Nereden Nereye

Tam

beş yıl oldu ve 61 sayıyı geride bıraktık. Neler geldi, neler geçti, kim ne yaptı? Bu gerçek bir hayat hikâyesidir.

“Teleteknik'ten bilgisayarlı bir Türkiye'ye doğru.” Bir kısmınız bu sözleri reklam sloganlarından tanıyor olabilirsiniz. Bilgisayarlı bir Türkiye'nin sadece bir slogan olmadığı, çok yönlü bir çalışmayı gerektiren ve böyle bir çabaya değer bir hedef olduğu bu sözlerle girmişti Commodore Dergisi yayın hayatına... O zamandan bu yana, tüm aksaklıkların üstesinden gelmeyi başararak, her ayın ilk haftasında elinize geçen dergimiz, “Yayın hayatına ara vermeden en uzun süre devam eden ev bilgisayarı dergisi” ünvanını almaya hak kazanmıştır. Tabi ki bu ünvanı almak pek de kolay olmadı. Her ay sizlere hitap edebilecek yeni konular bulmak, oyunları açıklayacak arkadaşlara son oyunları temin etmek, kimi zaman boş kalan sayfaları dolduracak yeterli kalitede konu aramakla geçti bu beş yıl. (Ben henüz altı aydır buradayım ama problemlerimizin neler olduğunu hemen öğrendim.) Bu kadar zaman sonra, dergimizin her sayısını almış olan arkadaşların bile ilk sayılarda hangi konuların bulunduğunu unutmuş olabileceğini düşünerek, eski sayılarımızda neler olduğunu kısaca gözden geçirmek istedik doğum günü sayımızda.

İlk sayımız çıktığında, Türkiye'de

çoğu C64 kullanıcısının merak ettiği konularda yazılarla büyük ilgi toplamıştı. Basic bilen arkadaşlar için Bay-

Vedat HALLAÇ tan Bitirmez, “Bitmeyen Tefrika” olarak adlandırdığı yazılarına başlamıştı. Bu yazılarda kullandığı esprili dili sayesinde, Commodore'culara makine dilini gülümseterek öğretmişti. Program kırma ve kopyalama konusunda ise Zekai Kraker'in “Program kopyacısına notlar”ı, o zamanın koruma duvarlarını yerle bir edecek güçteydi. Daha sonraları “Kırıcı kartuşlar çıktı, mertlik bozuldu” diyerek yazılarına son veren Kraker'in tavsiyeleri sayesinde birçok oyun satıcısı zor günler yaşamıştı. Daha ilk sayımızda bir joystick'i nasıl yapabileceğinizi anlatarak donanım konusunda da iddialı olduğumuzu göstermiştik. Kaset kullanıcıları, “Kahretsin! Bir programı yüklemek için yüz yıl beklemek zorunda” diye söylenirken karşılarında normalden 40(!) kat hızlı yükleme yapabilen ESRA TURBO'yu bulduklarında anlamışlardı bu dergiden yararlanabileceklerini. (Not: Esra Turbo'yu şu an bile bazı bayilerin program listesinde görebilirsiniz.) “Kaset Disket Sohbeti” adlı köşede ilk olarak, teyp kullanıcılarının en büyük problemi olan LOADING ERROR sorununa bir çözüm getirilmişti. Bütün bu teknik kısımların yanında, “Compu Hobi-Compu Fobi” bölümü de dergimize renk katıyordu. Bu bölümde yayınlanan bulmacaları çözebilen insanlarla henüz karşılaşmadığımı da rahatça söyleyebilirim. Kim bilebilir ki “benzeri- Uzun beyaz değnek” ifadesiyle “aksırık”ın kastedildiğini. İlk sayılarda başlayan yarışma köşesinde de akla hayale gelmeyecek programlar yapmamız istenirdi hep. Fakat tutup da yapay zeka isteyen bir soru sorunca, bu köşeyi kaldırma zamanı geldi. (Bu soruya hiç doğru cevap gelmemişti.) Püf noktası köşeleri de oldukça ilgi çeken köşeler olmuşlardı çünkü her Commodore kullanıcısı ufak tefek hilelerle büyük işler başarmanın zevkinden haberdardır. Bu köşede programların listelenmesini engellemekten, 1541'in kafasının zıplamasını önlemeye kadar yüzlerce hile yayınlandı şimdiye kadar. İkinci sayıda bulunan “Sıra sıra sıralamalar” yazısıyla da herhangi bir dilde sıralama yapmak için, geçerliliği ispatlanmış sıralama rutinleri anlatılmış, her rutin için bir BASIC örnek verilmişti. Yine bu sayıda “Alet Edevat” köşesinde Commodore 64'ümüzü kullanarak ampullerine hükmetmenin kolay yolları gösteriliyordu. Fonksiyon tuşlarına komut yerleştirmenin yolları da bu sayıda açığa çıkarılmıştı. Bu yazıda Commodore 64'ün 16 fonksiyon tuşunu programlamak için gerekli bilgiler ve program bulunuyordu. İlk “Hata Köşesi” de bu sayıda çıktı. İlk sayının yetiştirilmesi telaşıyla tam 11 tane hata yapılmıştı çünkü. Bu arada Bahadır İşler arkadaşımızın çizgileri de dergimize renk katıyordu.

