelliği de çocuklara savaş oyunları oynamayı yasaklamanın doğru olup olmadığı hakkında bir tartışma yazısı içermesiydi. Pascal öğrenmek isteyenler arasında bu dergiyi takip edenler, 10. dersini de veren Burak Kiper'in kursun sonunun geldiğine karar vermesi sebebiyle bu sayıyla birlikte PASCAL kursundan mezun olmuşlardı. Commodore dergisi hep bilgisayarlarla uğraşacak değil ya. Biraz da sanat diyerek, 23. sayıda, “Raffaelo'nun Sırrı Çözüldü” başlıklı bir yazıda, ressam Raffaelo Sanzio'nun ATİNA OKULU adlı eserindeki problemin bilgisayar yardımıyla nasıl çözüldüğü anlatılmıştı. Donanım köşesinde ise digital ekranlı gerçek zaman saatini nasıl yapabileceğiniz konusunda bir yazı yayınlanmıştı. Bu arada genel istek üzerine uzun zamandan beri yüzünü göremediğiniz “Püf Noktası” köşesi tekrar açılmıştı. Amiga kullanıcılarının artması üzerine, başbelası virüsler gündemi işgal etmeye başlamışlardı. Bu sebeple 24. sayıda virüsler hakkında genel bir bilgi verilmiş, bir virüsle başa çıkmanın temel yolları anlatılmıştı. Amiga piyasayı ele geçirirken C64 de boş durmuyordu tabi ki. Bu sefer de Masa Üstü Yayıncılık dalına el atan C64'ün bu yeni alanı da bu sayıda tanıtılmıştı. 25. sayıda ağırlık gene Amiga üzerine yazılara verilmişti. Amiga'nın mükemmel ses yetenekleri, bu sayıda yayınlanan dört yazıyla bile tamamen ortaya çıkarılamamıştı. 1541'i Anlamak yazı dizisi de genelde her disk kullanıcısının bildiği konuları bitirmiş, Relatif Dosya Kullanımı konusuna gelmişti. Amiga'nın Amerika'da beyin cerrahi simulasyonlarında kullanıldığını biliyor muydunuz? Hayır mı? O zaman 26. sayıyı bir okuyun. Bu sayıda Amiga'nın olağanüstü grafiklerinin kullanılmasıyla neler yapılabileceğine dair birçok yazıyla karşılaşacaksınız. Bu sayının bir başka özelliği de C64'ün iki yeni disk drive'ını tanıtmış olması: 1581 ve 1541-II. 1581, C64'de de 3.5 inçlik disket kullanmak isteyen kullanıcılar için üretilmiş bir drive. 26. sayıda monitörlerin çalışma prensibini anlatan iki adet yazı bulunuyor. 27. sayının büyük bir kısmı, hemen herkes tarafından merak edilen “veri hırsızları” konusuna ayrılmış. “Kimdir bu veri hırsızları?”, “Ne yer ne içerler?”, “Nerelerde gezerler?” gibi sorularınızın tüm cevaplarını bu sayıda bulabilirsiniz. Eğer elektronikten birazcık anlıyorsanız, Donanım köşesini bu sayıda işgal eden “C64'ün Kapıları” yazısıyla C64'ünüzün dış dünyayla nasıl iletişim kurduğunu öğrenebilirsiniz. Bir disketin nasıl yapıldığını hiç merak ettiniz mi? Eğer bir disket fabrikası gezmek isterseniz Avrupa'lara gitmeye gerek yok. Sadece 28. sayımızı okursanız, bir disket fabrikasının her ayrıntısını öğrenebilirsiniz. 28. sayıdaki donanım köşesi, C64'ün evrensel bir seri çıkışı olan RS232'den nasıl yararlanabileceği konusuna ayrılmış. Eğer bu çıkışı iyi tanırsanız, çoğu araçla (printer gibi) rahatlıkla iletişim kurabilirsiniz. C64'ü yeni alanlar program yapmayı öğrenirken genelde çok acı çekerler, çünkü hangi tuzaklardan nasıl kurtulacaklarından haberleri yoktur. Bu sayıda, çiçeği burnunda programcıların tuzaklardan kolayca kurtulabilmeleri için gerekli “On Emir” bulunuyor. Virüsler artık iyice başınızı ağrıtmaya başladıysa, Commodore dergisinin 29. sayısını ele geçirmeye bakın, çünkü bu konuda altın gibi bilgilerle donatılmış iki adet yazımız yayınlanmıştı. Donanım köşesinde de, Disk drive'ların modasının yavaş yavaş geçtiğini gösteren CD ROM'ların yetenekleri anlatılıyor. Birkaç sayıdır süren “C64 için püf noktaları” dizisinde, oyunları sonsuz hak yapmak için gerekli tiyolar, normal püf noktaları yanında yer almaya bu sayıda da devam ediyor. 