MEKTUP

mektup mektup mektup mektup mektup.

MEK V papayere (unes

ay yine mektup yağdı overdose'a yani mail! Sadece 1 disket geldi. Bu durumda sanırım mail, mektup yollamak için en iyi ve en kısa yol. O halde sizden ricam artık mektupları mail olarak yollamanız olacak. Şimdi buyrun:

soRU, cEvAP, MAvra, HikaYe....Herşey

SELAM BE ZEBANİ! Her şeyden önce şunu belirteyim: Benim Türkçem kötü biliyorum, n'apalım zaten TM de seçmeyeceğim yani çok da önemli değil benim için. Bu arada girişlerim etkili olmayabilir ama sen asıl sorulara bak! Gerçi onlar da bomba olmayabilir o zaman sen bi arkana bak bakayım. Ah uçtu yavrucak havaya, yazık.

Zebani: Bomba gibi bir giriş yapmışsın diyecektim az kalsın ben de. Şu TM seçmeyeceğim dediğin üniversite sınavında Türkçe-Matematik seçmeyeceğin anlamına geliyorsa yanılıyorsun derim. Ne seçersen seç başında Türkçe var bi kere. Onun için Türkçe önemli anlayacağın. Yoksa değil mi, yoksa sınav sistemi değişti mi? Türkçe seçmeme gibi bir şansın var mı? Ne biçim bir başlangıç oldu ki bu böyle? Sanırım hemen cevaplara geçmem zorunluluk oldu:

1) Geçen gün bizim bilgisayarcıya gittim dedim ki: “Baba bana bi RPG öner Zebani'ye söyleyince çok kızıyor, bi de onların bi dümbük var tavsiye yazarı o da hala Daggerfall falan diyor hatta Darkstone tavsiye edip Fallout 2'nin screenshot'ını koyuyor (bknz. sayı:2000/01 OCAK 2000 tavsiyeler bölümü) falan öyle takılıyor.” o da verdi elime Torment'i bi baktım ulu oyun Fallout'un yapımcılarından (Blackisle) hatta Interplay de girmiş işin içine, dedim “Baba alıyorum bunu”, Harbi esaslı bi oyun çok ilginç şeyler var. Şimdi gelelim sorumuza: Yav ne iş bu oyun Aralık'ta çıkmış siz hala Baldur's Gate 2, Diablo 2 diyorsunuz, Şu oyunun bi açıklamasını yapsanıza babalar gibi oyun! Zeb: O gittiğin bilgisayarcı sana "Git tavsiye köşesine bak" deseydi ne yapardın acaba. Bu tavsiye vermeme işini abartmaya karar verdim birden, Bundan sonra bilgisayarcılara da bir ferman gönderip (kimdi onlar?), sert bir fermanla (Türkçesi neydi?) artık tavsiye verilmeyeceğini, aksi halde kellelerini Edirnekapı'daki burçlara asacağımı (oranın ismi?) bildireceğim. Böylece artık kimseden tavsiye alamayacaksınız. Tavsiye mektup mektup mektup mektup mektup mektup mektup köşesindeki resim yanlışlığı bendenize aittir. Tavsiyelerin niteliksizliği ise yazarına ait. O kişiyi de asacağım yakında zaten. Torment çok güzel oyun. Bu ay açıkladık. Tavsiye ederim (ay ne yaptım ben?)

2) Bir müzik bir bilgisayar gideceğim kararlıyım. Apocalyptica hakkında düşüncelerin? Zeb: Hmm. Demek kararlısın. Ama ilerleyen sorularda bunun silik bi karar olduğu anlaşılıyor. Kararın neresinden dönsen kardır. Yok bu böyle değildi. Neyse. Apocalyptica bence ilk orijinal fikrinden sonra bunu devam ettirmemeliydi. Yani işi tadında bırakmalıydı. İlk albümlerinde Metallica'nın parçalarını mükemmel yorumladılar. Hele “Harvester of Sorrow”u utanmasam Metallica'dan daha iyi çalıyorlar diyeceğim bu da olmayacak. Fakat bacaklarının arasındaki o kocaman aletle Metallica parçaları çalmak her babayiğidin harcı değil. Sanatçı babayiğit bunlar.

can

3) Fifa 2000 konusunda galiba dur şu okuldaki turnuvayı bi kazanayım sana da geleceğim. “ELDİVENİ ÇIKARIR ZEBANİ'NİN İKİ KAŞIN ORTASINA YAPIŞTIRUVERİR” Bu arada ben kendi bilgisayarımı çok seviyorum başka bilgisayarda oynamam annican. MODEM (parası giriyor ama). Zeb: Bak sana çok basit bir gerçeği ifşa edeyim: beni Fifa yenemezsin, Sen daha okuldaki turnuvalarla uğraşırken, ben geçenlerde Fifa 2000 galaksi turnuvasını kazandım (turnuvanın nerede yapıldığını sorma lütfen). Şimdi beni yeneceğini nasıl söylersin? Söylemekle yapmak arasında dünya kadar fark vardır. Burda ise bir galaksi farkımız var. Yaşama sevincini alırım, hiç acımam:))

4) İlle de müzik: Yaw sen hep metal mi takılırsın yani ne bileyim arada Cranberries falan dinlemez misin? Zeb: Hayır başka tür müzik dinlemem. Çünkü dinlediğim müzik türünden sonsuz memnunum, Ama arada bir Cranberries dinletirler bana. Kimler mi? Başta Engin olmak üzere Radyo, Televizyon, Müzik marketler, Beşiktaş... Liste uzuyor. Sen arada ne dinlersin? Mesela bi “My Dying Bride” dinledin mi? Çok ama çok şey kaçırmışsın (dinlemediğinden bu kadar emin olmama ne diyorsun:))

5) Şu günlerde Kamer'de daha doğrusu Gameshow yazarları arasında ne oyunlar oynanıyor? Bu arada anladığım kadarıyla yine aşmış bi oyun buldunuz Şubat sayısı daha ortalarda yok!!! Zeb: Şubat sayısının ortalarda olmamasının sebebi mali krizde olmamızdı, oyun değildi ama biz hala deliler gibi Age Of Kings oynuyoruz. Sürekli birbirimizle savaş halinde olmamız gerektiğine inanmışız ne yapalım? Şöyle yok mu barış, sevgi ve kardeşlik üzerine bir oyun? multiplayer oynanan. Tavsiye eder misin bana? :))

6) Müzik sorusu kalmadı n'apalım biz de Barış Manço'yu yadedelim *Barış Manço'yu yadeder* mektup mektup mektup mektup mektup mektup me:

Zeb: Ya işte kalmadı di mi? Kararlılık buraya kadar. Kararlılık çok iddialı bir kavram. Dikkatli olmak gerekir. Onun altında ezilmemek gerekir. Onu cesur bir şekilde taşımak ve korumak gerekir. İnsan sınırlı bir yaratık ve elbette yarattığı kavramlar da sınırlı ve kusurlu oluyor. Niye bu kadar uzattığımı sorsaydın, Mesaj verme kararlılığı içerisindeyim diyecektim. Ama artık demem bile... etme artık!)

Israr

KabloNet konusunda ne düşünüyorsun? Kamer'de var mı mesela? Zeb: Kablonet henüz almadım. Aldıktan sonra daha net bişeyler söyleyebilirim ama edindiğim bilgilere kendi yorumumu eklemekten çekinmeyeceğim: Bi kere hız konusunda pek iyimser değilim. 64/16 kbps hız pek de öyle ahım şahım bişey değil. Yani işin içine kablo giriyorsa hızın daha büyük olması gerekiyor. Timur Amerika'da saniyede 500 küsur kbps'lik bir hızla bağlanabiliyorsa buradaki Kablonet'in de 500 olmasa bile yarı hızda olması gerekiyordu. Yine çeşitli bilgilere göre Çeçenistan'a giren Rus birlikleri, ay pardon..:) gündüz vakitlerinde 64 olan hız gittikçe düşüş gösteriyormuş, yani iyi hizmet diye yırtınan ama hiç de iyi hizmet veremeyen bir ISP'den (aslında birçok ama şimdi isim vermeyeyim) farkı kalmıyor. Çok çok yakında ben de kabloya geçiyorum o zaman daha net bişeyler söylerim, hatta bi dakika kablocular geldi.

