şimdilik...

lümü okuyup kavrasaydı, “bozuk bilgisayarımı değiştireceğim diye mağaza müdürü ile gırtlak gırtlağa gelmek yerine, o soğuk sonbahar sabahında bilgisayarının keyfini çıkarıyor olacaktı. İnsan ile makine arasındaki o galibi olmayan çatışmaya sürüklenen bilgisayar sahiplerinin sayısı hiç de az değil. Bir kere, akılda tutulacak çok şey var, bağlantısı kurulacak bir alay kablo, hatırlanacak bir sürü komut, okunacak talimat ve çok sınırlı bir zaman. Durmaksızın genişleyen ve hazmedilmeyi bekleyen talimat yığını ve bilgisayarın bilgi alma ve verme kısımlarıyla başa çıkılamayınca, bir de bakarsınız ki, bilgisayar ile sahibi arasındaki evlilik soluğu boşanma davasında almış. Sebep, bağdaştırılamaz mizaç farklılıkları... Birisi çıkıp da bana yepyeni bir bilgisayar aldığını söylediğinde, hep yeni evli çiftlere söylediğim tavsiyelerimi sıralarım. Eşinize mutlaka bir şüphe payı tanıyın. Birbirinizi dinlemevi öğrenin veherdalaşmada kabahati bütünüyle karşınızdakınin üstüne atmayın. Yeni bilgisayar sahiplerine şu öğüdü de ilave ederim: “Şayet ilk ayınızda, cihazınızın bozulduğunu en az on defa düşünmediyseniz, bilgisayarınızı doğru dürüst ve yeterince kullanmıyorsunuz demektir.” Bilgisayara yeni başlayan müptedilerin, sistemin ölüverdiğini en az on-on iki defa düşünmeden ilk ayı tamama erdirdiklerine şimdiye kadar hiç mi hiç rastlamadım. Gelin görün ki, arızanın ne olduğu araştırıldığında, yanlışlığın sistemde de- Bil kullananda olduğu meydana çıkar hep. Commodore bilgisayarınız ile sizin aranızdaki ilişkiyi neşeli sürdürmenin ve bir çatlağı önlemenin püf noktası şudur: Önce, beklentilerinizin gerçekçiliğin sınırlarını aşmasına müsaade etmeyiniz; ikincisi, bir oturuşta bilgisayarınız bütün kesimlerine hükmetmeye kalkışmayın; ve üçüncü olarak, ev ödevinizi iyi yapın.

BEKLENTİLER VE GERÇEK HAYAT

Beklentileriniz, ilk bilgisayarınızla buluştuğunuzda yedi kat göklerde dolaşır durur. Koltuğunuza yaslanıp ürünleri devşirirken bilgisayarınızın mucizeler yaratmasını beklersiniz. 1984'te hemen hemen tüm arkadaşlarım bilgisayar devrimine katılmaya pek bir hevesliydiler. Çoğu ilk aldıkları sistemlere büyük bir iyimserlik ve coşkuyla yaklaştılar - hepsi de sistemi çalıştırmaya çok teşneydiler. Bilgisayarın keyfini çıkarmak, kullanmak ve ona efendilik etmek ist yorlardı. Dört arkadaş, ki ikisi master yapmış üniversite mezunu dört arkadaşım yalnızca bilgisayar sistemleri satın almakla kalmadılar, bir de üstelik BASIC öğrenmek amacıyla gece kurslarına kaydoldular. Bir ay kurs gördükten sonra, ikisi pes etti. Geri kalan iki arkadaşım kursları tamamladılar tamamlamasına ama, bilgisayar dilinin hiç gerekmediği k: dar anlaşılması zor olduğundan, ü telik de kullandıkları tüm yazılımların ya çok kötü hazırlanmış, ya da “hatalı” çıktığından şikâyetçiydiler. Bütün ümitleri boşa çıkmıştı. Balayı çoktan son bulmuş ve de evlilik kayalara bindirmişti. Nerede hata yapılmıştı? Esas olarak, beklentileri gerçeğin hükümranlık sahasının dışına taşmıştı. friendly” ibaresi onların dirençlerini kırdı ve gerçekle yüzyüze geldiklerin-

