COMMANDOS 2

COMMAND

OM MANDOS düşünmeye ek fırsatınız olmayan, belki de “küçük” olduğunuz için düşünemediğiniz bazı şeyleri yaşınız elverdiği zaman düşünmeye başlarsınız. Düşündükçe de olgunluğunuzun bir getirisi olarak bazı anılar anlam kazanır. “Ben” diye başlayan cümlelerinizi olgun yaşantınızın bazı noktalarıyla ilişkilendirirsiniz. “Demek ki bu yüzdenmiş” dersiniz. Yani en azından ben öyle yaparım/yapıyorum. Bu benim için ilerlemesi oldukça kolay bir süreç. Çorap söküğü gibi geliyor arkası, su gibi akıp gidiyor. Ama bu akıcılığın içinde beni şoke eden bazı şeyler var ki akıcılığı ciddi anlamda azaltıyor. Bir kısmı tahmin edebileceğiniz gibi özeldir ama bir tanesi var ki bunu sizinle de paylaşmak istiyorum. Bahsedeceğim şey, çoğunluk erkek çocuklar gibi benim de küçükken şiddete yönelik oyuncaklarla vakit geçirmiş olmam ve bu konuda yaşıma uymayan bir titizliğe ve seçiciliğe sahip olmam. Bahsi geçen oyun araçları tabancalar, kılıçlar, tüfekler, tanklar, savaş uçakları vs. Ve gene bahsi geçen titizlik ve seçicilik konusu da pembe, kırmızı, sarı gibi parlak renklere sahip, orijinalleriyle kontrast oluşturan oyuncaklardan bilfiil uzak duruşum. Bunu nereye bağlayacaksın derseniz, şimdiye kadar savaşlarla, silahlarla ve bunun gibi şeylerle harcadığım vakti hesap edip bunun getirisi olarak da karakterimin aldığı halden bahsedebilirim. Yani

INİ

TALBUNİ evrenOkamernet.com öyle bir hal aldı ki sormayın gitsin. Gözümün önünden destroyerler ve denizaltılar geçiyor her daim. Bu da yetmiyormuş gibi elimde olmadan ara sıra savaş naraları atıyorum yolda yürürken. Bilgisayarın başında saatlerce hatta günlerce real time, turn based, ortaya karışık salata savaş oyunları oynuyorum. Bununla da yetinmiyorum arada sırada bulduğum kolorduların kapısında sabahlara kadar iç geçiriyorum. Her eve döndüğümde bilgisayar oyunlarına da lanet etmekten çekinmiyorum bir de, bazıları çok sıradan oluyor, bazılarının grafikleri kötü oluyor, bazıları da inanılmaz abartılı oluyor diye. Fakat yakın geçmişte başıma bir olay geldi ve tüm halüsinasyonlardan ve bilimum terapi gerektiren huyumdan kurtuldum. Yolda yürürken bir bilgisayarcının vitrininde adeta güneş gibi parıldayan bir kutu gördüm. Üzerinde Commandos 2 - Men Of Courage yazılıydı. Nedir dedim sordum, öğrendim, aldım oynadım ve tüm dertlerimden bir anda kurtuldum. Aranızda durumu benim gibi hatta ve hatta daha vahim olanlara yüzde yüz tavsiye ederim Commandos 2 adlı sanal ortam savaş simülesi şaheserini. Evet bunca geyikten sonra adapte olabileceğinizi umarak yazıyla ilgili ilk adımları atıyorum gördüğünüz/göreceğiniz gibi. Commandos 2 bir Pyro Studios ve Eidos ortak yapım oyunu. Tıpkı Commandos 1'de olduğu gibi. Takım bazlı strateji oyunu olan Commandos'u hatırlayanlarınız vardır. Adı sanı önceden duyulmamış Pyro firması Commandos ile bomba gibi düşmüştü oyun piyasasına. Ve ilk göze çarpan şey benzerlerinden uzak ara bir grafik farkının oluşuydu. Gel zaman git zaman grafik teknolojileri konusunda oyun dünyasında inanılmaz ilerlemeler kaydedildi. 3D oyunlar yapıldı aynı bazda. Kâh tuttu, kâh tutmadı. O zamanlarda tekrar Pyro programcıları kıpırdamaya başladılar. Bu kıpırdanmanın etkisiyle diğer firmalardakiler de taklitler yaptı kısa zamanlar içinde. Tabii ki bu taklitler tutmadı. Kıpırdanmanın sebebini herkes iyi biliyordu. Pyro Commandos 2'den bahsedince daha da netlik kazandı. Yapım aşamasındaydı oyun. Screenshot'ları nete yayılmaya başladı. Movie'ler download edildi. Derken beklendiği gibi Commandos 2 az buçuk rötarla oyun dünyasına girdi. Ve tahmin edildiği gibi girdi. Ben oldukça eminim ki bu oyun şimdiye kadar pek az benzerine şahit olduğumuz ilerleme kaydedecek. Yazımın ilerleyen aşamalarında bundan bahsedeceğim tabii ki. Ama önce buyurun size şu bağıran çağıran adama kadar eşlik edeyim. Binbaşı Bleda'nın rehberliği eşliğinde karargahı gezeceğiz ve komandoları az biraz tanımaya çalışacağız ya hani (Ne yani hatırlamıyor musunuz buraya gelme sebebimizi?).

Senin kurduğun cümle gibi... - MEG nasıl bir devrik cümledir yani. - Altuğ çarpışıyor yine...

