STAR TREK GENERATIONS
Retro bilgisayarKaptan Kirk: Mr. Spock. Aldırdınız mı benim dergimi? Mr. Spock: Hangi dergi, GameShow'u mu efendim? Kaptan Kirk: Tabii GameShow. Ayın on beşinde çıkan kaç tane dergi var. Diğerlerinin hepsini aldık. Ne güzel oyunlar çıktı demo CD'lerinden.
Mr. Spock: Onlar CD veriyor ama GameShow'daki muhabbet farklı be kaptanım. Kaptan Kirk: Ne muhabbeti be. Zaten en muhabbet yazar MAChbule Abla da ayrılmış dergiden. Eski tadı tuzu kalmadı artık. Mr. Spock: Öyle demeyin efendim. Onun yerine OVERLOK köşesi açılmış, yazar biraz asabi ama var bir şeyler.
Kaptan Kirk: Oo0! Spock Bey. Sen de GameShow'cu kesildin başımıza. Madem öyle bastır 400 Milyon krediyi al dergiyi, biz de okuyalım. Hoşuma gider benim. Mr. Spock: Biz bu kulakları boşuna uzatmadık be kaptanım. Sen kaptan olmuş adamsın. Sana koymaz. Kaptan Kirk: Ulan amma abarttın be. 400 Milyon kredi dediğin ne ki? 5 tane CocaCola parası. Pis cimri volkanlı. Al hadi şu parayı da çok konuşmadan getir mi dergimi. Ben onları severim her şeye Teğmen.
Günümüzde genetik mühendisleri gecelerini gündüzlerine katıp, insan bedeninin sırlarını çözmek için sonsuz bir uğraş vermekteler. Her geçen gün, iç evrenimizdeki yeni bir gen keşfedilmekte ya da keşfedilmiş genlerin ne işe yaradıklarının sırları çözülmekte. Tüm bu uğraşlar, aslında tek bir amaca hizmet ediyor: İnsanı birkaç yıl fazla yaşatabilmeye... Sonsuza dek yaşayabilen bakteri cinslerinin bulunmuş olmasına karşın, aynı şeyi insana uygulayabilmek ise şimdilik daha uzak bir hedef gibi görünüyor. Nitekim, yüzyıllar sonra bile çılgın bilim adamları mutlak sonsuzluğa ulaşabilmek için beyaz fareler yerine dev yıldızları kobay olarak kullanıyorlar. Üstelik gözlerini öyle bir hırs bürümüş ki, yok olan güneş sistemlerinde yaşayan canlı formların kendilerince sinek kadar bile bir değeri yok. Bahsettiğim kişi Dr. Tolian Soran. Evrenin bilinmeyen köşelerindeki apayrı boyutlara kapılar açan ve her kırk yılda bir Samanyolu galaksisinden geçen Nexus adında, hakkında çok az şey bilinen, değişken bir enerjiye sahip galaktik hortumu kovalayarak sonsuzluğun içinde yolculuk etmeye çalışıyor Dr. Soran. Hortumu bulunduğu yere çekebilmek için de yıldızları patlatarak oluşan şok dalgalarını kullanıyor. Nitekim Nexus, bundan seksen yıl kadar önce de başka bir gemiyi kurtarmak isteyen Atılgan'ın kendisine çok yaklaşması sonucunda aldığı bir yarayla, geminin o zamanki kaptanı James T. Kirk'ün de ölmesine neden olmuş. Bugün ise Atılgan'ın kaptanı Picard, uzayda iki tur atıp gelen Nexus'u ve kovalayıcısı Dr. Soran'ı karşılamaya hazırlanıyor. (Star Trek hayranları 'Enterprise'a biz Türkler tarafından yakıştırılan Atılgan ismini kullandığım için belki bana kızacaklardır, ama n'apalım, Atılgan da fena isim değil işte...) “Star Trek - Generations”, aynı adlı sinema filminden esinlenerek hazırlanmış. 1960'lardan bu yana, “Voyagers, The Next Generation, Deep Space Nine” gibi değişik platformları konu alan televizyon dizileriyle ve sinema filmleriyle bir kült halini alan Star Trek'in bu bilmem kaçıncı filminin de konusu, aşağı yukarı böyle. Ayrıca, bu film geçtiğimiz ay içinde de, lig maçlarını yayınlamak için bir yerlerini yırtan ve protestolara neden olan bir televizyon kanalında da gösterilmişti. Oyun, Kaptan Kirk'ün ölümünü de gösteren güzel bir demoyla başlıyor. Atılgan, Amargosa sisteminden aldığı bir yardım çağrısıyla rotasını o yöne çeviriyor ve sinyallerin sistemdeki gözlem istasyonundan geldiği anlaşılıyor. Alınan bilgiler