SILENT HUNTER

Denizaltılar donanmaların hemen hemen en çok korkulan savaş araçlarıydı. Taa ki onların esrarı bir çok teknolojik cihaz tarafından çözülür bir hale gelene kadar. Artık donanmaların en havalı araçları sesten hızlı uçabilen ve “interceptor” tabir edilen uçaklar. Pardon belki de siz güdümlü füze firkateynlerini ya da mayın dökme gemilerini tercih ederdiniz. Ama denizaltılar... Dikkat edin aynı esrar halen sürmekte aslında. Siz ne kadar sonarlarınızın sesini sonuna kadar açıp balıkların kafasını ambele yaparsanız yapın, ne kadar çok uçaklarınızla taramalar yaparsanız yapın yine de en gizli, en sinsi deniz savaş araçları denizaltılar. Pegasus sınıfı güdümlü füze botları bir aralar hem performansları hem de gizlilikleri ile ün yapmışlardı. Radarların onları ancak çok alçaktan uçan bir helikopter olarak algıladıkları yayılmıştı bu işin meraklıları arasında. Ha helikopter ha hücumbot. Orada bir şeyler var ya. Mühim olan bu. Gerçi bir helikopterin, herhangi bir hücumbot kadar ağır silahlar taşımasının mümkün olmadığı askeri yetkililer tarafından bilinir. Zaten budur bir Pegasus'un etkili bir araç olarak bilinmesine yol açan. Ancak hiç bir Pegasus bir denizaltıda bulunan kadar tahrip gücünde füzeler taşıyamaz (en azından benim bildiğim kadarıyla). Ve dikkat edin, ve bana şunun cevabını verin. Siz hiç herhangi bir haber programında “sayın seyirciler bilmemnere körfezine şu kadar Amerikan denizaltısı gönderildi” dendiğini duydunuz mu? Doğrusu ben hatırlamıyorum. Uçak gemileri, kruvazörler filan söylenir de denizaltılar

Kolay değil iki kilometreden torpillerle gemi batırmak. Asıl savaşta atılan torpillerin hatalı üretim yüzünden (DUD) hedeflerini asla bulamadılar.

SILENT

söylenmez pek, nedense!. Şimdi gelelim konumuza. Konumuz denizaltıların en civcivli zamanları olan İkinci Dünya Savaşı. Seeen hiiç gördün mü?, beş periskopluuuu bilir denizaltı. Siz Amerikan donanmasının gurur kaynağı bir kaptan olaraktan binlerce Japona karşı denizin dibinde mücadele veren bir kişi misiniz? Elbette hayır! Ama bu oyunlar tekrar tekrar aynı şeyleri farklı farklı açılardan ve farklı kalitelerde sunmakta hala ısrarlı görünüyorlar. Ne yapalım biz de bu oyunları bıkıp usanmadan oynamakta ısrarlı gözüküyoruz herhalde ki öyle oluyor. Yok hani belki beş sene sonra yeni bir İkinci Dünya Savaşı denizaltı simülasyonu çıkar da gemi isabet alınca patlayıp fırlayan cıvatalar odanın içinde uçuşur, basınçla püsküren kaynar su buharları kaşımızı gözümüzü haşlar filan yani. Allah bilir. SILENT SERVICE 2 oyununu oynamış mıydınız?... Peki görmüş müydünüz: Yaaa hiç denizaltı oyunu oynadınız mı? Siz bana onu söyleyin. Bu oyun yukarıdaki mıydınız müydünüzlere he diyenlere pek te yeni gelmeyecek. Periskop aynı periskop, torpil aynı torpil, aynı hamam aynı tas. Ama esas haber şimdi geliyor. Adamlar allem etmişler kallem etmişler, bu oyunu daha önce böyle bir şeye bakmamış kişilerin bile oynayabileceği bir hale getirmişler. Açıklama bu kadar haydi güle güle... Oyun başlar başlamaz karşınıza bir seçim ekranı çıkıyor. Burada MISSION tekli bir görev oynamaya yararken, CAREER MENU tamamiyle yeni bir savaşta kariyer oluşturma imkanını yüksek huzurlarınıza sunuyor. INTERVIEWS tanıtıcı bilgilerin yer aldığı bir kısımken SUB

