Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 88
Sarf ettiğin
Cümle çok eski ve yanlışlığı idealist felsefecilerin olduğuna da inanman gerekiyor artık. Hotmail önceden kitlenmezdi:)) Walla en iyi free mail veren yer bizim müder'in sitesi. Ne kitlenme ne de sorun. Yağ gibi kayıyor mailler (Türküz işte), Bende alacağım ama nasıl alınacağını bilmiyorum. Kredi kartı almaktan daha zormuş duyduğuma göre (di mi muder? cevap versene olm).
Soru 7) Age of Empires 2'de Bizans'ı dağıtmaktan daha zevkli ne var? (Bu arada indy açıklamasını yapan arkadaşımızı bölüm açıklamış oda yanlış. Teessüf ederim yakışmadı bi Gameshow Oyun yazarına) Zeb: Yanılıyorsun. Bizans ırkı oyundaki en sağlam ırk. Eğer oynamayı bilirsen önüne geleni yenersin. Cav'leri dağıtmasıyla ünlü Pikeman'ler karşılarında Elite Cataphract'ları görünce nasıl da çil yavrusu gibi dağıldıklarını bir görsen (bigün gösteririm sana). Ayrıca erken olmasıyla inanılmaz bir avantaja sahip. Bizans oynayanlara bi cheat vereyim: Direk Imperial'a gidin. Sakın Feudal veya Castle Age'de mümkünse çift duvar çekin. Kıyıdan Transport Ship'le köyünüze girmeye çalışan uyanıklar içinde birbirini görebilecek şekilde kuleler yapın. Çok ağaç kazın, çok işçi yapın, çok town center kurun. Fatih Sultan Mehmet'in gemilerine dikkat edin yalnız. Karadan gitmek gibi özellikleri var. He he, gerisini zaten biliyorsunuz.
Soru 8) One'ı seviyon saygı duyduk. Ama bu Nothing Else Matters'ı sevmediğin anlamına gelmez dimi?? :)) (Eh artık o kadar aklına getirmeye çalıştık git bi dinle bari. Benden sana gitsin buda :)) Zeb: Nothing Else Matters Metallica'nın en sevmediğim şarkısı. One'la kıyaslanmayacak kadar kötü anlayacağın. Üzgünüm dinlemeye tahammülüm yok. Bir ara her yerde çalıp nasıl da tiksindirmişlerdi beni onu hatırladım en çok. Sonrasını hatırlamıyorum:))
İsmimi yazmayacağım. İnsanlar isimlerini kendileri seçmezler ama burada insanları ellerinde olmayan şeylerle değerlendirme hatasına bir kez daha düşmeyelim istersen. (İsmimden memnunum bu arada. Niye mi yazdım?? Kaynadı işte araya) Sayfa sayısı N tane overdose'lara.... Antalya'nın güneşi üzeriniz ihtiyacınız olacak. Not: İlerde çok param olsun Kamer'in arkasına diyet kola fabrikası dikeceğim...(Hatta içine) Nirvana Peaceful Mail: ovunci@hotmail.com :45414650 Sen önce ismini yaz da ondan sonra bırak hatayı işleyeyim, bu benim ayıbım senin cesaretin ya da dürüstlüğün olurdu. Ayrıca kimseyi ismine bakarak değerlendirmedim. Değerlendirmek başka bişey. Sen yanlış anlamışsın olayı. O sadece bir mizah. Mizah anlayışı olmayanlar söyler bu sözleri. Neyse uzatmayalım. Bu konudaki anlamsız düşüncelerin değişirse bana bir mail daha atarsın, Ayrıca: “OVERDOSE'A MAİL YAZMAYANI, HEMDE WORDPAD'DE TÜRKÇE YAZIP, RTF KAYDEDİP GÖNDERMEYENİN İSMİ Bİ ACAYİP OLSUN EMİ!”. Nasıl?
