3 Ayrı Çizim Programı
Bilgisayar ile ekrana resimler çizebilmek gerçekten heyecan verici olduğu kadar, eğlenceli de bir uğraş. Bu iş, doğrudan programlama ile yapılabildiği gibi, çeşitli düşünülerek hazırlanmış çok sayıda hazır program aracılığı ile de gerçekleştirilebiliyor. İşte size ekranınıza dilediğinizce çizim yapabilmenizi sağlayacak üç program.
Koala Painter
Bu programla, oyun çubuğunuzu kullanarak kolay ve hızlı çizimler yapabilirsiniz. Program önünüze geniş olanaklar sunan bir pano ile çıkıyor. Buradan dilediğiniz sırayla, kullanacağınız renkleri, kalem kalınlıklarını ve yapmak istediğiniz çizim için gerekli olanakları seçiyorsunuz. Bu iş için ekranda görülen küçük ok'u, oyun çubuğu aracılığı ile, panodaki gerekli alanın üstüne getirip ateşleme düğmesine bastığınızda bilgisayarınız sizin ne dediğinizi ya da ne yapmaya hazırladığınızı anlayacaktır. Sonra sizi beklemekte olan iki ayrı boş ekrandan birine geçip sanatınızı göstermeye başlayabilirsiniz. Pano'ya ya da ekrana geri dönmek için minik ok'u ekran dışına alıp, “bip bip” uyarısını duyduktan sonra ateşleme düğmesine basmanız yetecektir. Pano'da hangi olanaklar var? Hangi olanaklar yok ki? Bir kez kalınınızda hazır bekleyen 16 adet renk var. Bunlardan birini kullanmaya kalktığınız anda o rengin diğer tüm renklerle tramlı karışımını da yine önünüzde buluyorsunuz. Böylece elinizin altında tam 255 ayrı renk var demektir. Dilediğinizce çizip boyayabilirsiniz. Yapacağınız resimler için gerekli göreceğiniz kalem uçlarını da yine panodaki seçenekler arasından belirleyebilirsiniz. Bunlar ince, kalın, kesik, çift, üçlü, beşli, dik ya da yatık uçlu kalemler olabilir. Yapmayı planladığınız iş için size gerekli olan diğer olanaklar yine pano'da yazılı ve çizili olarak karşınızda. Küçük ok aracılığı ile bunlardan birini seçmeniz gerekiyor. “Draw” ile oyun çubuğunu -şu anda çizim çubuğunu- kullanılarak serbest çizimler yapılabilir. Ancak çizim biraz hızlı ve geometrik olacaktır. Ama çok daha kontrollü çizimler gerçekleştirebilmek için başka seçenekler de var. Seçerseniz çizim çubuğu ile ekranda istediğiniz yere koyacağınız noktadan başlayarak gerekli boyda bir çizgi çizebilir, bu çizginin yönünü değiştirebilir, son durumuna karar verince de bu çizgiyi sabitleştirebilir ve sonra yine bu çizgiyi alıp ekranda istediğiniz yere taşıyıp bırakabilirsiniz. “Lines” ile yine benzer çizimler yapabilir, ama bu kez birbirinin ucunda devam ederek gerçekleştirebilirsiniz. “Rays” ile bir noktadan çıkan ışınlar çizilebilir. Dikdörtgen ya da çember biçimler için ayrı konumlar vardır. “Frame” ile eni, boyu, yeri tümüyle sizin kontrolünüzde dikdörtgenler. “Circle” ile istenen yere çemberler çizebilirsiniz. Aynı çizimler içleri dolu olarak da gerçekleştirilebilir. Tabii ikiyüzellialtı renkten biriyle... Bunlar için, “Box” ve “Disc” seçilebilir. Peki kendi serbest çizimlerinizin içlerini boyamak için program bize bir olanak sunmuyor mu? Evet, “Fill” ile çizgilerimizle gerçekleştirdiğimiz tüm kapalı alanları renkle doldurabilir ya da rengini değiştirebiliriz. Ama dikkat! Çizimlerinizde küçük bir açık yer varsa boya buradan tüm resme yayılabilir. Ancak dert edinmeyin. Bir kez ateşleme düğmesi ile yayılmayı durdurabilirsiniz. Daha da önemlisi bu yanlışı ekrandan silebilirsiniz. “Oops” ile