NBA Live 2000

çıkarsaydı bu altıncısı olacaktı. Ben de, spor oyunu açıklamalarımın ilkini “MUDER 1” diye yazsaydım (MUDER 1... ne kadar yaratıcı, ailecek tapıyoruz size Muder Bey), bu 2000'incisi olacaktı. Bu oyunu şu an yazdığım için, “Live” da olacaktı ve MUDER Live 2000 olacaktı. Sanırım... Ama korkarım ki, saçmaladım. Peki bunu geçelim. Diyelim benle bir defa karşılaştınız ama benden bir çok tane var. Klonlama almış başını yürümüş (Star Wars: Episode 2'daki gibi bir ortam var yani — biz daha izlemedik ayrıca nereden biliyorsun diyenler, diyelim ben Muder'lerden birini saldım, Lucas'ın evinde böcük olarak dolaştı, döndü anlattı her şeyi). Ben benle sokakta, markette, televizyonda, tiyatroda ya da net cafe'de oyun oynarken kısaca her yerde karşılaşıyorum. Öyle ki, odanın kapısını açıyorum bir Muder, banyoya gidiyorum bir diğeri, sokakta yürürken bile önüme çıkıyorlar ve ben “çekil şurdan be” demek durumunda kalıyorum. Sabah oluyor, güneş doğdu sanıp perdemi açıyorum, Muder giriyor pencereden, öylesi 'arıza' bir

EA Sports ilk NBA oyununu “NBA 1” diye ortam var. Ne kötü olurdu değil mi? İyi ki benden bir tane var. Mutlu oldum şimdi. Rahatladım... Sizleri de bir tek Muder olduğu gerçeğiyle rahatlattığıma göre, izninizle bu güzel oyunun açıklamasına geçmek istiyorum. Rica ederim ne demek. Bunlar hayatın gerçekleri. Okulda öğretmedikleri cinsten (“Bizim okulda Muder var.” - Yalan!). Oyun, alışık olduğumuz EA Sports ve tabii “NBA” demolarından biriyle açılıyor. Bu kez arka sokaklardan birindeyiz ve NBA ortamına inanılmaz bir geçiş... Sizi bilmem ama, “bu sene de bu oyunların sadece demolarını koyduk kutulara, alırsınız almazsınız bizi ilgilendirmez” dese EA Sports, ben gider yine de sadece bu demo'lar için o oyunları alırım. Mükemmel ötesi... Hele bunda, finaldeki espri müthiş... Demoyu defalarca izleyip 'gaza geldikten' sonra, ana menüyle oyuna girelim. Klasik EA Sports tadı kendini hemen oyunun 'ana menü'sünde gösterir, bilirsiniz. Sade ve işlevsel düzenlenen ana menüden istediğiniz hemen her ayara ulaşırsınız. NBA Live 2000'de de bu kural bozulmamış. Ama ondan önce oyuna genel bakışımızı yapalım isterim, arada detaylarla da destekledik mi, süper bir ortam olur kanımca (süper bir ortam benzetmesi de süper Muder abi, ailecek ece, şey, neyse). Öncelikle diğer basketbol oyunlarıyla NBA Live 2000'in en büyük farkı, grafikleri, oynanabilirliği, gerçekçiliği bir kenara, “Michael Jordan” faktörü! 'Michael Jordan'la, sonunda bir basketbol oyununda beraberiz. Hatırlarsınız 98'de, 89 numaralı “Player” ismiyle oyunda olan Jordan bu kez “resmen” bizimle. Sırf bunun için bile, basketboldan da az çok hoşlanıyorsanız, kesinlikle alınır bu oyun. İkinci olarak, 50'lerden, 60'lardan, 70, 80 ve 90'lardan seçilmiş “all-star” klasik takımlar var! Bunlara ek olarak, “bire-bir”, “dışarıda”, arka sokaklardan birindeki basket sahasında maç yapma özelliği (gece veya gündüz seçebiliyorsunuz) inanılmaz derecede zevkli. Hem bu sene NBA'de oynayacak oyuncular hem de “klasik” oyunculardan istediğinizi seçip kafa kafaya karşılaşabilirsiniz (Mirsad Türkcan da tabii ki unutulmamış, bu da gurur veriyor insana). “Replay value” diye bir şey vardır. Gavur öyle

