Omikron

İşte sevgili editörümün ICO'dan olmadan gözlemleme alışkanlığı (“Omikron çok güzel attığı bir mesaj: bir oyun.”) ve samimiyet ('BEEEEEEEEEP!"). İşte bütün bunlar Game Show'u hak ettiği yere getiriyor: Cehennem “Zebani: Emre, Omikron çok güzel çukurunun en dibi!

bir oyun. Kesin al ve yaz. İtiraz Fakat artık ben anladım, siz de bu batağın içindesiniz istemiyorum abi. S.... tipini senin ... ve benim anlattıklarıma sadece gülüyorsunuz. Oysaki kafa!” ben hem güldürüp hem düşündürmek istemiştim Ne kadar güzel değil mi arkadaşlar? (Böööğğâk! Kabul, iğrençti...). Neyse artık bir daha ki Editörüm, yazarlarından birine -ki bu sayıya bir şeyler düşünürüz. Veya güleriz, ne bileyim işte! seferlik benim- gayet nazik ve edepli İsteyen istediğini yapsın (Yaşasın özgürlükçü çiçek bir şekilde rica ediyor. Siz şimdi çocuklar! Savaşmayın, yaşamdaki güzellikleri bulun! yukarıdaki bölümü okuyup, yanlış Yihhuuu!). Ehem, ne diyorduk? Evet Omikron: The şeyler anlıyorsunuz. Fakat onun Nomad Soul... dediklerini anlamak sandığınız kadar Açıkçası benim beğendiğim oyun türleri oldukça kolay değildir. Ben hemen sizlere anlamını yazayım: sınırlıdır. Ve bunların arasında kesinlikle adventure yoktur “Polat: Emreciğim, Omikron adında güzel bir (Yine de en babalarını oynadım. Ne yaparsınız, özentilik oyun geçti elimize. İstersen al ve yaz. Tabii eğer işte!?). Hele ki son beş senedir elimi dövüş oyunlarına yapacak başka bir işin yoksa. Şimdiden teşekkür hiç sürmemişimdir. Hatta araba yarışlarından nefret ederim...” ederim ve eğer bir FPS kaliteli olmazsa kesinlikle İşte arkadaşlar Game Show'u bu yüzden tiksinerek kaçarım. Tomb Raider'dan da bayalı hanidir. seviyorum. Bu dergide kaliteli bir ekipte Şimdi niye ben bunları anlatıyorum? Çünkü Omikron'da olması gereken her şey var: Karşılıklı tüm bunlardan bir parça var... anlayış (“İtiraz istemiyorum abi!”), Artık Tomb Raider macerasını yavaş yavaş paylaşımcılık ruhu sonlandırmaya başlayan Eidos, şimdi de oldukça ilginç (“Kesin al ve bir oyunla karşımızda. Omikron, bir fantazi actionyaz!"), aceleci adventure. Tanımdan da anladığınız üzere, Omikron'da de yer almasıyla merakla beklenen Soul erdi olağanüstü macera zı iptal edin”