Düş kırıklıkları biraz olsun hafifletildiğinde, genellikle yazılımın “çuvallaması” öncesindeki işlemleri gerisin geriye yeniden kurmalarına ve böylece de sorunun ne olduğunun ortaya çıkarılmasına yardımcı olabiliyorum.

de de bu işten vazgeçiverdiler. Bugün bilgisayar kullanımı birkaç yıl öncesine kıyasla çok daha kolay, ama onlara hakim olmak yine bir miktar zaman ve çaba gerektiriyor. Bilgisayarlar mucizeler yaratamazlar; sadece siz ona ne söylediyseniz onu yaparlar ve de bir hayli çabuk yaıl parlar. Onların dili rekir. Eğer bir meti yor ve de metnin bir bölümünü tamamen silmek istiyorsanız, vereceğiniz ve iş görecek uygun komutların hangileri olduğunu bilmek zorundasınız. Komutları bilenler için bu söylediğimiz son derece basit bir iş iken, yeni başlayan bilgisayar kullanıcılarına çok kafa karıştırıcı görünebilir. Metin-işlemciyi kullanmak her ne kadar zor bir iş değil ise de, ona biraz zaman ayırmanız, denemeler yapmanız ve her şeyden evvel el kitabını incelemeniz gerekir. Bilgisayarlardan gereğinden çok şey beklemeye dair benim ilk kişisel tecrübem heceleme programına ilişkindir. Ben hiçbir zaman hecelemeyi doğru dürüst beceremezdim. Bu yüzden, ilk metin-işlemcimi satın aldığımda, bir heceleme sözlüğü olmasına dikkat ettim. Bendeniz safiyâne heceleme sözlüğünün benim tüm gramer hatalarımı bulup düzeltmesini bekledim; yapmadığını görünce de hayal kırıklığına uğramıştım. Meselenin ne olduğunu enine boyuna düşündükten sonra, bilgisayarımdan yapabileceğinin çok üstünde işler beklediğimi farkettim. Heceleme sözlüğü tanımadığı kelimelerin yerlerini tesbit edebiliyorsa da, eğer ben tutup “uşak” kelimesini “usak” şeklinde, hatta “uzak” ya da “kuşak” yazarsam, gerçekte hangi kelimeyi kastettiğimi bana ikaz edemez. Ve şüphesiz, heceleme sözlüğü cümle içinde yanlış kullanılan kelimeleri de işaret edemez: diyelim, “kar” yerine “kâr”, yahut “hala” yerine “hâlâ” kullanmışsam, bana müdahale edemez. Beklentilerim gerçekliğin sınırlarını aşmıştı yine. Aslında, ilk hayal kırıklığının üstesinden geldikten sonra, heceleme sözlüğünün benim yerimi alamayacağını öğrenmek inasana bir güven veriyordu. Benim ona olduğu kadar sistemin de bana ihtiyacı vardı. Bilgisayarların gerçek anlamda akıldan yoksun olduklarını söylemek hiç de mübalağa sayılmaz. Ama bu eksikliklerini çok süratli işlem yaparak kapatırlar. Sizden tüm bekledikleri komutların mantığa uygun olmasıdır. İşte ikinci anlaşmazlık noktası da tam bu noktada ortaya çıkıyor - mantık. Bilgisayarlar bu noktada pek ısrarlıdırlar ama, nedense insanlar mantığı hep ihmal ederler. İnsanlar bir konudan öbürüne sıçrayıp dururken, bilgisayarlar komutları, her defa da birer tane olmak üzere, birbirini izleyen sıralar halinde yerine getirirler. İyi tarafları şudur ki, tüm komutlarınızı akılda tutarlar ve hepsini şimşek süratiyle yerine getirirler. Bilgisayara hakim olabilmenin püf noktası, tıpkı onun gibi düşünmektir. Bilgisayar her komutu birbirini izleyen küçük adımlara böler.