Binbaşı Bleda: Bu karargah tam olarak 4 ana binadan oluşmaktadır ve her binanın özel güvenlik sistemi vardır. Duvarlara monte edilmiş atom bombaları sayesinde -ki benim fikrimdir- içeri giren şüpheli ya da potansiyel suçlu şahıslar dışarıya sağ çıkamamaktadırlar. Evet lafı fazla uzatmadan binaları anlatayım size 1. Bina: Bu bina daha önce yaşı gereği ya da değişken zevkleri gereği Commandos oynamamış ve nasıl oynandığına dair kafasında en ufak bir ipucu bulunmayan sevgili dostlarımıza aittir. Onların huzuru ve güvenliği açısından hiçbir şekilde Commandos'u bilenlerin içeriye girmemeleri ricasında bulunayım. Evet bulundum. 2. Bina: Bu beton yapı da tam anlamıyla Commandos fanatikleri için cennet niteliğindedir. Saksıların içine çiçek yerine kullanılmamış tüfekler ve miğferler koymak da bir bayanın fikriydi. Zaten o günden sonra ana komplekse bayan almama kararı aldık. Ama prosedür gereği dekoru değiştiremiyoruz. Commandos uzmanları bu binaya lütfen. 3. Bina: İşte bu bina da ilk iki binadaki etkinliklerden haz alıp da “daha yok mu?” diyenler için el emeği, göz nuru harcayarak inşa ettiğimiz taktik antrenman sahasıdır. Burada Commandos 2'de göreve değil de genele uygun bazı kullanılabilir taktikler öğretiyoruz. 4. Bina: Commandos 2 oyunuyla ilgili ilk bölümlerin brifinglerinin verildiği brifing odası olmasının yanında bir diğer özelliği de içeriye ışık sızıp da konsantrasyon eksikliği yaratmasın diye girişinin yer altından 120 metre aşağıdan inşa edilmiş olmasıdır. Bunu buraya kim yaptı bilmiyoruz. Biz geldiğimizde buradaydı ehm... 1. Bina: Commandos nedir? Nasıl oynanır? Evet yukarıda da bahsettiğim gibi bu bölüm Commandos'u yeni tanıyanlar içindir. Hemen konuya gireyim isterseniz: Commandos, bir takım bazlı ve her karakterin özelliklerinin genel hatlarıyla birbirinden ayrı olduğu eğlenceli, stresli bir strateji oyunudur. Commandos'u diğer strateji oyunlarından ayıran temel özelliklerinden ilki grafiksel farktı dediğim gibi. Bu ayrımı sağlayan bir diğer özellik de, Commandos'un oyun tarihinde neredeyse bir ilk unvanını taşımasıdır. Farklı işler üstlenmiş karakterlerin her adımda sadece birinin değil de tüm takımın çalışmasıyla bazı şeyleri yapabiliyor olmasıdır bu olay. Yani düşman sahasının içindeyken tepedeki keskin nişancıyı temizleyebilmeniz için grubun ajanının önce üniforma çalıp (Commandos 1'de) sonra keskin nişancının yanına giderek onu meşgul etmesi gerekiyordu. O adam meşgul olurken de yeşil bereli safi kas arkadaşımız (Green Beret) yanına sokulup bıçağıyla adamı öldürüyordu. Grubun geri kalan elemanları da gene kendi özellikleri doğrultusunda yoldaki diğer pürüzleri temizlemekle meşgul oluyorlardı bu arada. Grup demişken hemen söyleyeyim, Commandos 1'deki karakterlerimiz şöyle idi: Bir adet yeşil bereli yakın dövüş uzmanı kas abidesi, bir adet keskin nişancı, bir ajan, bir patlayıcı ve tuzak uzmanı, bir tane dalgıç, bir her şeyi kullanabilirim diyen pilot-şoför karışımı. Bu karakterler fazla bir değişikliğe uğramadan hatta sayısı artarak (3 tane kadar) Commandos 2'de de karşımıza çıkıyorlar. Oyunun birincisinde var olan bazı yanlışlar -ki bu yanlışlar oyunun tüm oynanışını etkiliyor-

Kis

ikincisinde tamamen düzeltilmiş durumda bundan da haberdar edeyim sizi. Mesela Commandos 1'de tüm adamlarınızı bir köşeye çekip, silahlarınızı düşmanın geleceği yöne çevirip 1 saat ateş ederek oyuna tam anlamıyla bir aksiyon havası katarak bazı bölümleri geçebiliyordunuz. İşte bu yanlış oyunu bir strateji olmaktan uzaklaştırıyordu. Evet Commandos efsanesi konusunda kafanızda az çok bir şeyler oluştuğunu varsayarak devam ediyorum. Commandos 1'de yapılmaması gereken bazı şeyler vardı ve bunlar tamamen 2 için de geçerli kanımca. Bunlardan ilki bir yerden başka bir yere sürünerek gitmeniz gerektiğinde ortalıkta dolaşan düşmanların devriye rotalarını ve görüş alanlarını iyi belirlemenizdir. Bu iş için de tabii ki sağlam bir sabır anlayışınız olması gerekmektedir. Bir ikinci olay da mümkün olduğunca az ateşli silah kullanarak görevleri tamamlamaya çalışmaktır. Bunun da sebebi sesi duyan “Hans”ların şenlik var diye üzerinize koşabiliyor olmasıdır. Sanırım şu andan itibaren Commandos oyununu oynamış kadar oldunuz sevgili okur. Yok fazla abarttım galiba. En azından hiç bilmemekten iyidir. Buyurun Commandos sertifikanız. 2. Binaya doğru... Uygun adım marş! 2. Bina: Bu sene Commandos 2 şampiyon olacak (Fanatizm anlayışı biraz değişik bende :). Birincisinin üzerinden yıllar geçmesine rağmen en ufak bir install sızısı bile yaşamadan (Maximumda 2 küsur gigabayt bu arada) heyecanla oynamaya başladığım Commandos 2 tam anlamıyla şimdiye kadar boşuna beklemediğimin kanıtı olan ilk oyundur. Hepiniz biliyorsunuzdur ki Commandos bir grup genci reel dünyadan uzaklaştırmıştır bir dönem. Geçilemeyen bölümler, lanet okunan zamanlama yanlışlıkları ve bunun gibi birkaç şeye daha dayanamayan bazılarımız cheat'lere başvurarak aramızdan ayrılmışlardı. O insanlar bile şimdilerde eski bağımlılıklarının kurbanı olarak gece gündüz demeden Commandos 2 oynuyorlar. Nedir bu oyunu birincisinden bile iyi yapan şeyler bunlara gelelim. Başta oyuna artık tam anlamıyla bir strateji havası katan inventory olayı var. Artık birincisinde eksikliğini duyduğumuz inventory mevcut serinin ikincisinde. Yerdeki cesetlerden, sandıklardan, odalardaki dolaplardan vs. inventory'nizi doldurabiliyorsunuz. Bu konuda oyunda bir ağırlık sınırlaması yok. Onun yerine klasik karelendirmeli yer sınırlılığı var. Bunun haricinde üzerinizde aynı türden belli bir sayıda taşıyabiliyorsunuz. Mesela bir adamda 10 taneden fazla ilkyardım çantası bulunamıyor. Genel olarak güzel hazırlanmış inventory'i. İkinci değişiklik ise Commandos 1'de düşmanın nereye baktığına bakardık ya hani, işte bu oyunda işin içine bir de ses ilave etmişler. Daha doğrusu şöyle, 1.'sinde de var olan sesi bir tuşla görsel hale getirebiliyorsunuz. Stratejik açıdan bir adım kanımca. Paldır küldür koşarken adamınızın çevresinde bir ses dalgası animasyonu oluşuyor ve bu dalga düşmanın üzerine denk gelirse adam sizi fark ediyor. Aslında oyundaki düşmanın sizi uzak menzilden görmesi olayında da bir değişiklik söz konusu. Adam size uzak menzildeyken fark edilirseniz üzerinize doğru mavi bir çizgi oluşuyor. Bu şu demek oluyor, bir an önce adamın görüş alanından çekilin. Çünkü o mavi çizgi önce kırmızı yanıp