ışığında, stratejik bir önemi olmayan bu istasyona saldıranların kim olduklarını ve amaçlarını bulmak da bize düşüyor. Demo Atılgan'ın harita odasında son buluyor ve bu noktada oyun başlıyor. Zaten oyunun ilerleyen bölümlerinin araları hep bu harita odasında geçiyor. Bu odada yıldız sistemlerini ve gezegenleri uzaktan ya da yakından inceleyerek, Soran'ın izini bulmaya çalışıyoruz. Şimdi, öncelikle harita odasındaki fonksiyonları ve tuşları inceleyelim... Ekranın altında gördüğünüz tuşlardan “Full Sector / System View” yazılı olanı, güneş sistemlerine daha yakından bakmamıza veya tüm yıldız haritasına geri dönmemize yarıyor. Bu tuşun en altındaki “Long / Short Range Scan” butonu ile de, olabiliyoruz. Örneğin, biz Halee sisteminde isek, bulunduğumuz sistemdeki gezegenlere Short Range Scan, yani kısa mesafeli araştırma yaparak, Soran'ın varlığını tespit edebiliriz. Oysa, bunu uzağımızdaki başka sistemlere uygulayamayız. Long Range Scan (uzak mesafeli araştırma), uzaktaki bu gezegenlerin yalnızca isim, maden durumu ve hayat formları gibi bilgilerini verebiliyor. Soran'ın veya Trilithium adlı madenin varlığını tespit edebilmek için o güneş sistemine yolculuk etmemiz gerekiyor. Bunu da, gideceğimiz hedef sistemi seçtikten sonra, ekranın sağındaki “Set Course” tuşu ile yapabiliyoruz. Eğer araştırdığımız yerde Dr. Soran'ın varlığı tespit edilirse, “Computer Log” yazılı butonun olduğu yerde “Transport”; veya düşman gemileri saldırırken “Tactical” butonları çıkıyor. Bu butona basarak, böylece oyunun 4 hareketli bölümlerine yatay geçişte bulunabiliyoruz. “Transport” butonuyla geçiş yaptığımız bölümler Doom'vari bir oyun stili içeriyor. İlk bölüm, yukarıda da bahsettiğimiz gibi, Amargosa sistemindeki uzay istasyonunda geçiyor. Bölümleri tanıtırken, adım adım anlatmama olanak olmadığından, her bölüm için bulunması gereken objeleri, kullanıldıkları yerleri ve her bölümü bitirmek için gereken ipuçlarını vermem yeterli olacaktır diye düşündüm (İyi de etmişim, zira yazı, bu haliyle bile uzun sürecek gibi görünüyor). Yine aklınızda tutmanız gereken başka bir ipucu da şu... Oynadığınız her bölümde amaç Soran'ı bularak kovmak ve bulunduğunuz sistemdeki yıldızı patlatmak için yaptığı bombayı etkisiz hale getirmek... İlk bölümde, Amargosa sistemindeki gözlemevi olarak kullanılan uzay istasyonu saldırıya uğramıştır (uzay terörü) ve yardım çağrıları üzerine Atılgan (ekip arabası) olay yerine ulaştığında alıcılar hasara uğramış istasyonda tanımlanamayan yaşam belirtileri olduğunu tespit ederler. Kaptan Picard (komiser), Yüzbaşı Riker'ı, kazazedeleri Atılgan'a ışınlamak ve saldırının sorumlularını bulmak için istasyona gönderir. Oyunun bundan sonrası arcade oyun kimliğine bürünüyor ve elinizde ışın silahınızla (Type 2 Phaser) etrafta dolanan Romulan'ları bayıltıyor ya da öldürüyorsunuz. Silahınızın enerjisini gösteren bölümün üstünden ateş gücünüzü ayarlayabiliyorsunuz. Eğer silahı bayıltıcıya ayarlamışsanız, bayıltığınız kişinin üzerine geldiğinizde üzerlerini aramak için dokununca canlanıveriyorlar. Bu yüzden silahı en az orta ayarda tutmak gerekiyor. Zaten öldürdüğünüz kişilerin üzerinden çıkan yeni silahları aldıktan sonra, Phaser'ı artık kullanmanız gerekmiyor. Bunun için mouse ile ölülerin üzerinde tıklamanız ve bulduğunuz aleti sürükleyip ekranın sağ alt kısmındaki alet bölümüne taşımanız gerekiyor. Haritada kırmızı ile gösterilen noktalar ise yaralı istasyon mürettebatını gösteriyor. Bunların üzerine geldiğinizde, haberleşme