8)Duyuru: A4 Tech almadıysanız hemen alın Quake vb oyunlarda 1 numara bi de wheellardan birini cycle weapon yapınca tadından yenmez valla! Zeb: Valla o tekerlekli mouse'lardan bende de var ama Quake tipi oyunlar bana 5 numara büyük, Ayrıca o oyunlar Mouse,

İhmal etmeyin. Kumar, belki gerçek çözüm hiç tahmin etmediğiniz yerde keşfedilmeyi bekliyordur

HAZIR MISINIZ keyboard katili. Zaten öyle abidik gubidik arenalarda birbirini kovalayıp öldürmekten zevk alma üzerine bir makale yayınlayacağım. Ama Gameshow'da değil, Time dergisinde basılacak ve üstelik İbranice olacak:))

9) Gameshow ring: Neden ACTIVE LIST değil?(dam üstünde saksağan el eline ICO'yu) Zeb: Evet neden değil. Bu konuyla birkaç zibidi arkadaşımız ilgileniyor, onlara ileteceğim, hatta burdan iletiyorum, neden active list değil. Acı çektirmekten zevk mi alıyorsunuz siz insanlara? Hadi bırakın hemen o işi ve active list yapın (daha ben bile üye olmadım ama bu konu dışı).

Aslında daha soru çok ama Zebani'nin ince uzun makasından korktuğumdan kesiyorum. Hadi Selamın Çav. Sero "Gringoire" Artık makas kullanmıyorum, baltaya terfi ettirdim sağ elimi. Bazı mektuplar haddinden fazla zararlı olmaya başlıyor sağlığım üzerinde ama seninkini hiç kesmemişim. Unuttum galiba. Neyse bak şimdi “OVERDOSE'A MAİL YAZMAYANI, HEMDE WORDPAD'DE TÜRKÇE YAZIP, RTF KAYDEDİP GÖNDERMEYENİ KURT KAPSIN" tamam mı? duydun mu beni? herkese duyur bunu. Kurtlara da duyur.

SELAM ZEBOŞ Gameshow'u 28. sayısından beri alıyorum ama bu sana ilk mektubum, up mektup mektup mu pardon e-mailim. Gameshow'u yeniden çıkarmanız beni ve bütün Gameshow okurlarını gerçekten çok sevindirdi. Böyle güzel bir derginin bir daha çıkmayacağını biliyordum. Okurlarla olan diyaloğunuz gerçekten çok iyi. Geçen sayıda dediğin gibi mail'imi Wordpad'de yazdım ve “zengin metin biçimi” ile kaydettim. Ve Overdose'a mail yollamayanın bilgisayarına virüsler girsin inşallaaah. Neyse sorulara geçeyim: Zebani: Dur geçme! Şuraya bir şeyler yazayım da öyle geç. Amma acelecisin yaw! Demek buraya ilk defa yazıyorsun. Ben ilklere neler yaparım biliyor musun? Sorularını... Yalnız yukarıdaki girişte bir cümleye takıldım: “Böyle güzel bir derginin bir daha çıkmayacağını biliyordum". Burda bir hata mı var yoksa benim anlamadığım başka bir şey mi anlatılıyor? Benim bildiğim öyle güzel bir dergi var ve bir daha çıkmıyor ve ben de bunu biliyorum. İsmi Şizofrengi. Nefis bir dergiydi. Bundan bahsetmiyorsun değil mi? Ay ben de saçmaladım hadi geçelim cevaplara:))

1-) Ben yeni bir internet kullanıcısıyım. Ama internete bağlandığımdan beri bilgisayarla başım dertte. İnternete bağlanmadığım sürece bilgisayarım gayet güzel çalışıyor ama internete bağlanınca bilgisayar kilitleniyor, bir Windows koruma hatası deyip kendi kendine kapanıyor. Hayır bir şey değil, iki saat chat yapıyoruz tak diye kapanınca her şey boşa gidiyor. Ne olur yardım et.

Zeb: Hmmm, bilgisayarını vurmaktan başka çare yok:)) Şimdi o sorunun sistemin artık biraz “şişmiş” olmasından kaynaklandığını belirteyim. Aslında çözümü var ama pek efektif değil. Bazı sistem dosyaları böyle hatalar verdirebiliyorlar. Genelde bu hatalara *exceptions” deniyor. Bunların hepsinin açıklaması için sana süper bir internet adresi vereyim: www.windrivers.com'dan “exceptions” bölümüne gir ve sendeki hatanın kodunu orada ara. Bir sürü report edilmiş ve çözümü verilmiş hatalar var. Fakat yine de sistem dosyalarından o hatanın kaynağını silsen bile başka bir hata çıkabiliyor. Yani bu bir zincir. Yine de denemeni tavsiye ederim. Böyle sorunları çözen efsane insanlar varmış. Aaaa bir dakika sen internete bağlanamıyordun değil mi? Zaten sorunun buydu. O zaman “format c:" komutunu bir dene bakalım ne olacak (sakın:))))

2-) Sen tavsiye etmiyon bari ben tavsiye edeyim: Faust çok güzel mutlaka alıp hizmet) Zeb: Duydunuz okurlar. Ben de beğendim bu hizmeti. Başka neler tavsiye edebilirsin biz okurlara bu kadarı!)

3-) Kahpe Bizans'a gittin mi? Nasıldı? Güzel miydi? Tavsiye ediyor musun? Sen kimsin? Ben ne yazıyorum? gak guk!

overDoSe 813

Bu ay benden...

1-Her türlü lüks bahaneyle yazısını geciktiren birkaç yazara. 2- Yazıyı vermek için son günü hatta baskı gününü bekleyen birkaç yazara 3- yazması gereken yazıyı saçma bir bahane ile yazmayıp tatile giden birkaç yazara 4- Gameshow'a yazı yazmaya gelince aniden işi çıkan birkaç yazara 5- Gameshow'un geç çıkmasına yazılarını abartı geç vererek sebep olan birkaç yazara... 6- Yazı yazma heyecanını kaybetmiş olup üstüne de yazıyı geç veren birkaç yazara 7- Orda burda sürtüp eğlenen ama iş yazı yazmaya gelince sorunlardan bahseden düşüncesiz birkaç yazara 8- Şu kötü günlerimizde bize en çok destek olması gereken ama nedense şeylerinde fındık kırmayı daha çok önemseyen bencil birkaç yazara... 9- Bunların üzerine hala küstahça konuşan bir yazara 10- Hala terbiyesizce sırıtan birkaç yazara 11- Birkaç yazara UYUZ OLDUM, OLUYORUM. UMARIM İÇLERİ RAHATTIR!

CAN ALICI AÇIKLAMA (tekrar) Gönderdiğiniz maillere her şeyden

önce teşekkür ediyorum. Fakat çoğunda sorunlar oluyor. Kısaca onları açıklamak istiyorum. Lütfen ama lütfen mail gönderirken dilbilgisi kurallarına uymayı ve de en önemlisi Türkçe karakterlerle yazılmış olmasına dikkat edin. Çünkü bunları düzeltmek o kadar çok zaman alıyor ki dergi bu yüzden geç kalabiliyor (ciddi söylüyorum). Ayrıca lütfen mailleri mail penceresine yazarak değil, Wordpad'de (bu en önemlisi) yazıp “zengin metin biçimi” ile kaydederek (gavurcası “rich text format”) gönderin. Çünkü sadece text olarak gönderildiğinde en baş belası olan ve asla düzelmesi mümkün olmayan “Enter” hataları oluşuyor. Dünyanın en sabırlı insanı bile onları düzeltmez. Bu yazdıklarımı ciddiye alacağınızı umuyor ve üzülerek mail penceresindeki ve “zengin metin biçiminde” olmayan mailleri dergide basamayacağımı belirtiyorum. Söylediklerim zor şeyler değil; almaktan daha kolay hatta! Teşekkür ederim.

Zeb: Bir soruya amma da çok soru sıkıştırma taktiği daha önce denendi ama sen yenisin şimdi. Sıradan cevap vermeye çalışacağım. Cevapların bazıları yanlış olabilir, komik olabilir hatta bazılarının cevapları bile olmayabilir...tamam sustum. Kahpe Bizans'a gitmedim, gitmem de. Türk sinemasına karşı bir önyargım var benim. Şimdiye kadar seyrettiğim en iyi Türk filmi “Muhsin Bey”dir, zaten seyrettiğim tek Türk filmi. Nasıldı ve güzel miydi sorularına ise verecek cevabım yok. Demiştim sana. Ben Polat yarışçı ve hemen bir sonraki soruya geçmek istiyorum. Bu ne be?

