FIFA 2000

Hah. Yine neşe içinde girdim konuya. '94'ten bu yana dinmeyen, dinmek bir yana her sene biraz daha şiddetlenen, kendini defalarca kanıtlamış, yenisi en çok beklenen ve hatta en çok oynanan “Fifa” serisinin 2000 versiyonuyla bir kez daha sahalara dönmek büyük onur. Robbie Williams'ın müthiş parçası (We don't want to get a job” dizelerinde düpedüz kendimi bulduğumu itiraf etmeliyim!) demosuyla açılan Fifa 2000'de bizleri yine kendi alanında “gerçeküstü” bir şaheser ve bilgisayara karşı olsun kankalara karşı olsun kime karşı oynarsak oynayalım, zevkli saatler bekliyor. Demo'dan sonra ilk karşılaşacağımız ekran “ana menü” ekranı ama ondan önce Electronic Arts yine yapmış yapacağını diyor ve uzatmadan oyunun en çok tutulan versiyonu (2000 çıkmadan önce tabii) '99'la olan farklarıyla başlamak istiyorum.

B: Oyunun çıkması için 2000 yıl bekledik ama değdi. Ah hah, topa sahip oyuncunun altında pas verebileceği oyuncuyu gösteren ok işaretleri, her zamanki canlı renkler ve her zamanki Fifa serisindeki grafiklerden sonra ilk karşılaştığımız 'fark'. Bu okun yeşil veya sarı yanması o an pası vereceğiniz oyuncunun pası almaya uygun olduğunu gösteriyor. Kırmızıysa, o oyuncunun markajda olduğunu gösterir. Bu arada, serbest vuruşlarda, taç atışları ve kornerlerde, topu istediğiniz adama istediğiniz tuşa basarak yolluyorsunuz (eski 'ok' yöntemini de kullanabilirsiniz — “S” tuşuyla). Seyirciler 3D animasyon. 3D demişken, 3D ekran kartı olanlar oyunun grafikleriyle ilk karşılaşmalarında maalesef 3D gibi olmadığını görecekler ancak 3D kartınız iyi grafikler bekliyor. Fifa '99'da olanlardan daha

FIFA

kaliteli, düzgün, gerçeğe yakın grafikler ve gerçeğe daha yakın hareketler. 1954'ün Macaristan'ı, '82'nin İtalya'sı, '68'in Manchester United'ı (ki geçen sene de Avrupa şampiyonu olduklarına göre çok da bir şey değişmemiş), '88-'90'ın Milan'ı, (Rijkaard'lı, Gullit'li, Van Basten'lı unutulmayan rüya takım) gibi klasik takımlar da oyuna çok ayrı bir hava katmış. İki klasik takım birbirleriyle karşılaşacakları zaman ekranın siyah-beyaz'a yakın “klasik” bir görüntüye bürünüyor olması, bir klasik bir normal takım karşılaşacağı zaman, bu değişimin bir hafif tonunun yaşanması da, World Cup '98'den de hatırlayacağımız ama çok daha gelişmiş ve oldukça “zevkli” bir özellik. Kalecilerin daha önceki Fifa'lara göre daha iyi olduklarını da söylemeliyim. Bu savımı bir örnekle desteklemem gerekirse, eskiden, kanattan gelip de “S”yle verilen paslarda 'bakan' ve de akabinde topu kalesinde bulan kaleci gitmiş yerine bir panter gelmiş. Bir diğer örnek de, kalecinin “göbekten girmek” diye tabir ettiğimiz (adam iyice spor yazarı moduna girdi) kale önüne kadar topu sürüp şut çekmelerde, şut çekecek zamanı “çoğu” zaman bırakmaması. Tabii bir iki derken, ne zaman çıkacak ne zaman duracak zamanlamasını ayarlayabiliyorsunuz, o başka. Bir diğer enteresan nokta da, direkten dönmelerin çoğalması. Şimdi, menülerden girerek oyunun daha ince ayrıntılarına inelim: Exhibition: Bildiğimiz yani dostluk maçları. Siz bir takım seçersiniz rakip

