MASA ÜST YAYINCILIĞIN TE

Masa Üstü Yayıncılık konusunda yayınlanan yazılarda, matbaacılık mesleğinin uzmanlık diline ait kavramlarla karşılaşıyoruz. Bu yazıda bu kavramların en önemlilerini açıklamaya çalışacağız. Ayrıca Masa Üstü Yayıncılık'ta ve bunun dışında sayfa düzenlenmesinin esaslarını ana hatlarıyla vereceğiz.

Metin işlem bilgisayarlarda standart bir kullanım haline geldiğinde, çıkan metinlerde bilgisayarların mekanik yazı makinelerinin yerine geçtiği kolayca fark edilebiliyordu. O zamanki matris yazıcıların yüksek çözümlemeli karakterleri, basit, gösterişsiz bilgisayar yazısını oluşturuyordu. İş mektuplarının alışılagelmiş matbaacılık yöntemleriyle de seri üretim olarak hazırlanabiliyor olması gerçeği, ilk olarak bu “gayrı kişisel” matris ürünlerin çöpe gitmesini sağladı. Yazıcı üreticileri ürünlerini giderek geliştirdiler. Yazıcı kafada dokuz iğnenin kullanılmaya başlanması Near Letter Quality (NLQ) (yaklaşık mektup kalitesi) düzeyine erişilmesini sağladı. Bu yolla yazılan yazılar, matbaada basılmış ya da daktiloda çıkmış gibi görünüyordu. Bu gelişme bilgisayarla birlikte yazı parçalarını da yine kişiselleştirdi. Bugün 24 iğneli ya da lazer yazıcılar kullanılıyor. Bunlardan elde edilen ürünler, matbaa ürünlerinden ayırt edilemeyecek kalitede. Metin işlem ya da farklı bir söyleyişle metin üretimi, mikro bilgisayarların ilk kullanım alanlarından biri. Burada, bürodaki kişisel bilgisayarın ya da evdeki ev bilgisayarının kullanılıyor olması bir şey değiştirmiyor.

GÖRSEL ÇEVRE KİRLİLİĞİ

İnsan uğraşıp bir şeyler yazdığında, okuyucuda bir etki yaratmayı amaçlar. Her gün yazı masanızın üstünü ya da mektup kutunuzun içini dolduran kâğıt yığınını eleştirel bir gözle incelediniz mi? Böyle bir incelemenin sonucunda, cicili bicili baskılar halinde ne boyutlarda bir “görsel çevre” yaratılmakta olduğunu fark edeceksiniz: Hazırlamak istediğiniz ister bir ticari mektup, ister bir davetiye, ister bir rapor ya da bir öğrenci gazetesi olsun, “basılı malzeme”nin optimal düzenlenmesinde kullanılacak metinlerin ya da grafiklerin herhangi bir zorlukla karşılaşmadan sayfanın istenen yerinde istenen boyutlarda ve hizada yerleştirilebilir olması gerekir. Bu işlemi bir metin işlem programıyla yapmak oldukça zahmetlidir. Bu tür sorunların çözümü ise bir devrim değil, yalnızca metin işlemin mantıksal olarak geliştirilmesidir: Desktop Publishing (kısaltması DTP) — Masa Üstü Yayıncılık. Bu kavramın İngilizcesini telaffuz etmek zorunuza gidiyor olsa bile (aslında basit olarak Destop Paplişing şeklinde söyleyebilirsiniz), artık bu uzmanlık alanının gündelik konuşma dilinde vazgeçilmez bir konuma erişti. Gelişkin metin işlem programları birden fazla aralık, grafik koyabilme olanağı ve farklı karakter setleri gibi yeteneklere sahipler. Aslında onların bu yeni yetenekleri DTP programlarının uzun zamandan beri asli işlevleri durumunda. Evinizdeki AMIGA kişisel bilgisayarınızda DTP'yi metin işlemden sonraki ikinci adım olarak kabul edebilirsiniz. Metin çölünden okunaklı bir hayranlık uyandıran yayına bir adım. Masa Üstü Yayıncılık yalnızca alışılagelmiş işleri kolaylaştırmakla kalmıyor, bir sürü yeni bakış açısı da getiriyor. Öncelikle bunların nasıl ger-