|Berleköplar Bak ateşe bas, gemiyi batır. Yok öyle şey | gerçek hayatta kaptanlar en “kolay hedefi vurmak için bile bir dolu karmaşık matematiksel hesap yapmak zorundaydılar

lojik tedavi görmel kaldılar (sağ kalanlar

HUNTER

TOUR geminizde kısa bir gezinti yapmanızı sağlıyor. SINGLE MISSION nedir diye bakınca HISTORIC MISSION (hazırlanmış senaryolar) WARSHIP, CONVOY ve PATROL ENCOUNTER'leri ( yani çatışmaları ) ile karşılaşıyorsunuz. Yok eğer CAREER MENU'yu seçtiyseniz önce eski bir kariyere devam mı etmek istediğinizi yoksa yeni bir kariyere mi başlamak istediğinizi seçiyorsunuz. Bu kısmın kendi “meşhurlar” kısmı da var. Yeni bir kariyeri seçerseniz savaşa giriş tarihini belirttikten sonra isminizi yazarsınız. Hemen akabininde de kısa bir senaryo açıklamasının ardından harita ekranında görev bölgenizi görürsünüz. Bu aslında çok bir anlam ifade etmiyor. Çünkü sanırım maviliklerin kucağında düşman gemileri ile haşır neşir olmayı istiyorsunuzdur. O zaman hemen gemi seçim ekranını da geçerek limana gelin. Limanda yapabildikleriniz ana menüye geri dönebilmenin haricinde başkalarının ve de kendi kariyerlerinizi görmek ve son olarak da devriyeye başlamak. Devriyeye başladığınızda hemen denizaltının içini görüyorsunuz. Gerçi hepsi nerede olması gerekliyse orada olan (aşağı yukarı) paneller görmektesiniz. Ama ben yine de size şunu imleci nereye götürürseniz üzerinde ne olduğu yazılı olan paneller ve bölmeler görürsünüz. Bunlar sırasıyla BRIDGE (güverte), CHARTS (haritalar), GAUGES (göstergeler), SCOPE (periskop), bu arada gaugesin anlamını bilmediğimi sanmanız için mahsus öyle yaptım, RADAR (bu ne ki?), STATUS (durum), gaugesin anlamı şey idi şey,...ımmm, TDC (Torpillerin düdüklü CAPTAIN'S CABIN (kaptanın kulübesi) ve göstergeler (GAUGES) mevcut. Durumdan hasar raporu savaşın başlarında konvoyları batırmak

in denizaltılara birer top eklendi

Bir yor her şeyden önemlidir, kaptan hariç herkes konservedeki sardalyalar gibi tıkış tıkış yaşamak zorundaydılar. En ufak bir bile büyük sorunlara yol açabiliyordu.

Hkn alabilir, hasarlı kısımları resimden hasarlı yere tıklayarak tamir edilmesini sağlayabilirsiniz. Yalnız bu her zaman olmaz çünkü yüzelli metre derinlikte periskobu tamir etmek için geminin dışına çıkmaya herhalde hiçbir askeri razı edemezsiniz. Şimdi size üzerine tıklayarak seçebileceğiniz ve bu şekilde gemiyi yöneteceğiniz küçük pencereleri açıklayacağım. Böylelikle her ekranda ayrı ayrı, aynı şeyleri anlatmama gerek kalmaz sanırım. Bir yarım daire üzerindeki minik minik şeyler: Ana kumanda kısmına dönersiniz. Komuta odası denen yere yani. 1 MC: Acil emirler. Ani dalış, topu çıkarın falan gibi. Büyüteç: Artı ve eksi kısmıyla ne yapabileceğinizi bilirsiniz herhalde. Dümen: Dalış, idare, dümen kırma olayları bu alt ekrandan sağlanıyor. Üzerinde bir halka ve rakam olan kurdela: Zaman hızlandırması ve de yavaşlatması. Bayraklı bir zamazingo: Otomatik rota ayarlaması. Bayağı karışık şekiller içindeki bir artı resmi: Haritayı ortalama.