4-) Gelmiş geçmiş 5 oyunun sıralamasını yapsana. Zeb: Sıradan cevap vermeye çalışacağım. Cevapların bazıları yanlış olabilir, komik olabilir hatta bazılarının cevapları bile olmayabilir...he he tamam sayıyorum ama bu çok zor bir soru. Ayrıca eksik bir soru. Gelmiş geçmiş bir sürü 5 oyun var. En iyi 5 oyun mu? en kötü 5 oyun mu? ne? soruyu tam olarak alamazsam nasıl cevap verebilirim ki foh be yırttık:)))

5-) Overdose eskisi gibi niye ayrı olarak çıkmıyor. Zeb: Çünkü biz bir bütünüz. Ayrı olmakta neymiş öyle? Birbirimize sımsıkı sarılmaktan başka çaremiz var mı? bak!). Walla planlarımız arasında var. Zamanı gelince olacak. Sen niye ayrı çıkmasını istiyorsun? bak yaaa!)

6-) Kusmuk köşesi eheheh) Zeb: Orayı her ay bir okuyucu yazıp kim yazıyor?(nostalji

Bilgisayarının mümkün değil bili o da teknolojinin ruhsuz mezarlığına değil maalesef da kadına bağladım ya artık, bir dayağı hak ettim:))) 10-) Bana iyi bir çorap markası tavsiye et. Alıyorum iki günde altları deliniyor. (tavsiye köşesine baktım yoktu) Zeb: Wwww.çorap.com.tr/kaliteliçoraplar/index.html

Way bea! epey de soru çıkarmışım haa, 1. soru benim için çok önemli, lütfen cevapla, Hadi BYEEE! Mehmet Selim Bekil Birinci soru haricinde pek de soru çıkaramamışsın aslında ama yine de sen şuna dikkat et: “OVERDOSE'A MAİL YAZMAYANI, HEMDE WORDPAD'DE TÜRKÇE YAZIP, RTF KAYDEDİP GÖNDERMEYENİ EN GÜZEL UYKUSUNDAN KORKU DOLU KABUSLAR'LA UYANSIN"”. Bu senin için de geçerli

SELAM ZEBANİ!, Şimdi hiç bir giriş yapmadan yazıya girdik de sonra sorular öncesi paragrafında bahsedeceğim konuya yani Fight Club'a girmek(beni harcarlar ama yine de gireceğim)istiyorum. Şimdilik ben bu filmi en kolay benim gülüşümü bile değiştiren(yeni gülüşüm Lou'dan dayak yiyen TYLER gülüşü(niahhahhahhuu))film olarak tanımlayabilirim. Düşünsene Zebo öyle bir kız arkadaşın var ki Fight Club'ı birlikte izliyorsun ve film çıkışı kız”nihaaha niye böyle gülüyo bu kız dayak mı yemiş???)o0ha be amma filmdi" diyor. Bu durumda en mümkün değil biliyorsun! bir süre sonra oynadım ama inan ki

İstanbul dışında oturuyor ve yazıdaki gibi bir çırağı var. Geçenlerde dövmüş onu. İnanmıyor musun bana? :))

7-) Poster verin. (cd bitti şimdi de poster diye tutturacağız) Zeb: Ben çok merak ediyorum. Acaba dergilerin verdiği posterler bir şekilde değerlendiriliyor mu? Ya da nasıl değerlendiriliyor? Önce bunun cevabını bilmeliyiz ki poster verebilelim veremeyeceğiz demeye dilim varmıyor:))

8-) Yaa Kamer bize çok uzak kaçıyor. Anadolu yakasına Kamer açılacak mı? Zeb: Soru yine eksik. Anadolu yakasının neresi? Anadolu yakasında Kamer Bilgisayar var ama yeri gizli. Yani sen nerede oturuyorsun? Önce bu tip cevapları bilmeliyiz ki ay ay tamam susuyorum. Hayır açılmayacak!)

9-) Anlamıyorum herkes Starcraft diye tutturuyor bence Tiberian Sun ondan on kat daha güzel. Ama Starcraft şimdi yapılsaydı Tiberian Sun'dan daha iyi olurdu. Bu da bir gerçek. Zeb: Bu tartışmalı bir durum. Tiberian Sun o kadar reklamın ardından fos çıktı bence. Yani dağ fare doğurdu. Son derece klasik bir RTS olmasının yanısıra herhangi bir yenilik bekleyen bizler sadece gelişmiş grafikler ve saçma sapan birimlerden başka bir şey bulamadık. Biraz daha zekaya hitap etmeliydi. İşte Starcraft'da bu var. Kazanmak için iyi oyuncu olmak gerekiyor. Neyi nereye ne zaman bilmek gerekiyor. Starcraft'da kazanmak için uygulanacak “n” tane varyasyon var (tamam abarttım ama çok var), Tiberian Sun bu yönden sınıfta kaldı. Demo'daki kadın haricinde hiçbir şey güzel dosyalarını da silmişim

Mutlu insan sen olmaz mıydın ve kıza sarılmaz mıydın? (sarıldığın anda karşında 3-5 binanın yıkıldığını görmek istemez miydin (hööö?) din din din neyse fazla uzatmayayım anlatamayacağım filmi ne kadar benimsediğimi. Sorulara geçelim: Zebani: Film seni dayak yemişçesine etkilemiş bunu anladık. Ama o kızın filmden sonra naralar atıp "oha be amma filmdi" demesi filmden pek bir şey anlamadığını gösteriyor. Filmin alt metin olarak neler anlattığından çok görüntülerini (ya da her neyse) beğenmişe benziyor. Neyse iyi ki öyle bir kız arkadaşım yok. Umarım senin de yoktur (ehe ne demek bu be?)

1) Bugün ayın 6'sı nerede bu şubat sayısı yaavf? Zeb: Şubat sayısı cilt olarak çıktı senin haberin yok mu? O zaman senin bu mektubunun basıldığından da haberin yoktur. Çık artık şu filmin etkisinden. Yoksa bir dayak da benden yiyeceksin :))

2) Filmde (FC) Tyler'ın tek karelik görüntülerinin yerlerini söyle? (o sondaki koca şey hariç (zaten herhalde o başkasına ait!)) Zeb: O filmin sonundaki koca şey David Fincher'e ait. Telefon açıp söyledi bana. Ben de biliyorum dedim (ay ne dedim:)))

3) Ben bu mektubu bir oyun dergisine mi gönderiyorum? (eğer öyleyse niye böyle sorular soruyorum?) Zeb: Zannediyorum o koca şeyi görmek senin kafanı karıştırmış biraz. Kendine gel hadi. O kadar sorun yapma bunu. Önemli olanın mail ve Hikaye Kampanyası işlevselliği İKOCA bir yalan:)))

Başka bir şey sormak ya da söylemek gelmedi içimden (gecenin bu saatinde) bu seferlik böyle olsun bir dahakine kurallara uygun yazarım. (kurallar kim?) (klasik bir şey söyleyeyim bu sana ilk mektubum!) En azından cevaplaman dileğimle kendine iyi bak. (ya da bakma bana ne ki) Son olarak gönderdiğim oyunu da fazla oynama sonra gözünün önüne gelirler (tek film kareleri halinde)... Memet “MISCHIEF” ERENKAYA Gecenin o saatinde (artık kaçsa!) yazarsan böyle olur işte mektup. Sen ilk kez milli oluyorsan Overdose'da sana bir şey göstereyim ay pardon söyleyeyim: “OVERDOSE'A MAİL YAZMAYANI, HEMDE WORDPAD'DE TÜRKÇE YAZIP, RTF KAYDEDİP DAVID FINCHER... NEYSE:))

SLM ZEBANİ Geri dönmenize kendimden çok aleme yeni atılmış genç arkadaşlarımız adına sevindim. Onlar bunun değerini ileride anlarlar. Beni sormayacak olursan bu paragrafın sonuna kadar okuma. Soracak olursan bitmiş bir sektör olan turizm için 2 yıl okul okuduk daha bir 3-4 yıl okuyacak gibiyiz. Çalışmak lazım çok çalışmak lazım. Eh artık üstadım ben de sana mail yolladıysam herkes yollamış demektir. Artık derginiz görevi tamamlamıştır tekrar kapatabilirsiniz. Bizi de gömülmek zorunda güzel oyun tarihin tozlu sayfalarında tozlanmaya devam mı edecek??? (Sence nasıldı oyun?77) Zeb: Sanırım tarihin tozlu sayfalarında tozlanmaya devam edecek. Ama oyun dünyası bu belli de olmaz. Oyun tarihinin en tozlu raflarından bir sürü oyunun gün gelip de karşımızda hortladığını çok gördük. Oyundan haberim yok açıkçası. Yenisi çıkar çıkmaz zaten açıklarız Senin aklına nereden geldi ki bu oyun şimdi?

