Gameshow sayı 47, sayfa 90

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 90

-Hikaye

ye mail göndermeyi unutmayın Hikaye ve mail göndermeyi unutmayın bir şeyin metaforu olduğundan değil. Sırf o kumsalda bir karşıtlık olmasını istediğim için atardım. Böylesine sürreel bir manzaraya kendimce bir gerçeklik katmak için sayaraı olduğunu Söylemişmiydim? ydım?

2) Bana şu ana kadar dinlediğin en iyi albümü söyler misin? Zeb: Hmm! çok çok zor bir soru bu? Hani saatlerce düşünsem cevabı zar zor söylerim. Çünkü o kadar çok dinledim ki! Sanırım bunu Şimdi söyleyemeyeceğim. Sonra kararsız kalmak, ya da tüh be o değil aslında şuydu gibi pişmanlık belirtileri göstermek bana göre değil. Bunun için bana süre lazım. Seneye sor hemen cevaplarım İyine yalan söylüyorum:)

3) Benim unutamadığım dinlemeye doyamadığım beş şarkı vardır: a) iron maiden: afraid to shoot strangers b)pink floyd:a great day for freedom c)dire straits:brothers in arms d)metallica:unforgiven my religion. Senin böyle beş şarkın falan varmı? Yazsana? Zeb: Offf bu çok çok çok daha zor bir soru. Yüzbinlerce güzel şarkı dinledim (tonlarca yalan söyledim:)). Şimdiye kadar oturup bir kere düşündüm acaba dinlediklerimin hangisi daha güzeldir diye. Verdiğim cevapların hepsi bir başka Şarkı tarafından yalanlandı |beynimce, beğenimce|. Ama sana da hiç cevap veremiyoruz doğru düzgün. Sen'de ne biçim sorular soruyorsun arkadaş? Sen bu listeyi hangi kriterlere göre yazdın ki? Seneye bi daha sor sen bunları :)) Ama şu anda dinlemeye doyamadığım bir şarkı My Dying Bride'in “The Angel and the Dark river” albümündeki “A sea to suffer in”idir. Bu şarkıdaki keman ile gitarların muhteşem uyumu ve melodik zenginlik yüzünden belimin tutulduğunu söyleyebilirim |saatlerce camı açık unutmuşum a)İnanki bende bilim kurgu hastasıyımdır. İzlediklerimin en runner, Contact, Dark city ve Matrix'ti. Seninkileri biliyoruz. Senin bilim kurgu dışında izlediğin iyi filmler hangisiydi? Zeb: Hmm, bilimkurgu dışında en beğendiklerim Sezen, Usual Suspects, Lethal Weapon serisi, Casino, The Rock, Stanley Kubrick filmleri (özellikle otomatik portakal) ve... aslında burda da liste bayaa uzuyor. Seneye, neyse:))

iyi

5) Niye şimdi? Niye sen? Ve niye bütün bunlar? Niye? Emin ol ki cevapları bilsem bile sana söylemezdim. Öyle hazıra konmak yok. Ben de sorup durdum bunları ama saçma sorular olduğuna karar verdim. Bütün bu soruları sorup cevap alamayacak kadar ömrüm kısa. Daha cevaplanabilir sorular sormayı dene. Böylesi daha iyi. Felsefe tarihi bu tip soruları soran ama cevabı alamadan plane değiştiren filozoflarla dolu (belki de cevapları almışlardır. Almışlar mıdır acaba? O büyük bilinmeyenin neresindeler şimdi? he he gördüğün gibi, soru sormanın sınırı yok).

6) Solaris gezegeninde bir gelecek bilim kongresi yapılacaktır. Özel görevlilerin talimatlarını alıp gelmesi rica olunur. Usturalar tarafımızdan sizlere verilecektir... Zeb: Konuya yabancılar vardır açıklama getireyim bari: Solaris ve Gelecek bilim kongresi usta yazar Stanislaw Lem'in başarılı bilim kurgu romanlarıdır. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki Solaris benim okuduğum en iyi kitaptır. 2.'si George Orwell'in "1984"ü ve 3.'sü de Larry Niven'in "Halka Dünya"sı. Daha sayayım mı?

7) İlhan İrem'i tanır mısın? Eğer tanımıyorsan adamın herhangi bir albümünü bir yerlerden edin ve dinle. Her şarkısında felsefe kokan sözler var. Kesin dinle. Zeb: İlhan İrem'i tanımam ama bilirim. Pek alıp dinleyeceğimi sanmıyorum. Teşekkür ederim (niye ki?)