Spor

oyunlarının devi Electronic Arts bombaları ard arda patlatmaya başladı karşısında Jordan ve yeni NBA demiş yani. Bu replay value'yu şöyle açıklamaya çalışayım; Oyunu alıp oynuyorsunuz ve bir köşeye atıyorsunuz diyelim. Bu demek oluyor ki, o oyunun replay value'su yani kendini tekrar etme, “oynatma değeri” çok düşük. İşte NBA Live 2000'e, bu tip atraksiyonlarla, “replay value”

MICHAEL

JORDAN kazandırılmış, ki, zaten oyun da öyle bir bakıp kenara atılacak türden değil... (Replay Value demişsiniz Muder Bey, siz bir ilah mısınız kimsin... - sus lütfen.)

Her sene hissettiğim, NBA de olsun, Fifa da olsun, EA Sports'un tüm oyunlarında bir “gerçeğe yakınlaşma” söz konusu. NBA Live 2000'de de bunu görüyoruz. Hareketler, oyuncuların gövdeleri ve belki de gövdelerinden de çok “yüz”leri, seyirciler, atmosfer, gerçeğe çok daha yakın. Öyle ki, 2000'de, oyuncular bazen hakemle bile tartışıyorlar. Gerek bu tartışma sahnelerinde olsun gerekse de oyun içindeki “scene cut” diyebileceğimiz ortamlarda atışlarında, maç öncesi şovlarda, replay'lerde oyunu TV'den izlermiş gibi olduğumuz durumlarda demek istiyorum) gerçekçilik inanılmaz boyutlarda. Seyirciler, 3D animasyon ve mükemmele yakın. Yakın olmasına yakın ve de atmosfere katkıları yadsınamaz ama, nasıl desem, örneğin üst çaprazdan baktığınızda, pota arkasındakiler

NISK

LI VE

NEW YORK'ta kate 4 hafif kartonumsu tatlarını korumuşlar. Bazı yerler hala, “pek olmamış” yani. Buna rağmen, ses efektleri, hakemler, bench, falan derken, gerçekten “NBA'de oynadığınız, orada olduğunuz hissine kolayca kapılıyorsunuz. Kamera açıları daha önceki NBA'lerde olduğu gibi neredeyse mükemmel. Bu kez, kullanmak istediğiniz kameranın “zoom”unu derece derece ayarlayabiliyorsunuz. Oyun, 3D kartla mükemmel ötesi oluyor. Benim de bugünlerde hangi oyun yazıma baksanız, “3D kartla mükemmel oluyor” diyorum oyun için ama bu bambaşka. Bir de yeri gelmişken, makinenizin performansı da, oyundan alacağınız zevki diğer oyunlara nazaran bu oyunda biraz daha fazla etkiliyor.. Oyundaki yapay zeka da geçen senelerdeki versiyonlara göre biraz daha geliştirilmiş. Bir diğer özellik de, Inside Drive'da da olan, her üçlüğün öyle kolay girmemesi ve de smaçların daha zorlaşmış olması. “Motion Capture” olayı için Kevin Garnett'ın kullanıldığını da ekleyerek menülerle oyunun ayrıntılarına inelim derim. Ana menüde, Game Mode (Ne tür oyun oynayacağınız, Exhibition — dostluk maçı, Season — sezon, PlayOff - Sadece Playoff mücadelesi, uzunluğunu ve diğer ayrıntılarını da belirleyebiliyorsunuz, Franchise - Lig, 3pt Shootout 3'lük yarışması, Practice — Alıştırma, Michael Jordan 1-

