RED FACTION

ep. ünl

PED F.

Bu kadar salak olduğuma inanamıyorum. “Mars'ta yeni bir dünya kurulmasına yardımcı olun.” Bu saçmalığa nasıl inandım. Tüm büyük şirketler gibi Ultor da yalanlar üzerine yürütülüyormuş. İnsanların nasıl oluyor da bu şirketlerde çalışmak için gönüllü olduğunu bilmiyorum ama benim buraya gelmem tamamen bir rastlantı sonucu İdi. Her zaman diğer insanlardan üstün olduğumu düşünmüştüm. Hayatıma da öyle başladığıma inanıyorum. Anne ve babam, Dr. Parker ve Dr. Parker, hayatımı tamamıyla planlamışlardı. Özel okullar, özel dersler, piyano ve eskrim dersleri, yüksek fiyatlar ödenerek tutulan diksiyon hocaları, akademi. Beni bir sürü dönüşü ve sapağı fakat tek bir çıkışı olan O küçük labirentlerinde istedikleri yöne koşturuyorlardı. Onların düşündüğünden farklı olarak benim istediğimin “peynir” olmadığını bilemezlerdi tabiki, Buna artık dayanamıyordum. Artık kendi istediğimle, onların bana öğrettiği, istemem gerekeni ayırt edememeye başlamıştım. Harvard'dan okula kabul mektubu geldiğinde bunu hiç önemsememişlerdi sadece labirentte doğru dönülmüş bir kavşak olarak algılamışlardı. Artık onların programına uymayan birşeyler yapmam gerekiyordu. Onlara bir kobay değil bir insan olduğumu kanıtlamalıydım. Kabul mektubunu yırttım ve aracıma atlayıp gezinmeye başladım. Sanki beynim otomatikleşmişti. Ben daha nerde olduğumu anlayamadan Mars'taki maden arama çalışmaları için gönüllü olmuştum. Beni alıp bir uzay gemisindeki çalışmayan bir uyku kapsülüne bindirdiklerinde bile hala çeşitli şüphelerim vardı. Gemi ağzına kadar madenci doluydu ve çoğunun suratında korku vardı. Gemi diş uzaya çıktığında ve yer çekimi tamamen yok olduğunda ben de kendimi boşluğa bıraktım ve odanın kapısına doğru gitmeye başladım. Tek amacım gemiyi gezmekti fakat daha kapıyı açar açmaz kapı aralığından zar zor geçebilecek kadar iri cüsseli biri bana eğer hemen yerime dönmezsem Mars'a hiç gidemeyeceğimden bahsetti ve kapıyı suratıma kapadı ve kilitledi. İniş sırasında bir kaç kayıp verdik. Aracın iniş takımlarından sağdaki kırıldı ve aracın alt katındaki uyku kapsüllerinde kalan bir kaç zavallının parçalanmasına neden oldu. Cesetler ve hala can çekişenler acilen toplandı ve yakıldı. İnsan hayatının bu kadar ucuz olduğu bir yer daha görmemiştim. Tam anlamıyla dilim tutulmuştu. Hemen gemiden çıkartıldık ve hangar gibi bir yere getirildik. Bize soyunmamız söylendi. Tam bu sırada yerdeki küçük delikleri farkettim. Ve tam “Bunlar da ne işe yarıyor acaba?” diye düşünürken tavandan aşağıya üzerimize bir kimyasal sıkılmaya başlandı ve nefes almamamız söylendi. 