ve Şiddet

haklar, genel yasalar ve gençliğin korunmasını konu alan yasalar tarafından sınırlandırılabilmektedir. Bu arada bir ön sansürün uygulanmasına ise izin verilmemiştir. Bunlar 5. maddenin 2. bendi ile açık seçik belirlenmiştir. Böylece, Ceza Yasası'nın 131. ve 184. maddeleri toplumsal açıdan zararlı yayınların üretimini, yayımını ve reklamını tümden yasaklamıştır. Yayınlar, kitap, videokaset olabileceği gibi, bilgisayar oyunları da olabilmektedir. Toplumsal açıdan zararlı yayınlar kategorisine şiddeti yücelten belirli yayınlar, ırkçılığı kışkırtan yayınlar ve şiddet içeren, çocuklarla ya da hayvanlarla ilintili pornografik yayınlar girmektedir. Bununla birlikte, failin cezalandırılması ancak kastın kanıtlanması durumunda mümkün olmaktadır. “Gençliğe zararlı yayınların yayımına ilişkin yasa” zararlı bilgisayar oyunlarını ya da öteki yayınları, çocuklara ve gençlere ilişkin yasakları, satış sınırlamalarını ve reklam yasaklarını belirlemektedir. Bu yasaklar pornografik ve gençliğe çok zararlı oldukları açıkça belli olan diğer yayınlarda otomatik olarak yürürlüğe girer. Başka bir deyişle, bunlar pazara üzerlerine vurulmuş “yasak” damgasıyla gelirler. Özellikle gençliği konu alan yayınlarda ise, gençliğe zararlı bir yayının yasaklanması ancak Federal Denetleme Kurulu'nun söz konusu yayını duruşmaya benzer bir prosedür sonucunda ve talep üzerine yasak listesine almasından ve bunu resmen ilan etmesinden sonra geçerli olmaktadır. Anılan yasaklara aykırı davranışlar, eğer bunların failleri (programcı, yazılım evi ya da bilgisayar gazetesi) kusurlu hareket etmişlerse, cezalandırılabilmektedir. Bir yasaklamaya karar verecek olan heyetin duruşmada bulunması gereken üyelerine kitaplar ve basılı malzemeler teslim edilmekte, böylelikle bütün üyelerin oturuma hazırlıklı gelmeleri sağlanmış olmaktadır. Bu, video filmleri ve bilgisayar oyunları söz konusu olduğunda tabii ki mümkün değildir. Bu durumda 3'lü ya da 12'li heyetin oturumda bilirkişilik yapması, başka bir deyişle video filmlerini başından sonuna izlemesi ve bilgisayar oyunlarını bizzat oynaması gerekmektedir. Bunun ne kadar zaman alacağı, her durumun özel koşullarına bağlıdır. Aynı şekilde, bir oyunun yasaklanması konusunda gençlik bakanları ya da gençlik daireleri tarafından Federal Denetleme Kurulu nezdinde talepte bulunulmasının ne kadar zaman alacağı da rastlantıya bağlı kalmaktadır. Korsan kopyaların yasak listesinde bulunup bulunmadıklarının ve niçin bulunduklarının, orjinallerinin ise niçin bulunmadıklarının altında yatan nedenler de aynı temelden kaynaklanmaktadır. Bir başka neden de, bu durumlarda Anayasa'nın 18a maddesi uyarınca bir yasaklamayı içerik benzerliğinden dolayı inceleyebilen ve gerektiğinde uygulayabilen Federal Denetleme Kurulu'nun işinin başından aşkın olmasıdır. Bilgisayar oyunlarına ilişkin yasaklama nedenleri özellikle şunlar olmuştur: — Savaşın yüceltilmesi. Bu özellikle, yeryüzündeki en iğrenç şey olan savaşın çocuklara ve gençlere “oyun” olarak sunulmasının kendi başına bir saçmalık ve gençliğe zararlı oluşu dolayısıyla öngörülmüş bir ya-

Federal Denetleme Kurulu Başkanı Rudolf Stefen, Happy Computer'de “Yazılım yapımcılarının gönüllü olarak kendilerini denetlemeleri” düşüncesini savunuyor:

A

, saktır. Bu zarar, bilgisayar oyunlarında gençlere insanlığın imhasına dönük en yeni teknik buluşların etkin bir biçimde öğretilmesi nedeniyle daha da artmaktadır. Yetişkinlerin 18 yaşından itibaren savaşı ve savaşın bütün varyasyonlarını öğrenmek zorunda kalmaları zaten yeterince endişe vericidir. Hiç değilse çocuklar ve reşit olmayanlar için buna imkân verilmemelidir. Bu oyunlarda savaş yüceltilmekte ya da masumlaştırılmaktadır. Burada savaşın kurbanlarından söz edilmemekte ya da kurbanlar görülmemektedir. Tam tersine, insanların öldürülmesi oyuncunun başarısı olarak kabul edilmektedir. — Nazi ideolojisinin ya da Nazi ileri gelenlerinin yüceltilmesi veya desteklenmesi. Bunun gençliğe son derece zararlı olduğunu kanıtlamaya bile gerek yoktur. — Porno yazılımı. Porno içerikli yazılımlar yasa uyarınca otomatik olarak “gençliğe ağır derecede zararlı olduğu tartışma götürmez” türden yayınlar olarak kabul edilmekte ve yine otomatik olarak yasanın gençliğe zararlı yayınlara ilişkin yayım yasağı kapsamına girmektedir. Bununla birlikte, bu konuda bir açıklık yaratılması bakımından çoğu zaman ek bir yasaklama kararına da gerek duyulmaktadır. — Bütün bu yasaklama nedenleri ırk ayrımcılığı, ulusların kışkırtılması ve gençliğe zararlı oldukları kanıtlanan diğer olgularla ilintilidir. Bilgisayar oyunu yapımcılarının gönüllü olarak ve devlet katılımı olmaksızın bir otokontrol mekanizması kurmaları herhalde iyi olurdu. Bu konuda Alman otomat endüstrisi derneği bünyesindeki otomatların otokontrolü bir örnek oluşturabilirdi.

