Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 22
Ne hikaye ama... Duy da inanma!
Eyvah İrem
kaçırıldı ya da Kamer'in
Kamer'in telefonları acı acı inledi... MEG telefonu açtı, iş olsun diye Polat'a verdi. Polat altta kalmamak için Hüseyin'e uzattı. Hüseyin de ne yapsın garip, ortama uymak için telefonu Altuğ'a doğru fırlattı, Altuğ bir anda geri çekildi ve telefondan kurtuldu, sarmal kordonu iyice gerilen telefon aynı hızla Hüseyin'in yüzüne patladı. Hüseyin o acıyla çayı devirdi. Sıcak çayın bacaklarını yaktığı Polat hızla sıçrarken masa devriliyor ve MEG masanın altında kalıyordu... Telefondaki ses; "Bir işi de doğru düzgün yapacağınızı göremeyecek miyim insanoğlunun evrimleşmemiş üyeleri? İrem elimde, onu kurtarmak istiyorsanız Kusmuk'a koyduğunuz o resmi değiştirin" diye gürledi. Gameshow ekibi bir hakarete uğramıştı. Komando MEG, Nişancı Polat, Bombacı Altuğ ve Balıkçı Hüseyin hemen plan anlamıyla hayat kurtarıyorlar. Commandos 2'de göze yapmaya koyuldular. İrem Kongo'da olsa da onu bulacaklar ve çarpan bir diğer özellik ise haritanın rotate edilebiliyor K.A'ya taviz vermeyeceklerdi. (döndürülebiliyor) olması. Eğer esas harita bir Yandan bıçağını biliyor, diğer yandan da bölümündeyseniz bu sistem köşeden köşeye doğru saat Polat'a Türk Hava Yollarını aramasını emrediyordu. Kongo'ya 4 adet istikametinde çalışıyor. Esas haritada dağıl'da bilet alınmasına karar vermişti. Komando MEG mühendis adam gi olduğu için bütün alternatifleri değerlendirirdi. Ama okulda 9, ya da kapalı herhangi bir yerin içindeyseniz de bu sistem senesini doldurmasından da belli olacağı üzere yine yanlış 360 derece şeklinde işliyor. Bu da programcıların seçenekten başlamıştı. Kongo biletleri alındı. O sırada telefon yine ayrıntılara daha fazla önem vermesini kolaylaştırmış. Bu acı acı çaldı. nedenle dar bir alanda haritayı 360 derece Telefondaki ses; "Aptal çocuklar. Ne Kongosu angutlar!" dedi ve çevirebildiğinizde alanı çok kullanabiliyorsunuz. kapattı. 5 Oyunda benim en çok hoşuma giden yenilik de “w” Kendileriyle bir kez daha alay edilen grup ne yapacağını tuşunu kullanarak bir kapıya ya da geçide tıkladığınızda, şaşırmıştı. Zil mutlu mutlu çaldı, Gelen bak postacıydı. Selam verdi, ekranın solunda oluşan ve içerisini tam ayrıntılarıyla telefon faturalarını bıraktı ve gitti. MEG baktığınız noktadan gösteren 3 boyutlu görüş tuşu. ayrıntıyı incelerken ilginç bir şey fark etti. Faturası gelen telefon ortada yoktu ve telefonun acı acı Düşünsenize girmek istediğiniz odanın kapısını çaldığı saatlere denk gelen anlarda gözüken aramalar Kamer'in diğer aralayıp içeri bakıyorsunuz ve içerde kaç kişinin ne telefonuna aitti... MEG bir anda anladı! İrem'i kaçıran kişi binanın yaptığını görüyorsunuz. Commandos 2'de görsel dışına çıkmamıştı. Hemen durumu ekibe anlattı. Nişancı Polat çok anlamda zamanın teknolojisinden kaynaklanan bir getiri sinirlendi, Bombacı Altuğ patladı, Balıkçı Hüseyin aniden olduğundan bahsedeceğim biraz da. Programcılar aynı akvaryumdaki lepistesi kaptığı gibi MEG'e koştu. Ama bunların hiç grafik dizayn sistemi üzerinde çeşitli oynamalar yaparak birine gerek yoktu. Komando MEG olayı tek başına