SETTLERS 2

TANITIM Selam Arkadaşlar, bu ay eskiden çok severek oynadığımız bir oyunun ikincisi ile karşınızdayız. The Settlers 2 Veni, Vidi, Vici. Oyunu Blue Byte firması yapmış, bunu güzel grafiklerinden de anlamak mümkün. Eğer Settlers 1'i oynadıysanız, siz de bizim için hiç durmadan çalışan küçük, sevimli adamları hatırlarsınız. Bu oyunda da aynı adamlar mevcut. Oyunun birincisinden en büyük farkı, oyuna gemilerin de dahil olması. Ayrıca oyunun konusu da birincisine göre oldukça farklı. Bu oyunu hiç bilmeyenler için de kısaca şöyle diyebiliriz; amacınız adalarda koloniler kurup, düşmanı yok etmek. Tabi bunları yapmak sandığınız kadar kolay bir iş değil. Her ne kadar ilk bölüm çok kolay gözükse de, diğer bölümler canınızı çıkarıyor. Zaten ilk bölüm oyunu öğretmek amacı ile yapılmış. Eğer 'bu oyunu biliyorum, çok iyi oynarım, benden iyisi yok' diyorsanız ilk bölümü oynamadan ikinci bölüme direkt olarak geçebilirsiniz. Şimdi sizin çok büyük iki şansınız var: 1) Saatlerce uğraşıp, Euro 96 maçlarını kaçırmayı göze aldığımız yazımızı okuma şerefine erişiyorsunuz. 2) Eğer İngilizce biliyorsanız, oyunda ne yapacağınızı size yazılı bir şekilde bildiren bir arkadaş var. Ayrıca menülerin çoğunda soru işareti şeklinde bir ikon var. Burda o menünün ne işe yaradığı en iyi şekilde anlatılmış. Oyunun başında karşımıza ana menü çıkıyor. Bu menüde şunlar var: Campaign: Oyuna esas olarak başlama yeri burası. Burda on adet chapter yani görev var. Yalnız öyle istediğimiz görevden başlayamıyorsunuz; ya ilk görevden başlıyorsunuz ya da ikinci görevden. Daha önce de belirttiğimiz gibi ilk bölüm oyunu tanıtmak amacı ile yapılmış ve hiç düşmanınız yok. Tek amacınız etrafı keşfedip yerleşerek, bizi bir adadan bir adaya uçuracak, yani bölüm geçmemizi sağlayacak kapıyı bulmak. On chapter ilk başta bize az geldi ama chapter'ların uzunluğunu anladıkça oyunun yapımcısına hak verdik. Resume last game: Oynadığınız bir önceki oyuna dönmemizi sağlar yani save etmeniz gerekmez.

Save game: Eski bir oyunu yüklemeye yarar. Free game: Burada kendi koyduğunuz kurallarla istediğiniz bir scenario'da oynayabilirsiniz. Options: Oyunu oynayacağınız ekranın boyutlarını ayarlayabilirsiniz. İnanın eğer elinizde oyunun CD versiyonu yoksa buraya girdiğiniz zaman oyundan çıkıyorsunuz. Credits: Oyunu kimlerin yaptığını öğrenebilirsiniz. Oyundan çıkmanın gerçek yolu. Evet şimdi geldik oyunun kendisine. Oyun ekranına girdiğinizde bir tek bina göreceksiniz. O bina bizim üssümüz, her şeyimiz. Her türlü malzemeyi bu bina içinde saklıyoruz. Ha söylemeden geçmeyelim, bu oyunu oynamak için beyninizi çok iyi kullanmanız gerekir çünkü bu oyundaki her şey birbirine bağlıdır. Mesela bir binayı yapmadan önce nelere ihtiyacınız olduğunu çok iyi düşünmeniz gerekir. Bu yeteneği oyunu oynadıkça kazanacaksınız. Space tuşuna bastığınızda, çeşitli şekiller görürsünüz. Bunlar: bayrak, kulübe, ev ve kale. Mesela kale şeklinde bir yere kulübe binalardan yapmak mümkündür de, tersini yapmak mümkün değildir. Bu şekillerin ekranda kalması size bina yapımında büyük kolaylıklar sağlayacaktır. Ama ne yazık ki bu şekiller estetik olarak pek iyi gözükmezler. Bir bina yapmadan önce