1 - 1,5 dakika nefesimi tuttum. Bu kadar dayanamayıp nefes alma gafletinde bulunanlar ağızlarından kan ve tükürük boşalarak yere düştüler. Daha sonra üzerimize basınçlı su sıkıldı ve o kimyasaldan kurtulduk. Dezenfekte edildikten sonra bize üniformalarımız verildi. Benimki bana uymadı. Kimseninki uymadı. İçimizden biri başka bir beden almak için gitti ve ki? -Bleda geri dönmedi. Aramızda değiş tokuş yaparak en iyi bedeni bulmaya çalıştık. Yatakhaneler ise tam bir kabustu. Karanlık bir odada dar karyolalar vardı. Yerler çöp, duvarlar grafiti kaynıyordu. Her tarafta uymamız gereken kuralları anlatan posterler asılıydı. Tam bu kadar kişinin burada kalamayacağını düşünürken her yatakta iki kişinin uyuyacağını öğrendik. 8 saatlik devirler halinde çalışacaktık ve biri çalışırken diğeri uyuyacaktı. Çok kötü bir sistem gibi geliyor ama insan zamanla alışıyor. Uyuşturucular heryerde. Burada bir ay geçirdikten sonra biraz da olsa “uçmak” herkesin istediği şey oluyor. Fakat “uçmak” bana göre değil, ben her zaman kendimi kontrol etmeyi istemişimdir. Benimle birlikte buraya gelenlerin neredeyse hepsinin beyinleri şu anda yarı ölü durumda. Ultor'un da bu işte parmağı olmadığını söylemek gülünç olur. Zombi işçiler daha az şikayet ettiğine göre Ultor'un içeriye uyuşturucu soktuğunu düşünmeye başlıyorum. Burada çalışmanın tek güzel yanı sizi o kokuşmuş yatakhanelerden uzak tutuyor olması. Oksijen giysilerinin içi cehennem gibi oluyor ve biz bunun içinde 8 saat geçiriyoruz. İşin bir diğer güzel kısmı ise her giysiyi 3 kişinin paylaşıyor olması. Yani biri giysiyi aldı mı içi sıcak, terli ve yapış yapış oluyor. Hatta geri verirken daha bile kötüleşiyor. Neden bilmiyorum ama Ultor elinde yeterince robot olmasına ve bu işleri robotlara çok daha ucuza yaptırabileceğine rağmen hala insan işçi kullanmaya devam ediyor. Hem robotları kullanıyor olsaydı şu lanet olasıca hastalıklar da iş verimini hiç bir şekilde etkileyemezdi. Ultor'un Mars virüsü dediği bir hastalık baş göstermeye başladı. Hiç bir belirtisi yok. İnsanlar bir dakika önce normalken bir dakika sonra çığlıklar atarak ve spazmlar geçirerek yere düşüyorlar. Her yerde Ültor'un doktorları geziniyor. Hepsinde hava geçirmeyen elbiselerden var. Havada bir virus olması ihtimali beni korkutuyor. Artık insanlardan uzak durmaya başladım. Son zamanlarda yemekhane ve yatakhane duvarlarında işçileri greve çağıran yazılar görmeye başladım. Korumalar bunları görür görmez söküyorlar fakat çoktan yeterince kişi okumuş oluyor bile. Bazı kağıtlarda korumalara karşı gizlice silahlanmamız gerektiği bile yazıyordu. Kağıtlar “Eos” diye imzalanmıştı. Bazıları bunun devrimci bir grup olduğunu söylüyor. Bazıları da bir kadın olduğunu. Etraf iyice kızışmaya başladı. İşçiler artık korumalara laf atıyorlar ve korumalar da yanlarında silah taşımaya başladılar. Her geçen gün daha da çirkinleşiyor. Benim tek istediğim ise Harvard'a gitmek.