Soru2) Dünya uygarlıklar tarihinde sa bizim kavmimize nasip olmuş alemin kral bilgisayarcısı Kamer'de bulunan mp3 playerların özellikleri nelerdir. (Yok diye bir seçenek yok. Bunu Kamer'i tanıyan herkes bilir.) Ama 30-40 mb değil, şöyle 80-90 mb olsun en azından (zannedersem Kamer diye bir marka üretiyordu o büyük olanları.) Zeb: Hmmm! Var! Evet var. Özellikleri Pentium Celeron 466, 13 GB HD, 64 MB ram. İstediğin kadar MP3 doldur ve çal. Fiyatı 1000 dolar civarında işte. Kamer marka. Garantili:)) Yalnız bir tane var, Elini çabuk tut. Bu arada sana bir haber vereyim yakında piyasaya Scorpion marka bir MP3 Player çıkıyor. 1 GB'lik hem de Fakat 600 dolar. Biraz pahalı. Sen Kamer'dekini al en iyisi.

hatırlamıyorum. Oyunu da bulamadım. Save

HD'yi de formatladım. Üstüne de çekirge istilasına uğradım bulaştırdın ya bu işe sonunda... Neyse hocam birkaç soru var farklı tellerden bir bakıver. Zebani: O yeni arkadaşlar ileride anlarlar ama biz olmayabiliriz. Zaten bizi Real Time anlayan kaç kişi var ki? bayaa!). Turizm sektörü Türkiye için bitmiş durumda. Bu kadar karma karışık saçma sapan bir ülkeye tatile gelmek artık maceraperestlerin işi olabilir. Bak reklam sloganı bile olur bundan: "MACERA SEVERLER, ZORLU, TEHLİKELİ VE ZEVKLİ BİR MACERA GEÇİRMEK İÇİN DAHA NE BEKLİYORSUNUZ? EN YAKIN HAVAYOLUNDAN HAYDİ TÜRKİYE'YE”, Bunu kullan, eğer satarsa paramı yolla bana söylemiyorum, korkarsın!). Cevaplar için daha ne bekliyorsun

Soru1) Quarantine diye bir oyun vardı. 2'si 3'ü 3D'si çıktı da haberimiz mi olmadı. Çıkacak mı yoksa bir gün inşallah. Yoksa bu

Soru3) Ge Force ekran kartları çok mu mükemmel olacaklar. Gereken ilgi, alaka ve sevgiyi verebiliyor muyuz onlara. Agp 4X'den başka ne yaparlar??? (Bizim kuzen deli etti beni. Dediğine göre üzerine binip aya yolculuk bile yapılacakmış. Sen ne dersin yapar mı o kadar???) Zeb: GeForce ekran kartları mükemmel oldular bile. Birçok testten başarıyla çıktı ve hatta bazılarında TNT 2'ye fark bile attı. Geçenlerde yapımcı firma GeForce'un üzerine binilip aya seyahat yapılacağını duyurdu sitelerinde, İnanmıyor musun bana? :)) Kuzenine sor inanmıyorsan. Ona da inanmıyorsan bizim hıyar Engine sor.

Soru4) Açıyorum IRC'yi sim/hi asl. Yok mudur hocam bundan başka bir şey, nerede ciddiyet, sıkılmadı mı millet hala. Sen girmiyon biliyorum (Belkide bu yüzden???) Birkaç dost olmasa ben de uğramayacağım ilasına uğradım zaten. Soru şu üstadım nedir bu gençliğimizin dejenerasyonu, insanlığın içinde bulunduğu ruhsal Zeb: İnsanlar carada en muhteşem maskelerini takıp, en güzel yalanlarını söylüyorlar. En kompleksi yanlarını gösterip, en kusurlu taraflarını örtüyorlar Ve en pis cerahatlerini, cehaletlerini kusuyorlar. Gençliğimizin dejenerasyonu da yukarıda saydıklarımın sosyal hayatta olanı. O kadar önemsiz yaptı ki bu sistem onları (ve bizi), önüne öyle bir oyuncaklar sürdü ki susup oynaması için!! E gençlerde de saçmalayacak tabii, Genç kadınlar bu konuda çok daha fazla saçmalıyorlar. Bu da başka bir yazının konusu zaten. Kahrolsun IRC |gider ayak atalım lafımızı:)))

Soru5) Biz eskiden Prince of Persia'da hilesiz 8.-9. bölüme gelir. Kayıt olayı olmadığında aleti kapardık ne günlerdi onlar. (Şöyle bir arkama baktımda —yani eski anlamında arka :)) — 12 yıl olmuş sana göre az tabiki ama 18 yaşa göre fena değil zannedersem. Eskileri bilmek güzel. Sana sorayım üstadım merak ettim senin kaç yıl oldu aleme girişin. Mirimizsin Pirimizsin bu arada)a) Zeb: Ah ne güzeldi o günler!

gömülmek zorunda kalacak. Altı ay dayanır diyorum

Oyunları oynamak o zaman daha değerli, daha eğlenceliydi. Sabırlı olmayı değer vermeyi bilirdik o zaman. Şimdikiler alıyorlar oyunu: bakıyorlar ve sürü alternatif var. Kahrolsun IRC fay sapıttım|. Benim aleme girişim 1987 yılının Commodore 64 ayında oldu. O zamandan beri her yerim 1 ve 0'larla dolu. bilir... Bu arada 1984 George Orwell yılında doğdum |yalan!). IRC dejenerasyonu anlamaz bu espriyi... kahr... sustum!

Soru6) Bu hotmail neden kitlenir? Nasıl kitlenmemesi sağlanır? En iyi free mail verenler hangileri sence? Zeb: Bu hotmail biraz devasa bir server olduğundan arada bir kitlenmesi normaldir |biraz devasa diye bir şey Milyonların üzerinde ziyaretçi akını olan bir yerin kitlenmemesini sağlamak da cidden zor bir iş. Ayrıca Microsoft ismi olan her şeyde bir kusur

Kamer ailesine

Sarf ettiğin

Cümle çok eski ve yanlışlığı idealist felsefecilerin olduğuna da inanman gerekiyor artık. Hotmail önceden kitlenmezdi:)) Walla en iyi free mail veren yer bizim müder'in sitesi. Ne kitlenme ne de sorun. Yağ gibi kayıyor mailler (Türküz işte), Bende alacağım ama nasıl alınacağını bilmiyorum. Kredi kartı almaktan daha zormuş duyduğuma göre (di mi muder? cevap versene olm).

Soru 7) Age of Empires 2'de Bizans'ı dağıtmaktan daha zevkli ne var? (Bu arada indy açıklamasını yapan arkadaşımızı bölüm açıklamış oda yanlış. Teessüf ederim yakışmadı bi Gameshow Oyun yazarına) Zeb: Yanılıyorsun. Bizans ırkı oyundaki en sağlam ırk. Eğer oynamayı bilirsen önüne geleni yenersin. Cav'leri dağıtmasıyla ünlü Pikeman'ler karşılarında Elite Cataphract'ları görünce nasıl da çil yavrusu gibi dağıldıklarını bir görsen (bigün gösteririm sana). Ayrıca erken olmasıyla inanılmaz bir avantaja sahip. Bizans oynayanlara bi cheat vereyim: Direk Imperial'a gidin. Sakın Feudal veya Castle Age'de mümkünse çift duvar çekin. Kıyıdan Transport Ship'le köyünüze girmeye çalışan uyanıklar içinde birbirini görebilecek şekilde kuleler yapın. Çok ağaç kazın, çok işçi yapın, çok town center kurun. Fatih Sultan Mehmet'in gemilerine dikkat edin yalnız. Karadan gitmek gibi özellikleri var. He he, gerisini zaten biliyorsunuz.