ETTL

etraftaki doğal kaynaklara dikkat edin diyoruz ve bir örnekle bu mükemmel oyuna başlıyoruz. İnşaat için ne gereklidir? Taş ve tahta. Bunları yoktan var edemeyeceğimiz için ilk yapmamız gereken Woodcutter ve Quarry yapmak. Bunun için etraftaki taşlara yakın olan ve ormanı olan bir yer seçmeliyiz. Yere klikleyince karşımıza bir büyüteç, bir de mala çıkar. Mala resminin altında yapabileceğimiz binaları görürüz. Bunlardan örneğin woodcutter'ı seçeriz. Daha sonra karşımızda bir taş ve bayrak görürüz. Bunlardan taş, woodcutter'ın temelini oluşturur. Daha sonra bayrağa kliklediğimizde birkaç küçük ikon görürüz. Bunlar soldan sağa: yol yapma, bayrağı çıkarma, geologist ve izcidir. Şimdi yola basalım ve kendimizi dışarıda bulalım. Bu yolu başka bir binaya veya bayrağa klikleyerek bağlarız ve yolumuz oluşur. Artık bizim de bir yolumuz var. Şimdi 180 Üssümüzün içinden birkaç minik adam çıkacak ve yolu kullanarak inşaat alanına gidecekler. Bu insanların ne iş yaptıklarını ellerindeki eşyalardan ve kıyafetlerden anlamak mümkündür. Binada çalışacak adamları bilgisayar kendisi ayarlar. Oyunun grafikleri çok iyi olduğu için kimin ne iş yaptığını anlamak hiç de zor değil. Zamanı da hızlı geçirerek (v harfi) adamlar binayı bitirir. Daha sonra woodcutter'a bir oduncu gelir ve etraftaki ağaçları kesmeye başlar.

tahmin edeceğiniz gibi binalar kütükle yapılmaz. Kütükleri tahtaya çevirmek için Sawmill (marangoz) yapmak gerekir. Buradan da anlayacağınız gibi oyunda her şey birbirine bağlı ve çok fazla malzeme var. Bina yapmayı da öğrendikten sonra sıra geldi bu binaların ne işe yaradığına. Bu arada unutmadan söyleyelim; sınırlarımızın dışına bina yapamıyoruz ama adamlarımız sınır dışında da çalışabiliyorlar. Şimdi sıra geldi binaların özelliklerine: KULÜBELER Woodcutter: Oduncu. Ağaç keser, çok gereklidir. Quarry: Taşçı. Taş çıkarır, o da çok gereklidir. Fishery: Balıkçımız. Ne de olsa bunlar insan, aç kalamazlar. Deniz kıyısına yapmak şarttır. Hunter: Avcımız. Eve yemek getirir. Forester: Kesilen ağaçların yerine yenilerini diker, çok çevrecidir. Well: Kuyu. Su çıkarır ve içeriz. Barracks: Asker evleridir. Sınır genişletir. Guardhouse & Lookout tower: Barakanın gelişmiş şeklidir. EVLER: Sawmill: Odunların tahtaya dönüştüğü yer, marangozhane. Slaughter house: Domuz kesen kasap. Domuz çiftliği olmadan bir işe yaramaz. Iron smelter: Demiri eritip kullanılır hale getirdiğimiz yer. Bakery: Fırın. Mill'den gelen unlar burada ekmek olur. Mill: Buğdayın un haline geldiği yel değirmenleri. Brewery: Buraya gelen buğday bira olur. Ne de olsa birasız hayat olmaz. Mint: Çıkarttığımız altınlar burada para haline gelir ve bu paraları askerlerin eğitiminde kullanırız. Armory: Demirler burada silah olur. Silahsız asker, dondurmasız dondurmacı gibidir. Metalworks: Demirden yeni malzemeler yapmamızı