Yayıncılığın

MELLERİ

çekleştirileceğini öğrenmek gerekir. İçinde metinler, resimler, ara başlıklar ve grafik öğeler bulunan bir sayfanın oluşturulması, bir mektubun yazılması kadar basit değildir. Aslında herkes de yeni bir Gutenberg olamaz tabii. Amerikan dergisi Publish'in yayımcısı David Bunnel, “masa üstü yayınların çoğu benim şevkimi oldukça kırmıştı. Amatörce yaratılan biçimleri gördükçe kendime, insanların bu pisliği bir lazer yazıcı üzerinden topluma sunmalarının daha

€ Punto 8 Punto 10 Punto

12 Punto 14 Punto 16 Punto

18 Punto 20 Punto 24 Punto

28 Punto 36 Punto

48 Punto 72 Punto iyi bir dünya yaratıp yaratmadığını soruyordum” diyor. Masa Üstü Yayıncılık olayında gerekli olan yalnızca teknik donanım değil, baskı bilgisinin de çok önemi var. Nihayet hiçbir metin sistemi kullanıcısını bir yazar yapmaya yetmiyor. AMIGA'da kullanılan DTP programlarının çoğu, yalnızca metinlerin kaydedilmesi için pek uygun değil. Metnin edit edilmesi, yani makineye girilmesi ve düzeltilmesi için ise bir metin işlem programı gerekli. Bu programın metni ASCII formatında saklama yeteneğine sahip olması gerekiyor. Bu format tüm DTP programları tarafından okunabiliyor. Masa Üstü Yayıncılık'ın asıl görevi ise, basılacak olan şeyin tipografisi, yani Layout. Tipografi kavramı, Yunanca “typos” (tip, biçim) ve “graphein” (yazmak) sözcüklerinin bileşiminden oluşuyor ve en geniş anlamıyla yazı karakterlerinin önceden belirlenmiş bir alanda dağılımını kapsıyor. Buna, tek tek harflerin biçimlerinin yanı sıra fotoğraf, çizim ve süsleme vb. gibi yazılı olmayan unsurlar da dahil. Asıl ağırlık noktası ise yazının şekillendirilmesinde yatıyor. Bir yayında kullanılacak uygun yazı stilinin seçiminde ne kesin önkoşullar ne de şaşmaz kurallar söz konusu. Her yazı, kendine özgü ve değişmez bir yazı karakterine sahiptir. Yazılı benzeşimler kullanarak metnin içeriğiyle uyuşan ya da zıtlaşan çağrışımlar yaratılabilir. Yalnızca büyük harf ya da küçük harf, ya da küçük harflerin ortalama boyundaki büyük harfler gibi özel tipografik karakterlerin kullanılması da bu konuda önemli rol oynar. Bir yayının etkililiği, yazı stilinin yanı sıra metin boyutlarına da bağlıdır. Bu büyüklük çoğunlukla tipografik punto üzerinden belirtilir (Resim 1). Bir punto, Alman-Fransız Didot sistemine göre 0,376 milimetreye karşılık gelir. Punto'nun yanında kullanılan bir diğer birim de 12 Punto'ya karşılık gelen cicero'dur (4,512 mm). AMIGA'da kullanılan DTP programları Amerika Birleşik Devletleri'nde programlanmıştır. ABD'de kullanılan birim ise Pica'dır (4,216 mm). Bir Pica, 12 Point'e karşılık gelir. Bir Point, 0,351 mm.'dir. Bu birimlerin yanı sıra tabii milimetreli alışılagelmiş metrik sistem de kullanılır.

Resim 1: Bir harfin büyüklüğü punto ya da pica cinsinden verilir.

