SHADOW OF THE SL
Eee! Hala ne duruyorsunuz? Yukarıdaki satırları duyunca hemen oyunu yüklemeye başlamalıydınız. Çünkü uzun zamanlar Amiga'da böyle süper oyunlar çıkmadı. Oyun süper olduğu kadar aşırı zor. Zorluğu enerjinin azlığından kaynaklanıyor. Yapılacak o kadar çok iş var ki, sağ olsun Psygnosis de fazla fazla enerji vermiş! Ama üzülmeyin uzun süre yaptığım araştırmalardan sonra oyunu Trainer yapmayı başardım. (Oyuna başladığınız yerden biraz sağa doğru gidince karşınıza mızraklı bir asker çıkıyor. "A" harfine basıp "Ten Pints" yazınca artık hiçbir şey sizi durduramaz.) Biraz oyunun kontrolünden söz etmek istiyorum. Oyunu joystick'le oynayabileceğiniz gibi klavye üzerindeki oklarla ile oynayabilirsiniz. Karşınıza çıkan insanlara "A" harfine basıp soru sorabilir, "O" harfine basıp onlara topladığınız nesneleri verebilirsiniz. "S"ye bastığınızda ise topladığınız altın paralarla skorunuzu görebilirsiniz. Bir de olur ya... kapınız çaldı, evde sizden başka kapıyı açacak kimse yok. O zaman şansınıza küfür etmenin yerine "Help"e basıp oyunu durdurabilir, "Del" ile tekrar devam edebilirsiniz. İşte benim söyleyeceklerim bu kadar. Şimdi hiçbir derginin çözüp yazamadığı bu oyunun tam çözümünü alttaki satırlardan okuyup kendinizi oyunun kahramanı yerine koyun ve kardeşinizi aramaya yollara düşün. Karomoon tepesinden sola doğru ilerliyoruz. Karşımıza ağaç diplerinden bomba atan eller çıkıyor. Burada yapabileceğiniz tek şey bombalardan korunarak ilerlemek. Ağaçları geçince karşımıza asma bir köprü ve üzerinden atlayan dev balıklar çıkıyor. Balıkların geçişine dikkat ederek bir boşluk anında zıplayıp karşıya geçiyoruz. Biraz ilerledikten sonra bir adamı bir balon içinde alarak kaçırdığını görüyoruz. Hemen zıplayarak cine ateş ediyoruz. Birkaç vuruştan sonra cin ölüp adamı serbest bırakıyor. Adam kurtuluşuna çok seviniyor ve bize ipucu olarak gideceğimiz yerde tuzak olduğunu söylüyor. Bunun sonucu adama "Trap" sorusunu soruyoruz. Onun cevabından ise ilerde karşılaşıp tuzağa düşmeden kullanacağımız switch'in hangisi olduğunu öğreniyoruz (Cevap Lower veya Upper olabilir. Bu her oyunda değişiyor). Bunu aklımızda tutup yolun sonundaki uçurumdan ağaç dallarına basarak ve çıkan yarasaları öldürerek aşağı iniyoruz. Aşağıda en alt dala bağlı bir ip göreceğiz. Ama şimdilik bu ipi kullanmadan soldaki mağaraya giriyoruz. Mağarada ilerlerken uçan cinlerden birinin üzerimizden geçerek ipi kesmeye gittiğini görüyoruz. Cin ipin üzerindeyken geri dönüp onu öldürüyoruz. Bu sırada mağarayı kapatacak kadar büyük bir taşı iterek yolu kapatan devi görüyoruz. İpe en yakın yerden taşa yaklaşarak devi öldürüp yolu açıyoruz. Şimdi önümüze bir tuzak çıkacak. İki dev blok tahta kapılardan aşağı düşerek yolu kapatacak. Topuzumuzla blokları yıkıp ilerliyoruz. Yokuşu çıkarken üzerimize kayan taş blokları parçalarken bir yandan da havadaki cini öldürüyoruz. Cin ölünce aşağı bir anahtar atıyor. Anahtarı alıp tahterevallinin yanındaki ipten yukarı çıkıyoruz. İpin en üstünden sağa atlayıp anahtarlarla kapıyı açıyoruz. Asit çukurunun üzerindeki tahta köprüye geliyoruz. Şimdi duvarda iki tane switch göreceğiz. Bu switch'ler biraz üstümüzdeki kafesi aşağıya indirip yukarı çıkmamızı sağlayacak. Bu işi yapan switch ise cinin elinden kurtardığımız adamın bize söylediği cevap olacak. Hemen söylenen switch'i indirip kafesle yukarı çıkıyoruz. Şimdi bu şatonun içindeyiz ve her yönden yarasalar saldırıyor. Önce hiçbir yere inmeden dümdüz ilerliyoruz ve yolun sonunda değişik bir anahtar alıyoruz. Biraz arkamızda lambanın zincirinden yukarıda bulunan kata çıkıyoruz. Yolun sonundaki enerji ve paraları alıyoruz. Geri dönüp ilk gördüğümüz zincirden aşağı iniyoruz. Hala zincirin üzerindeyiz. Aşağı tarafta kafese kapatılmış bir canavar, sağ tarafta ise switch'lerin yanında masabaşında uyuyan bir cin görüyoruz. Eğer zincirden direkt inersek cin uyanacak ve zinciri yukarı çekecek. Biz de burada canavarla hapsolmuş olacağız. Bu duruma düşmemek için zincirden kafese doğru zıplıyor ve hemen anahtarla kafesin kapısını açıyoruz. Kafesin kapısı açılıp canavar dışarı çıkınca cin korkup kaçıyor ve biz de alttaki switch'i indirip tekrar tahterevallinin yanına geliyoruz. Şimdi direkt sola gidiyoruz. Asit çukurunun üzerinde tahta bir köprü görüyoruz. İşte bu köprüyü canavarın yanında duran alttaki kolu indirerek biz meydana getirdik. Şimdi buranın solunda dev bir kaya, bir vinç ve vinci kontrol eden üç kol görüyoruz. Kolları kullanarak vincin kepçesini kayanın üzerine sıkıştırıyor ve suyun karşısına geçirip taşı havada bırakıyoruz. Böylece taş yere düşüp parçalanıyor. Geriye kalan parçayı sürükleyerek tahterevallinin bir tarafına koyuyoruz. Biz de hemen yandaki ipin üzerinde tahterevallinin üzerine atlıyoruz. Bu durumda taş ipin yanındaki kafesi yukarı çıkartırken aşağıdaki kafesi de aşağı indiriyor. Biz de hiç vakit kaybetmeden diğer kafese biniyoruz. Kafesle birlikte yukarı çıkıp sola gidiyoruz. Yolun sonunda yeşil dev ejderhayı öldürüp ağaçtaki yeşil çuvalı yere düşürüyoruz. İçinden hapis olmuş bir adam çıkıyor. Bize daha sonra sorulacak olan şifreyi veriyor. (Her oynayışta bu şifre değişiyor.) Şifreyi aklımızda tutup geriye dönüyoruz. Şimdi mağaraya ilk girdiğimiz yerden ipe atlayıp aşağı iniyoruz. Aşağıda asit çukurunun her iki yanında birer geçit var. Önce sağa Barloom'un yaşadığı mağaraya gidiyoruz. Ama yolu kapatan bir taş ve şifreyi soran Barloom'un gölgesi bizi engelliyor. Az önce aldığımız şifreyi girip yolu kapatan taş bloğu kaldırıyoruz. Mağaraya girdiğimizde önce enerji ve paraları alıyor, daha sonra ipten yukarı çıkarak Barloom'un yanından papirüs kağıdını alıyoruz. Şimdi geriye dönüp asit çukurunun solundaki geçide gireceğiz. Geçide girince karşımıza iri yarı ve gürz sallayan biri çıkıyor. Handan içeri girip sola gidiyoruz. Merdivenlerin yukarısında yerde duran içki şişesini alıp yanındaki taşların üzerinden atlayarak yukarı çıkıp yeşil balonları atan canavarı öldürüyoruz. Canavar ölünce bize bir balta bırakıyor. Baltayı alıyor ve asma köprü üzerindeki kısa ipten yukarı çıkıyoruz. Yukarıdaki katta önce sarkıtı parçalıyor, yerdeki enerji ve paraları alıyoruz. Sonra asma köprünün hemen solundaki parayı alıp en aşağı iniyoruz. Aşağıda yere açılan üzeri sarmaşıklarla kaplı bir geçit göreceğiz. Sarmaşığın üzerinde zıplayarak aşağı iniyoruz. Şu anda bir mağaradayız. Önümüzde, içinden kazık çıkan su birikintileri ve yukarıdan damlayan asit taneleri bulunmakta. Su birikintilerinden atlarken aynı zamanda ateşe basıyor ve kazıkları parçalıyoruz. Çukurları geçince yerdeki enerjiyi ve paraları alıp köprüye ulaşıyoruz. Şu anda köprü başındayız ve diğer tarafta yere oturmuş bir cin handan çıkıyor ve Karamoon'a geri dönüyoruz. Oyuna ilk başladığımız yerde tepenin üzerindeyiz. Buradan sağa doğru gidiyoruz. Karşımıza çıkan askerleri yok edip tahta köprüden geçerek, önümüze bir ip çıkana kadar ilerliyoruz. İpin hemen yanında bir cin var. Bu durumda silahımızı hemen baltaya getiriyor, cinin peşinden koşuyoruz. Ona yaklaştığımızda bir duvar