The Secret Of Monkey Island
Retro bilgisayarMonkey Island
A, stranger! Lucasfilm bu şaheseriyle, muhteşem adventureler serisine bir yenisini daha ekledi. Diğer çözümlerdeki hatalar sebebiyle oyunun çözümünü bir de biz yazalım dedik. Bu oyun da Lucasfilm'in diğer tüm adventureları gibi bir icton-adventure. Oyunumuzda korsan olma hayalleri ile Melee Island'a gelmiş olan Guybrush Threepwood'u canlandırıyoruz. Kahramanımızla adı yüzünden pekçok kez alay ediliyor. Her neyse şimdi oyunumuzun çözümüne geçiyoruz. Oyuna Melee Island'ın gözcüsünün yanında başlıyoruz. Bir süre sonra gözcünün burnunun ucunu göremeyecek kadar kör olduğunu farkediyoruz. Korsan olmak istediğimizi duyunca “Scumm Bar''a gitmemiz gerektiğini söylüyor. Buradan ayrılıp kasabaya iniyoruz. İşte oyun burada başlıyor. Şu anda iskelenin üstünde duruyorsunuz. Sağa gidip Scumm Bar'ın kapısını açın ve içeri girin. İşte gerçek bir korsan meyhanesi. Bütün korsanlarla konuşup çeşitli bilgiler edinebilirsiniz. Kapıya en yakın olan korsan perdenin arkasındaki ““important looking pirates''larla konuşmamız gerektiğini söylüyor. Bar'ın içinde sağa doğru ilerleyin. Köpekle niye konuşmayasınız?!! Perdenin arkasında bir masaya oturmuş üç korsan var. Bu korsanlarla konuşun ve onlara korsan olmak istediğinizi söyleyin. Onlar size korsan olabilmek için üç görev veriyorlar. Bunlar: 1- Mastering the Sword 2- Art of Thievery 3- Treasure Hunting Birinci görevdeki amacımız adadaki kılıç ustasını (Sword Master) yenmek. Bunun için ilk önce bir kılıç almamız gerek. Sonra kendimizi çalıştıracak birisini bulup biraz antreman yapmalı ve Sword Master'a gidip onu altetmeliyiz. İkinci görevde ise valinin evinden bir heykel çalmalıyız. Üçüncü görevde kayıp Melee 1sland hazinesini bulacağız. Bu açıklamalardan sonra oyuna devam edelim. Herhalde siz korsanlarla konuşurken ahçının dışarıya çıktığını farketmişsinizdir. Ahçının dışarıya çıkıp ekrandan kaybolmasını bekleyin ve mutfağa girin. İlk önce masanın üstündeki “'hunk of alın ve kaynayan kazana atıp pişirin. Sonra masanın altındaki tencereyi (pot) alıp sağdaki kapıdan iskeleye çıkın. Bir kuş geliyor ve sizin göz koyduğunuz balığı yemeye başlıyor. İskelenin köşesine gidip tahtaya basın ve kuşu zıplatın. Birkaç sıçrayıştan sora kuş bayağı yükseliyor. Kuş havadayken hızlı davranıp balığı kapın. Bu arada pişmiş olan eti alın ve bardan çıkın. İlk görevi başarabilmek için bir kılıç almalıyız ama nereden? Sağa doğru ilerleyip archway'e gelin. Burada 3 tane korsan ve bir fare birlikte oturuyorlar. Pointer'ınızı farenin üstüne götürmeyin yoksa fare kaçar (Denemesi bedava, ama önce save edin). Bunlarla konuşun ve ada hakkında bilgi alın. Size minutes (toplantı tutanağı) satıp üstüne para veriyorlar. Sağdaki papağanlı adamdan da henüz paramız olmadığı için harita alamıyoruz. Sağdaki ilk kapıdan içeri girince bir büyücünün evine geliyorsunuz. İçerdeki masanın üzerinde bir tavuk var. Evet bu ilginç bir tavuk. Bunu alın ve içeriye doğru devam edin. Odaya girdiğinizde bir büyücü göreceksiniz. Bu zat aynı zamanda bir falcı, bize geleceğimiz ile ilgili bilgiler veriyor, yani oyun ile ilgili ipuçları. Konuşmanız bittikten sonra dışarı çıkın ve saat kulesinin altından geçip kasabanın içinde yürümeye