Gameshow sayı 45, sayfa 33

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 33

çıkarsaydı bu altıncısı olacaktı. Ben de, spor oyunu açıklamalarımın ilkini “MUDER 1” diye yazsaydım (MUDER 1... ne kadar yaratıcı, ailecek tapıyoruz size Muder Bey), bu 2000'incisi olacaktı. Bu oyunu şu an yazdığım için, “Live” da olacaktı ve MUDER Live 2000 olacaktı. Sanırım... Ama korkarım ki, saçmaladım. Peki bunu geçelim. Diyelim benle bir defa karşılaştınız ama benden bir çok tane var. Klonlama almış başını yürümüş (Star Wars: Episode 2'daki gibi bir ortam var yani — biz daha izlemedik ayrıca nereden biliyorsun diyenler, diyelim ben Muder'lerden birini saldım, Lucas'ın evinde böcük olarak dolaştı, döndü anlattı her şeyi). Ben benle sokakta, markette, televizyonda, tiyatroda ya da net cafe'de oyun oynarken kısaca her yerde karşılaşıyorum. Öyle ki, odanın kapısını açıyorum bir Muder, banyoya gidiyorum bir diğeri, sokakta yürürken bile önüme çıkıyorlar ve ben “çekil şurdan be” demek durumunda kalıyorum. Sabah oluyor, güneş doğdu sanıp perdemi açıyorum, Muder giriyor pencereden, öylesi 'arıza' bir

EA Sports ilk NBA oyununu “NBA 1” diye ortam var. Ne kötü olurdu değil mi? İyi ki benden bir tane var. Mutlu oldum şimdi. Rahatladım... Sizleri de bir tek Muder olduğu gerçeğiyle rahatlattığıma göre, izninizle bu güzel oyunun açıklamasına geçmek istiyorum. Rica ederim ne demek. Bunlar hayatın gerçekleri. Okulda öğretmedikleri cinsten (“Bizim okulda Muder var.” - Yalan!). Oyun, alışık olduğumuz EA Sports ve tabii “NBA” demolarından biriyle açılıyor. Bu kez arka sokaklardan birindeyiz ve NBA ortamına inanılmaz bir geçiş... Sizi bilmem ama, “bu sene de bu oyunların sadece demolarını koyduk kutulara, alırsınız almazsınız bizi ilgilendirmez” dese EA Sports, ben gider yine de sadece bu demo'lar için o oyunları alırım. Mükemmel ötesi... Hele bunda, finaldeki espri müthiş... Demoyu defalarca izleyip 'gaza geldikten' sonra, ana menüyle oyuna girelim. Klasik EA Sports tadı kendini hemen oyunun 'ana menü'sünde gösterir, bilirsiniz. Sade ve işlevsel düzenlenen ana menüden istediğiniz hemen her ayara ulaşırsınız. NBA Live 2000'de de bu kural bozulmamış. Ama ondan önce oyuna genel bakışımızı yapalım isterim, arada detaylarla da destekledik mi, süper bir ortam olur kanımca (süper bir ortam benzetmesi de süper Muder abi, ailecek ece, şey, neyse). Öncelikle diğer basketbol oyunlarıyla NBA Live 2000'in en büyük farkı, grafikleri, oynanabilirliği, gerçekçiliği bir kenara, “Michael Jordan” faktörü! 'Michael Jordan'la, sonunda bir basketbol oyununda beraberiz. Hatırlarsınız 98'de, 89 numaralı “Player” ismiyle oyunda olan Jordan bu kez “resmen” bizimle. Sırf bunun için bile, basketboldan da az çok hoşlanıyorsanız, kesinlikle alınır bu oyun. İkinci olarak, 50'lerden, 60'lardan, 70, 80 ve 90'lardan seçilmiş “all-star” klasik takımlar var! Bunlara ek olarak, “bire-bir”, “dışarıda”, arka sokaklardan birindeki basket sahasında maç yapma özelliği (gece veya gündüz seçebiliyorsunuz) inanılmaz derecede zevkli. Hem bu sene NBA'de oynayacak oyuncular hem de “klasik” oyunculardan istediğinizi seçip kafa kafaya karşılaşabilirsiniz (Mirsad Türkcan da tabii ki unutulmamış, bu da gurur veriyor insana). “Replay value” diye bir şey vardır. Gavur öyle

Spor

oyunlarının devi Electronic Arts bombaları ard arda patlatmaya başladı karşısında Jordan ve yeni NBA demiş yani. Bu replay value'yu şöyle açıklamaya çalışayım; Oyunu alıp oynuyorsunuz ve bir köşeye atıyorsunuz diyelim. Bu demek oluyor ki, o oyunun replay value'su yani kendini tekrar etme, “oynatma değeri” çok düşük. İşte NBA Live 2000'e, bu tip atraksiyonlarla, “replay value”

MICHAEL

JORDAN kazandırılmış, ki, zaten oyun da öyle bir bakıp kenara atılacak türden değil... (Replay Value demişsiniz Muder Bey, siz bir ilah mısınız kimsin... - sus lütfen.)

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.