Commodore Dergisi'nin ses dalgalarına bulaşması nedense üçüncü sayıda gerçekleşebildi ancak. Bu sayıda ayrıca C-64'ün müzik kolunu destekleyen ürünlerinin de tanıtımları bulunuyordu. Fakat C-64 kullanıcılarını oldukça üzen olay, “Alet Edevat” köşesinin bu sayıda Commodore 16'ya ayrılmasıydı.

Dördüncü sayımız da programcılara yönelik bir sayıydı. Disk drive kullanıcılarına SEQ dosya kullanarak bir telefon rehberi yapmayı o sayıda öğretmiştik. Basic kullanıcılarına yönelik “Hızlı Basic” yazısında bir BASIC programın hangi yollarla maksimum hıza ulaşabileceği anlatılıyordu. Baytan Bitirmez ise son hızla “Bitmeyen Tefrika”sını bitirmeye uğraşıyordu. Tabii ki “Çizgi” ve “Compu Hobi-Compu Fobi” köşeleri de hızlarından bir şey yitirmeden değişik eserler yaratıyorlardı.

Commodore kullanıcılarının, ne olduğunu anlamak için oldukça ter döktükleri bir özelliği vardır C-64'ün. Kimi buna MOB (Moveable Object Block-Hareket edebilir cisim bloğu) der, kimi SPRITE, kimi de “Ekran Cinleri”. Evet dördüncü sayımızın yıldızlarından biri ekran cinlerinin kullanılmasını öğreten yazıydı. İkinci yıldızımız ise, makine dili programcılarının anlamak için günlerce programlarla boğuştuğu “Interrupt”ları anlatıyordu, hem de örneklerle. Bu sayının çıktığı ay, Avrupa bilgisayar piyasalarını sarsan bir olay oldu.

Evet, doğru tahmin ettiniz, AMIGA'nın doğuşu bu aylara denk gelir. Tabi ki derginiz Commodore, Amiga'nın ne olduğu hakkında sizi aydınlatmak için bir yazı yayınladı. Normal C64 kullanıcılarının aklını başından alacak grafiklere sahip bu aletin yıldızı, o zamanlar bile parlak görünüyordu zaten. Bir sonraki sayımızın biraz da profesyonel programcılara hitap ettiğini söylersek pek de yalan söylemiş sayılmayız, çünkü C64'ün interrupt'larıyla uğraşmak BASIC kullanıcılarının yapabileceği bir iş değildir. Commodore tarihinin en iyi programlarından biri olan GEOS'la ilgili ilk yazımız da altıncı sayıda yayınlanmıştı. Bu arada Commodore'un neredeyse