RASTLANTI İLKESİNE GÖRE YASAKLAMA

Kaarst'daki “Rushware Microhandelsgesellschaft” anonim şirketi Almanya'nın en büyük oyun yapımcılarından biridir. “Rushware”'ın ticaret müdürü Jürgen Goeldner'a göre, Federal Denetleme Kurulu'nun inceleme yaparken kullandığı ölçütlerin pek fazla değeri yoktur. Goeldner bu ölçütlerin oyunlara uygulanmasının mümkün olmadığını düşünüyor. Happy: Yasaklamaya ilişkin uygulamayı en çok eleştiren kişilerden biri de sizsiniz. Hattâ firmanız buna karşı bir dava açmış bulunuyor. Yasaklamanın niçin karşısındasınız? Goeldner: Biz yasağın genel olarak karşısında değiliz, bugünkü uygulamanın başarısız olduğunu düşünüyoruz yalnızca. Federal Denetleme Kurulu'nun 1986 istatistiğine göre, 31 adet oyun hakkında ihbarda bulunulmuş ve bunlardan 7 tanesi yasaklanmıştır. Biz bu yıl da yaklaşık 3000 adet yeni oyun yayınlayacağımızdan, insanın aklına yasaklamaların rastlantı ilkesine göre yapılıp yapılmadığı sorusu takılıyor ister istemez; çünkü “Rambo”, “Commando”, “Who dares wins” türünden oyunlar ve daha pek çokları ya hiç yasaklanmamakta ya da farklı tarihlerde yasaklanmaktadırlar. Happy: Bir yapımcı olarak sizin için yasaklama ne anlam ifade ediyor? Goeldner: Yasaklama belirli bir ürünün reşit olmayanlara ulaştırılmasına izin verilmemesi, buna bağlı olarak da bu ürünün aynı zamanda reklamının, gösteriminin sınırlandırılması anlamını taşıyor. Böylece yasaklama, bizim için uygulamada teslimatı durdurmayı, bu arada da yasaklanmış oyunları toptan ve perakende satış yapanlardan geri almayı zorunlu kılmaktadır. Yasaklama satışla birlikte reklamın da durdurulmasını öngörüyor. Happy: Sizin oyunlarınızın yasaklanmasına ilişkin olarak Federal Denetleme Kurulu hangi nedenleri gösterdi? Goeldner: Söz konusu oyunlara getirilen yasaklara ilişkin temellendirmeler hemen hemen istisnasız aynıdır. Yani bunların tümü de “toplumsal ve ahlâki bakımdan yanlış yola sevkedici”, “şiddeti ve savaşı yüceltici”, “saldırganlığı artırıcı” oyunlar olarak tanımlanmıştır. Happy: Siz ise bunun aksini mi savunuyorsunuz? Goeldner: Benim düşünceme göre, şimdiye kadarki talimatların bilgisayar oyunlarına uygulanması pek mümkün değildir. Çünkü bu oyunlar çatışmanın etkin ve bazı durumlarda yapıcı bir çözümüne imkân tanımaktadır. Denetlemede temel alınan ölçütleri bir mahkemeye incelettirmek niyetinde olduğumuz için, bu konuda daha fazla bir beyanda bulunmak istemiyorum. Happy: Simülasyonlar yoluyla savaş eğitimi veren programlar sunulmuş olmuyor mu sonuç olarak? Goeldner: Kesinlikle hayır! Hemen hemen bütün programlar farklı çözümlere, bu arada barışçıl olanlara da imkân tanımaktadır. Oyuncunun kendisi için oyunun arka planı ve koşulları pek o kadar önem taşımamaktadır; burada aslolan sadece ekran üzerinde o anda olup bitenlerdir. Bir elmaya okla mı nişan alındığı ya da bir uçağa savaş topuyla mı hücum edildiği uygulamada ve oyuncunun tepkisi açısından farklı bir durum yaratmaz.

Happy: Oysa Federal Denetleme Kurulu ve pek çok anne-baba başka türlü görüyor bu olayı. Goeldner: Federal Denetleme Kurulu, kullanıcıları sadece ekran üzerinde bir nesneyi bertaraf etmekle kalmayıp bilinçli bir tarzda bir uçağı, özellikle düşman olarak adlandırılan birine karşı, kullanmakla ve böylelikle bir insanı öldürmekle itham ediyor. O zaman niçin -evlerin çoğunda bulunan- satranç türünden bir oyun olan “Riziko” yasaklanmıyor diye sorulabilir.

Happy: “Barbarian” gibi oyunlarda kan dökmek ve kafaları uçurmak neden gerekli olsun? Yani öldürmek niçin zorunlu olsun?

Rushware firmasının pazarlama müdürü Jürgen Goeldner. 13 yıllık memuriyetten sonra VC20 ile yazılım olayına girdi.

Goeldner: Firmamız tam da bu nedenden ötürü bu oyunu sürümden çekmiştir; çünkü biz satışa sunduklarımızdan dolayı kendimizi sorumlu hissediyoruz.

Happy: Nazi ve porno yazılımı konusunda sorumlu olan kimdir?