Futboldan

nefret edenlerin bile merakla beklediği oyun nihayet santra yuvarlağında. Bakalım EA'nın iddia ettiği gibi mi?

bir takım seçer ve maça başlarsınız. Tournaments: Turnuvalar. Kupa; Dünya Kupası, UEFA ve Avrupa Şampiyonası gibi atraksiyonlar var.

yapabileceğiniz bölü Custom. Buradan da 2-24 takım arasında, ülke ya da kulüp takımlarını seçerek kendi liginizi yaparsınız. Cancel: Kendi kendinize yaptığınız bu işleri yine kendiniz “cancel” diyerek iptal edersiniz (Olmadı! ehehe). Season: 14 ülkenin liglerinden birini seçerek, uzun lig maratonuna başlayabilirsiniz. Training: Bir takım seçip istediğiniz antrenmanı (Serbest vuruşlar, kornerler, taç atışları ve oyunun genel antrenmanı 11-11 çift kale) yapabilirsiniz.

Alttaki seçeneklere gelince: Burada önemli görünen, Team Management (Takım ayarları), Options (Oyunun genel ayarları) ve Customize (Kişiselleştirme) var. Öncelikle, Customize'dan istediğiniz oyuncuyu, takımı kafanıza göre baştan yaratabileceğiniz ya da bir tek oyuncusunu değiştirebileceğiniz gibi, alt menüden, Transfers'a girip, paranızın yettiği oyuncuyu renklerinize bağlayabilirsiniz (her takım 16-25 arası futbolcudan oluşabilir). Team Management'a gelince, bu menüden, takımınızla ilgili taktiksel ayarları yaparsınız. Starting Line-up, ilk onbir'inizdir. IGM'den (In Game Management), diziliş (formation) ve genel oyun stratejinizi belirleyebilirsiniz. Bu noktada bilmeniz gereken, Attacking Style'ın, atak yaparkenki tutumunuz, Possession, topa sahip olarak ilerleme, Counterattack, kontraatak (ki bunu Türkçe'ye ben çevirmedim çevirsem ters beklenmedik deli atağı falan derdim herhalde), Neutral, doğal natürel aaa olmadı, yani iki atak tarzına da girmeyen, normal atak diyelim, olsun), Passing Preference'ın, uzun mu yoksa kısa mı pasa önem vermeniz (buna bakınca az önceki çevirinin ne kadar başarılı olduğu fikrine katılıyorum), Defensive Style'ın savunmadaki tutumunuz ve Marking Style'ın da “nasıl” markaj yapacağınız (Zonal, alan savunması, Man to Man, adam adama) olduğunu bilmenizin sonsuz faydalı olacağını düşünüyorum. Kick Takers'a gelince... Bu da duran toplara kimlerin vuracağını belirlediğiniz

DO Skint FEMI

KAMER A milli takımı

Ertunç: Sırf ziyan olsun diye takımda. Biraz şişmanlamış, buyur Herin, © ra:

Emre: Kaleci işte! Bütün topları içeri alır (metaforik lafımızı sokalım)

Can: Şapşal gibi sırıtmasa gol bile atacak.

futbol aşığı. Şi

Engin: Top toplayıcı! Tıpkı Kamer'deki bokunu topladığı gibi işte gözü havalarda. İşe yaramaz

Fakat itiraf ediyoruz o. bir japon: Özür dileriz! Muder özel hareket timi gururla sunar Top havadayken, "A'ya bas-çek, takım arkadaşına kafa pası çıkarmak için. "S"'ye bas-çek, takım arkadaşının ayağına pas indirmek için. Ve iki kez bas-çek, vole / bisiklet vuruşu... (Bisiklet vuruşu nedir Muder? - Yapmam lazım, anlatmakla olacak şey değil) "A'ya iki kez bas-çek, takım arkadaşının kafasına voleyle pas... "S"ye iki kez bas-çek, voleyle takım arkadaşının ayağına pas. Rakip kale sahası içinde, pas verilebilecek adam yoksa, “S" tuşuyla plase şut çekebilirsiniz...

