SUDDEN STRIKE FOREVER

Bu gidişle Gameshow'un Official RTS yazarı olacağım ben. En zor oyunları bana yazdırıyorsunuz be, uhu! Polat'a ağladığım yetmedi biraz da size ağlayayım. Bir de üstüne bir günde istediler yazıyı, ona da bir uhu. Herneyse ya, karşımızda bir 2. Dünya Savaşı RTS'i var. Yine bir sürü asker var ve hepsini direkt olarak ölüme gönderiyorsunuz. Hani fantastik temalı oyunlar neyse de, gerçek bir mekanda geçen RTS oyunlarında kötü oluyor insan, her ölen askerde biraz daha irkiliyorum, “Ulan bu ne, ailesi vardır bunların, çocukları vardır, 25 sene yetiştirmiş insanlar bunları" diyesi geliyor (Saving Private Ryan'ı (bi de Thin Red Line vardı, o da süperdi) seyrettikten sonra rahatsız olmadan savaş oyunu oynamak olanaklı değil zaten). Bir de gittikçe daha da gerçekçi yapıyorlar oyunu, topraklar uçuşuyor, insanlar bağırıyor, ay aman ya... Bu oyunu oynadıktan sonra nasıl milyonlarca insan ölmüş 2. Dünya Savaşında anlayacaksınız. Nitekim Almanların Campaign'inin ilk görevinde, bir süreden sonra savunma yapayım dedim, geldikçe geldi Rus piyadeleri, ve geldikçe döküldüler. Kötü oluyor insan gerçekten. Duygusal olduk durup dururken iyi mi? Neyse acımasız bir insan olmak lazım biraz da. Alman firması cdv'nin bir zamanlar çıkardığı, Close Combat ekolünden Sudden Strike'ın addon'u bu oyun (Türkçe kelime yok galiba cümlede). İlk oyun gibi, 2. Dünya Savaşında binlerce asker, tank, ıvır ve zıvır birbirlerine girmekteler, ve çoğu zaman da oyuncu olarak biz

SUDDEN

"Bitmeyen savaş yeniden başlıyor"

"Polat abi saçmalama lütfen"

4 OYUNLAR

seyretmekteyiz. Konumuz 2. Dünya Savaşı. Bi an düşündüm de konu filan yok aslında. Sadece 2. Dünya Savaşında olan birimlerle savaşıyoruz, haritalar/senaryolar tarihten alınmış değiller 'genel olarak" (Campaign'lerin geçtikleri yerler öyle ama, Doğu Afrika vs). İlk oyun olan Sudden Strike, oldukça geniş ve özenli hazırlanmış bir oyundu. Dediğim gibi binlerce birim vardı oyunda (tamam abartıyorum), her ne kadar oyun çok gerçekçi olmasa da, acayip eğlenceli ve zor bir oyun olarak yer etti akıllarda. Şimdi Sudden Strike Forever (SSF diyeceğim artık bıktım) aynı şekilde yapılmış, hatta çok az değiştirilmiş ilk oyundan. Hemen ekleyeyim, oyunda bina yapmak veya kaynak toplamak gibi olaylar yok, size verilen birimlerin sayısı sabit (ama destek geliyor belli zamanlarda) onlarla oynuyorsunuz. Add-on'da değiştirdikleri şeyler ilk oyundan geliştirdikleri şeyler olmuş. Nasıl derseniz, şöyle diyeyim: Öncelikle grafikler süper(imsi). İlk oyunda da baya güzel olan grafikler yine güzel, oldukça gerçekçi görünüyorlar (2 boyutlu ve izometrik olmalarına rağmen). Patlama efektleri oldukça etkileyici olmuş. Ayrıca arazinin neredeyse tamamı yok edilebilir şekilde yapılmış, yani yol açmak için ağaçları indirmek, evleri patlatıp göçertmek gibi eylemler çok normal şeyler (hatta gerekli de). Her ne kadar 1024*768 çözünürlükte piyadeleri birbirinden ayırt etmek bazen çok zorlaşsa da, grafiklere diyecek pek bir şey yok (tabi yine de beğenmeyen milyon insan çıkacağından da eminim). Seslere gelirsek, bir takım sinir bozucu sesler dışında onlar da oldukça güzel olmuşlar. Tanklar ateş ettiğinde gerçekten de tank sesi çıkıyor, piyadeler savaşmaya başladığında gerçek gibi çıkıyor sesler. Kısaca onlar da güzel. Bir de Multiplayer özelliği var oyunun, GameSpy'la beraber oynayabilirsiniz. Multiplayer'ı baya geliştirmişler diye duydum, yine de standart Multiplayer işte. Bir de Map Editor var ek olarak. Grafik ve seslerden çok daha önemli olan oynanabilirliğe gelirsek, o sanki tam olarak olmamış gibi. Birimlerin sayısı çok arttığında (Rusya Campaign'inde genellikle öyle mesela), oyunu bırakıp seyretmeye başlıyor insan gerçekten de. 8 yerde birden saldırıya uğramaktayken paso Pause tuşuna basıp emir vermek sıkıyor insanı bir yerden sonra. Kontrollerde bir eksiklik sezdim bu yüzden, nasıl olacağından emin değilim ama kontroller en azından daha 'yeterli' olabilirmiş gibi geliyor bana. Bunun dışında o kadar çeşitli birim var ki oyunda, hangisini nasıl gruplayayım derken tepenize biniyor zaten düşman (bu kötü mü iyi mi karar veremedim hâlâ). Oyunun gerçekçilikten kaybettiği yerlerden biri burada devreye giriyor, bir Anti-Tank uniti özellikle tanklara karşı etkili değil, olay tamamen klasik Hit Point sistemine göre çalıştığı için counter-unit (karşı birim) kavramı geçersiz. Bu da kullanılabilecek stratejileri sınırlıyor bir yerde. Sonuçta oyuna strateji ötesi bir şeyden çok eğlence amaçlı bakmak daha mantıklı. O yüzden fazla kasmayın kendinizi derim ben, çünkü oyun o kadar zor ki (Mission pack olunca zor olması mı gerekiyor abi oyunun? Neden bütün mission pack'ler böyle zor? Ha?) bazı yerlerde resmen geriyor adamı

