Gameshow sayı 47, sayfa 86

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 86

Bu ay benden...

1-Her türlü lüks bahaneyle yazısını geciktiren birkaç yazara. 2- Yazıyı vermek için son günü hatta baskı gününü bekleyen birkaç yazara 3- yazması gereken yazıyı saçma bir bahane ile yazmayıp tatile giden birkaç yazara 4- Gameshow'a yazı yazmaya gelince aniden işi çıkan birkaç yazara 5- Gameshow'un geç çıkmasına yazılarını abartı geç vererek sebep olan birkaç yazara... 6- Yazı yazma heyecanını kaybetmiş olup üstüne de yazıyı geç veren birkaç yazara 7- Orda burda sürtüp eğlenen ama iş yazı yazmaya gelince sorunlardan bahseden düşüncesiz birkaç yazara 8- Şu kötü günlerimizde bize en çok destek olması gereken ama nedense şeylerinde fındık kırmayı daha çok önemseyen bencil birkaç yazara... 9- Bunların üzerine hala küstahça konuşan bir yazara 10- Hala terbiyesizce sırıtan birkaç yazara 11- Birkaç yazara UYUZ OLDUM, OLUYORUM. UMARIM İÇLERİ RAHATTIR!

CAN ALICI AÇIKLAMA (tekrar) Gönderdiğiniz maillere her şeyden

önce teşekkür ediyorum. Fakat çoğunda sorunlar oluyor. Kısaca onları açıklamak istiyorum. Lütfen ama lütfen mail gönderirken dilbilgisi kurallarına uymayı ve de en önemlisi Türkçe karakterlerle yazılmış olmasına dikkat edin. Çünkü bunları düzeltmek o kadar çok zaman alıyor ki dergi bu yüzden geç kalabiliyor (ciddi söylüyorum). Ayrıca lütfen mailleri mail penceresine yazarak değil, Wordpad'de (bu en önemlisi) yazıp “zengin metin biçimi” ile kaydederek (gavurcası “rich text format”) gönderin. Çünkü sadece text olarak gönderildiğinde en baş belası olan ve asla düzelmesi mümkün olmayan “Enter” hataları oluşuyor. Dünyanın en sabırlı insanı bile onları düzeltmez. Bu yazdıklarımı ciddiye alacağınızı umuyor ve üzülerek mail penceresindeki ve “zengin metin biçiminde” olmayan mailleri dergide basamayacağımı belirtiyorum. Söylediklerim zor şeyler değil; almaktan daha kolay hatta! Teşekkür ederim.

Zeb: Bir soruya amma da çok soru sıkıştırma taktiği daha önce denendi ama sen yenisin şimdi. Sıradan cevap vermeye çalışacağım. Cevapların bazıları yanlış olabilir, komik olabilir hatta bazılarının cevapları bile olmayabilir...tamam sustum. Kahpe Bizans'a gitmedim, gitmem de. Türk sinemasına karşı bir önyargım var benim. Şimdiye kadar seyrettiğim en iyi Türk filmi “Muhsin Bey”dir, zaten seyrettiğim tek Türk filmi. Nasıldı ve güzel miydi sorularına ise verecek cevabım yok. Demiştim sana. Ben Polat yarışçı ve hemen bir sonraki soruya geçmek istiyorum. Bu ne be?

4-) Gelmiş geçmiş 5 oyunun sıralamasını yapsana. Zeb: Sıradan cevap vermeye çalışacağım. Cevapların bazıları yanlış olabilir, komik olabilir hatta bazılarının cevapları bile olmayabilir...he he tamam sayıyorum ama bu çok zor bir soru. Ayrıca eksik bir soru. Gelmiş geçmiş bir sürü 5 oyun var. En iyi 5 oyun mu? en kötü 5 oyun mu? ne? soruyu tam olarak alamazsam nasıl cevap verebilirim ki foh be yırttık:)))

5-) Overdose eskisi gibi niye ayrı olarak çıkmıyor. Zeb: Çünkü biz bir bütünüz. Ayrı olmakta neymiş öyle? Birbirimize sımsıkı sarılmaktan başka çaremiz var mı? bak!). Walla planlarımız arasında var. Zamanı gelince olacak. Sen niye ayrı çıkmasını istiyorsun? bak yaaa!)

6-) Kusmuk köşesi eheheh) Zeb: Orayı her ay bir okuyucu yazıp kim yazıyor?(nostalji

Bilgisayarının mümkün değil bili o da teknolojinin ruhsuz mezarlığına değil maalesef da kadına bağladım ya artık, bir dayağı hak ettim:))) 10-) Bana iyi bir çorap markası tavsiye et. Alıyorum iki günde altları deliniyor. (tavsiye köşesine baktım yoktu) Zeb: Wwww.çorap.com.tr/kaliteliçoraplar/index.html

