Mac Adventure
Retro bilgisayarMAÇ
ADVENTURE
Acı... Öyle bildiğimiz 'Ay elimi kestim, ayağım burkuldu' gibisinden acılar değil. Gerçek, ruhunuzu dağlayıp sizi umutsuz gözlerle gökyüzüne baktıracak kadar derin bir acı. İnsana ne olduğunu şaşırtacak, keşke şimdiki aklım olsaydı dedirtecek derecede koyucu bir acı. Kendini bir an dışarıdan gördürtüp ne kadar yalnız, ufak ve çaresiz olduğunu anlamasını sağlayacak kadar keskin bir acı. Aptalca da olsa, insana kısacık, ufacık bir an için intihar edip her şeyden kurtulmayı düşündürtecek kadar anlamsız bir acı. Hatta yaralanmış beyninize en büyük günahı işlettirip, onu etrafındakilerin de acı çekmesini isteyecek kadar körelten bir acı... Şöyle ya da böyle, ne kadar kaçsanız, kendi ufak kabuğunuza saklansanız bile bir gün sizi bulup köşeye sıkıştıracak olan bu acı (her ne kadar farkında olmasanız bile) varlığınız, ruhunuz ve geriye kalan sayılı günleriniz açısından aslında yararlıdır. Hemen yanlış anlamayın, bu yeni kurduğumuz Mazoist United'ın ilanı değil, eğer biraz durup düşünürseniz aslında ilk bakışta geldiği kadar saçma da değil. Belki güne aptal bir gülümsemeyle başlayanlara saçma gelebilir, hatta kendi çaplarında 'orta dereceli' bunalımlar atlatanlar da aptalca olduğunu düşünebilirler ama gerçek acıdan geçip sonra bu konuda düşünecek kadar yaşayabilenler son atlattıkları darbenin hayatlarına silinemeyecek olumlu bir iz bıraktığını bilirler. Hatta herkesi mutluluktan çıldırtan şeylere bile önce şüpheci pesimist bir bakış atanlar (mesela ben) ruhlarının olgunluğunun çektikleri acılarla orantılı olduğunu bile iddia edebilirler. Siz istediğinizi düşünün, hatta isterseniz diğer bölümlere varabilmek için bu satırları hızlı hızlı geçin, ama şunu unutmayın: Acı çekenler bilirler. Aynı hatalara ısrarla tekrar tekrar düşüp aynı acıları yeniden çekseler bile onlar bilirler. Belki bu dış görünüşlerine çok farklı bir şekilde yansır, belki onları toplum dediğimiz sürüsünden uzaklaştırır, ama taa içlerinde onlar diğerlerinden çok daha fazlasını bilirler. Ben bu ay boyunca (acılarımın beni rahat bıraktığı zamanlarda) bol bol ağaç yaptım. Hemen 'yeşilci mi oldun leyn?!' demeyin. Hayır yeşilci
değilim, ağaç yapmak 64'ler dilinde Global Effect oynamanın diğer adı. İnanın hayatımda ilk kez oyunu oynayanı bu kadar az düşünen bir oyun görüyorum. Eski hex stratejiler bile bu kadar acımasız değillerdi. Global Effect'i alıyorsunuz, yüklüyorsunuz ve kendi kendinize 'İşte uzun zamandır beklediğim SimCity taklidi' diyorsunuz ve hayatınızın hatasını böylece yapmış oluyorsunuz. Biliyorum, çünkü ben yaptım. Global Effect bir oyun değil, gerçek dünya. Kurduğunuz her fabrika, her yeni 'toplu konut projesi', her askeri üs size uzun vadede hava kirliliği, delinmiş çorap misali bir ozon tabakası, ciğerlerinize kurban bayramı sabahının kan kokusunu (ama bu kez bizim kanımızın kokusu) yaşatacak karbondioksit oranı olarak geri dönüyor. Paranın tek sınır olduğu oyunları unutun, burada kavganız sağ kalmak ve çoğu zaman bu kavganın sonunda siz ağzınız, burnunuz dağılmış en iyi nakavt pozunuzu veriyor oluyorsunuz. Zorluğu ve başarı şansının azlığı yüzünden pek çok kimse Global Effect'i pas geçebilir (ve açıkçası onları suçlamıyorum) ama kafalarını takıp oyuna saatlerini verenler işkencenin sonuna vardıklarında (eğer varabilirlerse) iki şeyi çok açık ve seçik olarak anlıyorlar benim sevgili vatandaşlarım: 1) Bu güne kadar oynadığımız oyunların çoğu eninde sonunda bizim egomuzu parlatmak için hazırlanmış program parçalarından öte bir şey değiller. Global Effect olaya başka bir açıdan bakıyor. Madem dünyayı 'kurtaracağım' diye bilgisayar başına oturdunuz, bunun fiyatını ödeyeceksiniz. Acımasız ama akıllıca (en azından bence akıllıca). 2) Biz cebimizdeki para, komşunun kızı, diploma gibi dertlerle uğraşırken dünya büyüüük bir hızla batıyor. Ve bunu değiştirmek için olayların bizim nazik tenimizi rahatsız etmelerini beklersek çok çok geç kalmış olacağız. Çünkü Global Effect'te (tıpkı
