RAILS ACROSS AMERICA
Retro bilgisayar1890, Amerika'nın gelişme dönemleri. Kendi halinde bir tren yolu işçisi iken nasıl olduğu anlaşılamadan bir anda zengin olan William TrainWheller'in malikanesinde; - Efendim rakiplerimizden Harriman taşımacılık Toronto-Vancouver arası yolunu bitirmek üzereymiş!! - Çuff çuff.. Yahu rahatsız etmeyin beni oyuncak trenlerimle oyn.. Ehm. Çabuk o yola dinamit döşeyin (Sabotage). Daha sonra kirli işler müdürüm Sam'i bulun. Yumoş Harriman'ın kasasından biraz para yürütsün (Stock Raid) ama Sam'e önce New York'ta bir sarışın ayarlayın (Graft 1 influence point), ayrıca Harriman hakkında da basına kötü iddialar yayın (Publicity). Nebileyim topoş falan deyin (Yorumsuz:)!! - İstediklerinizi yaptık halk artık bizi tercih ediyor. Bu arada sayın William, Denver şehri yakınlarında altına hücum başlamış. - Ne diyorsun sen terbiyesiz!! Her şeyi bana mı soracaksınız?! Hemen en yakındaki şehirden oraya bir demiryolu hattı döşeyin (Lay Tracks). Masraftan kaçınmayın gerekirse çift hat geçin (Extra Tracks). Hattın başına bir müdür atayın ki verimliliğimiz artsın (Use Manager). Bu arada hattı döşerken işçilere birkaç güzel kızılderili kadını vaat edin de iş daha çabuk bitsin (Extra crew, ama bu yolla değil:) - Sevgili patronum, yeni gelişen Boston limanı ile iç kesimlere hammadde dağıtımında önemli rol oynayan Albany yöresi arasında sahipsiz bir demiryolu hattı bulduk.
RAILS Across America
- Sende ne kadar yalakaymışsın be Jhon. Neyse, hemen halk üzerinde baskı kurun ve numaradan bir açık arttırma düzenleyin (Publicity - Force Auction) Ucuza kapatın o yolu, sonrada bütün işçileri kovun işten nıhahaal! 10 dakika sonra; - William TrainWheller yürüttüğünüz pis işler ve skandallarınız ortaya çıktı. Tutuklusunuz! - Eşiniz Betty ve topoş sandığınız Harriman birleşip sizi ele vermişler. Ayrıca yalakalığı sizden öğrendim efendim. Bu arada sanırım siz artık benim efendim değilsiniz efendim. - Hayırrr... Demiryolu imparatorluğum Buharlı lokomotifler yapılmış en asil makinelerdir bence. Düşünsenize bir kere, tamamen mekanikler. Lokomotif'i sürdüğünüz yerde bir sürü gösterge, kol ve düğme bulunur. Sanki koskoca bir uzay gemisini sürüyormuş gibi (daha önce uzay gemisi sürdün mü diyenlere yanıtım evet, Wing Commander'ı birincisinden itibaren ezbere bilirim olacak:). Fakat bütün bu şaşalı kontrol mekanizmasına, bir sürü kol, düğme göstergeye rağmen yürüyen şey günümüze göre çok basit bir mantıkla çalışır ve rayların dışında bile hareket edemez. Yinede, her köşesinden buhar fışkıran o koca cüssesi bile mekanik asaletini göstermeye yeter bence. Bu hantal aletlerin yer aldığı, Railroad Across America'da, kuruyorum" MEG
1830'lu yıllardan 2040'lı yıllara kadar olan zaman dilimi içerisinde, Amerika Birleşik Devletleri ve sınır bölgelerinde bir demiryolu imparatorluğu kurmaya çalışıyoruz. Bunu dedikten sonra biraz eski oyuncuların aklına hemen efsanevi oyun Railroad Tycoon gelecektir. Muhteşem bir ekonomik yapı, şirket olarak büyüme, yayılma duygusu ile trenleri ve taşımacılığı birleştiren Sid Meier'in Railroad Tycoon'u asla unutulmayacak (Sid babanın hiçbir oyunu unutulacak gibi değil ki. Her biri kendi türlerini yaratmışlar. Civilization, Colonization, Pirates, Silent Service, Red Storm Rising, F-15 Strike Eagle 1-2.... Bu parantezi hemen kapamalıyım yoksa Sid üzerine günlerce konuşabilirim eheh). Bu oyunda teorik olarak bir Railroad Tycoon klonu tabi ki. Ama yinede bu oyunun zevkinden hiçbir şey