Way bea! epey de soru çıkarmışım haa, 1. soru benim için çok önemli, lütfen cevapla, Hadi BYEEE! Mehmet Selim Bekil Birinci soru haricinde pek de soru çıkaramamışsın aslında ama yine de sen şuna dikkat et: “OVERDOSE'A MAİL YAZMAYANI, HEMDE WORDPAD'DE TÜRKÇE YAZIP, RTF KAYDEDİP GÖNDERMEYENİ EN GÜZEL UYKUSUNDAN KORKU DOLU KABUSLAR'LA UYANSIN"”. Bu senin için de geçerli

SELAM ZEBANİ!, Şimdi hiç bir giriş yapmadan yazıya girdik de sonra sorular öncesi paragrafında bahsedeceğim konuya yani Fight Club'a girmek(beni harcarlar ama yine de gireceğim)istiyorum. Şimdilik ben bu filmi en kolay benim gülüşümü bile değiştiren(yeni gülüşüm Lou'dan dayak yiyen TYLER gülüşü(niahhahhahhuu))film olarak tanımlayabilirim. Düşünsene Zebo öyle bir kız arkadaşın var ki Fight Club'ı birlikte izliyorsun ve film çıkışı kız”nihaaha niye böyle gülüyo bu kız dayak mı yemiş???)o0ha be amma filmdi" diyor. Bu durumda en mümkün değil biliyorsun! bir süre sonra oynadım ama inan ki

İstanbul dışında oturuyor ve yazıdaki gibi bir çırağı var. Geçenlerde dövmüş onu. İnanmıyor musun bana? :))

7-) Poster verin. (cd bitti şimdi de poster diye tutturacağız) Zeb: Ben çok merak ediyorum. Acaba dergilerin verdiği posterler bir şekilde değerlendiriliyor mu? Ya da nasıl değerlendiriliyor? Önce bunun cevabını bilmeliyiz ki poster verebilelim veremeyeceğiz demeye dilim varmıyor:))

8-) Yaa Kamer bize çok uzak kaçıyor. Anadolu yakasına Kamer açılacak mı? Zeb: Soru yine eksik. Anadolu yakasının neresi? Anadolu yakasında Kamer Bilgisayar var ama yeri gizli. Yani sen nerede oturuyorsun? Önce bu tip cevapları bilmeliyiz ki ay ay tamam susuyorum. Hayır açılmayacak!)

9-) Anlamıyorum herkes Starcraft diye tutturuyor bence Tiberian Sun ondan on kat daha güzel. Ama Starcraft şimdi yapılsaydı Tiberian Sun'dan daha iyi olurdu. Bu da bir gerçek. Zeb: Bu tartışmalı bir durum. Tiberian Sun o kadar reklamın ardından fos çıktı bence. Yani dağ fare doğurdu. Son derece klasik bir RTS olmasının yanısıra herhangi bir yenilik bekleyen bizler sadece gelişmiş grafikler ve saçma sapan birimlerden başka bir şey bulamadık. Biraz daha zekaya hitap etmeliydi. İşte Starcraft'da bu var. Kazanmak için iyi oyuncu olmak gerekiyor. Neyi nereye ne zaman bilmek gerekiyor. Starcraft'da kazanmak için uygulanacak “n” tane varyasyon var (tamam abarttım ama çok var), Tiberian Sun bu yönden sınıfta kaldı. Demo'daki kadın haricinde hiçbir şey güzel dosyalarını da silmişim

Mutlu insan sen olmaz mıydın ve kıza sarılmaz mıydın? (sarıldığın anda karşında 3-5 binanın yıkıldığını görmek istemez miydin (hööö?) din din din neyse fazla uzatmayayım anlatamayacağım filmi ne kadar benimsediğimi. Sorulara geçelim: Zebani: Film seni dayak yemişçesine etkilemiş bunu anladık. Ama o kızın filmden sonra naralar atıp "oha be amma filmdi" demesi filmden pek bir şey anlamadığını gösteriyor. Filmin alt metin olarak neler anlattığından çok görüntülerini (ya da her neyse) beğenmişe benziyor. Neyse iyi ki öyle bir kız arkadaşım yok. Umarım senin de yoktur (ehe ne demek bu be?)

1) Bugün ayın 6'sı nerede bu şubat sayısı yaavf? Zeb: Şubat sayısı cilt olarak çıktı senin haberin yok mu? O zaman senin bu mektubunun basıldığından da haberin yoktur. Çık artık şu filmin etkisinden. Yoksa bir dayak da benden yiyeceksin :))

2) Filmde (FC) Tyler'ın tek karelik görüntülerinin yerlerini söyle? (o sondaki koca şey hariç (zaten herhalde o başkasına ait!)) Zeb: O filmin sonundaki koca şey David Fincher'e ait. Telefon açıp söyledi bana. Ben de biliyorum dedim (ay ne dedim:)))

3) Ben bu mektubu bir oyun dergisine mi gönderiyorum? (eğer öyleyse niye böyle sorular soruyorum?) Zeb: Zannediyorum o koca şeyi görmek senin kafanı karıştırmış biraz. Kendine gel hadi. O kadar sorun yapma bunu. Önemli olanın mail ve Hikaye Kampanyası işlevselliği İKOCA bir yalan:)))

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.