Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 14
algılamasından dolayı bu TV üre- ticileri için şimdilik bir dezavantaj oluşturmuyor. Üstelik TV üreticile- ri insan gözündeki bu algılama farkından yararlanarak, göze akışlı bir hareket imajı veren da- ha önceki saniyedeki 25 resim- den, saniyede 50 resimlik hileli bir görüntü yaratmaktalar. Bu teknik “interlaced” olarak isimlendirili- yor ve saniyede 25 resimlik bir tam resimden, saniyede 50 yarım resim üretiliyor. Bir yarım resim dik, diğer yarım resim dik olmayan ek- ran satırlarını görüntülüyor ve so- nuçta daha sakin ve daha titre- mesiz bir video resmi oluşuyor. As- lında bu teknik sadece TV üreti- cilerine has bir olay değil. Fazla komplike olmayan monitörlerde de aynı teknik kullanılıyor. Piyasada yaygın olarak bulu- nan video girişli, yani HF modüla- törüne sahip renkli TV'ler kelime iş- lem dışında pek sorun yaratmıyor. Ama kelime işlem sırasında “in- terlace” nedeniyle meydana ge- len istenmeyen titremeler ve net- lik bozuklukları gözü hayli hırpalı- yor. Oysa pahalı sanayi monitör- lerinde kullanılan “non-interla- ced” sistemiyle, saniyede 50 tam resim ekrandan İletiliyor. Tabii ki iyi bir görüntü için tek başına bu yeterli olmuyor. Buna bağlı olarak diğer elektronik aksamın ve resim tüpünün de daha kaliteli olması gerekiyor. Bütün bunlar üst üste bindiğinde fiyatlar hobi düzeyin- de ilgilenenlerin pek “ilgisini” çek- meyecek hale geliyor. Bir diğer aktarım yöntemi ise Ko- mpozit Video. Bu yöntemde, mo- dülatör sinyalinde olduğu gibi yi- ne karma fakat titreşimli kısmı ol- mayan bir sinyal üretiliyor. Buna rağmen bu yöntemde de yine belirli bir ölçüde resim kalitesinde düşüş oluyor. Ev bilgisayarı paza- rının bazı tanınmış markaları bu yöntemi kullanıyor. Bu tür bilgisa-
yarların video çıkışlarından bu ko- |
mpozit video sinyali gönderiliyor. Commodore bilgisayarlarında ise “Birleşik Video” sistemi kulla- nıliyor. Bu yöntemde video sinya- li iki farklı kanala ayrılıyor. İlki ay- dınlık bilgisini aktaran Luminan- ce, ikincisi renk bilgisini aktaran Chroma. İki farklı kanal kullanıldı- ğından, Kompozit video yöntemi- ne göre daha az kayıp veriyor ve
resim çok daha net oluyor. Buna rağmen, resim kalitesinin daha da yükseltilmesi gerekiyor. Com- modore teknisyenleri başlangıç- ta video çıkışını tasarlarken cim- rice davranmışlar. Çünkü video sinyalinin yan dikliği çok yayvan. Bu da pürüz çıkarmasına yetiyor. Ancak, Commodore meraklıları, kendileri için basit bir video dü- zeltme devresi yaparak, özellikle
monokrom monitörlerde bu pürü- |
zü tümüyle ortadan kaldırabilirler. Son olarak RGB yöntemine bir göz atalım. RGB (Red, Green, Blue) kaliteli görüntü için günü- müzde kullanılan en iyi yöntem. RGB sinyali, üç ayrı kanal üzerin- den, her biri kanaldan üç temel renkten biri olmak üzere Sonuçta çok net ve yoğun renkli bir görüntü elde ediliyor. RGB gi- rişi bugün piyasadaki ev bilgisa- yarları içinde sadece Commodo- re 128'de mevcut. Bütün bu anlatılanların ışığında, bir monitörün ana parçasının re- sim tüpü olduğu gözönüne alına- rak, düzgün görüntü elde ede- memenin tek nedeninin elektro- nik olmadığını bir kez daha belir- telim. Eğer tüpten tasarruf yoluna