Soru 8) One'ı seviyon saygı duyduk. Ama bu Nothing Else Matters'ı sevmediğin anlamına gelmez dimi?? :)) (Eh artık o kadar aklına getirmeye çalıştık git bi dinle bari. Benden sana gitsin buda :)) Zeb: Nothing Else Matters Metallica'nın en sevmediğim şarkısı. One'la kıyaslanmayacak kadar kötü anlayacağın. Üzgünüm dinlemeye tahammülüm yok. Bir ara her yerde çalıp nasıl da tiksindirmişlerdi beni onu hatırladım en çok. Sonrasını hatırlamıyorum:))

İsmimi yazmayacağım. İnsanlar isimlerini kendileri seçmezler ama burada insanları ellerinde olmayan şeylerle değerlendirme hatasına bir kez daha düşmeyelim istersen. (İsmimden memnunum bu arada. Niye mi yazdım?? Kaynadı işte araya) Sayfa sayısı N tane overdose'lara.... Antalya'nın güneşi üzeriniz ihtiyacınız olacak. Not: İlerde çok param olsun Kamer'in arkasına diyet kola fabrikası dikeceğim...(Hatta içine) Nirvana Peaceful Mail: ovunci@hotmail.com :45414650 Sen önce ismini yaz da ondan sonra bırak hatayı işleyeyim, bu benim ayıbım senin cesaretin ya da dürüstlüğün olurdu. Ayrıca kimseyi ismine bakarak değerlendirmedim. Değerlendirmek başka bişey. Sen yanlış anlamışsın olayı. O sadece bir mizah. Mizah anlayışı olmayanlar söyler bu sözleri. Neyse uzatmayalım. Bu konudaki anlamsız düşüncelerin değişirse bana bir mail daha atarsın, Ayrıca: “OVERDOSE'A MAİL YAZMAYANI, HEMDE WORDPAD'DE TÜRKÇE YAZIP, RTF KAYDEDİP GÖNDERMEYENİN İSMİ Bİ ACAYİP OLSUN EMİ!”. Nasıl?

SELAM POLAT Ben Bursa'dan Mehmet Uğur Kamçı. Mailini geçte olsa aldım. (geç kalma sebebi senden değil). Sağol teşekkür ederim. Sorma yaw neler geldi başıma, şu bilgisayarcılardan neler neler çektim. Sana mektup yazayım dedim. Hem muhabbet hem bende senden bazı 3D teknikleri kaparım. Dergiyi siyah-beyaz halinden bu yana takip ediyorum, fakat şu ana kadar bir tek Muhammed'e mail attım. Onunla da iyi mail arkadaşı olduk. Bari seninle de olalım. Neyse mektup yazacağız dedik fazla samimi konulara girdik. Gerekli yerleri makaslarsın artık. (yayınlarsan). Sorular: Zebani: O kadar samimi konulara girmişsin ki makaslamaktan bi hal oldum giriş paragrafını. Kala kala bunlar kaldı. Demek sende ilk kez mail atanlardansın. O kadar çok varki bu dergiyi okuyup da mail atan (dergi satışının sadece in satışı kaçtır he he). Tamam başlayalım o zaman muhabbete kocakarılar gibi (yanlış benzetme!):

1-Ben makinayı upgrade ettim. Fakat sorunlar peşimi bırakmadı. Şimdi bu sorunları sana sorayım neden kaynaklandığını bulabilecekmisin. (Engin'e sor deme ona ayrı sorarım veya sorarsın. Ben senin fikrini soruyorum). Şimdi cpu'yu (433 celeron) ayrı yerden aldım, anakart (ABIT BH6) ve kasayı ayrı yerden aldım. Kendi S3'ümü, Voodoo2'mi, diskimi kullandım. Önce windows kitlenme (1-10 Dk içinde) sorunu yaptı (hiçbir şey yapılamıyor, kapatılamıyor bile, ancak reset). Windows'u silip kurdum aynı şeyi yaptı. Windows'un en son versiyonunu kurdum, gene aynı. Dos'ta açtım 3 saat blood oynadım bir şey olmadı. Windows'a geçtim gitti. Format attım, windows'un en eski versiyonunu kurdum o biraz daha uzun zaman sonra gitti. Cpu sıcaklığı kontrol cpu'sunu taktım gene kitlendi.

Tek tek bütün kartları, Cd-romları sökerek denedim. Her defasında kitlendi. (bir tek s3 kaldı) Her halde anakarttan dedik aldığımız yere götürdük. O yapacaktı güya onu uyardım bak ben bunları yaptım, olmadı. Ben yaparım dedi. Bende uyardım, bak C'ye format atabilirsin ama sakın d'yi silme dedim, uyardım. Adam f-disk atmış benim tüm gerekli dosyalar güme gitti. Önemli kayıtları bir daha girmek zorunda kaldım. Sence sorun ne? (Yeni anakartı da taktıklarında gene aynı şeyi yapmış) Zeb: İşin içinde büyü var! Lanetli bir büyü. Ciddi söylüyorum bu kadar çok sorunla karşılaşan birisini ilk defa görüyorum (duyuyorum, hayır Tamam yapacağın işlem çok basit. Bilgisayarının fanı hava almasına yetmiyor. Şimdi yavaşça pencereyi aç. Bilgisayarı pencereye götür... Aaaa niye attın abi? Ohoo00:)) Bilgisayarını toptan formatlayan adama da ne yapacağını söyleyeyim mi? Şaka bir yana, gerçekten o kadar çok sorunun var ki bunlar benim bilgimi aşan şeyler açıkçası. Yani kuantum mekaniği ile ilgili bir problem sorsan hemen yardımcı olurdum, ama bu çok zor.

(Lütfen Mektuplarınızı Maille yollayın.

2-Hangi animasyon programını kullanıyorsun. Yaw, şimdi ben sahnemde fon olarak ağaçlar, otlar, yerlere de çimen kullanmak istiyorum. Bu hırdavatları tasarlamanın kolay bir yöntemini söylermisin? Zeb: Alias/Wavefront isimli çok pahalı bir programı kullanıyorum. Ama yakında daha pahalı ve daha zor ve daha mükemmel bir program olan Maya'ya geçeceğim (bunlar 3D programı ve hiçbirisi benim değil). Ağaç, ot veya çimen yapmak zor. Kullandığın program'ın plug-in'leri varsa ne ala, ama yoksa oturup elle yapacaksın. Ağaç yapmak sıkarsan sabrını kolay ama gerçekçi olması için çok çok uğraşman lazım. Çimen veya otları Particle generator olmadan yapmak imkansız olduğu gibi, intihar etmekle de eş anlamlı. 3D Max bulursan onda yaklaşık 700 tane Plug-in var (kafayı yemiştim ilk gördüğümde), onda mutlaka vardır.

3-Tombraider 4 canavar gibi harika filmler) Zeb: Evet kesinlikle. Oyunların da hep öyle demolardaki gibi olması gerektiğini düşünmüşümdür. Bir gün sanırım öyle harika bir motor çıkaracaklar. Tabii teknolojiyle atbaşı giden şeyler bunlar ama, olacak. Görüyorum bunu!

4-Unreal turnuva canavar gibi bir oyun. Ama single player tarafına laf sökülüyor. Aslında iyi. Seviyeyi devamlı artar şekilde kullanmışlar, her seviyeyi geçtikçe bir sonrakinde nasıl kasacağım acaba diye düşünüyorsunuz. Bir de unreal motoruna laf atılmış. Oldukça üzüldüm. Tamam biraz çizgi film vari renkler kullanılmış ama bu tüm engine bağlanamaz ki. Eğer güzel olmasa oyunlar unreal motorunu tercih etmezlerdi. Hele hele bitmeye yakın tekrar'dan yapmazlardı. Bu arada yapay zeka hala İlk unreal'daki serilik esasına dayanıyor. Hele son bot XAN. Yakalayabilirsen helal olsun. Botlara karşı oynayanlara bir teknik söyliyeyim. Şimdi adamlarda radar var. O an etrafında kim ne mermi atıyor nerede olduğunu biliyor o an yapılacak yöntemlerden birini seçiyor. Seçim hızı botun skilline bağlı godlike'ta en hızlısı. Adam 3 kişinin ateşinden kaçıp arkadan saldırmakta olan benim kafamı uçuruyor. Bazen de bomboş koridorda bir tiplemeyle karşılaşıyoruz o an bana ateş etmeden geçip gidiyor. Bu yüzden Özellikle skilli yüksek botlara karşı (mesela XAN'a karşı her defasında oyunu alamazsınız. XAN'i 11'e -2 yenerken 15'e 12 maçı zor aldım). Bu yüzden adamlara karşı çok farklı ataklar yapın. Mesela flak c.'nun parçalarını adama direk değil de duvardan sektirerek atın, kaçamaz. Roketleri farklı noktalar atın (önüne doğru ama sağına veya soluna olabilir) İyi fraglar. ü Zeb: FPS oyunları içinde Unreal Tournament'ı seviyorum bir tek. Özellikle Bot'lar muhteşem, Ben hiçbir oyunda elimdeki silahı gördüğü için köşe bucak kaçan bir bot görmedim. Nefis bir oyun. Bu arada verdiğin taktikler için teşekkür ediyoruz Overdose camiası olarak (evladım teşekkür ispatlanmış etsenize siz de). Bakmayın öyle yollarım Rail Gun'ı beyninize:))