SELAM POLAT Ben Bursa'dan Mehmet Uğur Kamçı. Mailini geçte olsa aldım. (geç kalma sebebi senden değil). Sağol teşekkür ederim. Sorma yaw neler geldi başıma, şu bilgisayarcılardan neler neler çektim. Sana mektup yazayım dedim. Hem muhabbet hem bende senden bazı 3D teknikleri kaparım. Dergiyi siyah-beyaz halinden bu yana takip ediyorum, fakat şu ana kadar bir tek Muhammed'e mail attım. Onunla da iyi mail arkadaşı olduk. Bari seninle de olalım. Neyse mektup yazacağız dedik fazla samimi konulara girdik. Gerekli yerleri makaslarsın artık. (yayınlarsan). Sorular: Zebani: O kadar samimi konulara girmişsin ki makaslamaktan bi hal oldum giriş paragrafını. Kala kala bunlar kaldı. Demek sende ilk kez mail atanlardansın. O kadar çok varki bu dergiyi okuyup da mail atan (dergi satışının sadece in satışı kaçtır he he). Tamam başlayalım o zaman muhabbete kocakarılar gibi (yanlış benzetme!):
1-Ben makinayı upgrade ettim. Fakat sorunlar peşimi bırakmadı. Şimdi bu sorunları sana sorayım neden kaynaklandığını bulabilecekmisin. (Engin'e sor deme ona ayrı sorarım veya sorarsın. Ben senin fikrini soruyorum). Şimdi cpu'yu (433 celeron) ayrı yerden aldım, anakart (ABIT BH6) ve kasayı ayrı yerden aldım. Kendi S3'ümü, Voodoo2'mi, diskimi kullandım. Önce windows kitlenme (1-10 Dk içinde) sorunu yaptı (hiçbir şey yapılamıyor, kapatılamıyor bile, ancak reset). Windows'u silip kurdum aynı şeyi yaptı. Windows'un en son versiyonunu kurdum, gene aynı. Dos'ta açtım 3 saat blood oynadım bir şey olmadı. Windows'a geçtim gitti. Format attım, windows'un en eski versiyonunu kurdum o biraz daha uzun zaman sonra gitti. Cpu sıcaklığı kontrol cpu'sunu taktım gene kitlendi.
Tek tek bütün kartları, Cd-romları sökerek denedim. Her defasında kitlendi. (bir tek s3 kaldı) Her halde anakarttan dedik aldığımız yere götürdük. O yapacaktı güya onu uyardım bak ben bunları yaptım, olmadı. Ben yaparım dedi. Bende uyardım, bak C'ye format atabilirsin ama sakın d'yi silme dedim, uyardım. Adam f-disk atmış benim tüm gerekli dosyalar güme gitti. Önemli kayıtları bir daha girmek zorunda kaldım. Sence sorun ne? (Yeni anakartı da taktıklarında gene aynı şeyi yapmış) Zeb: İşin içinde büyü var! Lanetli bir büyü. Ciddi söylüyorum bu kadar çok sorunla karşılaşan birisini ilk defa görüyorum (duyuyorum, hayır Tamam yapacağın işlem çok basit. Bilgisayarının fanı hava almasına yetmiyor. Şimdi yavaşça pencereyi aç. Bilgisayarı pencereye götür... Aaaa niye attın abi? Ohoo00:)) Bilgisayarını toptan formatlayan adama da ne yapacağını söyleyeyim mi? Şaka bir yana, gerçekten o kadar çok sorunun var ki bunlar benim bilgimi aşan şeyler açıkçası. Yani kuantum mekaniği ile ilgili bir problem sorsan hemen yardımcı olurdum, ama bu çok zor.
(Lütfen Mektuplarınızı Maille yollayın.
2-Hangi animasyon programını kullanıyorsun. Yaw, şimdi ben sahnemde fon olarak ağaçlar, otlar, yerlere de çimen kullanmak istiyorum. Bu hırdavatları tasarlamanın kolay bir yöntemini söylermisin? Zeb: Alias/Wavefront isimli çok pahalı bir programı kullanıyorum. Ama yakında daha pahalı ve daha zor ve daha mükemmel bir program olan Maya'ya geçeceğim (bunlar 3D programı ve hiçbirisi benim değil). Ağaç, ot veya çimen yapmak zor. Kullandığın program'ın plug-in'leri varsa ne ala, ama yoksa oturup elle yapacaksın. Ağaç yapmak sıkarsan sabrını kolay ama gerçekçi olması için çok çok uğraşman lazım. Çimen veya otları Particle generator olmadan yapmak imkansız olduğu gibi, intihar etmekle de eş anlamlı. 3D Max bulursan onda yaklaşık 700 tane Plug-in var (kafayı yemiştim ilk gördüğümde), onda mutlaka vardır.