gidilmişse, en gelişkin elektronik aksam iyi görüntü için yeterli olmayacaktır. Bu nedenle moni- tör alırken delikli maskedeki pixel aralıklarına dikkat etmek gereki- yor. Bu aralıklar ne kadar küçük- se, o kadar net görüntü elde et- mek mümkün olacaktır. Düşük çö- zümlemeli bir monitörde standart delik aralığı yaklaşık 0,6 mm., or- ta çözümlemeli monitörlerde 0.4 mm., yüksek çözümlemeli moni- törlerde 0.3 mm. veya daha da az olmalı. Burada delikli maske ile, yuvarlak şekilleri kastediyoruz. Bir diğer önemli konu, ekran bü- yüklüğüdür. Diyoganal dediğimiz bu büyüklükte, ekranın küçülme- si ile birlikte pixel aralıkları küçül- mez. Sabit kalır. Ancak küçük mo- nitörlerde pixel aralığı standart ol- masına rağmen, resim çözümle- mesi artar. Commodore SX-64 buna iyi bir örnektir. Büyük ekran- larda ise olay biraz vahimleşir ve pixeller tek tek gözle görülür ha- le gelir, resim netliğini kaybeder. Uzmanlar, 12-14 inç'lik ekranları öneriyorlar. Sonuçta TV mi? Monitör mü? so-
rusuna net bir cevap vermek mümkün değil. Yine yukarıda söy- lediğimizi tekrarlayacağız. “Kulla- nım amacına yönelik olarak” saptanacak görüntü birimi, sade- ce oyun oynamakla yetinecekler ve İşin daha keyifli yanlarını ara- mayacaklar için ucuz bir TV ol- malı. TV alımında da, entegre bir video girişinin olup olmadığı be- lirleyici bir faktör olmamalı. Bilgisayarla ilişkisini oyun düze- yinin dışına çıkarmak isteyen kul- lanıcılar, yüksek çözümlemeli, ya- ni bant genişliği 12 MHz'den bü- yük bir monitör edinmeyi göze al- malılar. Video sinyalinin zayıflığı- na rağmen, resim netliği ve par- laklık açısından oldukça önemli farklar hemen gözünüze çarpa- cak. Ancak, her monitörün farklı bir girişe sahip olabileceği göz önüne alınarak, bilgisayarla bir- likte verilen kablonun monitöre uymaması sorununa karşı dikkat- li olmakta fayda var. - Bilgisayar merakını ilerletmek ve yeni birşeyler yapabilmek için alınmış bir Commodore 128 kul- lanıcısı için pahalı bir monitör şart. Çünkü bu bilgisayar 640*200 gi- bi oldukça yüksek sayıda ekran noktası sunmaktadır. Bu sistem için ucuz bir monitör almak, tasar- ruf yapmak değil, ufkunuzu ka- patmak olur. Eski sistemini kullanarak yine kendi programlarını yazmak iste- yenler ve kelime işlem amaçlı kul- lanıcılar, monokrom monitör ter- cih etmeliler. Pahalı olmayan mo- nokrom monitörlerde dahi 18-20 MHZ.'lik bant genişliği mevcut. Üs- telik renkli monitörlerde pek bir anlam taşımayan 80 kolon kartla- rı, monokrom monitörlerde kulla- nılabilmekte, Peki ya yukarda saydığımız farklı amaçları birleştiren kullanı- cı ne yapacak? Bir yanda prog- ramcılığını geliştirirken oyun da oynamayı, diğer yanda tüm ya- zışmalarını yapmayı düşünüyorsa ne olacak? Hele bir de ışıklı ka- lemle grafik çizmeyi planlıyorsa? Önerimiz, ucuz bir renkli TV ile özellikle ışıklı kalem kullanıcıları İçin ışımcı süresi çok düşük bir Mo- nokrom monitör. Yapacağınız işe göre görüntü biriminizi değiştire- rek kullanmalısınız. Teklif bizden...
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 15
Bilgisayar ve Göz:
Günümüzde farklı zemin ve yazı renklerine sahip bir sürü var. Fakat insan gözü açısından tüm kombinasyonlar uygun değil. Özellikle neye dikkat etmeliyiz?