aracınız yanıp sönüyor ve buna dokunarak yaralıları Atılgan'a ışınlıyorsunuz. Haritada sarı ile gösterilen nesneler de, size o bölümde yararlı olacak objeleri gösteriyor. Bunların dışında bulacağınız diğer nesneler hiçbir yerde kullanılmıyor, dolayısıyla onları toplamanıza da ihtiyaç yok. Bölüme başladığınızda ilk karşınıza çıkan yaralı, Dr. Soran oluyor. Onu gemiye ışınlıyorsunuz, ancak oyunun ilerleyen dakikalarında Soran Atılgan'dan kaçarak tekrar istasyona dönüyor. Soran, Atılgan'a ışınlandığında geride bir alet bırakıyor. Bu cisim (Graviton Inverter) oyuna başladığınızda karşınıza çıkan bozuk asansörün düğmesini onarıyor. Bu asansör geminin alt
STAI GENE
katına, iç taraftaki iki asansör ise istasyonun üst katına ulaşmanızı sağlıyor. Orta katta bulacağınız Illuminator Core ile üst kattaki odaların birinde (haritanın kuzeyinde kalan oda), duvarda bulunan aydınlatma hasarını onarıyorsunuz ve böylece alt katın aydınlanmasını sağlıyorsunuz. Güneydeki odada ise, kontrol panelinden alttaki yeşil düğmeye basarak, servis tünellerine ulaşımınızı sağlıyorsunuz ve aynı odadaki duvarda bulunan delikten eğilerek geçiyorsunuz ve alt kattaki kilitli bölmelere böylece geçmiş oluyorsunuz. Burada biraz nefes alıp, oyunun kontrol tuşlarından da bahsedelim. Ok tuşları dört yöne ilerlemenizi, nümerik klavyedeki (/) ve (*) tuşları ise sağa ve sola kaymanızı sağlıyor. (Return) tuşu atlamaya ve (Ctrl) tuşu ise eğilmeye yarıyor. Yürürken (Shift) tuşunu da basılı tutarsanız, koşmanızı sağlıyor ve nitekim bazı yerlerden atlayabilmek için bu gerekli olabiliyor. Zaten, bu ve diğer tuşlar Options menüsünden değiştirilebiliyor ve bu menüye de Esc tuşu ile girebiliyorsunuz. Orta kattaki kilitli bölmeden çıkabilmek için yine duvarda bulacağınız bir butona basmanız gerekiyor. Daha sonra aşağı inerek ortadaki odada, dolapların birinde Magnetic Justifier denilen aleti bulacaksınız. Bu alet, orta katta açamadığınız büyük sarı kapıyı açmanızı sağlıyor ve nihayet Soran ile karşılaşıyorsunuz. Odaya girer girmez, solda duran panelin arkasına geçip saklanmanız gerekiyor, çünkü Soran sizi gördükten biraz sonra ateş etmeye başlıyor. Saklandıktan sonra bir punduna getirip, Soran'ı ateş yağmuruna tutmanız gerek. Ancak bu şekilde, Soran ışınlanarak istasyonu terk ediyor. Tabii, arkasında güneşe doğru fırlatılmaya hazır bir Trilithium bombası bırakarak... Trilithium, Romulan'lar tarafından yaratılmış ve dengesiz özellikler taşıyan, deney amaçlı bir bileşik. Soran, bu bileşiği güneşlerin hidrojen tepkimelerini yok etmek için kullanıyor ve bu da ani bir patlamaya yol açarak, oldukça büyük bir şok dalgasına neden oluyor. Bu bölümde son olarak yapmanız gereken şey, diğer bölümlerde de yapacağınız gibi, güneşe yönelmiş olan bombanın hedefini değiştirmek. Bunu da, hemen ortadaki kontrol panelinden yapabiliyorsunuz. Panelde önce, üstteki yeşil butona basarak aktif hale geçirin. Sonra sırayla, soldaki ve sağdaki butonları da açın. Sağdaki bölümde, ortada çıkan sarı butondan hedefi değiştirerek uzay boşluğunu seçin. Sonra ortadaki bölmede, yeşil butonları açıp kırmızı butona basarak, bombayı uzay boşluğuna fırlatın... İkinci bölüm Arvada sisteminde geçiyor. Arvada 1 gezegeni, trilithium çıkarılan eski bir maden kolonisi. Gezegende Dr. Soran'ın varlığı tespit edildikten sonra Kaptan Picard, Data'yı aşağı ışınlıyor. Zira, Soran yeni silahı için yeteri kadar trilithium çıkarmadan önce onu durdurmanız gerekiyor. Gezegende, halihazırda robotların sürdürdüğü bir savaş