Commodore sayı 16, sayfa 13

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 13

Hatalı olmayı kabullenmek zordur. Hatayı bilgisayarda ya da donanımında aramayı tercih ederiz. Ama unutmayın ki insan bilgisayardan daha çok hata yapar.

yormuş diye bakarım. Bu, iki amaca hizmet eder. Bir kere, her yeni mamulün yarattığı açılış öncesi heyecanın üstesinden gelmeye yarar. Ama daha önemlisi; karşıma çıkacak bazı sahneleri görmeme ve bazı anahtarları test etmeme imkân verir. Bu bilgi her zaman el kitabını daha kolay anlaşılır hale getirir. İkinci olarak, el kitabını bir kere baştan sona keyifle bir okurum, ilginç gelen ya da olağandışı görünen unsurları tesbit ederim. Sonra programı yeniden çalışırım. Artık daha işlere hazırım demektir. Ciddileşmek, el kitabını bir baştan öbür başa adam akıllı hatmetmeyi gerektirir. Şayet, el kitabı ileride kullanacağım bir iş programıyla ilgili ise, genellikle bölüm başlarındaki yahut içindekiler listesi, hızlı başvuru bölümleri gibi önemli bilgi içeren sayfaların köşelerine açıklayıcı plastik etiketler yapıştırırım. Tüm bu tür işler biraz vakit alır ama, telaş içinde bir bilgi aradığımda sağladığı fayda kaybettirdiği zamanı fazlasıyla telafi eder. Bütün bu işlerden sonra, program özelliklerinin çoğunu kullanabilecek durumdayım demektir. Daha seyrek başvurulan özellikleri ise, hakikaten “gerek duyulacağı zamana kadar bir kenara bırakırım - üst yazım, alt yazım, yazım gösterimleri, macro'lar, karmaşık hesaplamalar gibi şeylerdir bunlar. Gerçekten ciddi bir ihtiyaç ortaya çıktığında öğrenmek, benim için her zaman daha kolay olmuştur.

EV ÖDEVİ ÖNCE GELİR

Hiçbirimiz hatalı olduğumuzu kabul etmeyi sevmeyiz. Kabahati bilgisayarın, yazılımın, disket imalatçısının ya da sistemle en son oynayan çocuğun üstüne atmak çok daha kolaydır. Ama, tecrübelerime dayanarak söyleyebilirim ki, sistemimin öldüğünü düşündüğüm pek çok durumda asıl hatalı olan bendim. Son dört yılda, fiilen kötü durumda olan bir tek diskete rastladım. Commodore'umun SID çubuklarından biri bozulmuştu (bir monitörün bağlantısını yaparken onu elektrikle haşat etmiştim). Düzinelerle yazılım programı beklediğim cevapları vermemişti. Ama on kadarı da, programlama hataları yüzünden fos çıkmıştı. Bütünü itibariyle, esas sorun bendim -yani, yaptığım, beklediğim ya da yapmadığım şey, sistemin beklentilerimi karşılamasını engellemişti. Anlamadığı ibarelerle, kelimelerle, el kitaplarıyla, düğmelerle, kablolarla, kutularla ve komutlarla boğuşan herkese sempati duyabilirim. Bir monokrom monitörü ile renkli bir bilgisayarın bağlantısını ilk yaptığım gün, ekranda görülen, arap saçı gibi okunamaz bir şeydi. Monitörü ısmarladığım Kaliforniya'daki firmayı aradım ve sorunumu anlattım. Satıcı ekran display'ini siyaha, metnin display'ini ise beyaz değiştirmemi önerdi. Bu işlemi yapabilmem için gerekli komutları ve hafıza yerleştirmele- “rini söyledi ama ben neyin nasıl yapılacağını bildiğime pek emindim. Uzun lafın kısası, satıcının söylediği ile benim onun söylediklerinden anladığımı zannettiğim şeyler tamamiyle birbirinden farklıydı. Ekrandaki gösterimi düzeltmeye defalarca teşebbüs edip her seferinde başarısızlığa uğradıktan sonra, aniden büyük bir paniğe kapıldım ve monitörü Kaliforniya'ya gerisin geriye postalayıverdim. İkinci siparişim geldiğinde paket postanesi memurunu kapıda beklemeye mecbur edip yeni monitörün bağlantısını yaptım. Bu da çalışmıyordu işte! İkinci düzleme geçtim - İleri Panik. İkinci monitörü de iade ettim, hemen ve paramı geri aldım. Ne var ki, monitör değildi mesele, satıcı da değildi - bendim. Düşündüğümden çok daha az şey anlamış, hiç gerekmediği kadar erken bir noktada paniklemiş ve herhangi bir arızası olmadığı halde sistemin işlemediğini düşünmüştüm. Daha doğ- Tu dürüst dinlemeli ve işittiklerimi tamamiyle anladığımı görmeliydim. İnanın bana, “aptalca”' sorular sormamak, sormaktan daha utandırıcı, sinir bozucu ve daha pahalı bir yol. Eğer bir noktada şüpheye daha düşerseniz, hemen sorun. Bilgisayar edebiyatına giden yolda engebeleri aşmanıza yardımcı olacak anahtar, teknolojiyi ve kullandığı terimleri anlamaktır. Data, interface ve upload gibi anahtar sözcüklerin çoğu, kelime haznemizin birer parçası haline gelmiştir ve zaten hemen anlaşılır. Ama, bilgisayar okur-yazarı olmayı ümit ediyorsanız, karşınıza çıkacak öbür kelimeleri ve terimleri size açıklayacak bir enformasyon kaynağına ihtiyacınızın olacaktır. Şimdiye kadar el kitapları, bilgisayarlar ve bilgisayar sahipleriyle ilgili olarak karşı karşıya kaldığım sorunların çoğu, terminolojiyi anlamayan insanlar yüzünden meydana gelmişti. Bir örnek olmak üzere, BASIC'i aşarak makine diline geçmekle ilk ilgilendiğimde, “Makine Dili Monitörü” etiketi çıktı önüme. Bilgisayar sözlüğüme çabucak bir göz atınca aradığım bilgiyi buldum. Bir yabancı ülkeye gidip de, o ülkenin lisanına tercümeye yarayacak bir sözlüğü yanına almayan çok az kişi vardır, ama bilgisayarların dünyasına silahsız, teçhizatsız dalmaya sakın çekinmeyin. Eğer anlamak ve anlaşılmak isiyorsanız, dili bilmeniz şarttır.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.