THE LONGEST JOURNEY
Retro bilgisayaren uzun yolculuğuna çıkmaya hazır mısınız?
Tuğhan ARSLAN jtarslan©Pkamernet.com tanızda bu yazıyı okuyan kaç A: 90'lı yılların başlarında Üst 4 üste çıkan © güzelim Adventure oyunlarını biliyor? Bundan 5-6 sene öncesinde
Adventure oyunları şimdikinin aksine epey bir lerdi. “Yaz aylarında sıcaktan ter su içinde camdan vuran güneşe aldırmadan o sevimli, rengarenk, esprili, komik, korkunç, E kafa yorucu Adventure oyunlarını oynadığım günleri asla Unutamam Eminim benimle aynı şeyi düşünen, O aynı şeyleri yaşamış, Ve belki de bu yazıyı okuyan pek çok kişi vardır. Ve eminim o kişilerde Adventure oyunlarının şu son dönemdeki can çekişmelerini görüp en az benim kadar üzül lüyorlardır. Eğer o zamanlar Adventure oyunlarının bu hale gelecekleri! i bilseydim, inanin her çıkan Adventüre oyununu alıp özel kutularda saklardiım. © oyunlardan aldığım zevki şimdiye kadar hiç bir oyunda bulamadım desem sanırım yalan olmaz. Daha da bir mucize olmazsa bulabileceğimi pek sanmıyorum. Çünkü, insanlar artık haftalarca kafa yorup biraz beyinlerini çalıştıracak oyunlardan çok, düşmanların kafalarını kopartıp beynini duvara yapıştırdıkları oyunlara ilgi gösteriyorlar. Teknoloji geliştikçe insanların beğeni kriterleri tam tersine basitleşiyor. Artık hiç kimse o oyuna verilen emeğe saydı duyup bitirene kadar oynamak istemiyor. Onun
— yerine şöyle 8-5 dakika bakıp biraz stres atacak oyunları oynamak istiyor. Adventure oyunları da öyle 3 - 5 dakika bakılıp atılacak oyunlar olmadıkları için bundan en büyük zararı onlar görüyor. Bu duruma karşı yapabileceğimizde pek bir şey de yok aslında. Tüm insanları değiştiremezsiniz- Biz yine, ortama uyum sağlayan böcekler gibi, bu ortama uyum sağlamasını öğreneceğiz. Adventure oyunlarının çölde su olduğu ortama. Neyse ki bazi firmalar hala ve inatla bu türün hayranlarını unutmayarak Adventure oyunları yapmaya devam ediyorlar. Yılda en fazla 2 veya 3 iyi Adventure oyunu çıkıyor. En azından türünün yaşamasını sağlayan iyi oyunlar. İşte bu yılın O iyi Adventure oyunlarından biriside Longest Journey. Oyunun yapımcısı Fun Com adında Norveçli bir firma. Longest Journey aslında Norveç'de 99'un Kasım ayında çıktı, fakat diğer ülkeler için bir yayıncı firma bulunamadığı için Avrupa'nın genelinde ve İngiltere'de henüz yeni çıktı. Amerikalılar ise bu güzel oyunu oynayabilmek için daha sonbaharı beklemek zorundalar. Longest Journey'in konusu kısaca şöyle; Stark ve Arcadia. Bu iki dünya, bir madalyonun iki yüzü gibiydi. Stark bilimin, Arcadia ise sihirin dünyasıydı. Bilim ile Sihirin arasındaki denge, düzen ile kaosu belirliyordu. Bu dengenin bozulması demek, tüm dünyaların ve hayatın yok olacağı demekti. Bu iki kardeş dünyanın 12 koruyucusu, kimsenin giremediği bu dünyaların arasında sıkışmıştı. Dengeyi sağlayan tek koruyucunun ise süresi dolmuştu. Ve şimdi, (And Now heheheheh) Stark ile Arcadia arasındaki denge bozulmaya yüz tutmuştu. İki dünya kaosa sürükleniyordu. Bu dengeyi tekrar sağlayabilecek tek bir kişi vardı. İki dünya arasında geçiş yapabilecek biri... April Ryan... April, 18 yaşına yeni girmiş genç bir kız. April, eski monoton hayatından sıkılıp kendine yeni bir hayat kurmak için 18 yaşının da verdiği özgürlükle, cebinde çok az