devam etmekte. Bu yüzden uçan her şeyden sakınmanız gerekiyor. Ana binaya girdiğinizde, rayların üzerinde hareket eden soyulmuş enginar biçimli robotlar göreceksiniz. Bunlar, programlandıkları yol uyarınca hareket ediyorlar ve otomatik olarak değişik bölümlere giriş kapılarını açabiliyorlar. Odaların birinde park etmiş enginarlar göreceksiniz. Enginar garajı adını verdiğim bu odada, robotları kontrol etmenizi sağlayacak bir cihaz bulacaksınız. Bu cihazı rayların üzerine bıraktığınızda, enginarlar gelip önünde duracak ve komut bekleyeceklerdir. Bunlara, bir göz attığınızda bir kontrol paneli ile karşılaşacaksınız. Önce ortadaki, mor düğmeyle enginarın panelini aktif hale geçirin, sonra hangi odalara girmek istiyorsanız, o odaların düğmelerini açın. Sonra da, cihazı yerden alıp enginarları takip edin. Önce Power Center, yani güç merkezine gidip Storage Area (Depo alanı) denen yere güç vermeniz gerekiyor. Zira, bu bölgede enerji olmadığından robotlar bu bölgeye giremiyorlar. Aynı panelden, madene inen bir asansörün önündeki güç engelini kaldırmaya yarayan, Energy to Shaft Elevator seçeneğini de pasif hale geçirin. Sonra, depodan Axionic Flux Inverter denilen bir aleti alıp, asansörün hemen yanındaki Force Field Generator (Güç Alanı jeneratöründe) kullanıp gücü kesin. Tekrar güç merkezine dönüp asansörün enerjisini açtığınızda, artık asansörle aşağı inebilirsiniz. Bundan sonrası da artık, el göz koordinasyonunuzun gelişkinliğine kalmış. Etraftaki yaratıkları öldürüp, Soran'a ulaşacak olan yoldaki engelleri ortadan kaldırarak ilerleyin ve bulacağınız diğer bir asansörle aşağıya inip Soran'ı bulunca ateş ederek onu gezegenden kaçırın. Şunu da unutmayın ki, Soran size ateş etmeye başlamadan önce, sizin atışlarınız onu etkilemiyor. O yüzden, boşa silah harcamayın... Üçüncü bölümde ise Halee sistemine gidiyoruz ve Halee II'de Dr. Soran'ın varlığını yine tespit ediyoruz. Halee II, yüzeyinde radyoaktif kristalleri barındıran ve Klingon'lara gizli bir uzay üssü görevi gören bir gezegen. Bu bölümde ise Bay Worf, Soran'ın Trilithium yüklü gemisini sabote etmede bize yardımcı olacak... Kısaca anlatmak gerekirse, önce yüzeydeki bir asansörle aşağı inip, diğer bir asansörle yine yüzeye çıkacağız. Arada geçtiğimiz bölgelerde, mümkün olduğunca tüm Klingon'ları yok etmemiz gerektiğini ve üstlerini arayarak silah ya da şarjörlerini toplamamız gerektiğini söylemeye gerek yok sanırım (ama yine de söylemiş olduk)... Yüzeye çıkarken de oksijen cihazınızı açmayı unutmayın. Kristallerin yoğun olduğu bir bölgeden geçerken, çöken toprakla birlikte tekrar yeraltına düşeceksiniz. Dikitlerin oluşturduğu bir bölgeye ulaşıp, karşıya geçtiğinizde yerde yatan Klingon'un yanında bir giriş kartı bulacaksınız. Bu kart, başlarda geçtiğimiz ve ilerleyince tekrar ulaşacağımız koridorların birleştiği bölgenin ortasındaki asansörün en üst katına ulaşabilmemize yarıyor. Bu katta, bulacağınız kontrol paneli ise, açılmayan ve limandaki gemilere ulaşan koridorlara geçit veriyor. Bu gemilerden en soldaki, arızalı karşı-madde reaktörünün (Antimatter Reactor) onarımı için inmiş durumda. Eğer bu gemideki antimatter reactor plug'ı bulup, Soran'ın gemisindekiyle değiştirebilirsek, gemi kalktıktan sonra düşecektir. Bulacağınız cisim, geminin en üst katında duvardaki bir panelde takılı bulunuyor. Cihazı bulup, Soran'ın gemisindeki ikiziyle değiştirdikten sonraki iki dakika içinde gemiden çıkmanız gerekiyor ve bölüm bitiyor... Bundan sonraki durağımız Bersus sistemi.