Ne hikaye ama... Duy da inanma!

Eyvah İrem

kaçırıldı ya da Kamer'in

Kamer'in telefonları acı acı inledi... MEG telefonu açtı, iş olsun diye Polat'a verdi. Polat altta kalmamak için Hüseyin'e uzattı. Hüseyin de ne yapsın garip, ortama uymak için telefonu Altuğ'a doğru fırlattı, Altuğ bir anda geri çekildi ve telefondan kurtuldu, sarmal kordonu iyice gerilen telefon aynı hızla Hüseyin'in yüzüne patladı. Hüseyin o acıyla çayı devirdi. Sıcak çayın bacaklarını yaktığı Polat hızla sıçrarken masa devriliyor ve MEG masanın altında kalıyordu... Telefondaki ses; "Bir işi de doğru düzgün yapacağınızı göremeyecek miyim insanoğlunun evrimleşmemiş üyeleri? İrem elimde, onu kurtarmak istiyorsanız Kusmuk'a koyduğunuz o resmi değiştirin" diye gürledi. Gameshow ekibi bir hakarete uğramıştı. Komando MEG, Nişancı Polat, Bombacı Altuğ ve Balıkçı Hüseyin hemen plan anlamıyla hayat kurtarıyorlar. Commandos 2'de göze yapmaya koyuldular. İrem Kongo'da olsa da onu bulacaklar ve çarpan bir diğer özellik ise haritanın rotate edilebiliyor K.A'ya taviz vermeyeceklerdi. (döndürülebiliyor) olması. Eğer esas harita bir Yandan bıçağını biliyor, diğer yandan da bölümündeyseniz bu sistem köşeden köşeye doğru saat Polat'a Türk Hava Yollarını aramasını emrediyordu. Kongo'ya 4 adet istikametinde çalışıyor. Esas haritada dağıl'da bilet alınmasına karar vermişti. Komando MEG mühendis adam gi olduğu için bütün alternatifleri değerlendirirdi. Ama okulda 9, ya da kapalı herhangi bir yerin içindeyseniz de bu sistem senesini doldurmasından da belli olacağı üzere yine yanlış 360 derece şeklinde işliyor. Bu da programcıların seçenekten başlamıştı. Kongo biletleri alındı. O sırada telefon yine ayrıntılara daha fazla önem vermesini kolaylaştırmış. Bu acı acı çaldı. nedenle dar bir alanda haritayı 360 derece Telefondaki ses; "Aptal çocuklar. Ne Kongosu angutlar!" dedi ve çevirebildiğinizde alanı çok kullanabiliyorsunuz. kapattı. 5 Oyunda benim en çok hoşuma giden yenilik de “w” Kendileriyle bir kez daha alay edilen grup ne yapacağını tuşunu kullanarak bir kapıya ya da geçide tıkladığınızda, şaşırmıştı. Zil mutlu mutlu çaldı, Gelen bak postacıydı. Selam verdi, ekranın solunda oluşan ve içerisini tam ayrıntılarıyla telefon faturalarını bıraktı ve gitti. MEG baktığınız noktadan gösteren 3 boyutlu görüş tuşu. ayrıntıyı incelerken ilginç bir şey fark etti. Faturası gelen telefon ortada yoktu ve telefonun acı acı Düşünsenize girmek istediğiniz odanın kapısını çaldığı saatlere denk gelen anlarda gözüken aramalar Kamer'in diğer aralayıp içeri bakıyorsunuz ve içerde kaç kişinin ne telefonuna aitti... MEG bir anda anladı! İrem'i kaçıran kişi binanın yaptığını görüyorsunuz. Commandos 2'de görsel dışına çıkmamıştı. Hemen durumu ekibe anlattı. Nişancı Polat çok anlamda zamanın teknolojisinden kaynaklanan bir getiri sinirlendi, Bombacı Altuğ patladı, Balıkçı Hüseyin aniden olduğundan bahsedeceğim biraz da. Programcılar aynı akvaryumdaki lepistesi kaptığı gibi MEG'e koştu. Ama bunların hiç grafik dizayn sistemi üzerinde çeşitli oynamalar yaparak birine gerek yoktu. Komando MEG olayı tek başına halledecekti... insan hareketlerini, su efektini, bina ve araç Bıçağı, tabancası ve hamburgerini bir çantaya koyan Meg, kayıp deformasyonlarını neredeyse hiç görmediğim kadar iyi telefonu devamlı çaldırmaya başladı. Her kata geldiğinde telefonu hale getirmişler. Oyundaki zoom olayını kullandığımızda çaldırıyor ve sesini duymaya çalışıyordu. Ama telefon sürekli meşgul 1024*768 çözünürlükte pixel pixel gözüken telefon çalıyordu. Meg yılmayacaktı, karar değiştirdi. Madem ki aradığı adamımızın hareketleri pürüzsüzlüğünü koruyor. çalmıyordu o da çalmayan telefonu bulmalıydı. Apartmandaki Sallamasından tutunda neryerin bütün telefonları çaldırmaya başladı... Böyle saçma sapan bir taktik karla kaplı olduğu bölümlerde dururken yaptığı olamazdı. Çalar tabii ulan o telefonlar. Hayret bir şey, Ama hareketler ve hatta dalgıcın suya atlarkenki hareketleri beklenmeyen oldu ve çelik kapı ardından bir klik sesi geldi. Aradığı tam anlamıyla göz kamaştırıcı. Oyunun ses teknolojisi de telefon kapanmıştı. Derken tuşların yeniden çevrildiğini duydu. Hızla çok fazla olmasa da bir gelişmeye sahip. Commandos'ta kapıya doğru yüklendi. İkinci tekmesinde kapıyı kırmıştı. Geliyorum, adamlar sizi görünce ya “Alarm alarm!” diye İrem çığlıkları atarak içeriye daldı. bağırıyorlardı, ya da telaffuz edemediğim veya K.A bayılmış vaziyetteydi. Bir an için İrem'in ağzını çözmüş ve yazamadığım bir şeyler diyorlardı. Artık kelime hazneleri İrem'de ona anlatmaya başlamıştı... Adamın bayıldığını görünce de, biraz daha geniş düşmanlarla karşı karşıyayız. Oyunda telefonla arkadaşlarını aramaya başlamıştı. Yani İrem. Allah kullanılabilir obje sayısının inventory eklenmesiyle doğru müstahakını versin. İşte bu yüzden Kamer'in telefonları kesiliyor. oranda artmış olması bir diğer ayrıntıdır. Silahlar, şarjörler, mühimmatlar, ilkyardım çantaları, patlayıcılar sayı bakımından bayağı artırılmış. Değinmeden geçemeyeceğim bir olay da ekranın sağ üst tarafındaki kullanılabilir harita, görüş alanı, kamera odaklama tuşlarının yanında oyunla ve görevlerle ilgili hem yazılı hem de görsel bilgilerin bulunduğu bir komando olma kılavuzu bulunması. Bu kılavuzun bir de özelliği var, seçtiğiniz görevle ilgili kitabın hemen solundaki kutucukta yer alan hedef işaretiyle adım adım ipuçları veriyor olması. Yani size görevde bilmem nereyi yok et diyorsa ve siz ne görselden, ne de yazılıdan bir şey anlamadıysanız bu hedef işaretiyle haritada çıkan okları takip ederek muradınıza eriyorsunuz. Oyunda benim pek fazla hoşuma gitmeyen bir değişiklik daha var. Bu da