unutulan ürünlerinden biri olan Commodore 128'in kullanıcılarına, yalnız olmadıklarını göstermek amacıyla CP/M hakkında genel bir yazı “Kaset Disket Sohbeti” bölümünde yayınlanmıştı. Aynı sayıda, Commodore kullanıcılarının hemen hepsi tarafından tanınan, 14 yaşında bir çocuk tarafından yazılmış “Simons' Basic”in sırlarını açığa çıkarmak amacıyla bir de Simons' Basic kursuna başlanmıştı. Basic, Pascal, C, Prolog,... O kadar çok dil var ki, bazı dillerin ne işe yaradıklarını bile bilmek iyice zorlaştı son günlerde. Neyse ki 7. sayımızda bütün bu dillerin genel bir sınıflandırmasını yapmıştık. Bu yazıyı dikkatle okuduysanız, hangi dilin kullanım amaçlarınıza daha uygun olduğuna rahatça karar verebilirsiniz. “Püf Noktası” bölümünde ise C64 kullanıcıları için bir liste saklama yöntemi ile zeropage'de işe yarayacak adreslerin birkaç tanesinin kullanımı yer alıyor. Bu arada bilgisayar hakkında daha fazla şey öğrenmek isteyen arkadaşlar “Bilgisayar ve Olasılık Kuramı” başlıklı yazıyı da bu sayımızda bulabilirsiniz.

MEHMETSEL

8. sayıda genel olarak anlatılan “Commodore ve Satranç” yazısından sonra, C64'ün en iyi satranç programı olan Colossus 4.0'ın kullanımı ve tanıtımı 9. sayıda yer alıyor. Basic bilmeyen arkadaşlar, her zaman fazla profesyonel konulara eğildiğimiz için zaman zaman bizi uyarırlar. Bunun sonucu olarak 9. sayımızda, “Basic Öğreniyoruz” yazısıyla, Commodore'la yeni tanışan arkadaşlara, programcılığın temeli olan BASIC'i öğretmeye başlanmış. Bilgisayar kullanıcılarının, yanlış kullanımlar sonucu gözlerini çabucak bozduğu, bir gerçektir, eğer gözleriniz sizin için değerliyse, bu sayımızda yer alan “Gözleriniz Kırmızı Görmeye Başladığı Zaman” yazısını bir okumanızı öneririm. Hemen her bilgisayar programcısının aklını kurcalayan bir soru vardır: “Yapay zekâ nedir?”. Bu sorunun cevabını da 10. sayımızda bulabilirsiniz. Bu arada bazen yapay zekâ için, bazen diğer amaçlar için kul-