NEVER FREE Sevgili MAC, "Bu sana yazdığım
— mektup' demeyeceğim. Çünkü bunun önemi yok. Önemli olan senin sorularımı yanıtlaman. Ben FRP'lerde acemi denilmeyecek kadar yeniyim. Oynamak istiyorum ve FRP'lerin 77 dergisindeki tam çözümlerini okuyorum ama iş büyülere, level'lara filan gelince... Neyse sorularımı sorayım ki biraz olsun beni hin Lizzy Renegade aydınlat. 1) Tek büyüsü filan olmayan, FRP, galiba Buck Rogers, tam çözümünü yayınlamayı düşünüyor musunuz? 2) Gateway to the Savage Frontier'ın konusunu öz ve kısa bir biçimde anlatabilir misin? 3) "Journal Entries" nedir? FRP'lerde ne önemi vardır? 4) Castles hakkında düşüncelerin? 5) Stephen King veya Dean R. Koontz okur musun? 6) Falcon 3 nerede kaldı? 7) "Gwar" adlı grubu biliyor musun? 8) Pool of Radiance'in kitabını yollarsan 1 CD ile ödeşiriz. O.K.? 9) Mega Lo Mania'da nükleer füzelerden korunmak için ne yapmam gerekiyor? Üç adadan ikisini yerle bir ediyorum. Sorularımı cevaplarsan içimdeki karanlık ve mistik ışığı aydınlatmış olursun. Şimdiden çok teşekkürler. The Lamentable Man, Ankara MAC: Doğal olarak iş level'lara, büyülere gelince karışıyor. Çünkü (bence) pek çok kimse SSI damgası taşıyan herhangi bir oyunu alıp hemen oynayabileceğini zannediyor (eskiden ben de öyle sanardım, darbeyi yiyince artık akıllandım). Sonra da beceremeyince FRP'ler sıkıcıdır diye bir sonuca varıveriyorlar. Aslında FRP'leri anlamanın ve zevk almanın yolu önce bu oyunların kutu halindeki versiyonlarını oynamaktan geçiyor. Geçenlerde HeroQuest'in orijinal halini gördüm, aklım şaştı. Gerçi Gremlin'in oyunu da fena sayılmaz ama Games Workshop'ın kutu oyunu bir şaheser. Hem isterseniz kötü adamları bile oynayabiliyorsunuz. Yani kısa lafın uzunu, eğer FRP oynamak istiyorsanız ya önce gereken zamanı ayırıp kutu oyunlardan birini oynayın, ya da buna imkan bulamıyorsanız işe serilerin birinin ilk oyunuyla başlayın. Mesela Pool of ya da Gateway to the Savage (kitabıyla) alın ve oldukça uzun bir zaman ayırmaktan çekinmeyin. 1) Buck Rogers'ın (oldukça) detaylı bir açıklaması eski bir sayıda çıkmıştı. Bu oyuna bir daha yer ayıracağımızı sanmıyorum ama eğer bir sorunun olursa
- Bana yazabilirsin. 2) Savage Frontier her FRP dünyası gibi acımasız düşmanlarla dolu ve burada yaşayanlar yüzyıllarca kendilerini Ascore şehrindeki dört büyülü heykel sayesinde koruyabilmişler. Ama artık heykeller yok (dört bir yana dağılmışlar), dolayısıyla Ascore da yok (var ama
İnsanlar büyük bir tehlike altında. Heykellerin yokluğundan yararlanan düşman büyük bir saldırıya hazırlanıyor. Senin amacın bu saldırı gerçekleşmeden dört heykeli bulup
Ascore'un koruyucu gücünü geri getirmek. 3) Journal Entries taa eski FRP'lerden kalan bir gelenek. SSI bunu sürdüren ender firmalardan biri. Oyunu oynarken herhangi bir olayla karşılaştığında oyun sana bir numara veriyor, sen de manual'da bu numaranın karşılığı olan paragrafı okuyorsun. Bunun iki yararı var (en azından firmaya): a) Bu sayede bütün textleri oyunun içine koymak gerekmediğinden oyun hem daha az yer kaplıyor, hem de programlanması daha kolay oluyor. (Bu uzun paragrafların atmosfer kattığı da söylenebilir). b) Bu sayede oyunun orijinaline (ya da en azından Journal Entries'in fotokopisine!) sahip olmayanlar oyunu oynasalar bile pek bir şey anlayamıyorlar. 