uh amma uzun oldu yaw. Görüşürüz inşallah Kendine iyi bak. Ha bu arada cevap S3'ün irq'su ile cpu'nun bir irq'su çakışıyormuş ve cpu'yu kitliyormuş. S3'ü değiştirdik oldu. Yaw 22 yaşındayım 15 sene bilgisayarlarla uğraştım böylesine bir olaya ilk defa şahit oldum. Mehmet Uğur Kamçı. Bursa Bu muymuş bilgisayarın sorunu? E ne diye başımı şişirdin sen benim o kadar! Ne yapayım ben şimdi sana. Dur sana tavsiye vereyim de aklın başına gelsin: “OVERDOSE'A MAİL YAZMAYANI, HEMDE WORDPAD'DE TÜRKÇE YAZIP, RTF KAYDEDİP GÖNDERMEYENİN BİLGİSAYARI LANETLENSİN VE HATTA FORMATLANSIN 3. ŞAHISLAR TARAFINCA'. Ben şimdi senin bilgisayarını hack'liyim de gör!

SELAM Abi noluyo ya size. Daha yeni başladınız dergi çıkartmaya, ne akla hizmet kapanmadan söz ediyosunuz. Bana sizin kapatma sözleriniz biraz (ne birazi) tehdit gibi geldi. Aslında haklısınız; o kadar çalışıp bir iş yapmak ve kimsenin (bu kadar fanatiğe rağmen) almadığını düşünmek çok kötü. Düşünmek dedim çünkü ne kadar sattığınızı felan bilmiyorum (söylemeyin zaten (diğer dergiler de yapıyolar)) ama biraz karamsarlık olmuyor mu? Hadi çok karamsarsınız niye bizden hırsınızı çıkartıyorsunuz. Bir de bu yönden bakın siz kapandıktan sonra yeniden açılmanız bayağı bi süre almıştı (di mi?) bu arada hep sizin gibi bir dergi arayan arkadaşlar, gördüklerine saldırdılar. Siz çıkmadınız onlar aldı, siz çıkmadınız onlar aldı (sözüm herkese değildir) bir insan o kadar ay aldığı dergiye bağımlı olmaz mı? Olur di mi. Hem herkesin bütçesi iki, üç dergi almaya yetmeyebilir. Bu yüzden sitem etmeniz yersiz (bence). Düşünmenin zamanı gelmedi mi??? 1- Derginiz açıldığında Cd yi gören bir arkadaş aman allahım ya bari siz de değişmeseydiniz demez mi? (Ben dedim) (ama aldım) 2- Şunu da kabul edin bence ilk sayınızda (kapanıp açıldıktan sonra) çok fazla kasmıştınız. (Bence) Yani ilk sayınızdan imajı sarstınız ve toplamanız normal olarak uzun sürecektir. Bu yüzden sizin gibi bir dergi kapanmamalı, bi daha kapanırsanız (biz ettik siz etmeyin (sizi anlamayanlara!!)) kimse sizi takmaz. (Bence) Hem bizi hem kendinizi düşünerek kapanmayın!!! (Bu mektuptaki düşünceler bana aittir. (Kaale almasanız da olur) Ama allah için kapanmayın ya.) Sizin biz okuyuculara zaman vermesini istiyerek huzurunuzdan ayrılırken sabırlı olmanızın gerektiğini anlamanızın zamanı gelmedi mi? diyorum. Kalın sağlıcakla, Can Arslan Zebani: Bak şimdi Can, biz kimseden hırsımızı filan çıkartmıyoruz. Bu dergiyi sevenlere ve elinden geldiğince destek verenlere tek bir laf ettiğimizi duydun mu? Bizim lafımız öncelikle kendimize; farkettiğimiz bazı şeyleri uygulamakta ya da vazgeçmekte geciktiğimiz için ilk önce çuvaldızı kendimize batırdık. Sonra o çuvaldızı çıkarıp sisteme ya da kapitalizme batırdık ve en son ondan çıkarıp daha büyüğünü önce bizi alan ve sonra saçma sapan sebeplerle yüz üstü bırakan yaklaşık 4000 kişiye batırdık. Bu yaklaşık 4000 kişinin önyargılı promosyon kuşağına ait olduğunu görünce ve duyunca üzüldük, kahrolduk. Anladık ki bu lanet ülkenin büyük bir çoğunluğu - zaten okumak gibi bir alışkanlığı olmadığı gibi dergileri sırf ne verdiğine bakarak değerlendiren bir düşünceye sahip!. Sabırlı olmamızı söylüyorsun ama sabırsız davranan bu 4000 homo promosyon kuşağına ne diyorsun? ki gördüğün gibi kapatmamak için elimizden geleni yapıyoruz. Neyse yakın zamanda neler olup bittiğini göreceğiz. Kimselerin bilmediği saçma sapan olaylara hiç değinmiyorum (çok uzun ve ayrıca çok moral bozucu). Elbet bir gün adaletin terazisinde ağır çeken taraf olacağız. Savunmam budur hakim bey. Astıktan sonra bi yerime iliştiriverin lütfen (bu söylediklerimi sakın yanlış anlama Can. Daha çok o 4000 kişiye söyledim bunları. Sen katalizör oldun.)

MERHABA POLAT Ya aylardır alıyorum şu dergiyi (bi sene alamadım) bi mail gönderemedim sana. İçimde kalmasın. Bu ay bayiye on onbeş kere gittim Gameshow almaya. Adam veriyo elime koskoca bişey (Gameshow cildi) yok abi diyom o diil bu ayın Gameshow u gelmedi mi? Tabii almadım. Beş on gün gelmeyince sizin siteye bi bakayım dedim ve o kahrolası yazıyı gördüm. Düşünüyordum cildi alıp almamayı. Kendimi tutamayıp aldım elimdeki dergilerden bir tane daha. Faydam olduysa ne mutlu. Merak ettiğim dergi Mart ayında çıkacak mı. İnanın hiç istemiyorum kapanmanızı. Hiç bir dergi için düşünmedim bunları ama sizdeki bu samimiyet çok sıcak. Anlatamadım belki ama neyse boşverin. Gameshow da olacak değişimleri bekliyorum. Samimiyeti arttırın. Overdose u büyütün. Gameshow u büyütün. Önümüzdeki aylarda görüşmek üzere, hiç kapanmamanız dileği ile. Mesut Eren mseren@yahoo.com Zebani: Malesef mali krizden dolayı ara vermek zorunda kaldık. Önceden Nisan ayında verirdik bu araları ama şimdi iki ay geriye çektik. Şaka bir yana, seninkisi gibi bir dolu mail aldık. Sağolun desteğiniz için. Elimizden geldiğince dergiyi daha sıcak, daha samimi yapamaya çalışıyoruz. Bunlar zaten bizim elimizde olan şeyler; vermekten veya paylaşmaktan kaçınmayız. Fakat iş Overdose'u veya dergiyi büyütmeye gelince işin içine başka matbaa da basılan kağıtlar giriyor para!). Bu sorunu da çözersek dergi büyür, overdose büyür, Poster veririz, CD ver... Yok CD olmaz. Bakalım zaman bize neler gösterecek, Mailin için tekrar teşekkürler.

