Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 58
N
ill
sonra soldaki tüpül düşürüyoruz ve tekerleği çeviriyoruz. Artık şu boruyu tutan Mengeneyi alabiliriz. Makinenin başından ayrılmadan önce yüzüğümüzü geri almayı unutmayalım. Şimdi sağa doğru ilerleyelim, Bankta oturan Cortez April'ı selamlayacak. Ttez oldukça gizemli bir adam. Baksanıza, gördüğü kabuslardan bile haberi var, Bunu nereden Öğrenmiş olabilirki? Cortez, April'ı yakında Uyanıkken bile kabuslar göreceğini ve ona yardım etmek istediğini söylüyor. Bizde “Hadi len oradan" diyerek yolumuza devam ediyoruz. Köprüyü geçince Ortasında saat olan şehrin merkezine geleceğiz. Buradan gidebileceğimiz Üç bölge var. Soldaki Merdivenlerden Metroya, binaların arasından parka veya karşıdaki April'ın çalıştığı Cafe'ye gidebiliriz. Önce Parka gidelim ve Oradan da akademiye gidelim Akademinin bahçesinde iki kişi konuşuyor. Onları rahatsız etmeyelim ve binaya girelim. İlk katta bir öğrenci Tesim yapıyor. Arkasındaki çöp kovasında sarı renkli lastik bir eldiven var. Ortası delik olduğu için çöpe atmışlar. Ne büyük bir israf bu böyle. Eldiveni alalım Ve merdivenlerden üst kata çıkalım. Burası April'ın resim çalışmalarını Yaptığı yer, Ayrıca April'ın en iyi arkadaşı Emma'da bir Ejderha hologramı üzerine çalışıyor. Şimdi Musluğun yanından boya ve fırçalarımızı alalım ve tuval üzerinde kullanarak biraz resim yapalım. Bu zamanın geçmesini sağlayacak. Demonun ardından Emma yanımıza geliyor ve April'a bir Mesajı olduğunu söylüyor. Mesaj Cortez'den. Cortez “Çocukların düşlerini şalım” diyor. Hmm. Bu adam manyakmı? şalım demiyorki. Kendine gizem yapmış belli ki. Neyse, Til resmi bırakıyor ve elini yıkadığı sırada arkasındaki indığını görüyor. Ne yani budamı hayal? Olaylar iyice inip akademiden ayrılalım ve Cafe'ye gidelim. liğer dostumuz olan Charlie ile uzun uzun konuşalım ve ir şeker alalım, İnventory'e şekeri ağzımıza atalım ve Yarısını emip paketine geri tükürelim heh heh heh iğrenciz evet, Cafe'nin soluna doğru devam edelim ve orada oturan Emma ile konuşalım. Emma'nın üÜnündeki tabaktan bir ekmek almayıda Unutmayalım. Yandaki Müzik kutusunun sağında bir Poster var. Postere yakından baktığımızda bir ÇOCUK resim sergisinden bahsettiğini görüyoruz. Çocukların düşlerini gözlerinde canlandırdıkları yer burası olabilirmi? Ayrıca posterin altında sergiye bir giriş bileti var. Bileti alalım ve Look ile inceleyerek serginin adresini öğrenelim, Oraya metro ile gidebiliriz fakat ufak bir sorunumuz var, oda para. Patrondan biraz maaş isteyebiliriz. Şu arkası dönük Oturan şişko adam Stanley April'ın patronu. (Patronlar genellikle Şişko olur hehe) Stanley'den Maaşımızı isteyelim ve ona günlüğün içinden çıkardığımız TimeSheet'i verelim. Patron yine bizi Oyalamaya çalışır ve gak gük ederse işten ayrıldığımızı söyleyelim. Buna dayanamayıp Paramızı verecektir. Bu arada Stanley bize bu gece siparişleri alan kızın hasta olduğunu ve onun yerine çalışıp çalışamayacağımızı soruyor. Bu soruya verdiğimiz yanıt Chapter 1'in bitişini etkiliyor ona göre, Şimdi Cafe'den çıkalım ve dosdoğru Metroya gidelim.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 59
Metroya binince yukarıda asılı duran metro güzergahına baktığımızda gidebileceğimiz yerleri görüyoruz. Şimdi yeni açılan yere yani Watertown Bridge'e gidelim. Sergi binasının önündeyiz. Zencinin yanındaki kapıdan sergiye girelim ve uyuklayan görevlinin önüne bileti bırakalım. İşte Cortez orada resimlere bakıyor. Yanına gidip Cortez ile uzun uzun konuşalım ve aklımızı iyice allak bullak edelim. Konuşma bitince sergiden çıkıp metroya binelim ve tekrar East Venice'e dönelim, Şimdi, Chapter 1'i bitirmenin iki yolu var. Eğer daha önce Cafe'de Stanley'e gece çalışacağınızı söylediyseniz Cafe'ye giderek bölümü bitirebilirsiniz. Eğer “işim var çalışamam, git başkasını bul, sana harcayacak vaktim yok, benim alnımda enayimi yazıyor hadi oradan Hamburger suratlı pis şişko” dediyseniz pansiyona dönüp Fiona ve Mickey ile konuşup TV seyrederek bölümü bitirebilirsiniz. İki ayrı son iki ayrı demo demek. İkiside çok güzel, özelliklede TV seyrederken çıkan demo. Hoş olmuş.