götürmüyor!! Öncelikle R.A.America'nın oynanış havasından bahsedeyim oyunu daha almamış ya da kararsız olanlar için. Dediğim gibi 1850'li yılların yeni gelişmekte olan Amerika'sı üzerinde trenlerimizle; çok mühim olan yolcu ve hammadde taşımacılığını üstleniyoruz oyunda. Bilgisayarın yönettiği ve bizim gibi birer taşımacılık şirketi olan bir sürü rakibimiz oluyor. Oyun dümdüz bir haritanın üzerinde oynanıyor. Haritaya zoom yaptıkça üzerinde her biri kendi ufak animasyonlarına sahip olan bir çok şehir ve yerleşim birimi ile karşılaşıyorsunuz. Bir taşımacılık şirketi olarak genel amacınız bu gelişmekte olan kentleri tren yolları ile birbirine bağlayıp belirlediğiniz zaman dilimine kadar (maksimum 2040 yılı) gerek parasal gerekse prestij açısından birinci şirket konumunda kalabilmek. Oyun genel olarak bu tanıdık konuya sahip olsa bile oynanışı gelişmiş “tycoon" serisi ve benzeri oyunlardan biraz farklı. Öncelikle bu oyunda trenlerimiz ve istasyonlarımız fazla ayrıntılı değil. Şehirlerin arasında taşınabilenler iki kısma ayrılmış: Kargo ve yolcu. Yani mesela Railroad Tycoon 2'de olduğu gibi her şehrin istediği ve dışarıya verdiği ayrı ayrı mallar yok. Dolayısı ile değişik vagon ve taşımacılık çeşitleri de yok. Ayrıca her ne kadar lokomotiflerimizle alakalı bir sürü ayrıntıyı görebilsek de bunlara müdahale edemiyoruz. Fakat zaten bu oyunda amaçlanan sıkıcı bir şirket simülasyonu yaratmak değilmiş anladığım kadarı ile. Çünkü bu oyun daha basit ve daha hızlı bir oynanış içeriyor. Oyunda her ne kadar ana amacınızı para kazanıp şirket olarak yayılmak oluştursa da bundan çok daha önem taşıyan bir şey var: Prestij puanı. Halkın gözündeki prestijiniz oldukça önem taşıyor.. Aslına bakarsanız oyunun en ana amacı, prestij puanı toplamak için Amerika tarihinde yer alan belirli demiryolu hatlarını hızla yapıp bunların verdiği prestiji elde etmek. Bu tarihi hatlar genel olarak Amerika'nın bir ucunu diğerine bağlayan uzun demiryolları. Zaten oyunun ismi de buradan geliyor Mesela kıtanın ortasındaki Toronto ile batı sahillerindeki Vancouver limanını birleştiren bir demiryolunu rakiplerinizden önce yapabilirseniz bu size önemli bir güç ve prestij puanı sağlayacaktır. Böyle böyle tüm prestij point'leri kapıp bu esnada da gerek ekonomik olarak doğru adımlarla gerekse hile ve pis işlerle şirketinizi lider konumda tutarsanız başarılı oluyorsunuz. Oyunu çalıştırdığımızda karşımıza klasik bir ana menü çıkıyor. Burada bulunan seçeneklerden bazılarına kısaca değinecek olursak; Quick Start: Hiçbir ayarlama ile uğraşmadan direkt oyuna başlamak isteyenler için yapılmış bir seçenek. Single Player: Eğer benim gibi oyunların her şeyini iyice ayarlayıp ciddi bir başlangıç yapmaktan hoşlanıyorsanız bu seçeneği seçmelisiniz. Single player'ı seçtikten sonra karşımıza üç seçenek daha geliyor. Bunlar ise; Regular Game: Ayarlamaları yaparak standart bir oyuna başlamanıza yarayan seçenek. Regular game ekranında, şirketinizin ismi logosu ve rengi ile beraber oyunun ana ayarlarını da yapabiliyoruz. Bunlar arasında oyunun zorluğu, başlangıç ve bitiş yılları (başlangıç yılı minimum 1830 bitiş yılı maksimum 2020), oyun başında elinizde olan paranız (maksimum 50$), politik saldırıların olup olmayacağı gibi özellikler yer alıyor. Hemen şunu ifade etmeliyim, elbette ki oyuna başladığınız tarihe göre tren teknolojisi, genel ekonomi ve şehirlerin durumları değişiyor. Ayrıca oyuna 50$ ile başlamak da bana göre bir nevi cheat özelliği taşıyor.