4) Castles mükemmel bir fikrin başarısız uygulaması. Yani kale yapmak zevkli ama hem çok uzun sürmesi hem de (haberci ve yıkılmış), ve de yine bunun dolayısıyla saldırılara rağmen) bir süre sonra oyunun amacını kaybetmesi. Birkaç gün eğlenmek için alınabilir ama ben yakında çıkacak DataDisk'inden umutluyum. Rivayete göre bu diskte yeni asker çeşitleri, saldırı imkanı ve daha gelişmiş ekonomi düzeni olacak. 5) Tabii ki. Başka kim insanın kendi evinin içinde rahat rahat kitap okurken annesi kapıyı açtı diye çığlık çığlığa bağırmasını sağlayabilir ki. 6) Şu andaki geleceği (Amiga'da) kesin değil. Yani eninde sonunda çıkar, ama ne zaman, ne şekilde bilmiyorum. 7) GWAR'ın müziklerini bir kenara bıraksan bile sırf görünüşleri ve şarkı sözleri için bir bakmaya değecek bir grup. 8) CD'ye gerek yok, adresini yazarsan (bir FRP'ci daha kazanma amacıyla) sana yollayabilirim. Zarfa yazmıştım deme, doğal olarak Zarf artık olmaya (size diyorum fazla Global Effect oynadım diye) gitti. 9) Nükleer füzelerden korunamıyorsun. Onlar zaten oyunun en iyi silahları, sen iyisi düşmanın nükleer füzelerini sana yollamadan sen onun işini bitir. NEVER Sevgili MAC, (Sözlüğe baktım Macintosh'un karşılığı. Ühü hühü Ümit Öncel'e üzüntülerimi belirt, eğer aldıysan ilk mektubumda Sepultura'nın İstanbul'a geleceğinden bahsetmiştim. Ne yazık ki (hıçk) Sepultura gelmiyor (tabii ki Metallica v.s.)
MAC BORSA ENDEKSİ
A STEVE MARTIN
Kainatın en komik adamı olduğu için.
A CHUCK
Cüssesine rağmen mükemmel vokal yaptığı için.
DIE!
A DYNA BLASTER
Mükemmel bir oyun olduğu için (kuşlar için bile).
A SSI
FRP serileri tekrar 64'te görünmeye başladığı için.
A THE LAWNMOWER MAN
Virtual Reality'nin kapılarını açtığı için.
V OMAY (Vahdettin)
Kainatın en tembel kölesi olduğu için.
V ÖYS
İnsanların hayatlarının içine etmeye devam ettiği için. V LENNY WOLF
İyi müzik yapan aptalın teki olduğu için.
V ACE Kapanıp gittiği için.
JOHNNY THE FOX
Seninle bayağı ortak yönümüz var. Pirates'dan hoşlanıyorsun, çizgi roman seviyorsun, hangi takımlı olduğunu bilmiyorum (neyse), metal, pizza, cola, adventure, Aztec Challenge v.s. Demek Super Channel seyrediyorsun, sana tavsiyem hafta arası "Wanted"i (3.30) hafta sonu "All Mixed up" ve Metal Hammer Hard Rock Club'u seyret. (Bu arada Howard Johnson o programı pek sunamıyor.) Iron Maiden'ın yeni albümünü dinledin mi? Sorular: 1) Secret of the Monkey Island'da "nice wine" kafaladığın adamlara verip, tıpasını da delik yere (gemideki) mi tıkayacağız. Ya da nasıl? (Ne acayip soru?) 2) Secret of the Monkey Island 2 ne zaman Amiga'ya gelir? 3) GAC (Graphic Adventure Creator) Amiga'da var mı? 4) Adventure yapmak zor mu? Hiç denedin mi? 5) Infocom Collection'ı oynadın mı? Hitchhiker's Guide to the Galaxy çok zor? 6) Rasim Mingü'nün deyimiyle "Vektör grafik" Amos'la yapılır mı? Ya nasıl? 7) Super Channel'da "Freddy Mercury seyrettin mi? 8) Laneth'deki röportajın güzel. Bence de Türk grupları kendilerine has olmalılar. Seninle ve diğer arkadaşlarla görüşmek isterim. Turgay GÜRSOY, İzmit MAC: Evet, ne yazık ki Sepultura gelmiyor, onun yerine Diana Ross geliyor. İyi di mi. İyi değil ama en azından bu darbe Ümit'in sonu oldu, biz de bir sürü masraftan kurtulduk. Howard Johnson konusunda ise sana tamamen katılıyorum. Kağıt üzerinde mükemmel bir adam olsa bile oraya pek gitmiyor. 1) Bu sorun benim ve dergideki Monkey Island'cıların (ben Monkey Island'cı değilim) kafasını oldukça karıştırdı. Tıpaya yapmaya çalıştığın şeylere pek bir mana veremedik. Sonuç olarak o tıpayla bir şeyi tıkaman gerekmiyor. Yine de hayal gücü için sana 10 puan. 2) Geldi ve de 11 disk ve ne zaman oynasalar başka bir diski hata veriyor. Bence kesinlikle 'Yılın en güzel grafikli ömür törpüsü' © ödülünün bir numaralı adayı. 