Gameshow sayı 65, sayfa 23

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 23

ARE anladım ki giymem gereken kıyafet orta karar bir şey olmalı. Diğerlerinin de kıyafet konusu kanımca şundan kaynaklanıyor, zaten gizli bir şekilde sessizce iş görüyor. Onun üniformaya ihtiyacı yok. Natasha'nın ise zaten kendine ait bir üniforması var. Green Beret ise herhangi bir insan statüsünde vücuda sahip olmadığı için, geriye kalanlar da sırtlarında çantalar taşıdıklarından ve diğer sebeplerden kullanamıyorlar. Ama giyebilmeleri gerçekten hoş olmuş. Hah bir de köpek var ama o zaten hiçbir şey giymiyor. Kıyafet konusuna sanırım açıklık getirdim biraz. Bir de değinmem gereken makyaj konusu var. Bu sadece Natasha için geçerli. Az buçuk bizim ajan kardeşimizin olayı olan askerlerin dikkatini çekme işini diplerine sokulup da ilginç sesler çıkararak ve makyaj yaparak Natasha (sıkıldım bu isimden) da becerebiliyor. Hatta Commandos 2'de ajanlık kadar ayağa düşmüş ki aynı işi Whiskey the köpek bile havlayarak yapabiliyor. Ama köpeği kullanabilmemiz için önce tüm karakterlerde bulunan düdüğü çalıp onu yanımıza çağırmalı ve belli bir mesafede durmalıyız. Yoksa köpek olduğu için emirlere cevap vermiyor. Köpeğin bir de inventory'si olması yararlı olmuş kanımca. Diğer karakterlerden daha küçük ama kullanılabilir olması dolayısı ile bir yerden bir yere mühimmat transferinde adamlarınızı tehlikeye atmıyorsunuz. Whiskey kesinlikle askerler tarafından hırpalanmıyor. Hatta düşman köpekler bile onu hırpalamıyorlar. Dolayısı ile suyunu çıkarana dek kullanabiliriz onu. Oyunda shift tuşuna basarak kapıları, manivelaları vesaire işleyen basit makinaları aktive edebiliyoruz. Bunun haricinde öldürdüğümüz ya da bayılttığımız adamları sırtlayıp taşıyabiliyoruz veya ağzını yüzünü bağlayıp tamamen etkisiz hale getirebiliyoruz. Unutmayın bir adam bayılttığınız zaman belli bir süre sonra ayağa kalkıyor ve tehlikeli hale geri geliyor. Dolayısı ile ya öldürün ya da bağlayın derim naçizane ben. Commandos 2'de bir de ajanın iğneleme modu hala devam ediyor. Ancak bu sefer elinde var olan iğneyle adamın başını döndürüyor ve bir anlık şaşkınlıktan yararlanıp bir şeyler yapabiliyorsunuz. Ajanın bir de “s” tuşu ile kullanılan Speak özelliği var. Bu da alt rütbeli adamlara gidip onları başka yere baktırabilirsiniz ve hatta kısa bir süre için onları başka bir yere gönderebilirsiniz demek oluyor. Bu sistemin gönderme kısmı sadece alt işliyor ama. Üst rütbelilerin sadece kafasını başka yere çevirebiliyorsunuz. Evet komandoların bir de soğuktan donma ve havasızlıktan ölme durumları söz konusudur. Bunlardan soğuktan donma kısmı karlı görevlerde (haliyle) geçerli. Bu görevlerde eğer sandıklarda kürklü kıyafetlerden bulup giydirmezseniz sağ taraftaki mavi bar düşene kadar bir şey olmuyor. Ama o bitince hasar almaya başlıyorsunuz. Havasızlıktan ölme konusuna gelince adamlarınız yüzerken “b” tuşuna bastığınızda suyun dibine doğru iniyorlar. Böyle olunca da ekipmanları olmadığından boğuluyorlar. Gene devrede tabii ki. Bu bar bir de siz bir yerler tırmandığınızda kırmızı bir hal alıyor. Sizin ara enerjinizi temsil eden bu kırmızılık dibe vurunca adamınız ellerini bırakıp düşmek zorunda kalıyor. Buna da dikkat edin derim, Şimdi de gelelim oyundaki silahlara. Commandos'tan da hatırlayacağınız neredeyse her adamımızın bir beylik tabancası vardı (hepsinin var mıydı yoksa?). Commandos 2'de de bu tabancaların yanında makineli tüfek, uzun namlulu tüfek ve keskin nişancı tüfeği gibi klasiklerin yanında bazooka ve alev makinesi gibi birkaç eğlenceli silah daha var. Alev makinesi oldukça güzel yapılmış. Mermi yerine bir sayaç koymuşlar. 