lanılan, ve çok karışık gibi görünen

RECURSION'ın ne olduğunu anlatan bir yazıyla da 10. sayıda karşılaşabilirsiniz. ROBOTLAR GELİYOR. 11. sayımızın özel konusuydu robotlar. Bir robotun güncel yaşama geçişinden, çalışma mantığına kadar robotlarla ilgili bilmek isteyeceğiniz çoğu şey 11. sayımızda yer alıyor. Konu çeşitliliği bakımından en zengin sayılardan biri olan bu sayıda, makine dili öğrenmek isteyen arkadaşlar için yeni bir makine dili kursuna da başlanmıştı. Ayrıca, “Donanım” köşesinde, Autofire'sız bir joystick alma gafletinde bulunan arkadaşlarımıza, kendi modüllerini nasıl yapacakları da anlatılıyordu. 12. sayımızın da bir özel bölümü vardı: “Bilgisayar ve Eğitim”. Bilgisayar Destekli Eğitim (BDE) konusu, Türkiye'de 1990'larda gündeme gelmesine rağmen, bilgisayarların oyun oynamaktan başka işlere de yaradığını bir dizi yazıyla 12. sayımızda anlatmıştık. Çoğu insanın hayatına giren Lightpen'ler aslında yapımı çok zor olan araçlar değillerdir. 12. sayımızda, kendi Lightpen'inizi yapmayı göstermemiz bu sayede mümkün olmuştu. Bu arada birkaç sayıdır devam eden CP/M yazılarının sonuncusu olan “CP/M Komutları” yazısı 128 kullanıcılarının oldukça hoşuna gitmişti eminim. Donanım köşesinde şimdiye kadar yayınlanan en iyi parça eminim ki 13. sayıda bulunan STEREO SID'di. C64'ün zaten yeterince iyi olan 3 kanal sesine nasıl 3 tane daha ekleyebileceğinizi anlatan bir yazıydı bu. Bunun yanında daha çok AMIGA kullanıcılarına yönelik bir PASCAL kursuna da başladık. Gene 13. sayıda başladığımız kurslardan biri de C64 KERNAL kursuydu. “Her İşin Başı Çekirdek” diyerek girdiğimiz kursta C64 Kernal'ının derinliklerine doğru bir yolculuğa çıkıyorduk. 14. sayının Özel Bölüm'ü oldukça ilgi çekiciydi: “Yapay Zekâ Dilleri”. Yapay zekânın ne olduğunu anlattıktan sonra, bu konuda en çok işe yarayacak diller olan Prolog ve Comal anlatılıyordu. Bu sayıda C128'cileri tekrar hatırlayarak, “C128 İçin Püf Noktaları” bölümüne başlamıştık. Bu sayede C128'ciler de bilgisayarlarından aldıkları verimi artırabileceklerdi. Gene dil seçiminde kararsız arkadaşlara yönelik bir yazı var 15. sayıda. Bu yazıda Basic, Pascal veya Logo dillerinden hangisinin sizin amacınıza daha uygun olduğunu öğrenebilirsiniz. Sadece bir çocuk dili olmaktan çıkan Logo, içerdiği recursion yeteneği sayesinde çok çeşitli problemlerin çözümü için ideal bir hale geldiğinden, bu sayıya bir de logo yazısı eklemeyi uygun bulduk. Bu sayıda bir de TOPLUM köşesi bulunuyor. Günümüzün en önemli bilgisayar gündemini oluşturan Bilgisayar Destekli Eğitim konusu üç ayrı tarzı da tartışılıyor bu köşede. Donanım bölümü ise oldukça zengin bu ay. C64'ünüzün nasıl çalıştığını öğreniyor, sonra da bilgisayarınızı konuşturma amacıyla bir DİGİTİZER imal ediyorsunuz. 16. sayının özel bölümü AMIGA tarafından işgal edilmiş. A500 ve A2000'in tanıtıldığı yazılarda, Amiga'nın dehşet verici ses ve grafik özelliklerinden de bahsediliyor. Tam sekiz aydır devam eden C64 ile grafik bu sayıda sona eriyor. Bu yazıda C64 ile grafik yapmak için gereken her şey öğretilmişti. Hi-res, Multicolor, Sprite'lar, karakter tanımlama gibi konular anlatıldıktan sonra, bu sayıda da bir karakter editörünün çalışması ele alınıyor. 17. sayının özel bölümünde kelime işlemciler anlatılıyor. “Problem çözen ve son derece önemli bir konu olan “İnsan düşüncesinde RECURSION'ın Yeri” bu sayının toplum köşesini oluşturuyor. Geçen sayı biten “C64 ile Grafik” yazısının yerine iki yeni kursa başlamıştık bu sayıda: “1541'i anlamak” ve “LOGO”. GEOS'la programlama kursuna ilk olarak 18. sayıda girmiştik ve bu ilk derste GEOS kullanımının püf noktalarını ele almıştık. Bu sayıda ayrıca Amiga'nın işletim sisteminin genel yapısını anlatan bir yazımız bulunuyor. Toplum köşesinde ise Yapay zekâ ve grafik konularını birleştiren “Grafik Bilgilerinin Çözümlenmesi” yazısı dikkat çekiyor. Bu sayının en önemli olaylardan biri de “Art Gallery”nin kurulması... 19. sayıda, yeni bilgisayar alanların en çok sorduğu soru olan “Şimdi Ne?” cevabını vermiştik. Her bilgisayar kullanıcısının içinde biraz bile olsa bulunan bir duygu olan “Kurcalama” konusunda, meraklılarına hitap eden bir yazı YAZILIM köşesini süslüyor. Bu sayının özelliği ise ağırlığın oyunlara verilmesi olmuş. Piyasada Amiga kullananların sayısı iyice artınca, Teleteknik'in desteklediği Amiga için bir özel sayı çıkartmak gerekliydi. C64 kurslarının devam ettiği bu sayıda diğer bütün yazılar, Amiga konusuna ayrılmış; Amiga ve C, teknik açıdan Amiga, Amiga terimler sözlüğü konuları bunlar arasında en çok göze batanları. Bu sayıda bir de “Teknik Açıdan Amiga” adlı bir yazı dizisine başlamıştık. Geçen sayıda bittiği ilan edilen “1541'i Anlamak” yazı dizisi 21. sayıda yeniden başlamıştı. Amiga için ikinci bir yazı dizisine de bu sayıda başlanmıştı: “Amiga ve C”. Daha önce iki sayıda oldukça ağırlık verilmesine rağmen, Bilgisayar ve Eğitim konusu bu sayıda da ele alınmıştı. 21. sayıda, Ayhan Kalaylıoğlu'nun “Makine Diline Merhaba” yazısı, Baytan Bitirmez'in BİTMEYEN TEFRİKA'sının rekorlarını kırarak, sonsuzluk kavramına yeni bir boyut getirmişti 11. bölümünü de tamamlayarak. 22. sayı bu konuya verdiğimiz önemi yansıtacak şekilde Bilgisayar Destekli Eğitim konusuna ayrılmıştı (Gene...). Bu sayıda 1541'i anlamaya devam ederken, 1571 kullanıcılarına da