Cİ ek Altug sinir ediyor, tırnak yedirtiyor, kafa attırıyor duvara vs. Bir de oyunun öyle süper bir yol bulma sistemi var ki, böyle bir şey görmemişsinizdir eminim. Hiç bir birim istediği yere gidemiyor; bir kamyonun çevresinde askerler varsa kamyon kendi çevresinde 4 saat boyunca dönüyor ve dönüyor ve hatta daha da dönüyor; köprülerden çok sayıda asker geçirirseniz askerler mallaşıp birbirlerine giriyorlar, araçlar ağaçların dibine gidip geri dönüyorlar; kısaca bir kez de burada kafayı yiyorsunuz, Trafik Polisliği oyunu yapmışlar diyesim geldi yani. Neyse, şimdi biz oyuna girdik, ne yapacağız? Şunu yapacağız, oyuna girdiğimizde karşımıza bir menü çıkıyor. Bu menüde karşımıza çıkan seçeneklerden Single Player Game, buradan da Add-On Campaigns'i seçtikten sonra, SSF'in yeni Campaign'lerine başlamış oluyoruz. Campaign menüsünde de dört seçeneğimiz var: USA, British, German ve Russian. Hemen söylüyorum USA çok zor! Başlamayın bile oyuna alışık değilseniz. Bunun yerine British'leri ya da German'ları deneyebilirsiniz, ama onların kolay olacağına dair bi garanti veremem. Şöyle basit bir gerçek var ki, oyun hayvani zor! Neyi oynarsanız oynayın, oldukça zor. O yüzden benim gibi Medium zorluk filan da seçmeyin, direkt Easy'de başlayın, olayı iyice anladıktan sonra daha zor seviyelerde oynarsınız. Campaign dışında Single Scenario ve Multiplayer oynama seçeneklerimiz var. Ben basitten başlıyorum açıklamaya oyunu. Görev başlamadan önce kısa bir brifing veriyor birisi size (bu arada hangi tarafla oynarsanız oynayın adamın sesi aynı, o da ilginç bir özellik), brifingde bir harita üzerinde gösteriliyor neler yapılacağı (bir de haritanın yanındaki puro da dikkatimi çekmedi değil, nedir bu, neye gönderme yapılmaktadır merak ederim). Tamam diyince oyuna başlıyorsunuz çiçeği burnunda bir kumandan olarak, Ve zaten o anda dumura uğruyorsunuz, dumura uğramakla kalmayıp bir süreyi de mal mal bakarak geçiriyorsunuz “N'oluyor yav?" nidalarıyla. Şimdi tavsiyem şudur ki, oyun başladığında direkt Pause'a basın. Ondan sonra sırayla imleci birimlerin üstüne getirdiğinizde ne oldukları yazacaktır altta. Dediğim gibi birimleri birbirinden ayırmak zor, özellikle piyadeleri. Neyse efendim, bakalım piyadelere, görüldüğü üzere bir kaç çeşit piyademiz var. Nitekim bu piyade çeşitleri de oynadığımız tarafa göre değişmekte, hemen örnek vereyim, İngilizlerin PIAT'ı var aklıma gelen (Anti-Tank birimi), Almanların her zamanki gibi garip bir isme sahip olan bir Anti-Tank birimi var. Bu ikisinin özellikleri farklı vs. Oyunda birimleri kontrol ederken artık standartlaşmış olan RTS kontrol sistemini kullanıyoruz. Bu oyunda farklı olan şey, bir birimi Shift tuşuna basılı tutarak birden fazla emir verebiliyoruz. Yani önce şuraya git, ordan şunu al, sonra şuraya saldır gibi. Bu süper bir özellik. Bunun dışındaki şeyler diğer oyunlar gibi, solla seç, sağla saldır mantığı. Aynı şekilde kamyonlarla asker vs. toplamak için de sağ tuş kullanılıyor. Fakat özel komutlar için menüden seçim yaparak emir vermek gerekiyor. Oyunda çok sayıda araç var, ama bunlar bir kaç farklı kategoriye sokabiliriz doğal olarak. Araçlar gerçek hayattan alındığı için, savaşa biraz ilgi duyan herkes rahatça tahmin edebilir bunları, Öncelikle piyadeler var, bir sürü tür. Sonra top, havan topu gibi birimlerin oluşturduğu top (Artillery) birimleri var. Hafif araçlar var, zırhı olmayan ve keşif için kullanılan araçlar. Araçlar kategorisi çok geniş aslında, Zırhlıları Hafif, Orta ve Ağır olarak ayırıyoruz. Bunun dışında Asker taşıyan kamyonlar, APC'ler (Zırhlı asker taşıyıcılar), Tamir/Tedarik araçları, Hareketli Hastaneler filan var. Bir de hava araçları var ama bunları biz kontrol edemiyoruz, Hava Desteği olarak geliyorlar. Yine de çok işe yarıyorlar çoğu zaman. Roket Fırlatan (Katyuşa vs.) araçlar var bunların dışında. Hatta motosiklet bile var oyunda. Dediğim gibi o kadar farklı araç var ki, anlatamayacağım hepsini eheh. Bazı araçlar önemli, onları anlatırım, gerisini siz anlarsınız zaten :) Öncelikle Rifleman var, bu arkadaş standart 'tüfenkçi' arkadaştır. Bunlar araçlara karşı pek etkili değillerdir, ama senin benim gibi adamlar oldukları için harcamamak lazımdır, üzer insanı (neyse mesaj vermeyeyim ben). Bundan sonra Sub-Machine Gunner var, bu da hafif makineli tüfek birimi. Sniper var, özellikle piyadelere karşı etkili. Anti-Tank birimleri ismi üstünde tanklara karşı işe yarıyor. Bir de Heavy Machine Gunner var, bu da ağır makineli tüfek taşıyan bir birim. Officer var ki, bu da Subay demek oluyor. Şimdi bu kadar birimi anlattım mesela, 6 çeşit, bunlar nasıllar ne işe yararlar derseniz, buyurun diyorum: Öncelikle oyunun çok gerçekçi olmadığını aklınızdan çıkarmayın, O yüzden bu birimlerin tek başlarına kilit roller oynamaları oldukça zor. SSF'de genelde bütün piyadeleri tanklarla beraber 'hurra' şeklinde salmak gerekiyor düşmanın üstüne. Piyadelerin en yararlı olduğu durum, Reconnaisance, yani keşif. Tek bir piyade, görülmesi zor ve görüş alanı yüksek bir birim. O yüzden piyadeleri önemli noktalara gönderip haritayı keşfetmeye bakın zor durumlarda. Çoğu piyade çeşidinin mayın bırakma ve temizleme özellikleri var. Eğer bir düşman saldırısı bekliyorsanız ve zamanınız varsa, hemen mayın döşeyin derim ben. Korunmakta olan bir mevziye saldırırken piyadeleri topluca yollayacaksanız, kesinlikle ama kesinlikle yanlarına zırhlı araçlar verin. Çünkü her bombada tapır tapır döküldüklerini göreceksiniz (belirtmeden geçemeyeceğim, havan topu düştüğünde havaya toprak sıçraması efekti ve sesini inanılmaz güzel yapmışlar, oha dedim). Herneyse, yaralı askerlerinizi Medic'lerle iyileştirebilirsiniz. Ya da Medical Truck'larla (üstlerinde haç olan) toplayıp iyileştirebilirsiniz. Standart bir piyadeyi seçtiğiniz zaman, sol alttaki menüde bir takım seçenekler göreceksiniz. Bu menü birimleri kontrol etmenizi sağlıyor bir takım komutlarla. Bu komutları kısayol tuşlarıyla da kullanabiliyorsunuz, onları da güzel yerleştirmişler. Standart Move ve Attack komutları dışında bir de Assault komutumuz var, bununla askerlere bir bölgeyi ele geçirme emrini veriyoruz. Oraya giderken düşmanları da yok etmeye çalışıyorlar. Sweep Mines komutu mayınları temizlemeye yarıyor. Lay Mines da mayın yerleştirmek için, Cover emrini verdiğinizde, birim en yakın yerde kendini koruyacak bir şey bulup arkasına geçiyor (ağaç, ev vs.). Scatter dediğiniz zaman birimler kaçışıyorlar. Stop da durma emri. Piyadeler de dahil olmak üzere her türlü birimin 4 tane çizgisi var altlarda. Bunlardan yanında L yazan sağlık, Ex yazan tecrübe (birimler tecrübe kazandıkça verdikleri zarar, taşıyabildikleri cephane, sağlıkları, görüş alanları, hızları ve isabetlilikleri (her şeyleri yani) artıyor), A yazan cephane, diğer A ise ikincil cephaneyi belirtiyor (ikincil cephane dediğim, örneğin tankların normal atış yaptıkları topların dışında bir de Makineli tüfekleri var, bu ikincil silah, cephanesi de ikincil cephane). Önemli birimlerinizin sağlığını devamlı kontrol edin. Bir birimin üzerine okla geldiğinizde bu 4 çizgi çıkıyor ortaya. Bir birimi seçtiğinizde birimin kendi