sönmeye başlıyor ve tam kırmızı olduğunda alarmlar çalıyor. Bu da işiniz bitti demek oluyor. Üçüncü farklılık yukarıda dediğim gibi karakterlerin 3 tane artmış olması Commandos'ta var olan karakterler sabit, yeni gelenler ise 1 adet hırsız, 1 adet Rus müttefik köstebeği kadın ve bir de köpek. İlk göze çarpan bu üçlünün fazla işe yaramayacağı yönünde oluyor ama oyunun içinde tam adamlarınızdan biri düşman tarafından fark edilip de yaylım ateşine tutulduktan sonra yere düştüğünde ölmüyor olması. Yani adamın inventory'sine girip ilkyardım çantası kullanarak onu eski haline getirebiliyoruz. Bu değişiklik hoşuma gitmediği için pek fazla kullanmamayı tercih ediyorum. Ama Commandos 2'deki bölümlerin uzunluğu söz konusu olduğu için arasıra bunu kullanmamanın gerekliliği de tartışılmaz. Son olarak değinmek istediğim birkaç ufak ayrıntı daha kaldı. Bunlardan ilki, Commandos'un en can sıkıcı yanı olan görevler ilerledikçe zorluk seviyesinin düşman sayısı olarak size geri dönmesi Commandos 2'de biraz değişmiş. Yani oyunun 3. bölümünde inanılmaz kalabalık bir üsteyken, 4. bölümde apayrı sayısal olarak kolay bir bölüme geçiyorsunuz. 2. ayrıntımız, oyundaki düşman kardeşlerimizin yapay zeka konusunda biraz evrime uğramış olması. Adam sizi gördüğü anda en kolay zorluk seviyesinde bile bir anda işinizi bitirebiliyor. Ya da arkadaşını yerde gördüğü anda hemen bağırıp çağırmıyor ve gidip yanına nabzını yokluyor. Ölü olduğunu anlayınca da tabii ki yaygarayı basıyor. Bence böyle ufak şeyler oyunu güzel kılan ayrıntılar. Commandos 1 ve 2 arasındaki farklar yaklaşık olarak bunlardan ibaret. Artık 2. sertifikayı da almayı hak ettiniz. Buyurun. 3. Bina: Bütün Baş Harflerini Büyük Yazdığım Taktik Antrenman Sahası ve Commandos Spor Tesisleri Bu bölümümüzde Commandos 2 oyununun tamamına hitap eden ve hiçbir bölümünde falso vermeyeceği garanti edilen taktik eğitim sahasıdır. Hemen başlamak istiyorum. Oyunda birincil olarak sağda solda ayak altında fazla dolaşmadan yaşayabiliyoruz. Evet bir health sistemi var ama kimin nereden ne zaman çıkacağı belli olmadığı için mecburen böyle paranoyak davranıyoruz. Eğer görev gereği gitmeniz gereken yer düşman görüş alanında bir yerlerden geçiyorsa da sürünerek ve bakış süresinden maksimum yararlanarak geçmeye çalışıyoruz. Üzerinize mavi çizgi geldiğinde gözüne araba farı tutulmuş tavşan gibi kala kalmıyoruz ve bir şey olmamış gibi yolumuza devam ediyoruz. Tabii mavi çizgi yolumuzun üzerinde kaybolmayacak durumdaysa acilen adamın baktığı yöne doğru gitmeye başlıyoruz. Mavi çizgi kaybolunca soluklanmadan yolumuza eski doğrultumuzda devam ediyoruz. Bu arada sevgili komando dostlarımızı 2'den fazla sayıda bir yerden bir yere göndermiyoruz. Bunun sebebi de hesapta olmayan bir şey olduğunda ve koşmaları gerektiğinde daha fazla ses çıkarıyor olmaları. Hemen kaldığım yerden devam edeyim. Oyunda tırmanma yetisi olan adamlarımıza iyi davranıyoruz ve bu yetilerini fırsat buldukça kullanıyoruz. Mesela hırsız ve yeşil bereli komando direklere tırmanıp tellerden bir yere gidebiliyor. Tırmanırken ve inerken fark edilmediği sürece Hitler'in bile üzerinden geçebilirsiniz bu şekilde. Bunun yanında sevgili ajan kardeşimizin kıyafet zevkine dikkat etmeliyiz. Oyunda hırsız ve köstebek Rus Natasha (gerçekten adı bu :) hariç diğerleri yerden kıyafet giyebiliyorlar. Ancak sadece bunu efektif kullanabilen ajan var. Ve onun da bir seçicilik yapması gerekiyor. Ajan dostumuza eğer er kıyafeti giydirirseniz geriye kalan tüm üst rütbeliler onu anlıyorlar. Onbaşı kıyafeti giyince denkleri ve erler anlamıyor ama yüzbaşılar anlıyor. Bu böyle uzayıp gidiyor. Ancak dikkatimi çeken bir şey oldu, 3. bölümde tüm üssün generali olan bir tek adam var ve ben onun kıyafetini giydiğimde 100'lük askerler beni anladılar Daha sonra Hüseyin.