3-Tombraider 4 canavar gibi harika filmler) Zeb: Evet kesinlikle. Oyunların da hep öyle demolardaki gibi olması gerektiğini düşünmüşümdür. Bir gün sanırım öyle harika bir motor çıkaracaklar. Tabii teknolojiyle atbaşı giden şeyler bunlar ama, olacak. Görüyorum bunu!
4-Unreal turnuva canavar gibi bir oyun. Ama single player tarafına laf sökülüyor. Aslında iyi. Seviyeyi devamlı artar şekilde kullanmışlar, her seviyeyi geçtikçe bir sonrakinde nasıl kasacağım acaba diye düşünüyorsunuz. Bir de unreal motoruna laf atılmış. Oldukça üzüldüm. Tamam biraz çizgi film vari renkler kullanılmış ama bu tüm engine bağlanamaz ki. Eğer güzel olmasa oyunlar unreal motorunu tercih etmezlerdi. Hele hele bitmeye yakın tekrar'dan yapmazlardı. Bu arada yapay zeka hala İlk unreal'daki serilik esasına dayanıyor. Hele son bot XAN. Yakalayabilirsen helal olsun. Botlara karşı oynayanlara bir teknik söyliyeyim. Şimdi adamlarda radar var. O an etrafında kim ne mermi atıyor nerede olduğunu biliyor o an yapılacak yöntemlerden birini seçiyor. Seçim hızı botun skilline bağlı godlike'ta en hızlısı. Adam 3 kişinin ateşinden kaçıp arkadan saldırmakta olan benim kafamı uçuruyor. Bazen de bomboş koridorda bir tiplemeyle karşılaşıyoruz o an bana ateş etmeden geçip gidiyor. Bu yüzden Özellikle skilli yüksek botlara karşı (mesela XAN'a karşı her defasında oyunu alamazsınız. XAN'i 11'e -2 yenerken 15'e 12 maçı zor aldım). Bu yüzden adamlara karşı çok farklı ataklar yapın. Mesela flak c.'nun parçalarını adama direk değil de duvardan sektirerek atın, kaçamaz. Roketleri farklı noktalar atın (önüne doğru ama sağına veya soluna olabilir) İyi fraglar. ü Zeb: FPS oyunları içinde Unreal Tournament'ı seviyorum bir tek. Özellikle Bot'lar muhteşem, Ben hiçbir oyunda elimdeki silahı gördüğü için köşe bucak kaçan bir bot görmedim. Nefis bir oyun. Bu arada verdiğin taktikler için teşekkür ediyoruz Overdose camiası olarak (evladım teşekkür ispatlanmış etsenize siz de). Bakmayın öyle yollarım Rail Gun'ı beyninize:))
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 89
uh amma uzun oldu yaw. Görüşürüz inşallah Kendine iyi bak. Ha bu arada cevap S3'ün irq'su ile cpu'nun bir irq'su çakışıyormuş ve cpu'yu kitliyormuş. S3'ü değiştirdik oldu. Yaw 22 yaşındayım 15 sene bilgisayarlarla uğraştım böylesine bir olaya ilk defa şahit oldum. Mehmet Uğur Kamçı. Bursa Bu muymuş bilgisayarın sorunu? E ne diye başımı şişirdin sen benim o kadar! Ne yapayım ben şimdi sana. Dur sana tavsiye vereyim de aklın başına gelsin: “OVERDOSE'A MAİL YAZMAYANI, HEMDE WORDPAD'DE TÜRKÇE YAZIP, RTF KAYDEDİP GÖNDERMEYENİN BİLGİSAYARI LANETLENSİN VE HATTA FORMATLANSIN 3. ŞAHISLAR TARAFINCA'. Ben şimdi senin bilgisayarını hack'liyim de gör!
