Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 22
Son yılların tartışmasız en popüler oyun firmalarından Eidos Interactive (bak bu tartışılır) efsanevi rock solisti David Bowie ve ortağı gitarist Reeves Gabrels ile dünyanın ilk sanal albümünü içeren devrim yaratıcı oyun Omikron: The Nomad Soul için anlaşmaya uyuyacağından, kaç çocuk yapabileceklerinden, günlük yapay hava şartlarına kadar her şeye karar veriyor. Her şey o kadar kontrollü ve sınırlı ki insanlar hayattan sıkılma noktasına kadar gelmişler. Televizyonlardaki haberleri sunan, reklamları yapan ve hatta pembe dizilerde oynayan kişiler bile hep aynı çift! Sürekli olarak “Siz düşünmeyin, biz sizin için düşünürüz!” tarzında yapılan yayınlar da cabası. Boyutları binlerce senedir aynı olduğundan dolayı, karmaşıklığı ve nüfus patlamasını önlemek için şehir dört ayrı bölgeye ayrılmış. Her bölgenin kendi kültür tarzı, eğlence biçimi ve yerel yönetimi kendine özgü. Buraya kadar kurgu fena değil gibi. Senaryonun başlangıcı her ne kadar parlak da olsa, yeteri kadar ilgi çekici ve heyecanlı verilememiş... “— Oyun tarzına gelince. İlk girdiğiniz vücut, Kay'l 669 adındaki bir polise ait. İlk başta karısı ve arkadaşlarıyla konuşurken, her şeyden bihaber olduğumuz için bayağı bir ebliyoruz ama daha sonra olayı kapıyoruz. Öğreniyoruz ki Kay'l 669 ve ortağı Dan Bilmemnekadar bir dava üzerine çalışıyorlarmış ve bu dava insanların ruhlarını çala- Buradan sonrasını oynayacak arkadaşlar için anlatmıyoruz (Ehe ehe ehe). Oyunumuz temel olarak bir adventure. Kay'l bizi niye kendi boyutuna çağırdı? Kay'l ve şimdi morgda yatan arkadaşı Dan'in üzerinde uğraştığı dava neydi? Kay'l karısı niye taş gibi ve biz Kay'l vücudunu kullanarak, her şeyden habersiz kızcağızla pek yakın olurken hiç utanmıyor muyuz? İşte bu ve benzeri soruları üstün zekanızı kullanarak çözmeniz gerekiyor... BU OYUN TÜRLERİ BENİ FENA YAPIYOR Fakat her şey beyinle bitmiyor. Olmaz ya birileri üzerinize saldırdı. O zaman oyun dövüş moduna geçiyor ve siz envai çeşit ucubeyi kartal pençesi ve döner tekmelerle alıyorsunuz. Yani Tekkenci arkadaşlar hemen buraya gelsinler. Ama pek umutlanmasınlar, dört tuşla pek bir kombo yapılamayacağını duyunca yıkılsınlar. Hele bi de benim tüm düşmanları sadece iki yumruk tuşuna hızlı hızlı basarak rahatça dövdüğümü öğrenince kahrolsunlar. Evet Tekkenciler şimdi gidebilirsiniz.. Diyelim ki teröristler üzerinize Allah ne verdiyse atıyorlar. O zaman da oyunumuz hemen bir FPS oluveriyor. bi | yaklaşır mısınız abi? Sağ olun. Bu dövüşe göre daha güzel. Fakat şimdiden söyleyeyim efektler falan bayağı bir vasat; ateş ettiğinizle etmediğiniz bir gibi bir şey. Neyse, en azından etrafta koşturup, oraya buraya saklanmanız gibi aksiyonlar var, Ha bi de silahların neredeyse hepsinin tipi birbirinin aynısı neredeyse. Tamam siz de ağlıyorsunuz görüyorum ki, gidebilirsiniz Quakeçiler... Driver oynayan arkadaşım bi gel, bak ne göstereceğim sana. Diyelim şehirde bir yerlere gideceksiniz. E hep de yayan gidecek değilsiniz ya. Çağırın bir slider (alçaktan uçan araba), binin, manual kontrola alın. Ne kadar vasat değil mi? Sliderların da motosikletlilerin de birbirlerinin aynısının tıpkısı olması ne kadar