CONQUEST OF CAMELOT
Retro bilgisayarSierra'nın adventureları, eğitici bir yön kazanıyor. İşte Camelot bunun son örneği. King Arthur'u oynadığımız bu adventureda sadece problemleri çözmek yetmiyor, aynı zamanda oyuncu yardımsever, sadık ve zayıfları koruyan biri olmalı. Oyun boyunca bu ve çeşitli yönlerden de test ediliyoruz, eğer ahlakımız yeterli değilse The Holy Grail'e sahip olamıyoruz.
Ersen Alptekin King Arthur olarak muhteşem bir krallık kurmuşuz. Halkımız mutlu, toprak bereketli. Güzel bir de karımız var, Gwenhyver. Kadınları anlamak çok zor, Gwenhyver bizi de sevmesine rağmen en güzel hisleri şövalyelerimizden Launcelot'a karşı. Bu durumun farkındayız, karımız tarafından aldatılıyoruz; asil bir insan olarak ne Launcelot'u ne de güzel karımızı cezalandırıyoruz.
Sadece sessizlik içinde acı çekiyoruz. İşte krallığımızın başına ne geldiyse bu yasak aşk yüzünden geliyor. Her şey lanetleniyor, halk açlık ve sefalet içinde, bizden bir mucize bekleniyor. The Holy Grail'e ihtiyaç var; 3 becerikli ve değerli şövalyemizi The Holy Graili bulmaları için gönderiyoruz. Çabalar boşuna, geri dönmüyorlar, bu kutsal görev artık bize düştü. Bu uzun ve zor yolculukta skill, spirit, mind yönlerinden test edileceğiz. Yolculuk boyunca Büyücü Merlin'in ruhu bizimle beraber olacak ve biz halkımızı kurtarmak için bu zor görevin üstesinden geleceğiz. Kale içindeki odaların yerleşim düzenini gösteren ekranda odamıza giriyoruz. Yolculuk kiyafetimizi giymemiz lazım, wear clothes. Para kesemizi almayı unutmayalım, take purse. Şimdi keseyi doldurmak İçin Treasury odasına giİdiyoruz. Keseyi veriyoruz, give purse. Madeni paralardan alıyoruz, take copper, take silver, take gold. Rakam belirtsek bile bize hep 5 altın, 10 gümüş, 15 bakır veriyor, bunlar bize yetiyor. Şimdi keseyi alın, take purse, Kiliseye gidin Chapel of Two Gods. Altar'ın önünde eğilin, kneel down. 1 altın verin, give money. Aynı şeyi öteki tarafta da yapın ve iki kösedeki kutsal ateş de yansın. Bir tarafta The Holy Grail görünürken öbür tarafta kayıp şövalyelerimiz görünüyor. Burada işimiz tamamlandı, Aveen's Bower'a gidelim. -Karımızı öpelim, Kiss Gwenhyver. Ona Launcelot'u soralim, ask about Launcelort. İşte onun izini bulduk, unutmayalim ki yolculuk boyuna şövdlyelerimizi de kurtarmamız lazım. Gülü koparalım bakalım, pick up flower, Gwenhyver bizden gülü yanımızda taşımamızı ve tehlike anında The Message of the Rose'u ezberden okursak gülün bize yardımcı olacağını söylüyor. Tamam, biz de öyle yaparız, Merlin's Room'a girmeden önce Treasury'ye gidip para kesemizi yeniden doldurmayı unutmayalım. Merlin'le konuşalım, talk to Merlin. Camelot'u terketlikten sonra sadece The Holy Grail ile içeri girebileceğiz. Sağ köşede duran sandığı açalım, open chesi; Merlin'in bizim için hazırladığı lodestone'u alalım, take lodestone. Minik bir tavsiye, Merlin'in odasında başka bir şeyi almak için ısrar