miktar parayla evinden ayrılarak Venice isimli sessiz sakin bir şehre gelir. Aslında April'ın asıl amacı buradaki güzel sanatlar akademisinde okumaktır. Küçüklüğünden beri resimlere karşı olan ilgisi ve resim burada ufak bir pansiyonda kalan April, aynı zamanda kalan vaktinde bir Cafe'de çalışmaktadır. Yinede, bu o eski sıkıcı hayatıyla kıyaslandığında onun daha çok hoşuna gidiyordur. Ancak April'ın bir sorunu vardır, oda hemen hemen her gece $ gördüğü kabusları. Bu kabusları ona o kadar gerçekçi geliyordu ki, bazen gerçek sandığı oluyordu. Belki de gerçekti. Şimdi dilerseniz, bu uzun Macerayı birlikte çözelim. Ve 3 April'ın bu kabuslarının gerçekten gerçek olup olmadığını | öğrenelim. Bu arada ufak bir not; oyunda bazı bulmacaların 4 alternatif çözümleri var. Ayrıca Oyunun bazı yerlerinde karakterlerle konuşmalarda verdiğiniz cevaplar oyunun | gidişatını etkileyebiliyor. Ben mümkün olduğunca bu 4 alternatif yolları da açıklamaya çalışacağım. Ayrıca birisi ile konuşun dediğimde tüm seçenekler ile konuştuğunuza emin olun. Ha bu arada, her ne kadar Çözüme bakarak ilerlemek daha kolay olsa da, asıl Zevki bulmacaları kendiniz çözerek alacağınız kesin. Bu yüzden, oyunun bir yerinde çok uzun süre takılıp olduklarını düşünüyordu. Belki de gerçekti !.."
sıkılmadığınız sürece mümkün olduğunca çözüme “| bakmamaya çalışın. Hatta kendinize bir sınırlama getirin, mesela “en fazla 5 kere bakacağım, 6 kere bakan  olsun" gibi. Ben hep öyle yaparımda heh heh.
| Prologue: A Lion is in the Streets Oyuna, yine uyuyan güzel April'ın rüyalarından birinin içinde başlıyoruz. Yani... Belkide rüya değildir. Manzara | oldukça güzel öyle değilmi? Ama Uçurumun en ucunda “İ durmak tehlikeli olabilir, biraz sağa yürüyelim. Oda ne? Oluşan sarsıntı ile yuvada duran büyük yumurta yuvarlandı ve tam uçurumdan düşmek üzereyken oradaki sarkan dallara takıldı. Yumurtayı oradan kurtarmanın bir yolu $ olmalı, belki şu ağacın kurumuş dalı işimizi görebilir. Aaa bu ağaç canlı... pardon çok salakça bir cümle oldu bu. Tabii ki her ağaç canlıdır fakat bu ağaç konuşuyor. Ağaçların ruhu. Ağaç ruhu ile biraz konuştuktan sonra ağacın susuz olduğunu anlıyoruz. Soldaki yumurtanın yuvarlandığı yuvadan bir yumurta kabuğu alalım ve bu kabuğu Inventory'e girip ağaç dalı ile birleştirelim. İşte, bu 4 bir JENERATÖR heh heh heh. Tamam belki bir jeneratör 3 yapmamiş olabiliriz ama bu dala yumurta
*İ kabuğu şimdilik işimizi görecek. Ağacın sağına doğru ilerlediğimizde akan bir su 4) göreceğiz. Boşa akan bir su. Elimizdeki yüksek teknoloji , ürünü Su Yön Değiştiricisi 2000 GTX'i su Üzerinde #| kullandığımızda ağaç amcaya su gidecektir. Ondan | yumurtayı tekrar yuvasına koymasını isteyelim ve olanları 4 izleyelim. Ooo sanırım yuvanın sahibi geldi ve görünüşe bakılırsa bu bir Ejderha. Ne ilginçtir buda konuşuyor. 7) Demoların ardından April uyanacak ve bu İntro bölümünü bitirip gerçek oyuna geçeceğiz. | i
Chapter 1: Penumbra Newport'da yine j güneşli yeni bir gün. Aylardan haziran ve 2209 yılındayız. Bundan 209 yıl ilerisi ve hava i tıpkı 209 yıl önceki 2000 yazı kadar sıcak. Şimdi April'ın yatak odasındayız. Öncelikle Aprıl'ı bu haliyle iyice bir inceleyelim heh heh. Sonra dolabı açalım ve karton kutunun içinden oyuncak maymunu alalım.
