Gameshow sayı 30, sayfa 40

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 40

arkanızdaki metal kapıya yollayın ve kapıyı açın. Şimdi aşağılara inip, reaktör odasını bulmanız gerekiyor. Burada camlı bölmeye ateş edince, cam patlıyor ve reaktörün soğutma suyu boşalarak odayı dolduruyor. Bu yüzden hızlı davranıp odadan çıkmanız gerekiyor. Artık, enerji olmadığından, yolları kapayan güç alanları yok edilmiş oldu. Tekrar uçurduğumuz demir kapının oraya çıkıp, asansörle orta kata inerek, Soran'ı aynı yerde bizi bekler halde bulabiliriz. Yine ateş, yine kontrol paneli ve yine boş uzayı seçip, kırmızı düğme... İşte bu bölümün finali... Bu aşamada, karşımıza Arvada sisteminde yol alan Klingon gemileri çıkacak. Zaten Klingon nerede, Soran da orada. Siz Klingon'ları takip edin, hayatta sırtınız yere gelmez, benden söylemesi... Neyse, bu gemilere bir 'scan' yapıp dalaşın, ama bir iki yara alınca hemen kaçın. Zira, bunlarla burada başa çıkmak pek mümkün görünmüyor. Yeri gelmişken, uzay savaşlarının nasıl yapılacağından da biraz bahsedelim. Klavyedeki 1'den 7'ye dek olan tuşları kullanarak ya da en alttaki komut satırına ve gerekli komuta basarak, geminin kaptanı olarak ne yapılması gerektiğini söylüyoruz. Bunlar sırasıyla; 1..Hedefe yaklaş, 2..Hedeften kaç, 3..Mesafeyi koru, 4..Dur, 5..Aynı durumda kal, 6.. Geri çekil, 7..Durumunu koru. Ayrıca sağ SHIFT tuşu fazerleri, ENTER tuşu ise torpidoları ateşliyor. Ok tuşlarıyla dönerek, sağ CTRL ve nümerik klavyedeki O tuşlarıyla da sağa sola dönerek hareket edebiliyorsunuz. Harita üzerinde sağı solu 'scan' edip, ne yapacağım diye beklerken, Atılgan'a Soran'dan bir mesaj ulaşıyor ve yerini bildiriyor. Soran, Amargosa uzay istasyonuna dönerek, Amargosa'yı yok etmek için bir denemede daha bulunacak. Bu kez, uzay istasyonunda acil güç alanı onarımı gerekebileceğinden, Geordi LaForge görevlendiriliyor ve hikaye başlıyor... Bu kez, uzay istasyonuna bir Klingon gemisi yanaşmış durumda ve ara kapıyı açarsanız, affedersiniz, bir şeyleri yiyorsunuz. Yapacağımız iş, bunlara bulaşmadan ara bölmedeki bilgisayarın bozuk çipini değiştirmek. Sağlam çip ise aşağı katta, ortadaki odada bulunuyor. Çipi değiştirdikten sonra, aktif hale getirerek, kilitli kapıları açabiliyoruz. Kapıların otomatik olarak kilitlenmiş olmasının sebebi ise, istasyonun aldığı bir yara yüzünden, içeride hava bulunmaması. Değiştirdiğimiz çip sayesinde, istasyon çevresinde bir güç alanı oluşuyor ve delikten hava sızması önleniyor. Artık içeri girip, birinci bölümde Soran'ın bulunduğu kontrol odasına doğru bir hamle yapabilirsiniz. Buraya geçişte kullandığımız ara bölmeyi hatırladınız değil mi? İşte, orayı açar açmaz onlarca Klingonlu bulunduğunuz yere ışınlanıyor ve dört bir yandan etrafınızı sarıyorlar. Yapacağınız en iyi şey, buradan kaçarak çipi değiştirdiğiniz bölmeye dönmek. Burada güç alanını tekrar kapatıp, Klingon'ların ölmesini sağlıyorsunuz ve sistemi tekrar açarak, Soran'ın bulunduğu odaya geri dönüyorsunuz. Bundan sonrası ilk bölümle aynı, ancak ekstradan yapmanız gereken, odadaki diğer Klingon'ları da öldürmek... Dokuzuncu ve onuncu bölümler uzay savaşı şeklinde geçiyor. İlkinde, Guernica sisteminde iki düşman gemisiyle karşılaşıyoruz ki, bunlardan biri Atılgan'a kafa tutacak kadar büyük bir destroyer, diğeri ise Soran'ın içinde bulunduğu bir savaş gemisi... İlk hedef olan ana gemiyi patlattıktan sonra, sıra Soran'ın gemisine geliyor, ancak Soran, Klingon'lar gibi sonuna dek savaşacak kadar aptal değil. Gemisi büyük bir hasar gördüğünde tabanları yağlayıp kaçıyor. İkinci