Sistemdeki gezegenlerin birinde Soran tespit ediliyor, ama yaşam formlarının çokluğu yüzünden tam yerini belirlemek mümkün olamıyor. Data, burada görevi üstleniyor ve dünya benzeri bu gezegene iniyor. Ancak bir problemimiz var, Data yüzemiyor. Bu yüzden suya düştüğünde, yürüyerek ilerlemesi gerekiyor. Amacımız ise karşıdaki adaya ulaşmak. Artık nilüfer benzeri çiçeklerin üzerinden zıplayarak mı gidersiniz, yoksa deniz altından bir yol mu bulursunuz, orası size kalmış. Su altında ise bazı kristaller ve mavi elementler mevcut. Duranium filaments denen mavi elementler Data'ya enerji veriyor. Kristaller ise manyetik bir alanda patlayabilme özelliğine sahip. Adaya ulaştığınızda diken tüküren bitkilere de dikkat edin, bir anda enerjinizi bitiriverirler. Bunları öldürdükçe, çiçeklerini toplayıp yine silah olarak kullanabiliyorsunuz. Tepesinde krater bulunan bu adaya ulaşmak için tek yol, denizin içinden ama dip seviyesinin üzerinden ilerleyen U biçimli bir köprü. Buraya doğru yerden atlamanız gerekiyor. Bundan sonra yol, dönerek tepeye kadar ulaşıyor. Burada da Soran'ı kovaladıktan sonra, makinenin kontrol panelinin arka tarafına geçip eğilerek patlayan kristallerden kullanmanız gerekiyor. Kafes yok olunca içeri girip, enerji sağlayan cihazı yerinden çıkararak füzeyi durduruyoruz... Geldik beşinci bölüme... Burası Galorndon Core denilen bir yer ve gizli bir Romulan üssü. Gezegene inen görevli ise yine bir Romulan olan Yüzbaşı Troi. Romulan'lar, sizi de kendilerinden zannettikleri için size saldırmıyorlar, ta ki siz ateş edip birilerini vurana dek... Hangardan çıkan bir uçağın sayesinde açılan kapıdan içeri süzülüp, sağdaki ilk kapıdan asansöre ulaşıp en alt kata, mekik onarım bölgesine giriyoruz. Burada bulacağımız iki uçlu bir anahtar yukarıdaki bir kapıyı açıyor. Buradan üst kata çıkıp, rütbeli bir hatunun odasına girdiğimizde çıngar çıkıyor ve kadını öldürmekten başka çaremiz kalmıyor. Haritaya göre söylersek bu oda, orta kattaki doğu kapısından girince en yukarılarda kalıyor. Buradaki üçlü anahtarı aldıktan sonra başlıyoruz Romulan avına... Üçlü anahtar Soran'a ulaşabileceğimiz bir kapıyı açıyor. Bu kapıdan geçtikten sonra, soldaki asansörü kullanıp orta katı takip ederek, Soran'a ulaşabilirsiniz. Kendisini yine ateş edip kovduktan sonra, burada bulacağınız kontrol panelini kullanarak, birinci bölümde olduğu gibi ateşlemeyi uzaya yönlendirebiliriz... Altıncı bölüm, yine Galorndon Core'daki Romulan üssünde geçiyor. Bu kez görevli Yüzbaşı Riker ve atış serbest. İkili anahtarı ilk indiğiniz yerdeki adamı vurduğunuzda üzerinde bulacaksınız. Kilise mi yemekhane mi, tam çakamadığım odadan ulaşılan asansörle yukarı çıkıp, balkondan hangar kapısı önünü temizleyin ve aşağı atlayın. Karşı tarafa geçip, merdivenlerden çıkarak topu kullanın ve size ateş eden Romulan gemisini vurun. Bir atış da
ATONS