dar canlıy
Maymuna Inventory'den Look diyerek yakından bakalım ve gözünü çıkartıp alalım. Evet biliyorum bir oyuncağın bile olsa onun gözünü çıkarmak çok kötü bir davranış ama... Hey, o bir oyuncak, boş verin heh heh. Neyse, yatağın yanındaki masadan resmi ve April'ın günlüğünü alalım. Oyunda ilerledikçe, April günlüğüne yazmaya devam edecek. Günlüğe yeni bir şeyler eklendiğinde ekranın üstündeki günlük a ikonu yanıp sönecek. Günlüğü okumak için F5'e basmamız yeterli. Ama unutmayın, başkalarının günlüğünü okumak çok Neyse. Inventory'e girip günlüğe yakından baktığımızda içinde bir kağıt olduğunu göreceğiz. Kağıdı günlüğün arasından çıkartıp bakalım. Bu Cafe'de çalışma saatlerimiz. Patrondan para almak için buna ihtiyacımız olacak. April, en geç iki hafta içinde resim çalışmasını bitirmesi gerekiyor. Odada işimiz bittiyse artık çıkabiliriz. Odadan çıkar çıkmaz aynı pansiyonda kalan karşı odadaki Zack April'a sulanacak. Söylentilere göre Zack dünyanın en kıl erkeği yarışmasında birinciliği kıl payı kaçırmış. Sabah sabah onunla uğraşmayalım ve tersleyelim gitsin. Yandaki saksıda bir bitki var. Bundan bir yaprak kopartalım ve merdivenlerden aşağı kata inelim. Kanepede TV'nin karşısında oturan kadın Fiona, Mickey ile birlikte Pansiyonun sahibi. Fiona ile kız kıza uzunca bir konuşalım ve konuşma bitince sandalyeden kalkıp masanın üzerindeki kibrit kutusunu alalım. Duvarda bir mantar pano var. Panoyu iyice inceleyelim. Sağ üstteki pembe renkli not kağıdı dikkatinizi çekmiştir. Notu alıp
OYUNLAR 5 5 ill sonra soldaki tüpül düşürüyoruz ve tekerleği çeviriyoruz. Artık şu boruyu tutan Mengeneyi alabiliriz. Makinenin başından ayrılmadan önce yüzüğümüzü geri almayı unutmayalım. Şimdi sağa doğru ilerleyelim, Bankta oturan Cortez April'ı selamlayacak. Ttez oldukça gizemli bir adam. Baksanıza, gördüğü kabuslardan bile haberi var, Bunu nereden Öğrenmiş olabilirki? Cortez, April'ı yakında Uyanıkken bile kabuslar göreceğini ve ona yardım etmek istediğini söylüyor. Bizde “Hadi len oradan" diyerek yolumuza devam ediyoruz. Köprüyü geçince Ortasında saat olan şehrin merkezine geleceğiz. Buradan gidebileceğimiz Üç bölge var. Soldaki Merdivenlerden Metroya, binaların arasından parka veya karşıdaki April'ın çalıştığı Cafe'ye gidebiliriz. Önce Parka gidelim ve Oradan da akademiye gidelim Akademinin bahçesinde iki kişi konuşuyor. Onları rahatsız etmeyelim ve binaya girelim. İlk katta bir öğrenci Tesim yapıyor. Arkasındaki çöp kovasında sarı renkli lastik bir eldiven var. Ortası delik olduğu için çöpe atmışlar. Ne büyük bir israf bu böyle. Eldiveni alalım Ve merdivenlerden üst kata çıkalım. Burası April'ın resim çalışmalarını Yaptığı yer, Ayrıca April'ın en iyi arkadaşı Emma'da bir Ejderha hologramı üzerine çalışıyor. Şimdi Musluğun yanından boya ve fırçalarımızı alalım ve tuval üzerinde kullanarak biraz resim yapalım. Bu zamanın geçmesini sağlayacak. Demonun ardından Emma yanımıza geliyor ve April'a bir Mesajı olduğunu söylüyor. Mesaj Cortez'den. Cortez “Çocukların düşlerini şalım” diyor. Hmm. Bu adam manyakmı? şalım demiyorki. Kendine gizem yapmış belli ki. Neyse, Til resmi bırakıyor ve elini yıkadığı sırada arkasındaki indığını görüyor. Ne yani budamı hayal? Olaylar iyice inip akademiden ayrılalım ve Cafe'ye gidelim. liğer dostumuz olan Charlie ile uzun uzun konuşalım ve ir şeker alalım, İnventory'e şekeri ağzımıza atalım ve Yarısını emip paketine geri tükürelim heh heh heh iğrenciz evet, Cafe'nin soluna doğru devam edelim ve orada oturan Emma ile konuşalım. Emma'nın üÜnündeki tabaktan bir ekmek almayıda Unutmayalım. Yandaki Müzik kutusunun sağında bir Poster var. Postere yakından baktığımızda bir ÇOCUK resim sergisinden bahsettiğini görüyoruz. Çocukların düşlerini gözlerinde canlandırdıkları yer burası olabilirmi? Ayrıca posterin altında sergiye bir giriş bileti var. Bileti alalım ve Look ile inceleyerek serginin adresini öğrenelim, Oraya metro ile gidebiliriz fakat ufak bir sorunumuz var, oda para. Patrondan biraz maaş isteyebiliriz. Şu arkası dönük Oturan şişko adam Stanley April'ın patronu. (Patronlar genellikle Şişko olur hehe) Stanley'den Maaşımızı isteyelim ve ona günlüğün içinden çıkardığımız TimeSheet'i verelim. Patron yine bizi Oyalamaya çalışır ve gak gük ederse işten ayrıldığımızı söyleyelim. Buna dayanamayıp Paramızı verecektir. Bu arada Stanley bize bu gece siparişleri alan kızın hasta olduğunu ve onun yerine çalışıp çalışamayacağımızı soruyor. Bu soruya verdiğimiz yanıt Chapter 1'in bitişini etkiliyor ona göre, Şimdi Cafe'den çıkalım ve dosdoğru Metroya gidelim.
