Gameshow sayı 14, sayfa 11

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 11

Nedir bu Steven abinin derdi. Tabi, ET'den (ve diğerlerinden) kazandığı paralar kulaklarından çıkmaya başlayınca rahat duramıyor, saldıracak yeni piyasalar arıyor. Aslında iyi de ediyor, onun sayesinde adventure dünyası birinci sınıf bir adventure daha kazandı. The Dig, pek o kadar bir tantana yaratmasa bile, gerçekten her açıdan kaliteli bir oyun. Gerçi bu firmadan (LucasArts) böylelerini beklemeye alıştık, ama son zamanlarda çıkan bir sürü niteliksiz CD adventure'ından sonra böyle oyunlar görmek insana yaşama gücü (o kadar da değil aslında) veriyor. The Dig'in en göze batan tarafı ilginç konusu. Daha baştaki demoyu seyrederken bu garip gurup bilim kurgu hikayesine kendinizi ufak ufak kaptırmaya başlıyorsunuz. Bir meteor geliyor (üstümüze üstümüze) ve biz onu yok etmek zorundayız. Ekibimizdeki diğer insanların da (biraz klişe) garip kişilikleriyle tanışınca iyice dolduruşa geliyoruz ve göreve atlıyoruz hemen. Sonra bir anda olaylar değişiyor ve işler çığırından çıkıyor. Ve işte tam bu noktada The Dig'in kalite göstergesi giderek düşmeye başlıyor. Gayet başarılı bir takım içi çekişmesi, macera, bilim kurgu karışımı bir şeyler olabilecek oyun bir anda ne olduğunu tam olarak bilmediğiniz garip cisimleri ne olduğunu hiç bilmediğiniz garip şekilli deliklere sokma denemeleri (bu da yeni bir tür oldu galiba) haline geliyor. Bir sürü güzel çizilmiş ekranlarda yapayalnız dolanıp duruyorsunuz. Eğer sabrınız yeterse (ya da olur ya, belki de siz gerçekte böyle bir oyun arıyorsunuzdur) The Dig bir bakmaya değer, ama fazla bir şeyler beklemeyin. Güzel LucasArts grafiklerine bakın, güzel LucasArts müziklerini ve seslendirmeleri dinleyin, yalnız ka delikleri fazla kurcalamayın.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.