SESSİZDİ GECE... Konuşsa duyulmazdı zaten. Çünkü gece ne kadar karanlık olsa da tüm yalnızlığını örtecek kadar değildi. Işıkları sönmüş karanlık kentin issiz sokaklarında sadece bir genç sokak lambasının altında oturuyordu. Önünde beyaz bir sayfa devamlı bir şeyler yazıyordu. Çünkü biri ona “kim bilir belki rahiptir| yorum yok!

de gerçek çözüm hiç tahmin etmediğin yerde keşfedilmeyi bekliyordur” demişti. Ama gerçek neydi ki ? Gerçek sizin evinizin önünden geçen rüzgarlı sokakta oradan oraya uçuşan, yer değiştiren, sürünen, parçalanan yapraktan başka bir şey değildi. Ve hiç bir zaman rüzgara karşı gelemezdi... Sokak lambasının altı gittikçe huzur veriyordu ona. Çevresi siyahla kaplı bir ışık kümesi, altında o ve tek dostu olan gölgesi. Ne zaman bitecekti her şeyin nedenini arayan bu sorular? Ve kim cevaplayacaktı bunları ? Gölgesi bile bıkmıştı sorulardan, başı öne eğikti cevap vermiyordu... Sonbaharın gerçek dökümü devam ederken ve o gecenin içinde mektubunu yazarken; sıkılan meleklerin sınırsız zamanlardaki sonsuz ezgisi eşlik ediyordu yumuşak bir melodiyle... © bildiğini iddia ediyordu cevapları, belki de sadece üç nokta bırakacaktı cevapların yerine. Bu gencin bilgisayarı bile yoktu. Ama kendine yakın bulmuştu o yazarı. Büyük bir umutla soruları tekrar gözden geçirdi... Zebani: O sessiz gecenin görünmeyen tarafındaydı yazar. Kasvetli atmosferi gözlüyordu. Sanki her şey gerçek dışı gibi görünüyordu ona. Ama kendi gerçekliğinin dışında başka bir gerçeğin içinde olduğunun bilincindeydi. Boşuna etmemişti o lafı, çünkü kendisi gerçek çözümü hiç tahmin etmediği yerde arayan gerçek bir temsilciydi. Sözünün arkasındaydı. Birden bir ışık kümesi gördü, altında ise bir gölge ve sahibi. Beyaz kağıda bişeyler karalıyordu anlaşılan. Yoksa o da gerçeği hiç tahmin etmediği yerde arayan başka birisi miydi? Sormak gereksizdi. Bu gece böylesine gerçek dışı kalmalıydı. Gerçek olan tek şey arayıştı, Cevapları arayış:

1) Kumsalda yürüyorsun sessiz sakin. Sırf kum var. hayatta sayamayacağın kadar çok. Sonsuz kumların arasında sadece iki tane taş var. Taşlardan biri simsiyah, biri bembeyaz. Eğilip alıyorsun. gene her taraf kum kalıyor. Ve taşlardan birini denize atacaksın. hangisini atardın?

-Hikaye

ye mail göndermeyi unutmayın Hikaye ve mail göndermeyi unutmayın bir şeyin metaforu olduğundan değil. Sırf o kumsalda bir karşıtlık olmasını istediğim için atardım. Böylesine sürreel bir manzaraya kendimce bir gerçeklik katmak için sayaraı olduğunu Söylemişmiydim? ydım?

2) Bana şu ana kadar dinlediğin en iyi albümü söyler misin? Zeb: Hmm! çok çok zor bir soru bu? Hani saatlerce düşünsem cevabı zar zor söylerim. Çünkü o kadar çok dinledim ki! Sanırım bunu Şimdi söyleyemeyeceğim. Sonra kararsız kalmak, ya da tüh be o değil aslında şuydu gibi pişmanlık belirtileri göstermek bana göre değil. Bunun için bana süre lazım. Seneye sor hemen cevaplarım İyine yalan söylüyorum:)

3) Benim unutamadığım dinlemeye doyamadığım beş şarkı vardır: a) iron maiden: afraid to shoot strangers b)pink floyd:a great day for freedom c)dire straits:brothers in arms d)metallica:unforgiven my religion. Senin böyle beş şarkın falan varmı? Yazsana? Zeb: Offf bu çok çok çok daha zor bir soru. Yüzbinlerce güzel şarkı dinledim (tonlarca yalan söyledim:)). Şimdiye kadar oturup bir kere düşündüm acaba dinlediklerimin hangisi daha güzeldir diye. Verdiğim cevapların hepsi bir başka Şarkı tarafından yalanlandı |beynimce, beğenimce|. Ama sana da hiç cevap veremiyoruz doğru düzgün. Sen'de ne biçim sorular soruyorsun arkadaş? Sen bu listeyi hangi kriterlere göre yazdın ki? Seneye bi daha sor sen bunları :)) Ama şu anda dinlemeye doyamadığım bir şarkı My Dying Bride'in “The Angel and the Dark river” albümündeki “A sea to suffer in”idir. Bu şarkıdaki keman ile gitarların muhteşem uyumu ve melodik zenginlik yüzünden belimin tutulduğunu söyleyebilirim |saatlerce camı açık unutmuşum a)İnanki bende bilim kurgu hastasıyımdır. İzlediklerimin en runner, Contact, Dark city ve Matrix'ti. Seninkileri biliyoruz. Senin bilim kurgu dışında izlediğin iyi filmler hangisiydi? Zeb: Hmm, bilimkurgu dışında en beğendiklerim Sezen, Usual Suspects, Lethal Weapon serisi, Casino, The Rock, Stanley Kubrick filmleri (özellikle otomatik portakal) ve... aslında burda da liste bayaa uzuyor. Seneye, neyse:))

iyi

5) Niye şimdi? Niye sen? Ve niye bütün bunlar? Niye? Emin ol ki cevapları bilsem bile sana söylemezdim. Öyle hazıra konmak yok. Ben de sorup durdum bunları ama saçma sorular olduğuna karar verdim. Bütün bu soruları sorup cevap alamayacak kadar ömrüm kısa. Daha cevaplanabilir sorular sormayı dene. Böylesi daha iyi. Felsefe tarihi bu tip soruları soran ama cevabı alamadan plane değiştiren filozoflarla dolu (belki de cevapları almışlardır. Almışlar mıdır acaba? O büyük bilinmeyenin neresindeler şimdi? he he gördüğün gibi, soru sormanın sınırı yok).

6) Solaris gezegeninde bir gelecek bilim kongresi yapılacaktır. Özel görevlilerin talimatlarını alıp gelmesi rica olunur. Usturalar tarafımızdan sizlere verilecektir... Zeb: Konuya yabancılar vardır açıklama getireyim bari: Solaris ve Gelecek bilim kongresi usta yazar Stanislaw Lem'in başarılı bilim kurgu romanlarıdır. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki Solaris benim okuduğum en iyi kitaptır. 2.'si George Orwell'in "1984"ü ve 3.'sü de Larry Niven'in "Halka Dünya"sı. Daha sayayım mı?

7) İlhan İrem'i tanır mısın? Eğer tanımıyorsan adamın herhangi bir albümünü bir yerlerden edin ve dinle. Her şarkısında felsefe kokan sözler var. Kesin dinle. Zeb: İlhan İrem'i tanımam ama bilirim. Pek alıp dinleyeceğimi sanmıyorum. Teşekkür ederim (niye ki?)

8) Düşün... Kendi kalp atışların bir bir sona eriyor bütün görüntüler gözlerinin önünden. Sadece ses, "tıp". Hissedemiyorsun sana çarpanın ne kadar sıcak olduğunu. Sadece sesi duyuyorsun "tıp tıp". Gülü koklamak istiyorsun o an bir çocuk gibi umarsızca. Ama sadece için büyük bir çığlık atmak istiyorsun ama atıp atmadığını bile kestiremiyorsun. "eti..." Ve gelen son. Ardından yolculuk. Öldükten sonra gözlerini açıyorsun. Karşında melekler var. Sana bir seçenek sunuyorlar. Cennet mi? Yoksa dünya mı? Seçim senin. Hangisi? Zeb: Böylesine fazlaca metafizik varsayımlara mantıklı bir cevap beklemiyorsun umarım. Ama ben yeterince mantıklı cevap vereceğim: Tabii ki dünya. Kalp atışlarımı hissetmek için, neredeyse hayatımın yarısına hakim olan çok sevdiğim müziğimi dinlemek için, sevdiğim az sayıdaki dostlarımı görmek için, sevdiğim yemekleri yemek için ve dünyanın havasını tekrar tekrar koklamak ve suyundan tatmak için. Yaşamasını bilenlere dünya yeterince cennettir diyebilmek için.