Metroya binince yukarıda asılı duran metro güzergahına baktığımızda gidebileceğimiz yerleri görüyoruz. Şimdi yeni açılan yere yani Watertown Bridge'e gidelim. Sergi binasının önündeyiz. Zencinin yanındaki kapıdan sergiye girelim ve uyuklayan görevlinin önüne bileti bırakalım. İşte Cortez orada resimlere bakıyor. Yanına gidip Cortez ile uzun uzun konuşalım ve aklımızı iyice allak bullak edelim. Konuşma bitince sergiden çıkıp metroya binelim ve tekrar East Venice'e dönelim, Şimdi, Chapter 1'i bitirmenin iki yolu var. Eğer daha önce Cafe'de Stanley'e gece çalışacağınızı söylediyseniz Cafe'ye giderek bölümü bitirebilirsiniz. Eğer “işim var çalışamam, git başkasını bul, sana harcayacak vaktim yok, benim alnımda enayimi yazıyor hadi oradan Hamburger suratlı pis şişko” dediyseniz pansiyona dönüp Fiona ve Mickey ile konuşup TV seyrederek bölümü bitirebilirsiniz. İki ayrı son iki ayrı demo demek. İkiside çok güzel, özelliklede TV seyrederken çıkan demo. Hoş olmuş.
Chapter 2: Through the Looking Glass Dün gece April'in ve yanındakilerin gördüklerinin bir açıklaması olmalı. Sanırım bunu açıklayacak tek kişide Cortez. Önce şu odanın camını açalım ve dışarı bakıp biraz serinleyelim. Şu pencerenin önüne bağlı çamaşır ipini çözelim ve aşağı düşsün, Aşağıda çamur gibi bir su akıyor, ve suda şu demir ızgaranın altına sıkışmış şişme bir ördek var, Ördeğin üzerine biraz ekmek parçası attığımızda yukarıdaki güvercin ekmekleri yemek için ördeğin üzerine konup patlatacak ve ördek sıkıştığı yerden fırlayacak, Şimdi yandaki zinciri çekelim ve çamaşır ipini alalım. Artık odadan çıkabiliriz. Aşağı kata inip Fiona ile dün gece olanlar hakkında konuşalım. Ona Cortez'i aradığımızı söyleyelim. Cortez'in nerelere takıldığını Zack'in bildiğini söylüyor. Denize düşen yılana sarılır hesabı bizde Zack Lee'ye sarilıyoruz. Üst kata çıkıp Zack'in kapısını çalalım ve Cortez'in nerede olduğunu soralım. Cortez'in genellikle boş vaktinde eski filmlerin gösterildiği bir sinemaya gittiğini öğreniyoruz. Tabii bunun için Zack kılının çıkma teklifini zoraki de olsa kabul ediyoruz. Neyse, April'ın üzerinde fantezi denemediği sürece katlanabiliriz heh heh. Şimdi pansiyondan çıkıp merkeze gidelim. Şu yüzen mavi şey bizim ördek değilmi? ÖRDEĞİ YAKALAYIN heh heh heh. Cafe'nin önüne
Gökyüzü kızarır (alı al, moru mor falan olur), nereden çıktığı belli olmayan bir rüzgar(sanki herzaman bellidir.) kahramanlarımızın(evet o biziz.) tüm vücudunu sarmalarken, bir anda çınlayan korkunç kahkaha (ha ha ha) saffet' in (zebaninin kertenkelesi) kanını dondurmuştur. (hoh dedik sonra)
Zeb : Röportaj yapmaya geldim ben! April : Hah, bende seni bekliyodum. Gelse de Röportaj yapsak diye. Zeb : Ala ala.. İtiraz etmicek misin? April : Yooo niye ediyim.