HARFLERİN ÖLÇÜLMESİ

Type ya da Letter olarak adlandırılan her bir harf, şu şekilde ölçülür:

Yazı konisi ya da yazı derecesi (punto), harfin yüksekliğini verir. Bu ölçü bir büyük harfin konisinin üst noktasında bir küçük harfin konisinin alt noktasına kadar alınır. Bu ölçü örneğin 10 punto tutuyorsa, 10 puntoluk bir yazı ya da 10 puntoluk bir yazı derecesi sözkonusudur. Kahnhk (ya da koyuluk) harfin genişliğiyle bağlantılıdır. Çok küçük ya da çok büyük yazılar, yani 8 puntonun altı ve 14 puntonun üstü, akan metinlerde, diğer bir deyişle kendine özgü bir bilgi içeriğine sahip metinlerde kullanılmamalıdır. Birçok amaç için en uygun yazı büyüklüğünün 12 punto olduğu uzun deneyimler sonucunda saptanmıştır. İki ya da daha fazla yazı türünün kullanılması, metnin şekillendirilmesini büyük ölçüde etkiler. 19. yüzyılin yaygın modası olan, bir metinde on ya da daha fazla yazıyı kaynaştırikinci yazı türü kullanılması yeterlidir. Aynı durum italik, altı çizili ve dişi yazılar içinde geçerlidir. ilke şudur: Az, daha çoktur. Tek tek harf ve karakterlerin oranları ve yazı türlerinin bileşiminin yanı sıra bu öğelerin kâğıt üzerinde yerleşimi de büyük önem taşır. Aynı metnin etrafında çok az (sıkışık) ya da çok fazla boşluk bırakılması (kaybolmuş gibi) çok farklı görsel etki yaratır. Aynı durum satır aralığının seçilmesi ya da yazının bloklanmış mı yoksa yanlarda serbest mi olacağının belirlenmesinde de geçerlidir. İki satır arasında bulunan punto uzaklığı, tipograflar tarafından aralık ya da anterlin olarak adlandırılır (Resim 3). Bu aralık da yazı büyüklüğüyle adlandırılır. 11 puntoda 10 puntoluk aralıktan bahsedildiğinde, koninin alt kenarıyla bir sonraki satırdaki koninin üst kenarı arasında ma, pek uygun değildir. İki ya da üç yazı türü yeterlidir. En sık kullanılan yazı türleri Times ve Helvetica'dır. Times, gazeteler, dergiler, broşürler ve diğer birçok kullanımlar için evrensel düzeyde kabul görmektedir. Bu yazı türü 1931 yılında London Times için yaratılmıştır. Orta uzunluğunun fazla olması ve güçlü kontrastı sayesinde, özellikle uzun metinlerde okumayı çok kolaylaştırmaktadır. Helvetica ise serifsiz bir yazı türüdür. Serif, harflerin ana çizgilerinin bitişlerindeki yatak, dikey ya da eğik küçük kısımlardır (Resim 2). Serifsiz yazılar seriflilere oranla daha çok bilimsel hissi verirler. Times ise daha çok klasik bir güvenilirlik hissi verir. Egzotik yazı türlerinin kullanımını da pek abartmamak gerekir. Çoğu durumda ana metin (basın-yayın jargonunda bodycopy olarak adlandırılır) için bir yazı türü ve gerekirse ara başlıklar, resim altları vb. için bir

Times Roman serifli bir yazı türüdür

Helvetica serifsiz bir yazı türüdür

Resim 2. En sık iki yazı türü, serifli Times ve serifsiz Helvetica'dır.

(Resim 4) 1 punto olduğu anlaşılır. Pratik bir kural olarak dizgiciler, yazı büyüklüğünün yüzde yirmisini aralık olarak kabul ederler. Aralığın daha dar olması metnin okunmasını zorlaştırır, “masif” hale getirir ve hazmedilemez hissi vermesine neden olur. Aralığın normalden fazla olması ise, okurda, yazıda yetersiz ya da zayıf bilgi verilmekte olduğu izlenimi yaratır. Bir satırın yazı çizgisi ya da temel çizgisi ile bir sonrakinin yazı çizgisi arasındaki dikey aralık satır aralığı olarak adlandırılır. Estetik nedenlerle harflerin birbirlerine yaklaştırılması, İngilizce olarak Kerning olarak adlandırılmış. Tüm harfler aynı aralıkla yerleştirildiği takdirde, A, V, T, L, Y gibi harflerle oluşan kombinezonlarda çok fazla beyaz boşluklar oluşur (Resim 5). Bu durum metnin okunaklılığını olumsuz yönde etkiler. Harf aralıklarının eşit ve ritmik olarak hoş ola-

Enterlin

&

Koni alt kenarı

Koni üst kenarı bilmesi için, çizgisel olarak eşit değil, tüm yüzeye bakıldığında eşit aralıklı olması gerekir.

