Gameshow sayı 47, sayfa 89

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 89

uh amma uzun oldu yaw. Görüşürüz inşallah Kendine iyi bak. Ha bu arada cevap S3'ün irq'su ile cpu'nun bir irq'su çakışıyormuş ve cpu'yu kitliyormuş. S3'ü değiştirdik oldu. Yaw 22 yaşındayım 15 sene bilgisayarlarla uğraştım böylesine bir olaya ilk defa şahit oldum. Mehmet Uğur Kamçı. Bursa Bu muymuş bilgisayarın sorunu? E ne diye başımı şişirdin sen benim o kadar! Ne yapayım ben şimdi sana. Dur sana tavsiye vereyim de aklın başına gelsin: “OVERDOSE'A MAİL YAZMAYANI, HEMDE WORDPAD'DE TÜRKÇE YAZIP, RTF KAYDEDİP GÖNDERMEYENİN BİLGİSAYARI LANETLENSİN VE HATTA FORMATLANSIN 3. ŞAHISLAR TARAFINCA'. Ben şimdi senin bilgisayarını hack'liyim de gör!

SELAM Abi noluyo ya size. Daha yeni başladınız dergi çıkartmaya, ne akla hizmet kapanmadan söz ediyosunuz. Bana sizin kapatma sözleriniz biraz (ne birazi) tehdit gibi geldi. Aslında haklısınız; o kadar çalışıp bir iş yapmak ve kimsenin (bu kadar fanatiğe rağmen) almadığını düşünmek çok kötü. Düşünmek dedim çünkü ne kadar sattığınızı felan bilmiyorum (söylemeyin zaten (diğer dergiler de yapıyolar)) ama biraz karamsarlık olmuyor mu? Hadi çok karamsarsınız niye bizden hırsınızı çıkartıyorsunuz. Bir de bu yönden bakın siz kapandıktan sonra yeniden açılmanız bayağı bi süre almıştı (di mi?) bu arada hep sizin gibi bir dergi arayan arkadaşlar, gördüklerine saldırdılar. Siz çıkmadınız onlar aldı, siz çıkmadınız onlar aldı (sözüm herkese değildir) bir insan o kadar ay aldığı dergiye bağımlı olmaz mı? Olur di mi. Hem herkesin bütçesi iki, üç dergi almaya yetmeyebilir. Bu yüzden sitem etmeniz yersiz (bence). Düşünmenin zamanı gelmedi mi??? 1- Derginiz açıldığında Cd yi gören bir arkadaş aman allahım ya bari siz de değişmeseydiniz demez mi? (Ben dedim) (ama aldım) 2- Şunu da kabul edin bence ilk sayınızda (kapanıp açıldıktan sonra) çok fazla kasmıştınız. (Bence) Yani ilk sayınızdan imajı sarstınız ve toplamanız normal olarak uzun sürecektir. Bu yüzden sizin gibi bir dergi kapanmamalı, bi daha kapanırsanız (biz ettik siz etmeyin (sizi anlamayanlara!!)) kimse sizi takmaz. (Bence) Hem bizi hem kendinizi düşünerek kapanmayın!!! (Bu mektuptaki düşünceler bana aittir. (Kaale almasanız da olur) Ama allah için kapanmayın ya.) Sizin biz okuyuculara zaman vermesini istiyerek huzurunuzdan ayrılırken sabırlı olmanızın gerektiğini anlamanızın zamanı gelmedi mi? diyorum. Kalın sağlıcakla, Can Arslan Zebani: Bak şimdi Can, biz kimseden hırsımızı filan çıkartmıyoruz. Bu dergiyi sevenlere ve elinden geldiğince destek verenlere tek bir laf ettiğimizi duydun mu? Bizim lafımız öncelikle kendimize; farkettiğimiz bazı şeyleri uygulamakta ya da vazgeçmekte geciktiğimiz için ilk önce çuvaldızı kendimize batırdık. Sonra o çuvaldızı çıkarıp sisteme ya da kapitalizme batırdık ve en son ondan çıkarıp daha büyüğünü önce bizi alan ve sonra saçma sapan sebeplerle yüz üstü bırakan yaklaşık 4000 kişiye batırdık. Bu yaklaşık 4000 kişinin önyargılı promosyon kuşağına ait olduğunu görünce ve duyunca üzüldük, kahrolduk. Anladık ki bu lanet ülkenin büyük bir çoğunluğu - zaten okumak gibi bir alışkanlığı olmadığı gibi dergileri sırf ne verdiğine bakarak değerlendiren bir düşünceye sahip!. Sabırlı olmamızı söylüyorsun ama sabırsız davranan bu 4000 homo promosyon kuşağına ne diyorsun? ki gördüğün gibi kapatmamak için elimizden geleni yapıyoruz. Neyse yakın zamanda neler olup bittiğini göreceğiz. Kimselerin bilmediği saçma sapan olaylara hiç değinmiyorum (çok uzun ve ayrıca çok moral bozucu). Elbet bir gün adaletin terazisinde ağır çeken taraf olacağız. Savunmam budur hakim bey. Astıktan sonra bi yerime iliştiriverin lütfen (bu söylediklerimi sakın yanlış anlama Can. Daha çok o 4000 kişiye söyledim bunları. Sen katalizör oldun.)