İşte böyle sevgili okurlar. Red Faction denen bu oyun sizin de şimdiye kadar anlamış olacağınız kadarıyla Mars'ta geçiyor ve Parker adında bir maden işçisini canlandırıyoruz. Eos tarafından örgütlenmiş olan madenciler bir ayaklanma çıkardıkları sırada madende bulunan bir işçi. Yanlış zamanda yanlış yerde bulunan bu işçinin diğerlerinden tek farkı oyunun ana karakteri olması ve aynı zamanda daha önce eline hiç silah almamış olmasına rağmen eğitimli koruma görevlilerinden daha iyi ateş edebilmesi (En azından özel operasyon birliği askerlerinden daha iyi ateş eden bir bilim adamı değil). Peki bu karakterin diğer FPS'lerdeki karakterlerden farkı var mı? Var. Çünkü bu karakter sadece

CTEN

bir işçi; ne özel eğitim almış bir paralı asker, ne kendini kadınları uzaylılardan korumaya adamış bir kas yığını, ne de karanlığın şeytani güçlerinin peşinde bir avcı. O bir maden işçisi. Tamam anladık karakteri farklı peki oyunun diğer FPS'lerden bir farkı var mı? Yok olur mu hiç? En başta süper senaryosu var. İnsan oynarken hafif bir Half-life havası seziyor. Ayrıca bir sürü silahı var. Yapımcılar gene bir yığın yeni programlama stili bulmuşlar ve ayrıca bu seferki oyunumuzda araçlar da var. Hem de süs olsun diye koyulmamı?lar. Hayır şahsen ben oyunu ilk oynadığımda kazma makinasını süs sanmıştım fakat sonra üzerine çıkmaya çalışırken içine girip kullanınca dumur yaşadım. Oyunumuzun şu andaki en büyük özelliği maksimize edilmiş etkileşim. Patlayıcılarla duvarları patlatabiliyor olmamız şimdiye kadar hiçbir FPSde olmayan bir özellik. Geo. Mod. adı verilen bir teknoloji sayesinde yaratılan bu özelliğimizi daha sonra çeşitli örneklerle açıklayacağım. Gelin ilk önce oyunun grafiklerine bir göz atalım. Red Faction'a bakmak bile heyecan verici diyebilirim. Renk paleti ve kaplamalar çok akıllıca kullanılmış. Etraf ne bir guake misali karanlık ve de bir Half-life misali pastel. Volition bu oyunu yaparken grafiklerde gerçekten iyi bir iş çıkarmış. Oyun içinde ilerlerken etrafta birbirinden farklı bir sürü poster veya tabela da görebiliyoruz. Bazılarının üzeri çizilmiş bazılarında da “Ultor sucks” gibi şeyler yazıyor. Aynı zamanda kırılan camlar da bayağı gerçekçi olmuş. Herhangi bir oyunda cama ateş ettiğinizi düşünün. Ya cama hiç birşey olmaz, ya camın üzerinde bir mermi kaplaması belirir, ya da cam kocaman 3-5 tane üçgen parçaya kırılır. Büyük ihtimalle de yere düştükten bir kaç saniye sonra yok olur. Red Faction'da ise işler böyle yürümüyor. Ateş ettiğiniz camda önce bir delik açılıyor daha sonra çatlaklar oluşuyor ve cam (oyundaki tüm camlar havalı Cam) en sonunda patlayıp binlerce parçaya ayrılıyor ve yere düşüyor. Ayrıca yerde de kalıyor. Ayrıca patlamalar ve dumanlar da çok iyi yapılmış hatta duman ve gazlar gerçekte olması gerektiği gibi hareket ediyorlar. Tabi ki herşey güllük gülistanlık değil. Oyunun grafikleri herhangi bir 93 motorlu oyunun (Alice, Wolfenstein) grafiklerinin yanından bile geçemiyor. Ayrıca bir kaç tane çok kötü, belki de gözden kaçmış ve düzeltilmesi unutulmuş bir kaç hata bile olabilir bunlar. Örnek vermek gerekirse suya atladığımızda sudan damlalar fışkıracağına ince uzun üçgenler çıkıyor. Ben bunu oyunun demosunda da farketmiştim fakat düzeltirler diye umursamamıştım. Orijinal oyunda da karşımıza böyle bir şey çıkması utanç verici bence. Ayrıca bardak, şişe gibi objelere ateş ettiğimizde kırılacaklarına yok oluyorlar. Sanırım en son Sin'den beri böyle bir şeyle karşılaşmadım ben. Bu da ya kırılma efektini yapmayı unutmalarından ya da kolaya kaçmış olmalarında kaynaklanıyor. Ayrıca bir başka küçük hata olarak da ateş edip “yok ettiğimiz” ampullerin yok olduktan sonra bile ışık saçmaya devam etmesini söylemek istiyorum. Fakat tüm bu negatif özellikleri oyunun grafik motorunun asıl güzelliği yanında anlık hayal kırıklıkları olmaktan öteye gidemiyor.