Scenarios: Özgürce ilerleyen bir oyun yerine, Amerika kıtasına has tarihi demiryollarını inşa edebileceğiniz bir oyun düzeni içerisinde olmak istiyorsanız seçebileceğiniz seçenek ise scenarios. Dediğim gibi bir çok tarihi ve önemli demiryolu zinciri, geçtikleri zaman diliminin şartları da ayarlanarak bu senaryoların içerisine konulmuş. Scenarios'a girip istediğimiz senaryoyu seçtikten sonra regular game'deki gibi bir ayar menüsünden istediklerimizi değiştiriyor ve yine start ile oyuna başlıyoruz. Tahmin edebileceğiniz gibi senaryoları bitirmek için birkaç belirli amacınız oluyor. İşte şu şehirlerin arasına bir demiryolu hattı kur, ile alakalı çok önemli bilgiler veriyor (mesela 1929'daki büyük ekonomik kriz ile alakalı verileri buradan öğrenebiliyorsunuz. Tabii yıl 1929 olunca eheh) Bu kısımdan tarihin gelişimini izlemek oldukça zevkli. Bu mesaj kutusunun hemen sağ alt yanında “goals” ve tren resmi bulunan bir düğme bulunuyor. Goals'den başlarda bahsettiğim prestij puanlarını sağlamak için kurmanız gereken uzun demiryolu hatlarını öğreniyorsunuz. Dediğim gibi bunları ilk olarak kurmanız çok önemli. Tren resimli düğmeden ise en yakında hizmet veren tren yolunu görüyoruz. Ana ekranın sağ tarafında oyun boyunca kullanacağımız bir bar bulunuyor. Bu barın en üst kısmında sabit olarak; o anki tarih, elinizde bulunan para, gelir miktarınız ve sahip olduğunuz prestij puanı gibi bilgiler yer alıyor. Bu kısmın hemen altında oyunu yönetmenizi sağlayan menüler yer alıyor. Bunlar; Tracklist: Yaptığınız demiryollarının değişik kategorilere göre listesi. Oyun ilerleyince çok işe yarıyor. Citylist: Demiryolu hattı ile bağladığınız şehirler başta olmak üzere tüm şehirlerin yolcu/kargo oranlarını ayrıntılı gösteren şehirler listesi. Find Shortlines: Oyun boyunca bazen kısa mesafede oldukça kar getiren sahipsiz demiryolları oluyor. Bu tuş ile bu demiryollarından istediğinizi seçebilir, onu açık arttırma ile satın alabilir ya da politik kartlarınızı kullanarak bu karlı yolları kendi saflarınıza geçirebilirsiniz.