uzay savaşı Veridian sisteminde gerçekleşiyor. Chodak, Klingon ve Romulan savaş gemilerinden oluşan dev bir filo üzerimize geliyor ve bize de yapacak tek şey kalıyor: Kaçmak... Bu ana kadar, Soran'ın yok etmek istediği yıldız sistemlerini incelediğimizde, daha doğrusu bu sistemlerin (Bersus, Amargosa, Galorndon Core ve Veridian) patlamalarını simüle ettiğimizde, Nexus'un izlediği yolla kesişen gezegen ve dolayısıyla Soran'ın bulunduğu yer tespit ediliyor. Veridian sistemindeki üçüncü gezegen... Soran'ın silahı olan bir füze de gezegenin yüzeyinde bulunuyor ve olayla Kaptan Picard bizzat ilgileneceğini söyleyip yüzeye iniyor. Ancak iner inmez geç kaldığını anlıyor ve Soran'ı (ve kendisini) almaya gelen Nexus'la karşılaşıyor. Filmini seyretmiş olanlar, boş ekran altında konuşmalarla geçen bu bölümü çok daha iyi anlayacaklardır, zira bu noktada Nexus her ikisini de yutarak zaman içinde bilinmeyen bambaşka bir boyuta götürür ve Kaptan Picard bu boyutta düşlerinin gerçekleştiğini, istediği her yere gidebildiğini ve yapmak istediği her şeyi yapabileceğini görür. Bir an sonra Atılgan'ın, seksen yıl önce kaybolan eski kaptanı Kirk ile karşılaşır ve Kirk de bu boyuta henüz ulaştığını yeni yeni fark etmektedir. Kaptan Picard, Kirk'ü geri dönüp Soran ile karşılaşmak için ikna etmeye uğraşır. Geri dönmek için, sadece bunu istemeleri yeterli olacaktır, zira bu boyutta zaman ve yer kavramı yoktur. Sonunda, her ikisi de Nexus'un gelişinden daha önceye dönerek (bu noktada artık Kaptan Kirk'ü yönetiyoruz) kendilerini Soran'ın karşısında bulurlar... Soran'la köprü üzerinde karşılaştığınızda, yine ilk hamleyi bekleyip ateş ederek onu kaçırın ve kaçarken köprüye düşürdüğü, gizli silahının kontrol cihazını da alarak yolunuza devam edin. Pamukkale'ye ulaştığınızda, karşılarda bir yerde, yanındaki duvarda çatlak olan bir kayanın üzerine atlayarak ateş edip çatlağı açın. Bu arada, biraz önce geçtiğiniz yerdeki kaynak sularının içine düşüp çıkarak enerjinizi full'leyin, zira ileride oldukça gerekecek. Dikitten dikite geçilen ve atlaması da oldukça zor olan ikinci bir yeri de geçtikten sonra, garip yaratıkların olduğu bir bölgeye ulaşıyorsunuz. Bunlara çok dikkat edin, çünkü ses dalgalarıyla saldırıyorlar ve siz ne olduğunu anlamadan yaralanıveriyorsunuz. Zaten, bunları da geçince Soran'a ulaşıyorsunuz ve yine kaçırmak üzere ona ateş ediyorsunuz. Filmi seyretmiş olanlar yine görmüşlerdir ki, Kirk'in üzerinde bulunduğu köprü yıkılarak Kirk'in de ölmesine neden olur. Bu, oyun için de geçerli mi bilmiyorum ama her oynayışımda üzerinden geçerken köprü yıkılıyor ve Kirk ölüyor. Ancak, ölmeden önce elinizdeki kontrol cihazına basarak paneli aktif hale geçirmeniz gerekiyor. Kirk öldükten sonra, yönetim Picard'a geçiyor ve kendinizi fırlatıcı rampanın önünde buluyorsunuz. Az sonra fırlatılacak olan füzeyi durdurmak için koşarak kontrol paneline gidiyorsunuz ve yine kolaylıkla sistemi durduracağınızı sanıyorsunuz. Nitekim, filmi seyredip yapması gerekeni bilenler için gerçekten burayı çok kolay bir biçimde geçiyorsunuz, ama bilmeyenler için yeni bir kontrol paneli yeni bir sorun demek. Siz işaretlerin ne olduğunu, nereye basacağınızı bulana kadar füze fırlatılıveriyor. Filmde Picard, füzenin kalkışını engelleyen ayakları kilitliyor ve füze olduğu yerde patlıyordu. İşte sizin de yapacağınız bu... Füzenin hemen altındaki, kıskaç işaretine basarak, şeklin kırmızıya dönmesini sağlayın ve hemen oradan mümkün olduğunca uzağa kaçın. Füze ateşlendiğinde, ileri doğru fırlayamayarak, olduğu yerde patlıyor ve bu