belirecek. Duvar aşağı doğru kapandığında köprü yavaş yavaş açılmaya başlayacak. Bu durumda zıplayarak ateş ediyoruz ve tam karşıda biraz yukarıda köprüye bağlı mekanizmayı çekip köprüyü açan adamı öldürüyoruz. Topuzu kullanarak duvarı yıkıyoruz. Biraz sola avizenin zincirinden yukarı kata çıkıyor ve duvardaki kolu aşağı indiriyoruz. Şimdi on saniye boyunca kazıklar çalışmayacak. Yolun sonuna kadar gidiyoruz ve şalteri topuzumuzla itiyoruz. Hemen geri dönüp bir kat alttaki zincirden aşağı iniyoruz. Aşağıda cinler masalara oturmuş içki içiyorlar. Hemen önümüzdeki cinleri yok edip, önce sağdan bir numaralı anahtarı alıyor ve soldaki kafesin altına geçiyoruz. Kafes kapanıyor ve nöbetçiler bizi hapishaneye atıyorlar. Hapiste bizden başka bir mahkum daha bulunuyor. Şimdi nöbetçiye daha önce aldığımız içkiyi veriyoruz. Sarhoşluğun etkisiyle uykuya dalıyor. Biz de kafesi kırıp zaman kaybetmeden cinin üzerindeki zincirden yukarı çıkıyoruz. Yukarıdaki nöbetçiyi hemen öldürüp sağ salim mahkumu yukarı çıkarıyoruz. Biz de en üst kattan sola doğru gidiyoruz. Masada oturan cinleri öldürüp yaşlı adamın yüzüğünü alıyoruz. Şimdi en aşağıda içki içip sızan cini önce uyandırıp sonra öldürüyoruz. Cin ölünce bize iki numaralı anahtarı veriyor. Anahtarı alıp bir kat yukarıdaki diğer mahkumları kurtarıyoruz. Onları izleyip açmaya çalıştıkları kapıyı bir numaralı anahtar ile açıyoruz. Mahkumlar bizim önümüzden koşup kazıklara takılıyorlar. Biz ise sağ salim karşıya geçip daha önce geldiğimiz yoldan geri dönüyoruz. Asit damlacıklarını geçip sarmaşıklı geçitten yukarı çıkıyoruz. Şu anda yeşil canavarı öldürüp baltayı aldığımız yerin iki kat aşağısındayız. Sağa gidip ipten aşağı iniyoruz. Nehirdeki taşlar üzerinden zıplayıp karşımıza çıkan arslan başını yok ediyor ve sağdan ilerlemeye devam ediyoruz. Karşımıza asma bir köprü ve köprünün diğer ucunda dev bıçaklı bir adam çıkıyor. Adamı köprünün üzerine çekip köprünün kırılmasını sağlıyoruz. Kırık yerin üzerinden atlayıp ilerledikten sonra bir yaşlı adamla karşılaşıyoruz. Yaşlı adama önce yüzüğü ve papirüs kağıdını veriyoruz. Yaşlı adam bize teşekkür edip Zelek'i öldürmemiz için bize bir silah veriyor. Silahı alıp köprüdeki kırıktan aşağı atlıyoruz. Aşağı nehre düşünce girdaba katılıp çok uzakta bir adaya gidiyoruz. Sağa doğru gidip bir kat aşağı iniyoruz. Köşedeki enerjiyi alıp ipin karşısındaki taşların üzerinden Horn'u alıyoruz. İpten aşağı inip sağdaki salyangoza gidiyoruz. Salyangoza topladığımız 36 altın parayı verip bizi Karomoon'a geri götürmesini istiyoruz. Bunun için “Karomoon" yazıp sorularını "y" ile cevaplıyoruz. Şimdi gözlerimizi kapatıp bir milyon mil uzaklıktaki Karomoon'a geri dönüyoruz. Şu anda yaşlı adamın yanındayız. Sağa ilerleyip, karşımıza çıkan kalkanlı askeri yok edip, sazlığa giriyoruz. Sazlıktaki kurbağaları geçip büyük denize ulaşınca Horn'u çalıyoruz. Denizden bir ejderha çıkıyor ve ejderhanın sırtında karşı tarafa, Zelek'in şatosuna giriyoruz. Şatoda zincirden çıkıp yukarı kattaki enerjiyi alıyor ve alt katta yolun sonundaki odaya gelip Zelek'le karşılaşıyoruz. Şimdi yaşlı adamın verdiği silahla zıplayıp Zelek'in başına ateş ediyoruz. Zelek daha fazla dayanamayıp büyük bir güçle patlıyor ve biz de uğruna ölümü bile göze aldığımız kız kardeşimize kavuşuyoruz. Sonra mı ne oluyor? Son ekranı soruyorsanız işte karşınıza çıkacak yazı şu; Kardeşin emin bir yerde, Zelek'i öldürmekle Karomoon'da yaşamı eski haline döndürdün. Ama MALE-TOTH nerede?" Sanırım Beast 3 yolda, ben Maletoth'u bu sefer haklamak için süper oyunun üçüncüsünü bekliyorum. Ya siz? Serkan AKDAĞ
JAMES 007
Bond filmleri her zaman oyunlar için iyi materyal oluşturmuştur. Son senelerde yapılan Licence to Kill, The Living Daylights, A View to a Kill, Live and Let Die oyunları ile Bond oyun piyasasına bayağı girdi. Son oyun ise 1977'de çevrilen The Spy Who Loved Me oldu. Bond bu sefer deli milyarder Stromberg'e karşı Rus ajan Anya Amasova'yla birlikte çalışıyor. (Bayağı güzel oyun.) Dikkatinizi çekerim 1977'deki filmler için Rus ve İngilizlerin ortak çalışması pek olağan değil. Ruslar kötü... Stromberg hem Rusların hem İngilizlerin nükleer başlık taşıyan birer denizaltısını kaçırmış. Bunlarla ne yapacak dersiniz? Bir New York'a bir Moskova'ya füze yollayıp, 3. Dünya Savaşı'nı başlatıp kendisine denizler altında bir imparatorluk kuracak. Anlayacağınız biraz manyak. Rusya ve İngiltere'nin en iyi ajanı bizim deliyi durdurmak görevinde. Acaba kim bu ajanlar? Ne dersiniz? Oyun altı bölümden oluşmuş. Bu bölümlerin her biri filmin bir sahnesinden alınmış. İlk sahnede Lotus'unuzla sizi durmaya çalışan arabalardan, yağlardan, mayınlardan kurtulup yoldaki "©"ları toplamalısınız, çünkü 2. sahnede arabanızla S-Truck'a girip Lotus'unuzla bir denizaltıyı çeviren sub capating almalısınız, bunun için de 150 © krediniz olmalı. ©'ları toplamaya bakıp 150 © almadan kamyona girmeyin. Daha sonra da yolun bitişindeki rampadan denize dalın, eğer denizaltına çevrilmemiş bir Lotus'unuz varsa işiniz biter. Sudaki bölümde ise Xenon 2'ye çok benziyor ve en az onun kadar zor düşmanlarınız denizaltı araçları, balıkadamlar ve de bir Op-Wolf vari oyun olarak geçiyor. Burada Bond'u esirleri serbest bırakırken ve kontrol odasını uçururken korumalısınız. Kodu bulma bölümünde ise daha önce yola çıkmış iki denizaltının hedef computer'lerini birbirine ayarlayıp onları New York ve Moskova'yı yok etmeden siz onların birbirlerini yok ettirmelisiniz. Ama bunla da bitmiyor. Dünyayı kurtardınız şimdi işiniz yoksa bir de Anya'yı kurtarın (aslında değen). Buraya ise deniz motosikletiyle gidiyorsunuz. Son bölümde ise Anya'yı yine
Op-Wolf stilinde Jaws'tan kurtarıyorsunuz.Jaws hani şu Bond filmlerindeki 2 metre boyundaki garip İnsan. Aslında filmin son sahnesi epey enteresan Domark'ın bu sahnesini de oyuna eklemesini arzuladım. Ana fikir: 3 oyunun iyi bir biçimde karıştırılıp müzik, iyi grafikle birleştiren atmosferik bir oyun. Zorluk iyi ayarlanmış. Size tavsiyem ilk önce bilgisayarcınızdan "the Spy Who Lomayınlar en öldürücüleri ise deniz altı araçları. oyunumuzun sahnesi ise Stromberg' in denizaltıları. Pacmanvari yutan denived Me" yi almanız daha sonra videocunuzdan aynı İşi tekrarlayıp Bond'la zevkli da-
