Ayın Pessimist'i
Retro bilgisayarHayat bir futbol oyununa benziyor. Ve kendimi her zaman top olarak görüyorum. Çünkü bana vuruyorlar, her zaman, tam kurtuldum, artık bitti diyorum ama tam alnımın ortasında bir darbe daha. Nefretlerini bana kusuyorlar, beni sevmiyorlar, ama top ağlarla buluşunca yani onlar için bir şey yapmış olunca, beni seviyorlar kaldırıp, yapmacık, geçici bir sevgi gösteriyorlar. Ve ardından tekrar, tekrar vuruyorlar. Hepsinden nefret ediyorum.
CENK ÖZMERCAN Damned "Hatred" Oblivion Soccer'a bir kaç laf etmeden geçemeyeceğim. Sonunda benim de (daha doğrusu benim bile) oynayabileceğim bir futbol oyunu gerçekte olduğu gibi) ısı yükselmesi sınırına geldimi bütün dünyayı çiçeklerle donatsanız bile faydası olmuyor. Cayır cayır yanıp geberirken 'keşke' demenin kimseye faydası olmuyor. Bunları benim kalın kafama bile soktuğuna göre Global Effect iyi bir oyun ama mükemmel değil. Karşılaşacağınız birkaç design hatası (mesela ikonların yerleri) veya oyunla düşeceğiniz bazı mantık çatışması (ısınmanın düşmesini durdurmak için çevre kirliliği yaratmak gerçekten akıllıca mı) sizi zamanla oyundan soğutabilir ama oturup uğraşanlar için Global Effect hem eğitici hem de eğlenceli (tabii sizin eğlence kavramınız bu olaya ne der bilemeyeceğim ama ben eğlendim). Belki oyun olarak genel 85 alır ama fikir olarak kesin bir 90'ı hak ediyor. Bunun dışında Sensible görmek ne güzel, hem de tam televizyon futbol doluyken. Sensible Soccer'ı yapanlar (yani Sensible Software) Kick Off 2'ye uzun uzun bakmışlar ve neyin kalması, neyin bir yenisiyle değişmesi konusunda bayağı isabetli kararlar vermişler. Konumuzun dışında olduğundan daha fazla derinlere inemeyeceğim ama bence Sensible Soccer, Kick Off 2'yi döver. Aynı fikirde olmayanlar Omay'ı dövsünler. Bir de bir okuyucum (çok pardon adını hatırlayamadım ama minnettarım) kalktı bana Personal Nightmare'in çalışanını getirdi. Ona minnettarım. Uzun zaman önce oyuna ara vermiştim (teknik sebepler, bendeki çalışmıyordu) şimdi geri dönüp bir daha oynayınca ne kadar özlemiş olduğumun farkına vardım. Amiga tarihinin en iyi text adventure'larından biri ve eğer kaçırdıysanız geç kalmış sayılmazsınız. Tabii bu arada Infocom Collection'ı oynamıyorsanız ayıp ediyorsunuz. Bütün text tarihini yazan adamların bütün oyunlarını bir kez daha oynama fırsatı elinize geçmişken boşa vakit harcamayın. Oyunların çoğunda size yardım etmeye çalışırım, eğer bir derdiniz olursa adresi biliyorsunuz. Son olarak ShadowLands var. Açıkçası oyunun bendeki versionu harap halde onun için bir yerlerde bulduğum tek level'lik demosunu oynadım. Oyunu yapan Teque genelde arcade alanında uzmanlaştığından pek bir şey beklemiyordum ama oynayınca benim için hoş bir sürpriz oldu. Belki ilk bakışta Shadowlands'i benzetebilirsiniz ama arada oldukça büyük bir fark var: Photoscape. Shadowlands'de Photoscape sayesinde ışık büyük bir rol oynuyor. Meşale gibi ışık kaynakları sadece etraflarındaki sınırlı bir alanı aydınlatabiliyorlar. Ekranın geri kalanı ise görüşünüzü iyice sınırlayan bir karanlığa gömülüyor. Bu ilk başta firmanın sıradan FRP'sini satmak için kutuya yapıştırdığı yeni bir etiket gibi gelebilir ama Photoscape gerçekten çalışıyor ve oyuna inanamayacağınız kadar atmosfer katıyor. Bir de Teque bayağı iyi çalışan bir ikon sistemi geliştirmiş. Partinizi oluşturan 4 kişinin (NPC'ler size katılmıyor, onların tek görevi size parçalayacak et sağlamak) vücutlarının birer şeması ekranın alt kısmında duruyor. Bir şey yapmak istediğinizde önce kullanacağınız uzvunuzu (fazla coşmayın) sonra da oyun alanındaki herhangi bir cismi klikliyorsunuz. Mesela bir tabelayı okumak istiyorsanız önce adamınızın kafasını, sonra da tabelayı klikliyorsunuz. Karışık gibi gelse bile bu sisteme bir kez alışınca bir daha kolay kolay vazgeçemiyorsunuz. Shadowlands'i mutlaka alın (ve bana da haber verin). Bu ay dergide (belki ÖYS'nin etkisindendir) genel bir mektup azlığı yaşandı. Her ne kadar MAC Adventure bundan fazla etkilenmediyse de hepinizden şiddetle mektup yazmanızı rica ediyorum. Özellikle Infocom konusunda. Şimdi bakalım bu ay oltaya neler takılmış...