Simon Basic

MAKİNE

DİLİ ?

bir şans vererek, 1571'i anlamak adlı bir yazı da yayınlamıştık. Ayrıca 22. sayının bir özelliği de çocuklara savaş oyunları oynamayı yasaklamanın doğru olup olmadığı hakkında bir tartışma yazısı içermesiydi. Pascal öğrenmek isteyenler arasında bu dergiyi takip edenler, 10. dersini de veren Burak Kiper'in kursun sonunun geldiğine karar vermesi sebebiyle bu sayıyla birlikte PASCAL kursundan mezun olmuşlardı. Commodore dergisi hep bilgisayarlarla uğraşacak değil ya. Biraz da sanat diyerek, 23. sayıda, “Raffaelo'nun Sırrı Çözüldü” başlıklı bir yazıda, ressam Raffaelo Sanzio'nun ATİNA OKULU adlı eserindeki problemin bilgisayar yardımıyla nasıl çözüldüğü anlatılmıştı. Donanım köşesinde ise digital ekranlı gerçek zaman saatini nasıl yapabileceğiniz konusunda bir yazı yayınlanmıştı. Bu arada genel istek üzerine uzun zamandan beri yüzünü göremediğiniz “Püf Noktası” köşesi tekrar açılmıştı. Amiga kullanıcılarının artması üzerine, başbelası virüsler gündemi işgal etmeye başlamışlardı. Bu sebeple 24. sayıda virüsler hakkında genel bir bilgi verilmiş, bir virüsle başa çıkmanın temel yolları anlatılmıştı. Amiga piyasayı ele geçirirken C64 de boş durmuyordu tabi ki. Bu sefer de Masa Üstü Yayıncılık dalına el atan C64'ün bu yeni alanı da bu sayıda tanıtılmıştı. 25. sayıda ağırlık gene Amiga üzerine yazılara verilmişti. Amiga'nın mükemmel ses yetenekleri, bu sayıda yayınlanan dört yazıyla bile tamamen ortaya çıkarılamamıştı. 1541'i Anlamak yazı dizisi de genelde her disk kullanıcısının bildiği konuları bitirmiş, Relatif Dosya Kullanımı konusuna gelmişti. Amiga'nın Amerika'da beyin cerrahi simülasyonlarında kullanıldığını biliyor muydunuz? Hayır mı? O zaman 26. sayıyı bir okuyun. Bu sayıda Amiga'nın olağanüstü grafiklerinin kullanılmasıyla neler yapılabileceğine dair birçok yazıyla karşılaşacaksınız. Bu sayının bir başka özelliği de C64'ün iki yeni disk drive'ını tanıtmış olması: 1581 ve 1541-II. 1581, C64'de de 3.5 inçlik disket kullanmak isteyen kullanıcılar için üretilmiş bir drive. 26. sayıda monitörlerin çalışma prensibini anlatan iki