3) GAC Amiga'da yok (galiba), ama aynı işi görecek başka programlar var. Amos'u bir kenara bırakırsak AAC (Advanced Adventure Creator) bayağı kaliteli (hem de Public Domain) bir program. 4) Çok çok eskiden denemiştim, hatta ufak bir tane de yapmıştım (bir arkadaşımla beraber). Hem de neydi biliyor musun? The Lord of the Rings! Simon's Basic'le yapılmıştı, 30 tane grafikli location'ı vardı ve yaklaşık 20 emir anlayabiliyordu. Ama hiçbir zaman hak ettiği ilgiyi görmedi ve benim büyük programcılık hayallerim suya düştü. Aslında oyun yapmak o kadar da zor değil, ama grafiklerden falan önce iyi bir hikaye (mümkünse yaratıcı bir şeyler) ve kaliteli bir parser'a (programın girdiğin komutları anlamasını sağlayan bölümü) ihtiyacın var. Parser işini halletmeden hayallere kapılmanın pek bir manası yok. Bunu yapmanın en iyi yolu ise Magnetic Scrolls, Infocom gibi firmaların oyunlarını dikkatle incelemek. Programı göremesen bile işin mantığını kapabilirsin. 5) Hitchhiker's aslında zor bir oyun değil, eğer konuya yabancı değilsen. Aslında Hitchhiker's bayağı uçuk bir roman, ben oyunu oynadıktan sonra işe merak salıp kitabı bulmuştum. Her ne kadar oyunla kitap kelimesi kelimesine aynı olmasa bile bir kez kitabı okuyunca insan ne kadar çarpık ve uçuk düşünmesi gerektiğini anlıyor. Eğer takıldığın yeri yazarsan sana yardım etmeye çalışırım. 6) Yanlış adam, yanlış bölüm, yanlış konu, kısacası yanlış soru. Ama sanırım Amos'da vektör grafik yapmak için Amos 3D diye bir şey var. Yine de Omay'a danışmak daha akıllıca olur. Eğer cevabı bilmiyorsa (ve de kesin bilmiyordur), onu döversin. 7) Ben lanetli miyim nedir, bilmiyorum o program her kanalda en az beş kere çıktı bana bir türlü rast gelmedi. Ben zaten Terminator'ü de görememiştim. Kader... FOTO Dear Mac, Bu sana yazdığım ikinci mektup. (Bir öncekini Egoizmimin zirvesindeyken yazmıştım. Bennn! Beeennnn) Ama çok kıl oldum yani ilk mektupta sana o kadar tembihledim eğer okursan ki pek sanmıyorum yazında buna dair bir şeyler söyle diye. Ya tabii bunlar fani şeyler okuyucu kısmıyla ne uğraşıcan onlar sadece okur geçer gider bişii farketmez. Ne bileyim cevap yazsan noolur yazmasan noolur hatta mektuplarını okumak bile gereksiz bir olaydır. Okunur mu onca mektup Hı? (Hı ha acayip kıl oldun dimi çok pis karakter atarım.) Konu ile ilgili bir 64'ler okuyucusu fotoromanı. 1) Zavallı sorunlu okuyucu 64'ler dergisine ayın ilk haftası içinde her gün bilgisayarcısına uğrayarak kavuşmaya çalışır. Yirmi bin lirayı cebine koymuştur. Ve harcamamak için büyük çaba sarf etmektedir. Dergiyi alır almaz (ayın 5-8'i arası eğer şansı varsa) sevinç çığlıkları atarak okuyabileceği bir çay bahçesine gider. Sigarasını yakar, çayını söyleyip kapak resimlerini ve renkli başlıkları seyreder. 2) İki saat çay gelmez ve sigarası biter. Çaycıya inceden bir küfür sallayıp (çaycı duymaz) bir çay istediğini tekrarlar. Çaycı "hemen abi" der. Zavallı okuyucu bu umutla bir sigara daha yakar. Ve ilk sayfayı açar. Çiklet reklamı korkunç etkili olur. Zaten hayatı boyunca üstünde turbo yazan bir tişörtle dolaşmak istemiştir. Ve hemen Apo abinin yazısını okumaya başlar. Sonlara doğru sıkıldığı için Apo abinin yanağındaki pembe lekelerin sebebini merak eder. 3) İçindekiler ve yenilikler bölümünü açıp Amiga üstünlüğünü görünce sevinir ve merak etmeye başlar. Acaba oradaki oyunların tamamı iç sayfalarda mevcut mu diye. Oyun isimlerinin yanındaki sayfa numaralarına rağmen dergideki hiçbir sayfada sayfa numarası bulunmaz. Yeniliklere şöyle bir göz attıktan sonra resimlere bakarak sayfaları çevirmeye başlar. Amaç Mac Adventure köşesine ulaşmaktır. Kanal 64'ün 4 sayfa olduğunu görür ve sayfa ziyanı olduğunu düşünür, çayını yudumlarken PC Market köşesine kıskançlıkla bakar. 