SPAJA

— Adı üstünde ama Michael Jordan dışında da eşleşmeler yapabilirsiniz, gerçekten çok zevkli, sırf bunun için bile bu oyun alınır, Multiplayer, yine adı üstünde, çok oyuncuyla oynama imkanı sunuyor). Style'dan, oyunu Arcade (Basit Kurallar) ya da Simulation (Tam ve normal oyun kuralları) olarak oynayacağınızı belirtiyorsunuz. Skill, zorluk derecesi ki, klasik 'NBA Live' zorluk dereceleri bu versiyonda da korunmuş; kolaydan zora, Rookie, Starter, All-Star. Son olarak Quarter'dan maçın bir çeyreğin uzunluğunu ayarlayabilirsiniz (2-12 dakika arası, 2 ve 12 dahil olmak üzere). Ana menüde, altta, 'Rules', 'Options' ve 'Details' üçlüsünden, oyunun kurallarını, genel ayarlarını ve görüntüyle ilgili detaylı ayarlamaları yapabilirsiniz. Bunların içine, Rules'dan yapacağınız, Arcade — Simulation oyun modları — saha çizgileri dışına çıktığınızda oyunun devam etmesi, geri pas, step ve 'yorulma'nın olup olmaması gibi - Options'dan yapacağınız, ağır çekim smaçların, hakemin, otomatik ağır çekimlerin olup olmaması, ses efekt müzik düzeyi ayarları gibi ve Details'dan yapacağınız, maçın oynanışıyla ilgili ayarlar — oyuncuların isimlerinin ya da numaralarının görünüp görünmemesi, seyircilerin, bench'in, oyuncuların detayları ve daha çok görüntüyle ilgili ayrıntılı ayarları yapabileceğiniz, burada anlatmakla bitiremeyeceğim bir çok seçenek giriyor (Tanrı'm bir an nefes alamadım). Ana menünün en altındaysa, “Rosters” ki oyundan, yani maç yapmaktan hafif sıkılmaya başladığımda girip çok sevmiştim (hala da severiz birbirimizi), çünkü, buradan bir oyuncu yaratabilip, varolan bir zamanda adam değiştirme), şut (Shift — defansta, zıplama) ve top çalma (Enter) dışındaki tüm kontrolleri kendiniz ayarlıyorsunuz. Tabii her oynayışınızda değil, sadece bir kez. Onun için, şu tuş şu işe yarar şeklinde anlatamayacağım. Ancak, fake atma — fake ve bacak arasından

Oyuncunun da tüm özelliklerini değiştirebiliyorsunuz. Bunun yanı sıra, logosundan, formasına ve tabii oyuncularına kadar yeni bir takım oluşturabiliyorsunuz. Bunlar tamam bir yere kadar sizi tutar ama ya kendi yüzünüzü de oyuna “ekleyebilseydiniz”. Evet, belki çoktan duydunuz belki ilk kez burada okuyorsunuz, artık kendi yüzünüzü oyuna ekleyip kendi yüzünüzle bir oyuncu yani kendinizi oyun ortamında yaratabilir, gerçek dünyadan sanal dünyaya (kıl oluyorum bu sanal dünya lafına da) aktarabilirsiniz. Bunu yapmak için, bir resminizi gayet uygun - son altı ayda çekilmiş ehehe) tarayıp, data\users\faces dir'i altına atıyorsunuz. Bu arada resmin 2MB'den büyük olmaması gerekiyor (benim kafam çok büyük 2MB'ye sığmaz diyorsanız size ChessMaster 7 vereyim, eğlenin). Daha sonra, resmi yükleyip adım adım, kendinizi ya da arkadaşlarınızı oyuna “dahil edebiliyorsunuz”. Bu arada geçirme — crossover, pivotu seçme, direk pas, en gerideki adamı seçme - 'last man back', adam geçmesine karşı savunma - 'face up', ellerle itme — 'hand check' gibi tuşları da açıklamaktan geri kalmayacağım. Bunları “Pause Menüsü”nden Controller Setup'a girip, Config diyerek ayarlayabileceğiniz gibi, maça başlamadan önce de ayarlayabilirsiniz.