dona

ARE anladım ki giymem gereken kıyafet orta karar bir şey olmalı. Diğerlerinin de kıyafet konusu kanımca şundan kaynaklanıyor, zaten gizli bir şekilde sessizce iş görüyor. Onun üniformaya ihtiyacı yok. Natasha'nın ise zaten kendine ait bir üniforması var. Green Beret ise herhangi bir insan statüsünde vücuda sahip olmadığı için, geriye kalanlar da sırtlarında çantalar taşıdıklarından ve diğer sebeplerden kullanamıyorlar. Ama giyebilmeleri gerçekten hoş olmuş. Hah bir de köpek var ama o zaten hiçbir şey giymiyor. Kıyafet konusuna sanırım açıklık getirdim biraz. Bir de değinmem gereken makyaj konusu var. Bu sadece Natasha için geçerli. Az buçuk bizim ajan kardeşimizin olayı olan askerlerin dikkatini çekme işini diplerine sokulup da ilginç sesler çıkararak ve makyaj yaparak Natasha (sıkıldım bu isimden) da becerebiliyor. Hatta Commandos 2'de ajanlık kadar ayağa düşmüş ki aynı işi Whiskey the köpek bile havlayarak yapabiliyor. Ama köpeği kullanabilmemiz için önce tüm karakterlerde bulunan düdüğü çalıp onu yanımıza çağırmalı ve belli bir mesafede durmalıyız. Yoksa köpek olduğu için emirlere cevap vermiyor. Köpeğin bir de inventory'si olması yararlı olmuş kanımca. Diğer karakterlerden daha küçük ama kullanılabilir olması dolayısı ile bir yerden bir yere mühimmat transferinde adamlarınızı tehlikeye atmıyorsunuz. Whiskey kesinlikle askerler tarafından hırpalanmıyor. Hatta düşman köpekler bile onu hırpalamıyorlar. Dolayısı ile suyunu çıkarana dek kullanabiliriz onu. Oyunda shift tuşuna basarak kapıları, manivelaları vesaire işleyen basit makinaları aktive edebiliyoruz. Bunun haricinde öldürdüğümüz ya da bayılttığımız adamları sırtlayıp taşıyabiliyoruz veya ağzını yüzünü bağlayıp tamamen etkisiz hale getirebiliyoruz. Unutmayın bir adam bayılttığınız zaman belli bir süre sonra ayağa kalkıyor ve tehlikeli hale geri geliyor. Dolayısı ile ya öldürün ya da bağlayın derim naçizane ben. Commandos 2'de bir de ajanın iğneleme modu hala devam ediyor. Ancak bu sefer elinde var olan iğneyle adamın başını döndürüyor ve bir anlık şaşkınlıktan yararlanıp bir şeyler yapabiliyorsunuz. Ajanın bir de “s” tuşu ile kullanılan Speak özelliği var. Bu da alt rütbeli adamlara gidip onları başka yere baktırabilirsiniz ve hatta kısa bir süre için onları başka bir yere gönderebilirsiniz demek oluyor. Bu sistemin gönderme kısmı sadece alt işliyor ama. Üst rütbelilerin sadece kafasını başka yere çevirebiliyorsunuz. Evet komandoların bir de soğuktan donma ve havasızlıktan ölme durumları söz konusudur. Bunlardan soğuktan donma kısmı karlı görevlerde (haliyle) geçerli. Bu görevlerde eğer sandıklarda kürklü kıyafetlerden bulup giydirmezseniz sağ taraftaki mavi bar düşene kadar bir şey olmuyor. Ama o bitince hasar almaya başlıyorsunuz. Havasızlıktan ölme konusuna gelince adamlarınız yüzerken “b” tuşuna bastığınızda suyun dibine doğru iniyorlar. Böyle olunca da ekipmanları olmadığından boğuluyorlar. Gene devrede tabii ki. Bu bar bir de siz bir yerler tırmandığınızda kırmızı bir hal alıyor. Sizin ara enerjinizi temsil eden bu kırmızılık dibe vurunca adamınız ellerini bırakıp düşmek zorunda kalıyor. Buna da dikkat edin derim, Şimdi de gelelim oyundaki silahlara. Commandos'tan da hatırlayacağınız neredeyse her adamımızın bir beylik tabancası vardı (hepsinin var mıydı yoksa?). Commandos 2'de de bu tabancaların yanında makineli tüfek, uzun namlulu tüfek ve keskin nişancı tüfeği gibi klasiklerin yanında bazooka ve alev makinesi gibi birkaç eğlenceli silah daha var. Alev makinesi oldukça güzel yapılmış. Mermi yerine bir sayaç koymuşlar. 