devam edin. Şimdi size kilise ile store'un arasında bulunan Alley'den birisi Psssst diye sesleniyor. alley'e gidin. Siz gittiğinizde ortalıkta kimseler yok ama şerif kısa bir süre sonra çıkageliyor. Şerifle tanışıyoruz ve bize tatilimizi başka yerde sürdürmemiz gerektiğini söylüyor. Evet, şerif belli ki bizden memnun değil. Duvardaki posteri inceleyin ve alley'den çıkın. Sağdaki ilk kapıdan içeri girin. Burası adanın marketi. Marketin sahibi tahta bacaklı eski bir korsan. İlk görevimiz için gerekli olan kılıcı buradan alabilirsiniz. Ayrıca hazine avı için bir de kürek lazım. Ancak paramız herhangi birisini almaya bile yeterli değil. Kanunlarla saygılı bir korsan olduğumuz için bir yeri soyamayız, o halde bir iş bulmamız gerekiyor. Gördüğümüz sirk afişi bize bir fikir veriyor. Hemen sirke gidin. İçeri girdiğinizde iki kardeş bir sirk numarası nedeniyle tartışıyorlar. Hiçbiri bu numarayı ilk önce yapmak istemiyor. Bir süre sonra bizi farkedip numarayı ilk önce bize yaptırmayı teklif ediyorlar. Babasının hayrına değil tabii ki, bir miktar para alacağız bütün bunların karşılığında. Yalnız güvenlik için bizden bir kask istiyorlar. Kaskımız yok ama siz onlara mutfaktan aldığımız tencereyi gösterin (use pot). Bundan sonra otomatik olarak topa girip fırlatılıyoruz. Adamlar yanlış nişan aldığı için direğe tosluyoruz. Evet birinci kahramanımızın görevi bitiyor ve hayatını burada noktalıyor... ŞAKA .. HAR! HAR! HAR! Evet paranızı alıp dışarı çıkın ve markete geri dönün. Artık hem kılıç hem de kürek alabilirsiniz. Sonra papağanlı adamdan harita alın ve adanın kuzeydoğu ucundaki ufak adaya gidin. Tavuğu ipe takıp karşı tarafa geçin. İçerdeki adam size ilginç bir numara gösterecektir. Şimdi adının güney-doğu ucundaki eve (house) gidin. Yolda sizi bir troll durduracaktır. Kimsenin geçemeyeceğini söylüyor. Ona bir balık vererek onu ikna edebilirsiniz. Eve varınca kapıyı açın. Guybrush kapıyı çalmanın daha iyi olacağını düşünüp kapıyı çalıyor. Kapıya çıkan adam bize kılıçla savaşmayı öğretecek. Bu sayede Sword Master'ı alttedebileceğiz. Bu adam eski bir korsan ve bir zamanlar Sword Master'la birlikte savaşmış. Bu adam bize kılıç savaşıyla ilgili çok gerekli bir tiyo veriyor. Buna göre biriyle savaşırken yaptığınız hareketlerden çok ettiğiniz laflar önemli. Örneğin birine hakaret edip hakaretlere karşılık verebilmelisiniz. Bu özelliği de bol bol pratik yaparak kazanabilirsiniz. Artık çıkıp pratik yapmanız gerekiyor. Bunun için yolun trafiği bol bir yerinde durup bekleyin. Yolunuzun üstündeki korsanlara “Titre ve ölüme hazırlan'' deyin. Burada biraz mantıklı düşünerek adamların hakaretlerine kolayca karşılık bulabilirsiniz. Kahramanımız kendisine söylenenleri öğreniyor ve bilgi da-
.ğarcığı gittikçe gelişiyor. Eğer karşınızdaki hakaretinize karşılık bulmamışsa bir adım geri gidiyor (aynı şey sizin için de geçerli). 