gerektiği zaman cin gibi zeki olurken, gerektiği zaman da reflekslerimizi kullanacağız. ZEBANİ DE KENDİNİ GRAFİKER SANA DURSUN Oyunla ilgili genel bazı bilgiler vermek arzusuyla yarılıyorum. Grafikler 3D ve bence Eidos'un bu oyundaki en büyük başarısı da, kozu da grafikler. Kesinlikle muhteşemler. Oyun paralel bir boyuttaki Omikron adındaki bir şehirde geçiyor. Şehirde sayısız insan, taşıt araçları sürekli hareket ediyorlar ve bu hareket EIDOS ve DAVID BOWIE basitçe bir ileri geri gidiş değil. İnsanların kimisi yürüyor, kimisi EĞLENCENİN ÇEHRESİNİ DEĞİŞTİRİYORLAR banklara gidip oturuyor, çiftler öpüşüyor ve kimileri ayakkabılarını bağlıyor. Şehirde sürekli bir hareketlilik söz konusu yani. Ayrıca her bina oldukça ayrıntılandırılmış, texture'lar kesinlikle çok kaliteli yapılmışlar. Her yerde renkli tabelalar, ışıklar, posterler ve hareket eden insanlar. Şehre bakmak gerçekten bir keyif. Fakat benim asıl ağzımı açık bıraktıran özellik şu olmuştu: Full capture surat hareketleri. Yani hayatınızda bu kadar kaliteli 3D yüzler görmüş olamazsınız. O kadar kaliteliler ki ilk defa bir oyunda insanların hislerini yüz ifadelerine bakarak tam olarak anlayabildim. — Eidos burada kesinlikle çok başarılı; hakikaten yapılmayanı çok yapımcılarıyla (Paris asıllı Quantic kaliteli bir şekilde yapmayı becermiş adamlar. İnsanların mimikleri Dream) oyuna orijinal müzik yaratmak öyle güzel bir şekilde yüzlerine yansımış ki, sanki karşınızda gerçek — bir kişi varmış gibi hissediyorsunuz. Bu oyunda mimikler sayesinde — anlatılmak istenenler de çok güzel bir şekilde verilmiş. Gabriels ve basist Gail Ann Dorsey'le Arka plandaki yumuşak müzik de oldukça kaliteli yapılmış da, beraber büyük Omikron şehrinin çeşitli seslerde bir sorun var. Bilemiyorum bendeki versiyonunda mı bir barlarında çalan bir sanal grup oluyorlar sorun var, fakat konuşmaların bazılarında sesler yok, sadece yazılar — işi geçiyor. Bowie oyunda Boz adında bir karakteri oynuyor. Omikron: Gelelim konuya. Siz bu Omikron adlı oyunu almış, oynayan bir The Nomad Soul parlak, kendine özgü ve fütüristik bir 3D gençsiniz. Oyun tam başlarken ekranınızda birisi beliriyor ve size action-adventure oyunu, Omikron iki yıldan beri, “Facial başka bir boyuttan geldiğini, o boyutu kurtarmak için konsantre Motion Capture” gibi daha önce hiç görülmemiş efektler olup onun vücuduna girmeniz için size yalvarıyor. Adamın vücuduna irde 400'den fazla sette girince Omikron'un olduğu boyuta geçiyorsunuz. geçiyor. 3D gerçek zamanlı hareket eden 140 karakterden Omikron, gezegeni ısıtan güneş sönünce üstü cam bir Ve dört saatlik diyalogdan oluşuyor. kubbeyle kapatılmış devasa bir fütüristik şehir. Facial motion capture ise diğer motion capture içeren Metal ve betondan yapılmış şehirde, bir tür oyunlara göre Omikron'da oldukça yoğun kullanılmış. diktatörlük var. Şehrin tüm kontrolü Ix Burada insan modelinin yüzüne bağlanan çok adında bir bilgisayara teslim edilmiş ve Ix sayıda sensör yardımıyla bilgisayara alınan insanların günde kaç saat mimikler daha sonra oyundaki karakterlere uygulanıyor. Bunun amacı gerçekçiliği artırmak. Kulağa oldukça orijinal geliyor di mi? Ama oyunu oynayınca bunun Eidos filan değil Quantic Dream'in bir eseri olarak algılamak gerekir. Eidos her zamanki işin kaymağını şöhretine sürüp yiyecek. Ayıp!