April, göz kırpar. Dudaklarını aralamış, dilini dişlerinde gezdirmektedir. Zeb havaya girer... (Bariz girer yani) Lara onun kıymetini bilememiştir ama April' le farklı olacaktır. (April bariz | dream' e bakmaktadır yani...)
Zeb : Tabi ya, niye edesin. Heh he... İlk soru güzel bayan, sıkı durun. (asıl bakalım daha sen...) Genellikle bayan kahramanları vurdulu kırdılı oyunlarda görüyoruz. Sen ise daha çok zeka gerektiren bir tür olan Adventure dalını seçtin. Hemcinslerin arasında sadece güzelliğinle değil, aklınla da sivrilmek nasıl bir duygu? (Hani güzellikle zekanın çarpımı 1 di ?) April : Güzel soru Zeb! Şu arkandaki çocuk kim? Zeb : Hmm O mu? O, dream... Yardımcım. Sorumuza dönelim. Diyorum ki hem güzelsin, hem de zekisin? (ne diyosun? he he) April : Yardımcın demek... Pek,de şirinmiş. Zeb : Evet şirindir kerata. Güzelliğine ve zekana dönsek, April : Dream, uzak kaldın biraz. Şöle yanıma gelsene.
Zeb sinirlenmeye başlamıştır. Yani April' da bi hoştur. Kendisini kıskandırmak için, Dream' i kullanmasının amacı ne olabilir ki? Ne gerek var bu cilveye?.
Zeb : Peki April, başka soru. Oyun iki ayrı dünyada geçiyor. Bilimin dünyası, Stark ve Sihrin dünyası, Arcadia. Ve sen iki dünya arasında gidip geliyorsun. Adaptasyon zor olmadı mı? Bana kalırsa | | süper oynamışsın gerçi... (evet zeb, böle devam et!) April : Zor oluyor tabi. Ne dersin dream? Böyle karşımızda biri varken pek rahat olamıyoruz galiba. Zeb : Heh he.. çok zekice bir espriydi. (evet evet zekice espri hehe)
akşam benimle bir yemeğe ne dersin? Zeb : Yemekten önce şu röportajı bitirsek April. Sonra yardımcım ve ben yemeğe geliriz. (yardımcın ve sen?) eb, bi sn lütfen. Dreamcim, benim evimde olalım akşam. Kırmızı şarap ve alev alev yanan şömine, Zeb : Bende bende. için, teşekkürler Zeb, |
Zaten bu karıların hepsi aynıdır. Hiç güzel değildi. Ne o öyle? Bele bak, 70 cm. Yuh yani. Üstelik aptaldı da. Şömineymiş, kırmızı şarapmış, bla bla bla... Salaklar. Aptallar. Toposh Dream. Ühühühüh.
Şimşek çakar yeniden, arkasından gelen gök gürültüsü kulakları sağır eder adeta. Kahramanımız (artık tek kaldı) karanlık gökyüzüne doğru yükselir. Derinden gelen inlemeler. (Ne acaba?) Ve bir çıtırtı... (Yeme röportaj kasetini ye!)