Financial: Bu bölümün en başındaki Loans kısmı paramız tükendiğinde kredi alabilmemiz için kullanılıyor. Yalnız her kredi belirli bir zamana yayılan faizlerle verildiği için eğer krediyi atılım yapmakta kullanmayacaksanız sakın almayın derim çünkü daha sonra o parayı daha yüksek meblağlardan geri ödüyorsunuz. Loans'ın yanındaki Current Report ve Annual Report kısmından bilmemne şehrini hatta bağla falan gibi. Ben oyun hakkında o anlık veya yıllık raporlara ulaşmanız böyle angarya şeyleri sevmesem de belki hoşlananlarınız olabilir. Giderayak şunu da söyleyeyim ki oyunu yapan firmanın internet adresinden yeni senaryolar indirebiliyormuşsunuz. -Resume Game: Save ettiğiniz bir oyunu yüklemek için kullanılır. Açıklaması bile fuzulidir! Multi Player: Bu oyunu multiplayer olarak hiç denemedim ama içerdiği politik düzen ile arkadaşlarla oynamanın zevkli olacağını düşünüyorum. Oyunda kullanılan trenler hakkında oldukça güzel olarak hazırlanmış bir ansiklopedi kısmı. Trenler hakkında bir sürü ayrıntı ve değişik resimlerinin bulunduğu bu bölüm çok hoşuma gitti (ve bir kez daha buharlı trenler kadar asil olan hiçbir mekanik aracın bulunamayacağını anladım) Bu menülerden sonra artık oyuna başlayabiliriz. Daha öncede belirttiğim gibi R.A.America dümdüz bir haritanın üzerinde oynanıyor. Bu haritanın üzerinde birbirine bağlanmayı bekleyen bir sürü şehrimiz var. Oyunun bu genel haritasının hemen altında tarihi/önemli mesajların geçtiği bir panel bulunuyor. Bu mesajlar bulunulan tarihe göre şirketlerin, ekonominin ve şehirlerin durumu mümkün. En sondaki Special bölümü ise oldukça güzel. Buradan “dividend” ile şirketimizin hisselerini halka açıyor onlara belirli bir kar payı sunuyoruz. Bu şekilde daha kolay nakit para sağlayabilirsiniz. Politic: Daha önce de belirttiğim gibi oyunumuzun kendine has ve oldukça kullanışlı bir politik yönetim (saldırı mı demeliydim eheh) şekli var. Rakip şirketlere karşı yapabileceğiniz hareketleri elinizde bulunan güç kartları sayesinde yapıyorsunuz. Oyuna başladığınız andan itibaren dikkat ederseniz, ekranın üst kısmında devamlı olarak bazı kart resimleri belirecektir. İşte bunlar bahsettiğim politik güç kartları. Bu kartları ister belirli kombolarla kullanıp rakiplerinize türlü kalleşlikler yapabilir isterseniz de paraya dönüştürüp servetinize ekleyebilirsiniz. Oyun içerisinde zaman geçirdikçe bu kartlar size (ve tabi ki rakiplerinizi de) veriliyor. Devamlı bedava kart alabilmek ilk başta manasız gelse de oyunda biraz ilerleyince göreceksiniz ki bu kartlar tamamen oyunda geçirdiğiniz tarih dönemine (bununla paralel olarak ana ekrandaki mesaj kutusundan geçen tarihi yazılara) göre veriliyor. Mesela bir dönem kıtada ekonomi oldukça bozguna uğruyor hemen ardından pis işler ile alakalı kartlar daha çok gelmeye başlıyor gibi. Neticede siz ana ekranda elinize bir sürü yeni kartın geldiğini görüyorsunuz fakat bunlarla ne yapacaksınız? Şimdi hemen sağ üstten politics” menüsüne giriyoruz ve rakiplerimizin kuyusunu sinsice kazmaya başlıyoruz. Politics'e girdiğimizde karşımıza diğer şirketlerle olan durumumuzu gösteren bir tablo geliyor. Buradan rakiplerimize politik savaş açabilir ya da savaşta olduklarımızla barış yapıp saldırıların kesilmesini sağlayabilirsiniz. Fakat her şeye rağmen birine kalleşçe politik saldırı yapmak istiyorsunuz (ee tabi bu sizin en doğal hakkınız değil mi?) o zaman, saldırmak istediğiniz rakibin önündeki “influence” düğmesine tıklamanız gerekiyor. Influence: Az önce belirttiğim gibi pis işlerimizi buradan hallediyoruz. İnfluence ekranı sol taraftaki iki ana bölümden oluşuyor: “Actions” ve “Graft" Actions kısmında kartlarınızı kullanarak çeşitli politik saldırılar yapabiliyorsunuz. Burada hemen zaman içerisinde size verilen kartların özelliklerini ve bunlarla yapabileceklerinize bir bakalım. Kırmızı Kartlar (D - Dirty Tricks): Sabote etme, cinayet, kundaklama gibi çeşitleri olan pis işler için kullanılan kartlar. Mor Kartlar (P — Publicity): Bir şirketin halka karşı olan durumunu, prestijini etkilemek (iyi ya da kötü yönde) amaçlı olan kartlar.