Goeldner: Bu yazılımın -1987 Temmuz'unda ARD'nin güncel konular programında sunulmuştu bu- bizim tarafımızdan satışı yapılmamaktadır. Bizzat televizyon yayını bizim üretimde bulunduğumuz dala yer vermemiş ve oyunlarını özel ihracat ya da korsan kopya pazarında sergileyen programcıların veya “Kırıcılar”'ın (Hacker) programlarını iletmiştir. Biz bu tür oyunlara getirilen yasağı destekliyoruz. Ancak, bu bağlamda yasağın nasıl uygulanacağı sorusu gündeme gelmektedir; çünkü bu “yapımcılar”'ın ele geçirilmeleri pek mümkün değildir ve bu oyunların satışları da organize bir biçimde yapılmamaktadır. Happy: Sinema filmlerinde çoktandır yerleşmiş olduğu türden bir gönüllü otokontrol mekanizması yazılım yapımcılarında neden yok acaba? Goeldner: Bu tür bir otokontrol bizim tarafımızdan defalarca teşvik edilmiş, ancak gerçekleştirilememiştir; çünkü bunun için şimdiye dek hiçbir ölçüt oluşturulmamıştır. Biz alış-veriş politikamız yoluyla kendi firmamızda çoktandır otokontrol uygulamaktayız. Happy: Siz Federal Denetleme Kurulu üyelerinin yasaklanacak bir oyunu yeterince ayrıntılı bir biçimde incelemediklerini eleştiriyorsunuz. Goeldner: Denetleme üyelerinin kendilerinin söz konusu bilgisayar oyununu bizzat oynamadıklarından eminiz. Çünkü biliyoruz ki, jüri üyeleri önceden hazırlanmış bir vaziyet alışa muhatap olmakta ve daha sonra bu yönde oy kullanmaktadırlar. Happy: Neden dolayı orjinallerinin değil de, bazı korsan kopyaların yasaklama listesine alındıklarını düşünüyorsunuz? Goeldner: Bu noktaya mahkeme kanalıyla bir açıklık getirilmesini beklediğimizden, bu konuda hiçbir beyanda bulunmak istemiyorum aslında, ama şöyle diyebilirim: Çünkü teklifte bulunan taraf resmi bir dairedir ve oyunları yasak listeye koyabilmek için bir korsan kopyaya sahip olmuş olması gerekmektedir.

Happy: Söyleşi için teşekkür ederiz.

Çev: Güven Savaş KIZILTAN

Gençliğe zararlı yayınlarla ilgili Federal Denetleme Kurulu kesin önlemler alıyor. İlk bilgisayar oyunları şimdi yasaklanmış yayınlar listesine alınmış durumda ve bunların reşit olmayanlara satılmasına artık izin verilmiyor. Bonn'dan gelen sansürden ötürü yazılım alanı bir yaprak dökümünün tehdidi altına mı giriyor? Aşağıdaki sayfalarda hararetle tartışılmakta olan bu konu ile ilgili olguları ve görüşleri okuyacaksınız. Süvari bölüğü kumandanı olarak kararlarınızı bir intihar-misyonu doğrultusunda almak zorundasınız: Sovyet savunma merkezini tahrip etmek için Sovyet üslerini devre dışı bırakın ve Moskova'ya saldırın. Bu kışkırtıcı talep aşırı sağcı soğuk savaş yanlılarının kaleme aldığı bir yergi yazısından değil, son aylarda on binlerce satın alınan ve kopya edilen başarılı bir bilgisayar oyunu olan “Raid over Moscow”'un talimatından alınmıştır. Oyuncunun neden dolayı “Sovyet”'leri birbiri arkasına devre dışı bırakması gerektiği el-kitabında akla yatkın bir biçimde açıklanmaktadır: Yüksek çözünürlü grafikte bir dünya haritasının da göz önüne serdiği üzere, hain Sovyetler Birliği ansızın birkaç atom roketini Amerikan kentlerine doğru ateşlemiş bulunmaktadır. Bu programda pervasız bir tavırla ve özenle kotarılmış bir düşman imgesi kullanılıyor: Savaş düşkünü sosyalizmin “kızıl

KIZIL OLMAKTANSA ÖLMEK Mİ?

Birkaç haftadan bu yana “Raid over Moscow”'nun ve diğer beş adet savaş oyununun reşit olmayanlara satılmasına artık izin verilmiyor. Gençliğe zararlı yayınlarla ilgili Federal Denetleme Kurulu şimdi bilgisayar oyunlarındaki vahşet olgusuna da el atıyor ve bu tür oyunları yasaklayabiliyor. Yasak listesine alınmış olmak bir program için şu sonuçlara yol açıyor: Bu programın — Reklamının yapılmasına, — Reşit olmayanlara satılmasına, — Mağazalarda açık olarak sergilenmesine izin verilmiyor. (Yalnızca yetişkinlerin girebildikleri mağazalar bu bağlamda bir istisna oluşturmaktadır.) Bir derginin yazı kurulu çerçevesinde ise bu konunun tartışılmasına eskisi gibi izin verilmektedir. Video kasetlerde bu durum bundan farklı değil. Sadece 18 yaşını doldurmuş olanlar için serbest bırakılan bütün filmler Videotek'de ancak yetişkinlerin girmesine izin verilen ayrı bir mekânda sergileniyor. Reşit olmayanlara giriş genel olarak yasaklama yolunu seçen videoteklerin sayısı da gitgide artıyor. Bonn'da 9 Ağustos günü haklarında hüküm verilen oyunlar altıyı buluyor. Bunlar hiç kuşkusuz yasaklama listesine alınan son oyunlar olmayacaktır. Bu altı oyunun adları şöyle:

— Beach Head — Blue Max — Paratrooper — Raid over Moscow — Seawolf/Seafox — Tank Attack

Bu programlar bir bir incelendiğinde, bunların içeriksel bazı farklar taşıdıkları görülecektir. Oyuncunun bazoka ile Rus askerlerine ateş etmek zorunda olduğu “Raid over Moscow” gibi politik ve vahşet içeren kötü oyunların yanı sıra “Tank Hücumu” türünden emektar oyunlara da rastlanmaktadır bunlar arasında. Burada iki oyuncu kendi tanklarıyla çatışmaya girmekte ve birbirlerini karşılıklı olarak infilak ettirmeye çalışmaktadır. Hiç kuşkusuz bu da çok ahlâki bir konu değildir, ama grafiksel ve içeriksel açıdan “Raid over Moscow”'dan çok daha soyut ve zararsızdır. O zaman doğal olarak şöyle bir kuşku belirmiş olmaktadır: Ateşli oyunların yasaklanması daha çok keyfi bir seçime mi dayanmaktadır? Ya da bu hükümle içinde herhangi bir biçimde ateş edilmesi söz konusu olan bütün oyunların pek uzak olmayan bir gelecekte reşit olmayanlara yasaklanacağı mı ima edilmektedir? 22

Biz bunun böyle olmasını umut etmek istemiyoruz, çünkü bu düşünce tutarlı bir şekilde sonuna kadar götürüldüğünde bilgisayar oyunlarının çoğu içerdikleri şiddet öğesinden ötürü tezgah altına kaydırılmış olurdu zorunlu olarak. İçinde herhangi bir şeyin yakalanmadığı, ortadan kaldırılmadığı ya da ateş edilmeye maruz kalmadığı bir program hemen hemen yoktur. Kahramanın genellikle sadece “Canavarı Öldür” türünden komutlarla yoluna devam ettiği serüvenlerde bile “yenmek ve yenilmek” ilkesine rastlanılmaktadır.

OYUNLAR YAPRAK DÖKÜMÜ TEHDİTİ ALTINDA

Burada bir sınır konulması zorunludur. Bu sınır ise soyut simgelere değil, insanlara ateş edildiği ve bir şiddet etkinliğinin düzenli olarak simulasyonun yapıldığı yerde başlamaktadır besbelli. Oyuncunun aşağıya doğ- Tu süzülen paraşütçüleri katletmek zorunda olduğu ““Paratrooper''deki gibi bayağı katliam sahnelerine gerek yoktur. Aynı şekilde, iki kanatlı bir uçağı idare eden oyuncu tarafından rakip pilotlara ateş edildiği, otobanların ve binaların bombalandığı sahneler de gereksizdir. Ama oyuna özel bir çekicilik kazandıran da görünümün ve düşman demirbaşlarının grafik olarak üstün bir biçimde sunulmasıdır. Bu iki yönlü özellik pek çok vahşet oyununda göze çarpan bir durumdur. Bu türün en kötü temsilcileri olan “Beach Head”, ““Raid over Moscow'”' ve yeni “Beach Head II”, bunların hepsi de sunmuş oldukları birinci sınıf grafikle ve oyunun çeşitlilik bakımından zenginliğiyle dikkat çekerler. Hattâ Head II” iyi anlaşılan dilsel bir yayın da sunmaktadır: Kendi erlerinden biri tank altında kaldığında hoparlörden onun can çekişme sesleri gelmektedir. Bir uçak topuyla oyuncu kendi arkadaşına ateş edecek olursa, ateş edilen kişi yüksek sesle yakınmakta ve şöyle demektedir: “Don't shoot me, stupid!” (Bana eteş etme, alık!). Bu da aşağı yukarı şöyle bir düşünceden kaynaklanmaktadır: Humor, eğer bir şeye rağmen gülünüyorsa vardır. “Blue Max”' aleyhine müzakerelere girişildiğinde, programın Alman distribütörü Ariolasoft tabii ki bu işlemden pek memnun kalmamıştı. Burada, yasaklama konusunda lehte ve aleyhte kanıtları bir defa karşılaştırmak amacıyla Federal Denetleme Ku- Tulu'nun iddianamesi ile Ariolasoft'- una buna itirazını özet olarak yayın- Bonn'da, yazılım pazarını silip süpürecek olan bir “temizlik dalgası'- nın ancak yeni yeni başladığından söz edilmektedir, ama bilgisayar oyunlarının yaşam sürelerinin kısa oluşu Denetleme Kurulu'nun işini epey zorlaştıracak gibi görünüyor. Yasaklanmış bu altı programdan göreli olarak en yenisi dokuz aydan bu yana pazarda bulunan “Raid over Moscow”'dur. Yeni programlar kural olarak en çok yayınlanışlarından sonraki ilk birinci ve ikinci aylarda satıldıklarından, şüpheli bir ad taşıyan herhangi bir oyunun yasaklanması, reşit olmayan potansiyel alıcıların sadece bir bölümünü buna sahip olmaktan “korumuş” olacaktır. Yeni yayınlanan *““Beach Head II”'nin yasak listeye girecekler arasında yer alacağına kesin gözle bakılsa da, bu program yargı organlarının dikkatini çekinceye kadar bir kaç ay geçmiş olacaktır. Bu zaman diliminde ise çocuklar ve gençler, içinde el bombalarının atıldığı, paraşütçülere ateş edildiği, bütün bunları taçlandıran bir sonuç olarak da rakibin bıçak düellosunda öldürüldüğü bir programı edinmiş olacaklardır. Böylece yasaklamalar, kural olarak altı aylık bir gecikmeyle geldiğinden, kızgın taş üzerinde bir damla olmaktan öte bir anlam taşımamaktadır.