Ocean. Bilmem bu söz yeterli mi? Yılın zeka oyunu ile oynamak isterseniz işte karşınızda PLOTTING. Plotting az da olsa Tetris'e benziyor. Amacınız yine taşları yok etmek ama bu sefer bunu portakala benzeyen bir yaratığı kullanarak yapıyorsunuz. Bu yaratık elinde tuttuğu taşları siz ateşe bastığınızda fırlatabiliyor. Elinde tuttuğu taşlar ise üçgen, japon bayrağı ve çarpı işaretli olanlar. Bir taşı yok etmek için onun karşısına geçip ateşe basmanız ya da aynı işlemi üstten o taşın sırtına atarak yapabilirsiniz. Bir taşı üstten yok etmek için ekranın yukarısına çıkmanız gerekli. Yukarı çıktıkça açınız genişliyor ve elinizdeki taşı atabileceğiniz yer size bir okla gösteriliyor. Bir taşı yok ettiğinizde eğer onu yandan yok ettiyseniz bir sağındaki (bu solda oynayan birinci oyuncu için geçerli. İkinci oyuncu bunu tam tersi tarafa dönük olarak yapıyor.) taşı alırsınız. Üstten yok ettiyseniz altındaki taşı, eğer altında taş hali gel yoksa aynı taşı tekrar alıyorsunuz. Taşı sağdan vurdunuz diyelim ve sağında taş yok. Bu sefer en sağdaki kolonun en üstündeki taşı alırsınız. Oyunu bu kurallara göre oynuyorsunuz. Oyunda yanmak ise şöyle oluyor: Eğer bir taşı yok ettikten sonra aldığınız taş ekranda alamayacağınız bir yerde ise ekranın ortasında şimşek şekliyle gösterilen haklarınızdan birini kaybedersiniz. Bu hakları oyun size bölümler ilerledikçe ya otomatik olarak veriyor ya da taşların arasında bulabiliyorsunuz. Oyunda her seferinde yalnızca bir taş yok edebilirsiniz diye bir kural yok. Aynı taşlardan kaç tane yanyana dizili ise bu sayı ona göre değişiyor. Genellikle en fazla 4 tane yanyana oluyor. Tabii aynı anda ne kadar taşı yok ederseniz o kadar puan alıyorsunuz. Zorluklara bir de zaman eklenmiş. Tepede kocaman rakamlarla yazılması yetmiyormuş gibi bir de bitmeye başladığında kayıp ekrana gelerek kendini gösteriyor. Bazı bölümlerde garip sarı konserve kutusuna benzeyen nesneler var. Bunların sadece tepelerinden taşlarınızı geçirebilirsiniz. Yanlarından geçirmeye boşuna uğraşmayın. Bu oyunun bir ilginç yanı da bölümler ilerledikçe arka planın yavaş yavaş oluşması. Oyunun içine bir de construction set konmuş. Yani kendi bölümlerinizi yapabiliyorsunuz. Burada her şey en basite indirgenmiş. Yaptığınız bölümleri diskete kaydedip istediğiniz zaman yükletebiliyorsunuz. Başlangıçtaki küçük demoda biraz beklerseniz oyunun tuşlarını görebilirsiniz. F2 ise gerçek oyuna geçmeye yarıyor. Ocean ilk defa bir oyunu yapmış gerçekten hakkını vermiş. Saatlerce bıkmadan oynanabiliyor. Mutlaka görün. ŞAHİN DERYA GRAFİK: 66 MÜZİK: 70 OYNANABİLİRLİK: 80 GENEL: 9.67
KİL
Günümüzden yüzlerce yıl önce Daveniry adındaki ülkede Graham isminde bir kralla, Valencic isminde bir kraliçe yaşardı.... Bunların iki çocukları vardı. Prens Alexander (Oyunumuzda Gwydion) ve prenses Rosella ismindeki bu çocuklar Daveniry sarayında mutluluk içinde ama Gwydion 17 yaşına bastığı gün oradan kaybolunca bütün saray halkı üzüntüye boğuldu.... O yıllarda Llewdor adındaki ülkede Mannanan isminde yaşlı bir büyücü yaşardı, çevresindekilerce çok tembel biri olarak tanınan Mannanan devamlı yeni hizmetçiler almaktaydı. Fakat bir süre sonra bu hizmetçilerden haber alınamamaktaydı. Gwydion'ın 17. yaş gününde Mannanan kendine yeni bir uşak arıyordu. Gwydion'ın özelliklerini beğendiği için onu kaçırarak kölesi yapmıştı. King's Quest 3 Sierra'nın en eski adventure'larından birisidir. Grafikleri şimdikilerine oranla kötü olduğu için ilk başta benim gibi beğenmeyebilirsiniz, ama kendinizi oyunun atmosferine kaptırırsanız kolay kolay başından kalkabileceğinizi sanmıyorum. Oyun alışıldığımız 3-D perspektif grafiklerle hazırlanmış. Amacınız önce Mannanan'dan kurtulmak sonra da
3 başlı ejderhanın kaçırdığı kız kardeşiniz Rosella'yı bulmak. Oyunumuzdaki maximum puan 210. Bu açıklamaya göre oynarsanız oyunu tam puanla bitirebilirsiniz. Oyunda ayrıca büyü de yapıyorsunuz bu hazırladığınız büyüler ilerlemenizi sağlıyor, tabii yeri geldiğinde bu büyüleri nasıl yapacağınızı da açıklayacağız. Şimdi gelelim tam çözüme: Oyunumuz Mannanan'ın evinin girişinde başlıyor. Şimdilik Mannanan'a hizmet etmek zorundasınız kısa bir süre için. Burada biraz bekleyin. Mannanan merdivenin üstünde belirdiğinde sizden bir iş yapmanızı isteyecek. Bu oyunun yüklenişine göre değişiyor. Eğer Mannanan sizden odasını temizlemenizi isterse ikinci katla merdivenin yanındaki odaya gidip masanın yanındaki çöp tenekesinin önünde "CHAMBER POT" yazın. Eğer sizden mutfağı temizlemenizi isterse bir ekran sağa bir ekran yukarı gidip şöminenin yanındaki süpürgenin önünde 'CLEAN KITCHEN' yazın. Eğer çalışma odasını temizlemenizi isterse bir ekran yukarı gidin, kasalar önünde
ROOM' yazın son olarak eğer tavukları beslemenizi isterse dışarı çıkıp kümesin üstündeki yem çuvalının yanında "FEED CHICKENS" yazın. İşinizi bitirdikten sonra beş dakikanın dolmasını bekleyeceksiniz (Zamanı ekranın altındaki saatten izleyebilirsiniz). Beş dakika dolduktan sonra büyücü evi terkediyor (Sadece 25 dakikalığına). Büyücü gidince ilk olarak onun odasına çıkın. Masanın çekmecesinden aynayı alın (OPEN DRAWER, TAKE MIRROR) sonra gardırobu açın ve inceleyin (OPEN GARDROBE, SEARCH GARDROBE) sihirli haritayı alın (TAKE MAP) sonra gardırobu kapatın ve üstüne göz almayı sakın ihmal etmeyin (LOOK TOP OF GARDROBE) burada bulacağınız anahtarı alın (TAKE KEY) ardından yandaki çekmecelerin içinden gül suyunu alın (OPEN DRAWER, TAKE ROSE PETAL ESSENCE) sonra sağdaki merdivenlerden yukarı çıkıp kuleye gelin buradaki teleskobun yanındaki sineği alın (TAKE FLY) ardından mutfaktaki masanın üzerinden yiyecekleri alın (TAKE FOOD) ve evden dışarı çıkın burada patikadan inerken kendinizi bir arcade sahnesinde bulacaksınız, burada oyunu SAVE'leyin. Bu sahneyi geçtiğinizde ilk olarak bir ekran aşağı inip bekleyin birazdan hırsızlar gelip sizi soyacaktır. Sonra büyük meşe ağacının yanına gidin, köklerin altında bir delik göreceksiniz onun içini inceleyin (LOOK IN HOLE) sonrada elinizi içeri sokun (HOLD HOLE) birden ağaçtan bir ip merdivenin sarktığını göreceksiniz buna tırmanın. Şimdi haydutların barınağının
yanındasınız. Burada oyunu SAVE'ledikten sonra kulübenin içine bakın (LOOK IN HOUSE) eğer haydutların uyuduğuna dair bir mesaj alırsanız içeri girin. Masanın üstündeki para kesesini alın (TAKE POUCH) sonra sandığı açarak içindekileri alın (OPEN CHEST, LOOK IN CHEST) sonra dışarı çıkın ve üç ayının yaşadığı eve gelerek kapıyı tıklatın (KNOCK DOOR) evde kimse yoksa kapıyı açıp girin (OPEN DOOR) eğer masanın üstünde tabaklar yoksa bunlar belirene kadar eve girip çıkın. Kabı bulduğunuzda alın ve (TAKE BOWL) yukarıdaki çekmeceyi açıp içindeki yüksüğü alın (OPEN DRAWER, TAKE THIMBLE) sonra evden çıkın ve bahçedeki çiçeklerin üstünden biraz çiy alın (TAKE DEW). Şimdi Llewdor'un batısındaki tavernanın yanındaki dükkana girin, ve ilk olarak buradaki köpeği okşayın (HOLD DOG) ve biraz tüy alın sonra adamdan balık yağı satın alın (BUY FISH OIL) sonra hızlıca eve dönün. Patikaya girerken oyunu dikkatlice yukarı çıkın. Eve geldiğinizde oyunu SAVE'leyin şimdi kediyi yakalayıp tüylerini yolmamız gerekiyor bunun için kediyi bulun ve yakalayın (CATCH CAT) sonrada kafasından bir tutam tüy koparın (TAKE HAIR) ve mutfağa giderek şöminenin yanındaki kaşığı alın (TAKE SPOON). Mannanan'ın çalışma odasına girin. Sağdaki kütüphanenin önünde durun ve kitabı hareket ettirin sonrada arkasından çıkan kolu çekin (MOVE BOOK, PULL LEVER) - gardırobun üstünden aldığınız anahtarla Mannanan'ın kasasını açıp içinden sihirli değneği alın (UNLOCK CABINET, TAKE MAGIC WAND). Şimdi açılan kapaktan içeri girin. Burası Mannanan'ın gizli laboratuvarına giden yol eğer evin uğursuz kedisi merdivende oturmuş keyif çatıyorsa yukarı çıkın ve tekrar buraya girin, kedi kaybolduğu zaman aşağı inin. Şimdi Mannanan'ı bir kediye çevirmek için büyü hazırlamamız gerekiyor. Kedi büyüsü için elimizdeki tek eksik madde olan Mandrake Root Powder'ı sağdaki raflarda bulabilirsiniz. Bütün her şey hazır olunca masanın üstündeki kitabın önüne gelerek önce oyunu SAVE'leyin sonrada büyüyü hazırlamaya başlayın: KEDİYE ÇEVİRME BÜYÜSÜ: TURN TO PAGE XXV -PUT MANDRAKE ROOT POWDER IN A BOWL -PUT THE CAT IN THE BOWL -PUT TWO SPOONS OF FISH IN THE BOWL -STIR THE MIXTURE WITH A