MERHABA POLAT Ya aylardır alıyorum şu dergiyi (bi sene alamadım) bi mail gönderemedim sana. İçimde kalmasın. Bu ay bayiye on onbeş kere gittim Gameshow almaya. Adam veriyo elime koskoca bişey (Gameshow cildi) yok abi diyom o diil bu ayın Gameshow u gelmedi mi? Tabii almadım. Beş on gün gelmeyince sizin siteye bi bakayım dedim ve o kahrolası yazıyı gördüm. Düşünüyordum cildi alıp almamayı. Kendimi tutamayıp aldım elimdeki dergilerden bir tane daha. Faydam olduysa ne mutlu. Merak ettiğim dergi Mart ayında çıkacak mı. İnanın hiç istemiyorum kapanmanızı. Hiç bir dergi için düşünmedim bunları ama sizdeki bu samimiyet çok sıcak. Anlatamadım belki ama neyse boşverin. Gameshow da olacak değişimleri bekliyorum. Samimiyeti arttırın. Overdose u büyütün. Gameshow u büyütün. Önümüzdeki aylarda görüşmek üzere, hiç kapanmamanız dileği ile. Mesut Eren mseren@yahoo.com Zebani: Malesef mali krizden dolayı ara vermek zorunda kaldık. Önceden Nisan ayında verirdik bu araları ama şimdi iki ay geriye çektik. Şaka bir yana, seninkisi gibi bir dolu mail aldık. Sağolun desteğiniz için. Elimizden geldiğince dergiyi daha sıcak, daha samimi yapamaya çalışıyoruz. Bunlar zaten bizim elimizde olan şeyler; vermekten veya paylaşmaktan kaçınmayız. Fakat iş Overdose'u veya dergiyi büyütmeye gelince işin içine başka matbaa da basılan kağıtlar giriyor para!). Bu sorunu da çözersek dergi büyür, overdose büyür, Poster veririz, CD ver... Yok CD olmaz. Bakalım zaman bize neler gösterecek, Mailin için tekrar teşekkürler.

SESSİZDİ GECE... Konuşsa duyulmazdı zaten. Çünkü gece ne kadar karanlık olsa da tüm yalnızlığını örtecek kadar değildi. Işıkları sönmüş karanlık kentin issiz sokaklarında sadece bir genç sokak lambasının altında oturuyordu. Önünde beyaz bir sayfa devamlı bir şeyler yazıyordu. Çünkü biri ona “kim bilir belki rahiptir| yorum yok!

de gerçek çözüm hiç tahmin etmediğin yerde keşfedilmeyi bekliyordur” demişti. Ama gerçek neydi ki ? Gerçek sizin evinizin önünden geçen rüzgarlı sokakta oradan oraya uçuşan, yer değiştiren, sürünen, parçalanan yapraktan başka bir şey değildi. Ve hiç bir zaman rüzgara karşı gelemezdi... Sokak lambasının altı gittikçe huzur veriyordu ona. Çevresi siyahla kaplı bir ışık kümesi, altında o ve tek dostu olan gölgesi. Ne zaman bitecekti her şeyin nedenini arayan bu sorular? Ve kim cevaplayacaktı bunları ? Gölgesi bile bıkmıştı sorulardan, başı öne eğikti cevap vermiyordu... Sonbaharın gerçek dökümü devam ederken ve o gecenin içinde mektubunu yazarken; sıkılan meleklerin sınırsız zamanlardaki sonsuz ezgisi eşlik ediyordu yumuşak bir melodiyle... © bildiğini iddia ediyordu cevapları, belki de sadece üç nokta bırakacaktı cevapların yerine. Bu gencin bilgisayarı bile yoktu. Ama kendine yakın bulmuştu o yazarı. Büyük bir umutla soruları tekrar gözden geçirdi... Zebani: O sessiz gecenin görünmeyen tarafındaydı yazar. Kasvetli atmosferi gözlüyordu. Sanki her şey gerçek dışı gibi görünüyordu ona. Ama kendi gerçekliğinin dışında başka bir gerçeğin içinde olduğunun bilincindeydi. Boşuna etmemişti o lafı, çünkü kendisi gerçek çözümü hiç tahmin etmediği yerde arayan gerçek bir temsilciydi. Sözünün arkasındaydı. Birden bir ışık kümesi gördü, altında ise bir gölge ve sahibi. Beyaz kağıda bişeyler karalıyordu anlaşılan. Yoksa o da gerçeği hiç tahmin etmediği yerde arayan başka birisi miydi? Sormak gereksizdi. Bu gece böylesine gerçek dışı kalmalıydı. Gerçek olan tek şey arayıştı, Cevapları arayış:

1) Kumsalda yürüyorsun sessiz sakin. Sırf kum var. hayatta sayamayacağın kadar çok. Sonsuz kumların arasında sadece iki tane taş var. Taşlardan biri simsiyah, biri bembeyaz. Eğilip alıyorsun. gene her taraf kum kalıyor. Ve taşlardan birini denize atacaksın. hangisini atardın?

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.