arkanızdaki metal kapıya yollayın ve kapıyı açın. Şimdi aşağılara inip, reaktör odasını bulmanız gerekiyor. Burada camlı bölmeye ateş edince, cam patlıyor ve reaktörün soğutma suyu boşalarak odayı dolduruyor. Bu yüzden hızlı davranıp odadan çıkmanız gerekiyor. Artık, enerji olmadığından, yolları kapayan güç alanları yok edilmiş oldu. Tekrar uçurduğumuz demir kapının oraya çıkıp, asansörle orta kata inerek, Soran'ı aynı yerde bizi bekler halde bulabiliriz. Yine ateş, yine kontrol paneli ve yine boş uzayı seçip, kırmızı düğme... İşte bu bölümün finali... Bu aşamada, karşımıza Arvada sisteminde yol alan Klingon gemileri çıkacak. Zaten Klingon nerede, Soran da orada. Siz Klingon'ları takip edin, hayatta sırtınız yere gelmez, benden söylemesi... Neyse, bu gemilere bir 'scan' yapıp dalaşın, ama bir iki yara alınca hemen kaçın. Zira, bunlarla burada başa çıkmak pek mümkün görünmüyor. Yeri gelmişken, uzay savaşlarının nasıl yapılacağından da biraz bahsedelim. Klavyedeki 1'den 7'ye dek olan tuşları kullanarak ya da en alttaki komut satırına ve gerekli komuta basarak, geminin kaptanı olarak ne yapılması gerektiğini söylüyoruz. Bunlar sırasıyla; 1..Hedefe yaklaş, 2..Hedeften kaç, 3..Mesafeyi koru, 4..Dur, 5..Aynı durumda kal, 6.. Geri çekil, 7..Durumunu koru. Ayrıca sağ SHIFT tuşu fazerleri, ENTER tuşu ise torpidoları ateşliyor. Ok tuşlarıyla dönerek, sağ CTRL ve nümerik klavyedeki O tuşlarıyla da sağa sola dönerek hareket edebiliyorsunuz. Harita üzerinde sağı solu 'scan' edip, ne yapacağım diye beklerken, Atılgan'a Soran'dan bir mesaj ulaşıyor ve yerini bildiriyor. Soran, Amargosa uzay istasyonuna dönerek, Amargosa'yı yok etmek için bir denemede daha bulunacak. Bu kez, uzay istasyonunda acil güç alanı onarımı gerekebileceğinden, Geordi LaForge görevlendiriliyor ve hikaye başlıyor... Bu kez, uzay istasyonuna bir Klingon gemisi yanaşmış durumda ve ara kapıyı açarsanız, affedersiniz, bir şeyleri yiyorsunuz. Yapacağımız iş, bunlara bulaşmadan ara bölmedeki bilgisayarın bozuk çipini değiştirmek. Sağlam çip ise aşağı katta, ortadaki odada bulunuyor. Çipi değiştirdikten sonra, aktif hale getirerek, kilitli kapıları açabiliyoruz. Kapıların otomatik olarak kilitlenmiş olmasının sebebi ise, istasyonun aldığı bir yara yüzünden, içeride hava bulunmaması. Değiştirdiğimiz çip sayesinde, istasyon çevresinde bir güç alanı oluşuyor ve delikten hava sızması önleniyor. Artık içeri girip, birinci bölümde Soran'ın bulunduğu kontrol odasına doğru bir hamle yapabilirsiniz. Buraya geçişte kullandığımız ara bölmeyi hatırladınız değil mi? İşte, orayı açar açmaz onlarca Klingonlu bulunduğunuz yere ışınlanıyor ve dört bir yandan etrafınızı sarıyorlar. Yapacağınız en iyi şey, buradan kaçarak çipi değiştirdiğiniz bölmeye dönmek. Burada güç alanını tekrar kapatıp, Klingon'ların ölmesini sağlıyorsunuz ve sistemi tekrar açarak, Soran'ın bulunduğu odaya geri dönüyorsunuz. Bundan sonrası ilk bölümle aynı, ancak ekstradan yapmanız gereken, odadaki diğer Klingon'ları da öldürmek... Dokuzuncu ve onuncu bölümler uzay savaşı şeklinde geçiyor. İlkinde, Guernica sisteminde iki düşman gemisiyle karşılaşıyoruz ki, bunlardan biri Atılgan'a kafa tutacak kadar büyük bir destroyer, diğeri ise Soran'ın içinde bulunduğu bir savaş gemisi... İlk hedef olan ana gemiyi patlattıktan sonra, sıra Soran'ın gemisine geliyor, ancak Soran, Klingon'lar gibi sonuna dek savaşacak kadar aptal değil. Gemisi büyük bir hasar gördüğünde tabanları yağlayıp kaçıyor. İkinci uzay savaşı Veridian sisteminde gerçekleşiyor. Chodak, Klingon ve Romulan savaş gemilerinden oluşan dev bir filo üzerimize geliyor ve bize de yapacak tek şey kalıyor: Kaçmak... Bu ana kadar, Soran'ın yok etmek istediği yıldız sistemlerini incelediğimizde, daha doğrusu bu sistemlerin (Bersus, Amargosa, Galorndon Core ve Veridian) patlamalarını simüle