halledecekti... insan hareketlerini, su efektini, bina ve araç Bıçağı, tabancası ve hamburgerini bir çantaya koyan Meg, kayıp deformasyonlarını neredeyse hiç görmediğim kadar iyi telefonu devamlı çaldırmaya başladı. Her kata geldiğinde telefonu hale getirmişler. Oyundaki zoom olayını kullandığımızda çaldırıyor ve sesini duymaya çalışıyordu. Ama telefon sürekli meşgul 1024*768 çözünürlükte pixel pixel gözüken telefon çalıyordu. Meg yılmayacaktı, karar değiştirdi. Madem ki aradığı adamımızın hareketleri pürüzsüzlüğünü koruyor. çalmıyordu o da çalmayan telefonu bulmalıydı. Apartmandaki Sallamasından tutunda neryerin bütün telefonları çaldırmaya başladı... Böyle saçma sapan bir taktik karla kaplı olduğu bölümlerde dururken yaptığı olamazdı. Çalar tabii ulan o telefonlar. Hayret bir şey, Ama hareketler ve hatta dalgıcın suya atlarkenki hareketleri beklenmeyen oldu ve çelik kapı ardından bir klik sesi geldi. Aradığı tam anlamıyla göz kamaştırıcı. Oyunun ses teknolojisi de telefon kapanmıştı. Derken tuşların yeniden çevrildiğini duydu. Hızla çok fazla olmasa da bir gelişmeye sahip. Commandos'ta kapıya doğru yüklendi. İkinci tekmesinde kapıyı kırmıştı. Geliyorum, adamlar sizi görünce ya “Alarm alarm!” diye İrem çığlıkları atarak içeriye daldı. bağırıyorlardı, ya da telaffuz edemediğim veya K.A bayılmış vaziyetteydi. Bir an için İrem'in ağzını çözmüş ve yazamadığım bir şeyler diyorlardı. Artık kelime hazneleri İrem'de ona anlatmaya başlamıştı... Adamın bayıldığını görünce de, biraz daha geniş düşmanlarla karşı karşıyayız. Oyunda telefonla arkadaşlarını aramaya başlamıştı. Yani İrem. Allah kullanılabilir obje sayısının inventory eklenmesiyle doğru müstahakını versin. İşte bu yüzden Kamer'in telefonları kesiliyor. oranda artmış olması bir diğer ayrıntıdır. Silahlar, şarjörler, mühimmatlar, ilkyardım çantaları, patlayıcılar sayı bakımından bayağı artırılmış. Değinmeden geçemeyeceğim bir olay da ekranın sağ üst tarafındaki kullanılabilir harita, görüş alanı, kamera odaklama tuşlarının yanında oyunla ve görevlerle ilgili hem yazılı hem de görsel bilgilerin bulunduğu bir komando olma kılavuzu bulunması. Bu kılavuzun bir de özelliği var, seçtiğiniz görevle ilgili kitabın hemen solundaki kutucukta yer alan hedef işaretiyle adım adım ipuçları veriyor olması. Yani size görevde bilmem nereyi yok et diyorsa ve siz ne görselden, ne de yazılıdan bir şey anlamadıysanız bu hedef işaretiyle haritada çıkan okları takip ederek muradınıza eriyorsunuz. Oyunda benim pek fazla hoşuma gitmeyen bir değişiklik daha var. Bu da
sönmeye başlıyor ve tam kırmızı olduğunda alarmlar çalıyor. Bu da işiniz bitti demek oluyor. Üçüncü farklılık yukarıda dediğim gibi karakterlerin 3 tane artmış olması Commandos'ta var olan karakterler sabit, yeni gelenler ise 1 adet hırsız, 1 adet Rus müttefik köstebeği kadın ve bir de köpek. İlk göze çarpan bu üçlünün fazla işe yaramayacağı yönünde oluyor ama oyunun içinde tam adamlarınızdan biri düşman tarafından fark edilip de yaylım ateşine tutulduktan sonra yere düştüğünde ölmüyor olması. Yani adamın inventory'sine girip ilkyardım çantası kullanarak onu eski haline getirebiliyoruz. Bu değişiklik hoşuma gitmediği