etmeyin! Dileyen 3-4 defa denesin. Masanın üzerindeki kâokuyalım, read paper; Kudüs'te (Jerusalem) bir katır çok değerliymiş. Haritayı inceleyelim, look map. Bize gerekli olan yerler Glastonbury Tor, Ot Moor ve Southampton. Haritayı da İnceledikten sonra yolculuğa hazırız. Kalenin dışına çıkın. Atımız binicinin sol taraftan binmesine göre eğitilmiş, sol tarafa gidiyoruz ve biniyoruz, get on horse, Sol tarafa devam ediyoruz, katırımız bizi takip ediyor, parmaklıklar kalkıyor, ve tanrılara dua etmeden kutsal göreve başlamaya çalışanları acı bir son bekliyor. Harita ekranına çıkınca Glastonbury Tor'u seçelim. Bu tepeye varmak için önce Forest Perilous'u geçeceğiz. Widdershins bizden bakır veya kalay istiyor, bunlarla uğraşmayalım ve onlara 1 bakır verip devam edelim. Sol tarafa gidince avcıyı görüyoruz, bu fakir avcıya 41 bakır verince İstediğimiz soruyu sorabili- Tiz. Ask about buradan geçmiş ama geri dönmemiş. ask about mad monk, bu adamdan sakınmak lazım. Mızrağı alalım, take spear. Avcı bu değerli mızrağı 1 altına satacağını söyleyince / altını: verelim. Bizim katır bu arada kaçacak, önemli değil, takip etmiyoruz ve biz sola devam. ediyoruz. Burada bir save yapalım. Bu ekranda öldürmemiz gereken domuzlar var, en İyi zamanı kollayarak space'e basın, 2. ve 3. domuzlara dikkat. Bu pis yaratıkları geçince bir save daha yapalım ki sorunlarla bir daha uğraşmayalim. Sola devam edelim, işte konuşan bir karga ve bir İskelet. Bu karga Black Knight'ın sesi ve sizi döğüşe davet edince kabul edin, yes. Şimdi iskeleti inceleyin, look knight; ipek inceleyin, look silk; onu alın, Take sleeve, Merlin bize sleeve'in büyülü olduğunu söylüyor. İsteyen arkadaşlar extra puan için yaşlı gri ağaçla konuşabilir, talk to tree: Daha sonra sağa doğru yolumuza devam edelim. Black Knight, Gawdaine'in elinde esir olduğunu ve salıverilmesi için döğüşmemiz gerektiğini söylüyor. Döğüşü kabul etmeden önce bir save yapın ve kabul edin, yes. Döğüş sahnesinde, dikkat edilecek nokta, mızrağı en sağda tutun ve Black Knight'a kalkanını sola kaydırmak için fırsat vermeden sola kaydırın, sizi fazla uğraştırmayacaktır. Kendini yenilmez sanan bu ukalayı yendikten sonra sağa devam edin ve kahraman şövalyelerimizden Gawdine'i bulun. Ağaca ellerinden ke- 39
Expeat lepçelenmiş, biz onu en kısa yoldan kurtaracağız; önce attan inin, get off; ve kelepçeleri kılıçla kırın, use sword to break shackles. Şimdi Gawaine'i atımıza taşıyalım, carry Gawaine to horse, Atımız Gawa- Camelot'a götürecek, cama biz yaya kaldık. Başa gelen çekilir, bir ekran sağa bu sefer yürüyerek devam ediyo- TUZ. Bizi bekleyen cadıyı memnun etmezsek taşa döneceğiz! Ona vermemiz gereken şeyi biliyoruz, give sleeve, Bu büyülü ipek parçası cadıyı Lady Elayne haline dönüştürüyor. Meğerse, Lady Elayne, Black Knight'ın bir büyüsüyle cadı olmuş ve sadece gerçek aşkına verdiği o İpek parçası onu eski haline getirebilirmiş. Koşa