500'den başlıyor. Ve siz ufak mouse darbeleriyle bile bir adamı yakabiliyorsunuz. Bu silahın eksi tarafı ise yaktığınız adamdan mühimmat alamıyor olmanız ve yaktığınız adamın bir süre bağıra çağıra koşturması. Bu direkt olarak düşmanları ayağa kaldırıyor. Gelelim kısa namlulu makineli tüfeğe. Bu silah da yakın mesafeden dur durak tanımıyor ancak menzili bayağı düşük. Maksimum 150 mermi alabiliyor ve bununla 15 adamı rahatlıkla indirebiliyorsunuz. Kalabalık hedeflerde çok etkili. Uzun namlulu piyade tüfeğinin de menzili uzun, ateş süresi yüksek ve mermisi az. Ama benim daha çoğunlukla kullandığım bir silah. Uzaklardan bir yerlerden (çok değil tabii ki) tek mermiyle işini bitiriyorsunuz düşmanın. Devriyeler görüp yanına koştuğunda da onları da merminiz el verdiği sürece harcayabiliyorsunuz. Bazooka ise biraz kullanışsız gibi geldi bana. Neredeyse el bombası mesafesine atıyorsunuz ve gene neredeyse el bombası kadar bir etkiye sahip. Bunun yanında ilk aldığınızda sadece 2 mermiye sahip olması da sinirimi bozdu açıkçası. Bazookayı ve alev makinesini sadece Inferno lakaplı canlı bomba kardeşimiz kullanabiliyor. Bazen düşünüyorum da oyundaki en ağır ama en etkili yok edici Inferno sanırım. Neyse. Silah olarak kullandığımız bir de bıçak var ki bu benim favorim. Evet adama yaklaşmamız gerekiyor ama en sessiz ve temiz silah bıçak. Adama yaklaşma konusunda tereddüt içindeyseniz bulduğunuz ya da Green Beret'te olan bıçağı-bıçakları dalgıç komando'ya vermenizi tavsiye ederim. Dalgıç komando (şirin baba der gibi oluyor :), bıçağı uzak mesafeden kullanabilen bir şahıs olması dolayısı ile etkili. Yani siz Green ile gidip bıçağı sokup cesedi sırtlayıp geri dönene kadar dalgıç elinde 2 bıçak olması ihtimalinde seri katil (o ne be) olabiliyor. Zaten oldum olası denizi sevmişimdir. Oyunda harita kullanımıyla yukarıda değinmem gereken ama açıkçası unuttuğum bir şey var, Haritada var olan duvarların tam dibine işaretlediğinizde adamınızı duvarın yanına kadar yaklaşıp duvara sırtını veriyor ve kollarıyla ayaklarını yanlara doğru açarak iyice siniyor. Bu da kullanılması gereken bir şey, Oyunda şimdiye kadar kullanmadığım bir tek şişe atarak kafa yarma ve adam bayıltma kaldı. Yok hakikaten var bu oyunda dalga geçmiyorum. Ama bana biraz kadın işi gibi geliyor. Bir de bu şişe atmanın sigara paketi atma versiyonu var. Bu can acıtmaya değil de direkt olarak dikkat dağıtmaya yönelik bir davranış, Kullanışlı değil ama. O kadar ajanınız, Natasha'nız, köpeğiniz varken neden sigara paketi kullanasınız ki? Bir cevap bulursanız bana mail atın bir zahmet. Şimdi sırada son perde olan brifing var. Ondan sonra göreve çıkacaksınız. Dur durak tanımadan vatan hasretiyle ve yüzünüzün akıyla geri döneceksiniz. Ne? Hepinizin vatanı farklı mı? Biriniz Fransız biriniz İrlandalı mı? Hmmm... Anladım. Olsun hepimiz kardeş değil miyiz? Neyse (istifra poşetleri koltukların altındadır)