YASAKLAMALAR ÇOK GEÇ GELİYOR

Pek çok oyun-tutkunu, yumruğunu kızgınlıkla Bonn'a doğru sallayarak “sansür”'e duyduğu öfkeyi dile getiriyor. Ama oyun pazarındaki kötü kullanımlara nihayet bir devlet ku- Tumunca el atılmasının zamanı gelmiştir. Anayasamızda başka ulusların ve ırkların karalanmasını yasaklayan, böylelikle de ““Raid over Moscow”'- nun yasaklanmasını bütünüyle doğrulayan bir madde vardır sonuç olarak. Oyunun tüm grafik olarak ne denli olağanüstü düzenlenmiş olsa da, eğer bir oyunda bir ulusun mensupları kasıtlı olarak hedef alınıp katlediliyorlarsa, burada yakışık almayan bir talep dile geliyor demektir. Biz bundan ötürü ““Raid over Moscow'' ve “Castle gibi oyunları sürekli olarak boykot etmiş bulunuyoruz. Bizim için aynı şey “Beach Head II” ya da “*Rusya'da Savaş”' veya “Almanya 1985*' türünden ve başlıkları bile pek çok şey ifade eden strateji oyunları konusunda da geçerlidir. Yetişkin olarak bunu kendilerine mutlaka reva görenler ise ekran başına geçip ordularını yönetebilirler. Ama 12 yaşında bir çocuğun Joystick ile gerçekleştirdiklerinin bilincinde olduğunu varsaymak mümkün değildir. Savaşa ilişkin düşüncelerden reşit olmayanlar uzak tutulmaya çalışıldığında da bunun kötü niyetli sansürle hiç bir ilgisi yoktur.

Ancak, şunu umut etmek isteriz ki, Federal Denetleme Kurulu, herhangi bir biçimde ve tarzda içinde ateşleme sahnesi bulunan her şeyi rastgele yasaklamasın. ya da “Buck Rogers''de görülen türden uzay atışları o denli soyuttur ki, bunlardan oyuncunun ahlâkına ilişkin olarak herhangi bir korkuya kapılmaya hiç gerek yoktur. “Blue Max”'ın yasaklanması konusunda bir noktaya kadar ayrı görüşlere sahip olmak mümkündür: Vahşet oyunu mu yoksa bir tepki testi mi?. Bu hararetli konu üzerinde durmaya ve diğer yasaklamalardan sizleri haberdar etmeye devam edeceğiz. İDDİANAME VE SAVUNMA ÖZETİ

Berlin Senatosu 21 Şubat 1985 tarihinde bilgisayar oyunu “Blue Max”'- ın yasaklanmasını talep etti. Bu talep üzerine “Blue Max” Denetleme Kurulu tarafından kara listeye alındı. Burada size iddianameden bazı bölümler sunuyoruz. Eğitim, Gençlik ve Spor senatörü, video oyunu “Blue Max”'ın gençliğe zararlı yayınlar listesine alınmasını talep ediyor. Bu oyun ahlâki yönden zararlı olup genç video oyuncularını kaba güce özendirmektedir. gerek grafiksel, gerekse akustik açıdan 1984 yılının Aralık ayında yasaklanmış olan video oyunu “River Raid”'in geliştirilmiş bir varsiyonu olarak kabul edilmelidir...

Anılan oyun, oyuncuyu -programa bağlı olarak- saldırgın askeri imha eylemlerine katılmaya zorlamaktadır. *“Savaş bir düğmeye basılmak suretiyle başlamakta”, etkin bir biçimde yönlendirilmekte ve yürütülmektedir. Burada ateş etme, bombalama ve imha etme zorunluluğu vardır. Çatışmaların askeri olmayan yollarla çözüme kavuşturulmasına yönelik eylemler bu oyunda öngörülmemiştir. oyunda savaşçıl şiddet etkinlikleri hafife alınmaktadır. Düşmanın imha edilmesi sırasında (ateş eden uçağın içinde, menzilli bomba atışlarında, evlerin, gemilerin, tankların ve otomobillerin imhasında) oyuncu itaatkâr bir tavır içinde ve bütün bunları olağan görerek hareket etmektedir. Gençliğe zararlı yayınlarla ilgili Denetleme Kurulunun talebi üzerine Prof.Dr. Helmut Kampe “River Raid” adlı video oyununa ilişkin olarak kaleme almış olduğu kısa bilirkişi raporunda şu saptamada bulunmaktadır: “Ama şunun göz önünde tutulması gerekir ki, çocuk ve hattâ genç oyuncular oyun ve gerçeklik arasında fark ile pek o kadar ilgilenmemektedirler. Çocukların ve gençlerin bilinçlerinde, yaşantılarında oyun etkinlikleri bağımsız bir gerçekliğe bürünmektedir. Özellikle de eğer bir oyun etkin bir eylem gerektiriyorsa ve olup-bitene karşı yoğun duygusal bir bağlılığa yol “Blue Max”'ın Alman ihtalatçısı Arialasoft ise, burada yine özetle sunduğumuz itirazıyla bu yasaklamaya karşı tepkisini dile getirmiş oldu. Genel sorular çerçevesinde şöyle bir mütaalâda bulunmak istiyoruz: Bu programda 1. Dünya Savaşı ile ilgili kurulmuş olduğu doğrudur. Bununla birlikte bunun savaşı kışkırtıcı bir tarzda değil, yergisel bir amaçla yapılmış olduğu her halde gözden kaçmış olmalı... Savaş kışkırtıcılığı değildir burada söz konusu olan. Tepki ve isabet yeteneğinin, yarışma duygusunun eğitilmesine, başarıların teşvikine çalışılmıştır. Yukardaki önlemlerle ilintili olarak yasaklama hükmünün alışılagelen “yan etkilere” yol açabileceği gerçeği de yasağın kaldırılması lehine bir durum yaratmaktadır: İlgili çevrelerde artış gösteren talep o zaman gizli kanallardan (ya kaçak ithalat ya da sizin tarafınızdan haklı olarak dile getirilmiş olan korsan kopyalar yoluyla) karşılanacaktır. Bu nedenle oyunun yasaklanmamasını talep ediyo- Tuz.