gittiğimizde ördeğin orada takıldığını | Ördeği alıp yakından inceleyelim. Yerine patlayan yere bir yara bandı yapıştırılmış. Kim yapıştırdı bunu? Neyse, sökelim gitsin. Artık ördek fıslamaya ve yavaş yavaş sönmeye başlıyor. Sönsün, bir mahsuru yok. Ha bu arada gelmişken Cafe Fringe'e girip Charlie ile dün olanlarla ilgili konuşalım. Şimdi metroya gitmeliyiz. Metroya inince, soldaki raylarda bir kıvılcımlanma göreceksiniz. Yakından Look ile bir bakın. Evet, orada bir anahtar sıkışmış ve onu almamız gerekiyor. Inventory'e girip önce çamaşır ipi ile mengeneyi birleştirelim. Ardından da sönmüş ördeği şişirelim ve bu şişmiş ördeği sapına ip bağladığımız mengeneye geçirelim. Bu mengeneyi ördek sönene kadar açık tutacaktır. Artık bu yeni oltamız ile aşağıdaki 4 anahtarı alabiliriz. Vay canına, biz bir dahiyiz galiba. Bu bulmacayı bulanı kutluyoruz ve ilk gelen metroya binip büyük şehir Metro Circle'a doğru yol alıyoruz. Şehre girdiğimizde önce grafiklerin güzelliği karşısında ister istemez akan salyalarımızı siliyoruz ve uçan arabalara şaşkın ifadelerle bakarak sağdaki yoldan ana caddeye çıkıp, oradan da sağa devam edip Mercury sinemasının önüne geliyoruz. Sinemaya girişler kapalı, içeri girmenin başka bir yolunu denemeliyiz. Önce şu yerleri silen mongol ile konuşalım ve önündeki çöp kovasını itelim. Kovanın altındaki gaz veya çöp suyu ya da her neyse ortaya çıkacak. Sağda direğe yaslanmış duran dedektif ile konuşalım. Dedektif olduğu çok belli ediyor öyle değil mi? Dedektife daha önce Cafe'den aldığımız şekerlerden ikram edelim. Dedektif şeker paketini yere atacak ve bu yerleri temizleyen mongolu biraz sinirlendirecek. Hmm. Şekerlerden birazını şu yerdeki çöp suyuna sürelim ve bu şekerleri dedektife verelim, biraz daha şekeri kim istemez. Yalnız bu şekerin tadı biraz farklı, kusturtucu... (aslında onu kusturmak için eline Overdose'u verebilirdik, daha etkili olurdu hehe) Dedektifin yerleri pislettiğini gören mongol onu elindeki süpürgeyle caddeye kadar kovalayacak. Bu arada caddede peşindeki süpürgeli mongoldan kaçan dedektif şapkasını düşürecek. Sola yürüyüp caddeye çıkalım ve yolun ortasındaki şapkayı alıp tekrar Mercury sinemasının önüne dönelim. Biraz önce dedektifin durduğu yerde bir elektrik kutusu var. Kutuya yakından bakalım ve metrodan aldığımız anahtarı deliğe sokup kutuyu açalım. Bu şu sinemanın ışıklarının kontrol edildiği kutu olmalı. Gördüğünüz gibi kablolardan biri bozulmuş. Gördünüz değil mi? Güzel. Şimdi daha önce sevimli ördeğin üzerinden söktüğümüz yara bandı ile eldiveni birleştirelim ve bu eldiveni bozuk kablo üzerinde kullanıp iyice bozalım. Sinemanın dış ışıkları söndü ve mongol tamir etmek için yandaki kapıyı açıp depoya gitti. Ancak kapıyı açık unuttu. Onun ardından biz de gidelim ve depoya girelim. Biraz ilerleyince yangın çıkışı kapısının önüne geliyoruz. Kapı sadece içeriden açılıyor, bu demektir ki onu birilerinin açmasını bekleyeceğiz. Bu yıllar sürebilir. Şimdi oraya bir çadır kuralım heh heh. Şu duvardaki gölge silah tutan bir adama ne kadar benziyor. Aslında sadece şu soldaki çöp torbasının gölgesi. Bu gölgeyi biraz daha adama benzetebiliriz. Önce şu dedektif şapkasını çöp yığınının üzerine koyalım. Ardından da oyuncak maymunu kurup paketlerin arkasına bırakalım. Minik maymun sonunda bir işe yarayacak sanırım. Şimdi şu kapının yanındaki çöp kovasını açıp içine kibrit atalım. Bu yangın alarmını çaldıracak ve mongol kardeş kapıyı açıp depoya girecek. O duvardaki gölgeden korkup maymun dansı yapa dursun, biz yangın çıkışından sinemaya girelim. İşte Cortez orada oturmuş film seyrediyor. Sinemada ikisinin dışında kimse yok. Yanına oturup Cortez ile konuşalım. April'a bu gece uyuduğunda hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını söylüyor ve daha detaylı anlatmak için onu depoya götürüyor. Birazdan