Periskop denizaltının görme şansını çok arttırdı. nara güvenmek zorundaydılar, Usta opar bu sayede bütün tiplerini

APeriskop ekranı ve benzeri diğer ekranlarda yer alan diğer pencereler. Sağ Kol: Sağa dönüş Sol Kol: Sola dönüş. Sağ kolun

Torpil Resmi: Torpil atış kontrolü göstergeleri. Burada ayarlama yapabileceğiniz yerler TDC kısmında (hani şu komuta odasının en sağında bulunan yer vardı ya işte ora) da görebileceğiniz bazı göstergelerdir. Ben size TDC odasında yer alanların hepsinin ne işe yaradığını anlatayım. En alt sağda yer alan bir düğme vardır ki bu sizin mi, yoksa bir torpil subayının mı hedefin konum ve hız ve de doğrultusuna bağlı olarak gerekli ayarlamaları yapacağını belirliyor ki ben size bunun otomatikte kalmasını tavsiye ederim. Neden? Çünkü (gerçek hayatta da böyle olduğunu sanıyorum) özel durumlar haricinde bir kaptanın atılacak torpilin arka jiroskop ayarını bizzat kendisinin yaptığını düşünmüyorum. Bu zaten çok konforsuz bir ortamı ve kaptan savaşmaya çalışırken maytap geçen, yatan, uyuyan bir dolu mürettebatın mevcudiyetini gösterir. İyi bari bir de geminin suyunu tulumbalarla siz boşaltın. Ama ille de kendim bir torpil ayarlayıp atmak istiyorum diyenlere işte gerekli bilgiler: Torpedo Depth: Unutmayın çok derinde seyreden torpiller gemilerin altından geçebilir. Torpedo Run Time: Atılan torpillerin daha ne kadar süre gitmeye devam edeceğini tahmini olarak belirten dalgametre. Offset Angle: Torpile verilecek olan falso miktarını gösterir. Anladığım kadarıyla sağ tarafın 19'u en keskin yay hareketindeki sağa falsoyu ve de 1 rakamı da sağa doğru devamlı bir meyil ile giden torpidoyu ayarlamanızı sağlar. Gyro Angle Fwd: Sağa veya sola direk atışlar için gereken bir ayar. Yalnız bu ayarın tam olarak nasıl yapıldığını ben de bakarak anlamadım. Kurcalamanızda fayda yok bence. Gyro Angle Aft da aynı ayarın arkada yer alanı. Bunlar sanırım torpilin üzerinde yer alan ayarlar. Relative Target Bearing: Sanırım bu size göre düşmanın açısı. Ha bu arada aklıma gelmişken şundan bahsedeyim, ben doğrusu bunu yeni okudum ve yeni farkına vardım. Mesele BEARING ve HEADING lafları. HEADING pusula düzlemindeki burun istikametinizdir. BEARING ise burun istikametiniz 0 kabul edilerek verilen bir açı değeridir. Yani “Enemy bearing at 20 degrees” diye veya benzeri bir uyarıyı herhangi bir simülasyonda alıyorsanız o zaman hemen heading değerine bakın. Her iki sayıyı topladığınızda çıkan değer size düşmanın orada olduğu bildirilen açı doğrultusunda burnunuzu çevirmeniz gereken pusula açı değerini verir. Bu benim hemen şu anda aklımda toparladığım şeyler. Bir kısmında veya bütününde de hatalı olmam söz konusu. Bir deneyin ve başarılı olunuyorsa bu yöntemi kullanabilirsiniz. 22 CAME-S18OW