Çev.: Güven Savaş KIZILTAN

Yasaklanmış bulunan ““Nasyonal Sosyalistler Eylem Cephesi”'nin üyelerine karşı Mart başlarında Stuttgart'ta girişilen geniş çaplı polis harekâtı sırasında birçok bilgisayara ve yüzlerce diskete el konuldu. Soruşturmanın sürdürülmesi nedeniyle, ilgili kurumlar el konulan yazılımların içetikleri hakkında bilgi vermek istemiyorlar.

Nasyonal sosyalist içerikli yazılıma ilk dikkati çekilenlerden biri olan ve Berlin'de gençliği koruma etkinliklerinden sorumlu bulunan Geisler, bu konuda gene de şunu söylüyor: “Bize ulaştırılan oyunlar karşısında tüylerim diken diken oldu.”” Neo Nazilerin bilgisayar alanında da etkinliklerini bu buluntular bir kez daha kanıtlamış oluyor. Tıpkı geçen yılın başlarında Berlin polisinin “Almanya Özgürlükçü İşçi Partisi”'ne karşı giriştiği operasyonda ele geçen şu oyun gibi: “Türklerle İlgili Test”', Made in Buchenwald (Ekranda şöyle bir kayıt görülmekteydi: 1986 by Hitler & Hess'') 18 yaşındaki Martin bunu ilkin “alışılagelen uçukların kötü bir şakası” sandı. Bu delikanlı makine dilinde programlanmış olan oyunu elektronik posta kutusunda

Md

(BTX) ve “Funsoft” başlığı altında keşfetmişti. Martin konuşmasını şöyle sürdürüyordu: “Ekranda daha sonra beliren şeylerin ise artık şaka ile hiçbir ilgisi yoktu. Yapılacak tek şey devreyi kesmekti”'. Kırmızı fon üzerindeki beyaz dairenin içinde siyah bir gamalı haç, tanıtma yazısından hemen sonra monitörden yansımaktaydı. “bu program aracılığıyla Alman dostlarımız şunu saptayabilirler: Türkleri seviyorlar mı, yoksa onları gövdelerinden kafaları ayrılmış olarak görmeyi mi tercih ediyorlar?”'. Burada daha sonra da şöyle denilmektedir: “Aryan dostlarımızın A, B, C ve D testlerine ilişkin olarak dört cevap imkânları bulunmaktadır”. “Türkler neden hep Yahudi türküleri söylerler?” türünden Neo-Nazi sorularına verilen cevaplar ekranda “Bravo, Hitler delikanlısı!” diye ödüllendirilmekte ya da “Yanlış, Auschwitz'e yollayın!” tepkisiyle karşılanmaktadır. Bilgisayar dilinde “*Naziware” olarak adlandırılan aşırı sağcı Software'- ın (yazılım) kökeninin saptanması posta kutusunun denetçileri ve telefon aboneleri için zor olmaktadır. Göndericiler yabancı kullanıcı adla- Tı vermekte ya da eğer mümkünse bildirilerini anonim bir tarzda ve “konuk” olarak elektronik posta kutusuna yüklemektedirler. Berlin ise, yüksek oranda yabancı barındıran bir kent olarak Nazi yazılımının merkezini oluşturmaktadır. Bu yakınlarda Berlin'de ““Führer”'i monitörde yeniden dirilten bir program da sunulmuştu: Yüksek teknokrat Hitler “Bir Alman olmaktan gu- Tur diye ilan etmektedir elindeki megafonla. Anonim programcı burada bir müzikal fon oluşturmayı bile düşünmüştür: Görüntüyü SA'ların Nazi marşı olan “Horst-Wessel-Lied” eşlik etmektedir. Elektronik posta kutularının dışındaki kaçak yazılım pazarına güçlü Alman yazılım tasarımcıları çoktandır el atmış bulunuyor. Flensburg ile Münih arasındaki okulların bahçelerinde disket alışverişine ilişkin bir ticaretin serpildiği görülmektedir. Bu disketlerde, yalnızca korsan kopyalara eklenmiş bir biçimde de olsa, faşist bilgisayar oyunları depolanmış bulunmaktadır. Böylece, Nordrhein- Westfalen'de aslında zararsız bir oyun olan “Harry's House”'un korsan kopyaları piyasaya sürülmüştür; tabii değiştirilmiş tanıtım yazılarıyla.