500'den başlıyor. Ve siz ufak mouse darbeleriyle bile bir adamı yakabiliyorsunuz. Bu silahın eksi tarafı ise yaktığınız adamdan mühimmat alamıyor olmanız ve yaktığınız adamın bir süre bağıra çağıra koşturması. Bu direkt olarak düşmanları ayağa kaldırıyor. Gelelim kısa namlulu makineli tüfeğe. Bu silah da yakın mesafeden dur durak tanımıyor ancak menzili bayağı düşük. Maksimum 150 mermi alabiliyor ve bununla 15 adamı rahatlıkla indirebiliyorsunuz. Kalabalık hedeflerde çok etkili. Uzun namlulu piyade tüfeğinin de menzili uzun, ateş süresi yüksek ve mermisi az. Ama benim daha çoğunlukla kullandığım bir silah. Uzaklardan bir yerlerden (çok değil tabii ki) tek mermiyle işini bitiriyorsunuz düşmanın. Devriyeler görüp yanına koştuğunda da onları da merminiz el verdiği sürece harcayabiliyorsunuz. Bazooka ise biraz kullanışsız gibi geldi bana. Neredeyse el bombası mesafesine atıyorsunuz ve gene neredeyse el bombası kadar bir etkiye sahip. Bunun yanında ilk aldığınızda sadece 2 mermiye sahip olması da sinirimi bozdu açıkçası. Bazookayı ve alev makinesini sadece Inferno lakaplı canlı bomba kardeşimiz kullanabiliyor. Bazen düşünüyorum da oyundaki en ağır ama en etkili yok edici Inferno sanırım. Neyse. Silah olarak kullandığımız bir de bıçak var ki bu benim favorim. Evet adama yaklaşmamız gerekiyor ama en sessiz ve temiz silah bıçak. Adama yaklaşma konusunda tereddüt içindeyseniz bulduğunuz ya da Green Beret'te olan bıçağı-bıçakları dalgıç komando'ya vermenizi tavsiye ederim. Dalgıç komando (şirin baba der gibi oluyor :), bıçağı uzak mesafeden kullanabilen bir şahıs olması dolayısı ile etkili. Yani siz Green ile gidip bıçağı sokup cesedi sırtlayıp geri dönene kadar dalgıç elinde 2 bıçak olması ihtimalinde seri katil (o ne be) olabiliyor. Zaten oldum olası denizi sevmişimdir. Oyunda harita kullanımıyla yukarıda değinmem gereken ama açıkçası unuttuğum bir şey var, Haritada var olan duvarların tam dibine işaretlediğinizde adamınızı duvarın yanına kadar yaklaşıp duvara sırtını veriyor ve kollarıyla ayaklarını yanlara doğru açarak iyice siniyor. Bu da kullanılması gereken bir şey, Oyunda şimdiye kadar kullanmadığım bir tek şişe atarak kafa yarma ve adam bayıltma kaldı. Yok hakikaten var bu oyunda dalga geçmiyorum. Ama bana biraz kadın işi gibi geliyor. Bir de bu şişe atmanın sigara paketi atma versiyonu var. Bu can acıtmaya değil de direkt olarak dikkat dağıtmaya yönelik bir davranış, Kullanışlı değil ama. O kadar ajanınız, Natasha'nız, köpeğiniz varken neden sigara paketi kullanasınız ki? Bir cevap bulursanız bana mail atın bir zahmet. Şimdi sırada son perde olan brifing var. Ondan sonra göreve çıkacaksınız. Dur durak tanımadan vatan hasretiyle ve yüzünüzün akıyla geri döneceksiniz. Ne? Hepinizin vatanı farklı mı? Biriniz Fransız biriniz İrlandalı mı? Hmmm... Anladım. Olsun hepimiz kardeş değil miyiz? Neyse (istifra poşetleri koltukların altındadır)

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.