SELAM Abi noluyo ya size. Daha yeni başladınız dergi çıkartmaya, ne akla hizmet kapanmadan söz ediyosunuz. Bana sizin kapatma sözleriniz biraz (ne birazi) tehdit gibi geldi. Aslında haklısınız; o kadar çalışıp bir iş yapmak ve kimsenin (bu kadar fanatiğe rağmen) almadığını düşünmek çok kötü. Düşünmek dedim çünkü ne kadar sattığınızı felan bilmiyorum (söylemeyin zaten (diğer dergiler de yapıyolar)) ama biraz karamsarlık olmuyor mu? Hadi çok karamsarsınız niye bizden hırsınızı çıkartıyorsunuz. Bir de bu yönden bakın siz kapandıktan sonra yeniden açılmanız bayağı bi süre almıştı (di mi?) bu arada hep sizin gibi bir dergi arayan arkadaşlar, gördüklerine saldırdılar. Siz çıkmadınız onlar aldı, siz çıkmadınız onlar aldı (sözüm herkese değildir) bir insan o kadar ay aldığı dergiye bağımlı olmaz mı? Olur di mi. Hem herkesin bütçesi iki, üç dergi almaya yetmeyebilir. Bu yüzden sitem etmeniz yersiz (bence). Düşünmenin zamanı gelmedi mi??? 1- Derginiz açıldığında Cd yi gören bir arkadaş aman allahım ya bari siz de değişmeseydiniz demez mi? (Ben dedim) (ama aldım) 2- Şunu da kabul edin bence ilk sayınızda (kapanıp açıldıktan sonra) çok fazla kasmıştınız. (Bence) Yani ilk sayınızdan imajı sarstınız ve toplamanız normal olarak uzun sürecektir. Bu yüzden sizin gibi bir dergi kapanmamalı, bi daha kapanırsanız (biz ettik siz etmeyin (sizi anlamayanlara!!)) kimse sizi takmaz. (Bence) Hem bizi hem kendinizi düşünerek kapanmayın!!! (Bu mektuptaki düşünceler bana aittir. (Kaale almasanız da olur) Ama allah için kapanmayın ya.) Sizin biz okuyuculara zaman vermesini istiyerek huzurunuzdan ayrılırken sabırlı olmanızın gerektiğini anlamanızın zamanı gelmedi mi? diyorum. Kalın sağlıcakla, Can Arslan Zebani: Bak şimdi Can, biz kimseden hırsımızı filan çıkartmıyoruz. Bu dergiyi sevenlere ve elinden geldiğince destek verenlere tek bir laf ettiğimizi duydun mu? Bizim lafımız öncelikle kendimize; farkettiğimiz bazı şeyleri uygulamakta ya da vazgeçmekte geciktiğimiz için ilk önce çuvaldızı kendimize batırdık. Sonra o çuvaldızı çıkarıp sisteme ya da kapitalizme batırdık ve en son ondan çıkarıp daha büyüğünü önce bizi alan ve sonra saçma sapan sebeplerle yüz üstü bırakan yaklaşık 4000 kişiye batırdık. Bu yaklaşık 4000 kişinin önyargılı promosyon kuşağına ait olduğunu görünce ve duyunca üzüldük, kahrolduk. Anladık ki bu lanet ülkenin büyük bir çoğunluğu - zaten okumak gibi bir alışkanlığı olmadığı gibi dergileri sırf ne verdiğine bakarak değerlendiren bir düşünceye sahip!. Sabırlı olmamızı söylüyorsun ama sabırsız davranan bu 4000 homo promosyon kuşağına ne diyorsun? ki gördüğün gibi kapatmamak için elimizden geleni yapıyoruz. Neyse yakın zamanda neler olup bittiğini göreceğiz. Kimselerin bilmediği saçma sapan olaylara hiç değinmiyorum (çok uzun ve ayrıca çok moral bozucu). Elbet bir gün adaletin terazisinde ağır çeken taraf olacağız. Savunmam budur hakim bey. Astıktan sonra bi yerime iliştiriverin lütfen (bu söylediklerimi sakın yanlış anlama Can. Daha çok o 4000 kişiye söyledim bunları. Sen katalizör oldun.)