VIRUS KILLER

IMATION CARD

EQUIPMENT REPORTS adet yazı bulunuyor. 27. sayının büyük bir kısmı, hemen herkes tarafından merak edilen “veri hırsızları” konusuna ayrılmış. “Kimdir bu veri hırsızları?”, “Ne yer ne içerler?”, “Nerelerde gezerler?” gibi sorularınızın tüm cevaplarını bu sayıda bulabilirsiniz. Eğer elektronikten birazcık anlıyorsanız, Donanım köşesini bu sayıda işgal eden “C64'ün Kapıları” yazısıyla C64'ünüzün dış dünyayla nasıl iletişim kurduğunu öğrenebilirsiniz. Bir disketin nasıl yapıldığını hiç merak ettiniz mi? Eğer bir disket fabrikası gezmek isterseniz Avrupa'lara gitmeye gerek yok. Sadece 28. sayımızı okursanız, bir disket fabrikasının her ayrıntısını öğrenebilirsiniz. 28. sayıdaki donanım köşesi, C64'ün evrensel bir seri çıkışı olan RS232'den nasıl yararlanabileceği konusuna ayrılmış. Eğer bu çıkışı iyi tanırsanız, çoğu araçla (printer gibi) rahatlıkla iletişim kurabilirsiniz. C64'ü yeni alanlar program yapmayı öğrenirken genelde çok acı çekerler, çünkü hangi tuzaklardan nasıl kurtulacaklarından haberleri yoktur. Bu sayıda, çiçeği burnunda programcıların tuzaklardan kolayca kurtulabilmeleri için gerekli “On Emir” bulunuyor. Virüsler artık iyice başınızı ağrıtmaya başladıysa, Commodore dergisinin 29. sayısını ele geçirmeye bakın, çünkü bu konuda altın gibi bilgilerle donatılmış iki adet yazımız yayınlanmıştı. Donanım köşesinde de, Disk drive'ların modasının yavaş yavaş geçtiğini gösteren CD ROM'ların yetenekleri anlatılıyor. Birkaç sayıdır süren “C64 için püf noktaları” dizisinde, oyunları sonsuz hak yapmak için gerekli tiyolar, normal püf noktaları yanında yer almaya bu sayıda da devam ediyor. 38. sayımız genelde çocuklara ayrılmış. Bunlar arasında en çok ilgi çeken yazı, özürlü çocukların bilgisayar kullanmasını sağlayan donanımla ilgili olanı. Programcılıktan fazla zevk almayan arkadaşların donanım dalına atlayabilmesi için bir de yazı bulunuyor bu sayıda. Elektroniğe ilk adım yazısında, bilgisayar “user port”unun nasıl kullanılacağı açıklanmış. Müzikle ilgilenen okuyucular için bir de C64 ve MIDI yazısı bulunuyor bu sayıda. Algoritma, bir programı değerli yapan en önemli kısmıdır. Peki algoritmanın tarihini hiç merak ettiniz mi? İlk algoritmanın nerede kullanıldığını ve algoritmanın kısa tarihini