koşa aşkını aramaya gidiyor, insanları mutlu etmek ne güzel, Üzerinde durduğu taşın üst bölümünde beliren yazıyı okuyoruz, read runes, Bu bize bir ekran sonra göreceğimiz 5 taş hakkında bilgi veriyor, şimdi devam etmeden bir save yapın. Bu beş taşı geçmek için, her birinin sorduğu toplam 5 bilmeceyi cevaplandırmak lazım. Bilmeceleri şöyle öğrenebiliyoruz, talk to stone. Eğer bir beşli grup bilmeceyi bulamazsanız, bir önceki save'inize dönün ve yeniden gelin, bilmeceler değişecektir. Ben, bu zevkli bilmece çözme İşini size havale ediyorum. Beş bilmeceyi de bulunca taşların arasından yürüyoruz; hooop, kaybolduk. Glastonbury Tor'un kalıntıları arasındayız, önce Mad bulalım bakalım, bir ekran aşağı gidiyoruz, ve işte meşhur Mad Monk. Bu ihtiyar bizi kutlayıp, yüzümüzün bilmeceleri geçecek kadar zeka belirtisi göstermediğini söyleyecek, birazdan görür o. Onu sinirlendirelim, ask about grail; bağırıp çağırıp gidecek, onu takip edin. Takip sonucu 3 Mad Monk'- thay cou oy la karşı karşıyayız. 2 tanesi İllüzyon, ama biri gerçek ve bizi öldürmeye çalışıyor. Kılıcımızı çekelim, F8; daha sonra canli Mad Monk' bulun ve o size üç defa vurmadan önce siz ona üç defa vurun (fabii ki space tuşuyla), Öldürdükten sonra Old Ones belirecek, bu şirin! yaratıklara yüzyıllardır uşaklık eden Mad Monk'ı Öldürdük, şimdi onları memnun etmezsek biz Mad Monk'ıin yerini alacağız! Bunu tabi ki İstemiyoruz, tamamlamak gereken kutsal bir görev var, altar'- ın olduğu ekranı kolayca buluyoruz. 5 gümüş para verin, Old Ones çok sevinecekler ve bizi bir anahtarla ödüllendirecekler. Bu anahfarın ne işe yaradığını tahmin edebiliyoruz, kuyunun anahtarı. Kuyunun yanına gidiyoruz; kilidi açalım, unlock lock with key; kapağı kaldıralım, open lid. Belki The Holy Grail buradadır, look for grail. Bulamadık, ama yerine bir erystal heart bulduk ve bu bizim buradan ayrılmamızı engelleyen büyüyü ortadan kaldırdı. Şimdi katırımızın yanına gidip, ekranın altını takip ederek harita ekranına çıkalim. Gideceğimiz yer Ot Moor, burası buzlarla kaplı, bir ekran sağa ve bir ekran yukarı, tamam, Yukarı doğru gitmemiz lazım şimdi ama buz tabakasının kırılması işten bile değil.
Burayı geçerken crystal heart da kullanılabiliyor, ama biz gene de kolay olarak sadık karımızın bize verdiği gülü kullanalım, Use rose, The Message of The Rose m “Love is my shield”, Love is my shield, yazınca gül yapraklarına ayrılıyor ve bize yolu gösteriyor. Bize düşen şey 5 ekran boyunca gülü mümkün olduğu kadar yakından takip ederek kapının önüne gelmek. Kapıya doğru yürüyoruz ve kapı açılıyor. İçeride Ice Maiden ve buzdan bir kalıbın içine hapsolmuş Launcelot bizi bekliyor. Gwenhyver yüzünden buz perisinin aşkını reddeden Launcelot, orada hapsolmuş. Önce crystal heart'ı sahibine verelim, give crystal heart to Lady of the Lake. Bize gerekli olan bilgiyi ediniyoruz, Galahad'ı bulmak için Gazza'ya oradan Kudüs'e gideceğiz.
