Gameshow sayı 45, sayfa 25

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 25

Hah. Yine neşe içinde girdim konuya. '94'ten bu yana dinmeyen, dinmek bir yana her sene biraz daha şiddetlenen, kendini defalarca kanıtlamış, yenisi en çok beklenen ve hatta en çok oynanan “Fifa” serisinin 2000 versiyonuyla bir kez daha sahalara dönmek büyük onur. Robbie Williams'ın müthiş parçası (We don't want to get a job” dizelerinde düpedüz kendimi bulduğumu itiraf etmeliyim!) demosuyla açılan Fifa 2000'de bizleri yine kendi alanında “gerçeküstü” bir şaheser ve bilgisayara karşı olsun kankalara karşı olsun kime karşı oynarsak oynayalım, zevkli saatler bekliyor. Demo'dan sonra ilk karşılaşacağımız ekran “ana menü” ekranı ama ondan önce Electronic Arts yine yapmış yapacağını diyor ve uzatmadan oyunun en çok tutulan versiyonu (2000 çıkmadan önce tabii) '99'la olan farklarıyla başlamak istiyorum.

B: Oyunun çıkması için 2000 yıl bekledik ama değdi. Ah hah, topa sahip oyuncunun altında pas verebileceği oyuncuyu gösteren ok işaretleri, her zamanki canlı renkler ve her zamanki Fifa serisindeki grafiklerden sonra ilk karşılaştığımız 'fark'. Bu okun yeşil veya sarı yanması o an pası vereceğiniz oyuncunun pası almaya uygun olduğunu gösteriyor. Kırmızıysa, o oyuncunun markajda olduğunu gösterir. Bu arada, serbest vuruşlarda, taç atışları ve kornerlerde, topu istediğiniz adama istediğiniz tuşa basarak yolluyorsunuz (eski 'ok' yöntemini de kullanabilirsiniz — “S” tuşuyla). Seyirciler 3D animasyon. 3D demişken, 3D ekran kartı olanlar oyunun grafikleriyle ilk karşılaşmalarında maalesef 3D gibi olmadığını görecekler ancak 3D kartınız iyi grafikler bekliyor. Fifa '99'da olanlardan daha

FIFA

kaliteli, düzgün, gerçeğe yakın grafikler ve gerçeğe daha yakın hareketler. 1954'ün Macaristan'ı, '82'nin İtalya'sı, '68'in Manchester United'ı (ki geçen sene de Avrupa şampiyonu olduklarına göre çok da bir şey değişmemiş), '88-'90'ın Milan'ı, (Rijkaard'lı, Gullit'li, Van Basten'lı unutulmayan rüya takım) gibi klasik takımlar da oyuna çok ayrı bir hava katmış. İki klasik takım birbirleriyle karşılaşacakları zaman ekranın siyah-beyaz'a yakın “klasik” bir görüntüye bürünüyor olması, bir klasik bir normal takım karşılaşacağı zaman, bu değişimin bir hafif tonunun yaşanması da, World Cup '98'den de hatırlayacağımız ama çok daha gelişmiş ve oldukça “zevkli” bir özellik. Kalecilerin daha önceki Fifa'lara göre daha iyi olduklarını da söylemeliyim. Bu savımı bir örnekle desteklemem gerekirse, eskiden, kanattan gelip de “S”yle verilen paslarda 'bakan' ve de akabinde topu kalesinde bulan kaleci gitmiş yerine bir panter gelmiş. Bir diğer örnek de, kalecinin “göbekten girmek” diye tabir ettiğimiz (adam iyice spor yazarı moduna girdi) kale önüne kadar topu sürüp şut çekmelerde, şut çekecek zamanı “çoğu” zaman bırakmaması. Tabii bir iki derken, ne zaman çıkacak ne zaman duracak zamanlamasını ayarlayabiliyorsunuz, o başka. Bir diğer enteresan nokta da, direkten dönmelerin çoğalması. Şimdi, menülerden girerek oyunun daha ince ayrıntılarına inelim: Exhibition: Bildiğimiz yani dostluk maçları. Siz bir takım seçersiniz rakip

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.