Oğlunuza çimleri biçmesini söyle-

Yabancı bir ülkeyi ziyarete giderken yanına tercüme sözlüğü almayan insan pek azdır, ama bilgisayarlar dünyasına silahsızteçhizatsız dalmakta asla tereddüt etmeyin.

diğinizde ne dediğinizi anlayacaktır (tabii, niyetinizi kavramakla birlikte söylediğinizi yapmayacaktır), aynı komutu bilgisayara verdiğinizde aldığı emri aşağıdaki gibi, çok sayıda minik parçalara bölecektir: Garaja git. Garajın kapısını aç. Biçki makinesini al, Biçki makinesini ara yola çıkar. Aleti ayarla. Hareket kablosunu çek. Düğmeye bas. Çimenin biçilecek bölümünü sapta ve benzeri şeyler. Bilgisayar somut komutlar ister, genel talimat sevmez. Bu sizin biraz gayret sarfetmenizi gerektirir, ama bilgisayar bir kere komutlarınızı anlayınca, süratle ve noksansız yerine getirecektir (ki, oğulların böylesine uysal olduğu pek enderdir). Eğer kendinizi bu kısa, mantıki, birbirini izleyen adımlarla düşünmeye alıştırırsanız, bilgisayarların mesud dünyasına doğru yol alıyorsunuz demektir. İnsan beyni için pek açık seçik görünen şeyler, bilgisayarınız açısından gerçek bir baş ağrısı olabilir. En önemlisi, bilgisayarınızla iletişim kurmak ve ondan imkânsızı beklememektir. İmkânsızı isterseniz, hayal kırıklığına uğrarsınız.

ÇEVRESEL GEREÇLERİN VE YAZILIMLARIN ESRARI

İlk sistemimi öğrenirken haksız bir avantajım olmuştu - sistemimin tamamını bir kerede satın alamamıştım. Sistem altı aylık bir sürede parça parça ulaşmıştı elime. O sırada beni bir hayli sinirlendirmişti bu durum. Ama beri yandan da, bilgisayarın disket sürücüsü modem, monitör ve printer gibi parçalarının hepsini birden öğrenmeye kalkışmak yerine, her bir parçaya yavaş yavaş aşina olma imkânına kavuştum. Bu teker teker tanıma yaklaşımını tüm yeni bilgisayar sahiplerine hararetle tavsiye ederim. Eğer daha önce bilgisayar kullanmadıysanız, sadece onunla iletişim kurmak bile bir serüvendir; onu çözmeye çalışmak ve tüm ek cihazları bir defada kavramaya girişmek daha az eğlencelidir. Ben yeni bilgisayar sahiplerine her zaman sistemin parçalarına teker teker yaklaşmalarını salık veririm (ne yazık ki, bu öğüdüme itibar edenlerin sayısı pek azdır). Önce bilgisayarı ele alın - bütün bir hafta boyunca cihazı deneyiniz, el kitabını baştan sona kadar adamakıllı hatmedin. Bu dön-dolaş hazırlık çalışması sırasında disket sürücüsünü yalnızca program yüklemek için kullanınız. Size yabancı bir kelime ya da ibareye rastlarsanız- sistem rehberinizin ime listesine yahat bilgisayarınızın e bakınız. Bilgisayarınıza iyiden iyiye alışınca, aynı işlemleri bu sefer de disket sürücüsü ile tekrarlayınız. Ele alacağınız son cihaz printer olmalıdır. Bu hayvana azami dikkat buyurulmalıdır - hâkim olabildiğiniz an, sizin en sevgili hizmetkârlarınızdan biri haline gelebilir, ancak o vakte kadar size kafa tutmak için hiçbir fırsatı kaçırmayacaktır. Uygun interface varsa, her printer her bilgisayarla anlaşır. Ancak uygun buluşmanın gerçekleşebilmesi için, her dipswitch'in doğru istikamette yöneltilmesi gereklidir. Bu minik dipswitch'ler, sırf bilgisayar ile printerin izdivacını engellemek maksadıyla kötü ruhlu cinler tarafından yaratılırlar. İşte bu nedenle de, yeni bilgisayar sahiplerine tavsiyem, tamamiyle kendi sistemleri için özel olarak dizayn edilmiş printerler satın alsınlar. Daha sonra sisteminizin bütün girdi-çıktisını öğrenince ve kendinizi yeni bir şeyde sınamak istediğinizde, interface gerektiren bir printer satın alınız. En sık işittiğiniz şikâyet, yazılımların ya doğru dürüst çalışmadığı ya da alıcının arzu ettiği şekilde çalışmadığı yolunda. Tavsiye ettiğim bir malin üstündeki disket kadar dâhi kıymeti olmadığından, yakınan paniğe uğramış arkadaşlarımızın yolumu kesip beni soru yağmuruna tuttuğu çok olmuştur. Düş kırıklıkları biraz olsun hafiflediğinde, genellikle yazılımın “çuvallaması”” öncesindeki işlemleri gerisin geriye yeniden kurmalarına ve böylece de sorunun ne olduğunun ortaya çıkarılmasına yardımcı olabiliyorum. Bu durumlarda da, birkaç istisna dışında, hatanın kullanıcılarda olduğu görülür. Ya el kitabını baştan sona doğru dürüst okumamışlardır ya da okuduklarını adam gibi anlamamışlardır. Daha da sık görülen, malı kullanma hevesindeki müptedilerin ilgili belgelerin ancak yarısını okumaları ve henüz bâkir bir sahaya daldıkları yahut da hiç bir zaman vermedikleri bir komutu bekleyip duran yazılım kilitlendiğinde paniğe uğramalarıdır. Allah'tan, yeni yazılımın keşfi hususundaki bu telaşlı yaklaşım ne yazılım ne de donanım için büyük tehlike taşımaz (böyle olmakla birlikte, aynı telaşlı tavır arada sırada ahbaplıkları gerginleştirebilir). Yıllar geçtikçe yeni yazılımı keşfetmeye ilişkin kendim yöntemimi bir geliştirdim. İlk önce, diskette bulunan yazı koruma çentiğini kaza eseri üzerine yazı yazmayayım diye kapatırım. Sonra, daima disket rehberini çağırırım onu da printer listeme kaydederim. Bu bilgi çok zaman işime yarar; çünkü bazı yazılım geliştiricileri “Önce Beni Oku” denilen dosyayı disketlerine depolarlar. Bu dosya, el kitabında mevcut olmayan bilgileri içerecektir. Rehber aynı zamanda, yazılımı test etmek üzere yüklenebilen demo'ları ya da test dosyalarını da gösterir. Bu bilgi genellikle, yazılımın son versiyonunda yapılmış ve el rehberine dahil edilememiş değişiklikleri içerir. Spreadsheet ya da data base'ler gibi iş programları kullanıldığı zaman, bunlar harika şeylerdir. Bu işleri hallettikten sonra, programı yüklerim (evet, el kitabını okumazdan önce elbette) ve neye benzi-