4) MAC Adventure köşesine ulaşınca gözlerini dört açar ve okumaya başlar. Kendisine koyun denmesine hiç mi hiç aldırmaz ve devam eder. Mac lafı değiştirir ve herkese koyun demek istemediğini ifade etse de fayda etmez. Çaycı gelip boşu alır ve gider. Okuyucunun işi okumaktır ve okumaya devam eder. Kendi kendine
DIE* gelişmiş roket sistemi.
işbirliği anlaşması.
uçabileceğiniz bölge.
için eğitilmişlerdir.
tanışmışsınızdır.)
komuta merkezi.
karşınıza çıkar.
O — — N O o) <— O pl o) << — — — 0)
Mac'in haklı olduğunu kendine kabul ettirmeye çalışır. Soruları ve cevapları okur. Sayfaların yanlış yerlere basıldığını görüp efkarlanır. Bir sigara daha yakar. Boğazının yanması geçene kadar bir daha Gitane içmemeye karar verir. (Kısa süren bir karar) Bulutsuzluk Özlemi'nin sigara - çay - sigara döngüsünü hatırlayıp bir çay daha söyler. 5) Mac köşesinde mektubundan bir iz bile bulamayan okuyucu Pessimist'e bakar, endeksi inceler kıl olmuştur. Bunalıma girer ve Mac'in mektubunu okumadığına kanaat getirir. Kolundaki saate bakmaya üşendiğinden güneşin pozisyonuna bakarak saatin 3'ü geçtiğini fark eder. Çayını bitirip dergiyi karıştırmaya devam eder. Mac köşesinde yine Garage Day'in sözleri yoktur. 64'ler fotoromanlarını okuyup bir tane de kendisi yazmaya başlar. Eeee Mac, işte böyle. Bilmem anlatabildim mi? Bu arada FRP tanıtımlarında hangi yolu tercih ettiğimizi sormuşsunuz. Beceriksiz bir oyuncu olarak sana şu tavsiyelerde bulunacağım. Oyunun amacını ve nasıl oynanacağını ve kahramanlarını tanıtıp oyun hakkındaki kendi yorumunuzu yapın. Yani almaya değer mi? Oyunu bitirip de ilerledikçe neler yapılacağını falan anlatmayın bırakın bunları biz çözelim. İlerde sorunumuz olursa onu biz soralım. Nasıl olsa dergimizde dağ gibi 7 sayfa Mac köşesi var. Orada bir köşe var uzakta. Mac bizim mektuplara bir şeyler yazsa da yazmasa da o köşe bizim köşemizdir. Bütün bunlar sanırım A şıkkına giriyor. Unutmadan oyunda hangi şehirde ne olduğunu da oyun
DIE!
yazan birilerini görmek beni acayip balkanları aşıp Avrupa'ya doğru
MLRS: Multiple rocket launching system. Birkaç füzeyi bir anda fırlatabilen en NATO: The North Atlantic Treaty Organisation. 16 ülkeden oluşan askeri :
OH-xx: Amerikan gücü helikopterleri serisi. Passage Point: Düşman ateşiyle karşılaşmadan dost birliklerin üzerinden
Primary: Bir görev veya uçuştaki en önemli hedef. RDF: Radar deployment force. Hızla hareket edebilen Amerikan askeri gücü. Hızları sayesinde dünyanın herhangi bir yerindeki işlere burnunu sokabilmek
SAM: Surface-to-air-missile. Yerden havaya atılan bir füze (eminim hepiniz — .—
SOP: Standard Operating Procedure. Bir görevde hareketleri askeri kurallara tam olarak yapmaya verilen isim. SSM: Surface-to-surface-missile. Yerden yere füze. TADS: Target acquisition and designation system. Apache helikopterlerine takılan ve hedeflere lazer yardımıyla kilitlenmeyi sağlayan sistem. TF: Task force. Çeşitli birliklerden oluşan bir askeri birim. TOC: Tactical operations center. Arazi çarpışmalarında kullanılan geçici
VOR: VHF omni-directional range. Yön bulmada kullanılan bir radyo sinyali. Warsaw Pact: Nato'ya karşı kurulan ve 7 Doğu Avrupa ülkesinden oluşan askeri işbirliği grubu. Artık yok ama zaman zaman oyunlarda düşman olarak
Simülasyon sözlüğümüz bu kadar. Gelecek ay FRP'lerde sık sık karşımıza çıkan düşmanlarımızı tanımaya başlayacağız.
