Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 12
değil öyle sert erkek olmak. letle (harley) yollarda dehşet saçmak, cool bir şekilde sigaranızı (Marlboro) çakmağınızla (zippo) yakmak. Harbi barlarda (Bikers' Den) harbi hanımlarla (yavru) bunların en harbisini (ana yavru) götürm Bunları herkes yapar. Bakalım böyle karakterin altından motoru, kolundan yavrusu, arkasından çetesi alındıktan sonra hayatta en önem verdiği şey olan motorunu yapan fabrikanın namusunu korumasını sağlayabilecekmisiniz. İşte Full Throttle'da karakteriniz böyle biri ve başı oldukça dertte. Bu noktada 'böyle bir lafının altını çizmek İğ isterim (İntel Inside, underline İşi yap yavrum), bu oyunda ki her karakter çizimiyle, onun için yazılan laflarla, seslendirmesiyle kendine ayrılan yeri tam (underline bakiim) olarak dolduruyor. Herhangi bir yan tanımlamaya falan gerek kalmadan biraz abartarak da olsa oyundaki herkes hakkında anında bir ön yargı edinebiliyorsunuz. Başta kahramanın dağılan motorunu toparlamak gibi görünen amaç birkaç usta kıvrımla bambaşka yerlere geliiveriyor. Oyuncak tavşanlarla mayın tarlası geçmeler, Grand Canyon'numsu yerlerden motorla ölüm atlayışları yapmak, ufak bir montaj operasyonuyla ana düşman, kötü adamı rezil etmek ve tam gaz (kelime oyunu) heyecanlı bir son. Eee, senaryodan verdik bakalım on puanı. Gelelim şimdi grafik tekniğine. Full Throttle'ın en iyi tarafı (grafik olarak) oyundaki en harbi grafiklerin süs | değilde gerçekten işe yarar olması. Diğer Seçmece kurbanlarıyla karşılaştıralım bakalım, mesele Prisoner of lce'daki en etkili sahneler ara demolarda geçiyor, The Dig'in göze batan yerleri baştaki demo'da. Gabriel Knight 2 zaten baştan sona bir demo, dur kalk, durk kalk, mehter takımı, biraz oynuyorsunuz, sonra aferin cinsinden bir demo seyrediyorsunuz, sonra tekrar oynuyorsunuz. Full Throttle' da ise bütün oyun hep aynı (ve yüksek ) kalitede. Verdik bakalım bir yüksek puan da grafiklere. Şimdi gıcık gelelim. Gıcıkların hek ae gıcıkların şahı, en gıcıkların tanrısı, arada oynamak zorunda olduğunuz arcade'imsi motor sahneleri. Doğru zamanda karşınızdakine vurmanız gereken ama bir ayarlayamadığınız bölümde geçirdiğim (-iz, Şahin, Emin ve ben) uzun saatleri asla unutmayacağım LucasArts, bu iş mezera kadar gidecek. Kinliyim, kin doluyum. Hadi yine oyun kaliteli ucuz atlatıyorlar, yoksa çok daha kötü şeyler olacaktı. Yani anladınız di mi (elimden geldiği kadar açık olmaya çalıştım), oyunun içindeki arcade bölümlere (sadece bu oyunun değil, bütün adventure'lardakilere) fena halde karşıyım. Şimdi biraz sakinleştiğime göre devam edebiliriz, arcade bölümleri saymazsanız (bak yine sinirleniyorum) Full Throttle'ın tek diğer kötü tarafı biraz kısa olması. Çok değil, sadece biraz. Yani keşke almasaydım dedirtecek kadar değil ama son demodaki yazıları sonuna kadar okutup acaba birşeyler daha çıkacak mı (tanıdık his) diyecek kadar.Bunun dışında elinize sağlık LucasArts (bu sizi arcade bölümler için affettim demek değil), siz olmasanız sert erkek olup,motorsikletle (harley) yollarda dehşet saçıp, cool bir şekilde sigaramı (Marlboro) çakmağımla (zippo) yakacağım yoktu | (herkes yapar derken üzülmeyin diye yalan söyledim).