SPOON
-PUT THE DOUGH ON THE
TABLE
-PAT THE DOUGH INTO A
COOKITE
Bundan sonra açılan pencereye
aşağıdaki sihirli kelimeleri yazın:
MANDRAKE ROOT AND HAIR
OF CAT
MIX OİL OF FİSH AND GİVE A
PAT
A FELİNE FROM THE ONE
WHO EATS
THIS MAGİC
TREAT
-WAVE THE MAGIC WAND
Artık kediye çevirme büyümüz hazır. Şimdi bunu ayıların evinden aldığımız kasenin içine saklamalıyız (PUT CAT IN BOWL) artık kimse bunun bir büyü olduğunu anlayamaz. Buradan tekrar çalışma odasına çıkın kolu itip kitabı yerine koyun (PUSH LEVER, MOVE BOOK) sonra sihirli değneği yerine koyup dolabı kilitleyin (PUT MAGIC WAND, LOCK CABINET) şimdi odanıza çıkın ve oyunu SAVE'leyin. Burada elimizdeki her şeyi yatağımızın altına saklamalıyız. Çünkü inventory'mizde yanında işareti bulunan her şey büyü yapmaya yarıyor demektir, ve Mannanan üstümüzde bunlardan birini bulursa doğduğumuza pişman eder. Her şeyi sakladıktan sonra Kedi büyüsünü geri alın (HIDE EVERYTHING UNDER BED, TAKE POISONED) ve mutfağa inerek Mannanan'ın geri dönmesini bekleyin. İhtiyar büyücü geri döndüğünde sizden yiyecek bir şeyler isteyecektir ve sizde ona kedi büyüsünü yedirerek sevimli bir kediciğe dönüşmesini sağlayın. Artık kurtulduğumuza göre istediğimizi yapabiliriz. Masanın üstündeki bardağı alın (TAKE CUP) mutfaktan bıçağı alın (TAKE KNIFE). Odanıza dönüp sakladıklarınızı geri alın (TAKE EVERYTHING UNDER BED). Artık bütün büyüleri hazırlamak için gerekli malzemeleri toplamaya başlayabilirsiniz. Şimdi haritanıza bakın (LOOK MAP) bazı yerlerin boş bazı yerlerin ise gezdiğiniz ekranların küçük figürlerine dönüştüğünü göreceksiniz. Oku taverna ve dükkanın olduğu kareye getirip F6 tuşuna bastığınızda oraya ışınlanırsınız. Buradan deniz kıyısına inin üzerinde mavi bir ot bulunan ağacın yanına gelip bu mavi şeyi alın (TAKE MISTLETOE) sonra havada uçan kartalın tüyünü alın (TAKE FEATHER) tüyü almak için yere düşmesini beklemeniz gerekiyor. Tekrar dükkana gidip buradan balık kemiği, nightshade juice ve jar of lard almalısınız (BUY POWDERED FISH BONE, BUY NIGHTSHADE, BUY JAR OF LARD) sonra çöle gidip Medusa'yı öldürüp kaktüs ve kurumuş yılan derisini almalısınız. Çöle girmeden oyunu SAVE'leyin Medusa'nın yanına geldiğinizde taşa çeviren bakışlarından kurtulmak için ona arkanızı dönün ve 'USE MIRROR' yazın fakat Return'e basmadan bekleyin Medusa yakınınıza geldiğinde hemen dönerek return'e basın. Eğer doğru yaptıysanız Medusa kendi bakışlarıyla taş kesilecektir. Sonra yukarı çıkın ve yerde yılan derisi görünce alın (TAKE SNAKESKIN) sonra kaktüsü bulun doğru kaktüs yuvarlak ve top şeklindedir onu alın (TAKE CACTUS). Buralarda eğer karşınıza haydutlar çıkarsa hemen kaçın fakat kaçamazsanız sizden çalınan şeyleri ağaç evinde bulabilirsiniz ama haydutlar gelmese bile sizin ağacın yanına gitmeniz gerekiyor çünkü buradan Acorn'ları almalısınız (TAKE ACORNS). Sonra harita yardımıyla kendinizi ayıların evinin önüne ışınlayın. Bahçeden kaşık yardı-
mıyla biraz çamur alın (TAKE MUD WITH SPOON) sonra deniz kıyısına inip bir bardak deniz suyu alın (TAKE OCEAN WATER WITH CUP). Haritanın yardımıyla patikaya ışınlanın. Oyunu SAVE'ledikten sonra patikayı geçin. Eve girmeden önce kümesteki tavukların birinde bir tüy koparın (CATCH CHICKEN, TAKE FEATHER) sonra çalışma odasına gelin dolabı açıp sihirli değneği alın (UNLOCK CABINET, TAKE MAGIC WAND) sonra kitabı oynatıp kolu çekin (MOVE BOOK, PULL LEVER). Laboratuvara inip sağdaki raflardan eksik malzemelerinizi tamamlayın (TAKE SAFFRON, TAKE SALT GRAINS, TAKE TOADSTOOL POWDER, TAKE TOAD SPITTLE). Şimdi oyunu SAVE'leyip büyüleri hazırlamaya başlayalım (Her büyüyü yaptıktan sonra mutlaka SAVE yapın, çünkü bir büyüyü yanlış yaparsanız ölürsünüz ve her defasında büyülere baştan başlamak çok zaman alır) HAYVANLARIN DİLİNİ ANLAMA BÜYÜSÜ: “PUT THE SMALL FEATHER IN THE BOWL “PUT THE FUR IN THE BOWL “PUT THE REPTILE SKIN IN THE BOWL -ADD A SPOONFUL OF POWDERED FISH BONE “PUT A THIMBLEFUL OF DEW IN THE BOWL -MIX WITH HANDS -SEPERATE MIXTURE INTO TWO PIECES -PUT DOUGH PIECES INTO YOUR EARS Sihirli sözcükler: FEATHER OF FOWL AND BONE OF FISH MOLDED TOGETHER IN THIS DISH GIVE ME WISDOM TO UNDERSTAND THE CREATURES OF AIR, SEA, AND LAND -WAVE THE WAND KARTAL VEYA SİNEK OLMA BÜYÜSÜ: TURN TO PAGE IV “PUT A PINCH OF SAFFRON IN THE ESSENCE Sihirli sözcükler: OH WINGED SPIRITS, SET ME FREE OF EARTHLY JUST LIKE THEE IN THIS ESSENCE, BEHOLD THE MIGHT TO GRANT THE PRECIOUS OF FLIGHT -WAVE THE MAGIC WAND DERİN UYKU BÜYÜSÜ: TURN TO PAGE XXIV -GRIND THE ACORNS IN A MORTAR -PUT THE ACORN POWDER IN A BOWL “PUT THE NIGHTSHADE JUICE IN THE BOWL -STIR THE MIXTURE WITH A SPOON -LIGHT A CHARCOAL BRAZIER -SPREAD THE MIXTURE ON A TABLE Sihirli sözcükler: ACORN POWDER GROUND SO FINE NIGHTSHADE JUICE LIKE BITTER WINE SILENTLY IN DARKNESS YOU CREEP
"TO BRING A SOPORIFIC SLEEP THE MAGIC WAND “PUT THE SLEEP POWDER IN THE POUCH FIRTINA BÜYÜSÜ: TURN TO PAGE LXXXIV -PUT A CUP OF OCEAN WATER IN A BOWL -LIGHT A CHARCOAL BRAZIER “HEAT THE BOWL ON THE BRAZIER -PUT A SPOON OF MUD IN THE BOWL -ADD A PINCH OF TOADSTOOL POWDER -BLOW INTO HOT BREW Sihirli sözcükler: ELEMENTS FROM THE EARTH AND SEA COMBINE TO SET THE HEAVENS FREE WHEN I STIR THIS MAGIC BREW GREAT GOD THOR I CALL ON YOU -WAVE THE MAGIC WAND -POUR THE STORM BREW INTO A JAR GÖRÜNMEZLİK BÜYÜSÜ; TURN TO PAGE CLXIX -CUT THE CACTUS WITH KNIFE -SQUEEZE THE CACTUS JUICE ON A SPOON “PUT THE LARD IN THE BOWL -ADD TWO DROPS OF TOAD SPITTLE -STIR THE MIXTURE WITH A SPOON Sihirli sözcükler: CACTUS PLANT AND HORNY TOAD I NOW START DOWN A DANGEROUS ROAD COMBINE WITH FIRE AND MIST TO MAKE ME DISAPPEAR WITHOUT A TRACE -WAVE THE MAGIC WAND -PUT THE OINTMENT IN THE EMPTY LARD JAR Evet şimdi yapmadığımız tek bir büyü kaldı onun için gidip amber taşını bulmamız lazım. Haritaya bakın ve ayıların evinin önüne ışınlanın buradan sola giderek kapısı örümcek ağlarıyla kaplı mağaraya gelin. Buradaki sevimli örümceği öldürmek için kartal olmamız gerekiyor. Şimdi 'DIP THE EAGLE FEATHER IN THE ESSENCE' yazarak mağaranın girişine doğru uçun. Örümcek göründüğünde otomatik olarak denize atacaksınız. Kendi kimliğinize dönmek için 'EAGLE BEGONE! RETURN' yazın tekrar mağaraya dönüp içeri girin. Bu ekranda ortada gördüğünüz ördeğe benzer karakter ORACLE'dır o size kız kardeşiniz Prenses Rosella'nın üç başlı bir ejderha tarafından kaçırıldığını ve