Oyundaki sesler ise idare eder seviyede. Silahların ses efektleri oldukça gerçekçi olmuş. Mesela pompalı tüfeğin ikili atış modunu kullanırken çıkan ses heybetli bir patlama iken otomatik modunu kullanırken ardarda küçük patlama sesleri çıkıyor. Tabancanıza susturucu takınca bile çıkan sesin pek de sessiz olmamasını ise 12mm olmasına bağlıyoruz ki 12mmlik bir tabancanın gürültüsü de göz ardı edilemeyecek ölçüdedir. Silah seslerinde bulduğum tek sorun roket afarın foton torpidosu gibi ses çıkartması. “O kadar da olacak artık” dediğinizi duyar gibiyim çünkü ben diyorum. Sonuçta yıl bilmem kaç olmuş adamlar belki de o şekilde ses çıkartan bir roket atar yapmışlardır. Konuşmalar ise bir garip. Şahsen ben adamlar söylemeleri istenenler listesinden rastgele şeyler mi söylüyorlar yoksa gerçekten de durumlarına uygun şeyler mi söylüyorlar pek anlamadım. Mesela bir korumanın suratıma ateş ederken “Ölmeyi hak etmiyorum!” diye bağırması çok saçma fakat şarjör değiştirmek için kaçarken aynı şekilde bağırması oldukça mantıklı veya bir doktorun “Ben senin tarafındayım.” diyip siz arkanızı döner dönmez alarma asılmasıda oldukça saçma. Herneyse her iki şekilde de adamın ne dediği o kadar da önemli değil çünkü ne derse desin size saldırmaya devam edecektir. Adamların bu şekilde bağırışması oyuna biraz daha heyecan ve gerçekçilik katıyor. İşin güzel yanı ise seslendirmeler oldukça iyi yapılmış ve adamların üzerinde bir İtalyan filmine yapılmış Almanca dublaj gibi durmuyor. Seslerin uzaklığa göre azalması ve güzçsüzleşmesi ise bu oyuna yansımış durumda. Bu da oyunun bir kaç hoparlörlü sistemlerde kulağa gerçekten hoş gelmesini sağlıyor. Oyundaki müzik de en az sesler kadar iyi düşünülmüş ve oturtulmuş durumda. Oyundaki müzikler aynı Half-life'da olduğu gibi önemli birşey olunca veya siz ateşli bir çatışmaya girişince “gaz verme amaçlı” devreye giriyor. Genel olarak oyun hakim olan teknolojik ortamdan dolayı olsa gerek müzikleri de teknolojik yapmışlar. Technomsu parçalar ile birlikte oynayacaksınız bu oyunu yani