sıkıcı. Bir de slider'ınız motosikletlerin içinden geçmeseydi keşke. Bir yerlere çarptığınız zaman sekmekten daha ilginç efektler de koysalar hoş olurdu. Dur abiciğim kusma, git oyununun başına tekrar... Tekrar adventure kısmına dönelim. Adventure kısmı da çok basit arkadaşlar. Olayları çözmek o kadar basit ki, Oyunda ilerlemek için okur yazar olmanız yeterli. Bir yerden bir kağıt buluyorum. Ha bu bilmece benim bir yerlerde işime yarayacak diyorum ve yanıldığımı görüyorum. Kağıt hemen oracıkta işime yarıyor. Yani kesinlikle sağlam bir hafıza veya keskin gözlere ihtiyacınız yok. Bilmece dedik. Bence bunları ilkokul birdeki çocuklara hazırlatmışlar. Vallahi ya, bu kadar kolay bilmecelerle karşılaşmamıştım ben. Unreal'da bile daha zorları vardı! Soruyorum size bu nasıl bir adventure?! Oynanabilirlik o kadar kolay tutulmuş ki, bazı yerlerde dışarı çıkacağınız zaman, çok zeki ve yeni standartlar olduğunuzdan dolayı
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 23
“Benim burada bir şey yapmam lazım, çıkamam” şeklinde Kay'l otomatik olarak açıklamalar yapıyor! Yani oyunda kaybolmanız mümkün değil Aslında Omikron benim son zamanlarda düşündüğüm “Oyunlar zor mu, yoksa kolay ve akıcı mı olmalı?” sorusuna bir alternatif getiriyor. Olaydan hiç kopmuyorsunuz, oyun sürekli akıyor; sanki bir macera romanı okurmuş gibi... Oyunu daha da kolaylaştırmak için “sneak”inizin içinde bir de memosu var. Olur ya belki bir şeyleri unutursunuz diye önemli olaylar memoya yazılıyor. Sneak de arkadaşlar Omikron'da herkesin yanında taşıdığı bir alet. Hem bir data pad olarak kullanıp karakterinizin özelliklerini görebiliyor, haritaya bakabiliyor, slider çağırabiliyor, hem de inventory'i olarak kullanabiliyorsunuz. Omikron'da teknoloji oldukça ilerlemiş. Çünkü aldığınız eşyaları sneak'iniz molekül boyutuna getirip öyle taşıyor. Hatta büyük iş binaları, dükkanlar ve evlerde bulunan konsollara sneak'inizdeki eşyaları “iletebiliyorsunuz”, Sneak'in 18 eşya taşıyabildiğini göz önünde bulundurursak, bu oldukça önemli bir olay. Çünkü her yerde konsollar yok ve önemli eşyaları sıkışıp alamamanız bir hayli vahim olur. Inventory'nizde özellikle taşımanız tavsiye edeceğim eşyalar, silahlarınız, medpack'leriniz ve size yine enerji sağlayacak olan yiyecek ve içecekleriniz.. Kay'l'ın istatistiklerine baktığınız zaman enerjiydi, refleksti gibi skorların yanında bir de manayı göreceksiniz. Evet oyunda büyü de yapabiliyorsunuz. Fakat önce büyüleri bulmanız lazım. En güzel büyü de ruhunuzu başka bir vücuda aktarma büyüsü. Oyun sırasında bazı kişilerin vücutlarını pek beğenecek, hatta özel olarak yakından inceleyeceksiniz. Mana'nızın yüksekliğine göre reincarnation spell'le onların vücutlarına geçebiliyorsunuz! Omikron'un en kaliteli taraflarından biri de bu. Hep getiren bir oyun olacak yaşadım... Eidos, Tomb Raider'da çok tutulduğuna karar vermiş olmalı ki, Omikron'u da third person view yapmış. Görüş açısı karakterinizin arkasından, aynı Tomb Raider tarzı. Bazı yerleri daha ayrıntılı veya yakından görmek için first person view da kullanabiliyorsunuz. Fakat bu moddayken hareket edemiyorsunuz. Oyunda klavye ve mouse birlikte kullanılıyor fakat mouse'un