Hatalı olmayı kabullenmek zordur. Hatayı bilgisayarda ya da donanımında aramayı tercih ederiz. Ama unutmayın ki insan bilgisayardan daha çok hata yapar.

yormuş diye bakarım. Bu, iki amaca hizmet eder. Bir kere, her yeni mamulün yarattığı açılış öncesi heyecanın üstesinden gelmeye yarar. Ama daha önemlisi; karşıma çıkacak bazı sahneleri görmeme ve bazı anahtarları test etmeme imkân verir. Bu bilgi her zaman el kitabını daha kolay anlaşılır hale getirir. İkinci olarak, el kitabını bir kere baştan sona keyifle bir okurum, ilginç gelen ya da olağandışı görünen unsurları tesbit ederim. Sonra programı yeniden çalışırım. Artık daha işlere hazırım demektir. Ciddileşmek, el kitabını bir baştan öbür başa adam akıllı hatmetmeyi gerektirir. Şayet, el kitabı ileride kullanacağım bir iş programıyla ilgili ise, genellikle bölüm başlarındaki yahut içindekiler listesi, hızlı başvuru bölümleri gibi önemli bilgi içeren sayfaların köşelerine açıklayıcı plastik etiketler yapıştırırım. Tüm bu tür işler biraz vakit alır ama, telaş içinde bir bilgi aradığımda sağladığı fayda kaybettirdiği zamanı fazlasıyla telafi eder. Bütün bu işlerden sonra, program özelliklerinin çoğunu kullanabilecek durumdayım demektir. Daha seyrek başvurulan özellikleri ise, hakikaten “gerek duyulacağı zamana kadar bir kenara bırakırım - üst yazım, alt yazım, yazım gösterimleri, macro'lar, karmaşık hesaplamalar gibi şeylerdir bunlar. Gerçekten ciddi bir ihtiyaç ortaya çıktığında öğrenmek, benim için her zaman daha kolay olmuştur.