Gazza, bugün halen İsrail işgali altındaki Gazze şehri, tabii o zaman çarpışma yok. İstemeye istemeye de olsa Launcelot'u kurtarmak lazım, kimbilir belki karımız sonradan bu yasak aşktan vazgeçer. Onu kurtarmak için test olmak, yani çiçeklerin dilini konuşmak lazım. Testi kabul ediyoruz, take test. Üzerinde aynı anda bir sürü çiçeğin yetişebildiği garip bir bitki var. Bize soracağı 3 soruyu çiçeklerin dilinde ifade etmemiz lazım. İşte size çiçeklerin dili: almond blossom - umut, aster - sonradan akla gelen fikir, carnation - kalp kırıklığı, chrysanthemum, yellow - küçümsenen aşk, forget-me-not - gerçek aşk, lily, white - saflık, orchid - baştan çıkarma, periwinkle, white - hatıralardaki mutluluklar, scarlet - aşırı müsriflik, sunflower - kibirlilik, tulip, yellow - umutsuz aşk, anemone - solan umutlar, buttercup - çocukluk çılgınları, columbine - ahmaklık, delilik, chrysanthemum, white - gerçek, hyacinth - oyun, spor, lily, yellow - yalan, periwinkle, blue - eski dostluk, Poppy, red - teselli, snowdrop - umut veya teselli, tulip, red - ilan-ı aşk, violet - şehvet. Sizleri fazla uğraştıracağını sanmadığım bu testi geçtikten sonra, Launcelot Camelot'a gidiyor, biz de gölün emin tarafına katırımızın yanına ışınlanıyoruz. Launcelot'un Gwenhyver'in yanına gitmesinden dolayı içiniz buruk olabilir, ama şimdi onları boşverin, halkımızı kurtarmamız lazım; bu kutsal görevi tamamlamak için harita ekranına dönün ve Southampton'a gidin. Burası dünyanın her yerine gidebileceğimiz bir liman, kaptanla konuşun, talk to captain. Fiyatları sorun, ask about price, Gazza yolculuğunun bedeli 3 altın, verin. Zor bir yolculuk geçiriyoruz ve fırtınalar esnasında her şeyimiz kayboluyor (para kesemiz değil!). Limanda, bize rehberlik yapmak isteyen bir çocuk ve bir adam var. Biz çocukla gidelim, follow boy; go with boy, Bu çocuğun ustasına gidiyoruz, bize yiyecek ve içecek bir şeyler ikram ediyor. Şimdi ona tanrıçaları soralım, ask about goddesses. Çizdiği semboller gerçekten önemli, onları bir kağıda geçirin ve odadan çıkın. Gazza'dan Kudüs'e küçük çocukla gideceğimizi sanıyorduk, yanılıyoruz. Küçük çocuk gelmiyor ve tepede limanda reddedilen ısrarcı adamı rehber olarak tutuyoruz, give money. Adam parayı vardıktan sonra da verebileceğimizi söylüyor, artık onu takip ediyoruz. Çöl bu, en çok neyin eksikliği çekilir; tabii ki suyun. Rehber bizi önce suya götüreceğini söylüyor ve birkaç ekran sonra bir akarsu kenarına geliyoruz. Hemen akarsu yanında duran deve iskeleti, katırımızın suya ihtiyacı olduğu halde suyu içmemesi garip. Su zehirli olmalı ve bu rehber bunu bildiği halde bizi buraya getiriyor. Bu art niyetli adamı kılıcımızı çekip kaçıralım. Bir ekran sağa, bir ekran yukarı; ama hızlı, çok susadık. Gördüğümüz bitkiler suyun alameti, hemen aşağı inip su içelim, drink water. Burada suyun içinden sola devam edersek ve gerekli soruları sorarsak Merlin buranın hikayesini bize anlatıyor ve birkaç ekran sonra karanlık bir yerde kafamızı çarpıp ölüyoruz. Burayla uğraşmayalım, şimdi merdivenlerden yukarı ve bu ekranda yukarıya devam ediyoruz. Tehlikeli bir ekrandayız, kılıcı çekip bir save yapın. İşte Kudüs'ün surları ve bir cami kubbesi. Galiba The Holy Grail'e yaklaştık. Şimdi sağ taraftan ilerliyoruz ve hain rehber ortaya çıkıp bize saldırmaya çalışırken ona fırsat vermeden onu öldürüyoruz. Yukarı devam ediyoruz ve buradaki karanlık adamlar etrafımızı çeviriyorlar. Burası Britanya değil, krallığımızın burada bir hükmü yok, adamlara