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 13
E hanımlarımızın sevecen bir şekilde 'türlü” V dedikleri yemeği bilirsiniz herhalde. Hani mutfakta kalan ne varsa bir tencere atılır, hiçbirşeyin tadı öbüründen ayıredilemez hale gelene kadar kaynatılır, sonra gayet özel bir seçim edasıyla sıcakken servis yapılır ya işte o İşte Prisoner of Ice'da öyle bir oyun. Ne alaka çıkarıp not edin, saylyorum: Önce ikinci dünya savaşında nazilerin bulduğu garip birşeyler var, tamam bu normal, her adventure'a birkaç Nazi lazım ve onlar genelde garip şeyler yaparlar, sonra bir denizaltı macerası var, o da tamam, denizaltıları severim, sonra denizaltı'da canavarlar var peki peki, sonra denizaltıyı patlattık, bu sefer güney Amerika'dayız, hayda, sonra Nazilere esir düştük, eee, sonra kaçtık bir zaman makinası, çüüüş, aaa babamız dedemizmiş, canavarlar geçmiştenmiş, bizim adımızın Ryan değilmiş. Türlü pişmek üzere, fokurduyor. Sonra eski İnca | rahipleri ve grand final. Eee k daha ne diyeyim yani, dallardaki saksağanlar ve — teyzemin sakalları. Prisoner m os İce'da emin olabileceğiniz birşey varsa o da mutlaka Şaşıracağınız. (Not alın demiştim ya, artık durabilirsiniz). Senaryo kafayı yemiş leylekler gibi bir yandan öbüre amansızca gidiyp duruyor. İtiraf etmeliyim ki aslında bu pendulum efekti bayağı gitti.Herşeyden öncesi temiz oyun, bu kadar karmaşanın her biri (çocuğum durabilirsiniz dedim, koy kalemini aşağı ve beni dinle) birbirinden ve bilmeceler gayet mantıklı, seslendirme (komik ama) kaliteli, grafikler güzel. Bence Prisnoeroflce'ın sakalı olsa en iyi adventure'ı bile olabilirdi.
K rku filimlerinden korkmayayı, Stephen
King'de analitik olarak inceleyerek okumayı öğrendiğimden beri ilgi alanım 60 derecelik bir açıyla korkudan komediye kaymaya başladı. Özellikle filmlerde olsa bile aynı kayma oyunlarda da var. Bir adventure harbi komik olsun canımı yesin bile diyebilirim. Ama işin gerçeği şu ki, gerçekten komik bir adventure bulmak inanılmaz derecede zor. Belki tutup da Sierra dersiniz, onlar bence şebeklikle komedinin arasındaki farkı anlamaktan tamamen acizler. Ellerindeki bütün teknolojiye rağmen (eskiden) başardıkları — Leisure Suit Larry serisi gibi gerçekten komik oyunlara artık ulaşamıyorlar (Torin's Passage'ı gördünüz mü?). O zaman insan mecburen başka yerlere bakmak zorunda kalıyor. Yani uzun sözün kısası ben komiklik ihtiyacımı (ne demekse) uzun zamandır az da olsa tatmin edebilen tek oyun olarak Simon 2'yi bulabildim. Simon 2, öyle "palyaçonun ayağı kayıp düşünce ve kafasına bir kova su inince bu komik olur buna da gülünür" türünden (yeni icat ettiğim bir tür, copyright için başvurmalıyım) komik bir oyun değil. Daha ziyade biraz ince kelime oyunlarıyla, ve oyunun geçtiği dünyayla alakası olmayan başka şeylere yaptığı çağrışımlarla (ünlü kişiler, şirketler falan) insanı bayağı eğlendiriyor. Yani aslında komedi açısından çok güçlü olmasa da, gayet yeterli. Ama her zamanki gibi hayat bir gül bahçesi değil. Simon 2'deki bazı bilmecelerin fazla uçuk olması (cevaplar pek mantıklı değil) ve konuşmaların oyuna pek fazla bir şey katmaması oyunun birinci sınıf bir adventure olmasını engelliyor. Yine de fazla masraflı olmayan konfigürasyon istekleri ve hafif meşrep eğlencesiyle bence bakmanız gereken bir