karşı şirketin içerisinde bir ekonomik panic yaratıp yapmış olduğu yatırımların durmasını sağlıyor. Oldukça faydalı bir seçenek Stock Raid Kırmızı): Oyunun en önemli politik saldırısı kesinlikle “stock raid". Eğer yeterli güçte ve sayıda kartınız varsa bu yolla rakibinizin kasasından milyonlarca dolar çalabilir ve kendi servetinize ekleyebilirsiniz. Hatta ve hatta oyunun başından itibaren sadece stock raid yapıp rakipten para çalarak bir şirketi çökertebilirsiniz bile. Fakat bu yapılması ve tutması en zor politik saldırı. Elinizdeki kartların güçlü ve sayıca çok fazla olması gerekiyor. İşte random olarak gelen kartların etkilerini arttırmak istediğiniz bu gibi durumlarda ise “Graft” bölümü devreye giriyor. Graft kısmındaki ayar çubuğu ile elinize gelen kartların gelme sıklıklarını ve güçlerini belirli bir miktar para ödeyerek arttırabiliyorsunuz. Bu para her ay hesabınızdan otomatik çekiliyor. Bence her zaman değil de, örneğin bir stock raid yapmadan önce kullanılıp sonra kapatılması gereken bir seçenek. Yoksa servetiniz bu pis işler yolunda eriyip gider. Unutmayın güçlü politik kartlarınız olsa da nakitsiz hiçbir şeysiniz! Kartları ve yapabileceklerini anlattıktan sonra gelelim bunları nasıl kullanacağımıza. Actions kısmından istediğiniz saldırıya bastığınızda o anda yapılması için yeterli kartınız varsa sağ alt köşede “do it” yazılı düğme aktif olur (eğer yeterli kartınız yoksa zaten ekranda bu belirtilecektir). “Do it” ile saldırıyı başlattığınızda çok basitçe hazırlanmış bir ekran ile karşılaşıyoruz. Bir tavla kutusunun (ne denir ki bu şeye yahu? Tavla masası mıydı yoksa
İNFLUENCE PLAYER GOULD
Mavi Kartlar (G - Government) Devlet ya da yönetim ile alakalı olan kartlar. Yeşil Kartlar (M - Money): Anlayabileceğiniz gibi parasal saldırılarda kullanılan kartlar. Turuncu Kartlar (L - Labor) Şirketlerde çalışan işçileri etkilemek için kullanılan kartlar. Evet kart çeşitleri bu kadar. Kartların üzerindeki harfler (ve tabi ki renkleri) size hangi amaca hizmet ettiğini anlatıyor. Zaten renkleri bilmeseniz bile kartların üzerindeki resimler ve yazılar ne işe yaradıklarını belirtiyorlar. Kart harfinin yanındaki sayılar o kartın ahahl!) bir tarafına sizin kartlarınız diğer tarafına da rakibin savunma kartları diziliyor. Karşılıklı ataklar yapılıyor ve neticede saldıranın fazla kartı kaldı ise o aksiyon yapılmış oluyor. Diğer durumda aksiyon bloke edilmiş oluyor ve bu bazen saldırana oldukça pahalıya mal oluyor. Dikkat ettiyseniz ana influence ekranının sağ üst köşesinde “risk of scandal” isimli bir gösterge var. Evet doğru tahmin ettiniz!! Pis işlerimizde başarısız oldukça bu gösterge doluyor ve neticesinde sizin adınıza büyük bir skandal patlak veriyor. Oyun için hayati etki gücünü gösteriyor. Örneğin *D5” güçlü bir karttır gibi. Eğer elinizde işinize yaramayan kartlar varsa onları altlarındaki “cash in' düğmesi ile paraya dönüştürebiliyorsunuz. Başta belirttiğim gibi actions kısmında kartlar vasıtası ile yapabileceğimiz politik aksiyonlar bulunuyor. Bunlara bir bakacak olursak Investigation Mor): Bu saldırı ile rakip şirketin hakkında söylentiler ve skandallar yayarak halkın gözündeki prestijinin azalmasını