görecekleriniz çok ilginç. Cortez bir boyut kapısı açacak ve bu hologram değil. Şimdi, dengenin geleceği April'ın ellerinde. Hayatınızın en uzun yolculuğuna çıkmaya hazır olun. Konuşma seçeneği çıktığında “OK, do it" diyelim ve yavaş adımlarla boyut kapısına doğru ilerleyelim. Ha bu arada, paketlerin arkasına bıraktığımız küçük maymunu almayı da unutmayalım. Boyut kapısından geçince, demonun ardından kendimizi bir tapınakta buluyoruz. Sağa doğru ilerleyelim ve oradaki rahip ile konuşalım. Daha doğrusu konuşmaya çalışalım. Rahip İngilizce değil de başka bir dilde, Alitongue dilinde konuşuyor. Aranızda Alitongue bilen var mı? April da bilmiyor. Rahibin her dediğine kafa sallayıp “Listen" dediğimizde söylediklerini yavaş yavaş anlamaya başlayacağız ve en sonunda her dediğini anlayacağız. Pederin dediğine göre April artık kulaklarına ve diline hükmetmeyi öğrendi. Vay vay, keşke dil öğrenmek bu kadar kolay olsaydı. April artık Alitongue dilini konuşabiliyor ve anlayabiliyor. Konuşmanın sonunda peder tapınağın kapılarını açıp bizi dışarı çıkartacak. Arcadia'ya hoş geldiniz, yani sihir dünyasına. Burası Marcuria şehri. Marcuria? Neyse. Rahip Vestrum Tobias biraz şehri gezmemizi söylüyor ve bir sorumuz olursa tapınağa geri dönebileceğimizi söyleyip gidiyor. Arcadia'da ilk gezimize başlıyoruz. Önce şu Pazar meydanındaki tüccarlarla konuşalım. (tüccar?) Şu soldaki üçkağıtçı ile konuştuğumuzda eğer oyunu kazanırsak değişik ödüller kazanabileceğimizi öğreniyoruz. Ödüllerden birisi de şu konuşan kuş. Yalnız şimdilik oyun oynayacak paramız yok. Elimizde olan tek şey altın yüzüğümüz ve ne ilginçtir Arcadia'da altının bir değeri yok. Gördüğüm o kadar şeyden sonra doğrusu bunu duyduğuma hiç şaşırmadım heh heh. Neyse. Biraz da sağdaki “HARİTAAA" diye bağıran adamla konuşalım. Sanırım bu adam Türk heh heh. Stili bizim tüccarlara oldukça benziyor çünkü. Şimdi pazardan çıkıp yukarı doğru devam edelim ve çıkan harita ekranından City Gate'e gidelim. Buradan da sağa yürüyüp limana gidelim. Vay, şu gemilerin büyüklüğüne bakın. Soldan gidelim ve orada sandığın üzerinde oturan yaşlı denizci ile konuşalım. Anlattığına göre pazardaki üçkağıtçının ödül olarak verdiği konuşan kuş bu zavallı denizcinin kuşuymuş ve ismi de... Kuş muş heh. Oldukça yaratıcı bir isim. Düşünsenize birisinin sizi “Hey İnsan!“ diye çağırdığını. Her neyse. Denizci amca ile konuşup eski denizcilik hikayelerini dinleyelim ve konuşma bitince karşısındaki büyük geminin önündeki adamla konuşalım. Artık etrafı yeterince biliyoruz, tapınağa dönebiliriz. Tapınağa girdiğimizde Rahip ile konuşalım ve bize Arcadia'nın hikayesini anlatmasını isteyelim. Uzun bir konuşmadan sonra olaylar biraz daha açıklık kazanıyor. Tabii buna açıklık denirse. Konuşma bitince sağa gidip tekrar pederle konuşalım ve Brian Westhouse'un yerini bilip bilmediğini soralım. Pazardaki harita satıcısının bilebileceğini söylüyor. Tapınaktan çıkıp pazara inelim ve Harita satıcısı ile konuşalım. Adam Brian Westhouse'un yerini söylememekte inat ediyor. İnatla sormaya devam edin, gerekirse yalvarın heh heh. Bu arada konuşma sırasında sipariş verilen haritaları dağıtan çocuğun kovuluşuna şahit oluyoruz. Harita satıcısına yeni dağıtıcı olarak bizi işe almasını isteyelim ve işe girelim. Şimdi amacımız Delivery List'de ismi yazan kişilere sipariş ettikleri haritaları götürmek ve haritayı aldıklarına dair imzalarını almak. Listenin ikinci sırasında kim var tahmin edin. Brian Westhouse. Ancak ilk önce Kaptan Nebeve'ye haritasını teslim etmeliyiz. Pazardan çıkalım ve limana gidip sağdaki büyük geminin önüne gelelim. Buradaki adam ile konuşalım ve onun Kaptan Nebeve olduğunu öğrenelim. Ona haritasını verelim ve bahşişimizi alalım. Yalnız Delivery List'i imzalamasını istediğimizde kaptan kıllık çıkartacak ve imzalamayacak. İmzalaması