4. Bina : Brifing Odası (Son Talimat Odası) Evet burada tahmin edebileceğiniz gibi ve hatta buna gerek bile kalmadan (yukarıda söylediğimden) ilk birkaç bölümün son talimatlarını alacaksınız benden. İlk olarak oyunun 2 aşamalı training kısmının 2. aşamasından bahsetmek istiyorum. Birinci aşama bunca yazının sonunda size sabah jimnastiği gibi gelecektir dolayısı ile adını bile anmıyorum. Evet gelelim 2. aşamaya. Bu göreve Green Beret, Inferno (patlangaç) ve bir de Tread takma isimli tuzak uzmanıyla başlıyorsunuz. Bölümün başındaki demodan da anlaşıldığı kadarıyla bir grup müttefik askeriyle bir grup Alman holigan tartışma halindeler. Daha doğrusu iyiden iyiye savaşıyorlar. Birincil görevimiz bu askerlerin yardımına yetişmek ve daha sonra haritada yegane bulunan ufacık eve girip telsizle haber vermek. Bunu yapmak için öncelikle dibimizde bulunan adamları tarzınıza uygun bir biçimde ortadan kaldırmanız lazım. Önünüzde birkaç seçenek var. Bunlardan birincisi tuzak erbabıyla stratejik birkaç yere tuzaklar yerleştirip daha sonra da Green'in ses çıkaran zımbırtısıyla dikkatleri tuzakların yakınına çekerek düşmanı etkisiz hale getirmek. İkinci metod ise bir yandan Green'in bıçağıyla düşmanları ipe dizerken bir yandan da geriye kalan dostlarımızla silahlı destek vermek. Ama baştan söyleyeyim bu biraz daha zor. Üçüncü seçenek de tuzak ve gerilla taktikleri uzmanının (her cümlede adam bir şeyde daha uzman oluyor :) molotof kokteylini önünüzdeki ilk adamın kafasında kırıp, kargaşadan yararlanarak silahla koşuşturan adamları temizlemek. Gene baştan diyeyim bu en zoru. Yakındaki adamların işleri bittikten sonra mantıklı olan bence haritanın solundan sandığın oradan mühimmat toplayarak devam etmenizdir. Müttefik askerlerin korunaklı alanına girdikten sonra da cepheden evi görebilecek bir harita ayarı yapıp, evin size göre sağından dolaşıp soluna geçip oradakileri yok ettikten sonra evin içine son harekatı düzenlemektir. Bu görevin training olmasından dolayı devamını anlatacağım. İstemeyenler okumasınlar. Görev gereği telsizi kullandığınızda size karargahtan yaklaşmakta olan bir grup askerin olduğunu ve bir de tankın olduğunu söylüyorlar. Orada kalın ve hepsini yok edin diyorlar. Bunun üzerine yapmanız gereken ilk şey yaralı bereli müttefik askerlerini güvenilir bir yere toplamanız olmalıdır. Bu konuda da güvenebileceğiniz yerlerin başında göreve başladığınız mekan var. Bu mekanın da en güvenilir noktası ekranın en altındaki koyu yeşil kısımdır. Askerlerinizi buraya yerleştirdikten sonra hepsini yatırıp yüzlerini de yola çevirin. Ha unutmadan söyleyeyim, bunları yaparken bir zaman sınırlamanız yok. Ekranın sağ altındaki adam kafasının ve tuşların solundaki beyaz simgeye bastığınızda düşmanlar 15-20 saniye içinde gelecekler. Acele işe şeytan karışır. Şeytan doldurur. Neyse. Dediğim şeyi yaptıktan sonra yapmanız gereken de haritada bulduğunuz patlayıcıları ve mayınları yolun bir yerine yerleştirmenizdir. Bunu da yaptıktan sonra beyaz simgeye basıp bekleyebilirsiniz. Bol bol da save edin ki işiniz sağlam olsun derim. Zaten bir kez başarısız olursanız anlattıklarımı değiştirerek uygulayarak sizin için doğru olanı bulabilirsiniz. Gelelim training'lerden sonraki ilk düzgün görevimiz olan Night Of The Wolves görevine. Bu göreve en başta sadece hırsız arsız arkadaşımız ile başlıyorsunuz. Ben bu adama bir türlü komando demek istemiyorum nedense. Hırsız işte. Evet koskocaman bir Nazi limanının hafif açıklarında ve mayınlardan 10 metre uzakta bir sürat teknesinin içinde başladığımız görevimizde öncelikli amaçlarımız, içerde bulunan ve yardım kitabında da yeri gösterilen yaralı müttefik dostumuza ulaşmak, köstebek kadın Natasha ile temasa (!) geçmek

TERİ

'HANDGUN' Türkçe karşılığı el tabancası. Başka uzuvlarıyla silah kullanabilen canlı türleri henüz galaksilerini terk etmediğinden (dünya gezegeninde birkaç zaman daha kullanılabilir bir silah kanaatimce. Bir de bazı kesimlerde kıyafet tamamlayıcı aksesuar niyetine

'SNIPER RIFLE' Keskin nişancı tüfeği diye Türkçeye çevrilmiş olan bu silahın yeni modellerinde kullanılan güvenlik sistemi de şöyle, kullanıcı görevi unutup da silahın dürbünüyle apartman sakinlerine zoom yaparsa tüfek ona sesli ikazda bulunuyor. Türkçe hariç küfür edebiliyor.

Yıllar önce çılgın apartman görevlilerinin apartman bahçesine dadanan çocuklar için ya da otoparka dadanan yabancı araçlar için geliştirdiği bir sistemdir mayın. Bir de patladığı için özellikle Bleda gibi meraklı insanların gelebileceği üzerine basmayın.

'BAZOOKA' İŞ 'Roketatar' diye paldır telaffuz edilen bu silah, bazı memleketlerde uzay mekiklerinin üzerine takılırken, bazılarında da köy düğünlerinde sağa sola sıkmak amacıyla kullanılmaktadır. Görüldüğü gibi bu silahın da kullanıcı yelpazesi oldukça geniş

Rambo'nun bacağında tanıdık. Delta Force'da 3 puan almak için rakibimizin gırtlağını keserken kullandık. Şimdilerde ise emekliliğini isteyip Anadolu'da bir mezbahada koyunları çok zorlanıyormuş).

