2005 PC DEMOLARI - BÖLÜM 1

"Hangi bahar? İlkbahar mı sonbahar mı?" geyiklerini bir kenara bırakacak olursak, her sene olduğu gibi 2005'te de Mart gibi yeni demolar ortaya çıkmaya başladı. Seneyi kış haricinde 3 mevsime böldüm ve bu ayın review köşesini ilkbaharda çıkan demolara ayırdım. İlkbahardaki en önemli etkinlik tabii ki Breakpoint'ti. Geçen sene Winnerdemo'yu birinci yapan Breakpoint oylayıcısının fikirlerini göz ardı ederek review edilecek dört demo seçtim.

Breakpoint dışarısından Fair Play to the Queen gibi görülmesi gereken bir demo çıktı. Bunun dışında listeye Nesnausk'un yeni demosu da eklendi.

Biraz da review edilenlerin dışındaki demolardan bahsedelim. Breakpoint'ten Matt Current'ın Rapid Eye Movement'ı da hatırlanası bir demoydu. The Gathering'de de Portal Process'in Meet the Bios isimli demosu kayda değerdi. Fakat Portal Process bu senenin en güzel demoları listesine daha sonra çıkardıkları demolarla imza attılar.

Neyse bu kadar özet yeter. Bir dahaki aya 2005 yaz demolarını işleyeceğiz. Şimdi sizi bahar demolarıyla baş başa bırakıyorum.

STS-03: BUTTERFLY THOUGHTS - Traction (Breakpoint 2005 Onikincisi)

Güzel müzik, sallama olmayan efektler, fraktallar, tüneller, senkronizasyon oyunları ve bol bol part... Benim için bunlar bir demoyu güzel yapmaya yeter de artar bile. Butterfly Thoughts'da da hepsi var.

Demonun partları ortak bir konu üzerinde değil ama müziğin yarattığı atmosfer ve ona uyumlu efektler demoda tutarlılığı büyük ölçüde sağlıyor. Gfxler biraz "ben nerdeyim" diye soruyor ama kod oldukça tatmin edici. Traction'a özgü ilginç vektör oyunları ve çizgi efektleri demoyu izlenir kılan önemli unsurlar.

Demo, labirent yüzeyli küp ve plazma yordamıyla gfx gösterme gibi ilginç fikirler de içeriyor. Fraktal ise güzel kodlanmasına rağmen biraz daha süslenebilirdi. Demonun geri kalanı ise bilindik ama kesinlikle vasat olmayan efektlerle dolu.

Sonuçta elimizde, bir hafta sonu sabahı elimizde kahve fincanıyla sonuna kadar kopmadan izleyebileceğimiz bir demo var. Traction zaten tekrar tekrar izlemek istediğim demolar yapan bir grup, Butterfly Thoughts da bu duruma bir istisna değil.

(Not: 6)

STS-03: AEON FLUX - Synesthetics (Breakpoint 2005 Sekizincisi)

2005'te ortaya çıkan gruplar arasında en büyük çıkışı yapanı şüphesiz Synesthetics oldu. İsmine rağmen Aeon Flux grubun ilk demosu, en azından bizimle paylaştıkları ilk demoları.

Demo belli bir hikaye üzerine kurulu değil. Zaten demo boyunca izlediğimiz görüntüler fazla değişmiyor. Ama bu durum ne demoyu sıkıcı kılıyor, ne de harika olmasını engelliyor. Başlangıçta etrafta uçuşan 2d boblar yerini bir süre sonra benzerleri bir kübe bırakıyor ve uzun bir süre bu kübün şekilden şekle girmesini izliyoruz. Demonun sonunda ise ilginç bir uzay gemisiyle bu ortamdan ayrılıyoruz. Dediğim gibi hikaye olarak fazla şey sunmuyor.