STRIKE FOREVER

1- 100 yıl savaşları kaç yıl sürmüştür? a- Soruya bak tabii ki 100 yıl b- Bu işin içinde bit yeniği var 116 yıl abicim 116 (Bu gerçekten doğrudur).

2- Peki 30 yıl savaşları kaç yıl sürmüştür? a- Ben de kıllandım şimdi b- 36 yıl diyerek şansımı denemek istiyorum c- 30 yıl abicim 30 yıl (doğru)

3- Ruslar Ekim devrimini hangi ay kutlarlar? a- Hmmm! Bu soruya Ekim dersem namerdim b- Ekimdir abi olur mu öyle şey Kasım abicim Kasım (Bu cevap da gerçekten doğrudur)

4- İstanbul'un Fethinde hangi şehir fethedilmiştir? a- İstanbul di mi? b- Eh Artık, yani ayıp c- Konstantinapolis abicim Konstantinapolis.

5- Dünyada kaç adet dünya savaşı olmuştur? a- Bana bak sen bizle dalga mı geçiyorsun? b- 2 diyerek şansımı zorluyorum c- 2 abicim 2

6- Savaşta 1000 atlılar gibi şendik ne demektir? a- Atın şeni olmaz b- Tek bildiğim şen Şener Şen c- Benim de Demet Şener abicim

7- Savaşmayın da sevişin mi? a- Tüh Allah cezanı versin b- Soruyu anlamadım ki c- İkisi de abicim ikisi de

8- Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi ne demektir? a- Bilmiyorum sus artık b- Biliyorum ama söylemem c- Yanlış sordun abicim yanlış üstünde çıkan çizgiler ise sağlık ve cephane çizgileri Şimdi piyadeleri nasıl kullanabileceğinize gelelim. Rifleman ve benzeri uzun menzilli birimleri (Sniper vs.) harcamamaya çalışın, Her ülke farklı tür piyadelerde daha güçlü. Almanların SMG'leri güçlüyken, Rusların Rifleman'leri iyi mesela (sayı olarak da üstünler çok). Uzun menzilli birimler, çok fazla çaba harcamadan üstünüze gelen piyadeleri dağıtabiliyorlar. Özellikle Sniper birimini iyi kullanmak çok önemli sonuçlar verebilir. Hangi tür piyade olursa olsun, Artillery (topları), Mortar (havan topu), Heavy Machine Gun (Makineli) ve AA'leri (Anti-Aircraft, yani, ee, neydi ya, ya hani uçaklara ateş edebilen toplar var ya, onlar) kontrol etmek için piyadeye ihtiyacınız var. Örneğin bir topu bir adamla kontrol ederseniz, bu topçu arkadaş hedefleri bombalamaya başlayacaktır. Yanına bir asker daha verdiğinizde ise ateş etme hızı oldukça artıyor, çünkü diğer asker cephane yüklüyor, cephane bittiği zaman yakında varsa alıyor filan. Ayrıca bu tip aletleri hareket ettirebiliyorsunuz, ama bunun için askere ihtiyacınız var. Askerler topu yönetmeye başladıktan sonra Move komutu verirseniz götürüyorlar topu çeke çeke. Ama bu olay çok yavaş, eğer etrafta asker taşıyabilme özelliğine sahip kamyonlarınız varsa onlarla topları taşıyabilirsiniz, bu daha hızlı. Topların özelliklerini sonra anlatacağım.

