PRISONER OF ICE
Retro bilgisayarE hanımlarımızın sevecen bir şekilde 'türlü” V dedikleri yemeği bilirsiniz herhalde. Hani mutfakta kalan ne varsa bir tencere atılır, hiçbirşeyin tadı öbüründen ayıredilemez hale gelene kadar kaynatılır, sonra gayet özel bir seçim edasıyla sıcakken servis yapılır ya işte o İşte Prisoner of Ice'da öyle bir oyun. Ne alaka çıkarıp not edin, saylyorum: Önce ikinci dünya savaşında nazilerin bulduğu garip birşeyler var, tamam bu normal, her adventure'a birkaç Nazi lazım ve onlar genelde garip şeyler yaparlar, sonra bir denizaltı macerası var, o da tamam, denizaltıları severim, sonra denizaltı'da canavarlar var peki peki, sonra denizaltıyı patlattık, bu sefer güney Amerika'dayız, hayda, sonra Nazilere esir düştük, eee, sonra kaçtık bir zaman makinası, çüüüş, aaa babamız dedemizmiş, canavarlar geçmiştenmiş, bizim adımızın Ryan değilmiş. Türlü pişmek üzere, fokurduyor. Sonra eski İnca | rahipleri ve grand final. Eee k daha ne diyeyim yani, dallardaki saksağanlar ve — teyzemin sakalları. Prisoner m os İce'da emin olabileceğiniz birşey varsa o da mutlaka Şaşıracağınız. (Not alın demiştim ya, artık durabilirsiniz). Senaryo kafayı yemiş leylekler gibi bir yandan öbüre amansızca gidiyp duruyor. İtiraf etmeliyim ki aslında bu pendulum efekti bayağı gitti.Herşeyden öncesi temiz oyun, bu kadar karmaşanın her biri (çocuğum durabilirsiniz dedim, koy kalemini aşağı ve beni dinle) birbirinden ve bilmeceler gayet mantıklı, seslendirme (komik ama) kaliteli, grafikler güzel. Bence Prisnoeroflce'ın sakalı olsa en iyi adventure'ı bile olabilirdi.