ettiğimizde, Nexus'un izlediği yolla kesişen gezegen ve dolayısıyla Soran'ın bulunduğu yer tespit ediliyor. Veridian sistemindeki üçüncü gezegen... Soran'ın silahı olan bir füze de gezegenin yüzeyinde bulunuyor ve olayla Kaptan Picard bizzat ilgileneceğini söyleyip yüzeye iniyor. Ancak iner inmez geç kaldığını anlıyor ve Soran'ı (ve kendisini) almaya gelen Nexus'la karşılaşıyor. Filmini seyretmiş olanlar, boş ekran altında konuşmalarla geçen bu bölümü çok daha iyi anlayacaklardır, zira bu noktada Nexus her ikisini de yutarak zaman içinde bilinmeyen bambaşka bir boyuta götürür ve Kaptan Picard bu boyutta düşlerinin gerçekleştiğini, istediği her yere gidebildiğini ve yapmak istediği her şeyi yapabileceğini görür. Bir an sonra Atılgan'ın, seksen yıl önce kaybolan eski kaptanı Kirk ile karşılaşır ve Kirk de bu boyuta henüz ulaştığını yeni yeni fark etmektedir. Kaptan Picard, Kirk'ü geri dönüp Soran ile karşılaşmak için ikna etmeye uğraşır. Geri dönmek için, sadece bunu istemeleri yeterli olacaktır, zira bu boyutta zaman ve yer kavramı yoktur. Sonunda, her ikisi de Nexus'un gelişinden daha önceye dönerek (bu noktada artık Kaptan Kirk'ü yönetiyoruz) kendilerini Soran'ın karşısında bulurlar... Soran'la köprü üzerinde karşılaştığınızda, yine ilk hamleyi bekleyip ateş ederek onu kaçırın ve kaçarken köprüye düşürdüğü, gizli silahının kontrol cihazını da alarak yolunuza devam edin. Pamukkale'ye ulaştığınızda, karşılarda bir yerde, yanındaki duvarda çatlak olan bir kayanın üzerine atlayarak ateş edip çatlağı açın. Bu arada, biraz önce geçtiğiniz yerdeki kaynak sularının içine düşüp çıkarak enerjinizi full'leyin, zira ileride oldukça gerekecek. Dikitten dikite geçilen ve atlaması da oldukça zor olan ikinci bir yeri de geçtikten sonra, garip yaratıkların olduğu bir bölgeye ulaşıyorsunuz. Bunlara çok dikkat edin, çünkü ses dalgalarıyla saldırıyorlar ve siz ne olduğunu anlamadan yaralanıveriyorsunuz. Zaten, bunları da geçince Soran'a ulaşıyorsunuz ve yine kaçırmak üzere ona ateş ediyorsunuz. Filmi seyretmiş olanlar yine görmüşlerdir ki, Kirk'in üzerinde bulunduğu köprü yıkılarak Kirk'in de ölmesine neden olur. Bu, oyun için de geçerli mi bilmiyorum ama her oynayışımda üzerinden geçerken köprü yıkılıyor ve Kirk ölüyor. Ancak, ölmeden önce elinizdeki kontrol cihazına basarak paneli aktif hale geçirmeniz gerekiyor. Kirk öldükten sonra, yönetim Picard'a geçiyor ve kendinizi fırlatıcı rampanın önünde buluyorsunuz. Az sonra fırlatılacak olan füzeyi durdurmak için koşarak kontrol paneline gidiyorsunuz ve yine kolaylıkla sistemi durduracağınızı sanıyorsunuz. Nitekim, filmi seyredip yapması gerekeni bilenler için gerçekten burayı çok kolay bir biçimde geçiyorsunuz, ama bilmeyenler için yeni bir kontrol paneli yeni bir sorun demek. Siz işaretlerin ne olduğunu, nereye basacağınızı bulana kadar füze fırlatılıveriyor. Filmde Picard, füzenin kalkışını engelleyen ayakları kilitliyor ve füze olduğu yerde patlıyordu. İşte sizin de yapacağınız bu... Füzenin hemen altındaki, kıskaç işaretine basarak, şeklin kırmızıya dönmesini sağlayın ve hemen oradan mümkün olduğunca uzağa kaçın. Füze ateşlendiğinde, ileri doğru fırlayamayarak, olduğu yerde patlıyor ve bu bölüm de bitiyor... diye düşünürken, bir anda gelen yeni bir mesaj yeni bir bölümün de başlangıcı oluyor. Mesaja göre Soran, Atılgan'a sızmış durumda ve onu