Standart bir SMG askeri ana saldırı gücünüzü oluşturacak çoğu görevde. Ama bunları yalnız bırakmayın, çünkü gerçek savaşta olduğu gibi çok çabuk ölen varlıklar bunlar. HMG'ler (Heavy Machine Gunner) bazen işe yarıyorlar ama çok değil. Anti-Tank birimleri sağlam noktalarda çok önemliler. Bunları iyi korumanız gerekiyor. Yüksekte veya korunaklı bir yerde dursunlar. Almanların komandoları SMG'lerden biraz daha iyiler, ama onlarda da SMG var. Officer'lar çevrelerindeki askerlerin daha çok tecrübe almış gibi savaşmalarını sağlıyorlar, fakat askerlerin yanlarından ayrılınca bu gaz da bitiyor (moral veriyorlar yani). Çoğu asker düşman araçlarının ya da evlerin yakınındaysa el bombası atabiliyor. Herneyse, eğer korunan bir mevziye kafaüstü dalmak zorunda değilseniz (çoğu zaman saçma olur zaten bu), yavaş yavaş, önce uzun menzilli askerleri kullanarak ve diğerlerini bunları korumaya vererek ilerleyin. Düşmanın toplarını ve makineli tüfeklerini ele geçirebilirsiniz, bunun için o topları kontrol eden askerleri öldürmeniz gerek. Bunu da en iyi Sniper'lar yapıyor. Ele geçireceğiniz araçlar inanılmaz önemli, unutmayın. Savunma yaparken, sadece askeriniz varsa işiniz biraz zor. Ama 4-5 top, iyi yerleştiği zaman, üstlerine ne kadar asker gelirse gelsin hepsini yok edebiliyor. Yine de bazı Uzun menzilli birimler uzaktan topçularınızı hemen vuracaklardır (aynı bizim yaptığımız gibi). Bunu engellemek içinse uzun menzilli zırhlı araçlar (ya da tanklar, ama toplardan daha önde durmak koşuluyla) kullanmanız gerekiyor. dışındaki standart birimleri tanımlayalım. Öncelikle ana işlevi keşif olan jipler/hafif araçlar var. Bunların bazıları asker taşıyabildikleri gibi, hepsinin ateş edebilme özelliği var (ay ne güzel). O yüzden bu aletlerle (özellikle jiplerle), olabildiğince hızlı bir şekilde düşman hatlarından geçmek, hem onlara zarar vermek hem de ortada ne var ne yok görmek açısından iyi bir olay. Fakat bunlarla zorda kalmadıkça direkt düşmana saldırmayın. Bu tip araçların dışında Hafif Zırhlı tankımsı aletler var, bunlar da genelde destek amacıyla kullanılan, az biraz hızlı aletler. Bunları da zorda kalmadıkça düşmanın üstüne salmayın. Ağır zırhlı tanklar ise, zaten araç olarak ana gücünüzü oluşturacak. Bunları salın düşmanın üstüne gitsin, ama yanına piyade desteği vermeyi unutmayın. Daha önce de dediğim gibi kamyonlar her türlü topu taşıyabiliyorlar. Kamyonları ortalıkta fazla dolaştırmayın doğal olarak. Ateş altındaki bir kamyonda askerleriniz varsa onları hemen çıkarın ve uzaklaştırın. Mühendis Araçları ise (Tamir/Tedarik) çok ama çok önemli. Her türlü durumda araçlarınıza ve askerlerinize devamlı cephane takviyesi yapıp onları tamir edecek bu araçlar. Ama düşman bunlara ulaşabilirse hiç affetmiyor unutmayın. Araçları tamir etmek ekstra önemli, çünkü zarar görmüş araç sonuçta tecrübe sahibi bir araç olacaktır. Hızlı ve ağır olan tankları düşman arazisine sokup dolaştırabilmek gibi bir bug var oyunda. Bir türlü vuramıyorlar sizi. Oyundaki araç kullanımı taktiklerinizi belirleyecek şey olacak. Tanklar çok çeşitli olduğu için sabit bir taktik veremiyorum, ancak oynayarak öğrenebilirsiniz değerlerini. Roket fırlatıcıları süper bir de, aklıma geldi. Bana kalırsa Campaign oynamadan önce Single Scenario oynayın basit bir tane (Entrenched mesela). Oyun daha kolay öğreniliyor o zaman. Ortalıkta duran kutular cephane kutuları. Bunları kamyonlarla alıp topların yanına koyarsanız, onlar kendilerini otomatik olarak tedarik edecektir. Ama bu konuda biraz saçmalamış oyun yapımcıları, ya da ben beceremedim o kutuları adam gibi kullanmayı. Kutuları kamyonlarla toplayıp topların yakınına koyabilmek zor bir iş. Yine de biraz uzakta olsa bile topların cephaneleri tamamen bittiği zaman (standart Artillery 20 atış yapabiliyor mesela cephanesi bitmeden) adamlar gidip alıyorlar cephaneyi. Aklıma gelmişken, mayınlar var önemli, bunlar sadece araçları etkiliyorlar. Bazı askerler mayınları görebiliyor, ama neye göre belirlemişler bunu anlamadım pek. Araçların geleceğini tahmin ettiğiniz yerlere mayın döşeme şansınız varsa bu şansı sakın harcamayın. Çok ama çok etkili olabiliyor bu. Taktik vereyim şöyle okkalı diyorum ama, oyunda çok ciddi taktik