Gameshow sayı 51, sayfa 59

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 59

Metroya binince yukarıda asılı duran metro güzergahına baktığımızda gidebileceğimiz yerleri görüyoruz. Şimdi yeni açılan yere yani Watertown Bridge'e gidelim. Sergi binasının önündeyiz. Zencinin yanındaki kapıdan sergiye girelim ve uyuklayan görevlinin önüne bileti bırakalım. İşte Cortez orada resimlere bakıyor. Yanına gidip Cortez ile uzun uzun konuşalım ve aklımızı iyice allak bullak edelim. Konuşma bitince sergiden çıkıp metroya binelim ve tekrar East Venice'e dönelim, Şimdi, Chapter 1'i bitirmenin iki yolu var. Eğer daha önce Cafe'de Stanley'e gece çalışacağınızı söylediyseniz Cafe'ye giderek bölümü bitirebilirsiniz. Eğer “işim var çalışamam, git başkasını bul, sana harcayacak vaktim yok, benim alnımda enayimi yazıyor hadi oradan Hamburger suratlı pis şişko” dediyseniz pansiyona dönüp Fiona ve Mickey ile konuşup TV seyrederek bölümü bitirebilirsiniz. İki ayrı son iki ayrı demo demek. İkiside çok güzel, özelliklede TV seyrederken çıkan demo. Hoş olmuş.

Chapter 2: Through the Looking Glass Dün gece April'in ve yanındakilerin gördüklerinin bir açıklaması olmalı. Sanırım bunu açıklayacak tek kişide Cortez. Önce şu odanın camını açalım ve dışarı bakıp biraz serinleyelim. Şu pencerenin önüne bağlı çamaşır ipini çözelim ve aşağı düşsün, Aşağıda çamur gibi bir su akıyor, ve suda şu demir ızgaranın altına sıkışmış şişme bir ördek var, Ördeğin üzerine biraz ekmek parçası attığımızda yukarıdaki güvercin ekmekleri yemek için ördeğin üzerine konup patlatacak ve ördek sıkıştığı yerden fırlayacak, Şimdi yandaki zinciri çekelim ve çamaşır ipini alalım. Artık odadan çıkabiliriz. Aşağı kata inip Fiona ile dün gece olanlar hakkında konuşalım. Ona Cortez'i aradığımızı söyleyelim. Cortez'in nerelere takıldığını Zack'in bildiğini söylüyor. Denize düşen yılana sarılır hesabı bizde Zack Lee'ye sarilıyoruz. Üst kata çıkıp Zack'in kapısını çalalım ve Cortez'in nerede olduğunu soralım. Cortez'in genellikle boş vaktinde eski filmlerin gösterildiği bir sinemaya gittiğini öğreniyoruz. Tabii bunun için Zack kılının çıkma teklifini zoraki de olsa kabul ediyoruz. Neyse, April'ın üzerinde fantezi denemediği sürece katlanabiliriz heh heh. Şimdi pansiyondan çıkıp merkeze gidelim. Şu yüzen mavi şey bizim ördek değilmi? ÖRDEĞİ YAKALAYIN heh heh heh. Cafe'nin önüne

Gökyüzü kızarır (alı al, moru mor falan olur), nereden çıktığı belli olmayan bir rüzgar(sanki herzaman bellidir.) kahramanlarımızın(evet o biziz.) tüm vücudunu sarmalarken, bir anda çınlayan korkunç kahkaha (ha ha ha) saffet' in (zebaninin kertenkelesi) kanını dondurmuştur. (hoh dedik sonra)

Zeb : Röportaj yapmaya geldim ben! April : Hah, bende seni bekliyodum. Gelse de Röportaj yapsak diye. Zeb : Ala ala.. İtiraz etmicek misin? April : Yooo niye ediyim.

April, göz kırpar. Dudaklarını aralamış, dilini dişlerinde gezdirmektedir. Zeb havaya girer... (Bariz girer yani) Lara onun kıymetini bilememiştir ama April' le farklı olacaktır. (April bariz | dream' e bakmaktadır yani...)

Zeb : Tabi ya, niye edesin. Heh he... İlk soru güzel bayan, sıkı durun. (asıl bakalım daha sen...) Genellikle bayan kahramanları vurdulu kırdılı oyunlarda görüyoruz. Sen ise daha çok zeka gerektiren bir tür olan Adventure dalını seçtin. Hemcinslerin arasında sadece güzelliğinle değil, aklınla da sivrilmek nasıl bir duygu? (Hani güzellikle zekanın çarpımı 1 di ?) April : Güzel soru Zeb! Şu arkandaki çocuk kim? Zeb : Hmm O mu? O, dream... Yardımcım. Sorumuza dönelim. Diyorum ki hem güzelsin, hem de zekisin? (ne diyosun? he he) April : Yardımcın demek... Pek,de şirinmiş. Zeb : Evet şirindir kerata. Güzelliğine ve zekana dönsek, April : Dream, uzak kaldın biraz. Şöle yanıma gelsene.

Zeb sinirlenmeye başlamıştır. Yani April' da bi hoştur. Kendisini kıskandırmak için, Dream' i kullanmasının amacı ne olabilir ki? Ne gerek var bu cilveye?.

Zeb : Peki April, başka soru. Oyun iki ayrı dünyada geçiyor. Bilimin dünyası, Stark ve Sihrin dünyası, Arcadia. Ve sen iki dünya arasında gidip geliyorsun. Adaptasyon zor olmadı mı? Bana kalırsa | | süper oynamışsın gerçi... (evet zeb, böle devam et!) April : Zor oluyor tabi. Ne dersin dream? Böyle karşımızda biri varken pek rahat olamıyoruz galiba. Zeb : Heh he.. çok zekice bir espriydi. (evet evet zekice espri hehe)

akşam benimle bir yemeğe ne dersin? Zeb : Yemekten önce şu röportajı bitirsek April. Sonra yardımcım ve ben yemeğe geliriz. (yardımcın ve sen?) eb, bi sn lütfen. Dreamcim, benim evimde olalım akşam. Kırmızı şarap ve alev alev yanan şömine, Zeb : Bende bende. için, teşekkürler Zeb, |

Zaten bu karıların hepsi aynıdır. Hiç güzel değildi. Ne o öyle? Bele bak, 70 cm. Yuh yani. Üstelik aptaldı da. Şömineymiş, kırmızı şarapmış, bla bla bla... Salaklar. Aptallar. Toposh Dream. Ühühühüh.

Şimşek çakar yeniden, arkasından gelen gök gürültüsü kulakları sağır eder adeta. Kahramanımız (artık tek kaldı) karanlık gökyüzüne doğru yükselir. Derinden gelen inlemeler. (Ne acaba?) Ve bir çıtırtı... (Yeme röportaj kasetini ye!)

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.