Ganz Deutschland bekennt sich zu sgseinem Befreier *

Bunlarda “Alman Birliği Eylemine ilişkin * Türkler aleyhine bir propaganda” yapılmaktadır. Federal Almanya çapında yaygın bir bilgisayar oyunu da “Stalag |”'- dir. Burada oyuncu, toplama kampında gardiyan olarak “halk düşmanlarının” kaçmalarını önlemek zorundadır. “Diktatör Hitler” adlı bilgisayar oyununda, oyunun “Führer”'ine şöyle sorulmaktadır: “SS'iniz bir Yahudi takibine çıksın mı?”” “Dikkat Nazi” adlı bilgisayar programında da “Auschwitz” imha kampındaki “duş odalarında” olduğu gibi, bir düğmeye basılmak suretiyle grafik olarak bir toplu gaz verilme olayı simule edilmektedir. Ekrandaki yorum ise şöyle: ““Duş almak isteyen 10.000 küçük zenci! Kapıları ka- Kristal Gecesi”'* düzenleme izni alır. Bu amaçla asker toplanırken, bütünüyle yeni dönem üslubunda olmak üzere, halen en militan Nazi vurucu grubu “Nasyonal Cehpe”'nin işe alma pusulalarından yararlanılmaktadır. Bu pusulalardaki sorularda askerlerin sadece silahla ateş eğitimleri, el sanatlarına ilişkin becerileri ve manevi yapılarının düzgünlüğü sorTuşturulmamaktadır. Bunu eline alan genç şunu öğrenir ki, “Alman Meselesi”” son günlerde başka bir şeye daha gereksinme duymaktadır: Elektronik vari işleme bilgisi (EDW). Demokratik eğilimli bilgisayar tutkunlarının ED V-bilgilerinden ise, Neopatın, içeriye gaz verin. -ama orada bulunanlar sadece on kişiydi.-”'. Federal Denetleme Kurulu bile, sahip olduğu tek bilgisayar ekranında zaman zaman “Nazi yazılımı”'nı izlemektedir. Bu kurul geçen yıl ilk kez olarak “Türk Aleyhtarlarına Test” adlı Neo-Nazi oyununu gençliğe serbestçe dağıtılmasına izin verilmeyen yasak yayınlar listesine aldı. Her ne kadar Federal Denetleme Kurulu büyük ölçüde daha zararsız oyunlara çok çabuk el atıyorsa da, diğer Nazi yazılımları bu yasak listesinde bulunmamaktadır. Bu tür oyunların zaten el altından dağıtıldığı gerçeği bir yana, Berlin Senatosu'nun gençliği korumakla yetkili kıldığı Thilo Geisler”- in düşüncesine göre, kendi kurumu bu olguyla baş edebilmek için teknolojik açıdan yeterli donatımdan yoksun bulunmaktadır: “Problem bizim oyunlar hakkında rapor yazmak zorunda oluşumuzdan kaynaklanıyor. Bunun içinse çoğu zaman uygun bir bilgisayarın eksikliğini çekiyoruz” diyor Geisler.

Bu arada, Berlin'de okuyan ve kendi okulunda da “Türk Aleyhtarlarına Test”'in ortaya çıktığını ifade eden 17 yaşındaki Pastrick başka bir problemi gözönüne seriyor: “Yasaklama, oyun tutkunlarının isteklerini bilemiş oluyor öncelikle ve onların şunu şiar edinmelerine yol açıyor: Buna mutlaka sahip olmalıyım.” Yaklaşık 10 adet ve geniş çapta yaygın Nazi eğilimli bilgisayar oyunundan ancak 4 tanesi Federal Denetleme Kurulu'nun yasak listesine girmiştir. Bunların sayısı soruşturma makamlarının önüne gelmiş olanlardan her zaman daha fazladır. Oysa bu oyunların çoğu “halkı kışkırtma”, “ırklara karşı nefret aşılama”” gibi cezayı gerektirebilecek fiiller içermektedir. “Türk Aleyhtarlarına Test” adlı oyunun bilinmeyen yapımcısına karşı Berlin polisi altı aydan bu yana soruşturma yürütmektedir. Savcılık makamının bir sözcüsünün deyişiyle de “Bundan şimdiye dek herhangi bir sonuç alınamamıştır ve elimizde başka oyunlar yoktur.” Uç noktada yabancı düşmanlığını savunan bilgisayar oyununun anonim yazarını Aralık ayında tanıtmayı başaran NDR-Televizyon Magazin Programı “Panaroma” ise konuyu daha iyi araştırmış olduğunu ortaya koymuştur. Burada kendi düşüncesini” temellendiren ve bu düşüncenin aynı yaşta pek çok dostu ve tanıdığı tarafından da benimsendiğini ifade eden 17 yaşındaki genç şöyle konuşmuştu: “Günlük yaşam içinde

Türklerin her taraftan ortaya çıkmaları kızdırıyor beni.”” Kendi oyun düşüncesinin gerçekleştirilmesi konusunda da şöyle demişti: ““Başka hiçbir iletişim aracında bilgisayarda olduğu gibi yürütülemez bu.” Bu arada Batı Berlin Yahudi cemaatinin başkanı Heinz Galinski, bir “skandal'”'dan ve “gelişmekte olan kuşaklarla ilgili bir tehlike”'den söz etmektedir. Çünkü burada yeni teknolojiyi kendi amaçları doğrultusunda kullananların tek tük şaşkın kişiler değil, tersine organize olmuş aşırı sağcılar olduğu yolunda belirtiler gitgide çoğalmaktadır. Frankfurt'ta bir posta kodu üzerinden alınan “Nazi Demo” adlı oyunda anonim yazarlar aşırı sağcı NPD'den ve Alman Nasyonal Gazetesi'nden kendi dostlarını selamlamaktadırlar. -thanx for the good sounds-. Burada, Nazi Almanyası'- m yücelten kötü bir ürünün digital plak sesi duyulmaktadır: 1942'nin orijinal müziği ile birlikte aktüalite filmi: durdurulmaz bir biçimde ileri doğru yürüyor...” “Victory of the Dictator”' (Diktatörün Zaferi) adlı oyunda Viking miğferli bir kuru kafa, gamalı haç ve SS harfleri “The right way”'i (Doğru yolu) vaad ediyor. Daha sonra, ekrandaki tanıtım yazısı sırasında bir grubun şöyle seslendiği duyuluyor: “Genç Almanya'yı ve ulusların kendi yazgılarını belirleme hakkına dayanarak bütün Almanların büyük Almanya etrafında birleşmelerini talep ediyoruz. Hiçbir Yahudi yurttaş olamaz. Yaşasın zafer!”'. Masraflı bir grafiğe sahip ve Nazi büyüklerinden seçilmiş alıntılarla doldurulmuş Amiga programının ine gelince: Genç bir çocuk “Rayh'ın bakanlığına” yükseltilir. Bu çocuk “Zencilere, Türklere, Yahudilere ve diğer asalaklara” karşı komplo kurmak için bir ““Döner Naziler şu an için henüz korkuyor gibi görünmüyorlar.