EV ÖDEVİ ÖNCE GELİR

Hiçbirimiz hatalı olduğumuzu kabul etmeyi sevmeyiz. Kabahati bilgisayarın, yazılımın, disket imalatçısının ya da sistemle en son oynayan çocuğun üstüne atmak çok daha kolaydır. Ama, tecrübelerime dayanarak söyleyebilirim ki, sistemimin öldüğünü düşündüğüm pek çok durumda asıl hatalı olan bendim. Son dört yılda, fiilen kötü durumda olan bir tek diskete rastladım. Commodore'umun SID çubuklarından biri bozulmuştu (bir monitörün bağlantısını yaparken onu elektrikle haşat etmiştim). Düzinelerle yazılım programı beklediğim cevapları vermemişti. Ama on kadarı da, programlama hataları yüzünden fos çıkmıştı. Bütünü itibariyle, esas sorun bendim -yani, yaptığım, beklediğim ya da yapmadığım şey, sistemin beklentilerimi karşılamasını engellemişti. Anlamadığı ibarelerle, kelimelerle, el kitaplarıyla, düğmelerle, kablolarla, kutularla ve komutlarla boğuşan herkese sempati duyabilirim. Bir monokrom monitörü ile renkli bir bilgisayarın bağlantısını ilk yaptığım gün, ekranda görülen, arap saçı gibi okunamaz bir şeydi. Monitörü ısmarladığım Kaliforniya'daki firmayı aradım ve sorunumu anlattım. Satıcı ekran display'ini siyaha, metnin display'ini ise beyaz değiştirmemi önerdi. Bu işlemi yapabilmem için gerekli komutları ve hafıza yerleştirmele- “rini söyledi ama ben neyin nasıl yapılacağını bildiğime pek emindim. Uzun lafın kısası, satıcının söylediği ile benim onun söylediklerinden anladığımı zannettiğim şeyler tamamiyle birbirinden farklıydı. Ekrandaki gösterimi düzeltmeye defalarca teşebbüs edip her seferinde başarısızlığa uğradıktan sonra, aniden büyük bir paniğe kapıldım ve monitörü Kaliforniya'ya gerisin geriye postalayıverdim. İkinci siparişim geldiğinde paket postanesi memurunu kapıda beklemeye mecbur edip yeni monitörün bağlantısını yaptım. Bu da çalışmıyordu işte! İkinci düzleme geçtim - İleri Panik. İkinci monitörü de iade ettim, hemen ve paramı geri aldım. Ne var ki, monitör değildi mesele, satıcı da değildi - bendim. Düşündüğümden çok daha az şey anlamış, hiç gerekmediği kadar erken bir noktada paniklemiş ve herhangi bir arızası olmadığı halde sistemin işlemediğini düşünmüştüm. Daha doğ- Tu dürüst dinlemeli ve işittiklerimi tamamiyle anladığımı görmeliydim. İnanın bana, “aptalca”' sorular sormamak, sormaktan daha utandırıcı, sinir bozucu ve daha pahalı bir yol. Eğer bir noktada şüpheye daha düşerseniz, hemen sorun. Bilgisayar edebiyatına giden yolda engebeleri aşmanıza yardımcı olacak anahtar, teknolojiyi ve kullandığı terimleri anlamaktır. Data, interface ve upload gibi anahtar sözcüklerin çoğu, kelime haznemizin birer parçası haline gelmiştir ve zaten hemen anlaşılır. Ama, bilgisayar okur-yazarı olmayı ümit ediyorsanız, karşınıza çıkacak öbür kelimeleri ve terimleri size açıklayacak bir enformasyon kaynağına ihtiyacınızın olacaktır. Şimdiye kadar el kitapları, bilgisayarlar ve bilgisayar sahipleriyle ilgili olarak karşı karşıya kaldığım sorunların çoğu, terminolojiyi anlamayan insanlar yüzünden meydana gelmişti. Bir örnek olmak üzere, BASIC'i aşarak makine diline geçmekle ilk ilgilendiğimde, “Makine Dili Monitörü” etiketi çıktı önüme. Bilgisayar sözlüğüme çabucak bir göz atınca aradığım bilgiyi buldum. Bir yabancı ülkeye gidip de, o ülkenin lisanına tercümeye yarayacak bir sözlüğü yanına almayan çok az kişi vardır, ama bilgisayarların dünyasına silahsız, teçhizatsız dalmaya sakın çekinmeyin. Eğer anlamak ve anlaşılmak isiyorsanız, dili bilmeniz şarttır.