uygulama şansınız yok ne yazık ki. Hatta bazen oyun Red Alert'tan bile daha az taktik içerir hale geliyor (yok laf sokmadım). Yine de birkaç standart nokta var. Mesela kafaüstü dalmayın. Yavaş yavaş ilerleyin, uzun menzilli araçları kullanın. Sonra saldırı yapmak daha zordur, farklı yönlerden aynı anda saldırırsanız düşmanın savunmasını bölmüş olursunuz. Kilit bir noktaya saldırı yapacaksanız olabildiğince çok birim kullanın. Gerçek bir savaştaki gibi Task Force göndermeniz durumunda, o Task Force'u elinize alıp geri dönüyorsunuz bu oyunda (kimse kalmıyor canlı yani). Gerçekten dalarsanız oyuna, eminim ki iyi taktikler uygulama şansı bulacaksınız. Ama kendi hesabıma ben o kadar uğraşmadım bu oyunla, pek niyetim de yok uğraşmaya. Zaten oyun çoğu zaman biraz dangır dungur gidiyor. Şöyle büyük bir saldırı yapınca özellikle, kim nereyi vurdu ne oldu göremeden iki taraftan biri patlıyor. Görülen o ki saldırı yapmak çok zor, özellikle evler ya da toplar varsa savunan tarafta, bittiniz siz. O yüzden campaign'lerde az bölüm var. Zaten bir bölümü bitirmek net 6-7 saat alıyor (Save-Load olayını saymıyorum bakın). Şöyle bir kaç önemli noktaya değineyim: © Sıkıştığınızda Pause'a basın, sakin olun, her şey kontrol altında. © Mayın diyorum, o kadar. © Herhangi bir yerde araçlarınız havan topu ateşiyle karşılaşırsa geri çekilin, oradan geçmeniz imkansıza yakın. © Karşısını göremediğiniz köprülerden geçmeyin. Hatta görebilseniz bile geçmeyin hemen. Jipiniz varsa hızlıca karşı tarafa bakın derim. Karşıda kimseyi göremeyip geçmeye kalktığınızda, nerede olduğunu görmediğiniz bir mortar tarafından dağıtılabilirsiniz. Bunun yerine Engineer birimlerinin kurabildiği Pontoon Bridge'lerden kurup başka yerlerden geçin karşıya. © Askerlerinizi yere yatırıp keşife gönderin. Keşif yapmadan saldırmayın ve saldırıyı bütün gücünüzle yapın. © Binalar gerçekten çok önemli. Binalarda düşman askeri varsa zaten mahvediyor sizi. Siz de binalara girin askerlerinizle. Yüksek yeri elinde tutan çok oyunu kazanır gibi basit bir kural var. Aman derim. © Sniper'ları Officer'larla beraber kullanın. Officer'ların görüş alanı çok geniş olduğu için, Sniper'ın da normal görüş alanından çok ötesini görmesini sağlayabiliyor. Oyunda şöyle ilginç bir durum var ki, bir birim başka bir birimi görebiliyorsa (nerede olduğu önemli değil) menzili yeten her araç ona ateş edebiliyor, binaların arkasında bile olsalar. Saçma. © “Take your time' derler ya, ondan yapın işte. Başka türlü çok zor bu oyun. 4 Sonuçta oyun kötü bir oyun değil. İyi bile denilebilir, ama Close Combat serisi ve Combat Mission dururken bir kenarda, alıp oynamayı ne kadar istersiniz bilemem. Yine de oyundaki birimlerin çeşitliliği ve büyük savaşlardaki birimlerin sayısı (1000'i rahat geçiyor, abartmıyorum) oyunu görülmeye değer kılıyor. İlginç bir nokta da tarih açısından gerçekçi bir oyun değil SSF. Yani 1940'ta yapılmış tankla 45'teki tank beraber savaşıyor (Panzer 1 ve Panter mesela). Bu baya rahatsız etti beni. SS serisi ileride iyi bir yerlere gelme potansiyeline sahip, ama şu anda o iyi yerden biraz uzaktalar. SSF'in bir çok iyi yönü var evet, ama öldürecek boş zamanınız yoksa almayın. Çünkü çoğu zaman elinize geçen harcanmış saatler ve bozulmuş sinirler oluyor (Ulan bu oyunu neden bu kadar zor yaptınız be? Ne gerek var? Ha?). Gidin Close Combat alın bence. Diyorsanız ki savaş oyunu istiyorum ben,

© zaman alın bu oyunu, görün bilmemneyi. Tamam, siniri bırakırsam, alınabilir bir oyun diyorum, eğer zor strateji oyunlarından, milyon milyar birimden ve çok büyük savaşlardan hoşlanıyorsanız kesin alın hatta. Oyunun ortasında “Deutschland Über Alles” söylerken bile bulabilirsiniz kendinizi (Şahin'ime selamlar). Bu arada yakında Civ3 çıkacak (ayrıntılı bilgi preview sayfalarında var zaten). Civ3'ün çıkmasıyla beraber çok sayıda insan da bitecek herhalde, Biliyorum konumuz SSF ama, Civ3 tek kelimeyle inanılmaz olacak. Aklımıza gelen ve gelebilecek her şeyi yapmış adamlar. Civ3 çıkana kadar bekleyin bence, Sid Amcam oyun dünyasını yine değiştirecek gibi. Aman ya, hayat zor abiler ablalar, Kasıyor her şey, sonuçta bir MEG olacak bu işler?” diyebiliyorum ancak yine. Sevgiler, saygılar, vesaire, vesaire.