istedikleri 4 bakırı verin. Sol tarafa devam ederek kapının ağzına kadar geldik. İşte burada da biri bizden para istiyor, benim burada kafam bozuldu ve kılıcı çektim, adam korkup kaçtı. Para verince ne oluyor, bilmiyorum. Tamam, etrafı temizledik rahat rahat içeri giriyoruz. İçeri çok rahat girdik, hırsızın teki para kesemizi çarpıp kaçıyor. Boş yere takip etmiyoruz, ekranın solundaki dükkanın sahibi Mohammed ile konuşuyoruz, talk to man. Katırımızı çok beğenmiş, evet; Merlin'in odasındaki yazıyı hatırlıyoruz: Kudüs'te bir katır çok değerlidir. Ona katırı satıyoruz, sell mule. Mohammed bize cebindeki tüm parayı veriyor. Bu şehirde 4 bakır = 4 gümüş, 4 gümüş ile 1 altın yapıyor. Bunu öğrendikten sonra elma satan yaşlı kadını buluyoruz. Onunla konuşalım, talk to woman. Biz 4 altınlık elmayı satın alıyoruz, buy apple. Bu elma sihirli bir elma, elmayı yedikten sonra artık konuştuğumuz herkes bize gerçeği söyleyecek ve sorunlarını anlatacak. Koskoca bir kral olarak görevimiz herkesin problemini halletmek. Güzin Abla'ya taş çıkartırcasına sorunları çözerken yapmamız gereken şeyler şunlar: Sol dükkandaki adamla konuşun, kömür alın; talk to man; buy charcoal; buy herbs. Balıkçıyı bulun, etraftaki dükkanları balık kokusuyla rahatsız etmemesi için bitkileri verin; talk to man; give herbs. Sol dükkandan bir ayna alın; talk to man; buy mirror. Sola gidip Mari'yi çağırın, aynayı verin ki ne kadar güzel olduğunu kendisi de görsün; call Mari; throw mirror to Mari. Mari kendini seyrededursun, halıcıyı bulup Mari'den aldığımız peçeyi ona verip bu çapkın gencin karısıyla arasını düzeltelim; talk to man; give veil to man. Halıcıyı karısıyla rahat bırakıp antikacıyı bulun, konuşup bir relic alın; talk to man; buy relics. Kasapla konuşup, halis kuzu budu alın; talk to man; buy lamb. Tohum satan dükkandan tohum alın; buy grain. Şimdi dilenciye gidip kömürü ona verin; talk to man; give charcoal. Bitkiyi aldığımız adama relic'i verin; give relic. Daha sonra yiyecek satan kadından bir şeyler alıp o zavallı çocuğa verin ve kuzu budunu da kadına verin; give lamb. Kadın çocuğu evlat edinecek, mutlu bir aile saadeti tablosu. Onları rahat bırakıp hancıya gidin ve bitkiyi aldığımız adamın bize verdiği süpürgeyi verin; give broom. Tahtakurularından dolayı mutlu bir geceden sonra Mohammed'i gördüğümüz ekrana gidin, güvercinleri kafesten kaçıran kıza yardım edin; talk to girl; throw grains. Tohumları yiyen güvercinler kafese girecekler ve biz de görevi tamamladık. Elma satan yaşlı kadına gidiyoruz, bizi övüyor ve şimdi köşedeki eve gitmemizi söylüyor. Bu ev, daha önceleri kapısını açamadığımız ve kapıyı çaldığımızda kimsenin cevap vermediği ev. Oraya gidip kapıyı çalıyoruz; knock door. Kapı açılıyor, içeri giriyoruz... Müthiş bir dansöz dans ediyor, mouse'un sağ tuşunu kadının üzerinde klikleyin ve müthiş olup olmadığına siz karar verin. “Kutsal bir görev üzerinde olsak bile, biraz eğlence bizim de hakkımız, teşekkürler Sierra” diyenler maalesef yanılıyor. Israr edenler, save yapıp, Fatima'nın kendini teklif etmesini kabul etsin ve sonucuna katlansın. Biz tabii ki teklifi kabul etmiyoruz ve testi soruyoruz; ask about test. Bizden para kesesini isteyen Fatima'ya veriyoruz; give purse ve köşedeki kapıdan içeri giriyoruz. Önce bir deliği klikliyoruz, Fatima'nın sorduğu sorunun hangi tanrıçayı sorduğunu anlıyoruz, önce tanrıçanın sembolünü sonra da deliği klikliyoruz. Böylece sembol oraya yerleşiyor, doğru cevap verilince test başarıyla tamamlanmış