Pause Kamera açılarının ayarlandığı menüye, ağır çekim olayına, takımınızın yedeklerine de ulaşabilirsiniz. Bunun yanı sıra, mola isteyeceğiniz zaman da bu isteğinizi yine “pause menüsü”nden belirtebilirsiniz. Grafiklerden, oynanabilirlikten, menülerden, kontrollerden bahsettim. Bu arada oyunun sesleri de inanılmaz derecede güzel. Müzikleriyse, hip hop alemleriyle ilgisi olanların sevdiği, Run D.M.C., Rahzel, George Clinton, Naughty by Nature yapmış. Hip hop seviyorsanız bu tadı da seveceksiniz (Reklamcılıkta okuyamadım bari böyle satır aralarına geçiştireyim hayatımın)

Maç öncesi şovlarının süper olduğunu da eklemeliyim. Sadece maç öncesi şovları izlemek için bile... Tamam tamam sustum. ;0) Bu noktada sanırım oyunla ilgisi anlatılması gereken şeylerin hepsini anlattım. Gerisi bu oyunu alıp zevkli saatler geçirmenize bakıyor... Bu arada, şunu da ekleyeyim: Oyunları orijinal olarak almaya çalışın. Piyasada satılan ve orijinal olmayan kopya CD'ler sorun çıkarabiliyorlar. “Tam sürüm” diye alıyorsunuz, “beta” çıkıyor. “Beta”yı zor zahmet geri verip tam sürümünü aldığınızı sanıyorsunuz, “gama” çıkıyor. O bu derken, başınız ağrımadan, Türkçe kullanma kılavuzu, orijinal kutusu ile edindiğiniz oyunları gönül rahatlığıyla oynarsınız... Microsoft'un Inside Drive'ı çıktığında, epey oynamış ve açıklamıştım (bakınız GAMESHOW sayı: 43, elimde belge var), hatırlarsınız. Onun çok çok iyi olduğunu ve Microsoft'un olayı kaptığını, EA Sports'un işinin çok zor olduğunu düşünmüştüm. Ancak şimdi görüyorum ki, NBA Live'la, EA birkaç adım önde (adımlardan biri de Jordan farkı bence, adam tek başına 'adım'). Bakalım seneye neler olacak. Bu rekabetten en karlı çıkan da yine biz Rosters'dan, Trade Players olacağız o da “en güzeli” tabii diyerek, oyuncuları değişip tokuşabiliyorsunuz da. Son olarak, eğer spor oyunlarına karşı çok küçük de olsa bir şekilde — değişip tokuşmak — bir ilginiz varsa, ne yapın ne edin, bu ay Fifa, NHL ve tabii NBA Live dedim yaa). Yine buradan, 2000'i mutlaka alın diyorum. Pişman olmayacaksınız... “reorder rosters” diyerek, “Hancı”, Ocak 2000'de çıkıyor (daha fazla bilgi için: www.muder.com). roster'ları yeni baştan Kemerlerinizi açın. Ulaşmak istediğiniz yerdesiniz. En azından, çok az yapabiliyorsunuz. Bu kaldı... ;0) arada ben de bir gün bir Bir sonraki 2000 yıla kadar, ah hah hah, böyle de espriler yaparlar ya, yazımın sonunda bilgisayarın — gelecek sene başından kalkıp tam anlamıyla görüşürüz falan gibi, bir kelime İngilizce bir kelime — olmasın, 2000 sene Türkçe konuşmaya çektik yeter Tanrı'm başlayacağım. Stats'dan yapılmasın artık hamuduyla NBA diyerek, huzurlarınızdan ayrılıyorum. Kendi istatistiklerine Electronic Arts ulaşabileceğinizi ve Files'dan — kendinize iyi da bakırı ve bir tane ortamına olduğunuzdan emin PN S2 MU Ram 9D. erişebileceğinizi de olun. Rahatlarsınız... Eg acceleratari Wing5.98 söyledikten sonra biraz da vakitler bekliyor oyunun Türkiye Distribütörü: oynanışından bahsetmek Aral İthalat istiyorum. Oyunda pas (CTRL - aynı