Chapter 2: Through the Looking Glass Dün gece April'in ve yanındakilerin gördüklerinin bir açıklaması olmalı. Sanırım bunu açıklayacak tek kişide Cortez. Önce şu odanın camını açalım ve dışarı bakıp biraz serinleyelim. Şu pencerenin önüne bağlı çamaşır ipini çözelim ve aşağı düşsün, Aşağıda çamur gibi bir su akıyor, ve suda şu demir ızgaranın altına sıkışmış şişme bir ördek var, Ördeğin üzerine biraz ekmek parçası attığımızda yukarıdaki güvercin ekmekleri yemek için ördeğin üzerine konup patlatacak ve ördek sıkıştığı yerden fırlayacak, Şimdi yandaki zinciri çekelim ve çamaşır ipini alalım. Artık odadan çıkabiliriz. Aşağı kata inip Fiona ile dün gece olanlar hakkında konuşalım. Ona Cortez'i aradığımızı söyleyelim. Cortez'in nerelere takıldığını Zack'in bildiğini söylüyor. Denize düşen yılana sarılır hesabı bizde Zack Lee'ye sarilıyoruz. Üst kata çıkıp Zack'in kapısını çalalım ve Cortez'in nerede olduğunu soralım. Cortez'in genellikle boş vaktinde eski filmlerin gösterildiği bir sinemaya gittiğini öğreniyoruz. Tabii bunun için Zack kılının çıkma teklifini zoraki de olsa kabul ediyoruz. Neyse, April'ın üzerinde fantezi denemediği sürece katlanabiliriz heh heh. Şimdi pansiyondan çıkıp merkeze gidelim. Şu yüzen mavi şey bizim ördek değilmi? ÖRDEĞİ YAKALAYIN heh heh heh. Cafe'nin önüne
Gökyüzü kızarır (alı al, moru mor falan olur), nereden çıktığı belli olmayan bir rüzgar(sanki herzaman bellidir.) kahramanlarımızın(evet o biziz.) tüm vücudunu sarmalarken, bir anda çınlayan korkunç kahkaha (ha ha ha) saffet' in (zebaninin kertenkelesi) kanını dondurmuştur. (hoh dedik sonra)
Zeb : Röportaj yapmaya geldim ben! April : Hah, bende seni bekliyodum. Gelse de Röportaj yapsak diye. Zeb : Ala ala.. İtiraz etmicek misin? April : Yooo niye ediyim.
April, göz kırpar. Dudaklarını aralamış, dilini dişlerinde gezdirmektedir. Zeb havaya girer... (Bariz girer yani) Lara onun kıymetini bilememiştir ama April' le farklı olacaktır. (April bariz | dream' e bakmaktadır yani...)
Zeb : Tabi ya, niye edesin. Heh he... İlk soru güzel bayan, sıkı durun. (asıl bakalım daha sen...) Genellikle bayan kahramanları vurdulu kırdılı oyunlarda görüyoruz. Sen ise daha çok zeka gerektiren bir tür olan Adventure dalını seçtin. Hemcinslerin arasında sadece güzelliğinle değil, aklınla da sivrilmek nasıl bir duygu? (Hani güzellikle zekanın çarpımı 1 di ?) April : Güzel soru Zeb! Şu arkandaki çocuk kim? Zeb : Hmm O mu? O, dream... Yardımcım. Sorumuza dönelim. Diyorum ki hem güzelsin, hem de zekisin? (ne diyosun? he he) April : Yardımcın demek... Pek,de şirinmiş. Zeb : Evet şirindir kerata. Güzelliğine ve zekana dönsek, April : Dream, uzak kaldın biraz. Şöle yanıma gelsene.
Zeb sinirlenmeye başlamıştır. Yani April' da bi hoştur. Kendisini kıskandırmak için, Dream' i kullanmasının amacı ne olabilir ki? Ne gerek var bu cilveye?.
Zeb : Peki April, başka soru. Oyun iki ayrı dünyada geçiyor. Bilimin dünyası, Stark ve Sihrin dünyası, Arcadia. Ve sen iki dünya arasında gidip geliyorsun. Adaptasyon zor olmadı mı? Bana kalırsa | | süper oynamışsın gerçi... (evet zeb, böle devam et!) April : Zor oluyor tabi. Ne dersin dream? Böyle karşımızda biri varken pek rahat olamıyoruz galiba. Zeb : Heh he.. çok zekice bir espriydi. (evet evet zekice espri hehe)
akşam benimle bir yemeğe ne dersin? Zeb : Yemekten önce şu röportajı bitirsek April. Sonra yardımcım ve ben yemeğe geliriz. (yardımcın ve sen?) eb, bi sn lütfen. Dreamcim, benim evimde olalım akşam. Kırmızı şarap ve alev alev yanan şömine, Zeb : Bende bende. için, teşekkürler Zeb, |
Zaten bu karıların hepsi aynıdır. Hiç güzel değildi. Ne o öyle? Bele bak, 70 cm. Yuh yani. Üstelik aptaldı da. Şömineymiş, kırmızı şarapmış, bla bla bla... Salaklar. Aptallar. Toposh Dream. Ühühühüh.
Şimşek çakar yeniden, arkasından gelen gök gürültüsü kulakları sağır eder adeta. Kahramanımız (artık tek kaldı) karanlık gökyüzüne doğru yükselir. Derinden gelen inlemeler. (Ne acaba?) Ve bir çıtırtı... (Yeme röportaj kasetini ye!)