ERS sağlar. Çekiç, orak gibi. Store house: Üssünüzden uzak yerlerde malzeme saklamaya yarar. Sonraki bölümlerde çıkar. Shipyard: Burada gemiler yapılır. Bu da sonradan çıkar. Watch tower: Askeri amaçla kullanılan diğer binalardan farksızdır. Catapult: Mancınık. Düşmana taş atar. Etkili bir silah. Bu yazıyı yazarken hala bunu kullanmayı başaramamıştık KALELER: Farm: Çiftlikler. Buğday üretir. Yemek işlerinin iyi gitmesi için çok önemli. Pig farm: Domuz çiftliği. İri yarı domuzlar yetiştirir. Donkey breeder: Eşek yetiştiricisi. Malzeme taşımada insanların en büyük yardımcılarıdır. Fortress: Savaştaki en büyük kozumuz, kalemiz. Harbor: Gemilerin mal alıp kalktığı yer. Bu kadar değişik malzeme ve bina çok karışık göründü, değil mi? Ama tam olarak öyle değil, çünkü işlerin çoğunu bilgisayar bu zavallı adamlara otomatik olarak yaptırıyor. Biz sadece bu işlerin startını verip hızını ayarlıyoruz. Binalardan başka bir de madenler var. Demirci demir olmadan nasıl silah yapacak? Şimdi size nasıl maden çıkarılacağını anlatacağız. Ekranda dağlar kahverengi ve tepeleri beyaz olarak görünüyor. Buralara bir bayrak dikiyoruz, bayrağa klikleyip yol yapıyoruz. Bir daha klikleyince geologist (yaşlı adam) resmine basıp maden arayıcılarını çağırıyoruz. Bir süre sonra bu adamlar dağda madenler buluyorlar. Bulduğu madenin renginde bir levha asıyor. Kahverengi: Demir Siyah: Kömür Beyaz: Granit Sarı: Altın Gri: Boş Bulduğumuz demir ve altınları eritmek için ısıtmak, ısıtmak için de kömür lazım. Granit ise işlenmeden hemen inşaat malzemesi olarak kullanılır. 26 CAME-SHOW

Madenlerden bu kadar. Şimdi sıra geldi diğer binalar hakkında tüyolar vermeye: Hatırlarsınız bir büyüteçten bahsetmiştik. İşte ona basınca ve çıkan üç seçenekten ortadakini seçince binaların altında isimleri ve ne oranda kullanıldıkları yazıyor. Bu üç menüden sağdaki bizi üssümüze götürür, soldaki ise adamlara yaklaşıp onları yakından görmemizi sağlar ama bu hiçbir işe yaramaz. Evlere kliklediğimizde sol üstte evin ne aldığı, sağda ne ürettiği ve ortada neye ihtiyacı olduğu yazar. Bazıları hiçbir şey almadan sadece üretir (Örnek: farm). Yıkık ev işareti o evi yıkmaya yararken, dişlilerin olduğu ikon ise o evin üretimini durdurur. Mesela etrafta çok ağaç olduğunu düşünürseniz forester'ı kapatabilirsiniz. Bir evin %100 çalışabilmesi için bütün ihtiyaçlarının karşılanmış olması gerekir. Domuz için buğday, buğday için farm olmalı. Madenler ise bir süre sonra biterler ve onları kapatmak gerekir. Ve geldik savaş konusuna; Sınırları genişletmek için barrack ve guard house'lar yapmak gerekir. Eğer aldığımız bölgede düşman evleri varsa bu evler yanar. Eğer düşmana saldırmak istiyorsak sadece askeri olan yerlere saldırabiliriz. Örneğin, düşmanın farm'ına saldıramayız. Saldıracağımız binaya klikleriz. Kaç askerle saldıracağımızı da belirledikten sonra askerlerimizin savaş yerine gitmesini bekleriz. Son olarak sıra geldi oyunun diğer menülerine: Ekranın altında dört küçük menü var. En soldaki harita ve pek bir işimize yaramıyor. Onun yanındaki menü ise önemli: Main selection. En üst soldan başlayarak, Distribution of goods: Malzemelerin binalara ne oranla gideceği ayarlanıyor. Transport: İnsanların neleri öncelikle taşıyacaklarını belirliyoruz. Tools: Hangi aletten ne kadar yapacağımızı ayarlıyoruz. Alttaki dört kutucuk ise bize istatistikler veriyor. Productivity: Binalarımızın üretim yüzdeleri. Military: Askerlerin dağılışı ve asker yapma oranı hep burada. Ship register: Gemilerimizin listesi. Gemilerimizin de kontrolü gayet basit. Harbor yapıyoruz, goto expedition diyoruz ve oklarla geminin yönünü belirliyoruz. Bir kara bulunca ise oraya çıkıp orada da bir hayat kuruyoruz. Bu arada gemiler malları otomatik olarak taşıyorlar. Oyun hakkında genelde söyleyebileceğimiz şeyler bu kadar. Bu oyun çok detaylı olduğu için her şeyi incelikle söylemek bütün dergiyi kaplayabilirdi. Bu yüzden her şeye şöyle bir değinmeye çalıştık. Bu arada dikkat etmişsinizdir ki yazımız oldukça ciddi ve açıklayıcı idi (istemeden de olsa). Bu olayı sevgili editörümüze borçluyuz ama borcumuzu en yakın zamanda geri ödemeye kararlıyız. Bu mükemmel oyunu sakın kaçırmayın. Bir dahaki ay görüşmek

BLUE BYTE (STRATEJİ)