Daventry'de bir yerde tutulduğunu söylüyor, sonrada araştırmanızda size yardımcı olması için Amber taşını veriyor. Taşı aldıktan sonra haritanın yardımıyla patikaya ışınlanın. Oyunu SAVE'ledikten sonra eve girin ve gizli merdivenlerden laboratuvara inin artık Rastgele teleport büyüsünü hazırlamanın vakti geldi. RASTGELE TELEPORT BÜYÜSÜ: TURN TO PAGE VII -GRIND A SPOON OF SALT IN A MORTAR -GRIND THE MISTLETOE IN THE MORTAR -RUB THE STONE IN THE MIXTURE -KISS THE STONE Sihirli sözcükler: WITH THIS KISS, I THEE IMPART POWER MOST DEAR TO MY HEART TAKE ME NOW FROM THIS PLACE HITHER TO ANOTHER PLACE FAR THITHER “WAVE THE MAGIC WAND Evet artık tüm büyülerimiz hazır olduğuna göre Llewdor'dan ayrılma zamanı geldi. Harita'yı kullanarak kendinizi taverna'nın önüne ışınlayın. Kapıyı açın ve içeri girin (OPEN DOOR). Masanın etrafında oturmuş tuhaf kılıklı adamlar göreceksiniz. Onların yanına gidip haydutlardan aldığınız paraları vererek gemilerinde bir yer ayırtın (GIVE MONEY TO MAN). Sonra haritayı kullanarak iskeleye gidin. Buradaki gemi deminki tüccarların(!) gemisi (Yani biz tüccar sanıyoruz). Geminin içine bindiğinizde gerçeği öğreniyorsunuz ama çok geç oluyor korsanlar sizi geminin ambarına kapatarak ölüme terkediyorlar. Kontrolü aldığınızda oyunu SAVE edin ve sağa gidin burada fareler olabilir siz kulağınızdaki büyülerle onları dinlerseniz Kedi şeklindeki Mannanan'ın sizden intikam almak için peşinizden gemiye bindiğini fakat daha sonra bir korsan tarafından denize atıldığını duyarsınız. Belki üzülenleriniz olmuştur, ama ben bize çektirdiklerinden sonra ben sevinmedim dersem yalan olur. Neyse inventory'e bakarsanız korsanların her şeyinizi almış olduğunu görürsünüz. Siz yerdeki sandığı alın (TAKE CRATE) ve tekrar sola gidin ve ip merdivenin altındaki büyük sandığın sağına elinizdeki kutuyu bırakın (PUT CRATE). Şimdi önce küçük kutuya, sonrada büyük sandığa ve en son olarak da ip merdivene zıplayıp buradan kaçmalısınız. Bunun için küçük sandığın yanına gelin ve 'JUMP ON CRATE' yazın sonra tekrar aynı komutu yazın, büyük sandığın üzerindeyken de 'JUMP ON LADDER' yazın artık yukarı çıkmanın zamanı geldi. Kaptan köşküne çıktığınızda eğer kaptan burada değilse oyunu SAVE'leyin ve odadaki sandığın içinden eşyalarınızı alın (OPEN CHEST, LOOK IN CHEST). Sonra sağa gidip tayfaların yatakhanesine gelin burada eğer bir tayfayla karşılaşırsanız, ekrandan çıkıp tekrar girin, adam olmadığı zaman sandalyenin altından küreği alın (TAKE SHOVEL). Artık gemide yapacak bir işimiz kalmadı. Ambardan çıktığınız ekrana dönüp beklemeye başlayın. Taa ki Korsanlardan birisi *Kara göründü” diye bağırana kadar (Burayı haritadan da anlayabilirsiniz "look map' dediğinizde geminizin en sağ alt çaprazda olması lazım). Adaya vardığınız zaman oyunu SAVE'leyip güverteden denize atlayın. İki ekran sağa giderek adaya çıkın. Eğer köpekbalığıyla karşılaşırsanız ekrandan çıkıp tekrar girin. Adaya korsanlarla karşılaşabilirsiniz. Onları geçmek için derin uyku büyüsünü kullanmalısınız. Bunun için önce 'POUR POWDER ON GROUND” yazıp
King's Quest III'ü bitirdiniz ama diğer
adventure'larda ne durumdasınız? Çaresizlikten ölmek üzereyseniz, sinir olduysanız, kafayı yediyseniz ve bütün bunlara rağmen hala kalem tutacak gücünüz kaldıysa bize yazın, sizi kurtaralım! (veya en azından sizin yerinize kafayı biz yiyelim) Tüm yapacağınız sorunlarınızı aşağıdaki adrese, zahmet olmazsa okunabilir bir şekilde yazmak. Deneyin ve farkı görün!
'SLUMBER, HENCEFORTH!!' demelisiniz artık korsanlar sonsuz bir uykuya daldılar. Palmiyenin olduğu ekranda ağacın 5-6 adım sağını kazarsanız bir hazine bulabilirsiniz. Hazineyi bulmanız şart değil eğer bulamazsanız oyunu 7 puan eksik bitirirsiniz. Her neyse palmiyenin olduğu ekrandan bir yukarı bir sola giderek patikaya gelin oyunu sonra sağa ilerleyin büyük kayanın üs-
MAC ADVENTURE Maşuklar Yokuşu 2/2 80690 Beşiktaş, İSTANBUL tünden tırmanarak geçebilirsiniz. Üç ekran sağda karlı dağların girişine geliyorsunuz. Buradaki ufak nehrin yanından yukarı çıkın. Bir ekran sağa gittiğinizde Yeti'yle karşılaşabilirsiniz. Ondan kaçmak için kartal olmanız gerekli. Sonra aşağı indiğinizde bir çok mağara göreceksiniz. Burası King's Quest tipik arcade sahnelerinden birisi oynamadan önce SAVE edin. Amacınız duvarlardan inip doğru mağaralara girerek sağ alttan çıkmak. Burayı geçince kendinizi ülkenizde Yani Daventry'de bulacaksınız. Başladığınızda sağa gidin, ve merdivenlerden çıkarak bulutlara gelin. İlk bulut sahnesini geçin ve ikincinin sonuna doğru görünmezlik kullanın: 'RUB OINTMENT ON BODY' şimdi hızlıca sola gidin ve ejderhayla hapsettiği Rosella'yı görün. Burada fırtına büyüsünü kullanarak ejderhayı öldürün: 'STIR THE BREW WITH MY FINGER' sonrada 'BREW OF STORMS, CHURN IT UP' yazın ve ejderhayı öldürün. Ne yani kılıçla kafalarını uçuracağınızı mı sandınız? Hah... Onlar eski masallarda kaldı şimdi devir büyü devri... Her neyse ejderha öldükten sonra gidip Rosella'yı çözün (UNTIE ROSELLA). Artık geçtiğiniz ekranlardan geri dönerek merdivene çıktığınız mağaraya gelin. Buradan sola giderek Kraliyet sarayına gelin ve içeri girin. Taht odasına geldiğinizde oyunu bitiriyorsunuz.......... King's Quest 3 başta da belirttiğim gibi çok eğlenceli bir oyun. Yalnız piyasada dolanan ve hatalı Crack edilmiş olan bir King's Quest 3 var, bu version gemiye girdiğinizde oyunu hatalı yükleyerek grafikleri göstermiyor. Eğer King's Quest 3'ünüz böyleyse kafayı yemeden önce dergimize gelip orijinalinin kopyasını alabilirsiniz. ORHAN CEVHER & KORKUT UYGUN GRAFİK: 95 SES: 90 ATMOSFER: 95 OYNANABİLİRLİK: 90
GENEL: 9670 60
Bir varmış, bir yokmuş, uzaklarda bir yerlerde, yani Beşiktaş civarlarında bir yazar varmış. Kendi çapında bir adventure bölümü yazarmış. İlk başlarda tek tük okuyucu mektupları alırmış, ama yılmamış, onu bunu sabote ede ede sonunda bölümü dört sayfaya çıkarmış. Bunu gören okuyucular coşmuşlar, başlamışlar mektup yağdırmaya. Yağdırmışlar, yağdırmışlar, sonunda zavallı yazar mektupların altında boğulmuş, çırpına çırpına ölmüş, ölmüş ama suratında aptal bir gülümsemeyle ölmüş. Fantazi falan ama bu gidişle benim sonunda yukarıdaki zavallıya benzeyecek galiba. Bu ay (herhalde sınav dönemi olmasının da etkisiyle) uçmuşsunuz. Sorular, tehditler, rüşvetler, yalvarışlar ve bilumum mektup sapıklıklarıyla dolu kağıt parçalarınız uçarak, çölleri aşarak, dağları delerek, ve zavallı postacılara Maşuklar Yokuşu cehennemini Allah'ın günü tırmandırarak elime geçtiler. Sanırım size oldukça fazla sayıda teşekkür etmem gerekiyor. Sağ olun, sağ olun, sağ olun, sağ olun, sağ olun! Yeter mi? Şimdi boş verin yazılıları, vizeleri ve diğer cehennemden çıkma dertleri bakalım, bu ay size nasıl yardımcı olabiliriz. Aslına bakarsanız benim ufak bir problemim var, yani hepimizin ortak bir problemi var. Son zamanda gelen disketlerin arasında şöyle dişimize layık bir adventure bile çıkmadı. Aslına bakarsanız hiç adventure çıkmadı. Zeka özürlüler için bir dolu arcade oyun var ama bir tane bile adventure yok. Onun için size bu ay yeni bir oyun tanıtamıyorum (zaten mektuplarınız zor sığdı), inşallah WONDERLAND yakında gelir de bu çileden kurtuluruz. İsterseniz size Doğu Anadolu Bölgemizi veya inşaat mühendisliğindeki yeni gelişmeleri tanıtabilirim ama sanırım ilginizi çekmez, onun için mektuplarınıza geçiyoruz: (Tanrım sen benim aklımı koru!)