için pek fazla kullanmamayı tercih ediyorum. Ama Commandos 2'deki bölümlerin uzunluğu söz konusu olduğu için arasıra bunu kullanmamanın gerekliliği de tartışılmaz. Son olarak değinmek istediğim birkaç ufak ayrıntı daha kaldı. Bunlardan ilki, Commandos'un en can sıkıcı yanı olan görevler ilerledikçe zorluk seviyesinin düşman sayısı olarak size geri dönmesi Commandos 2'de biraz değişmiş. Yani oyunun 3. bölümünde inanılmaz kalabalık bir üsteyken, 4. bölümde apayrı sayısal olarak kolay bir bölüme geçiyorsunuz. 2. ayrıntımız, oyundaki düşman kardeşlerimizin yapay zeka konusunda biraz evrime uğramış olması. Adam sizi gördüğü anda en kolay zorluk seviyesinde bile bir anda işinizi bitirebiliyor. Ya da arkadaşını yerde gördüğü anda hemen bağırıp çağırmıyor ve gidip yanına nabzını yokluyor. Ölü olduğunu anlayınca da tabii ki yaygarayı basıyor. Bence böyle ufak şeyler oyunu güzel kılan ayrıntılar. Commandos 1 ve 2 arasındaki farklar yaklaşık olarak bunlardan ibaret. Artık 2. sertifikayı da almayı hak ettiniz. Buyurun. 3. Bina: Bütün Baş Harflerini Büyük Yazdığım Taktik Antrenman Sahası ve Commandos Spor Tesisleri Bu bölümümüzde Commandos 2 oyununun tamamına hitap eden ve hiçbir bölümünde falso vermeyeceği garanti edilen taktik eğitim sahasıdır. Hemen başlamak istiyorum. Oyunda birincil olarak sağda solda ayak altında fazla dolaşmadan yaşayabiliyoruz. Evet bir health sistemi var ama kimin nereden ne zaman çıkacağı belli olmadığı için mecburen böyle paranoyak davranıyoruz. Eğer görev gereği gitmeniz gereken yer düşman görüş alanında bir yerlerden geçiyorsa da sürünerek ve bakış süresinden maksimum yararlanarak geçmeye çalışıyoruz. Üzerinize mavi çizgi geldiğinde gözüne araba farı tutulmuş tavşan gibi kala kalmıyoruz ve bir şey olmamış gibi yolumuza devam ediyoruz. Tabii mavi çizgi yolumuzun üzerinde kaybolmayacak durumdaysa acilen adamın baktığı yöne doğru gitmeye başlıyoruz. Mavi çizgi kaybolunca soluklanmadan yolumuza eski doğrultumuzda devam ediyoruz. Bu arada sevgili komando dostlarımızı 2'den fazla sayıda bir yerden bir yere göndermiyoruz. Bunun sebebi de hesapta olmayan bir şey olduğunda ve koşmaları gerektiğinde daha fazla ses çıkarıyor olmaları. Hemen kaldığım yerden devam edeyim. Oyunda tırmanma yetisi olan adamlarımıza iyi davranıyoruz ve bu yetilerini fırsat buldukça kullanıyoruz. Mesela hırsız ve yeşil bereli komando direklere tırmanıp tellerden bir yere gidebiliyor. Tırmanırken ve inerken fark edilmediği sürece Hitler'in bile üzerinden geçebilirsiniz bu şekilde. Bunun yanında sevgili ajan kardeşimizin kıyafet zevkine dikkat etmeliyiz. Oyunda hırsız ve köstebek Rus Natasha (gerçekten adı bu :) hariç diğerleri yerden kıyafet giyebiliyorlar. Ancak sadece bunu efektif kullanabilen ajan var. Ve onun da bir seçicilik yapması gerekiyor. Ajan dostumuza eğer er kıyafeti giydirirseniz geriye kalan tüm üst rütbeliler onu anlıyorlar. Onbaşı kıyafeti giyince denkleri ve erler anlamıyor ama yüzbaşılar anlıyor. Bu böyle uzayıp gidiyor. Ancak dikkatimi çeken bir şey oldu, 3. bölümde tüm üssün generali olan bir tek adam var ve ben onun kıyafetini giydiğimde 100'lük askerler beni anladılar Daha sonra Hüseyin.