3 kere geri adım atan kavgayı kaybediyor. Mümkün olduğunca çok cevap öğrenmeye çalışın, çünkü Sword Master'a karşı sadece cevap verebiliyorsunuz (hakaretin karşılığını öğrenmek içni ilk önce hakaretin kendisini bilmelisiniz). Bir süre savaştıktan sonra yendiğiniz (veya yenemediğiniz) kişiler Sword Master'la savaşacak kadar iyi olduğunuzu söylüyorlar. Hemen kanmayın, eğer cevapsız soru kalmışsa onları bulmaya çalışın. Yeterince çok cevap bulduğunuza İnanıyorsanız markete geri dönün ve oradaki adama Swordmaster'la karşılaşma ayarlamasını söyleyin. Adam bunu duyunca Sword Master'ı bulmak üzere dışarı çıkıyor. Onu takip edin. Evi ormanda saklı olan Sword Master satıcıya böyle bir karşılaşma yapamayacağını söylüyor. Satıcı bunu duyup gittikten sonra Sword Master'ın yanına gidin ve onunla savaşın. Şimdi Sword Master'ın söyleyebileceği bazı lafların karşılıklarını vereceğiz. — No one will ever catch me fighting as badiy as you do! * You run that fast? — My name is feared in every dirty corner of this island. * So you got a job as jJanitor after all. — My last fight has ended with my hands covered with blood. * Your hemerroids are flaring up again, eh? — got the courage and skill of a master swordman. * | would be in real trouble if you ever used them. — There are no clever moves thath can help you now. * Yes there are but you never learned them. — | hope you've a bout ready for a gulck escape. * Why, did you want to barrow one? Sword Master'ı yenmeyi başarabildiyseniz size bunun bir anı ve kanıtı olarak yüzde 100 pamuk T-shirt verecektir. Birinci görevimizi başarıyla tamamladık. Sıradaki görev hırsızlıktaki başarımızı göstermekte (Gerçi bunu oyun içinde pekçok yerde gösterdik ama bir kere daha göstermekten zarar gelmez). Şimdi şehire dönün ve hapisaneye (jail) gidin. İçerdeki tutukluyla konuşun. O sizden naneli ciklet isteyecektir. Markete gidin ve satıcıyla konuşun (orda yoksa zile basın). Ondan bir altın karşılığında bir paket breath mints alın. Şimdi hapisaneye geri dönün ve adama breath mints verin. Size teşekkür ediyor ve niye hapisaneye girdiğini anlatıyor. Tam Sheriff Shinetop'tan bahsederken, şerif içeri giriyor. Neyseki bize o kadar çok kızmıyor (henüz). Şimdi valinin şatosuna gidin. Köpekler geçmenize izin vermiyor. Tutuklu adam bize ormandaki sarı Çiçekleri kopardığı için içeri aldığını söylüyordu. Bu çiçekler evin önündeki köpekleri uyutuyormuş. Ormana geri dönün ve sarı çiçeklerden alın. Sonra USE ile ete çiçekleri sürün ve zehirleyin. Şimdi valinin şatosuna geri dönün ve zehirli eti köpeklere atın. Burada köpekleri öldürmüyoruz. Avrupa ve Amerika'da hayvanları koruma çok önemli olduğu için yapımcılar köpekleri sadece uyuttuğumuzu açıklıyorlar. Kapıyı açın ve şatoya girin. Karşınıza çıkan ilk kapıyı açın ve yine içeri girin. Şimdi Guybrush kendi başının çaresine bakacak. Sonuçta gerekli heykelciği buluyoruz ama almamız için bir eğe gerekli. Haaa! Bu arada da şerife dersini veriyoruz (Matematik) Har Har Har! Şimdi şatodan çıkın ve hapisaneye gidin. Dostumuza konaktan aldığımız farelere karşı spreyi verin. Buna karşı o da size havuçlu kek veriyor. USE ile keki yemeye kalkıştığınızda birkaç dişinizi tehlikeye atıyorsunuz ama bir eğe kazanıyorsunuz. Aptal dostumuz havuçlu kek sevmediği için yememiş ve sonuçta eğeyi de bulamadığı için hapisten kaçamamış. Şimdi şatoya geri dönün ve çıktığınız delikten içeri girin. Kahramanımız heykelciği alıp dışarı çıkıyor (uçuyor). Tam gitmeye hazırlanırken şerif uyanıyor ve bizi enseliyor. Ona valinin bize izin verdiğini söyleyin. Aksiliğe bakın, vali o sırada çıkageliyor. Aman