Rauf: Takımın kavgacısı! Yenilince sinirlenip kafa kol girişmesiyle ünlü

Muder'le oyun hakkında - Muder oyun için süper - Özellikle 3D olayında bayağı gelişme olduğunu gözlemledi. Motion Capture'lar ise artık

Mert: Takımın aşığı, yani

Hüseyin: Takımın kovamıyoruz da! Aykido filan biliyor!

Nesime: Hep yoksa telef bölümdür. Gelelim Options'a, bu menü altında, Game, Gameplay, Visual (grafiklerle ilgili ayarlar), Audio (sesle ilgili ayarlar), Render (özellikle 3dfx kartı olanlar için, daha ayrıntılı grafik ayarları) ve Cheats (hileleri girebileceğiniz yer) bulacaksınız. Game'den oyunla ilgili ayarları yapabilirsiniz; maçın uzunluğu, dil, hava koşulları, yedekler'le (substitutions) ilgili ayarlar gibi. Bu noktada, “Fatigue”, oyuncuların yorulmalarıdır, ki, oyuncular “W” ile depar attıklarında yoruldukları gibi normalde de oyunda kaldıkları süre içinde yorulurlar. Gameplay'dense, oyunun zorluk derecesi, hızı, hakemin sertlik derecesi (Referee Strictness), oyunda kartların, ofsaytın ve sakatlanmaların olup olmamasını ayarlarsınız.

Alttaki menüde, Highlights, daha önce sevip kaydettiğiniz “replay”lerinizi oynatıp, "bak hanım şu golü de sen Rengin Hanımlara gittiğinde çeyrek finalde Barcelona'ya atmıştım” ya da “bak buna da ters röveşata derler bunu da evimize gelen Necmi Beylerin oğluna atmıştım da ağlamıştı, izle coş” deme imkanı verir. Multiplayer'dansa bir ya da daha fazla rakiple, network, seri bağlantı ya da modem yoluyla maç yaparsınız. Gelelim kontrollere... Bu aşamada, basitten karmaşığa, acemiden ustaya bir yol tutacağım.

Mea: Koç! Takımın başı. Hep lider zaten ama hep de cebi boş!

Bek al psikopata bak! Ne biçim poz vermiş. Git burdan le. Yoksa telef

Takımın torpilli elemanı. Ne yaptığını bilmiyoruz!

Top sizdeyken, “A”, havadan pas ki, genelde, atak yaparken, orta yapmak için kullanılır. “S” ayağa pas. “D” şut. “O” koşuyoluna pas, “W” depar. Bunları iyice kavradıktan sonra, öğrenilmesi gereken, ya da yapılması diyeyim, CTRL ve ALT tuşlarının kullanımıdır. Bu arada yine top sizdeyken, topu saklamanızı sağlayan "E” tuşunu da unutmayalım.

CTRL ve ALT ile değişik hareketler yapabilirsiniz. Top sizdeyken, ALT'a basılı tutarsanız, Türk futboluna Jupp Derwall'in armağanı olan (bir ara da reklamlara çıkardı Jupp Amca, ah ne günlerdi o günler) arkanızdan önünüze top aşırma hareketini yaparsınız. ALT'a basıp çekerseniz elinizi, bu durumda da topun üstünde dönerek adam geçme hareketini yaparsınız. Bu hareketle ilgili iki önemli notumdan biri, gerçekten çok yararlı bir hareket olduğu yönünde, Diğeri ise, “bunu yapmadan önce karşında adam var mı bak” yazmışım ama bu kişisel olmuş. Evet ne diyordum, CTRL... CTRL'ye basılı tutarsanız elinizi, topu sağ ayaktan sola ya da soldan sağa geçirerek saklarsınız. Bu esnada koşuyor olmanız da adam geçmelerde bu hareketin yararlı olabileceğinin göstergesi, CTRL'ye “basçek” durumunda, topu kaldırırsınız. Bu da karambollerde işe yarayabilir ya da topu sökmek istediğiniz herhangi bir pozisyonda. Yine de yararlılığını yıllar yılı kendi içimde olsun kankalar ortamında olsun tartıştığım bir harekettir. Takımınız savunmadayken “pres yapmak" için, Sol SHIFT ya da CTRL tuşunu kullanabilirsiniz. Ofsayt taktiği için adamlarınızın çizgi halinde ileri çıkmaları durumu ki, atak yapan takımdan genç bir arkadaşımız, “bu golü de mutlaka ben yazmalıyım" diye gaza gelip ileri çıktığı durumda bu tuzağa düşecektir. Yalnız mantık hatasına düşmeyelim, “al da at be İsmet'im" deyip de ofsaytın oluşmasındaki temel etken “pas"ı veren de en az İsmet kadar suçlu mudur suçludur. Futbolun takım oyunu olduğunu duymuşsunuzdur.) Nümerik klavyeden “0” (Altında 'Ins' yazar) veya ALT üstünde ALT yazar, ah hah hah, moder lütfen