Genç mektubu bitirmişti. Oturduğu yerden şöyle bir kalktı, kalktı, kalktı... Sokak lambası artık daha bir aydınlık yanıyordu. Gencin simsiyah gölgesi büyüdükçe başta sokağı kapladı. Sonra karşıdaki apartmanları ve en son bütün şehri esir aldı. Genç göğe kaldırdığı gözleriyle özgürlüğü haykırıyordu... Kaptaki su berraktır, denizdeki su karanlık. Ufak gerçekliğin anlaşılır sözleri vardır, büyük gerçekliğin derin sessizliği! kuşlar, CLLXXVI POZAN "niye?" ERTEN Bu güzel paragraflara katılıyorum. Güzel bir mail göndermişsin. Tekrar beklerim böyle bir mail ama bunca söze rağmen şunu belirtmek isterim: “OVERDOSE'A MAİL YAZMAYANI, HEM DE WORDPAD'DE TÜRKÇE YAZIP, RTF GÖNDERMEYENİ GERÇEKLİĞİN DEHŞETİ SARIP SARMALASIN”. Buna sen de dahilsin.

BAK ZEBANİ Bu overdose'a gönderdiğim ilk mail. Önceden gereksiz buluyordum bu tip işleri. Ne bileyim onca okuyucu var size mail gönderen benimkini neden yayınlayasın? Sonra yanlış olduğuna karar verdim bu fikrin. Amaç yayınlanması değil, katılımdı. Gameshow atmosferine burdan (Trabzon'dan) katılmanın en iyi yolu buydu. Açıkçası sizi kıskanıyorum. Kimbilir aranızda ne sıcak ilişkiler vardır (her türlü yoruma açık tabii:). Sen, Meg, Engin ve diğerleriyle tanışmayı hep istemişimdir. Ama işte bu kadar yapabiliyorum. İstanbul'da olsam çoktan başarmıştım bunu. Neyse, bir gün mutlaka olacak. Aslında seni tam olarak çözebilmiş değilim. O kadar mektup geliyor sevdiklerin, sevmediklerin, dinlediklerin, yaptıkların, hayat görüşün gibi. Ama ne bileyim bunların hepsi kağıt üzerinde durunca bir şey ifade etmiyor bana. Görmem lazım, konuşmam lazım gibi geliyor bana. Aynı şeyleri diğer yazarlar için de düşünüyorum. Ama en çok sen ve Meg ile oturup konuşmak istiyorum. Yazdığınız satırların ardında, arkasında ya da altında daha başka şeyler vardır mutlaka. Bunları keşfetmek istiyorum. Şimdilik soru sormakla idare edeyim bari: Zebani: Uzun zamandır böylesine güzel bir mektup girişi okumamıştım. En baştaki sözlerin nefis bir analizin sonucu. Katılım. İşte bunu çok beğendim. Sağlam bir düşünce. O sebepsizce giden 4000 homo promosyon kuşağı keşke şu satırları okusa. Walla bizim aramızdaki ilişkiler de dergiye yansıyınca güzel görünüyor. Aslında çok güzel ama bunun kıyaslanacak bir tarafı yok. Senin de mutlaka arkadaşlarınla yaşadığın güzel ilişkiler vardır. Bak bir gün İstanbul'a gelirsen

Artık Mail

olarak mektup yollama zamanı...

Artık Mai

Evliya veya Meg ile dışarıdaki Polat veya Meg arasında inan ki çok az fark var. Bizi de samimi yapan şey zaten bu fark. Yazdığımız satırların ardında, arkasında, ya da altında olan şeyi merak ediyorsan sana kısaca bizim bile birbirimize söylemediğimiz özel hayatımız yatıyor cevabı veririm. Mesela Meg'in sucuk kızartmasını çok sevdiği ya da benim kapkaranlık ve sessiz olduğunda uyuyabilmem gibi bilgiler (hani söylemiyorduk?). Daha ilerisini bile duymak istemezsin:)) Cevaplar mı

1- Railroad Tycoon'ı hatırlar mısın? Bi zamanlar deliler gibi oynardık Amiga'da. Onun ikincisi çıkmıştı 98'de. Şimdi ben oyunda istasyon kuruyorum ve çelik taşımaya başlıyorum. Fakat trenim sık sık arızalanıyor ve bu bana çok pahalıya patlıyor. Bi de hırsızlar trenimi soyuyorlar bazen. Bu alçaklarla nasıl başa çıkacağım. Onları adalete teslim etmek istiyorum. Zeb: Hatırlamaz mıyım? O yüzünden Haydarpaşa garında az sürünmedim ben (artık utanmadan söylüyorum). Ben hala ilkini çok beğeniyorum ama 2'yi de severek oynadım. Şimdi çelik taşımak riskli çünkü zaten ağır bir yük ve bunun için de trenin kaliteli olması gerekiyor. Ayrıca hisselerinde de pek iyi

Imperial Age'e en erken atlayan ırk. 667 food 500 küsur anda (ki savunman sağlamsa çoktan toplamışındır) Imperial Age'e bas. Artık savaş zamanı. Bundan sonra yaptıklarından sorumlu değilim. Gate kurmayı unutma sakın)

3- Overdose'u başladığından beri okurum. Sen bi zamanlar (eski Gameshow'larda) başlangıçta ilginç fantastik hikayeler yazardın. Ne oldu onlara? Artık neden yazmıyorsun? Hele Odana 6 Polat'ın birden girdiği bir hikayen vardı. Süperdi. Yazsana... Zeb: Vakit olsa yazacağım ama dergi işleri o kadar yoğun oluyor ki yazamıyorum. Bir gün belki. Ayrıca o fantastik hikayeler fantastik değil, gerçek. Yaşadığım şeyler onlar (yalanın sınırı yok:))1.

4- Bu Kamer Bilgisayar, bildiğimiz bilgisayarcı mı, dergi mi, internet cafe mi, yoksa eviniz konuya açıklık lütfen Zeb: Fesa, hepsi. Boşuna demiyoruz kamer diye. Gelince görürsün (Geceleri korku evi oluyor)

5- Tavsiye istiyorum ben bana ne! Versen ne olur sanki? Gıcıklık yapma... Zeb: Yahu kocaman tavsiye köşesi hazırladık yine yaranamadık. Hayır vermiyorum. Gıcıklık hayal ediyorum: uzun saçlı, önünde herhangi bir gruba ait siyah bir tişörtle, siyah bir pantolon giymiş sürekli walkman dinleyen ve çevresine pek ilgi göstermeyen paspal bir tip. Doğru mu? Zeb: Tamamen yanlış. Gelirsen görürsün (buna alçaklık diyorlar)

10- Revenant'ın başlarında kaleden çıkmam gerekirken çıkamıyorum. Hapisteki bir adamla konuşmam lazım. Nerede bu adam? Nasıl kurtulacağım burdan? Zeb: Kaleyi biraz araştırman gerekiyor. Güneyde bir yerde hücreler var. Orayı bulduğunda mahkumlarla konuş. Bir tanesi haksız yere tutuklandığını ve onu kurtarmanı isteyecek. Başta konuştuğun adamlara tekrar git ve mahkum hakkında sorular sor. Bundan sonra mahkum idam ediliyor ve sen de kaleden çıkıyorsun. Yani sen mahkumun idam edilmesini sağlıyorsun. Başka çıkış yok. Şimdilik benden bu kadar. Yakında görüşeceğiz. Görürsün sen gününü (bi tehdit de benden:) Selim GÜNDÜZ - Trabzon Eh yakında gelirsen göreceğin de var. Sen daha Engin'in sprey tabancasını görmedin. Bana ulaşana kadar Engin'in cesedini çiğnemen lazım. Şunu unutma sakın: OVERDOSE'A MAİL YAZMAYANI, HEM DE WORDPAD'DE TÜRKÇE YAZIP, RTF KAYDEDİP GÖNDERMEYENİ ENGİN PATATES GİBİ KIZARTSIN”.

(Evet dostlar işte bu ayın sonu.) Yeni bir şeylere başlamış da olsak bir yerde son nokta hep olmak zorunda. Ama şimdilik buna son nokta demeyelim de nokta diyelim... Önümüzdeki ay: kadar üç noktanın gerisini tamamlamak için tekrar burda olacağım. Eleştirilerinizi, mektuplarınızı ya da maillerinizi bekliyorum. Hayallerle dolu Çebutum .stop.