30. sayımız genelde çocuklara ayrılmış. Bunlar arasında en çok ilgi çeken yazı, özürlü çocukların bilgisayar kullanmasını sağlayan donanımla ilgili olanı. Programcılıktan fazla zevk almayan arkadaşların donanım dalına atlayabilmesi için bir de yazı bulunuyor bu sayıda. Elektroniğe ilk adım yazısında, bilgisayar “user port”unun nasıl kullanılacağı açıklanmış. Müzikle ilgilenen okuyucular için bir de C64 ve MIDI yazısı bulunuyor bu sayıda. Algoritma, bir programı değerli yapan en önemli kısmıdır. Peki algoritmanın tarihini hiç merak ettiniz mi? İlk algoritmanın nerede kullanıldığını ve algoritmanın kısa tarihini

Simon Basic

31. sayımızda bulabilirsiniz. Bilgisayarlarla veri aktarımı gibi oldukça fantastik bir olayın detayları da bu sayıda yayınlanmıştı. Donanım köşesi ise her zamanki gibi oldukça ilgi çekici. Bu sefer de kartuş yapmak için mutlaka gereken bir şey olan EP-ROM'ların nasıl programlanacağı anlatılmış, şemaları ve programlarıyla bir EPROM programlayıcı tasarımı yayınlanmış. C64'ünüzü çalıştıran elemanlar nelerdir? Merak edenlerin C64'lerini açıp da garanti dışı bırakmalarına gerek yok. C64'ün içine yakından bir bakış 31. sayıda yer alıyor çünkü. C64 dendiğinde akla ilk gelen şeylerden biridir müzik. Tabi ki bu konuda çok şey yazıldı, fakat her şeyi söylemiş olmak C64 için imkansız. Bu yüzden, 32. sayıda da C64 için Müzik konusuyla karşılaştığınızda şaşırmayın. 31. sayıda kartuş yapabilecek arkadaşların kullanabilmesi için bir EPROM programlayıcı yayınlamıştık. Bu sayıda da bu programlayıcının yeteneklerini kullanarak bir fastload (hızlı yükleme) kartuşu yapmak için gereken her şey yayınlanmıştı. Artık isteyen herkes kendi kartuşunu yaratabilecek! Masa üstü yayıncılık, bilgisayarın temel kullanım alanlarından biridir. Bu sebeple 33. sayıda bu konuyla ilgili üç tane yazı bulunuyor. Bunların biri yayın tekniğini öğrenmek isteyenler için. Diğer ikisi ise C64 ve Amiga'da masa üstü yayıncılığı anlatıyor. C64'ün Kernal'ı oldukça yeteneklidir. Fakat bu Kernal size yetmiyorsa, Kernal değiştirmeyi 33. sayının donanım köşesinden öğrenebilirsiniz. Teyp kullanıcıları! Hayatınızı kurtaracak bir yazı Commodore dergisi 34. sayısında yayınlanmıştı, haberiniz var mı? Basit bir devre ve program yardımıyla, kafa ayarı yapmak dert olmaktan çıkıyor. Dergimizin bu sayısında yeni bir köşe açılmıştı: “Bilgisayarla İletişim”. Bu köşede seslerin bilgiyi nasıl taşıdığı hakkında hem genel hem de teknik bilgiler bulabilirsiniz. Bu arada yeni bir de yazı dizisinin ilk bölümü bu sayıda yer alıyor. Bilgisayar ve yazıcısı olan herkesi ilgilendiren bir konu üzerine hem de: “Masa üstü yayıncılık”. “Eyvah! Disketimdeki her şey mahvoldu! Neden acaba?” Evet, neden acaba? Disketlerinizi korumak istiyorsanız mutlaka okumanız gereken bir yazı yayınlanmıştı 35. sayıda: “Verilere Elle Dokunmayın”. Programcılara yönelik pek bir yazı çıkmamış bu sayıda. Tek dişe dokunur yazı, Commodore 64'ün bellek haritası. Teleteknik'in nasıl bir kuruluş olduğunu tanıtmak amacıyla yayınlanan ilk