için ısrar edin. Gerekirse yalvarın diyeceğim ama dilim varmıyor heh heh. Adama imza attırmanın tek yolu ona müzik çalmak. Evet bende ne alaka demiştim. Kaptan belki müziği çok seviyor ama bu onun manyak olmadığını göstermez. Neyse, limandan ayrılalım ve şehir kapılarının önüne gidelim. Solda bir müzik aletleri satıcısı var. Önce onunla melodik bir konuşma yapalım ve kaptanın verdiği bahşiş ile (gıcık kaptan) ona bir flüt alalım. Tekrar kaptanın yanına dönelim ve flütü kaptana çalalım. Bu sayede o çok değerli imzayı yani X işaretini almayı başarıyoruz. Şimdi Pazar meydanına dönelim ve Stark'taki patronumuz gibi şişko olan Arcadia'daki patronumuza daha önce eski patrona TimeSheet'i verdiğimiz gibi Delivery List'i verelim ve ikinci işimizi alalım. İkinci harita Brian Westhouse'un evine gidecek, fakat adresi bilmiyoruz. Merak etmeyin, patron size mükemmel bir şekilde adresi tarif edecektir. Adamın adres tarif etme şekli onun bir Türk olduğu hakkındaki şüphelerimi arttırdı eh. İnanın rehavete yatacaksınız. Neyse, pazardan çıkalım ve haritada yeni beliren Westhouse'un evine gidelim. Brian'ın evinin oldukça güzel bir manzarası var. İşte orada oturuyor. Brian ile uzunca konuşalım ve ona haritasını verip Delivery List ile imzasını alalım. Brian'ın anlattığına göre Cortez ile ikisi eski arkadaşlarmış. Bayağı bir eski. 1940'lı yıllardan. Yani yaklaşık 300 yıl önce. Vay, Arcadia'da zaman oldukça ağır ilerliyor demek ki. Peki ya Cortez? Onun hakkında hala pek bir şey bilmiyoruz. Brian ile konuşmamız bitince tam evden ayrılacağımız sırada bize eskiden ona Cortez'in verdiği çalışmayan bir Cep Saati veriyor. Belki bu saatte bizi tekrar Stark'a götürmeye yarayacak boyut kapısını açmamızı sağlayacak bir şeyler gizlidir. Şu mantar panosundan aldığımız iğneyi saate sokarak çalıştırdığımızda bir boyut kapısı açılacak ve tekrar Stark'a döneceğiz. Eskiden Dünya dediğimiz sadece tek bir yer vardı. Şimdi ise Stark ve Arcadia var. Bu iki dünya eskiden bir bütündü. Fakat gözü doymaz insanoğlunun her zaman her şeye burnunu sokması ve hep en iyiyi yapma çabası ile sürekli gelişmesi, herkesin kendini bir tanrı gibi görecek duruma gelmesi dünyayı bir kaosa itti. Bu durumu engellemek için dünya ikiye ayrıldı. Bilimin tek olduğu, sihrin yerinin olmadığı Stark. Ve sihrin hüküm sürdüğü Arcadia. Bu iki dünyayı dengede tutması için 13 gardiyan vardı. 6'sı Stark için, 6'sı Arcadia için. Ve bir gardiyan da her ikisi için. Bir kadın. 100 senede bir başkasının yer alması gereken, dengeyi sağlayan kişi bu kadındı. O dengeyi sağlayacak kişi olmadan, her iki dünyadaki denge bozulacak ve sonunda yok olacaktı. Ayrıca Arcadia'da Vanguard adıyla bilinen bir grup vardı. Onlar dünyanın tekrar eskisi gibi bir bütün olmasını savunuyorlardı. Ancak bu olmamalıydı. Çünkü bu kaos demekti. Gördüğünüz gibi bu konu karşısında kafayı yemiş durumdayım arkadaşlar. Bakalım başımıza daha neler gelecek. Cortez ile konuşmamız bittikten sonra tekrar Venice'e geleceğiz. Şimdi tek yapmamız gereken Cafe'ye gitmek ve Emma ile konuşmak. Konuşma sonunda yine iki seçeneğiniz var: Zack teklifini ekebilir, veya sözünüzü tutup onunla yemeğe çıkabilirsiniz. Her halükarda Chapter 2 bitecek ve 2. CD ile oyun devam edecek. Evet arkadaşlar, tam çözüm oyunun ilk CD'si ile birlikte bu aylık bitiyor. Oyunun 4 CD olduğunu söylemiş miydim? Her neyse, The Longest Journey son yıllarda çıkan en iyi adventure oyunlarından birisi. Adventure sevenlerin kesinlikle alması ve inanılmaz güzel bir oyun. Şiddetle tavsiye ediyorum. April için bile he he he. Gelecek ay aynı yerden devam edeceğiz. Sevgiler,
FİRMA: Adventure SİSTEM: P166 - 32 Mb Ram - 300 Mb HD - Win 95/98 - DirectX 7.0
Son yıllarda çıkan en güzel Adventure'lardan biri. Özellikle oyunun atmosferi mükemmel. Şimdiden bir “klasik".
Hatta dedik!
5)/9oyunLAaRr