İYİMİSİN? Sevgili Murat Adanç, Mac'a yazılan bu ilk mektubumun bana, Mac'a, dergiye,
İstanbul'a vs. vs. hayırlı olmasını diliyorum ve bu duygular içinde hasretle eğilip dergiyi öpüyor (MUCK, MUCK), bu arada ağzıma gelen mürekkep tadını (ŞLÖRP, ŞLÖRP) aynen dosdoğru yere iade ediyorum (HAARK, TUUU). Alkışlarınız için teşekkürler.....
(Bu arada okuyucumuz 2.5 sayfa kendini tanıtıyor.-MAC) Size bazı sorularım var: 1) Adventure nasıl oynanır? Nasıl adventure'cı olunur? 2) bfcgebsjpev (Yarım sayfa garip karalamaları inceleyip bir de Indiana Jones'a danıştıktan sonra, bu sorunun ana fikrinin şu olduğuna karar verdim-MAC:) Adventure oynamak için İngilizce bilmek gerekli mi? 3) Vektör grafiksiz veya hedeflere kolay varılan simulasyon var mı? 4) Bu arada utanarak yazıyorum hiç Sierra oyunum yok, 512K'da tam çalışan Sierra oyunları var mı? Kıvanç Oğuz CANBEKLİ, Istanbul MAC: Kıvanç: kardeşim, dostum bak bence bu Jeoloji mühendisliği bölümü sana pek yaramamış. Aslında meslektaş sayılırız (Ben niye böyle oldum zannediyorsun?) Mektubuna çizdiğin cinsiyetine karar veremedim ama beni öpmek istiyor olmasına bozulmadım diyemem. Her neyse seni acılarınla baş başa bırakmadan önce sorularını cevaplayayım bari.. 1) Adventure nasıl oynanır sorusu en azından 'anne ben dünyaya nasıl geldim” kadar cevaplandırılması zor bir soru. Ama eğer aranızdaki ustalar ukalalık olarak kabul etmezlerse birkaç yorumda bulunabilirim. Bence oyundaki dünyayla alakan yazılar sayesinde olduğundan her location'ın anlatımını çok iyi okuman ve burada gözüne çarpan şeyleri ısrarla incelemen gerekir. Bundan sonraki yapacağın iş elindeki objelerle karşılaştığın problemler arasında bağ kurmaya çalışmak. Eğer karşında başka bir karakter varsa onları tanımaya çalışmak ve 'nabza göre şerbet vermek', yani eğer karşında LARRY'deki Bambi gibisinden biri varsa kılıcını çekmek tam olarak akıllıca bir hareket sayılmaz. Eğer takılırsan bir süre ara vermek veya kısaca bana mektup yazmak yararlı olur sanırım. Yeter mi, yoksa adventure sayfası bu sayı 32 sayfa olsun mu? 2) Aslında İngilizce çok gerekli ama olmasa da olur desem belki doğruyu söylemiş mi olurum bilemiyorum fakat.... sen böyle soru sorarsan ben de ancak böyle cevap verebilirim. İngilizce mutlaka lazım ama Sierra veya ikon adventure tipi oyunlarda daha az İngilizceye ihtiyacın olur sanırım. 3) Auto-Pilot seçeneği sayesinde hedefe en kolay vardıran simulasyon F-19, ama vektör grafiksiz simulasyon bulman zor, çünkü bu grafikler olaya boyut ekliyorlar ve diğerlerine göre daha hızlılar. 4) Bu ne cürret, ne demek benim hiç Sierra oyunum yok? Cık, cık.
Neyse sana tavsiyem ya hazır ucuzlamışken bir extra memory alman veya LARRY I ve III, KING's QUEST III, veya SPACE QUEST I'i denemen. Seni özleyeceğim..... MAC INCORPORATED Sayın Murat Adanç, Oyun programlarında takıldığım konuları açıklarsanız sevinirim. 1) WINGS'de paraşütle atlama seçeneği var mı? 2) CALIFORNIA RUSH”'ın şifrelerini gönderebilir misiniz? 3) Şifreli oyunların şifrelerini çözen bir program var mı? Tankut TAYLAN, Istanbul MAC: Öncelikle seni tebrik etmeliyim Tankut. Bu ay aldığım en düzgün ve zararlı madde içermeyen tek mektup herhalde seninkiydi. (Sakın çılgın mektuplara kızıyorum sanmayın !) 1) Evet de uçaktan atlayabilirsin ama paraşütle değil. Yani tavsiye etmiyorum. Tarih bilgim
GOLD bana beni yanıltmıyorsa paraşüt ancak savaşın sonlarına doğru icat edildi ve bu uçaklar fazla yüksekten uçmadıkları için pek bir işe yaramadı! Bu arada fırsat bulmuşken egomu tatmin etmek istiyorum. Wings'i bitirdim! Merak eden arkadaşlar için söylüyorum, oyunda Red Baron'u sizin vurmanıza izin vermiyorlar ve sonlara doğru 13'e 2 gibi gayet adaletsiz karşılaşmalar çıkıyor. 2) Evet gönderebilirim ama önce fırsat bulmuşken bir şeyler söylemem gerekiyor. Pek çoğunuz mektupla benden kod veya oyun cinsinden şeyler istiyorsunuz. Bunlar bana gökten zembille inmediğinden ben de gidip bir bilgisayarcıdan temin ediyorum. Durum böyle olunca biraz masraf sorunlarım oluyor. Eğer benden böyle şeyler isterseniz size ancak kar amacı gütmeden ekonomik rakamlarla ve ödemeli olarak gönderebilirim. (Sakın alınma lafım sana değil, genel olarak konuşuyorum.) 3) Hayır yok, zaten olsaydı kodları kırdığı için yasaklanırdı. METAL HABBET 1 İkicik MAC'cım Mektubuma başlamadan önce adımı dergide bir yerlere yazmanı rica ediyorum, böylece spastik arkadaşım Umut'la girdiğim bahsi kazanmış olacağım. Bu arada şaşıracağın bir haber: Ben Metalci Değilim! Çünkü bence Metalcilik sevgiyi, aşkı, arkadaşlığı ve iyiliği yok etmek için kurulmuş, bazı manyakların sadistçe ve kin dolu dehşet hareketlerini örtbas etmek için kullandıkları bir araç. Şimdi sorularım:
1) Neden hem 64'te hem Amiga'da olan oyunları yayınlarken Amiga resimleri kullanıyorsunuz? 2) C-64'teki iyi strateji oyunları hangileri? Tolga OLUÇ, Istanbul MAC: Tabii ki sana kızmıyorum Tolga, sadece acıyorum. Yeterince bilgin olmayan bir konuda Tan türü yayınlardan edindiğin bilgilerle kendi çapında fikirler yürütüyorsun. (yoksa Engin Bey senin akraban mı?) Olsun, okuyucu okuyucudur, işte sorularının cevapları: 1) 64'teki grafikler fazla kaliteli olmadıklarından ekrandan resimleri çekildiğinde iyi sonuçlar vermiyorlar. Ne kadar uğraşırsak uğraşalım ortaya çıkan resimler iyi olmuyor. Ama şikayetinde haklısın, en azından fikir vermesi açısından bundan sonra daha fazla 64 resmi kullanmaya çalışacağız. 2) Bu günlerde bulabileceğin en iyi strateji oyunu Eğer biraz daha gerilere dönersek THEATER EUROPE, ROMMEL ve GLORY beni oldukça uğraştıran oyunlardı. Onları da tavsiye ederim. NOT: Bahisten her ne kazandıysan yarısı benim ona göre! METAL MUHABBET 2 Selam, Allah'a şükür oyunlarla bir problemim yok. Kardeş kardeş geçinip gidiyoruz. Sorunum kendimi asite batırılmış çekiç gibi hissetmem. Yüzlerce ACID”'cinin arasında kaldım. Yardım çabuk gelmezse eriyeceğim. Biliyorum suç işledim, ama aralarında güzel kızlar vardı, hayır diyemedim. İlke CENGİZ MAC: Dostum, sen öl. En azından sesin kesilir. Bir iki kız için Metal'e ihanet ha, Lita FORD neyine yetmedi. Bari hata ettin tövbe et, bir de utanmadan herkese ilan ediyorsun. Neyse çekil şimdi daha kaliteli okuyucularımla ilgilenmem lazım. MIDWINTER Öncelikle ilk sayısından beri hiç bir 64'leri kaçırmamış bir okuyucu olarak sizi tebrik ederim.
