Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 26
Çeviren: Güven Savaş KIZILTAN
Bilgisayar yardımıyla işlenen suçların liste başında bulunan yazılım (software) hırsızlığı ve bilgisayar casusluğu, giderek yerini elektronik eğitimi görmüş suçlularca girişilen dolandırıcılık ve şantaj eylemlerine bırakıyor. Bilgisayarın yeteneklerinden yararlanan suçluların sayısı gözlenebilir bir şekilde artıyor. Bunun için gereksindikleri teknolojik olanaklar ise zaten ellerinin altında. Ancak, suçlular da bilgisayar alanında personel arayan herkesin karşılaştığı bir sorunla yüzyüzeler: İyi uzmanların sayısı oldukça az. Ama giderek gelişen bilgisayar suçluluğu alanında başarı kazanabilmek için, bu uzmanların yardımı kesinlikle gerekli. Bu arada düşman -bu bağlamda polis kastediliyor- uyumuyor. Polis teşkilatlarının bilgisayar suçları alanında uzmanlaşmış şubelerinde, nitelikli mühendisler ve bilim adamları görev yapıyor. Özel komisyonlarda görev yapan memurlar bilgisayar kurslarına devam ediyorlar. Bu memurlar için artık yazılım ve Basic, yenebilir bir kuş değil. Artık işlerin nasıl yürütüldüğünü biliyorlar ve kolay kolay aldatılamıyorlar. Bu konuya ilişkin suçlar hemen her zaman para etrafında döndüğü için, yalnızca çalınmış verilere sahip olmak yeterli olmuyor. Kişi ya bu verileri bizzat değerlendirip nakde çeviriyor ya da satıyor.
BİLGİSAYAR PARA KASALARINI KIRIYOR
Son zamanlarda para kasalarının kırılmasında yeni bir yöntem kendini kabul ettirdi: Burada anahtar olarak kaynak makinesi değil, bir tarafi renkli baskılı, ötek itarafına ise 1,25 cm genişliğinde şeritler yerleştirilmiş olan 8.5 x 5.4 cm boyutlarında plastik bir kart kullanılıyor. Çek kartı, bütün bankaların kapalı olduğu saatlerde nakit para almak için banka otomatlarını açıyor. İnsan evinde, bilgisayarının başında hiç kimse tarafından rahatsız edilmeden ve kendisinin yapmış olduğu bir okuma aygıtıyla çek kartının üzerindeki gizli sayıyı ve bunu şifreleyen kişisel kimlik numarasını (PIN) kartın manyetik şeriti üzerinden okuyabiliyor. Gerçi bu eylem, koruma altına alınmış verilerin gizlice gözetlenmesi, dolayısıyla ceza kapsamına giren bir suç olmakta, ama bilgisayar meraklısını evinde kim yakalayabilir ki? İnsanın bir manyetik şerit okuyucusuna sahip çıkmış durumda. Bilgisayar destekli suçlar alanındaki yarışmayı acaba kim kazanacak? Suç ortağa bit mi, yoksa dedektif Byte mi? y olması yasak değil ve bu alet bilgisayar mağazalarında rahatça satın alınabiliyor. Bu durumda kasalar, geride hiçbir iz kalmadan gizlice boşaltılabiliyor. Geriye kalan tek şe bomboş hesapları oluyor.
Sayısal resim işlemede 64 KByte'lık bir küçük bilgisayar sistemi yeterli olabiliyor.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 27
SORUŞTURMACILARIN İŞİ ZOR
Bu noktada polis suçluların çevirdikleri dolapları ortaya çıkarmakta güçlük çekiyor. Çünkü suçlu, parmak izi, ayak izleri ya da suç mahallinde unutulmuş nesneler türünden hiçbir iz bırakmıyor arkasında. Bu nedenle polisi başarıya ulaştırabilen tek etken rastlantılar oluyor. Bunu sağlayan da, suçluların kendi başarılarından ötürü aşırı gurura kapılmaları ya da tedbiri elden bırakıp hata yapmaya başlamaları. Buna da oldukça sık rastlanıyor. Zürihli bir elektronik ve bilgisayar
uzmanı olan 32 yaşındaki Franz K.'nın başından da böyle bir olay geçti. Bay K. bir rastlantı sonucu sokakta yürürken, İsviçre bankalarının “mavi kart” (Carte Bleu) olarak adlandırılan bir kredi kartını buldu. Kartın asıl sahibinin gizli kodunu bilmediği sürece bu kart onun için hiçbir değer taşımıyordu. Kartın üzerindeki isme telefon ederek kendisini banka memuru olarak tanıttı. Kartı kaybeden talihsiz adama, en kısa zamanda yeni bir kart verileceğini bildirdi. Bu arada, kartın gizli kod numarasını sormayı da ihmal etmedi tabii. Böylece Franz K. gerekli gizli kodu ele geçirmiş oluyordu. Artık haftada bir kez banka otomatında 500 Frank çekebiliyordu. Ama bu yöntem ona sıkıcı gelmeye başladığından, Franz K., kartın üzerindeki manyetik şeridi manipüle etmeye başladı. Böylece artık her gün 500 Frank çekebiliyordu. Polisin onun çevirdiği dolabı sezebilmesi tamamen Franz K.'nın tembelliğinden kaynaklanıyordu. Çünkü Franz K., para çekmek için hep aynı şubeye gidiyor ve bunu her gün yapıyordu. Kart sahibinin limiti haftada 500 Frank iken, Bay K.'nın her gün gelmesi bir banka memurunun dikkatini çekti ve Bay K. yakayı ele verdi. Cinayet gibi çok ağır suçlarda, faillerin bulunabilmesi için çok sayıda personelin seferber edilmesi gerekiyor. Bavyera'da 1986 yılı içinde işlenen suçların %57,4'ünde failler belirlenebildi. Aynı yıl için Federal Almanya ortalaması ise %45 dolayında. Dolayısıyla Bavyera, suçların yarısından çoğunun faillerini belirlemiş bir eyalet olarak, Almanya ortalamasının üzerine çıkıyor. Kırsal kesimde, büyük şehirde egemen olan anonimlik pek varolmadığı için, polisin zaten az sayıdaki ağır suç failini ortaya çıkarması göreli olarak daha kolay oluyor. Çünkü köyde herkes birbirini tanıyor ve herhangi bir yabancı, tıpkı birdenbire Jaguar kullanmaya başlayan bir komşu kadar dikkat çekiyor.