Demodaki 2d bob ve 3d objelere bir çeşit çizgi film havası verilmiş. İkisinin çizim teknikleri çok farklı olmasına rağmen güzel bir tutarlılık yakalanmış. Aslında dizayn bakımından tek numarası da bu denebilir. Ama Aeon Flux'ın asıl dikkat çeken elemanı tabii ki müziği. Başlarda reggae tadı yakalayan melodiler birden hızlanıp oldukça gaz bir trance parça oluşturuyor ve demonun çekiciliğini sonuna kadar üst seviyede tutuyor.

Çok çeşitlilik içermese de hoş görüntüler ve gaz bir müzik eşliğinde izleyeni sıkmadan kendisini sonuna kadar götürüyor. Kod açısından da çok etkileyici olmamasına rağmen estetiğiyle öne çıkan bir demo Aeon Flux. Son olarak da buraya yazıyorum, Synesthetics'in adını da ileride bol bol duyacağız.

(Not: 7)

AETHER - Mfx (Breakpoint 2005 İkincisi) Geçen sene X-Mix gibi olağanüstü bir demoyla Breakpoint'e katılan Mfx, bu sene de bekleneni yaptı ve harika bir demo çıkardı. Aether, yüzeyinde bir takım demo stili nesnelerin yaşadığı Platonik bir gezegende başlıyor. Ama demonun etkileyici kısmı bu nesneler değil, nesnelerin çiziminde ya da yardımcı öğelerde kullanılan particle'lar. Basit 2D bloblarla ne kadar güzel görüntüler oluşabileceğine tanık oluyoruz. Zaten demonun ismi (dilimizde esir) de uzayda maddenin olmadığı yerleri kaplayan element anlamında. "Bu güzel efektler hava olmaz su olmaz, olsa olsa esirdir." mantığıyla verilmiş kanımca.

İlk kısmın sonunda gezegenden ayrılıyor ve uzay boşluğunda, yani esirin kollarında yol alıyoruz. Ve demonun sonunda tekrar gezegene dönüyor ve bahsettiğim nesnelerden birinin dansını izliyoruz. Nesne diyorum çünkü elleri, ayakları, kafaları olan ama bu organlarının tamamı eş yapıda, ucubik bir yaratık bu. Dans ederken zıplayıp elleri üzerinde, sonra kafası üzerinde hareket etmeye başlıyor. Bir süre sonra hangisi kafa, hangisi ayaktı unutuyorsunuz. Mfx daha sonra, sadece bu dans eden ucubenin olduğu "The Ballet Dancer" isminde yeni bir demo çıkardı. Yalnız orada, Aether'deki kar tanelerinin yerine kan damlaları kullanılmış. Daha mı güzel olmuş, izleyip siz karar verin.

Demoda görülen 2d çizimler, Visualice'in karakalem çalışmaları. Çizimler güzel ama görüntüdeki öğelerin çokluğu sebebiyle ikinci planda kalmışlar. Yine de onlar olmadan demonun çok daha zayıf gözükeceği açık.

Little Bitchard ve Mel Funktion'ın Aether için hazırladıkları müzik, Protozoa'daki çalışmalarını çok fazla andırıyor. Ama yine de Aether'deki ortamın havasını yakalamayı başarmışlar. Şarkının ortalarındaki cızırtılı dızzurt efektleri olmasa daha güzel olabilirmiş tabii. Ne olursa olsun demo, uzunluğuna rağmen sıkıcı olmamasını müziğe borçlu.

Dediğim gibi Aether'in en göze çarpan özelliği içerdiği çok güzel particle efektleri. Particle'lar demoyu kolayca şekilsizleştirebilir. Bu yüzden vektör ağırlıklı çizimler kullanılır. Ama Aether, particle'ların başarılı kullanıldıklarında neler yapabileceklerini kanıtlıyor. Son söz olarak, yine ilginç Breakpoint oylayıcısı yüzünden bu sene de birinci olamayan Mfx'in Aether'inin, 2005'in en hatırlanır demolarından biri olduğunu söyleyelim.