ekranda son yaptığınız işlem silinir. Ya tüm resimden vazgeçip silmek isterseniz? O zaman da, “Erase” işinizi çözümler. Ama dikkat edin Erase ile giden gider, geri gelmez. “X Color” ile ekranda, zemin rengi de dahil olmak üzere kullandığınız herhangi bir rengi anında değiştirebilirsiniz. Resminizin birçok yerinde kullandığınız, örneğin gülkurusu rengini sarı, kahverengi, mavi vb. yaptığınızda resmin nasıl olacağını deneyip yine eski renginde karar kılabilirsiniz. “Zoom” size çok, ama çok küçük düzeltmeler, oynamalar yapma olanağı verir. Tek bir noktanın bile yerini, rengini kontrol edebilirsiniz. Tabii ardından da anlaşılıyor; çalıştığınız yer büyütülmüş olarak karşınıza geliyor. Diyelim uğraştınız, uğraştınız tam istediğiniz gibi bir figür çizip renklendirdiniz. Derken aynı figürden bir tane daha çizmeniz gerekiyor. Yeniden uğraşmanız gerekmeyecek mi? Hayır. “Copy” ile gerekli resim parçası dilenen yere taşınabiliyor. Hem de kaç kez gerekiyorsa o kadar. Hatta henüz boş olarak sizi bekleyen diğer ekrana da... Diğer ekran için, “Swap” size yardımcı olacaktır. Bir de, “Mirror” ile çizimleriniz aynı anda, simetrik olarak ekranın dört yanında birden belirir. Bütün bu açıklamalarımızı dikkate alarak yaptığınız uzun ve zevkli çalışmalar sonucu gerçekten beğendiğiniz bir resim ortaya çıktı ise, Commodore'unuzu kapatıp gidebilecek misiniz? Bu güzel resmin yok olmasına katlanabilecek misiniz? Katlanmayın lütfen. “Storage” ile yaptığınız resme bir ad verip diskette saklayabilir, istedikçe aynı adla ekrana çağırır, üzerinde çalışır, yeniden kayıt edebilirsiniz. Böylece resmin geçirdiği tüm aşamalar da arşivlenmiş olur. Geriye içinizdeki dahi'ye kolaylıklar dilemek kalıyor.
Doodle
Bu program size 10 ayrı mod'da hazırlanmış çizim, boyama, yazma vb. olanaklar sunuyor. Bu on konumdan birini seçebilmek için önünüzde bir menü beliriyor önce. Sonra her konum için ayrı bir menü siz çizerlere daha ayrıntılı bilgi vermek için huzur bekliyor. Menüler İngilizce. Ancak çizim için gerekli bilgiler denenip kavrandıktan sonra program çok hızlı kullanılabilir duruma geliyor. “Skech F1” Bu konumda, oyun çubuğu ile serbest çözümler yapabilirsiniz. 1'den 9'a kadar sayı tuşu ile kalem ucunuzun kalınlığını saptayıp, aynı sayılara CTRL tuşu ile birlikte basarak da çizim hızınızı istediğiniz gibi belirleyebilirsiniz. “Lines F3” de yine oyun çubuğu -ya da şu anda çizim çubuğu da denebilir- ile yerlerini değiştirebildiğiniz iki nokta arasını çizgi çekebiliyorsunuz. “Boxes F5” ile en, boy ve yerini çizim çubuğu ile kolayca belirleyebildiğiniz dikdörtgenler yapılabilir. “Circles F7” de aynı anlamda daire ve elipsler. “Color F2” ile önünüze gelen içiçe iki küçük halkada kağıt rengi ile üzerine çizeceğiniz kalem rengini birlikte görüp karar verebilirsiniz. Ve renkli çizim yapabilirsiniz. Renkler CRSR tuşları ile kolayca değişiyor. “Zoom F4” ekranın her yanını yakın plan görüp, üzerinde işlem yapabilirsiniz. “Copy F6” ile belirlenen ekran parçası bir başka yere taşınabiliyor. “Stamp F8” bu konumda, dokuz adet pul büyüklüğünde çizimleri kopyalayıp bellekte saklayabilir ve yeri geldikçe istenen yere aktarabilirsiniz. “Letter C1” bu konumda klavye kullanılarak ekrana yazı yazılabilir. Ancak harflerinizin genişliği ve yüksekliği size bağlı.