Allah'tan el kitaplarının anlaşılması gün geçtikçe kolaylaşıyor; yıl öncesine kıyasla çok daha az karmaşıklar artık. Bir zamanlar el kitaplarını okuyabilenler, yalnızca sabahtan akşama kadar bilgisayarlarda çalışanlardı. Şimdilerde ise, çok sayıda insan bilgisayar kullanıyor ama bu aletlerin nasıl çalıştığını öğrenmeye ilgi duyanların sayısı çok az. Yazılım geliştiricileri artık en müptedi bilgisayarcıların dahi kolayca anlayabileceği el kitapları yazmaya başladılar.

Bilgisayarınızla sizin aranızdaki ilişkiyi neşeli tutmanın yolu üç kademelidir: Bir, beklentilerinizin gerçekçiliğin sınırlarını aşmasına izin vermeyiniz; iki, sistemin her bir parçasına ya da yazılıma aynı anda hükmetmeye kalkışmayınız ve üç, ev ödevinizi iyi yapınız.

SONUÇLAR

Ciddi bir sebep olmaksızın asla telaşa kapılmayın. On vak'adan dokuzunda asıl sorun yazılım veya donanımın hatası yerine sizin yaptığınız bir yanlışlıktır. Bilgisayar gibi düşünmeye çalışınız, büyük dilimleri ufak mantık? parçalara bölünüz. Aynen bilgisayar gibi düşünmek, sorunları teker teker ortaya çıkarma işlemini düpedüz bir ayıklamaya indirger. İyi bir sözlük alın ki ne okuduğunuzu anlayabilesiniz; ne kadar sıkıcı ve vakit öldürücü olursa olsun, el kitabını mutlaka okuyunuz. İyi bir evlilik ile çöken bir evlilik arasındaki farkı yaratan şey, iyi bir iletişimdir. Aynı Şey bilgisayarlar için gerçerlidir. El kitabı, bilgisayarın sizinle iletişim kurma çabasıdır, onun için el kitabını büyük bir dikkatle okuyunuz.