dona
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 23
ARE anladım ki giymem gereken kıyafet orta karar bir şey olmalı. Diğerlerinin de kıyafet konusu kanımca şundan kaynaklanıyor, zaten gizli bir şekilde sessizce iş görüyor. Onun üniformaya ihtiyacı yok. Natasha'nın ise zaten kendine ait bir üniforması var. Green Beret ise herhangi bir insan statüsünde vücuda sahip olmadığı için, geriye kalanlar da sırtlarında çantalar taşıdıklarından ve diğer sebeplerden kullanamıyorlar. Ama giyebilmeleri gerçekten hoş olmuş. Hah bir de köpek var ama o zaten hiçbir şey giymiyor. Kıyafet konusuna sanırım açıklık getirdim biraz. Bir de değinmem gereken makyaj konusu var. Bu sadece Natasha için geçerli. Az buçuk bizim ajan kardeşimizin olayı olan askerlerin dikkatini çekme işini diplerine sokulup da ilginç sesler çıkararak ve makyaj yaparak Natasha (sıkıldım bu isimden) da becerebiliyor. Hatta Commandos 2'de ajanlık kadar ayağa düşmüş ki aynı işi Whiskey the köpek bile havlayarak yapabiliyor. Ama köpeği kullanabilmemiz için önce tüm karakterlerde bulunan düdüğü çalıp onu yanımıza çağırmalı ve belli bir mesafede durmalıyız. Yoksa köpek olduğu için emirlere cevap vermiyor. Köpeğin bir de inventory'si olması yararlı olmuş kanımca. Diğer karakterlerden daha küçük ama kullanılabilir olması dolayısı ile bir yerden bir yere mühimmat transferinde adamlarınızı tehlikeye atmıyorsunuz. Whiskey kesinlikle askerler tarafından hırpalanmıyor. Hatta düşman köpekler bile onu hırpalamıyorlar. Dolayısı ile suyunu çıkarana dek kullanabiliriz onu. Oyunda shift tuşuna basarak kapıları, manivelaları vesaire işleyen basit makinaları aktive edebiliyoruz. Bunun haricinde öldürdüğümüz ya da bayılttığımız adamları sırtlayıp taşıyabiliyoruz veya ağzını yüzünü bağlayıp tamamen etkisiz hale getirebiliyoruz. Unutmayın bir adam bayılttığınız zaman belli bir süre sonra ayağa kalkıyor ve tehlikeli hale geri geliyor. Dolayısı ile ya öldürün ya da bağlayın derim naçizane ben. Commandos 2'de bir de ajanın iğneleme modu hala devam ediyor. Ancak bu sefer elinde var olan iğneyle adamın başını döndürüyor ve bir anlık şaşkınlıktan yararlanıp bir şeyler yapabiliyorsunuz. Ajanın bir de “s” tuşu ile kullanılan Speak özelliği var. Bu da alt rütbeli adamlara gidip onları başka yere baktırabilirsiniz ve hatta kısa bir süre için onları başka bir yere gönderebilirsiniz demek oluyor. Bu sistemin gönderme kısmı sadece alt işliyor ama. Üst rütbelilerin sadece kafasını başka yere çevirebiliyorsunuz. Evet komandoların bir de soğuktan donma ve havasızlıktan ölme durumları söz konusudur. Bunlardan soğuktan donma kısmı karlı görevlerde (haliyle) geçerli. Bu görevlerde eğer sandıklarda kürklü kıyafetlerden bulup giydirmezseniz sağ taraftaki mavi bar düşene kadar bir şey olmuyor. Ama o bitince hasar almaya başlıyorsunuz. Havasızlıktan ölme konusuna gelince adamlarınız yüzerken “b” tuşuna bastığınızda suyun dibine doğru iniyorlar. Böyle olunca da ekipmanları olmadığından boğuluyorlar. Gene devrede tabii ki. Bu bar bir de siz bir yerler tırmandığınızda kırmızı bir hal alıyor. Sizin ara enerjinizi temsil eden bu kırmızılık dibe vurunca adamınız ellerini bırakıp düşmek zorunda kalıyor. Buna da dikkat edin derim, Şimdi de gelelim oyundaki silahlara. Commandos'tan da hatırlayacağınız neredeyse her adamımızın bir beylik tabancası vardı (hepsinin var mıydı yoksa?). Commandos 2'de de bu tabancaların yanında makineli tüfek, uzun namlulu tüfek ve keskin nişancı tüfeği gibi klasiklerin yanında bazooka ve alev makinesi gibi birkaç eğlenceli silah daha var. Alev makinesi oldukça güzel yapılmış. Mermi yerine bir sayaç koymuşlar. 