Gameshow sayı 14, sayfa 13

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 13

E hanımlarımızın sevecen bir şekilde 'türlü” V dedikleri yemeği bilirsiniz herhalde. Hani mutfakta kalan ne varsa bir tencere atılır, hiçbirşeyin tadı öbüründen ayıredilemez hale gelene kadar kaynatılır, sonra gayet özel bir seçim edasıyla sıcakken servis yapılır ya işte o İşte Prisoner of Ice'da öyle bir oyun. Ne alaka çıkarıp not edin, saylyorum: Önce ikinci dünya savaşında nazilerin bulduğu garip birşeyler var, tamam bu normal, her adventure'a birkaç Nazi lazım ve onlar genelde garip şeyler yaparlar, sonra bir denizaltı macerası var, o da tamam, denizaltıları severim, sonra denizaltı'da canavarlar var peki peki, sonra denizaltıyı patlattık, bu sefer güney Amerika'dayız, hayda, sonra Nazilere esir düştük, eee, sonra kaçtık bir zaman makinası, çüüüş, aaa babamız dedemizmiş, canavarlar geçmiştenmiş, bizim adımızın Ryan değilmiş. Türlü pişmek üzere, fokurduyor. Sonra eski İnca | rahipleri ve grand final. Eee k daha ne diyeyim yani, dallardaki saksağanlar ve — teyzemin sakalları. Prisoner m os İce'da emin olabileceğiniz birşey varsa o da mutlaka Şaşıracağınız. (Not alın demiştim ya, artık durabilirsiniz). Senaryo kafayı yemiş leylekler gibi bir yandan öbüre amansızca gidiyp duruyor. İtiraf etmeliyim ki aslında bu pendulum efekti bayağı gitti.Herşeyden öncesi temiz oyun, bu kadar karmaşanın her biri (çocuğum durabilirsiniz dedim, koy kalemini aşağı ve beni dinle) birbirinden ve bilmeceler gayet mantıklı, seslendirme (komik ama) kaliteli, grafikler güzel. Bence Prisnoeroflce'ın sakalı olsa en iyi adventure'ı bile olabilirdi.

K rku filimlerinden korkmayayı, Stephen

King'de analitik olarak inceleyerek okumayı öğrendiğimden beri ilgi alanım 60 derecelik bir açıyla korkudan komediye kaymaya başladı. Özellikle filmlerde olsa bile aynı kayma oyunlarda da var. Bir adventure harbi komik olsun canımı yesin bile diyebilirim. Ama işin gerçeği şu ki, gerçekten komik bir adventure bulmak inanılmaz derecede zor. Belki tutup da Sierra dersiniz, onlar bence şebeklikle komedinin arasındaki farkı anlamaktan tamamen acizler. Ellerindeki bütün teknolojiye rağmen (eskiden) başardıkları — Leisure Suit Larry serisi gibi gerçekten komik oyunlara artık ulaşamıyorlar (Torin's Passage'ı gördünüz mü?). O zaman insan mecburen başka yerlere bakmak zorunda kalıyor. Yani uzun sözün kısası ben komiklik ihtiyacımı (ne demekse) uzun zamandır az da olsa tatmin edebilen tek oyun olarak Simon 2'yi bulabildim. Simon 2, öyle "palyaçonun ayağı kayıp düşünce ve kafasına bir kova su inince bu komik olur buna da gülünür" türünden (yeni icat ettiğim bir tür, copyright için başvurmalıyım) komik bir oyun değil. Daha ziyade biraz ince kelime oyunlarıyla, ve oyunun geçtiği dünyayla alakası olmayan başka şeylere yaptığı çağrışımlarla (ünlü kişiler, şirketler falan) insanı bayağı eğlendiriyor. Yani aslında komedi açısından çok güçlü olmasa da, gayet yeterli. Ama her zamanki gibi hayat bir gül bahçesi değil. Simon 2'deki bazı bilmecelerin fazla uçuk olması (cevaplar pek mantıklı değil) ve konuşmaların oyuna pek fazla bir şey katmaması oyunun birinci sınıf bir adventure olmasını engelliyor. Yine de fazla masraflı olmayan konfigürasyon istekleri ve hafif meşrep eğlencesiyle bence bakmanız gereken bir

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.