PANİK ÖNCESİ KONTROL LİSTESİ

Bir sorununuz varsa, sistem veya yazılımın yanlış yaptığını düşünmeden önce iyice bir emin olunuz. Telaşa kapılmadan evvel aşağıdaki noktaları bir deneyiniz. 1. Tüm parçaların tam tamına birbirleriyle bağlantılı ve elektrik fişinin prizde olduğuna emin olunuz. Paniklemeden evvel, tüm açık uçların yerli yerinde olup olmadığına bakınız. En basit sorun nedenlerini ilk önce bertaraf ediniz. 2. Elektrik bağlantısı olduğu halde sistem çalışmıyorsa, elektriğin bilgisayara ulaştığından emin olun. Bir komutun orta yerinde işlemlerin sekteye uğradığı ve böylece printer ve disket sürücüsünün devre dışı kaldığı sık görülür - mesela, metin-işlemci kullanırken bilgi yazımının âniden durması gibi. Böyle bir terslik vuku bulursa, manuel olarak her bir üniteyi (ama, bilgisayarı değil) “on”a getirin ve komutu tekrarlayın. Ünitelerin birbirine karışması halinde başvurulacak bir ikinci yol da, rehber listesini çağırmaktır (LOAD via BASIC yahut kullandığınız programın gerektirdiği komutu tercih ediniz). Bu yöntem genellikle çatışan üniteleri birbirinden ayırır ve sizin kumandayı tekrar ele almanıza imkân verir. 3. Bazı yazılımlar belirli kimi çevresel gereçlere karşı çok hassastır. Bilgisayarınız birden çok limana kayıtlıdır, printer'lar, joystick'ler, modem'ler vb. Ki bunlar kullanıldığında programları karıştırabilirler. Yanlış port'a bağlanmış bir joystick ya yanlış sinyal gönderir ya da hiç sinyal filan göndermez. Ve kimi yazılımlar eğer hızlı yükleme disketi kullanılıyorsa, yükleme yapmayacaktır. Dolayısıyla, bir program aksaklığı ortaya çıktığında, daima tüm peripheral'lerin bağlantısını keserim ve yazılımın kusurlu olduğuna karar vermeden evvel, özel utility'leri iş göremez hale getiririm. On arızadan dokuzunda bu yöntem işe yarar. 4. Yazılımda bir arıza olup olmadığını anlayabilmek için her şeyi “off”a getirin, bir dakika bekleyin ve bilgisayarı en son çevirerek işe yeni baştan başlayın. Bu işlemde, sisteminizle birlikte çalıştığına emin olduğunuz bir yazılımı kullanın. Eğer sistem çuvallarsa, o zaman yazılımı sorunlar listesinden sildiniz demektir. Siz de 5. adıma geçersiniz. Şayet çuvallayan yazılım olursa, 6. adıma geçiniz. 5. Donanımın hangi parçasının arızalı olduğunu tesbit edebilmek için, bu maddeyi deneyin. Sizinki ile benzer bir sistemi olan bir arkadaşınıza gidin, sisteminizi de birlikte götürün. Sırayı tekrar işleme koyun ve bu işlemde şüpheli yazılımı kullanın. (Şayet yazılım onun sistemiyle arıza yaparsa, o zaman kullanıcı hatasından kuşku duyabilirsiniz - el kitabını tekrar okuyun). Şimdi, bir çevresel gereçten öbürüne geçin. Aynı sırayı kullandığınız halde hata çıkarsa, o vakit donanımda bir arıza olduğunu varsayabilirsiniz. 7. adıma geçiniz. 6. Ticari yazılımlarda en sık karşılaştığım sorun disket kilitlenmesidir. Disketi yerine takıp el kitabında izah edilmiş yüklemeyi yaptıktan, bu girişim “DOSYA BULUNAMADI” mesajı ile son bulur: Muhtemelen disket kendi yuvasında sıkışmıştır. Sınamak için şunları yapın: Disketi büyük bir dikkatle işaret ve baş parmaklarınız arasına yerleştirin. Öbür elinizin iki parmağını disketin göbeğine sokarak, manyetik kısmı koruyucu kılıf içinde döndürmeye çalışın. Dönmüyorsa, sorun bu demektir. Disket dönmediği sürece, sürücü de oraya kayıtlı hiçbir şeyi keşfedemez. Bu döndürme hareketini ileri geri tekrarlayarak disketi gevşetmeniz mümkün olabilir. Eğer bunu yapamazsanız, o zaman programı geri verin, çünkü garantisi hâlâ geçerlidir. Eğer garantinizin müddeti geçmişse, firmanın destekleme siyasetinden yararlanmayı umabilirsiniz. 7. Çocuğunuz hastalandığında ilk yapacağınız şey, onun ateşini ölçmektir. Eğer yüksekse, çocuğunuz hastadır. Bilgisayarlar da az çok buna benzerler. Isınırlarsa, kimi zaman hasta olduklarını düşünmek yerinde olabilir. İçinde çalıştığınız odanın sıcaklığı ne az ne çoksa, bu hararet bilgisayarınız için de iyi olsa gerektir. Ama çok sıcaksa, hemen bir şeyler yapın. Eğer pencereden giren güneş sisteminizi ısıtıyorsa, gölgelikleri çekin. Ya da, bir vantilatör sisteminize rüzgâr üfürüyorsa, hemen sistemin yerini değiştirin. 8. Kullanıcının yolaçtığı tüm sorunların üstesinden gelince tekrar el kitabını ele alın. Bu tavsiyeyi tekrarlamaktan nefret ediyorum, ama çoğu zaman hatalı olan cihaz değil kullanıcıdır - yanlış komut, yanlış sıra, yanlış peripheral'in bağlanması. El kitabınıza bakın (printer, disket sürücüsü, yazılım) sorunları yok eden bir ek için. Eki varsa, karşı karşıya kaldığınız sorunla ilgili bilgi bulabilirsiniz. 9. Bu yöntemlerin hiçbiri işe yaramazsa, imalatçıya başvurun. Çoğunun teknisyenleri vardır, özel olarak müşterilerin sorunlarıyla ilgilensinler diye işe alınan. Yazılım el kitaplarının çoğunda, yardım için aranacak telefon numaraları mevcuttur.

10. İmalatçıdan doğrudan yardım alamazsanız, çevremizdeki kullanıcılar grubuna başvurun. Aralarında başı derde girmiş bir yoldaşa seve seve yardım edecekler hemen bulunur.