yarabili! Vali pek güzel bir kadınmış. Neyseki bizi affedip şerifi bir güzel azarlıyor. Şerif kızgın bir şekilde dışarı çıktıktan sonra valiyle aramızda çok elektrikli bir konuşma geçiyor. Elektrik voltajı o kadar yüksek ki konuşamıyoruz. Hay Allah, bir yerlerden kadınlarla konuşmayı öğrenmemiz gerek (Merak etmeyin bu bir görev değil). Şimdi kapıdan dışarı çıkın. Yine mi sen, Shinetop? Bu sefer biletimizi harbiden keseceksin galiba? Herneyse o kadar önemli değil heykeli belimize bağlayıp bizi denize atıyor. Ama hangi aklıperişan bizi öldüreceğini düşünebilir ki? Biz nefesimizi 10 dakika tutabiliriz. Bu rekoru geliştirmeye kalkmayıp en iyisi işimize bakalım. Pick Up ile idol'ı alın ve merdivenlerden yukarı çıkın. O sırada vali bizi kurtarmak üzere iskeleye geliyor. Oo00! Kadınlarla konuşmayı ne kadar da çabuk öğrendik? Burada bir aşk sahnesi yaşıyoruz. Hemen sevinmeyin, belden aşağı değil. Vali bizi görevlerimizi bitirdikten sonra konağına bekliyor. Sıra üçüncü ve son göreve geldi. Ormana gidin ve biraz araştırma yapın. Bir süre sonra geniş bir yere geleceksiniz. Bunrada ile işaretli yeri küreğinizle kazın. Amanın! İşte kayıp hazineyi bulduk. Üstümüze uymayan bir T-shirt, üstelik yüzde 100 pamuk bile değil. Zaten o kadar süre gömülü kalmış bir şeyden son moda olmasını bekleyemezdik, ama en azından üstümüze uygun bir şeyler bırakabilirlerdi. Şimdi şehire geri dönün. Olamaz... Hayatımızın kadını kaçırılmış... (bUnu oradaki nottan anlıyoruz.). Kaçıran ise LeChuck adlı sefil bir korsan (hayalet korsan). Şimdi Scumm Bar'a gidin ve bütün mug 'ları toplayın sonra ağlayan(!) ahçıyla konuşun. Ahçı bize bütün korsanların korkup kaçtığını ve birilerinin valiyi kurtarmak için Monkey adasına gitmesi gerektiğini söylüyor. Bir yerlerden gemi bulmalıyız. Evet, Stan'den alabiliriz. Hemen Used Ship's Emporium'a gidin. Karşınızda eline koluna hakim olamayan bir satıcı var (Eline koluna hakim ol yoksa öcüler yer seni). Eh arkada duran ve adı 'Monkey' olan gemiyi satın alın (almaya çalışın). Stan bize bu gemiyi bu kadar paraya satamayacağını söylüyor. Kendisinden kredi almak istediğimizde bize bu İşleri çoktan bıraktığını ancak kasabadaki market sahibinden kredi alabileceğimizi söylüyor. Daha ne duruyoruz? Doğru markete. Satıcıya kredi almak istediğiniz söyleyin. O yukarı çıkıp kasayı açacaktır. Kasayı açarken kolu döndürüşlerini bir yere not edin. Bir korsan olduğumuzu öğrenince bize kredi vermemeye karar veriyor ve notu yeniden kasaya koyuyor. Hay Allah gitti kredi. Şimdi satıcıya tekrar Sword Master'la buluşmak istediğinizi söyleyin. Adam, kuzu kuzu kadınla bir daha konuşmaya gidiyor. Evet işte yalnız kaldık. Şimdi not ettiğiniz şifreyle kasayı açın ve içinden notu alın. Doğru Stan'e gidin. Uff! Uzun bir pazarlıktan sonra gemiyi alabildik (Eğer beceremezseniz gemiyi istemediğinizi söyleyin, biraz fiyat indirecektir. Ama bunu en fazla 2 kez kullanabilirsiniz. Eğer hâlâ olmadıysa extra'lar hakkında konuşun ve hiçbir extra'yı istemeyin). Stan bize üç kişi bulup iskeleye gitmemizi istiyor. Şimdi bize üç kişiden(!) oluşan bir msürettebat lazım. Sword Master iyi bir mürettebat olabilir. Gidip onunla konuşun, teklifinizi kabul edecektir. İkinci olarak adaya gidin ve oradaki iri kıyımla dost