oluyor. İşte size tanrıçalara ait bilgiler: ASTARTE: “bible” kelimesinin geldiği Byblos tanrıçası; the Star, Moon, the Heaveniy Virgin, Queen of The Stars ve of Heaven olarak biliniyor; diğer isimleri Tanit, Ishtar (the star), Astroarche of the Stars ve Attar-Samayin (Morning Star of Heaven); Israelite'ler onuruna şarap ikram edip, kek pişiriyorlar; Kabirleri (shrine) Byblos ve Aphaca'da; King Solomon ona Kudüs'te mabet (sanctuary) yaptırmış; rahibeleri meşhur astrologlar. ATHENE: Greek Goddess; Esasında Libya'lı; Yunan efsanelerinde Zeus'un kafasından vücuda geldiği söyleniyor; sıfatları warrior-goddess, protectress of heroes, patron of architects, sculptors, spinners and weavers, protectress of horses ve counsellor-goddess; baykuş (owl) onun arkadaşı; sülfür (sulphur) onunla anılıyor; Asıl tapınağı “virgin-house” manasına gelen Parthenon. CERES: Roman Goddess; sıfatı Mother of the Harvest; Yunan ismi Demeter'in bakire görünüşü olan Kore; kernel, core, corn kelimeleri isminden geliyor; festivali 19 Nisan'da, ismi Cerelia; çiftçiler onun için ayin düzenliyor; Ceres the Lawgiver; Rahibeleri “Roman legal system” kurulurken katkıda bulunmuş; İ.Ö. 600-2000 yılları arasında “matronae”si Roma'yı yönetmiş. ISIS: Great Goddess of Egypt: Hathor; Giver of Life; The One Who is All; güneşe hayat vermiş; Osiris'e yaptığı gibi, Pharaoh'lar Isis'in onlara ölümsüzlüğü vereceğine inanıyor; bazı Mısırlılar Nil'in taşması sebebi olarak gözyaşlarını gösteriyorlar; the eternal savior of the race of men; oğlu Horus, the Egyptian Divine Child; pastor kelimesi “servant of Isis” demek olan “Pastophori”den geliyor. VENUS: Roman version of Aphrodite; sembolü bitki ve hayvanlarda dişilik; Aşk ve cinsellik ile biliniyor; aynalar onun için kutsal; sabah ve akşam yıldızı onun adıyla anılıyor; kutsal günü Cuma'da inananları balık yiyor; Julius Caesar onuruna altın tapınak yaptırıyor; “alchemy”de sembolü bakıra verilmiş; Mabedi (shrine) Kıbrıs'ta; Lady of Animals; “venison” ise “venus' son” manasında. VESTA: Roman version of the Greek Goddess Hestia; guardian of the innermost things, home and hearth; ismi Sanskritçe bir kelime “vas”tan geliyor; religious fire canlandırmış; religious fire Vestal Virgins olarak bilinen 6 kadın tarafından korunmuş; bu işe giren genç kızlar evlenebilmek için 30 yıl beklemek zorundalar; the fire of her hearth/altar dünyanın merkezi olarak düşünülüyor. Testi başarıyla geçtikten sonra Fatima'yla konuşun; talk to Fatima. Ona hierophant'ı sorun; ask about hierophant. Tarif dilenciye tıpatıp uyuyor, yanına gidiyoruz. Onunla konuşun; talk to hierophant. Bilgileri ve iksiri aldıktan sonra yolu açtırın; open catacombs. İçeri girin. Burası ufak bir labirent, şimdi önce boynunda bir madalyon bulunan mumyanın olduğu ekranı bulun, madalyonu alın; take medallion with sword. Galahad'ı bulun ve o da ne, burada bir fare bizi ısıracak ve Galahad karşımızda bu farelerden dolayı baygın yatıyor. Seçim yapmak zorundayız, iksiri ya biz içeceğiz ya da Galahad'ı kurtarıp biz ölümle burun buruna geleceğiz. İksiri Galahad'a verin; give elixir to Galahad. Bizim daha zamanımız var, ayrıca The Holy Grail'i zamanında bulursak onun iyileştirici etkisinden faydalanacağız. Şimdi tabutun bulunduğu odaya gidin, yaklaşın, kapak açılıp içinden çıkan garip şey yaklaşmanızı söylüyor. Madalyonu almasaydık bizi öldürecekti, ama şimdi bir şey yapamıyor, tabutun içine bakın; look in sarcophagus. Altın elmayı alın; take apple. Afrodit heykelin bulunduğu