(Tabiki benim yaptığım gibi Müziği kapatmazsanız. Herzaman müziğin gerçekçiliği öldürdüğünü düşünmüşümdür.) Gelelim oyunun kendisine yani oynanabilirliğe. Dediğim gibi: oyunun pazarlanırkenki en büyük kozu Geo; Mod. (Geometrit Modification) denilen yeni teknoloji, Peki bu teknoloji ne yapıyor? Bu teknoloji kısaca duvarlarda delikler açmanızı sağlıyor. Peki bunu nasıl Bunu şöyle yapıyor. linizdeki silaha bir hasar numarası veriliyor. Aynı şekilde duvara da bir hasar numarası veriliyor. Elinizdeki silahın numarası ile ile duvarın numarası arasındaki fark daha önce belirlenmiş çaptaki bir küreyi temasın olduğu yere yerleştiriyor ve bu kürenin içinde alan duvardan kopmuş sayılıyor. Bunu daha da gerçekçi kılabilmek için duvarlara kırılganlık katsayıları atanıyor. Bu kırılganlık katsayıları sayesinde duvardan kırılan parca bir küre şeklinde değil de çarpuk çurpuk bir parça oluyor. Goe. Mod. sayesinde başıma gelen bir olayı anlatmak istiyorum hemen. Küçük bir odada elimde roket atar ile irice bir robota ateş ediyordum. Tabiki o da bana ateş ediyordu. Iska geçen roketler duvarlarda patlıyordu. Ben robotu safdışı bıraktıktan sonra önümdeki kapıyı açmak için yukarıdaki kontrol paneline doğru merdivenden çıkmaya başladım. Fakat ne göreyim. Merdivenlerin ucunda bulunması gereken platform yok. Roket atışı ile tamamen yok olmuş. Ben de zavallı robotu bir daha yok etmek zorunda kaldım ama bu sefer daha dikkatli oldum. Aynı zamanda oyunda neredeyse tüm fizik kurallarına sadık kalınmış (ama Mars'takilere). Misal vermek gerekirse bir dikitin dibine ateş ettiğinizde dikit olduğu yerde kalacağına yere düşüyor ve parçalanıyor veya küçük bir odada yarattığınız patlamanın şiddetiyle odanın camları kırılıyor. Fizik kuralları ve cam kırılması diyince aklıma geldi, fizik kurallarıyla cam kırılmasını birleştirirsek ne olur? Düşen kırık cam parçaları. Peki bunların altına kötü adamları koyarsak ne olur? Canı acıyan kötü adamlar. Dikkat edin bu kural oyunda da aktif ve kafamıza cam veya kaya parçaları düşmesini istemeyiz öyle değil mi? Yok roket atar, yok makinalı tüfek dedim de silahlardan hiç bahsetmedim size değil mi? Çok ayıp etmişim. Hemen hızlı bir şekilde geçeyim. Control Baton: Ucu elektrikli sopa olarak tanımlayabileceğimiz bu silahla ister düşmanınızın kafasına kafasına vurursunuz ister elektrik verirsiniz. Her iki modunda da oldukça kullanışsız. Flame Thrower: Minyatür bir alev makinası. Napalm tüpü ile çalışıyor. İster düşmanı kızartın ister tüpü çıkartıp kafasına atın yanındakilerle birlikte yansın pis düşman. Fakat koca tüpü harcamak da pek akil karı değil. Riot Shield: Balistik kalkan. Mermileri falan durdurur ama isterseniz düşmanın beline beline de vurabilirsiniz bununla. Aynı zamanda hem kalkanı çekip hem de ateş edemiyor olmamız işlevsiz kılmış bunu. Bol miktarda kurşun yedikten sonra parçalanıyor ve biz de apaçık ortada kalıyoruz. Precision Rifle: Sig SG-550 ye benzettiğim bu silahın hem dürbünü var, hem çok hızlı ateş ediyor, hem de mermileri bayağı güçlü. Elinize geçirdikten sonra başka silah kullanacağınızı sanmıyorum. tek kötü özelliği şarjörünün sadece 20 mermi alabiliyor olması. Automatic Shotgun: Birinci atışı ile yavaş ve çifter çifter, ikincil atışı ile ise hızlı ve teker teker ateş eden bir pompalı tüfek. Gereksiz ve: kullanışsız buldum. Ben şahsen bunu kullanacağıma tabancayı:

fakat kullanmasının olduğunu da itiraf etmeliyim. alanınız Precision rifle'ı bulana dek tek. hızlı ve güçlütâkat rifle kadar iyi olamiyor. bir kaç yerde kullanmak Zorunda