Son yılların tartışmasız en popüler oyun firmalarından Eidos Interactive (bak bu tartışılır) efsanevi rock solisti David Bowie ve ortağı gitarist Reeves Gabrels ile dünyanın ilk sanal albümünü içeren devrim yaratıcı oyun Omikron: The Nomad Soul için anlaşmaya uyuyacağından, kaç çocuk yapabileceklerinden, günlük yapay hava şartlarına kadar her şeye karar veriyor. Her şey o kadar kontrollü ve sınırlı ki insanlar hayattan sıkılma noktasına kadar gelmişler. Televizyonlardaki haberleri sunan, reklamları yapan ve hatta pembe dizilerde oynayan kişiler bile hep aynı çift! Sürekli olarak “Siz düşünmeyin, biz sizin için düşünürüz!” tarzında yapılan yayınlar da cabası. Boyutları binlerce senedir aynı olduğundan dolayı, karmaşıklığı ve nüfus patlamasını önlemek için şehir dört ayrı bölgeye ayrılmış. Her bölgenin kendi kültür tarzı, eğlence biçimi ve yerel yönetimi kendine özgü. Buraya kadar kurgu fena değil gibi. Senaryonun başlangıcı her ne kadar parlak da olsa, yeteri kadar ilgi çekici ve heyecanlı verilememiş... “— Oyun tarzına gelince. İlk girdiğiniz vücut, Kay'l 669 adındaki bir polise ait. İlk başta karısı ve arkadaşlarıyla konuşurken, her şeyden bihaber olduğumuz için bayağı bir ebliyoruz ama daha sonra olayı kapıyoruz. Öğreniyoruz ki Kay'l 669 ve ortağı Dan Bilmemnekadar bir dava üzerine çalışıyorlarmış ve bu dava insanların ruhlarını çala- Buradan sonrasını oynayacak arkadaşlar için anlatmıyoruz (Ehe ehe ehe). Oyunumuz temel olarak bir adventure. Kay'l bizi niye kendi boyutuna çağırdı? Kay'l ve şimdi morgda yatan arkadaşı Dan'in üzerinde uğraştığı dava neydi? Kay'l karısı niye taş gibi ve biz Kay'l vücudunu kullanarak, her şeyden habersiz kızcağızla pek yakın olurken hiç utanmıyor muyuz? İşte bu ve benzeri soruları üstün zekanızı kullanarak çözmeniz gerekiyor... BU OYUN TÜRLERİ BENİ FENA YAPIYOR Fakat her şey beyinle bitmiyor. Olmaz ya birileri üzerinize saldırdı. O zaman oyun dövüş moduna geçiyor ve siz envai çeşit ucubeyi kartal pençesi ve döner tekmelerle alıyorsunuz. Yani Tekkenci arkadaşlar hemen buraya gelsinler. Ama pek umutlanmasınlar, dört tuşla pek bir kombo yapılamayacağını duyunca yıkılsınlar. Hele bi de benim tüm düşmanları sadece iki yumruk tuşuna hızlı hızlı basarak rahatça dövdüğümü öğrenince kahrolsunlar. Evet Tekkenciler şimdi gidebilirsiniz.. Diyelim ki teröristler üzerinize Allah ne verdiyse atıyorlar. O zaman da oyunumuz hemen bir FPS oluveriyor. bi | yaklaşır mısınız abi? Sağ olun. Bu dövüşe göre daha güzel. Fakat şimdiden söyleyeyim efektler falan bayağı bir vasat; ateş ettiğinizle etmediğiniz bir gibi bir şey. Neyse, en azından etrafta koşturup, oraya buraya saklanmanız gibi aksiyonlar var, Ha bi de silahların neredeyse hepsinin tipi birbirinin aynısı neredeyse. Tamam siz de ağlıyorsunuz görüyorum ki, gidebilirsiniz Quakeçiler... Driver oynayan arkadaşım bi gel, bak ne göstereceğim sana. Diyelim şehirde bir yerlere gideceksiniz. E hep de yayan gidecek değilsiniz ya. Çağırın bir slider (alçaktan uçan araba), binin, manual kontrola alın. Ne kadar vasat değil mi? Sliderların da motosikletlilerin de birbirlerinin aynısının tıpkısı olması ne kadar sıkıcı. Bir de slider'ınız motosikletlerin içinden geçmeseydi keşke. Bir yerlere çarptığınız zaman sekmekten daha ilginç efektler de koysalar hoş olurdu. Dur abiciğim kusma, git oyununun başına tekrar... Tekrar adventure kısmına dönelim. Adventure kısmı da çok basit arkadaşlar. Olayları çözmek o kadar basit ki, Oyunda ilerlemek için okur yazar olmanız yeterli. Bir yerden bir kağıt buluyorum. Ha bu bilmece benim bir yerlerde işime yarayacak diyorum ve yanıldığımı görüyorum. Kağıt hemen oracıkta işime yarıyor. Yani kesinlikle sağlam bir hafıza veya keskin gözlere ihtiyacınız yok. Bilmece dedik. Bence bunları ilkokul birdeki çocuklara hazırlatmışlar. Vallahi ya, bu kadar kolay bilmecelerle karşılaşmamıştım ben. Unreal'da bile daha zorları vardı! Soruyorum size bu nasıl bir adventure?! Oynanabilirlik o kadar kolay tutulmuş ki, bazı yerlerde dışarı çıkacağınız zaman, çok zeki ve yeni standartlar olduğunuzdan dolayı