düğmelerinin kullanılması ve first person view'da başınızı çevirmek dışında başkaca işlevi yok... Save edebileceğiniz yerler sınırlı ve save hakkınız da Büyü halkaları diye nanelerin her biri size bir save hakkı tanıyor... Omikron ilk başlarda hoş bir dedektiflik hikayesi tarzında ilerlerken, ileriki bölümlerde mistik bir maceraya dönüşüyor ki, bu dönüşüm oldukça abes bir şekilde oluyor. Yine de oyun genel havasından çok kopmuyor (çoğu zaman)... KARDEŞİM BU KADAR DA UZUN BAŞLIK YAZILMAZ Kİ Sonuçta arkadaşlar Omikron: The Nomad Soul gerçekten ilginç bir oyun. Eidos yapmak istediğini, tahmin ettikleri şekilde değilse de yapmış. Oynadıkça ve yazdıkça oyunun kalitesi ve güzelliği hakkındaki düşüncelerim bir oraya, bir buraya sürüklendi. Grafikler muhteşem, Müzikler çok iyi, atmosfer süper; yani multimedia güzel. Senaryo vasat, kurgu fena değil. Bir adventure olarak bakıldığında olayların basitliği oyunu oldukça zayıf kılıyor. Omikron yeni bir şey getirdi mi? Evet. Oyun çeşidinde değilse de, grafikte kesinlikle evet. Maalesef yeni bir oyun türü olamayacak kadar eksik bir oyun. Tüm savaş ve hareket sahneleri zevksiz ve yarım yamalak. Fakat dediğim gibi şehirde dolaşmak keyifli... Sonuçta arkadaşlar, action, Tomb Raider ve hafif hikayeli, heyecanlı oyunları sevenlere Omikron'u tavsiye ediyorum. Hardcore adventure'cılar ise oyunun yanına bile yaklaşmasınlar.. Pek sevgili editörüm ve bendeniz oyunu gördüğümüzde
ile Omikron hakkında...
* Yeni albümü bir oyun için yaptınız. Nasıl oldu bu? David Bowie: E nelerdir ortağım olan Reeves Gabrels ve ben tarafından Omikron adlı oyuna müzik. İlk bakışım olumsuz oldu çünkü müzik “High Industrial”dı ve sevmiyordum. Ama sonuçta, sanki bir iş gibi anlaştık ve duygusal bir şeyler katmaya çalıştık.
sokak şarkıcısıyım. Sokak barda çıkıyorum. Tam olarak ne za undan bir parça söyleyec
Albüm ve oyunu büyük bir parçanın iki bölümü gibi görüyorsun yoksa tamamen ayrı şeyler olarak mı? David Bowie: Bazıları hem oyunda, hem de albümde var. Bazıları ise tam tersi.
oyunda, hi
- Son albümünüz, Earthling, drum'n' bass'la doluydu. Fakat Hours fütüristik tınılarla pek etkilenmiş gözükmüyor. Yapılmış bir şey. Yarınını hafif geçkin, çoğu içinde hiçbir zaman mutlu bir yakınlık kuramamış ve yapması gerekenleri yapmamış biri,
- Velvet Goldmine'ı izlediniz mi? David Bowie: Evet, izledim. Hakkında ne düşündüğümü büyük ihtimalle tahmin edersiniz ve sanırım halk da benimle aynı fikirde. Eşcinselliği işleyen bölümler iyiydi fakat geri kalanı "olmamış".
- Eşcinsel olmak hala şok etki yaratıyor mu? David Bowie: Amerika'da şok etki yaratmayan bir şey yok. Doğal bir protestan ülke. Bunun aksine İngiltere tam bir katolik ülke. O yüzden nerede olduğunuz fark eden bir etken.
» Bu durumda, Sensation gösterisinin çoğu bölümü oldukça yoğun ve hazmetmesi zor. David Bowie: Yine burada hiç esnek olmayan asi İngiliz ruhu hakkında bir şeyler var. 11 ve 12. yüzyıllarda kiliseleri yaparken, içlerine en pornografik gargoyle'ları koydular. 17. yüzyılda ilk “açık” dergileri bastılar. Bir tane politik ve dinsel öğeleri eleştiren Black Dwarf adında bile vardı. En çarpıcı şey ise, İngiltere'de şimdiye kadar hiç devrim olmaması. Çok garip bir yer.