Bu kadar poh poh'tan sonra artık sorularıma geçeyim. 1) 1.5 Aydır oynuyorum. Bana verebileceğiniz ipuçları var mı? 2) "Ooze" adlı adventure'da nereye geldiniz? 3) Indiana Jones kodlarını gönderebilir misiniz? 4) Bu arada en büyük Fenerbahçe! 5) Elvira ne zaman çıkacak? Tarhan TEMUÇİN, Ankara MAC: İltifatlar için teşekkürler, ama şunu da belirtmeliyim ki mektubunuza cevap verilmesi için bu tür şeylere gerek yok. Şimdi cevaplar: 1) Seni üzmek istemem ama ben aldıktan 3 gün sonra Midwinter'ı bitirmiştim. Yapman gereken şey gayet alçakça ve basit, Önce 5-6 kişilik bir grup kur. Özellikle sarışın kayak öğretmenini unutma (yanlış anlamayın), bir snow buggy ile karargaha mümkün olduğu kadar yaklaş. Daha sonra diğer adamlarını başka başka yönlere göndererek düşmanı şaşırt ve kayak öğretmeni (dinamit almayı unutma ve sakın buggy kullanma, kayarak git) ile direk karargaha giderek orayı havaya uçur, böylece oyunu bitirirsin. 2) Ooze oyununda hiçbir yere gidemediğimi Yalnız şunu da söylemeliyim ki bütün kaliteli görünüşüne rağmen oyun adventure olarak oldukça zayıf. Onun yerine Demon's Tomb'la uğraşırsan daha iyi olur. Bu arada Ooze hakkında ipucu gönderen okuyucularımızın kafalarına bazı hediyeler atabilirim. 3) Bu mesele için MAC INCORPORATED başlıklı mektuba bakın. 4) Evet pek belli olmasa bile en büyük Fenerbahçe! 5) Aldığım en son haberlere göre Elvira'nın Amerika'daki çıkış tarihi 1991 başları. Ya sabır deyip bekliyoruz, ama oyunun adventure olmama ihtimali yüksek. YİNE AYIN MEKTUBU Sevgili MAC! Nhihihahaha! Yine ben! Beeen dünyanın en güçlü Fighter/Red Mage'i "Orkun, the ", Kumandanımın verdiği görev üzerine İstanbul'un o garip sokaklarında aciz durumdayım. Her yerden çıkan çukurlar (trap)! Hepsinin üzerinde İSKİ yazıyor. Acaba düşman birliklerinin adı bu mu? Bu çukurların dibinde pek çok cesur savaşçının iskeletlerini görüyorum. Acaba benim sonumda bu mu olacak? Çukurun dibinde tuttuğum günlüğe şu satırları ekliyorum: 1) Champions of Krynn'de Skeletal Dragon'ları geçemiyorum! Yardım.. lütfen! 2) Curse of the Azure Bonds'u Amiga'da bulamıyorum. Acaba
Supremacy'i de bekliyoruz.
O da ne birden çukura bir bomba düşüyor. Ne o ölecek miyim? Acı bana Tanrım. Daha keşfetmediğim o kadar şehir ve ezberleyemediğim o kadar büyü var ki! Hayret birden çukura yağmur yağmaya başlıyor. O ne biçim bomba? Yağmur yağdırıyor. Çukur doluyor ve ben yükselerek çukurdan çıkıyorum. Hemen Protect from büyüsü yapıp yürümeye başlıyorum. Ne de olsa yerine getirilecek görevlerim var..... Orkun, the Magnificent MAC: Orkun seni böyle uçuran neyse söyle de biz de yararlanalım. Her mektubun benim için ayrı bir tecrübe oluyor. Özellikle kendini övüp övüp sağa sola emirler yağdırdığın kısım dergide bayağı tepki aldı. Olsun, benim için fark etmez, nasıl olsa benim egom seninkini döver! Bu arada madem su buldun, niye içinden çıkıyorsun, kal orda, biz burda susuzluktan kırılıyoruz. Şimdi gelelim cevaplara: 1) Öncelikle bir silah kaçakçısından veya sırf silah satmak için savaş çıkartan amcalardan "wand of magic missile" alacaksın. Bunları büyücülerine vereceksin. Skeletal Dragon'larla karşılaşınca büyücülerin geride olmak üzere adamlarını yay biçiminde diz. Bu yeni silahını kullanarak Dragon'lardan kurtul. 2) Curse of the Azure Bonds geldi ama ben sağlamlığından şüpheliyim, Almadan önce iyice bir dene. Olmadık yerlerde hata veriyor veya kilitleniyor. 3) Kabul edersin ki Supremacy oldukça zor bir oyun. Yazar takımından birkaç kişi şu anda onla uğraşıyor (ben de onları kırbaçlıyorum.) Hazır olunca yayınlarız.
SADIK OKUYUCU MAC: Ziya Aşkar bu ay da beni mektupsuz bırakmadı. Sağ ol Ziya sayende kız arkadaşım sonunda bana mektup yazmaya başladı. Bu arada gönderdiğin poster güzel ama bükülmüş olduğundan kullanamıyoruz. Umarız sen bizim posteri beğenirsin. BOŞ GÖKLER Sayın MAC, Ben bir 64'çüyüm ve bazı sorularım olacak: 1) Ben arkadaşlarımın önerisi üzerine Fighter Bomber'ı aldım ama ne yaparsam yapayım bir türlü karşıma düşman uçağı çıkaramadım. 2) Adventure Creator kasette var mı? 3) Daha fazla Commodore 64 adventure'ı açıklar mısınız? 4) Castle of Terror'da konu nedir? 5) İngilizcesi kolay olan bir adventure önerebilir misiniz? Umut YILDIR, Muğla MAC: Fighter Bomber 64 için hazırlanırken hafıza sıkıntısı yüzünden pek çok detay atlanmak zorunda kalınmış. Bunlardan en önemlisi de düşman uçağı sayısı. Uçak yok değil ama çok ender çıkıyor, onun için bir tane bulursan onu düşürme, hatıra diye sakla. 2) Ne yazık ki yok. 3) Bulsak açıklamaz mıyız mı zannediyorsun? Sen oyunu yolla, açıklaması kolay. 4) Castle of Terror klasik vampir hikayelerinden biri. Kendini korkmuş insanlarla dolu bir şehirde buluyorsun ve şatoda bir vampir olduğunu öğreniyorsun. Tabi işin içinde bir de güzel kız var. Sanki kız olmasa oyunu oynamayacakmışız gibi her oyuna bir tane koyarlar zaten. Bizi sapık mı zannediyorlar? Amacın şatonun içine girip vampiri öldürmek. Kız da bonus durumunda. 5) Sana tavsiye edebileceğim en iyi oyun THE HOBBIT. Bu oyun benim hayatımda oynadığım ilk adventure, hatırlamak bile gözlerimi yaşartıyor. Ben ufacıkken, bir Spectrum'da bu oyunla tanışmıştım, işte o gündür bu gündür adventure takılıyorum. Bu arada kendileri ilk bitirdiğim adventure da oluyorlar. Bir mektup yazıp konusunu sorun da hatıralarım canlansın. Ahh gençlik ahh! Bir kaç mektuba ancak kısa kısa cevap verebiliyorum. Tolga ŞAKAR: Şarkı sözleri için sağ ol. Sorun aklımda, diskin bende duruyor, tek problem bir türlü vakit bulamıyorum. Biraz daha sabır. İSİMSİZ: Hangi karakterinle konuşacağımı bilemediğimden sana cevap yazamıyorum. Sen bir doktora görün! İnsan vücudu ne garip bir şey değil mi? Durup dururken uykunuz geliyor. Ne olmuş yani son 30 saattir bilgisayar karşısındaysanız. Daha şurada muhabbete yeni başlıyorduk. Aslında MURAT ADANÇ Maşuklar Yokuşu 2/2 80690 Beşiktaş, İSTANBUL
HOLY SMOKE by İRON MAİDEN
Believe in me send no money | diedon the cross and that ain't funny But my so called friends they're making me a joke They missed out what | said like | never spoke They choose what they wanna hear they don't'tell alie They just leave out the truth as they're watching you die They're saving your souls by taking your money CHORUS Holy smoke holy smoke There's plenty bad preachers for the Devil to stoke Feed'em in feet first this is no joke This is thirsty work making holy smoke yeah Making holy smoke Jimmy Reptile and all his friends Say they gonna be with you at the end Burning records burning books Holy soldiers Nazi looks Crocodile smiles just wait a while Till the TV gueen gets her make-up clean I've lived in filth I've lived in sin And | still smell cleaner than the shit you're in REPEAT CHORUS Holly smoke Smells good They ain't religous but they ain't no fools When Noah built his Cadillac it was cool Two by two they're still going down And the satellite circus just left town Ithink they're strange and when they're dead They can have a Lincoln for their bed Friend of the President trick of the tail Now they ain't got a prayer 100 years in jail REPEAT CHORUS Holy smoke Hah