MERHABA POLAT Ya aylardır alıyorum şu dergiyi (bi sene alamadım) bi mail gönderemedim sana. İçimde kalmasın. Bu ay bayiye on onbeş kere gittim Gameshow almaya. Adam veriyo elime koskoca bişey (Gameshow cildi) yok abi diyom o diil bu ayın Gameshow u gelmedi mi? Tabii almadım. Beş on gün gelmeyince sizin siteye bi bakayım dedim ve o kahrolası yazıyı gördüm. Düşünüyordum cildi alıp almamayı. Kendimi tutamayıp aldım elimdeki dergilerden bir tane daha. Faydam olduysa ne mutlu. Merak ettiğim dergi Mart ayında çıkacak mı. İnanın hiç istemiyorum kapanmanızı. Hiç bir dergi için düşünmedim bunları ama sizdeki bu samimiyet çok sıcak. Anlatamadım belki ama neyse boşverin. Gameshow da olacak değişimleri bekliyorum. Samimiyeti arttırın. Overdose u büyütün. Gameshow u büyütün. Önümüzdeki aylarda görüşmek üzere, hiç kapanmamanız dileği ile. Mesut Eren mseren@yahoo.com Zebani: Malesef mali krizden dolayı ara vermek zorunda kaldık. Önceden Nisan ayında verirdik bu araları ama şimdi iki ay geriye çektik. Şaka bir yana, seninkisi gibi bir dolu mail aldık. Sağolun desteğiniz için. Elimizden geldiğince dergiyi daha sıcak, daha samimi yapamaya çalışıyoruz. Bunlar zaten bizim elimizde olan şeyler; vermekten veya paylaşmaktan kaçınmayız. Fakat iş Overdose'u veya dergiyi büyütmeye gelince işin içine başka matbaa da basılan kağıtlar giriyor para!). Bu sorunu da çözersek dergi büyür, overdose büyür, Poster veririz, CD ver... Yok CD olmaz. Bakalım zaman bize neler gösterecek, Mailin için tekrar teşekkürler.
SESSİZDİ GECE... Konuşsa duyulmazdı zaten. Çünkü gece ne kadar karanlık olsa da tüm yalnızlığını örtecek kadar değildi. Işıkları sönmüş karanlık kentin issiz sokaklarında sadece bir genç sokak lambasının altında oturuyordu. Önünde beyaz bir sayfa devamlı bir şeyler yazıyordu. Çünkü biri ona “kim bilir belki rahiptir| yorum yok!
de gerçek çözüm hiç tahmin etmediğin yerde keşfedilmeyi bekliyordur” demişti. Ama gerçek neydi ki ? Gerçek sizin evinizin önünden geçen rüzgarlı sokakta oradan oraya uçuşan, yer değiştiren, sürünen, parçalanan yapraktan başka bir şey değildi. Ve hiç bir zaman rüzgara karşı gelemezdi... Sokak lambasının altı gittikçe huzur veriyordu ona. Çevresi siyahla kaplı bir ışık kümesi, altında o ve tek dostu olan gölgesi. Ne zaman bitecekti her şeyin nedenini arayan bu sorular? Ve kim cevaplayacaktı bunları ? Gölgesi bile bıkmıştı sorulardan, başı öne eğikti cevap vermiyordu... Sonbaharın gerçek dökümü devam ederken ve o gecenin içinde mektubunu yazarken; sıkılan meleklerin sınırsız zamanlardaki sonsuz ezgisi eşlik ediyordu yumuşak bir melodiyle... © bildiğini iddia ediyordu cevapları, belki de sadece üç nokta bırakacaktı cevapların yerine. Bu gencin bilgisayarı bile yoktu. Ama kendine yakın bulmuştu o yazarı. Büyük bir umutla soruları tekrar gözden geçirdi... Zebani: O sessiz gecenin görünmeyen tarafındaydı yazar. Kasvetli atmosferi gözlüyordu. Sanki her şey gerçek dışı gibi görünüyordu ona. Ama kendi gerçekliğinin dışında başka bir gerçeğin içinde olduğunun bilincindeydi. Boşuna etmemişti o lafı, çünkü kendisi gerçek çözümü hiç tahmin etmediği yerde arayan gerçek bir temsilciydi. Sözünün arkasındaydı. Birden bir ışık kümesi gördü, altında ise bir gölge ve sahibi. Beyaz kağıda bişeyler karalıyordu anlaşılan. Yoksa o da gerçeği hiç tahmin etmediği yerde arayan başka birisi miydi? Sormak gereksizdi. Bu gece böylesine gerçek dışı kalmalıydı. Gerçek olan tek şey arayıştı, Cevapları arayış:
1) Kumsalda yürüyorsun sessiz sakin. Sırf kum var. hayatta sayamayacağın kadar çok. Sonsuz kumların arasında sadece iki tane taş var. Taşlardan biri simsiyah, biri bembeyaz. Eğilip alıyorsun. gene her taraf kum kalıyor. Ve taşlardan birini denize atacaksın. hangisini atardın?