“Disk & Print C2” yapıtlarınızı diskette saklamak ya da kağıda basmak için gerekli mod da bu. Uygun yazıcı ya da çizicilerde çalışmalarınızı kağıda dökebilirsiniz. Bütün bu konumlarda çizimlerinizi ya da çizimlerinizin bir bölümünü bir tuşla ters yüz etmek, negatife çevirmek, belleğe aldıktan sonra ekrandan silmek, yeniden bellekten çağırmak, bazı çizim için kolaylık sağlayabilecek bir kareleme sistemini ekrana koymak ve kaldırmak sizin elinizde, daha doğrusu parmaklarınızın ucunda. Ayrıca programda yine çeşitli çizimlerinizi birer optik gösteriye dönüştürecek sürpriz olanaklar da bulunuyor. Doodle programı, üzerinde çalışıldıkça tadına daha çok varılan, bir olanaklar bütününden oluşuyor gibi. Başlangıçta insan biraz zorlansa bile, giderek çizim sonuçları çizerine büyük haz ve güven verebiliyor.
Işık Kalemi
Doğrudan doğruya ekran üstüne çalakalem resim yapılabilir mi? Evet, bu “Işık Kalemi” ile olanaklı, üstelik de son derece zevkli ve ilginç. Program bilgisayara yüklendiğinde karşınıza biraz sonra hünerlerinizi göstereceğiniz bir alan çıkıyor. Bunun üstünde kullanımınıza sunulan renk paleti ve çizim konumlarını gösteren bir dizi işaret bulunuyor. İlk işiniz Işık Kalemi'ni ekran üstünde gezdirmek olmalı. Hemen göreceksiniz bir küçük dörtgen de kalemin hareketlerini izliyor. İşte aynı zamanda SHİFT'e de basarsanız kaleminizin hareketine bağlı olarak, son derece yumuşak çizimler ortaya çıkmaya başlayacaktır. Bu füzenle ya da keçeli kağıda resim çizercesine bir kolaylıkla işinizi sürdürebilirsiniz. İmzanızı alışık olduğunuz hızla atabilir, karalamalar yapabilirsiniz. Gerekli gördüğünüz rengi almak içinse, kalemi hokkaya bastırırcasına yukarıdaki renk paletine dokundurmak yeterli. Kaleminizin uç kalınlığı için de yine yukarıda dört seçeneğiniz var. Birini bırakıp birini alabilirsiniz. Diğer programlarda olan çizim ve renk olanakları burada da var. Ayrıca enine ya da boyuna çizgi taramalı boyamalar ayrı ayrı veya üst üste kullanılabiliyor. Kırçıl bir renklendirmeyi yine çalakalem ekranda gerçekleştirebiliyorsunuz. Kalemle çizmenin tadı ile bilgisayar kullanmanın yeniliği bir araya gelince doğaldır ki yeni bir tad oluşuyor. Sanırım bu kalemin tadına bakmak, her zaman ilginç olmalı.
—-—u
müz
Aziz ŞENLEN
80'li yıllara yaklaşılırken, birçok bilgisayar üreticisinin kafasında olmayan şeyi “ev bilgisayarları“nın babası sayılan Jack Tramiel açıkça ifade ediyordu; “beyler, 500 doların altında satabileceğimiz bir bilgisayar yapmalıyız”. Gerçekten de Commodore çok geçmeden 500 doların altında satılabilecek ilk ev bilgisayarı Commodore VIC-20'yi piyasaya sürüyordu. Beklenilenin üzerinde ilgi gören bu tip bilgisayarı diğer üreticiler takip ediyor ve oldukça büyük bir “ev bilgisayarı” pazarı oluşuyordu. Hattâ rekabet kızıştıkça fiyatlar daha da aşağıya çekiliyor, 200 dolar civarına kadar iniyordu. Ev bilgisayarları satışındaki bu başarının altında yatan gerçek, düşük maliyetli bir bilgisayar sahibi olmak, teknolojiye ayak uydurmak ve hoşça vakit geçirmek olarak yorumlanabilir. Hepsi bir arada düşünüldüğünde bir anlam kazanıyor; “teknolojiye ayak uydurabilmek için gerekli hoşça vakit de geçirtebilecek ucuz bir bilgisayar”. İşin lokomotifi ucuzluğu, ancak ucuzluğun etiket ile eş anlamlı düşünülmemesi gerekiyor. Bilgisayar denince ilk akla gelen bir klavye ve bir ekran. Sonra diğerleri; kayıt