“Benim burada bir şey yapmam lazım, çıkamam” şeklinde Kay'l otomatik olarak açıklamalar yapıyor! Yani oyunda kaybolmanız mümkün değil Aslında Omikron benim son zamanlarda düşündüğüm “Oyunlar zor mu, yoksa kolay ve akıcı mı olmalı?” sorusuna bir alternatif getiriyor. Olaydan hiç kopmuyorsunuz, oyun sürekli akıyor; sanki bir macera romanı okurmuş gibi... Oyunu daha da kolaylaştırmak için “sneak”inizin içinde bir de memosu var. Olur ya belki bir şeyleri unutursunuz diye önemli olaylar memoya yazılıyor. Sneak de arkadaşlar Omikron'da herkesin yanında taşıdığı bir alet. Hem bir data pad olarak kullanıp karakterinizin özelliklerini görebiliyor, haritaya bakabiliyor, slider çağırabiliyor, hem de inventory'i olarak kullanabiliyorsunuz. Omikron'da teknoloji oldukça ilerlemiş. Çünkü aldığınız eşyaları sneak'iniz molekül boyutuna getirip öyle taşıyor. Hatta büyük iş binaları, dükkanlar ve evlerde bulunan konsollara sneak'inizdeki eşyaları “iletebiliyorsunuz”, Sneak'in 18 eşya taşıyabildiğini göz önünde bulundurursak, bu oldukça önemli bir olay. Çünkü her yerde konsollar yok ve önemli eşyaları sıkışıp alamamanız bir hayli vahim olur. Inventory'nizde özellikle taşımanız tavsiye edeceğim eşyalar, silahlarınız, medpack'leriniz ve size yine enerji sağlayacak olan yiyecek ve içecekleriniz.. Kay'l'ın istatistiklerine baktığınız zaman enerjiydi, refleksti gibi skorların yanında bir de manayı göreceksiniz. Evet oyunda büyü de yapabiliyorsunuz. Fakat önce büyüleri bulmanız lazım. En güzel büyü de ruhunuzu başka bir vücuda aktarma büyüsü. Oyun sırasında bazı kişilerin vücutlarını pek beğenecek, hatta özel olarak yakından inceleyeceksiniz. Mana'nızın yüksekliğine göre reincarnation spell'le onların vücutlarına geçebiliyorsunuz! Omikron'un en kaliteli taraflarından biri de bu. Hep getiren bir oyun olacak yaşadım... Eidos, Tomb Raider'da çok tutulduğuna karar vermiş olmalı ki, Omikron'u da third person view yapmış. Görüş açısı karakterinizin arkasından, aynı Tomb Raider tarzı. Bazı yerleri daha ayrıntılı veya yakından görmek için first person view da kullanabiliyorsunuz. Fakat bu moddayken hareket edemiyorsunuz. Oyunda klavye ve mouse birlikte kullanılıyor fakat mouse'un düğmelerinin kullanılması ve first person view'da başınızı çevirmek dışında başkaca işlevi yok... Save edebileceğiniz yerler sınırlı ve save hakkınız da Büyü halkaları diye nanelerin her biri size bir save hakkı tanıyor... Omikron ilk başlarda hoş bir dedektiflik hikayesi tarzında ilerlerken, ileriki bölümlerde mistik bir maceraya dönüşüyor ki, bu dönüşüm oldukça abes bir şekilde oluyor. Yine de oyun genel havasından çok kopmuyor (çoğu zaman)... KARDEŞİM BU KADAR DA UZUN BAŞLIK YAZILMAZ Kİ Sonuçta arkadaşlar Omikron: The Nomad Soul gerçekten ilginç bir oyun. Eidos yapmak istediğini, tahmin ettikleri şekilde değilse de yapmış. Oynadıkça ve yazdıkça oyunun kalitesi ve güzelliği hakkındaki düşüncelerim bir oraya, bir buraya sürüklendi. Grafikler muhteşem, Müzikler çok iyi, atmosfer süper; yani multimedia güzel. Senaryo vasat, kurgu fena değil. Bir adventure olarak bakıldığında olayların basitliği oyunu oldukça zayıf kılıyor. Omikron yeni bir şey getirdi mi? Evet. Oyun çeşidinde değilse de, grafikte kesinlikle evet. Maalesef yeni bir oyun türü olamayacak kadar eksik bir oyun. Tüm savaş ve hareket sahneleri zevksiz ve yarım yamalak. Fakat dediğim gibi şehirde dolaşmak keyifli... Sonuçta arkadaşlar, action, Tomb Raider ve hafif hikayeli, heyecanlı oyunları sevenlere Omikron'u tavsiye ediyorum. Hardcore adventure'cılar ise oyunun yanına bile yaklaşmasınlar.. Pek sevgili editörüm ve bendeniz oyunu gördüğümüzde