tanıtımından 1-2 ay sonra yayınlarsanız daha iyi olur. Sana bol düşünmeler Mac, Özer KAVAR, İzmit MAC: Şimdi birinci mektubunu okumadığım konusunda çok yanılıyorsun. Hatta ilk mektubu iki kere okumuştum, acaba yanlışlıkla bu mektubu ben kendime mi yazdım diye. Sonra ben olmadığıma emin olunca bir kez daha okumuştum, hoşuma gitti diye, hani samanlı kağıda, dört koca sayfa, satırlardaki kelimelerin genel olarak aynı yatay doğrultuyu takip etmeleri gerektiği kuralını hiçe sayarak yazdığın mektup. Şimdi inandın mı okuduğuma? Aslına bakarsan ben zaten her mektubu okuyorum, ama seninkini özellikle birkaç kez okumuştum (bu nehir konusunda derin derin tartışabiliriz aslında). Ama o zaman yayınlama imkanım olmamıştı (pek bir şey sormamıştın zaten, Elvira dışında). Her neyse şimdi bu mektubunu yayınlıyorum çünkü hem sigara-çay derken ölmeni istemem, hem de benden başka fotoroman mutlu etti. 1) Zavallı sorunlu okuyucu İstanbul dışında yaşadığı için dergisini geç alıyorsa kesinlikle abone olmayı denemelidir. Ayrıca sigarayı azaltmayı da denemelidir (konuşana bak) çünkü en iyi abone ölü abone değil aksine sağ salim abonedir. 2) Ciklet reklamı etkilidir veya değildir ama derginin ana gelir kaynaklarından biridir. Eğer bir yerine 10 ciklet reklamı olsaydı belki cebinde daha fazla çay parası kalabilirdi. 3) İçindekiler sayfasının namı zaten yürümektedir. Yaramızı deştiği için ilk fotoromanda Özer'e en kanlı ölüm rolünü vermeyi bir yere not eder. Kanal 64, 4 sayfadır ama bizce yer kaybı değildir, çünkü 64 baba alettir. Bu arada PC Market'i kıskanmaya gerek yoktur, çünkü orayı da ben yazıyorum. 4) Yazının koyunlara hitaben başlaması her yazıyı okuyanın koyun olduğu manasına gelmemektedir. Koyunlar toplumumuzun bir parçasıdırlar ve onlar kendilerini bilmektedirler. Aslına bakarsanız mühim olan koyun olmamak ve koyunlara karşı mücadele etmektir. MAC bunu anlatmaya çalışmaktadır ama onu en iyi anlayan okuyucu bile onu yanlış anlamıştır. Adventure sayfalarının yanlış basılması ise uzay, evren, sonsuzluk gibi anlaşılamayan olaylardan sadece ve sadece biridir. MAC her ay saçını başını yolsa bile bu olmaktadır ve MAC giderek sabotajdan şüphelenmektedir. 5) MAC aslında mektubu okumuştur, ama var olmanın sınırındaki çay bahçesinde çaycı elinden çay içen ve Çernobil faciasını aklının ucundan bile geçirmeyen okuyucu bunun farkında bile değildir.