Dışarıda iki gündür yağmur yağıyor, insanlar ıslanmış fareler gibi oradan oraya koşuşturup duruyorlar, bense burada oturmuş kızgın güneşin altında voleybol oynuyorum, etrafım bikinili güzel kızlarla çevrilmiş durumda. Arada sırada başımı çevirip dışarıdaki zavallılara bakıyorum ve sadist sadist sırıtıyorum. Bütün bunları bana sağlayan babamın milyarları değil sadece bir disk, yani içinde Over The Net olan bir disk. Oyunu yapan firmanın en önemli adamları Marco, Davide ve Francesco Dardari kardeşler tüm oyunu sürüklemişler. Bu üçlü daha önce ülkemize gelen ITALY-90 oyunuyla tanınıyorlar. Gelelim oyunun açıklamasına; Oyunu yüklemeye başladığınızda bir intro çıkıyor. Oyun yüklenirken, fena olmayan bir voleybolcu resmi çıkıyor ve güzel sayılabilecek bir animasyon görülüyor. Ateşe basarak bu animasyonu geçin ardından oyunu yapanlar hakkında bilgi veren bir sequence daha çıkıyor burayı da ateşe basarak geçin. Şimdi oyunun ana menüsüne geldik. Menüde şu ikonlar bulunuyor. Üstte soldaki ikon: Bu ikonu seçerseniz, sea cup yani deniz kupası yaparsınız. Bu ikona tıkladığınızda ilk önce takım sayısı belirlenir. Takım sayısını belirlemek için Number of Teams yazan yere tıklamanız yeterlidir. En çok 3 takımlı bir turnuva yapılabilir. Takım sayısını seçtikten sonra, OK ikonuna tıklayıp bu bölümü geçin. Şimdi de oyuncuların adlarının ve onları bilgisayarın mı yoksa bizim mi oynayacağımızı belirlediğimiz bölüme geldik. Burada isimlerin yazdığı yerlere tıklarsak, o ismin üzerinde cursor çıkar. Böylece isimleri değiştirebiliriz. İsimlerin karşısındaki joystick ikonu oyuncuyu bizim oynayacağımızı gösterir. Eğer bir oyuncunun karşısında CPU harfleri bulunan bir monitör varsa bu oyuncu bilgisayar tarafından oynanır. Bu ikonlara tıklayarak oyuncu seçimi yapılır. Oyunu eğer joystick adaptörünüz varsa 2 kişi bir takımda, 2 kişi bir takımda olmak üzere 4 arkadaşınızla oynayabilirsiniz. OK ikonuna tıklayıp bu bölümü geçtiğiniz zaman ekranınızda hangi sahilde oynadığınızı gösteren bir resim var. Bu resimde 5 adet plaj resmi var. Bunlardan sizin turnuva yapacağınız plaj yanıp sönen bir çerçeveyle belirtilmiş. Ateşe basarak burayı geçtiğinizde maç başlıyor. Her kazandığınız turnuvadan sonra yeni bir plaj'a turnuva yapmaya gidiyorsunuz. Bütün plajlardaki turnuvaları kazanınca yine pek fena olmayan bir son ekran sizi bekliyor. Her maçtan sonra puan tablosu çıkıyor. Bu tablo gerçekten iyi düzenlenmiş. Oyuncuların kaç sayı yaptığı, kaç blok koyduğu ve kaç smaç yaptığı bu tabloda var. Üstte, ortadaki ikon: Bu ikon seçildiğinde tek, iki, üç ya da dört kişilik tek maç yapılabilir. Oyuncu adlarını ve kimin oynayacağı sea cup'taki gibidir. Üst, sağda bulunan ikon: Bu ikona tıklandığında, oyunun bir demosu çıkar. Demo'dan Esc tuşuna basarak çıkabilirsiniz. Alt, solda bulunan ikon: Bu ikon tıklandığında, şansa gelen (mesela fileye çarpıp düşen ve sayı olan) sayıların sayılıp sayılmayacağı belirlenir. Eğer bu ikon YES'se şansa sayılar sayılır. Eğer NO'ysa şansa gelen sayılar sayılmazlar. Altta, ortadaki ikon: Bu ikona tıklayıp maçların kaç set olacağını belirleriz. Maçlar en çok 3 set olabilir. Sağdaki ikon: Bu ikonla 4 joystick'e izin veren joystick adaptörünü açıp kaparız. Maçtaki hareketler: Ateş: Smaç yapma. Üst çaprazlar+ateş: Parmakla vurma. Sağ, sol+ateş: Manşet vurma. Eğer top sizden uzaktaysa uçarak, top sizden geriye doğru gidiyorsa geriye doğru düşüp vurma gibi estetik hareketler var. OYUNDA KULLANILAN TUŞLAR: (Maç esnasında) Esc-maçtan çıkma P-pause, durdurma (ateşe basıp devam edebilirsiniz.) Eğer, Beach Volley'den sıkıldıysanız, ona benzeyen fakat biraz zenginleştirilmiş bir oyun olan Over The Net'i deneyebilirsiniz. Hem içiniz ısınır hem de size Hawaii'ye uçak biletinden daha ucuza mal olur. Grafik: 75 Ses: 70 Oynanabilirlik: 80 Atmosfer: 69 Genel: 74
Her ay yazımıza teşekkürle başlıyoruz. Şimdi de teşekkürle başlarsak bunlar klasik açılışa iyi alıştı, yazacak bir şey bulamıyorlar diyeceksiniz. Teşekkür etmeme durumunda da zahmet edip mektup yazanlar alınacaklar. Bizler böyle diyoruz ama postacıların aynı fikirde olduğunu söyleyemeyiz. 64'ler Dergisi'nin geneline gelen mektupları da beraberinde düşünürsek postacılar neredeyse burada yatıp kalkacaklar. Ama siz yine de güzel mektuplarınıza devam edin, bizler çok memnun oluyoruz. Sizlerin tüm isteklerine bu sayfalardan cevap verebilmek hepimizin dileği. Doğal olarak Atari konusundaki çalışmalarımız, Abdurrahman Ağabeyimizi sayfa arttırma konusunda ikna edebilme için başının etini yeme çalışmalarımız ile paralel sürüyor. Bu işin sonunda ya sayfa adedimiz artacak ya da Abdurrahman Ağabeyimiz saçsız kalacak. Tabii bu konuda sizin mektuplarınıza da ihtiyacımız var. Haydi hep beraber yüklenelim.
Bu ay sizler için güzel çalışmalarımız var. Geçen ay sözünü ettiğimiz makine dilini bu aydan başlamak üzere yayınlıyoruz. Tabiiki yine her ay olduğu gibi beğeneceğinizi umduğumuz bir oyunumuz var, MISJA.
Şimdi sözü uzatmadan açıklamaya geçelim.
Böyle de oyun ismi olur mu demeyin, İskandinav ülkelerinin dilleri de, isimleri de alışılmışın dışında. Bomba gibi bir komando oyunu. Nedense komando, savaş konulu oyunlara sizlerin ilgisi oldukça fazla, bu ay için MISJA'nın seçilmiş olması sizler için doğru bir tercih olacak sanırız. Konunun genel anlatımı, bir askeri üstten kaçış olarak söylenebilir. Tabii siz komando olarak tam teçhizatla savaşacak, yakıp yıkacaksınız. Sonunda içine binip kaçacağınız helikoptere ulaşmanız gerekli. Bunun için de kapalı koridorları açmalısınız, bu arada düşmanlarınız sizi rahat bırakmayacak. Koridor kapıları laser tertibatlı ve bu kapıları açmak için çilingir bulamayacağınızdan üzerinde ilgili kapının yandığı kısmı bulmanız gerekli. Buraya ulaşınca uzanıp dokunun işte bu kadar, kapı açıldı. Bu arada siz bu işleri yaparken eli silahlı düşman askerleri, makineli tüfek yuvaları, mayınlar, füzeler ve tanklar size eşlik edecekler. Bunların niyetlerinin sizi öldürmek olduğunu tahmin edersiniz herhalde. Eğer yan yana üç çubuk şeklindeki işarete rastladığınızda almazsanız, seksen kurşundan fazla kurşun kullanamazsınız demektir. Bu arada azalan enerjinizi kalp şekillerini toplayarak arttırabilirsiniz. Bomba temini için de bomba işaretli şekilleri toplayın. Ateş etmek için ateş tuşuna basıp kolu aşağıya çekmek gerekiyor. Oyunda bazen yolunuzun üzerine geçemeyeceğiniz engeller çıkacak. Bunların etrafından dolaşıp yolunuza devam etmek becerisi size kalıyor. Şimdi de ekranın tanımına geçelim. Ekranın alt tarafındaki büyük çizgi enerji miktarınızı gösterir. Kurşun sol alt köşede görebilirsiniz. Bomba miktarı ise sağ köşede gösteriliyor. Yine sağ alt köşede bulunan haritada ufak beyaz nokta nerede bulunduğunuzu siyahlaşan yerler ise geçtiğiniz yerleri gösterir. Eğer bu oyunu Rambo gibi sonsuz kurşun ve el bombasıyla aldığınız onca yaraya rağmen ölmeden oynamak isterseniz açılışta sırayla A, B, C tuşlarına basıp oyuna öyle başlayın. A tuşu sonsuz enerjiye sahip olabilme. B tuşu sonsuz adet el bombasına sahip olabilme. C tuşu sonsuz adet kurşuna sahip olabilme. Bu ay ki oyunlarımız bu kadar, hepinize bol şanslar. Yavuz ve Selim GEZİCİOĞLU
|