sağlayabilirsiniz. Strike (Mor4 Turuncu): Strike'ı başarılı bir şekilde yaptığınızda rakip firmanın işçileri belirli bir süre boyunca greve gidecekler ve dolayısı ile o iğrenç kahrolası firma (politik oyunlarda kendimi kaybederim de!) büyük zarara uğrayacaktır. Financial Panic (Mavi * Yeşil): Hemen anlayabileceğiniz gibi bu etki, önem taşıyan prestij puanlarınızın bu şekilde heba olmasını engellemek istiyorsanız öncelikle güçlü ve sayıca çok olan kartlarla politik aksiyona girişin. Şunu da unutmayın ki, bir rakibe birden fazla saldırmış ve başarılı olmuşsanız doğal olarak onun elindeki kartlar tükenmiş olacağından ona çok daha rahatlıkla saldırıp onu bitirebilirsiniz. Size yapılan saldırılarda ise her şey yine dediğim gibi işliyor. Yalnız siz defans yapabileceğiniz kartları seçemiyorsunuz onun yerine bilgisayar bunu otomatik olarak seçiyor. Oyunun politik yanı hakkında yorumumdur: Açıkça söylemek gerekirse oyunun kartlarla sağlanan bu politika kısmı ilk başta bana oldukça basit ve manasız gelmişti (hatta bu kartlar için poker'in ve eşli piştinin mucidi olduğunu iddia edilen Emrecan The Magnificient “bune böyle, tren mi işletecez kağıt mı oynayacağız breh!” demişti!). Fakat oyunda ilerledikçe bu düzenin pek de kötü olmadığı ve hatta karmaşık ve sinsi şirket atakları yapabilmeyi oldukça güzel simüle etmeyi başardığını gördüm (tabi bunu Emre'de gördü. Bundan sonra "papaz kaçtı” ve "kağıttan kule yapma oyununun” isim babası olduğunu sandığım Emrecan'ın bu oyunda herkesi yeneceğinden şüphe duyuyorum :)). Neticede politika hayatında da şirketlerin rakiplerine karşı kullanabilecekleri her koz bir kart gibi düşünülebilir. Ve elinde kuvvetli kozları olan tabi ki karşısındakini sinsice batıracak daha sonra da arkasından “çok üzücü rakibimizde olsa çok severdik" diyip onu silip geçecektir (hayır canım gözümü para hırsı bürüdüğünü de nerden çıkarıyorsunuz -(GameShow galaksinin en iyi dergisi alın aldırın!!)- ehmm:)). Şimdi isterseniz oyun ekranının sağ tarafındaki bu ana menülerin hemen altına bakalım ve “Lay Track” ile ilk demiryolu hattımızı kuralım, Ana şehrimizde başladığımızı göz önüne alırsak. Hemen goals'dan kendimize bir Uygun bir hat seçiyoruz. Mesela Toronto yakınlarındaki bir yer için “US Transcontinental” hattı oldukça uygun. Tabii bunu yapmayıp kendinize farklı amaçlarda edinebilirsiniz. Lay Track tuşuna basıyoruz ve hat kurmak istediğimiz şehri işaretliyoruz. Sağ taraftaki barda değişik seçenekler çıkıyor. Bunlardan “suggest” yapacağımız yolun değişik kombinasyonlarını gösteriyor bize."purchase” ile o yolun yapımına başlayabiliyor “cancel” ile vazgeçiyoruz Purchase tuşuna basmadan önce en alt kısımdaki "cheap-med-fast” seçenekleri ile tren yolumuzun daha iyi özellikte olmasını sağlayabiliyoruz, Tabiki bu bedava olacak değil. İyi ve kullanışlı yol yapmak pahalı bir şey. Bu yapardınız serisi: Tren versiyonu
- Trene bindiniz, yanınızda da başka bir tren var. Bir anda tren geriye gibi görünüyor. Ama siz bunun relatif hareket il: landığını biliyorsunuz. iz İleri gidiyorsunuz da ondan geriye gidiyor gibi oluyı rahatladınız. Ama yandaki tren bu kez de yukarıya doğru hareket ediyor. Buyrun bakalım. Yiyorsa açıklayın.