"Ama fotoromanlar bitse bile okuyucular vardır, ve okuyucular bizim için önemlidir. BİTMEYEN Zİ Kasım 91 sayınız tesadüfen elime geçti ve beğendim. Bende bir Karel Goldstar PC var. Benim de bazı sorularım var. Umarım en kısa zamanda yayınlarsın. 1) Maniac Mansion'daki 2. kattaki odanın şifresi nedir? 40. sayıda şifre için bazı kodlar gerekiyor" diyorsun. Benim bilgisayarda da bu kodlar gerekiyor mu? Gerekiyorsa bu kapıyı açmak bize kaça patlar. 2) Eve girerken merdivenlerin solunda çalıların arasında bir pencere var. Burayı nasıl açabilirim? 3) Salonda avizenin üstündeki anahtarı nasıl alacağım? 4) King's Quest III'ün açıklaması hangi sayınızda? Nasıl temin edebilirim? 5) K.Q III'te çalışma odasındaki kütüphanede kitapların arkasında bir metal parça var. Bu ne işe yarıyor. THIN LIZZY ahminimce gizli bir kapı açıyor ama asıl? 6) Black Cauldron'da ne yapmam gerekiyor. Bu oyunu açıkladınız mı? 7) Bana PC'de güzel spor oyunları önerebilir misin? 8) Birinci tiyo: Prince of Persia'da muhafızlarla (Ctrl) tuşuyla dövüşürseniz muhafız daha çabuk ölür. İkinci tiyo: Level atlamak için Shift ve L'ye aynı anda basın. - 9) MAC, hangi takımlısın? Şampiyon Beşiktaş. KORAY COŞAN/İSTANBUL bir sürü PC dergisi var ama bence PC'sini yarattığı amaç için (yani oyun için) kullananların ihtiyaçlarına
CcC (e) m
MATERIAL WORLD PARANOIA Dehumanization through industrialization Bring fear to the masses of reincarnation Manic frustration deterioration Nature fights back for its own preservation Concrete coffin breeds lunacy Cold steel skeleton Desperation in the factory Crank out oblivion Material world paranoia Corporations rule the earth Material world paranoia Enslavery begins at birth Power's illusion brings global confusion A forgone conclusion of mind's evolution Nature's destruction through massive production A blatant example of mindless construction Concrete coffin breeds lunacy Cold steel skeleton Desperation in the factory Crank out oblivion Material world paranoia Don't dream about how life can be Experience your dreams Before this prefab culture wastes your life Stay on the straight and narrow course Material wealth is yours But the promise of a better future is a lie The promise of a better future is nothing but a lie cevap veren bir dergi yok. İşte biz bu eksiği tamamlamayı amaçlıyoruz. Bana sorarsanız bilgisayarlar oyun içindir (çünkü insanlar sıkıcıdır ve beni Kick Off'da yenerler) ve ancak ancak mecbur kalındığında Database, DTP gibi sıkıcı işler için kullanılmalıdırlar. Her neyse Bismillah deyip ilk PC mektubumuzu cevaplıyoruz. 1) Bu Maniac Mansion kodları çok gıcık bir iş. Çünkü hem oyunun ortasında (yani insan tam heveslenmişken) çıkıyorlar, hem de renkli fotokopi gerektirdiklerinden bir sürü paraya patlıyorlar. Sanırım aynı kodlar PC için de geçerli ve 100.000 küsur kapitalist para birimi gibi masraflı bir yatırım gerektiriyorlar. 2) Bu pencere açılıyor ama durumundan of
MENTAL SLAVERY Land of solitude A place of horror dark and cruel There's no need to seek the truth Opinions are provided for you Innocence of youth Full of visionary fantasies From subconscious laboratories Try to break the chains of barbarity Servants to mother machine Nursed by video screens Paradise of insanity Born into a grave of Mental slavery Lost in dark reality Mental slavery of the past Holy empires of harmony Visions only children see Are soon removed by society Replaced by numbing fear The horror show of rules sets in Total control of thought begins Another car on the highway of sin Servants to mother machine Nursed by video screens Paradise of insanity Born into a grave of Mental slavery Lost in dark reality Mental slavery Just one of million slaves An expendable commodity This song's for those who serve The system of terror That rules the earth
EATt
(e) u | Ss anladığım kadarıyla daha uzun bir süre oyunun bu bölümüne gelmen zor. Onun için şimdilik onu rahat bırak. 3) Biraz zor olacak ama eğer dediklerimi takip edersen alabilirsin. Öncelikle yukarda müzik sever bir tentacle var. Onun olduğu yerden plağı alacaksın.Plak çalan Walkman'ler henüz çıkmadığından bunu müzik odasında bu plağı kasete çekmen gerekiyor. Kaset öldürücü bir şarkıyla dolu (abonneyilim abonee. Not:Abone değilseniz, abone olun, hem daha hızlı, hem daha eknomik). Bu kaseti avizenin orda çalarsan o bile dayanamayıp kırılacaktır 4) Aralık 1990 sayısında ve embesil Orhan yazmış. Dergide hemen hemen