olun. Adamla konuşun ve vali- «nin kaçırıldığını söyleyin. Size karnındaki dövmeyi ve daha sonra garip bir canavarı gösteriyor. Canavar dediği ise bir papağan. Korkmanıza gerek yok, Isırmaz. Ama o adamın ellerini yemiş. Papağana dokunarak adama ne kadar cesur olduğunuzu gösterin (ilk önce ufak kapıyı açın). İri kıyım dostumuz bize katılmak için artık can atıyor. Şimdi üçüncü sahış olarak hipisanedeki zat-ı muhteremi kurtaralım. Adam bize hücrenin anahtarının valinin evinde olduğunu söylüyor. Valinin evini soymak için randevu alıyoruz. Ancak bu randevu bizi çok geciktirecek. Başka bir yolunu bulup hapisteki muhteremi kurtarmalıyız. Şimdi Secumm Bar'a gidin ve mutfağa girin. Ahçı dostumuzun bizimle uğraşacak hali yok, takmıyor bile. İçerdeki masalardan aldığınız mug'lardan birine mutfaktan Grog doldurun. Sonra fazla sallanmadan hapisaneye gidin ve grog'u muhterem'e verin (Grog bir süre sonra mug'ı deliyor. Siz bütün grog dökülmeden grog'u sağlam bir mug'a aktarın. Eğer ilk seferde beceremezseniz oyuna baştan başlamanız gerekiyor. ŞAKA ... HAR! HAR! HAR!). Sert bir içki olan grog kilide dökülüyor ve kilidi eritiyor (Hay Allah, devlet malına zarar geldi!). Olan oldu bir kere. Muhterem zat bize teşekkür ediyor ama mürettebatımıza katılmayı reddedip gidiyor... Boşverin hiçbir kötülük cezasız kalmaz. Şimdi iskeleye gidin (dock). Evet Stan ve GEMİ orada. Stan size bir sürü edebiyattan sonra birkaç broşür veriyor. Ondan sonra mürettebatımız birer birer iskeleye geliyorlar. Durumlarından pek memnun değiller anlaşılan. Hah! İki yüzlü de geldi. Artık yola çıkmaya hazırız.
PART TWO The Journey
İşte yolculuk başladı. Engin denizlere yelken açtık. Çalışkan (!) tayfalarımızla dalgalara göğüs gerdik... İtiraf etmeliyim ki tayfalar umduğumdan da tembel çıktılar. Her neyse her koyun kendi bacağından asılır deyişine uyarak biz de kendi üzerimize düşen işi yapalım. Masanızın üzerinde duran tüy'ü ve mürekkebi alın. Sonra çıkın ve ip merdivene tırmanın. Buradan bayrağı alın ve mutfağa gidin. Tencereyi (pot) alın ve dolabın içinden cereal alın. Cereal'ı açtığınızda içinden bir hediye çıkacaktır. Onu incelediğinizde ufak bir anahtar olduğunu göreceksiniz. Bu anahtarla kendi odanızdaki dolabı açabilirsiniz. Bu dolaptan bir sandık çıkacak. Bu ufak sandığı da açın. Bunun içinden tarçın ve bir yemek tarifi çıkacak. Bunları alıp ambara inin. Burada pekçok sandıklar var. En sağ uçtaki kutulardan güzel bir şarap çıkacak bunu alın. Ayrıca çuvalların üzerinde ip de var. Barut almayı sakın unutmayın. Mutfağa geri dönün ve Stan'ın size verdiği kartı ateşte tutuşturun. Sonra tencereye aklınıza ne gelirse atın. Ama önemli olanlar sandıktan aldığınız tarifte yazılı olanlar. Burada kesin bir tarif vermek zor. Çünkü her sefer aynı şeyler sonuç vermiyor. Burayı kolayca geçeceğinize dair eminim. Her neyse, en sonunda kazanda bir patlama oluyor ve bayılıyorsunuz. Bu arada gemi otomatikman Monkey Island'a gidiyor. Şimdi güverteye çıkın ve oradaki topa barut koyun (ağzından). Sonra ambardan aldığınız ipi fitil olarak kullanın ve topa takın (Eğer barut'u yemeğe attıysanız ambardan daha barut alabilirsiniz). Şimdi USE POT ile tencereyi kafanıza yerleştirin. Bu sahneleri bir yerlerden hatırlıyorum sankili..