(Not: 8)

195/95 - Plastic (Breakpoint 2005 Birincisi)

Plastic deyince aklıma iki şey geliyor. Birincisi, en son grafik teknolojilerinin kullanıldığı ve bu yüzden ya hiç çalıştıramadığım ya da keşke çalıştırmaz olaydım dediğim demolar; ikincisi ise, gerçekten şahane modellere sahip, enfes müziklerle bezeli ve imkansız görüntü kalitesinde demolar. Geçen sene "Your Fingers so Gently on My Skin" ismi altında bunları harfiyen yapan bir demo çıkaran Plastic, bu sene de onu aratmayacak bir kardeşiyle karşımıza çıktı.

Demo daha hemen başlarda, arkadan hoş tınıların geldiği bir modern sanat müzesinde yapılmış kamera kaydı gibi geliyor. Bunun sebebi tabii ki çok iyi kaplanmış ve oldukça gerçekçi şekilde render'lanmış soyut modeller. Özellikle dansçı modeline baktığınızda, annenizden dayak yememek için düşmeden sağlam bir yere koyma isteği doğuruyor içinizde.

Müzik hızlanmaya başladığında ise bir demonun içinde olduğunuzu anlayıp, gerçek yaşama geri dönüyorsunuz. Tabii ki bu, görüntü ve model kalitesinin düşmesi yüzünden değil, modellerin wireframe gösterilmesi gibi daha demo tarzı bölümlerin başlaması sayesinde oluyor.

Hemen ardından ise demo tarihinin en gerçekçi tüneline giriyoruz. Bu tünelde aşağı doğru yuvarlanan bir mermer parçasını takip ediyoruz. Ardından da maalesef demo sona eriyor.

Biliyorum bir on sene sonra çizgi film tadı alacağız bu görüntülerden ama bugün, gerçek zamanlı bilgisayar grafiği teknolojisinde gerçekçiliğin sınırlarında demek zorundayız. Görüntülemedeki profesyonelliği tabii ki ekran kartlarına borçluyuz. Yumuşatmalar ya da environment map'ler modellerin biblo gibi görünmesini sağlayan unsurlardan birkaçı. Bu yüzden böyle demolar hazırlamakta coder'lara fazla iş düşmediği iddia edilebilir. Çünkü demoda çok fazla tanıdık efekt yok. Efektler genel olarak demonun görünümünü belirleyen kodlar halinde. Ama yine de yeni teknolojileri herkesten önce uygulayan ve muhtemelen zamanının çoğunu shader kodu yazmakla geçiren Bonzaj'ı takdir etmek lazım.

Harika modelleri tasarlayan Witja, model ve arka plan kaplamalarını hazırlayan Xenusion ve bu güzel müziği hazırlayan Cdnalsi'yi de unutmayalım tabii.

Bu arada RGBA manyaklarının bu demoya bir 64k remake yaptığını hatırlatalım. Müzikte biraz (?) farklılık var ve birkaç part eksik ama bu haliyle de insanın aklını başından alıyor. Parti sürümünün ardından Bonzaj, RGBA için demonun datalarını açtı ve onlar da daha iyi bir final sürümü çıkardılar. O demoyu da 195/95/256 ismiyle bulabilirsiniz.

(Not: 8)

FAIR PLAY TO THE QUEEN - Candela (Birdie Birincisi)

Tüneller, bloblar, kamera yolları, senkronizasyon, iskelet animasyonu ve görüntü filtreleri vs. son 2-3 yılda çıkan hemen hemen tüm demolarda olan şeylerden. Bunların hepsini ya da çoğunu yapabiliyorsanız, hemen art arda partlar yazıp, aralara geçişler ekleyip birkaç yere de gfx eklediniz mi genelde başarılı bir demo çıkar ortaya. Ama herkesin yıllar sonra bile konuşacağı bir demo yapmak için biraz daha fazlasına ihtiyaç var. Demonuzu diğerlerinden farklı kılacak bir şeye. Yukarıda saydığım elemanların hepsi Fair Play to the Queen'de var ama işte o bahsettiğim farkla.