Eğer radar kısmına bir göz atarsanız burada da iki adet daire içinde yer alan bazı sinyaller görebilirsiniz. Ancak bu her tip gemide olmuyor. Savaşın sonlarına doğru en gelişmiş gemiler ile oynayacağınızı unutmayın. Bu gelişmiş gemilerde günümüz gemilerinde hala kullanılan “analog” tabir edilen radarlar vardır ve bu dalgametreler vasıtasıyla düşmanın yönü pusula düzlemi üzerinde gözükür. Bu oyunu yapan zatlar biraz oyuncuya acımış olacaklar herhalde ki gemi sinyalleri ile diğer bazı karıştırıcı etmenleri kolay ayırt edilebilir yapmaya çalışmışlar. Burada SJ radarı olarak geçen kısım dönen mekanizmayı kontrol eden kısıma doğrudan bağlı. Radarın dönmesini, tam sinyalleri aldığınız yerde durdurarak radara yakalanan araçların veya diğer bazı varlıkların menzilini de kontrol edebilirsiniz. Şimdi gelelim gemi nasıl gidiyor onu anlatmaya. Denizaltılar yüzeydeyken dizel motorlarıyla oluşan gücü kullanırlar. Ancak bu su altında o zamanlar imkansız gözüküyordu çünkü dizel motoru çalışırken her içten patlamalı motor gibi havaya ihtiyaç duyar. Bu duruma çare olarak denizaltılarda bir de dev pil bataryaları bulunurdu. Elektrikli olarak su altında seyreden denizaltılar bir şekilde pilleri bittiğinde yüzeye çıkmak ve dizel motorlar ile seyrederken pillerini tekrar doldurmak durumundaydılar. Bunları da düşmanın yakınlarında yapmamak daha makbuldü. Oyunda düşük hızların pilleri az bitirdiğini ve de daha çabuk doldurduğunu gördüm. Bu çok önemli bir durum olduğu için dikkatli olun. Çok acil durumlar olmadıkça yüksek hızlardan kaçının. Geminiz 1/3, 2/3, STAND, FULL ve FLANK olarak ileri hız kademelerine sahiptir. Yine de geminizin hızı gerek su altında gerekse su yüzünde diğer gemilere göre oldukça yetersiz kalacaktır. Geri hız kademeleriniz ise yine 1/3, 2/3, FULL ve EMERGENCY olarak sıralanmıştır. Geminizin manevrasını kendiniz sağlamak istediğinizde hemen ince ve yatayda uzun kırmızı çubuğa bakın. Orada sağa ve sola farklı derecelerde dümen kırabilmenizi sağlayan (nedense! ) çook çok minik rakamlar göreceksiniz. İşte bunlar da manevra kabiliyetinizi göstermenize yarayan kısımlar. Son olarak kısa kısa tavsiyeler ve bilgiler vererek yazıyı noktalıyorum. Eğitici, öğretici ve eğlenceli oyunlar! Savaş gemileri hatta Yamato sınıfı gemiler bir numaralı hedefinizdir. Ancak yalnız başına bulabilirseniz. Uçaklar bu oyunda mevcut. O yüzden eğer uçakların varlığından haberdar olursanız dalsanız da onların sizi belirli derinliğe kadar görebileceklerini unutmayın. ( Hayatın gerçeklerinden biri ). Torpilleri bol keseden kullanmayın. Zor doluyorlar. Ama hedefiniz bir savaş gemisi ise bütün torpilleri boşaltın. Çünkü bozuk torpiller de zaman zaman çıkıyor. İNCELİKLİ HEDEFİNİZ EN YAKIN DESTROYER OLSUN. Ancak çok vakit kaybetmeden hemen en büyük hedefe kaçmadan saldırın. Neden bütün destroyerleri temizlemek için uğraşmayın. Hem ana hedefler kaçabilir hem de vurmakla kolay kolay tüketemezsiniz. Görüşmek üzere. ElLevet Göçer

Computer TÜRKIYEDE YENİ OYUNLAR. BROSUN LISTESINDEN TAKIP EDILIR.

HOUR

CO OZUN LiS raSi

(* SETLERS R(T)