ve bir de Nazilerin kullandığı şifreleri dekode eden Enigma isimli aleti kumandanın odasından yürütmek. İlk başta yapmanız gereken yaralı müttefiğin yanına ulaşmak ve onunla biraz sohbet edip duygusal bir biçimde ölümünü izlemek. Bu arada köpeğe de dikkat etmek. Çünkü köpek Commandos 2'de eklenen o 3 karakterden köpek olanı, yani Whiskey. Adamcağız öldükten sonra köpeği hırsıza emanet ediyor. Ve diyor ki “ona iyi bak, ona dikkat et bir şey olmasın”. Bunun üzerine ben de gözüm gibi baktım ama yukarıda da dediğim gibi köpeğe zaten kimse bir şey yapmıyor. Hem zaten bunun görevle bir alakası yok. İkincil göreviniz olan Natasha ile temas konusunda size köpeğin inanılmaz yardımı dokunacak. Şöyle ki, haritaya denizden bakıldığında yaralı adamla konuştuğunuz kulübenin hemen sağında, önünde 2 adamın konuştuğu büyük hangarda Natasha. İçerisi de oldukça kalabalık olduğu için köpeği birazcık kurcalayıp öğrenmelisiniz. Mesela köpeği havlatmadan önce dikkatini çekeceğiniz adamın/adamların sizi göremeyecek bir istikametine göndermeniz lazım. Böylelikle adamlar size sırtını dönecektir. Ve Whiskey havladığında ona dönüp sizi görmeyecektir. Köpekle dışarıdaki işiniz bitince hemen içeri sokmanız lazım, yoksa içeride dolaşan adamların akşam yemeği olursunuz (ne?). İte kaka Natasha'nın yanına geldikten sonra da o size yeni havadisleri verecektir. Bu havadisleri doğru değerlendirip kumandanın odasından aleti yürüttükten sonra hırsız kardeşimiz bir ranzanın altında sabahı getirecek ve siz bir sonraki bölüme geçeceksiniz. Oyunun görev sistemi bir garip geldi bana. Siz her görev bitti sandığınızda karargah size bir sipariş daha veriyor “hazır oradayken..” gibi bir şeyler diyorlar. Bu biraz monoton geldi bana ama yine de göz ardı edilir. Daha sonraki bölüm bayağı uzun bir bölüm, size sadece kısaca ne yapılacağından bahsedeyim. Ajan, bombacı ve dalgıç geliyor. Hırsız hala ranza altında. Köpek de onun yanında. Amacımız gene aynı yerde bulunan tutsak denizaltı tayfası ve kaptanını kurtararak kaçmak. Ama dediğim gibi karargah habire bir şeyler istiyor. Dolayısı ile o bölümden çıkmak bir türlü nasip olmuyor. Hatta şöyle de bir ayrıntı vereyim, denizaltıyla görevi bitirip uzaklaştığımda -görev gereği- benzin istasyonunu, 2 uçaksavarı, bir de içinde torpidolar bulunan bir hangarı havaya uçurmuştum. Atladığım bir nokta var. Bu görevin bir yerlerinde bir telsiz kullanarak Green Beret'i aranıza katıyorsunuz. İyice cümbüş oluyor ortalık. Neyse bundan bir sonraki bölümde neler olduğu ise size sürpriz olsun artık. Bu yazı bir tam çözüm olmadığı için kurallara uymalıyım. Ama şunu söyleyebilirim, asıl eğlence bu görevden sonra başlıyor. Evet sevgili arkadaşlar Binbaşı Bleda eşliğindeki Commandos

Betaş Akademi ve tesislerini gezmiş bulunmaktasınız. Öyle ilginç bir akademik sistemleri var ki bu Komandoların, siz gezerken elinize birkaç tane de sertifika tutuşturuyorlar. Yani şu anda gezdiğiniz bu 4 binadan tam 4 tane sertifika almış durumdasınız. Bunları oyun içinde kullanmanız dileğiyle artık. Commandos 2 birincisinden birkaç kat daha üstün bir başarıyla geldi piyasalara diye düşünüyorum. Grafikler, sesler, animasyonlar, programcıların bile rüyalarını süsleyecek türden. Bu kadar kaliteli bir şey olmasını açıkçası ben beklemiyordum. Oyunun artılarını yukarıda da fark ettiğiniz üzere saya saya bitiremedim. Şu anda sağlıklı düşünebilsem daha birkaç tane daha çıkar ama saat sabah 05:46 olduğu için aklıma gelmiyor. Oyunda eksi taraflar nelerdir derseniz, gözüme çarpan bir ölüp dirilme olayı var (ilkyardım çantasının öldükten sonra kullanılması gibi bir şey), bir de oyundaki harita evirip çevirme olayının esas haritada sadece köşeden köşeye, içerideyken de 360 derece yani esas haritada da 360 derece olmalıydı diye düşünüyorum. Bunun yanında konuşmalara gene pek bir değişiklik getirmemişler. Birkaç kelime daha ekleyip işin içinden çıkmışlar. Son bahsetmek istediğim eksi yön de görev sisteminin garipliği. Bitmek tükenmek bilmiyor. Ama bu Commandos 1'deki gibi zor görev-çok adam ilişkisine yakın bile değil en azından. Bu konuda takdiri hak ediyor programcılar. Oyunla ilgili söylemek istediklerim bunlardır. Şimdi oyundan bağımsız söylemek istediklerime gelelim, ben bu yazıyı nasıl bitirmeliyim acaba diye düşünürken ne buldum biliyor musunuz? Diğer yazarların bazıları (Emrecan.. Naber?) yazılarını aynı şekilde bitirerek tarz yaptıklarını zannediyorlar, bu tarz falan değil dostlar yemeyin beni. Bir tanesi habire trens mrens bir şeyler diyor insanların kanına giriyor. Bununla da yetinmiyor İngilizce şarkı sözleri yazıyor yazının sonunda, daha bitmedi. Her yazının sonunda kulaklığını çıkarıyor. Ne yapıyorsun evladım? Neden 7/24 kulaklık takıyorsun? Bunun bir getirisi var mıdır? Ben söyleyeyim istersen yoktur. Habire temcit pilavı gibi aynı şeyleri yazdığına göre yoktur yani. Çok üstüne gitmeyeyim senin en iyisi. Bu şarkıyı da sana armağan ediyorum. Bu arada iyi yaşayın sevgili okuyucular. Kulaklıkla yatacağım. “Sağ elimde beş parmak, sol elimde beş parmak.. de istersen say bak. Say bak sayy bakk" Commandos 2

MANDOS o 96

Uzun bir bekleyişin ardından; Commandos 2 nihayet çıktı. Tam dergiyi teslim etme zamanımızda elimize ulaşan oyunu geç kalma pahasına da olsa tanıttık. İyi ki de tanıtmışız. Oyun çok güzel.

Team Based Strategy SİSTEM:

Polat abi ben bu yazıyı mail alamıyorum, gönderemiyorum. Ben sana telefon açıp tek tek söylesem sen not alıp sonra yazar mısın? (Evren)

Pentium II 300 32 Mb Ram 2 Gb Hdd