odaya gidin, heykelin eli boş, elmayı eline koyun; put golden apple in hand. Heykel canlandı, Afrodit bize efsanesi hakkında 6 soru soracak, İşte size Afrodit efsaneleri: APHRODITE AND ADONIS: Adonis çok yakışıklı bir çocuk ve Aphrodite onu çok beğeniyor. Onu, bakması için, daha çocukken Persephone'a veriyor. Persephone da Adonis'e aşık oluyor ve Aphrodite onu almaya geldiği zaman geri vermiyor. Tanrıçaların kavgası Zeus'un Adonis'i yılın yarısında Aphrodite'e, yarısında Persephone'a vermesiyle son buluyor. Ama, Ares, The God of War, Aphrodite'in Adonis'e duyduğu sevgiyi kıskanıyor, kendini domuza dönüştürüyor, Adonis'in ava gitmesini bekliyor ve onu öldürüyor. APHRODITE AND PYGMALION: Pygmalion, Kıbrıs'ta yaşayan bir Aphrodite, tanrısallığını tanımadıkları için Kıbrıs'ta yaşayan kadınlardan memnun değil ve bu kadınların iffet duygularını yok edip onların rastladıkları herkesle beraber olmalarını sağlıyor. Kadınların bu davranışları Pygmalion'u kadınlardan soğutuyor, o da imanla Aphrodite'e ibadet edip heykel yapıyor. Fildişi'nden (ivory) yaptığı bir kadın heykeline aşık oluyor, Aphrodite onun dualarını duyuyor, kabul ediyor. Aphrodite bu heykele can veriyor ve Pygmalion'u böylece ödüllendiriyor. APHRODITE AND HIPPOLYTUS: Hippolytus, her gün savaş arabasıyla (chariot) ava gidiyor ve King Theseus'un oğlu. Aphrodite, yakışıklılığına vuruluyor, fakat diğer bütün kadınları reddettiği gibi Hippolytus onun aşkını da reddediyor. Kızgın Aphrodite, üvey annesi Phaedra'nın da Hippolytus'a aşık olmasını sağlıyor, ama o da reddediliyor. Phaedra, King Theseus'u, Hippolytus'un ona tecavüz ettiğine inandırıyor ve King Theseus öç alması için Poseidon'u (sea-god) çağırıyor. Hippolytus, savaş arabasını Saronic Gulf'a sürdüğünde, atları ürkütmek için dalgalardan oluşan bir kızgın boğayı üzerine yolluyor. Atlar paniğe kapılıyor ve Hippolytus savaş arabasının arkasında sürüklenerek ölüyor. 6 doğru cevaptan sonra heykel bize bir güvercin (dove) veriyor ve catacombs'dan çıkmak için yolları söylüyor: batı, doğu, güney, doğu, güney, kuzey. Lodestone'un yardımıyla yolu bulun ve arenaya çıkın. Bir-iki tur atın ve Saracen ortaya çıksın. Saracen'in size verdiği miğferi giyin; wear helmet. Saracen'i öldürmemiz dövüş esnasında kullanılacak tuşlar:
Soldaki savaşçı için:
7- üstten büyük darbe 8- kalkan üste 9- üstten normal darbe 4- geri çekilme 5- kalkan ortada 6- ortadan normal darbe 1- alttan büyük darbe 2- kalkan altta 3- alttan normal darbe. Sağdaki savaşçı için şöyle oluyor: 7 ile 9, 6, 1 ile 3 yer değiştiriyor. Dövüş esnasında tuşlara rastgele basmanın yararı yok, dinlene dinlene dövüşün. Saracen'i öldürünce, güvercini kullanın; use dove, takip edin, Aphrodite'in ruhuna dönüşsün, bize arenada uğurlu rakamı kadar dönmemizi söylüyor. Sağdan başlayarak 6 yer sayıyoruz, burada 3. sütunu itiyoruz; move pillar. The Holy Grail'i alın, sizi iyileştirecek ama nereden çıktığı bilinmeyen bir hırsız onu çalıyor, takip edin. İpe tırmanırken ip kopuyor, onu öldürmeyin, bizi bıçaklamaya çalışacak, ona hak ettiğini The Holy Grail veriyor. Görüyorsunuz ve artık sizi uğraştırmayan The Holy Grail sizi Camelot'a gönderiyor. Onun kutsal gücü sayesinde halkımız ve topraklarımız üzerindeki lanet kalkıyor. Başardık, görev tamam. Bütün güzelliklere rağmen güzel karımız Gwenhyver'ın en güzel hisleri Launcelot'a, değişen bir şey yok. Bu da doğal, her şey Türk filmlerindeki gibi değil. Sonuç olarak, bence, bu güzel Sierra adventure'ını kaçırmayın sakın.
sakın.