PART THREE Monkey island
Evet en sonunda Monkey Island'a varabildik. Bizi adanın sakinleri dostça karşılıyorlar ama bizim merhaba bile diyecek halimiz yok. onlar da bunu anlamış olmalı ki bizi yanıklarımızla başbaşa bırakıyorlar. İlk önce ağaçta asılı ölan bildiriyi okuyun. Sonra yerdeki muzları alın. Şimdi size verdiğimiz haritayı takip ederek yanardağın oradaki gözetleme noktasına gidin. Burası az önce gördüğümüz ada sakininin kaldığı yer. Yerdeki ipi ve dürbünü alın. Sonra top'u itin. İçinden bir gülle ve biraz da barut çıkacaktır. İşte tam bu sırada Herman içeri giriyor (Herman o adamın adı). Bize biraz kızmış. Ona bütün bunları bir maymunun yaptığını söyleyin. Burası maymun adası değil mi? Burada istediklerini yapmakta serbestler. Herman'ın sizinle konuşması bittikten bir süre sonra odayı terkediyor. Siz şimdi gülle ve barutu alın. Dışarı çıkın ve dry river pond'a gidin. Burada bir adam asılmış duruyor. Elinde de bir ip var ve bizim de bu ipe ihtiyacımız var. Burası kurumuş bir derenin yatağı olduğuna göre herhalde buradan bir zamanlar bir nehir geçiyordu ve bir şeyler oldu ve bu nehir artık dereyi beslemiyor. Şimdi river fork'a gidin. Orada bir not ve notun uçmasını önlemek üzere üstüne konşu bir taş göreceksiniz. Bu taşı alıp incelediğinizde onun aslında bir çakmak taşı olduğunu anlıyorsunuz. Notu alıp okuyun. Oyun içerisinde buna benzer pekçok notlar bulacaksınız. Şimdi yukarıya çıkın. Evet bu son derece basit bir mantıkla çalışan bir kaldıraç-mancınık. Bu aleti kendinize doğru döndürün. Yani alet ekrana dik olarak dursun. Şimdi yine yukarı çıkın. Vaaoov! Manzaraya bak... Evet gerçektende çok güzel ama daha yapılacak çok iş var. Kenarda duran taşı ittiğinizde taş haliyle aşağı düşecek ve altta bulunan mekanizma diğer taşı fırlatacaktır. Bilin bakalım diğer taş nereye düştü?!! Evet muz ağcına isabet ettirdik (Eğer ilk başta kaldıracı hiç döndürmemiş olsaydık taş aynen gemimizi vuruyordu. İnanmıyorsanız denemesi bedava. Ama önceden SAVE etmenizi tavsiye ederim). Şimdi tekrar aşağı inin ve nehrin kıyısında bulunan setin taşları arasına barut koyun. Sonra çakmak taşınızı gülleye sürtün. Boooom! Bravo, bendi yıkmayı başardınız ve kuru dere yatağı suyla doldu. Kuru dere yatağı suyla dolarsa ne olur? Islanır... HAR HAR HAR! Evet şimdi nehir yatağına yeniden gidin. Evet adam kıyıya vurmuş. Tabii ipte. İpi alın ve adanın kıyıya çıktıağımız tarafındaki çatlağa gidin. Orada sağlam bir dal parçasına İlk ipi bağlayın biraz aşağı inin. Sonra orada başka bir sağlam dal parçasına diğer ipi bağlayın ve zeminde bulunan kürekleri alıp yukarı çıkın ve sahile gidin. Ağacın altındaki muzları alın “ve kürekleri sandala takıp yolculuğa başlayın. Haritaya bakarak yerlilerin bulunduğu taraftaki sahile yanaşın ve yerlilerin kampına gidin. Burada pek çok boş kulübe göreceksiniz. En sağdaki kulübenin yanında bir meyve sepeti var. Buradan muzları alın ve geri dönün... dönmeye kalkışın... dönemeyin. Evet, yerliler bizi esir aldılar. Zindanları pek sağlam değil. İşte Herman'dan