Kay'l'ın vücuduna takılmak zorunda değilsiniz. Tüm vücutlar muhteşem dizayn edilmişler. Bu oyun kesinlikle bir görsel ziyafet. Özellikle de strip barlardaki dansçı yavr-ee bayanlar gerçekten harika yapılmışlar. Oyunda kamera açıları gerçekten çok güzel kullanılmış. Sahneler çok kaliteli bir ağırlığa kavuşmuşlar. Verilmek istenenler hissettirilmiş. Bu konuda önce Quantic Dream'i, sonra da Eidos'u kutlamak lazım.. Bölgelerin havası da çok iyi verilmiş. Her yerde afişler, reklamlar, ışıklar, her bölgede tepemde uçtuğunu görüp feci şekilde kıllandığım gemi, sisli göğün ardındaki güneş (veya ona benzer ışık) ve etraftaki tekdüzelik havası kesinlikle muhteşem.. Bölgelerin temel fikirleri de oldukça güzel, Bir bölge iş alanıyken, bir diğeri gece eğlence merkezi, bir başkasıysa sanayi şehri şeklinde dizayn edilmiş, Dolayısıyla her bölgede sizi yeni ve şaşırtıcı bir atmosfer bekliyor. Oyun oldukça gerçekçi de yapılmış. Eğlence merkezi olan bölgesinde strip barlar, çıplak bayanları izleyebileceğiniz mekanlar ve hatta sex shoplar bile var. Bence oyunun kutusunda yazdığı gibi rating pek “pending” değil. Yani ne diyeyim, hatunlar çok-ay neyse... Oyunun en beğendiğim yeriyse, oyunun görsel olarak da, ses olarak da zirvede olduğu bir konser sahnesi. David Bowie'nin seslendirdiği, Reeves Gabrels'la Gail Ann Dorsey'in çaldığı parçaları, Omikron'daki bazı barlarda dinleyebiliyorsunuz. Eidos'un yine en büyük kozlarından biri de bu. David Bowie ve Reeves Gabrels sırf bu oyun için parça hazırlayıp çalıyorlar. Oyundaki grubun dansları da, parçalar da mükemmel, Grubun hareketleri inanılmaz akıcı ve güzel, Kesinlikle bir şekilde izleyin derim, Abartmıyorum, muhteşem bir keyif

Charles Cornwall » Eidos yönetim kurulu başkanı pek bi heyecanlanmıştık. Maalesef en azından ben beklediğimi bulamadım. Eidos bayat çikolatayı, rengarenk, çok güzel bir ambalaja sarıp raflara koymuş. ZEBANİ ABİ YAPMAAAAAA Ne?! Ne var yani? Güzel oyun, tanıt dedin tanıttık! İlle de iyicene yağlamamız mı lazım beah?! Ne yapayım ağır eleştiriler getirmişsem? Her şeyiyle güzel yapsalardı da getirmiyeydim! Ne var yaratık abim? O sopayı ne yapacaksın? Ne demek yaklaş?! Niye yaklaşayım canım?! Hem hem, önemli olan okuyucularımızı en güzel şekilde aydınlatmak değil mi? Ha? Değil demek. Hem de yazı biraz kısa kalmış demek? Aaa, niye öyle olmuş heh heh. Heh. AAAAAAH! 3 CD FİRMA: Eidos Interactive TÜR: Son günlerin en iyi

-Sopayla yazarın ruhunu bile deldiğimizde.. yazı yarım kalmıştır. Hepinizden özür dileyerek, özgürlük ve barıştan yana olmanız dileğiyle yazımızı sonlandırıyoruz...

3D Action/Adventure

OYUNLAR 2 1