yazı da bu sayıda bulunuyor. Disk drive'ınızın kafa ayarı bir kez bozuldu mu hayatınız kaydı demektir. Çünkü disk'lerin kafa ayarı teypler kadar kolay değiştirilemez. Fakat bu konuda imdadınıza, Floppy Justage yazısıyla Anıl yetişmiş 36. sayıda. Bu yazıdan başka, 35. sayıda başladığımız C64'ün bellek haritası yazısı da bu sayıda sizleri aydınlatmaya devam ediyor. Bilgisayar dillerinin kapışmasını izlemek istiyorsanız gene bu sayıyı elinize geçirmeye bakın, çünkü “Comal, Pascal, C Büyük turnuva” adlı yazıda dil güreşleri başlatılmıştı. Bu arada şimdiye kadar unutulan bir konu da bu sayıda (nihayet) biraz ortalığa çıkarılmıştı: “Bilgisayar Piyasada birçok kırıcı kartuş bulunuyor, fakat hepsinin fiyatları el yakacak düzeyde dolaşıyorsa yapacak tek şey vardır: Kendi kartuşunuzu yapmak. Tabi ki bunun için gereken bilgiyi Commodore dergisi 37. sayıda bulunan “Arşivci” yazısından alacaksınız. Bu sayıda disk drive kullanıcılarının programlarını kem gözlerden saklaması için gerekli bir yazı da bulunuyor: “Directory Numaraları”, Satranç, 37. sayının özel köşesi olarak seçilen konu. Fakat bu sefer Commodore 64'ün değil, Amiga'nın satranç programları tanıtılıyor. Bu köşede, Suat Atalık'la nasıl usta olunacağı konusunda bir de söyleşi yer alıyor. Amiga, kullanımının esnekliği dolayısıyla birçok dilin derleyicilerinin bulunduğu bir bilgisayar olmuştur. Bu dillerin hiç olmazsa birazını tanıtmak için 38. sayımızda “Dil Dilden Üstündür” yazısını yayınlamıştık. Bu sayının donanım köşesini gene User Port kaplamış. Anıl bu sefer de ilginç bir çıkış ünitesiyle başımızı ağrıtıyor (!). Amiga'nın birçok özelliğini biliyorduk. Harika sesler, inanılmaz görüntüler falan... Ama Amiga'nın arkeoloji dalında insanlara yardımcı olabileceğini kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi. Bu işin nasıl olup da olduğunu anlatan yazı da 38. sayıda yayınlanmıştı. Amiga'nın virüsleri baş ağrıtmaya devam ederken başımıza bir de C64 virüsleri çıktı. 39. sayıda bulunan virüs yazısı bu konuda oldukça ayrıntılı bilgi veriyor. MPS-802 alma gafletine düşen insanları sevinçten hoplatacak bir de yazı çıkmıştı 39. sayının donanım köşesinde. Artık MPS-802'ler de Süper ROM'ları sayesinde grafik basabiliyorlardı. Bu arada Amiga'cılar da unutulmadı tabi ki. Onlar için de Amiga için müziğin ne anlama geldiğini anlatan bir yazı, “Amiga'ya Göre Armoni” adlı yazı yayınlanmıştı bu sayıda. Kırkıncı sayımız, yeni programcıların, hatalarını düzeltmelerine yardımcı olacak bir yazıyla başlamıştı. C64 donanım köşesinde, kontrol portlarından ilkinin, herkesin sandığının aksine, sadece joystick bağlamak için olmadığını bir lightpen örneği vererek ispatlamıştık. Amiga'cılar için de Hold And Modify (HAM) modunun ne olduğunu, neye yaradığını vb. anlatan bir yazımız vardı 40. sayıda. Ekranda aynı anda 4096 rengi gösterebilen bu modun açıklanmasının zamanı zaten gelmişti. Heyyy!!! Uyanın. Yazının sonuna geldik. Asıl amacımız bu sayıda beş senedir yaptıklarımızın kısa bir özetini çıkarmaktı. Ama beş sene içinde yapılan işlerin KISA bir özetinin sığmayacağını fark ettiğimiz için yazıyı iki sayıya dağıtmaya karar verdik. İlk yazımızda 1-40 sayıları arasında dergimizde yayınlanan yazılar hakkında kısa bilgiler vermeye çalıştım. Gelecek sayıda özetin devamında görüşmek üzere hoşçakalın.