12mm Pistol: Oyunda beğendiğim 3 silahtan biri. Susturucu takılabiliyor bunâ, Öldi ve hızlı, fakat gene de bulabildiğiniz İlk atış gücüyle değiştirmeniz önerilir. Ama ben gene de ne shotgun'a ne de assault rifle'a değişmem bunu. Heavy Machinegun: Ağır makinalı tüfek. Hızlı ve güçlü. Gruplara veya büyük yaratıklara saldırmak için ideal. İkincil atışı daha yavaş ama daha az geri tepiyor. Rail Driver: Ouake'deki railgun. Tek eksik özelliği bunun her atıştan sonra doldurulması gerekiyor. Vücut ısısını algılayan bir dürbünü var ve duvarları delebiliyor. Bu durumda multiplayerda “camper” avlayabilmek için süper bir fırsat yaratıyor. Assault Rifle: Oyunun daha başlarındayken bulacağınız ve bence oldukça yararsız bir tüfek. Normal atış modunda orta Menzilde etkili üçer üçer mermiler atıyor. Alternatif atış modunda ise kısa menzil için ful otomatik atış sunuyor. Sub-machinegun: Hem 12mm hem de 5.56mm atış yapabilen çift namlulu bir otomatik tabanca (SMGnin türkçesi otomatik tabancadır. Almancadan dilimize girmiştir. Almancası da MP yani Machine Pistol'dür. Ünlü MP serisinin ismi buradan gelmektedir. (MP5, MP40)). H&K'un MP3SK'sına benzettim ve gerçekten çok sevdim. Fusion Rocket Launcher: Bir nevi BFG. Her oyunda olması şart olan “öküz” silah. Ateş ederken düşmana doğrultun o gerekeni yapar. Aman diyeyim çok geniş bir patlama alnına sahip dikkatli olun. Rocket Launcher: Roket atar. Bu da neredeyse her FPSde olmak zorunda olan silahlardan biri. Ekstra olarak sol tarafında bir monitör olup alternatif atış moduyla: insan üstü görme ve duyma yeteneğine sahip olmaları. düşmanlara kilitlenmenizi Ben bir köşeden sürünerek çıkarken o sırada bana bile

Grenade: El İkinci dünya bakmıyor olan ve yirmi metre uzakta olan bir koruma nasıl savaşındaki Alman el bombalarına olur da birden beni görüp, silahını çekip ateş ederek benziyor. Tek farkı bu elektrik biraz. İlk etrafta koşturmaya başlar anlayamıyorum. Bir de oyuna atı? modunda 4 saniyede patlar, ikinci gizlilik gerektiren bölümler koymuşlar. Al ile başımız atış modunda ise bir yere değer yeterince belada değilmiş gibi bu Al'a güvenip aralarında değmez patlar. gizli bir görev yapmamız gerekiyor. Herneyse ben Al'nın Remote Charge: Önce bir yere daha iyi olmasını dilerdim, en azından beni dar bir yapıştırırsınız daha sonra da oaradan tünelden geçerken gören ve bir kaç mermi yiyip kaçmaya uzaklaşıp uzaktan patlatırsınız. Tünel başlayan bir korumadan tünelin içine el bombası atmasını açmak için birebir. Başka bir şey için beklerdim. Half-life'daki askerler öyle yapardı çünkü. Ben kullanmanıza gerek yok, Boşuna de elimdekiyle yetinmeyi hiç bilmiyorum canım ama daha harcamayın. iyisini görmüşken neden kötüyle yetineyim ki? Bu kadar konu?tuk araçlara Oyunumuzun CD'sinden bir de bölüm editorü çıkıyor. Bu değinmeden gitmek afedersiniz şekilde artık sadece kazılarak ulaşılabilecek kendi gizli eşşeklik olur. O yüzden hemen odacıkları olan haritalar yapabileceğim. Haritanın araçlara da değineceğim. heryerine hazineler gizleyebileceğim. Fakat tek korkum Oyunda savaş uçağı, zırhlı editorün benim kapasite, bilgi ve becerilerimi aşmasıdır.