* Kristal Gecesi ya da Kırık Cam Haftası: 7 Kasım 1938'de bir Yahudi göçmeninin Paris'te bir Alman diplomatını öldürmesi üzerine, iktidardaki Nazi Partisi yöneticileri, korkunç bir kıyım düzenlediler. Hitler, Göring ve Göbbels'in direktifleriyle Gestapo yöneticisi Heydrich tarafından planlanan ve yönetilen kıyımda, 9 Kasım'ı 10 Kasım'a bağlayan gece 7500 dükkân yağma va tarhip edildi, hepsi Yahudi olan 36 kişi öldürüldü. 119 sinagog yakıldı, bunlardan 79'u tamamen tahrip oldu. 20.000 Yahudi tutuklandı. Suçlulara komik sayılabilecek cezalar verildi.

Çeviren: Güven Savaş KIZILTAN

Bilgisayar yardımıyla işlenen suçların liste başında bulunan yazılım (software) hırsızlığı ve bilgisayar casusluğu, giderek yerini elektronik eğitimi görmüş suçlularca girişilen dolandırıcılık ve şantaj eylemlerine bırakıyor. Bilgisayarın yeteneklerinden yararlanan suçluların sayısı gözlenebilir bir şekilde artıyor. Bunun için gereksindikleri teknolojik olanaklar ise zaten ellerinin altında. Ancak, suçlular da bilgisayar alanında personel arayan herkesin karşılaştığı bir sorunla yüzyüzeler: İyi uzmanların sayısı oldukça az. Ama giderek gelişen bilgisayar suçluluğu alanında başarı kazanabilmek için, bu uzmanların yardımı kesinlikle gerekli. Bu arada düşman -bu bağlamda polis kastediliyor- uyumuyor. Polis teşkilatlarının bilgisayar suçları alanında uzmanlaşmış şubelerinde, nitelikli mühendisler ve bilim adamları görev yapıyor. Özel komisyonlarda görev yapan memurlar bilgisayar kurslarına devam ediyorlar. Bu memurlar için artık yazılım ve Basic, yenebilir bir kuş değil. Artık işlerin nasıl yürütüldüğünü biliyorlar ve kolay kolay aldatılamıyorlar. Bu konuya ilişkin suçlar hemen her zaman para etrafında döndüğü için, yalnızca çalınmış verilere sahip olmak yeterli olmuyor. Kişi ya bu verileri bizzat değerlendirip nakde çeviriyor ya da satıyor.

BİLGİSAYAR PARA KASALARINI KIRIYOR

Son zamanlarda para kasalarının kırılmasında yeni bir yöntem kendini kabul ettirdi: Burada anahtar olarak kaynak makinesi değil, bir tarafi renkli baskılı, ötek itarafına ise 1,25 cm genişliğinde şeritler yerleştirilmiş olan 8.5 x 5.4 cm boyutlarında plastik bir kart kullanılıyor. Çek kartı, bütün bankaların kapalı olduğu saatlerde nakit para almak için banka otomatlarını açıyor. İnsan evinde, bilgisayarının başında hiç kimse tarafından rahatsız edilmeden ve kendisinin yapmış olduğu bir okuma aygıtıyla çek kartının üzerindeki gizli sayıyı ve bunu şifreleyen kişisel kimlik numarasını (PIN) kartın manyetik şeriti üzerinden okuyabiliyor. Gerçi bu eylem, koruma altına alınmış verilerin gizlice gözetlenmesi, dolayısıyla ceza kapsamına giren bir suç olmakta, ama bilgisayar meraklısını evinde kim yakalayabilir ki? İnsanın bir manyetik şerit okuyucusuna sahip çıkmış durumda. Bilgisayar destekli suçlar alanındaki yarışmayı acaba kim kazanacak? Suç ortağa bit mi, yoksa dedektif Byte mi? y olması yasak değil ve bu alet bilgisayar mağazalarında rahatça satın alınabiliyor. Bu durumda kasalar, geride hiçbir iz kalmadan gizlice boşaltılabiliyor. Geriye kalan tek şe bomboş hesapları oluyor.

Sayısal resim işlemede 64 KByte'lık bir küçük bilgisayar sistemi yeterli olabiliyor.

SORUŞTURMACILARIN İŞİ ZOR

Bu noktada polis suçluların çevirdikleri dolapları ortaya çıkarmakta güçlük çekiyor. Çünkü suçlu, parmak izi, ayak izleri ya da suç mahallinde unutulmuş nesneler türünden hiçbir iz bırakmıyor arkasında. Bu nedenle polisi başarıya ulaştırabilen tek etken rastlantılar oluyor. Bunu sağlayan da, suçluların kendi başarılarından ötürü aşırı gurura kapılmaları ya da tedbiri elden bırakıp hata yapmaya başlamaları. Buna da oldukça sık rastlanıyor. Zürihli bir elektronik ve bilgisayar