alıp geri vermedikleri banana picker (muz toplayıcısı) da burada. Ortada duran kafayı ve altındaki tahtayı alın. İşte size gizli geçit. Muz toplayıcısı buradan sığmadığı için onu şimdilik bırakın ve dışarı çıkın. Sandalla adaya ilk çıktığınız sahiye geri dönün. Ormanda gezinen maymuna gidin ve ona elinizdeki bütün muzları verin (5 tane). Maymun bundan sonra bizi takip edecektir. Şimdi haritada gördüğünüz 'clearing' denen yere gidin. Burada kocaman bir maymun kafası var ama etrafı çitlerle çevrili. Bu yüzden oraya henüz ulaşamıyoruz. Yolun iki tarafındaki direklerde bulunan kocaman burunlar herhalde dikkatinizi çekmiştir. Bu burunları çektiğinizde çit kalkıyor ve yol açılıyor. artık yolumuza devam edebiliriz. Ancak burunu bıraktığımız anda çit yeniden kapanıyor. Yanımızdaki maymun bizi taklit edip totemin burnuna asılıp sallanıyor. Evet bu işi de hallettik. Şimdi içeri girin ve yerde duran ufak heykeli alın. Sonra kayığınıza binip yerlilerin köyüne göre dönün. Onlar sizi yeniden tutuklayacaklardır. Siz onlara istedikleri her şeyi verebileceğinizi söyleyin. Onlar bu durumda size bir şans vereceklerdir. Zamanınız oldukça az. Bu kısa sürede onlara monkey head'den (maymun kafası) aldığımız heykelciği verin. Bu onların çok hoşuna gidecektir. Şimdi sizi serbest bırakıyorlar. Doğru sizi kapattıkları kulübeye gidip muz toplayıcısını alın ve dışarda bekleyen Herman'a verin. Herman size çok teşekkür ediyor ve karşılığında size Monkey Head'ın anahtarını veriyor. Şimdi yerlilerin köyünden çıkın ve bir daha girip onlarla Monkey Head hakkında konuşun. Size orada dolaşabilmek için yön gösterici kafaya ihtiyacınız olduğunu söyleyeceklerdir. Onlarda bir tane varmış ama cimri olduklarından bize onu vermiyorlar. Stan'ın bize verdiği broşürlerden birinde böyle bir yön gösterici kafanın tarifi var. Bu tarifi onlara verin (leaflet). Evet, artık navigator'ımız var. Şimdi doğru monkey head'e gidin ve Herman'ın bize verdiği anahtarı maymunun kulağına sokun. Evet anahtarın bir kulak temizleyicisi ve maymunun kulağının bu kadar pis olacağını herhalde tahmin etmiyordunuz. Şimdi içeri girin ve head of the navigator'ı çıkarın (use). Yön göstericinin kafası hangi yönü gösteriyor ise o yöne gitmelisiniz. Uzun bir yolculuktan sonra herhalde hayalet geminin önündesiniz. Şimdi içeri girmeye kalkarsanız hayaletler bizi görüyor ve içeri bırakmıyorlar. Yön göstericide ise hayaletlere görünmemaesi için takılmış bir kolye var. Belki Trica edersek bize verir. Onunla konuşun. Sizi kırmayıp boynundaki kolyeyi verecektir. Kolyeyi takınca Guybrush kayboluyor. Sadece nerede olduğunuzu bizim bilebilmemiz açısından hatları parlıyor. Şimdi gemiye girin. İşte müthiş hayalet müziği... Şimdi soldaki kaptanın odasına gidin (kapıyı açmayı unutmayın). Kaptan sinirli görünüyor. Anahtarı almak için yaklaşınca tahtalar gacırdıyor ve kaptan bu sesten irkiliyor. Siz de anahtarı yaklaşmadan alın. Hatırlarsanız Stan bize bir magnetic compass vermişti. İşte onu kullanarak anahtarı çekin. Hoooop. Sefil korsan LeChuck'ın