8) Düşün... Kendi kalp atışların bir bir sona eriyor bütün görüntüler gözlerinin önünden. Sadece ses, "tıp". Hissedemiyorsun sana çarpanın ne kadar sıcak olduğunu. Sadece sesi duyuyorsun "tıp tıp". Gülü koklamak istiyorsun o an bir çocuk gibi umarsızca. Ama sadece için büyük bir çığlık atmak istiyorsun ama atıp atmadığını bile kestiremiyorsun. "eti..." Ve gelen son. Ardından yolculuk. Öldükten sonra gözlerini açıyorsun. Karşında melekler var. Sana bir seçenek sunuyorlar. Cennet mi? Yoksa dünya mı? Seçim senin. Hangisi? Zeb: Böylesine fazlaca metafizik varsayımlara mantıklı bir cevap beklemiyorsun umarım. Ama ben yeterince mantıklı cevap vereceğim: Tabii ki dünya. Kalp atışlarımı hissetmek için, neredeyse hayatımın yarısına hakim olan çok sevdiğim müziğimi dinlemek için, sevdiğim az sayıdaki dostlarımı görmek için, sevdiğim yemekleri yemek için ve dünyanın havasını tekrar tekrar koklamak ve suyundan tatmak için. Yaşamasını bilenlere dünya yeterince cennettir diyebilmek için.

Genç mektubu bitirmişti. Oturduğu yerden şöyle bir kalktı, kalktı, kalktı... Sokak lambası artık daha bir aydınlık yanıyordu. Gencin simsiyah gölgesi büyüdükçe başta sokağı kapladı. Sonra karşıdaki apartmanları ve en son bütün şehri esir aldı. Genç göğe kaldırdığı gözleriyle özgürlüğü haykırıyordu... Kaptaki su berraktır, denizdeki su karanlık. Ufak gerçekliğin anlaşılır sözleri vardır, büyük gerçekliğin derin sessizliği! kuşlar, CLLXXVI POZAN "niye?" ERTEN Bu güzel paragraflara katılıyorum. Güzel bir mail göndermişsin. Tekrar beklerim böyle bir mail ama bunca söze rağmen şunu belirtmek isterim: “OVERDOSE'A MAİL YAZMAYANI, HEM DE WORDPAD'DE TÜRKÇE YAZIP, RTF GÖNDERMEYENİ GERÇEKLİĞİN DEHŞETİ SARIP SARMALASIN”. Buna sen de dahilsin.

BAK ZEBANİ Bu overdose'a gönderdiğim ilk mail. Önceden gereksiz buluyordum bu tip işleri. Ne bileyim onca okuyucu var size mail gönderen benimkini neden yayınlayasın? Sonra yanlış olduğuna karar verdim bu fikrin. Amaç yayınlanması değil, katılımdı. Gameshow atmosferine burdan (Trabzon'dan) katılmanın en iyi yolu buydu. Açıkçası sizi kıskanıyorum. Kimbilir aranızda ne sıcak ilişkiler vardır (her türlü yoruma açık tabii:). Sen, Meg, Engin ve diğerleriyle tanışmayı hep istemişimdir. Ama işte bu kadar yapabiliyorum. İstanbul'da olsam çoktan başarmıştım bunu. Neyse, bir gün mutlaka olacak. Aslında seni tam olarak çözebilmiş değilim. O kadar mektup geliyor sevdiklerin, sevmediklerin, dinlediklerin, yaptıkların, hayat görüşün gibi. Ama ne bileyim bunların hepsi kağıt üzerinde durunca bir şey ifade etmiyor bana. Görmem lazım, konuşmam lazım gibi geliyor bana. Aynı şeyleri diğer yazarlar için de düşünüyorum. Ama en çok sen ve Meg ile oturup konuşmak istiyorum. Yazdığınız satırların ardında, arkasında ya da altında daha başka şeyler vardır mutlaka. Bunları keşfetmek istiyorum. Şimdilik soru sormakla idare edeyim bari: Zebani: Uzun zamandır böylesine güzel bir mektup girişi okumamıştım. En baştaki sözlerin nefis bir analizin sonucu. Katılım. İşte bunu çok beğendim. Sağlam bir düşünce. O sebepsizce giden 4000 homo promosyon kuşağı keşke şu satırları okusa. Walla bizim aramızdaki ilişkiler de dergiye yansıyınca güzel görünüyor. Aslında çok güzel ama bunun kıyaslanacak bir tarafı yok. Senin de mutlaka arkadaşlarınla yaşadığın güzel ilişkiler vardır. Bak bir gün İstanbul'a gelirsen

Artık Mail

olarak mektup yollama zamanı...

Artık Mai

Evliya veya Meg ile dışarıdaki Polat veya Meg arasında inan ki çok az fark var. Bizi de samimi yapan şey zaten bu fark. Yazdığımız satırların ardında, arkasında, ya da altında olan şeyi merak ediyorsan sana kısaca bizim bile birbirimize söylemediğimiz özel hayatımız yatıyor cevabı veririm. Mesela Meg'in sucuk kızartmasını çok sevdiği ya da benim kapkaranlık ve sessiz olduğunda uyuyabilmem gibi bilgiler (hani söylemiyorduk?). Daha ilerisini bile duymak istemezsin:)) Cevaplar mı

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.