31. sayımızda bulabilirsiniz. Bilgisayarlarla veri aktarımı gibi oldukça fantastik bir olayın detayları da bu sayıda yayınlanmıştı. Donanım köşesi ise her zamanki gibi oldukça ilgi çekici. Bu sefer de kartuş yapmak için mutlaka gereken bir şey olan EP-ROM'ların nasıl programlanacağı anlatılmış, şemaları ve programlarıyla bir EPROM programlayıcı tasarımı yayınlanmış. C64'ünüzü çalıştıran elemanlar nelerdir? Merak edenlerin C64'lerini açıp da garanti dışı bırakmalarına gerek yok. C64'ün içine yakından bir bakış 31. sayıda yer alıyor çünkü. C64 dendiğinde akla ilk gelen şeylerden biridir müzik. Tabi ki bu konuda çok şey yazıldı, fakat her şeyi söylemiş olmak C64 için imkansız. Bu yüzden, 32. sayıda da C64 için Müzik konusuyla karşılaştığınızda şaşırmayın. 31. sayıda kartuş yapabilecek arkadaşların kullanabilmesi için bir EPROM programlayıcı yayınlamıştık. Bu sayıda da bu programlayıcının yeteneklerini kullanarak bir fastload (hızlı yükleme) kartuşu yapmak için gereken her şey yayınlanmıştı. Artık isteyen herkes kendi kartuşunu yaratabilecek! Masa üstü yayıncılık, bilgisayarın temel kullanım alanlarından biridir. Bu sebeple 33. sayıda bu konuyla ilgili üç tane yazı bulunuyor. Bunların biri yayın tekniğini öğrenmek isteyenler için. Diğer ikisi ise C64 ve Amiga'da masa üstü yayıncılığı anlatıyor. C64'ün Kernal'ı oldukça yeteneklidir. Fakat bu Kernal size yetmiyorsa, Kernal değiştirmeyi 33. sayının donanım köşesinden öğrenebilirsiniz. Teyp kullanıcıları! Hayatınızı kurtaracak bir yazı Commodore dergisi 34. sayısında yayınlanmıştı, haberiniz var mı? Basit bir devre ve program yardımıyla, kafa ayarı yapmak dert olmaktan çıkıyor. Dergimizin bu sayısında yeni bir köşe açılmıştı: “Bilgisayarla İletişim”. Bu köşede seslerin bilgiyi nasıl taşıdığı hakkında hem genel hem de teknik bilgiler bulabilirsiniz. Bu arada yeni bir de yazı dizisinin ilk bölümü bu sayıda yer alıyor. Bilgisayar ve yazıcısı olan herkesi ilgilendiren bir konu üzerine hem de: “Masa üstü yayıncılık”. “Eyvah! Disketimdeki her şey mahvoldu! Neden acaba?” Evet, neden acaba? Disketlerinizi korumak istiyorsanız mutlaka okumanız gereken bir yazı yayınlanmıştı 35. sayıda: “Verilere Elle Dokunmayın”. Programcılara yönelik pek bir yazı çıkmamış bu sayıda. Tek dişe dokunur yazı, Commodore 64'ün bellek haritası. Teleteknik'in nasıl bir kuruluş olduğunu tanıtmak amacıyla yayınlanan ilk yazı da bu sayıda bulunuyor. Disk drive'ınızın kafa ayarı bir kez bozuldu mu hayatınız kaydı demektir. Çünkü disk'lerin kafa ayarı teypler kadar kolay değiştirilemez. Fakat bu konuda imdadınıza, Floppy Justage yazısıyla Anıl yetişmiş 36. sayıda. Bu yazıdan başka, 35. sayıda başladığımız C64'ün bellek haritası yazısı da bu sayıda sizleri aydınlatmaya devam ediyor. Bilgisayar dillerinin kapışmasını izlemek istiyorsanız gene bu sayıyı elinize geçirmeye