engellemek yine Picard'a düşüyor. Son bölümde Dr. Soran, Atılgan'a girerek torpido fırlatıcılarından birini kullanmayı ve Veridian güneşini yok ederek bir kez daha amacına ulaşmayı hedeflemektedir. Komutan Riker, mürettebatı korumak üzere Atılgan'ın daire kısmını gemiden ayırarak gezegene indirir. Picard da gemiye ışınlanarak, bir kez daha Soran'ı durdurmak üzere harekete geçer... İşte, gazetelerin televizyon sayfalarındaki film özetlerini aratmayan bu açıklamadan sonra, ne yapacağımıza bir bakalım... Gemiye girdikten sonra, haritadaki en kuzeyde kalan odaya ve içindeki kontrol paneline ulaşarak, başladığımız yerin yakınlarındaki asansörün hava boşluğunu aktif hale geçiriyoruz. Bunu yapmak için, panelde önce asansörü seçip, sonra da kırmızı düğmeyi yeşile çevirerek sistemi çalıştırıyoruz. Yine haritadaki bir odada, sarı bir işaretle belirlenmiş, asansör kapılarını açmaya yarayan anahtarı alıyoruz ve çalışır durumdaki asansörün yanına dönüyoruz. Burada kapıyı açıp kendimizi boşluğa bırakıyoruz ve en alt kata iniyoruz (korkmayın, atın kendinizi aşağıya... Tüy gibi iniyorsunuz.). Bu sırada, Soran torpidoları kullanarak Riker ve mürettebatın bulunduğu yere ateşe başlıyor. Bizim de, bu durumda silahların kontrol edildiği odayı bularak sistemi etkisiz hale getirmemiz gerekiyor. Havalandırma tünellerini de kullanarak, en üstteki bir odaya ulaşıp, statik elektrik üreten bir kontrol panelini buluyoruz. Bu paneli kullanarak, ön ve arka odalardaki virüslerin ölmesini sağlıyoruz ve dışarı çıkıp aşağı iniyoruz. Haritaya göre, en güneye giderek Soran'ı bulup, yine kaçırıyoruz. Biraz ileride soldaki bir odada, Soran'ın ışınlama cihazını buluyoruz ve bu cihazın üzerindeki sarı oku kullanarak Engineering Room'u buluyoruz ve mavi düğmeye basarak odaya ışınlanıyoruz. Engin altıncı hissinizin de yardımıyla, duvarların birinde bulunan güç kontrol mekanizmasını buluyoruz. Ekranda tek yeşil yanan bölgeye basarak manyetik alanı kaldırıyoruz ve Subsystem bölümünde bulunan, geminin sadece torpido gözünün manyetik alanını yakıyoruz. Böylece, Soran silahları ateşlediğinde, bu, kendisinin ve ne yazık ki Atılgan'ın da sonu olacak. Artık, Atılgan'dan kaçmak için bulmamız gereken son bir şey var. Kaçış hücreleri... Bunlar da, bulunduğumuz yerin biraz daha güneyinde. Oraya vardığımızda, haritada, hücrelerin birinde sarı bir nokta fark edeceksiniz. İçeri girince, bunun (bilmem fark ettiniz mi?) bölümün başında koridorda önümüzden kaçan kedi olduğunu görüyoruz. İçeri girince, kontrol panelini kullanarak kaçış emrini veriyoruz ve oyunu (nihayet) bitiriyoruz... Yine eski alışkanlıklarımı bozmayarak, MEG'in bu sayıda benim için ayırdığı üç sayfayı zorlayarak yazıda 3500 kelimeye yaklaştım. Zaten MEG de, artık buna alışmış olacak ki, bir chat sırasında yaptığımız uzun pazarlıklar sonucunda 3500 kelimeye razı oldu ama yine de şöyle ferah ferah yayılabileceğim fazladan bir sayfayı da vermeye yanaşmadı... Adventure yazıyoruz kardeşim burada, Kick Off 12 anlatmıyoruz ki. Bir futbol oyunu bile, yeri gelince üç sayfa işgal edebiliyorken ve yazarı bol bol geyik yapabiliyorken bizim böyle bir hakkımız niye yok?... Neyse, lafı uzatmayalım, yazıyı da daha fazla şişirmeyelim. Bu sefer Star Trek'ten, Star Wars geyiklerine sıra gelmedi, kusura bakmayın... Bir dahaki destana kadar güç sizinle olsun. ElAhmet “Jedi” Ergen