üniteleri ve yazıcılar. Öncelikle de görüntü ünitesi. Evinizde görüntü ünitesi olarak kullanabileceğiniz bir şey varsa maliyeti yarı yarıya, belki de daha fazla azalttınız demektir. Kısaca, ev bilgisayarları yine evdeki eşyaların bir kısmını kullanarak iş yapabilir hale geliyor; siyah/beyaz ya da renkli TV'yi görüntü birimi olarak, sağlıksız da olsa teyp'i kayıt ünitesi olarak kullanabiliyor. Buna rağmen ayrıca monitöre bağlanabilen ve ayrı bir kayıt ünitesi bağlanabilen, en önemlisi gelişebilen sistemler her zaman tercih ediliyor. Başlangıçta ev bilgisayarına sahip olan bir kişi öncelikle elindeki mevcut malzemeyi kullanmaya başlıyor. Evde siyah/beyaz TV varsa siyah/beyaz TV'yi, renkli TV varsa renkli TV'yi kullanarak işe başlıyor. Çalışmalar bu üniteler yardımıyla sürdürülürken, aynı şeyleri bir monitör yardımı ile sürdüren birinden bilgi alınırsa ya da kazara bir renkli monitörden o ana kadar oynadığınız bir oyunu izleme talihsizliğine yakalanmışsanız, bir monitöre sahip olma isteği dayanılmaz bir arzu halini alacaktır. Ancak, insanın rüyalarına dahi girse bu alış-veriş, hevesinizi kursağınızda bırakabilir. Çünkü aradaki fiyat farkı önemsenmeyecek gibi değil. Her şeyi göze aldığınız varsayıldığında, pek fazla alternatifi de bulunmayan monitör piyasasında bu kez ihtiyacınıza cevap verebilecek, başka bir deyişle, evinizdeki bilgisayara ne tip bir monitörün takılması gerektiği sorusuna olumlu cevap verebilecek monitörü bulmalısınız. Yeşil bir monitör ihtiyaca cevap verecek mi? Ya renkli bir monitörde alınacak zevk? Hele şu sıralar TV'de gayet iyi filmler, hattâ diziler varken, üstelik daha da hesaplıyken neden renkli TV'ye karşı monitör? Sorular uzadıkça uzayabilir. Ancak en azından bu temel soruların cevaplandırılması ve teknik bir kıyaslamanın yapılması gerekiyor. Satın almayı temelde etkileyebilecek faktör “bilgisayarın nasıl kullanıldığının” net bir biçimde ortaya konmasıdır. Siz mi program yazacaksınız? Hazır programları mı kullanacaksınız? Yoksa sadece kelime işlem olarak mı kullanacaksınız? Oyun programı yazan programcılar, oyunun keyfine varabilmek için doğal olarak renk, ses ve grafik özelliklerine öncelik tanıyorlar. Bu özellikler, video girişi olan renkli bir TV'de muhtemelen elde edilebilir. Burada video girişinin daha yüksek bir netlik sağlanması için gerektiğini hemen belirtelim. Program yazıyorsanız veya kelime işlem amaçlı bilgisayar kullanıyorsanız, biraz da göz sağlığınız için Monokrom bir monitör tercih etmelisiniz. Çünkü monokrom monitörde titreme daha az fakat çözümleme daha yüksektir. Peki monitör ile TV arasındaki resim çözümlemesi farkı nereden kaynaklanıyor? sorusu doğal olarak pek çok kişinin aklına gelebilir. Basit bir TV'nin, bilgisayardan gelen resimleri görüntüleyebilmesi için bilgisayarın modülatöründe asıl resim veya video sinyaline, yüksek titreşimli bir taşıyıcı frekansın karıştırılması gerekiyor. Bu modüle edilmiş frekans, daha sonra bilgisayardan anten kablosu aracılığı ile TV'ye geliyor ve orada demodüle ediliyor. Yani, ilk resim bilgisi, filtreler aracılığı ile yüksek titreşimli kısımdan ayrılır ve video kısmının kullanımına sunulur. Sonuç: net bir resim. Buraya kadar anlatılanlar net bir şekilde anlaşılamadığı halde, sonuçta nasıl net bir resim verebilir? sorunuzu duyar gibi oluyorsak da kaldığımız yerden devam edelim. Modülatörlerin