Demomuz bir robotla başlıyor ve bu robot koşmaya başlıyor. Evet sadece koşuyor. Ama birazdan robotu platform oyunu açısından izlemeye başlıyoruz. Robot enfes bir blob efektinin yanından geçiyor ve sonra bir tünele dalıyor. Tünelin çıkışında tekrar bir platform oyunu kahramanı gibi koşmaya başlıyor. Bu esnada arka planda greetz geçiliyor. Tam "Nerde senkronizasyon oyunları?" derken müzikle birlikte yanan küplerle karşılaşıyoruz. Küplerin sonunda yol sona eriyor ve robotumuz kendisini aşağı atıyor ve aşağı doğru eğimli farklı bir yola düşüyor. Ama o da ne? Yol yıkılmaya başladı! Robotumuz Indiana Jones edasıyla kaymaya başlıyor ve bize de bu heyecanlı saniyeleri izlemek düşüyor. Yolun sonunda da bölüm sonu kapısından geçerek sonraki bölüme ulaşıyoruz.

Evet sadece bir iki tanıdık efekt var demoda ama koşan robot tüm demonun çehresini değiştiriyor. Tetris'i tetris yapan şeyin düşen kareler olması gibi. İyi bir fikir çoğu zaman en basit fikir olabiliyor.

Demonun müziğinde de aslında benzer bir durum söz konusu. Country melodileriyle süslenmiş bilindik dımp tıs demo müziği desem bir şey ifade etmez sanırım. Galiba dinlemeniz şart.

Kafadan GeForce 6800 istediğini söyleyen Fair Play to the Queen sizde de çalışmazsa maalesef videosuyla idare edeceksiniz. Ama bence göz atmaya değer, böyle orijinal fikirlerle sık karşılaşmıyoruz.

(Not: 10)

IN.OUT.SIDE: THE SHELL - Nesnausk!

Asıl çıkışını geçen sene Syntonic Dentiforms ile yapan Litvanyalı grup Nesnausk!, bu sene bir demoparti için değil de Microsoft'un ImagineCup'ı için bir demo hazırlamayı tercih etti.

In.Out.Side: The Shell, Nesnausk!'un grafik motoru Dingus ile yapılmış teknoloji odaklı bir demo. Efekt olarak fazla sürprizleri yok ama modelleme, karakter animasyonu ve görüntü kalitesi hayli yüksek. Demoda bir elemanın (robot?) boş bir odada gözlerini açması ve etrafını anlamaya çalışmasını izliyoruz. Elemanımız odanın boş sıvasını ilginç güçleriyle yok edip, ardından çıkan bir kapıdan başka bir odaya geçiyor ve burada başka kendine benzer elemanlarla karşılaşıyor. Cube filmini izlediyseniz bu hikaye size çok tanıdık gelecektir. Demo "İçinizdeki gücü keşfedin." gibisinden gudik bir mesajla sona eriyor. Sondaki scrollda da elemanın birkaç random hareketini izliyoruz.

Evet pek sürükleyici bir hikayeye sahip değil ama benzerlerinden kolayca sıyrılan bir görüntü kalitesine sahip. Özellikle ilk izlediğimde sıvanın altından çıkan kaplamalara oha diye tepki verdiğimi hatırlıyorum. Elemanın iskelet yapısı da jelimsi güzel bir efektten oluşuyor.

Elemanı yönetebileceğiniz bir interaktif moda sahip olması ve devasa boyutu da demoyu 2005'in ilk yarısının hatırlanan demoları arasına sokmaya yardım ediyor.

(Not: 6) Anesthetic / Resident