Top rakip oyuncudayken, “D” ile topu çalabilirsiniz. “Ben bastım çalamadım, yanlış açıklama olmuş, yıkıl, Larry 7'yi de sen açıklamıştın zaten yedi denizin albızları yesin seni demeden önce rakibe yakın olun. Olmadı, “A” tuşuyla ayaklarına kayıverin. Korkmayın faul olmaz. “Ben yaptım, faul oldu, yıkıl, Larry 7'yi de bitiremedim senin yüzünden” diyecek olursanız, o zaman “S”ye basın kendinizi değiştirin. Olmamışsınız. ehehe ;0)))) Bu arada, “E" tuşuna basarsanız çok kötü faul yapmış olursunuz. Toplu topsuz alan dinlemeden direk faul. Orta yaptığınızda ya da sizin kalenize orta yapıldığında, ceza sahası içindeki oyuncunuzun kafa vurması için "D"ye basılı tutmanız gerekir. Bu noktada özel bir takım hareketler var, bunları da yazının sonuna doğru vereceğim. Larry bile 7 günde yaratıldı. (Olmadı, ehehe) Takımınızın oyun düzenini (IGM) değiştirmek için, SPACE. IGM ayarları için, Pause menüsünden, “Team Management"e girip IGM'yi seçersiniz. Buradan, 4-4-2, 3-5-2 gibi dizilimler yanı sıra, ofansı, defansı ve orta sahayı, buralarda görev alan adamlarınızın yerini de dilediğiniz gibi ayarlayabilirsiniz. Takımınızın sahaya her zaman IGM#1 düzeninde çıktığını unutmayın. Reklam panolarından, liglere, hatta stadyum ve toplara kadar oyunu kişiselleştirmek mümkün. Bunun için hali hazırdaki dosyaları bilgisayarınıza yüklemeniz gerekiyor. Bu dosyaları Net'ten indirebilmeniz için aklıma gelen ilk adres olan www.fifa2000.sportsgaming.com/downloads.shtml 'yi veriyorum bu arada www.fifa2000.net 'i de unutmamak gerek diyerek ekliyorum. Ustalardan tavsiyeler; Topu rakipten almak için “A'yla ayağa kaymak A yerine “D” tuşunu tercih etmeli... “S” ile pas yerine, “O” ile verilen paslar belki “S" kadar ayağa gitmez ama gittiği zaman da büyük tehlikeler yaratmaya gebedir... Bir de Fifa 2000 için, “ne kadar zayıf olursa olsun, bol bol şut çekin, oyunun rakip yarı sahada dönmesini sağlayın” diyorlar. Ben buna çok da katılmıyorum, sonuçta bu durumda zaten kazanan tarafa yakın siz olursunuz ama bu durumda oyunun da sanki daha bir sizden yana döndüğünü savunuyorlar. Bu oyun için daha söylenecek çok söz var ama değerli bulduğum kelimelerden kurduğum cümlelerin sonunda, bu tadına doyulmaz yazım için kendimi tebrik edip “W” bas-çek bas-çek yaparak huzurlarınızdan ayrılıyorum. Kendinize iyi bakın.

FİRMA: Electronic Arts TÜR:

SİSTEM

32 Mb Ram/ 3D accelerator/ Win95-98'ini tebrik etmek