kullanılmasında, modülasyon ve demodülasyon aşamalarında belirli bir ölçüde kalite kaybı zorunlu olarak göze alınıyor. Kalite kaybının nedeninin biraz daha anlaşılır olması için, tek kablo üzerinden aynı anda aydınlık, renk ve muhtemelen sesin iletildiğini düşünmeniz yeterli. Yeri gelmişken yüksek çözümlemeli endüstriyel renkli monitörlerin video bandı genişliği 25 MHz'in üzerindeyken, TV gereçlerinde bant genişliğinin 4-7 MHz. arasında olduğunu belirtelim. Dolayısı ile monitörlerde tek bir ekran satırına daha fazla bilgi yerleştirilebildiğinden, çok daha net bir resim oluşturulur. TV üreticileri düşük tutmak için bant genişlik sınırlarını artırmıyorlar. Ayrıca TV'nin asıl amacı yayın izlemek olduğundan ve insan gözünün hareketli resimleri duran resimlere oranla daha netmiş gibi algılamasından dolayı bu TV üreticileri için şimdilik bir dezavantaj oluşturmuyor. Üstelik TV üreticileri insan gözündeki bu algılama farkından yararlanarak, göze akışlı bir hareket imajı veren daha önceki saniyedeki 25 resimden, saniyede 50 resimlik hileli bir görüntü yaratmaktalar. Bu teknik “interlaced” olarak isimlendiriliyor ve saniyede 25 resimlik bir tam resimden, saniyede 50 yarım resim üretiliyor. Bir yarım resim dik, diğer yarım resim dik olmayan ekran satırlarını görüntülüyor ve sonuçta daha sakin ve daha titremesiz bir video resmi oluşuyor. Aslında bu teknik sadece TV üreticilerine has bir olay değil. Fazla komplike olmayan monitörlerde de aynı teknik kullanılıyor. Piyasada yaygın olarak bulunan video girişli, yani HF modülatörüne sahip renkli TV'ler kelime işlem dışında pek sorun yaratmıyor. Ama kelime işlem sırasında “interlace” nedeniyle meydana gelen istenmeyen titremeler ve netlik bozuklukları gözü hayli hırpalıyor. Oysa pahalı sanayi monitörlerinde kullanılan “non-interlaced” sistemiyle, saniyede 50 tam resim ekrandan iletiliyor. Tabii ki iyi bir görüntü için tek başına bu yeterli olmuyor. Buna bağlı olarak diğer elektronik aksamın ve resim tüpünün de daha kaliteli olması gerekiyor. Bütün bunlar üst üste bindiğinde fiyatlar hobi düzeyinde ilgilenenlerin pek “ilgisini” çekmeyecek hale geliyor. Bir diğer aktarım yöntemi ise Kompozit Video. Bu yöntemde, modülatör sinyalinde olduğu gibi yine karma fakat titreşimli kısmı olmayan bir sinyal üretiliyor. Buna rağmen bu yöntemde de yine belirli bir ölçüde resim kalitesinde düşüş oluyor. Ev bilgisayarı pazarının bazı tanınmış markaları bu yöntemi kullanıyor. Bu tür bilgisayarların video çıkışlarından bu kompozit video sinyali gönderiliyor. Commodore bilgisayarlarında ise “Birleşik Video” sistemi kullanılıyor. Bu yöntemde video sinyali iki farklı kanala ayrılıyor. İlki aydınlık bilgisini aktaran Luminance, ikincisi renk bilgisini aktaran Chroma. İki farklı kanal kullanıldığından, Kompozit video yöntemine göre daha az kayıp veriyor ve resim çok daha net oluyor. Buna rağmen, resim kalitesinin daha da yükseltilmesi gerekiyor. Commodore teknisyenleri başlangıçta video çıkışını tasarlarken cimrice davranmışlar. Çünkü video sinyalinin yan dikliği çok yayvan. Bu da pürüz çıkarmasına yetiyor. Ancak, Commodore meraklıları, kendileri için basit bir video düzeltme devresi yaparak, özellikle monokrom monitörlerde bu pürüzü tümüyle ortadan kaldırabilirler. Son olarak RGB yöntemine bir göz atalım. RGB (Red, Green, Blue) kaliteli görüntü için günümüzde kullanılan