TWISTED URGES Fulfilling morbid dreams Of those who never have time to sleep Enduring to extremes Held by a promise that they won't keep Dark silence is so real Walls painted black as night Locked up in chains of steel Down in the cellar nothing is right Mistress of perversity Unwilling tool of other's lust Witnessing abnormality With no one left to trust Hell couldn't be this bad Sold by her father to gratify She never had a chance Raped, beaten, sodomized Her martyred soul cries out Yet no one hears her scream Her world is fear and doubt She's a prisoner of this grotesque scene Mistress of perversity She never had a chance Raped, beaten, sodomized Twisted urges drove her to the end
her ay çıkan eski sayılar formu sayesinde bu sayıyı alabilirsin, hem de eski fiyatına. 5) İyi tahmin. Kapağı açmak için önce Move Book, sonra da Pull Lever demen gerekiyor. 6) Bilemeyeceğim, bir ara Şahin oynuyordu ama sonunda yayınlanmaya değmeyeceğine karar verip oyunu pas geçtik. Eğer cevabı bilen varsa lütfen yazsın. 7) Ben henüz PC'de güzel spor oyunu görme şerefine erişemedim. Michael Jordan's Flight hariç. 9) Tamam anladık, Beşiktaş şampiyon. Zaten günlerce yollara kusup duran bir dolu sarhoş bunu bize gayet iyi açıkladılar (dergi Beşiktaş'ta). Zaten her sene birinin şampiyon olması gerekmiyor mu? Bu sene de siz oldunuz. Gıcık olmamın Fener'li olmamla hiç bir alakası yok. FAILED Sevgili Murat Adanç, Ben Ziya, uzun zamandır sana yazamamıştım. Valla bir yandan dersler bir yandan programcılığa başlayan merakım. (Bu merakımı biliyorsun zaten!) Son günlerde Larry V gelmiş. Gittim bilgisayarcıdan aldım. O ne rezalet öyle. Yüz kere disket değiştirmeler. Saçma sapan bir ikon sistemi. Bence Sierra Lucas Film'in oyunlarına özeniyor. Ama hiç başaramayacak herhalde. Yoksa... Yoksa.... Sierra batacak mı? Geçen gün Police Quest gelmiş. Onu da aldım. (Enayi bol) Valla bazı yerlerde takıldım. Bir yardım etsen.. 1) Police Quest III'de Locker'ımın şifresi ne? 2) İlk göreve nasıl gideceğim. Harita yok!! Şu son günlerde Indiana Jones IV'ü ve Secret of The Monkey Island II'yi Gerçekten bu oyunlar ne zaman gelecek. A LONG LONG FRIEND, ZİYA AŞKAR MAC: Ziya, peşine dedektif taktım, sen beni Omay'la gizli gizli buluşup
AMOS patileri veriyormuşsunuz. Buna zina diyorlar. Bari aldattığın adam birşeye benzese. Sana | saçımı süpürge ettim. Island of Lost Hope ipuçlarım haram olsun diyemiyorum tabi en eski okuyucularımdan biri olarak senin © yerin başka. Sierra batmayacak | çünkü paraya para demiyorlar. © Şimdi Amerika da Sierra Network kurdular, oyunları modemle oynayabiliyorsun. Zaten Dynamıx'i de aldılar. Sierra batmayacak, ama bana sorarsan zaten Amıga'cılar | gözünde batmaktan beter oldular. Pysgnosıs 4 level parallax scroll, artı mükemmel müzik, artı efekt becerebiliyor da Sierra bir ufacık © Larry sprite'inihizli hareket ettirmeyi mi beceremiyor. Oyunlarınndaki kalitesizliğin sebebi Amıga için yeniden hazırlayacaklarına kolay yolu seçip PC'den aktarmaları. Bundan vaz geçmedikleri sürece bence bu piyasada pek bir şansları yok, en azından ben artık oyunlarını oynamıyorum. 1) Locker'ın şifresi 776. 2) Aslında harita var, ama Police Ouest 1-İP'de alıştığımızharita değil. Bunu kullanabilmek için arabandaki bilgisayarı açmalısın. Yalnız önce Locker'dan nıght-stick'i al. Gitmel istediğin yer haritanın sol alt köşesinde. Lanet olsun, vücudumun her hücresi binbir çileyle alıp içtiğim kolaları dışarı atmaya çalışıyor. Tanrım hava bu kadar sıcak olmak zorunda mı? Zaten şurda orta kararda bir fiziksel varlık sürdürmeye çalışıyorum, onun da eriyip gitmesi kimin ne İşine yarar ki? Eğer gelecek aya kadar katı formumu koruyabilirsem (cisimler üç halde bulunurlar, MAC, sulu MAC, erimiş MAC) görüşürüz, eğer koruyamazsam içtiğiniz her bardak suda beni arayın. Murat'Molten' ADANÇ Maşuklar Yokuşu 2/2 80690 Beşiktaş,İstanbul
DIE!
Data: Music/acentre
clo ise al fou voices: Muo olse Oxior Professione Prof