Resim 3. Enterlin, bir satırın koni alt kenarıyla bir alttaki satırın koni üst kenarı arasındaki aralıktır. Temel çizgi, belirler.

YÜZEYİN ESTETİĞİ

Tipografide sayfanın basılı ve basılı olmayan kısımlarının birbirine oranı daha çok önemli rol oynar. Çoğu yayınlar karşılıklı çift sayfalar içerir. Sayfayı hazırlayan kişinin sanatı, her iki basılı sayfayı hem birbirinden ayrı, aynı anda da bir bütün olarak gösterebilmekte yatar. Bu görevi büyük ölçüde sayfaların boş kenarları yerine getirir. Her iki sayfanın iç kenarları sayfaları birbirinden ayırırken, dış kenarları da bunları biraraya getirir. Bu nedenle iç kenarların dış kenarlara oranla daha dar olması gerekir. Tek bir bütünlük arzetmesi gereken bir afişte ise, farklı düzenleme kuralları geçerlidir. Bir sayfada alt ve üst kenarlardan eşit uzaklıkta yerleştirilmiş tek bir satır varsa, insan gözü bunu sayfanın ortasında değil biraz daha aşağıdaymış gibi algılar. Bu olgudan yola çıkarak, alt taraftaki boşluğun üsttekine oranla daha büyük olması kuralı türetilmiştir. Sayfa yüksekliği, sayfa genişliği, metin ve kenar alanlarının optimal olarak belirlenmesi amacıyla matbaacılık tarihi boyunca bir dizi matematik model geliştirilmiştir. Günümüzde hâlâ geçerli olan en eski kurallardan biri, sayfa oranlarının 2:3 olmasını öneren “altın kesim” kuralıdır.

BİR SÜTUNA İKİ ALFABE Çoğu durumda bir satır sayfanın tüm genişliğini kaplamaz. Sayfa dikey sütunlara ayrılır. Tipografide geçerli olan bir kurala göre, sütun genişliğinin hiçbir zaman 26'şar harflik iki alfabeden uzun olmaması gerekir. Bu da azami 52 harf eder. Bu kural, okuyucunun bir satırın sonuna geldiğinde, bir sonraki satırın başını bulmasını kolaylaştırmayı amaçlar. Baştan ve sondan bloklanmış yazılarda, sütunun çok dar olmamasına dikkat edilmelidir. Çünkü bölünmesi zor olan çok uzun sözcükler kullanıldığında göze hoş gelmeyen boşluklar doğabilir. Resim ve şekillerin genişlikleri, sütun genişliğinin katları kadar olmalıdır. Bu, dengeli bir görüntü sağlar. Bu nedenle iyi bir DTP programının, örneğin AMIGA'da üretilen IFF grafiklerinin boyutlarını değiştirebilmesi gerekir. Paragraflar da yazının okunmasını kolaylaştıran öğelerdir. Bunu sağlamak için paragrafın ilk satırı kullanılan yazı büyüklüğü kadar içeri çekilir. Buna girinti adı verilir. 12 puntoluk bir yazıda girinti de 12 punto olur (12*0,376 mm. = 4,512 mm.). Daha büyük bir paragraf aralığının seçilmesi, metnin paragraflara bölünmüş görüntü vermesinin daha da güçlenmesini sağlar. Sayfanın bilinçli bir şekilde, metin, çizimler ve beyaz alan arasında bölünmesiyle, farklı efektler yaratılabilir. Sayfa canlı, sakin, havalı ya da tıklım tıklım olabilir. Burada da geçerli olan, yayınla hangi etkinin yaratılmak istendiğidir. Tipografide mutlak kuralların olmaması, yayınların görsel olarak biçimlendirilmesinin basit olduğu anlamına gelmez. Baskı biçimleri ve bununla bağlı olarak yaratılan etkiler o kadar çeşitli ve birbirinden öyle küçük nüanslarla ayrılabiliyorlar ki, biçimsel (tipografik) olanakların yaratılabilmesi bir sürü bilgi ve uzun deneyimler gerektiriyor. Böylece yüzyıllar süresince deneyimlere ve insanın en uygun oranlara erişme özlemine bağlı olarak tipografinin kuralları oluştu. Eğer müzikle yakından uğraşıyorsanız, bir müzik enstrümanını layıkıyla çalabilmenin ne uzun çabalara ve egzersizlere mal olduğunu bilirsiniz. Aynı şekilde enstrümanın da öğrenilmesi ve bu enstrümana hakim olunabilmesi, büyük çaba ve deneyim gerektiriyor. Buna ek olarak hangi yazı türlerinin birbiriyle uyum sağladığını, hangilerinin ise uyumsuz olduğunu bilmek ve armoniyi öğrenmek de gerekiyor. Bunu sağlamak için bir kursa devam etmek ya da bu konuda yazılmış kitapları dikkatlice okumak yeterli olabilir. Masa Üstü Yayıncılık konusuyla uğraşırken tipografiye yeterince zaman ayırmanız gerekir. Tipografi konusunda ne kadar çok bilgiye sahip olursanız, sayfaları oluştururken o denli zevkle çalışırsınız. Ayrıca bastığınız sayfaların görünümleri de o denli profesyonelce bir hal alır.