bakın, çünkü “Comal, Pascal, C Büyük turnuva” adlı yazıda dil güreşleri başlatılmıştı. Bu arada şimdiye kadar unutulan bir konu da bu sayıda (nihayet) biraz ortalığa çıkarılmıştı: “Bilgisayar Piyasada birçok kırıcı kartuş bulunuyor, fakat hepsinin fiyatları el yakacak düzeyde dolaşıyorsa yapacak tek şey vardır: Kendi kartuşunuzu yapmak. Tabi ki bunun için gereken bilgiyi Commodore dergisi 37. sayıda bulunan “Arşivci” yazısından alacaksınız. Bu sayıda disk drive kullanıcılarının programlarını kem gözlerden saklaması için gerekli bir yazı da bulunuyor: “Directory Numaraları”, Satranç, 37. sayının özel köşesi olarak seçilen konu. Fakat bu sefer Commodore 64'ün değil, Amiga'nın satranç programları tanıtılıyor. Bu köşede, Suat Atalık'la nasıl usta olunacağı konusunda bir de söyleşi yer alıyor. Amiga, kullanımının esnekliği dolayısıyla birçok dilin derleyicilerinin bulunduğu bir bilgisayar olmuştur. Bu dillerin hiç olmazsa birazını tanıtmak için 38. sayımızda “Dil Dilden Üstündür” yazısını yayınlamıştık. Bu sayının donanım köşesini gene User Port kaplamış. Anıl bu sefer de ilginç bir çıkış ünitesiyle başımızı ağrıtıyor (!). Amiga'nın birçok özelliğini biliyorduk. Harika sesler, inanılmaz görüntüler falan... Ama Amiga'nın arkeoloji dalında insanlara yardımcı olabileceğini kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi. Bu işin nasıl olup da olduğunu anlatan yazı da 38. sayıda yayınlanmıştı. Amiga'nın virüsleri baş ağrıtmaya devam ederken başımıza bir de C64 virüsleri çıktı. 39. sayıda bulunan virüs yazısı bu konuda oldukça ayrıntılı bilgi veriyor. MPS-802 alma gafletine düşen insanları sevinçten hoplatacak bir de yazı çıkmıştı 39. sayının donanım köşesinde. Artık MPS-802'ler de Süper ROM'ları sayesinde grafik basabiliyorlardı. Bu arada Amiga'cılar da unutulmadı tabi ki. Onlar için de Amiga için müziğin ne anlama geldiğini anlatan bir yazı, “Amiga'ya Göre Armoni” adlı yazı yayınlanmıştı bu sayıda. Kırkıncı sayımız, yeni programcıların, hatalarını düzeltmelerine yardımcı olacak bir yazıyla başlamıştı. C64 donanım köşesinde, kontrol portlarından ilkinin, herkesin sandığının aksine, sadece joystick bağlamak için olmadığını bir lightpen örneği vererek ispatlamıştık. Amiga'cılar için de Hold And Modify (HAM) modunun ne olduğunu, neye yaradığını vb. anlatan bir yazımız vardı 40. sayıda. Ekranda aynı anda 4096 rengi gösterebilen bu modun açıklanmasının zamanı zaten gelmişti. Heyyy!!! Uyanın. Yazının sonuna geldik. Asıl amacımız bu sayıda beş senedir yaptıklarımızın kısa bir özetini çıkarmaktı. Ama beş sene içinde yapılan işlerin KISA bir özetinin sığmayacağını fark ettiğimiz için yazıyı iki sayıya dağıtmaya karar verdik. İlk yazımızda 1-40 sayıları arasında dergimizde yayınlanan yazılar hakkında kısa bilgiler vermeye çalıştım. Gelecek sayıda özetin devamında görüşmek üzere hoşçakalın.