- Sakin sakin gara gidiyorsunuz. Bilet alacak ve tren yolu üzerinden Eskişehir'e gideceksiniz. Gardaki memurun kulakları problemli dediğinizi duymuyor. Kağıda yazıyorsunuz okuma bilmediği için anlamıyor. İşaretlerle anlatmaya çalışıyorsunuz ama memur kör göremiyor. Başka memura gidip bilet almayı düşünüyorsunuz ama başka bilet satan memur da yok. Üstelik Eskişehir Treni kaçıyor. Son çare trene atlıyorsunuz ama düşüp Çok çok sizi Eskişehir'de defnederiz.
- Bir trende makinist olarak çalışıyorsunuz ve kullandığınız tren kaçırılıyor. Kaçıran adam silahı dayıyor ve diyor ki, “Rotamızı 40 derece sola ir. “Ya ici unun rotası sabit. Makas varsa döner, yoksa düz gider. En fazla geri geri giderim” diyorsunuz. Ama adam inada bindirmiş, 40 derece — | olmasa bile 20 derece döndür, döndürmeyen adam değil” diyor. Çakın tokadı ite (Elindeki silah su tabancası. Bu kıyağımızı unutmayın)
- Işık hızıyla ilerleyen bir trendesiniz, bir tünele girdiniz. Karşı yönden de ışık hızında ilerleyen bir tren geliyor ve onun ışığını gö... Çarptı tamam.
- Trenle Ankara'ya gidiyorsunuz. Fakat bir süre sonra bindiğiniz trenin vahşi batıya giden bir posta treni olduğunu anlıyorsunuz. Ve Tren acı bir frenle duruyor. Aniden 7 haydut bulunduğunuz kompartımanın tepesinden içeri dalıyor. Bütün çalıyorlar. Fakat son kez sizin yanınıza gelip ağzınızı söylüyorlar. Sizde başka çare yok ve o da ne: Bütün ön dişleriniz saf, 40 karatlık muhteşem altından yapılmış. Ve olağanüstü parlıyor, yansıtıyor, öyle ki bakan kendini görüyor. Ayrıca her altın diş güzel sanatlarla işlenmiş. Şimdi hiç cav cav etmeyin haydut size ne yapsa haklı. Acıtmasalar bari...