Ev bilgisayarlarının çoğu televizyona bağlanabiliyor. Böylece televizyonun tüm renk olanaklarından yararlanmak mümkün oluyor. Aslında bilgisayar her zaman aynı yazı-zemin-kenar renk kombinasyonunu verir, fakat Commodore 64'te de olduğu gibi, belli tuşlara basılarak bu kombinasyon değiştirilebilir. Kişisel bilgisayarlarda (PC'lerde) ise televizyondan daha üstün özelliklere sahip (ve monitör olarak adlandırılan) ekranlar makineyle birlikte verilmektedir. Bu monitörlerin ışığı genellikle tek renklidir. Önceleri renk konusunda pek tercih yapma imkânı yoktu. Bu renk çoğunlukla yeşildi, seyrek olarak sarı da olabiliyordu, bazı büyük bilgisayar terminallerinde mavi, plazma ekranlarda ise kırmızı renk kullanılıyordu. Günümüzde bazı ekranlarda sarı ile yeşil veya beyaz arasında seçim yapmak mümkün. Televizyon, monokrom monitör veya renkli monitör; tüm bu seçenekler için aynı soru geçerli: Hangi “çalışma rengi” en doğrusu? Şüphesiz monitör rengi oldukça önem taşıyor. Renk, gözlerin verimliliğini, görüntülenen karakterlerin bilgi içeriğini ve hatta insanın ruhi durumunu etkiliyor. Renklerin ne gibi etkiler yarattığını belirleyebilmek için, evdeki bilgisayarımın başında farklı yazı ve zemin rengi kombinasyonlarıyla denemeler yaptım. Karım ve çocuklarım için, benim makine başında yeşil hayalet rengi bir suratla oturuşum oldukça ilgi çekiciydi. Renk, ekranda yüzüme yansımaktaydı.
Görme siniri
Ağ tabaka (retina)
Camsı cisim
Göz kası
Gözbebeği
“A Saydam tabaka
Bağ tabaka
Nihayet kırmızı zemin üzerinde siyah yazıda karar kıldım. En hoşuma giden kombinasyon bu oldu. Fakat: Bu kombinasyon gözler için en sağlıklı olanı mıydı? Değilse, ben neden bu iki rengi seçmiştim? Bu defa soruna bilimsel açıdan yaklaşmaya çalıştım. Tüm dünyada birçok enstitü bilgisayar ergonomisi ile uğraşıyor. Bu çalışmalarda ekranın renk yapısı üzerine araştırmalar önemli bir yer tutuyor. Üniversitelerin araştırma bölümleri de DIN normu gibi çözümlere ulaşmak için aralıksız çalışıyorlar. İlk öğrendiğim, en iyi kontrastın hiçbir renk içermemesi gerektiği oldu. Gazetelerde ve kitaplarda olduğu gibi, beyaz zemin üzerinde siyah yazı en iyi okuma atmosferini oluşturuyormuş. Bunu derhal evdeki bilgisayarı televizyona bağlayarak denedim. Sonuç, dergimizin çoğu okuyucularının da katılacağı gibi dehşet vericiydi. Ekran o kadar şiddetli parlayıp titriyordu ki, biraz sonra başım döndü. Gözlerim ağrımaya ve sulanmaya başladı. Bu konuda yazılmış literatüre daha derinlemesine daldığımda, bir köşede kendi halinde bir ufak cümleye rastladım: Monitör, doğru resim tekrarlama frekansına sahip olmalı, bu olmadığı takdirde başka renk kombinasyonları denenmeliydi. Yani mesele pek o kadar basit değildi.
Fosforlar Uzun Süre
Işımalı
Ekranların iç yüzeylerinde fosfor olarak adlandırılan ışıldayıcı bir maddeden oluşan bir tabaka bulunuyor. Aslında bu biraz şans-
sız bir adlandırma; çünkü bu maddenin, adaşı olan kimyasal elementle uzaktan yakından bir ilişkisi yok. Daha da şaşırtıcı bir nokta: Ekran fosforları, ışıma yeteneği nedeniyle fosfor elementini de içeriyorlar. Bu fosforlar, demetlenmiş elektronlar aracılığıyla ekran tüpü içerisinde ışık verir hale getiriliyorlar. Ortaya çıkan ışığın rengi, fosforun yapısına bağlı oluyor, fakat bu renk çeşitli filtrelerle değiştirilebiliyor. Fosforların ışıma yeteneği bağlamındaki talepler, televizyon gereçlerinde ve bilgisayar monitörlerinde temelden farklıdırlar. Televizyon ekranında ışıma süresi olabildiğince kısa olmalıdır. Çünkü tek tek resimlerin “dağılmasının” engellenmesi, dolayısıyla insan gözünün böyle bir dağılmayı fark etmemesi gerekir. Bilgisayardaki çalışma ise bunun tam aksidir: Tek tek yazı karakterleri mümkün olabildiğince uzun bir süre aynı noktada kalmalıdır. Bu nedenle profesyonel bilgisayar monitörlerindeki fosforların ışıma süreleri televizyondakilerden çok daha uzundur.