en iyi yöntem. RGB sinyali, üç ayrı kanal üzerinden, her biri kanaldan üç temel renkten biri olmak üzere sonuçta çok net ve yoğun renkli bir görüntü elde ediliyor. RGB girişi bugün piyasadaki ev bilgisayarları içinde sadece Commodore 128'de mevcut. Bütün bu anlatılanların ışığında, bir monitörün ana parçasının resim tüpü olduğu gözönüne alınarak, düzgün görüntü elde edememenin tek nedeninin elektronik olmadığını bir kez daha belirtelim. Eğer tüpten tasarruf yoluna gidilmişse, en gelişkin elektronik aksam iyi görüntü için yeterli olmayacaktır. Bu nedenle monitör alırken delikli maskedeki pixel aralıklarına dikkat etmek gerekiyor. Bu aralıklar ne kadar küçükse, o kadar net görüntü elde etmek mümkün olacaktır. Düşük çözümlemeli bir monitörde standart delik aralığı yaklaşık 0,6 mm., orta çözümlemeli monitörlerde 0.4 mm., yüksek çözümlemeli monitörlerde 0.3 mm. veya daha da az olmalı. Burada delikli maske ile, yuvarlak şekilleri kastediyoruz. Bir diğer önemli konu, ekran büyüklüğüdür. Diyagonal dediğimiz bu büyüklükte, ekranın küçülmesi ile birlikte pixel aralıkları küçülmez. Sabit kalır. Ancak küçük monitörlerde pixel aralığı standart olmasına rağmen, resim çözümlemesi artar. Commodore SX-64 buna iyi bir örnektir. Büyük ekranlarda ise olay biraz vahimleşir ve pixeller tek tek gözle görülür hale gelir, resim netliğini kaybeder. Uzmanlar, 12-14 inç'lik ekranları öneriyorlar. Sonuçta TV mi? Monitör mü? sorusuna net bir cevap vermek mümkün değil. Yine yukarıda söylediğimizi tekrarlayacağız. “Kullanım amacına yönelik olarak” saptanacak görüntü birimi, sadece oyun oynamakla yetinecekler ve işin daha keyifli yanlarını aramayacaklar için ucuz bir TV olmalı. TV alımında da, entegre bir video girişinin olup olmadığı belirleyici bir faktör olmamalı. Bilgisayarla ilişkisini oyun düzeyinin dışına çıkarmak isteyen kullanıcılar, yüksek çözümlemeli, yani bant genişliği 12 MHz'den büyük bir monitör edinmeyi göze almalılar. Video sinyalinin zayıflığına rağmen, resim netliği ve parlaklık açısından oldukça önemli farklar hemen gözünüze çarpacak. Ancak, her monitörün farklı bir girişe sahip olabileceği göz önüne alınarak, bilgisayarla birlikte verilen kablonun monitöre uymaması sorununa karşı dikkatli olmakta fayda var. Bilgisayar merakını ilerletmek ve yeni bir şeyler yapabilmek için alınmış bir Commodore 128 kullanıcısı için pahalı bir monitör şart. Çünkü bu bilgisayar 640*200 gibi oldukça yüksek sayıda ekran noktası sunmaktadır. Bu sistem için ucuz bir monitör almak, tasarruf yapmak değil, ufkunuzu kapatmak olur. Eski sistemini kullanarak yine kendi programlarını yazmak isteyenler ve kelime işlem amaçlı kullanıcılar, monokrom monitör tercih etmeliler. Pahalı olmayan monokrom monitörlerde dahi 18-20 MHz.'lik bant genişliği mevcut. Üstelik renkli monitörlerde pek bir anlam taşımayan 80 kolon kartları, monokrom monitörlerde kullanılabilmekte. Peki ya yukarıda saydığımız farklı amaçları birleştiren kullanıcı ne yapacak? Bir yanda programcılığını geliştirirken oyun da oynamayı, diğer yanda tüm yazışmalarını yapmayı düşünüyorsa ne olacak? Hele bir de ışıklı kalemle grafik çizmeyi planlıyorsa? Önerimiz, ucuz bir renkli TV ile özellikle ışıklı kalem kullanıcıları için ışımcı süresi çok düşük bir Monokrom monitör. Yapacağınız işe göre görüntü biriminizi değiştirerek kullanmalısınız. Teklif bizden...