ruhu duymadı. Şimdi buradan çıkın. Soldaki kapiyı açmaya kalkıştığınızda gıcırdadığını farkedeceksiniz. Geminin ambarına (hold) inin. Burada bir sürü hayvan var (hepsi hayalet). Tavukları almaya kalkıştığınızda elinizde bir tüy kalacaktır. Bu tüyü crew room'da uyuyan herifin ayağına sürtün. İki kez sürtünce adam elindeki grog şişesini düşürüyor. Bunu alın ve ambara geri dönün. ambardaki kapağı sefil korsan LeChuck'ın odasından aldığınız anahtarla açın ve aşağı inin. Burada devasa hayalet fareler var. Ortadaki tabağa grog dökünce fare geçmenize izin veriyor. Sağ taraftaki yağ dolu fıçıdan yağ alın. Sonra yukarı çıkıp sağ-
Dere Hy
p gote Pusch daki kapıya sürün. Artık bu kapının gıcırdama sorunu kalmadı. Kapıyı açın ve içeri girin. İçerdeki ghost tools'u alın ve ambardaki büyük sandığı bu aletlerle açın. İçinden voodo roo Çıkacaktır. Bunu alın ve yerlilere gidin (Guybrush ambardan çıkınca otomatik olarak oraya gidiyor). Yerlilere voodo roo'u verin. Yerliler size hayaletleri öldürmek için bir ilaç hazırlıyorlar. Bu ilacı alıp geri döndüğünüzde geminin gitmiş olduğunu farkediyoruz. Sadece kafasını atıp tutan korsan kalmış. Korsanın söylediğine göre sefil korsan LeChuck valiyle evlenmek üzere Melee Island'a yelken açmış. Onlar evlenmeden Melee Island'a gitmeli ve LeChuck'ı öldürmeliyiz. Neyseki mürettebatımız tam bu sırada çıkageliyor ve bizi Melee Island'a götürüyor.
PART FOUR The Wedding
Evet Melee adasına vardık. Şimdi kiliseye doğru yola koyulun. O da ne? Kendini bilmez bir hayalet bizi durdurmaya çalışıyor. GHOST-BUSTERS! Ona biranızdan (hayaletlerin bize verdiği ilaç yani grog) tattırın. Kiliseye doğru giderken bir başka kendini bilmez hayalet var. Ona da biranızdan tattırın. Biranızı dikkatli kullanın ha! Daha sırada sefil korsan LeChuck var. Eminim ona herkesden fazla bira gidecektir. Kiliseye gittiğinizde evliliği durdurun. Sizi sefil korsan LeChuck ile konuşurken vali bir iple geliyor ve her şeyin kontrol altında olduğunu söylüyor. Vali burdaysa gelinliğin içindeki kim? Beklenmedik misafir maymunlar. Onların elinden birayı almaya çalışırken onları kaçırıyoruz. Vali onların peşine düşüyor ve biz sefil korsan LeChuck ile yalnız kalıyoruz... Hayılır? Bana vurma... Olamaz uçarken biramı düşürdüm. Peki şimdi napıcam? Sefil korsan LeChuck bizi en sonunda Used Ship's Emporium'a atıyor. Daha doğrusu ordaki grog maki- e nesinin içine. Bir süre sonra kendisi ve kafası da geliyor. Bizi Stan'a eline koluna hakim olmasını söylemiştik. Bak işte sözümüzü dinlemedi ve ne oldu. Sonra sefil korsan LeChuck bizi grog makinesinden çıkarıyor. Bu arada makineden bir grog Şişesi çıkıyor. Sefil korsan LeChuck bize yumruk atmadan şişedeki grog'u onun üstüne boşaltmalıyız. Hemen use gorg on (sefil korsan) LeChuck deyin. YA DA-BA DOOO! İşte mükemmel oyun The Secret Of Monkey İsland |'i bitirdik. Bence Monkey Island herkesin alması gereken bir oyun. İster adventure'dan hoşlanın ister hoşlanmayın hiç farketmez, eminim bu oyuna bayılacaksınız. Hepinize bol adventureli günler dileriz.