bölüm de bitiyor... diye düşünürken, bir anda gelen yeni bir mesaj yeni bir bölümün de başlangıcı oluyor. Mesaja göre Soran, Atılgan'a sızmış durumda ve onu engellemek yine Picard'a düşüyor. Son bölümde Dr. Soran, Atılgan'a girerek torpido fırlatıcılarından birini kullanmayı ve Veridian güneşini yok ederek bir kez daha amacına ulaşmayı hedeflemektedir. Komutan Riker, mürettebatı korumak üzere Atılgan'ın daire kısmını gemiden ayırarak gezegene indirir. Picard da gemiye ışınlanarak, bir kez daha Soran'ı durdurmak üzere harekete geçer... İşte, gazetelerin televizyon sayfalarındaki film özetlerini aratmayan bu açıklamadan sonra, ne yapacağımıza bir bakalım... Gemiye girdikten sonra, haritadaki en kuzeyde kalan odaya ve içindeki kontrol paneline ulaşarak, başladığımız yerin yakınlarındaki asansörün hava boşluğunu aktif hale geçiriyoruz. Bunu yapmak için, panelde önce asansörü seçip, sonra da kırmızı düğmeyi yeşile çevirerek sistemi çalıştırıyoruz. Yine haritadaki bir odada, sarı bir işaretle belirlenmiş, asansör kapılarını açmaya yarayan anahtarı alıyoruz ve çalışır durumdaki asansörün yanına dönüyoruz. Burada kapıyı açıp kendimizi boşluğa bırakıyoruz ve en alt kata iniyoruz (korkmayın, atın kendinizi aşağıya... Tüy gibi iniyorsunuz.). Bu sırada, Soran torpidoları kullanarak Riker ve mürettebatın bulunduğu yere ateşe başlıyor. Bizim de, bu durumda silahların kontrol edildiği odayı bularak sistemi etkisiz hale getirmemiz gerekiyor. Havalandırma tünellerini de kullanarak, en üstteki bir odaya ulaşıp, statik elektrik üreten bir kontrol panelini buluyoruz. Bu paneli kullanarak, ön ve arka odalardaki virüslerin ölmesini sağlıyoruz ve dışarı çıkıp aşağı iniyoruz. Haritaya göre, en güneye giderek Soran'ı bulup, yine kaçırıyoruz. Biraz ileride soldaki bir odada, Soran'ın ışınlama cihazını buluyoruz ve bu cihazın üzerindeki sarı oku kullanarak Engineering Room'u buluyoruz ve mavi düğmeye basarak odaya ışınlanıyoruz. Engin altıncı hissinizin de yardımıyla, duvarların birinde bulunan güç kontrol mekanizmasını buluyoruz. Ekranda tek yeşil yanan bölgeye basarak manyetik alanı kaldırıyoruz ve Subsystem bölümünde bulunan, geminin sadece torpido gözünün manyetik alanını yakıyoruz. Böylece, Soran silahları ateşlediğinde, bu, kendisinin ve ne yazık ki Atılgan'ın da sonu olacak. Artık, Atılgan'dan kaçmak için bulmamız gereken son bir şey var. Kaçış hücreleri... Bunlar da, bulunduğumuz yerin biraz daha güneyinde. Oraya vardığımızda, haritada, hücrelerin birinde sarı bir nokta fark edeceksiniz. İçeri girince, bunun (bilmem fark ettiniz mi?) bölümün başında koridorda önümüzden kaçan kedi olduğunu görüyoruz. İçeri girince, kontrol panelini kullanarak kaçış emrini veriyoruz ve oyunu (nihayet) bitiriyoruz... Yine eski alışkanlıklarımı bozmayarak, MEG'in bu sayıda benim için ayırdığı üç sayfayı zorlayarak yazıda 3500 kelimeye yaklaştım. Zaten MEG de, artık buna alışmış olacak ki, bir chat sırasında yaptığımız uzun pazarlıklar sonucunda 3500 kelimeye razı oldu ama yine de şöyle ferah ferah yayılabileceğim fazladan bir sayfayı da vermeye yanaşmadı... Adventure yazıyoruz kardeşim burada, Kick Off 12 anlatmıyoruz ki. Bir futbol oyunu bile, yeri gelince üç sayfa işgal edebiliyorken ve yazarı bol bol geyik yapabiliyorken bizim böyle bir hakkımız niye yok?... Neyse, lafı uzatmayalım, yazıyı da daha fazla şişirmeyelim. Bu sefer Star Trek'ten, Star Wars geyiklerine sıra gelmedi, kusura bakmayın... Bir dahaki destana kadar güç sizinle olsun. ElAhmet “Jedi” Ergen

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.