personel taşıyıcısı, denizaltı ve daha denememiş olsam da kendi yaptığım bir haritada dev matkap gibi araçlar Deathmatch yapıyor olmak bayağı zevkli olsa gerek. Hazır kullanabiliyorsunuz. Her aklıma gelmişken söyleyeyim bu oyunda CTF oynamakta aracın kendine has bir bayağı zevkli olsa gerek. Düşünsenize bayrağı kaçırmak kullanımı ve silahları var. için kendi özel yolunuzu açtığınızı. Misal uçakta bir vulcan topu Son olarak hepinize bir film önermek istiyorum.

ve roketler varken denizaltının. — Boondock Saints. Az biraz İngilizvari aksiyon filmlerini torpidoları var ve matkabın ise seviyorsanız bu filme gidin. Aslında bunu söylemek için hiç silahı yok. Aynı zamanda geç kaldım çünkü sanırım film çoğu yerde gösterimden sadece denizaltı ile “strafe" yapabiliyorsunuz kalktı. Fakat olsun bu filmi görmediyseniz kesin bir şekilde diğer araçlar doğaları dolayı ileri ve geri izleyin. DVD'sini kiralayın mesela. VCDden izlemeyin hiç hareket ediyorlar. Araç kullanmanın ne kadar güzelim filme yazık edersiniz. Benim “süper filmler ve zevkli olduğu konusunda hemen bir örnek şaheserler” bölümüme kattığım bu filmi çok büyük vereyim. Bul ınız ilk araç olan dev matkap ihtimalle gelecek senenin Beyoğlu sineması yaz ile bir odadan diğerine gitmeliydim ve festivalinde göreceğiz. En azından ben öyle umuyorum ki düşündüm ki diğer odaya koridordan tekrar izleyebileyim. Bir de okuyun: Tom Clancy - Rainbow m bana zarar verilebilirdi. Ben de Six. kendime asıl koridora paralel bir yol açtım. Herneyse 2 senedir haberi piyasada olan ve “gelince Tabiki asıl kapıdan değilde kapının 5 metre çığır açıcak aman dikkatli olun” kategorisi altında adı yanındaki duvardan geldiğimi gören geçen oyunumuz geldi fakat saydığım onca pozitif ve korumalar bir anlık dumur yaşadılar. Belkide — negatife karşı acaba gerçekten de “geldim ve açtım yaşamadılar ama bayağı zevkli idi. Aynı çığırımı buyrun görün” kategorisine girebilecek mi? Hep zaman da bu araçlarla savaşmak beyninizi beraber göreceğiz.

adrenalin ve endorfin doyumuna ulaştırıyor. #imdi diyeceksiniz ki “Bu kadar silah, araç, gereç var da sen düşmanın yapay (Al) bahset biraz. Al iyi değilse nasılsa elimizde kürdan da olsa öldürürüz onları”. Al bir oyunda hatta bunun gibi | aksiyon amaçlı üretilmiş bir FPSde bile en es NN önemli unsurlardan biridir. şahsen bana Al pek de akıllıymış gibi gelmedi. Daha doğrusu ye » Windows 95/98 Alı yapan programcılar pek akıllıymış gibi Berlin gelmedi. Çünkü bazı yerlerde düşmanlarınız 3D Hızlandırıcı tek başlarınayken gruplar oluşturup size Direct X 8.0 saldırınlarken bazı yerlerde de neredeyse c burnunun dibine gelene kadar hiç bir şey yapmıyorlar. Beni hayal kırıklığına uğratan bir özellik de tüm düşmanların