seçimin hemen altında ise yolun daha hızlı yapılması için çalıştırdığımız işçi sayısını arttırabileceğimiz bir alan bulunuyor (tabii hızlı yol yapmakta bedava değ... evet evet anladınız :). Neticede yeterli paramız var ise yol yapımına başlanıyor. Purchase tuşuna bastıktan sonra satın aldığımız hattımızın özelliklerini gösteren bir ekran ile karşılaşıyoruz. Görebileceğiniz gibi bu ekranın sağ tarafından o anki teknolojiye göre satın alabileceğimiz lokomotifler bulunuyor. Bu lokomotif resimlerini hemen yandaki “freight” bölümüne sürüklerseniz kargo üzerine, “passenger” bölümüne sürüklerseniz yolcu üzerine taşıma yaparsanız. Bu arada tren özelliklerini gösteren kartların üzerindeki ok işaretlerinden lokomotifi geliştirebiliyorsunuz. Kargo ve yolcu bölümünün sol tarafında ise zaman içerisinde demiryolunuzu teknolojiye ve ihtiyaçlarınıza uydurmanız için bazı seçenekler bulunuyor. Bunlardan tracks'in yanındaki sayı ile demiryolundaki hat sayısını en fazla dörde kadar çıkarabiliyorsunuz. Daha sonraları sign seçeneği ile yolunuza işaret tabelaları ekleyebilir ve elektrikli lokomotifler icat edildiğinde ise yollarınızı elektrikli hale dönüştürmek için electiric seçeneğini kullanabilirsiniz. Şimdi bu ekrandan çıkıp bir şehrin üzerine tıklayalım. Ana ekranın sağındaki barda bu sefer o şehir ile alakalı bilgiler yer alacaktır. Hemen anlaşılacağı gibi oyundaki taşımacılıkta kullanılan iki resource'den üstüste dizili kutular kargo, insan dizisi ise yolcuları temsil etmekte. Bunlara bakarak bir şehirden ne kadar kar sağlayıp sağlayamayacağınızı kestirebilirsiniz. Bu şehir bölümünde influence dediğimizde yine politik kartlarımızla değişik etkiler yaratabiliyoruz. Benzer bir şekilde düşman demiryollarının üstüne bastığımızda da aynı influence tuşu seçilir hale geliyor. Eğer rakip bir şirketin tren yoluna influence yapmak istersek kart ekranında bizi “sabotage” ve “safety inspection" seçenekleri bekliyor. Bunlardan sabotage anlaşıldığı üzere o yolun belirli bir beyninizi patlatıyorsunuz. E öldünüz... Yapacak birşey yok.
süre kullanıma kapatılmasını sağlayan bir sabotaj hareketi Diğeri ise rakibin tren yolu hattının halkın gözündeki güvenilirliğini ve o hattın güvenliğini düşüren bir eylem. Her ikisini de bol ve güçlü kartlarınız olduğunda yapmanızı tavsiye ederim, Eğer bloke olursanız skandallarınız tam tersi size patlayabilir. Railroad Across America böyle bir oyun işte. Daha yazıma girerken belirttiğim gibi ağır hesaplara dayanan bir şirket simülasyonu değil bu oyun. Ayrıntısı (diğerlerine nazaran) çok değil, Ayrıca gerek grafikleri gerekse sesleri oldukça basit. Zaten yapımcı firması da çok duyulmuş büyük bir firma değil. Yine de tüm bunlara ve nispeten basit oynanışına rağmen ben oyunu sevdim. Oyundaki politik sistem şirketler arası olan mücadeleyi basit ve güzel bir biçimde yansıtmayı başarıyor. Oyun genel olarak zevkli ve özellikle çok kafa yormadan 1850'li yılların Amerika'sında trenlerle bir şirket deneyimi yaşamak isteyenler için biçilmiş kaftan. Fakat benim gibi karmaşık strateji oyunlarını sevenlerdenseniz ve gerçek bir trenyolu şirketi kurmanın zevkini (ve ayrıntılı zorluklarını) tatmak istiyorsanız bakacağınız tek oyun Railroad Tycoon 2'dir. Bu oyun gerek grafikleri ve müzikleri gerekse ekonomik yapısı ile oldukça ayrıntılı bir oyun. Artık karar size kalmış. Bu yazınında sonuna geldim. Aslında size yazar arkadaşlarımızla gittiğimiz ve muhteşem zevkli geçen tatilimizi anlatmak istiyordum ama yerim kalmadı. Neyse bu hikayeyi de bir sonraki aya aktarırım size. Yazımı dünya edebiyatının gelmiş geçmiş en büyük yazarlarından olan Fiodor Mihayloviç Dostoyevski'nin “Yeraltından Notlar adlı eserinden şu inanılmaz tespit içeren sözlerle kapatıyorum. Bu kitabı mutlaka bir yerlerden bulup okumanızı da şiddetle tavsiye ediyorum. “Acaba, kolay elde edilen bir mutluluk mu yoksa insanı yücelten, olgunlaştıran bir acımı daha iyidir. Evet hangisi daha iyidir?”