Yazı konisi

Üst uzunluk

Orta uzunluk

Genişlik

Temel çizgi

Resim 4. Üst, orta ve alt uzunluklar, bir yazı türünün yazı konisini belirlerler.

AVA Te TO ij Kesmesiz harf grupları

AVA Te TO ij

Otomatik kesmeli harf grupları

AVA Te TO ij Manuel kesmeli harf grupları

Resim 5. Kesme, harfler arasındaki beyaz alanları ayarlar. DTP, bu işlemi otomatik

ya da manuel olarak yapabilir.

Peki, AMIGA gibi bir bilgisayarda DTP nasıl işlev görür? Programların temel çalışma biçimleri aslında birbirinin aynıdır. DTP programıyla yapılan çalışma, çizim programlarınınkine benzer. DTP programında bir sayfa çağırabilir ve bunu çalışma alanı olarak belirleyebilirsiniz. Sayfanın büyüklüğü, yazılı kısmın sayfada kaplayacağı alan, sütun sayısı ve bunların aralıkları için belirli değerler verilebilir. Bu değerler isteğe göre değiştirilebilir de.

Sayfanın, akan metin, ara başlıklar, başlık, çizimler ya da çizgiler, dikdörtgenler gibi grafik öğelerinin herbiri için bir çerçeve ayrılır. Çoğu DTP programları, basit metin ve grafik işlevlerine sahiptirler. Fakat çoğu zaman metinler ve grafikler, metin işlem (Word Perfect, Prowrite vb.) ve çizim (Deluxe Paint II) programlarından aktarılır. Ara başlıklar ve yapı öğeleri DTP programlarında son derece hızlı bir biçimde oluşturulabilir. Çerçeveler sayfanın istenen yerine milimetrik hassasiyette yerleş-

A Sİ

tirilebilir. Bu konumlandırma işleminde yardımcı olmak üzere kullanılan bir öğe (snap to grid), tam yerleştirilmemiş çerçeveleri belirli bir büyüklüğün tam katlarına çevirir (örneğin 0.5 mm.). İyi ve gelişkin bir DTP programı, eğer grafik çerçevesini metnin üzerine koyarsanız, isteğe bağlı olarak bir resmi bir metnin üzerine yerleştirebilir. Bu sırada grafiklerin boyutları istendiği gibi değiştirilebilir. Bu kısa tanıtıcı yazı, Masa Üstü Yayıncılık'ın kullanılmasının özellikle metin ve grafik birleştirileceği zaman yararlı olacağını gösteriyor. Peki, siz Desktop Publishing'e ne zaman başlayacaksınız?

İlk olarak bilgisayar mı, yoksa veri aletleri mi icat edilmiştir? Zira bir bilgisayarın mantıklı şekilde kullanılması için bilgilerin herhangi bir şekilde bilgisayara aktarılması gereklidir. Bu iş için çeşitli yöntemler geliştirilmiştir.