500'den başlıyor. Ve siz ufak mouse darbeleriyle bile bir adamı yakabiliyorsunuz. Bu silahın eksi tarafı ise yaktığınız adamdan mühimmat alamıyor olmanız ve yaktığınız adamın bir süre bağıra çağıra koşturması. Bu direkt olarak düşmanları ayağa kaldırıyor. Gelelim kısa namlulu makineli tüfeğe. Bu silah da yakın mesafeden dur durak tanımıyor ancak menzili bayağı düşük. Maksimum 150 mermi alabiliyor ve bununla 15 adamı rahatlıkla indirebiliyorsunuz. Kalabalık hedeflerde çok etkili. Uzun namlulu piyade tüfeğinin de menzili uzun, ateş süresi yüksek ve mermisi az. Ama benim daha çoğunlukla kullandığım bir silah. Uzaklardan bir yerlerden (çok değil tabii ki) tek mermiyle işini bitiriyorsunuz düşmanın. Devriyeler görüp yanına koştuğunda da onları da merminiz el verdiği sürece harcayabiliyorsunuz. Bazooka ise biraz kullanışsız gibi geldi bana. Neredeyse el bombası mesafesine atıyorsunuz ve gene neredeyse el bombası kadar bir etkiye sahip. Bunun yanında ilk aldığınızda sadece 2 mermiye sahip olması da sinirimi bozdu açıkçası. Bazookayı ve alev makinesini sadece Inferno lakaplı canlı bomba kardeşimiz kullanabiliyor. Bazen düşünüyorum da oyundaki en ağır ama en etkili yok edici Inferno sanırım. Neyse. Silah olarak kullandığımız bir de bıçak var ki bu benim favorim. Evet adama yaklaşmamız gerekiyor ama en sessiz ve temiz silah bıçak. Adama yaklaşma konusunda tereddüt içindeyseniz bulduğunuz ya da Green Beret'te olan bıçağı-bıçakları dalgıç komando'ya vermenizi tavsiye ederim. Dalgıç komando (şirin baba der gibi oluyor :), bıçağı uzak mesafeden kullanabilen bir şahıs olması dolayısı ile etkili. Yani siz Green ile gidip bıçağı sokup cesedi sırtlayıp geri dönene kadar dalgıç elinde 2 bıçak olması ihtimalinde seri katil (o ne be) olabiliyor. Zaten oldum olası denizi sevmişimdir. Oyunda harita kullanımıyla yukarıda değinmem gereken ama açıkçası unuttuğum bir şey var, Haritada var olan duvarların tam dibine işaretlediğinizde adamınızı duvarın yanına kadar yaklaşıp duvara sırtını veriyor ve kollarıyla ayaklarını yanlara doğru açarak iyice siniyor. Bu da kullanılması gereken bir şey, Oyunda şimdiye kadar kullanmadığım bir tek şişe atarak kafa yarma ve adam bayıltma kaldı. Yok hakikaten var bu oyunda dalga geçmiyorum. Ama bana biraz kadın işi gibi geliyor. Bir de bu şişe atmanın sigara paketi atma versiyonu var. Bu can acıtmaya değil de direkt olarak dikkat dağıtmaya yönelik bir davranış, Kullanışlı değil ama. O kadar ajanınız, Natasha'nız, köpeğiniz varken neden sigara paketi kullanasınız ki? Bir cevap bulursanız bana mail atın bir zahmet. Şimdi sırada son perde olan brifing var. Ondan sonra göreve çıkacaksınız. Dur durak tanımadan vatan hasretiyle ve yüzünüzün akıyla geri döneceksiniz. Ne? Hepinizin vatanı farklı mı? Biriniz Fransız biriniz İrlandalı mı? Hmmm... Anladım. Olsun hepimiz kardeş değil miyiz? Neyse (istifra poşetleri koltukların altındadır)