Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 12
Oğlunuza çimleri biçmesini söyle-
Yabancı bir ülkeyi ziyarete giderken yanına tercüme sözlüğü almayan insan pek azdır, ama bilgisayarlar dünyasına silahsızteçhizatsız dalmakta asla tereddüt etmeyin.
diğinizde ne dediğinizi anlayacaktır (tabii, niyetinizi kavramakla birlikte söylediğinizi yapmayacaktır), aynı komutu bilgisayara verdiğinizde aldığı emri aşağıdaki gibi, çok sayıda minik parçalara bölecektir: Garaja git. Garajın kapısını aç. Biçki makinesini al, Biçki makinesini ara yola çıkar. Aleti ayarla. Hareket kablosunu çek. Düğmeye bas. Çimenin biçilecek bölümünü sapta ve benzeri şeyler. Bilgisayar somut komutlar ister, genel talimat sevmez. Bu sizin biraz gayret sarfetmenizi gerektirir, ama bilgisayar bir kere komutlarınızı anlayınca, süratle ve noksansız yerine getirecektir (ki, oğulların böylesine uysal olduğu pek enderdir). Eğer kendinizi bu kısa, mantıki, birbirini izleyen adımlarla düşünmeye alıştırırsanız, bilgisayarların mesud dünyasına doğru yol alıyorsunuz demektir. İnsan beyni için pek açık seçik görünen şeyler, bilgisayarınız açısından gerçek bir baş ağrısı olabilir. En önemlisi, bilgisayarınızla iletişim kurmak ve ondan imkânsızı beklememektir. İmkânsızı isterseniz, hayal kırıklığına uğrarsınız.
ÇEVRESEL GEREÇLERİN VE YAZILIMLARIN ESRARI
İlk sistemimi öğrenirken haksız bir avantajım olmuştu - sistemimin tamamını bir kerede satın alamamıştım. Sistem altı aylık bir sürede parça parça ulaşmıştı elime. O sırada beni bir hayli sinirlendirmişti bu durum. Ama beri yandan da, bilgisayarın disket sürücüsü modem, monitör ve printer gibi parçalarının hepsini birden öğrenmeye kalkışmak yerine, her bir parçaya yavaş yavaş aşina olma imkânına kavuştum. Bu teker teker tanıma yaklaşımını tüm yeni bilgisayar sahiplerine hararetle tavsiye ederim. Eğer daha önce bilgisayar kullanmadıysanız, sadece onunla iletişim kurmak bile bir serüvendir; onu çözmeye çalışmak ve tüm ek cihazları bir defada kavramaya girişmek daha az eğlencelidir. Ben yeni bilgisayar sahiplerine her zaman sistemin parçalarına teker teker yaklaşmalarını salık veririm (ne yazık ki, bu öğüdüme itibar edenlerin sayısı pek azdır). Önce bilgisayarı ele alın - bütün bir hafta boyunca cihazı deneyiniz, el kitabını baştan sona kadar adamakıllı hatmedin. Bu dön-dolaş hazırlık çalışması sırasında disket sürücüsünü yalnızca program yüklemek için kullanınız. Size yabancı bir kelime ya da ibareye rastlarsanız- sistem rehberinizin ime listesine yahat bilgisayarınızın e bakınız. Bilgisayarınıza iyiden iyiye alışınca, aynı işlemleri bu sefer de disket sürücüsü ile tekrarlayınız. Ele alacağınız son cihaz printer olmalıdır. Bu hayvana azami dikkat buyurulmalıdır - hâkim olabildiğiniz an, sizin en sevgili hizmetkârlarınızdan biri haline gelebilir, ancak o vakte kadar size kafa tutmak için hiçbir fırsatı kaçırmayacaktır. Uygun interface varsa, her printer her bilgisayarla anlaşır. Ancak uygun buluşmanın gerçekleşebilmesi için, her dipswitch'in doğru istikamette yöneltilmesi gereklidir. Bu minik dipswitch'ler, sırf bilgisayar ile printerin izdivacını engellemek maksadıyla kötü ruhlu cinler tarafından yaratılırlar. İşte bu nedenle de, yeni bilgisayar sahiplerine tavsiyem, tamamiyle kendi sistemleri için özel olarak dizayn edilmiş printerler satın alsınlar. Daha sonra sisteminizin bütün girdi-çıktisını öğrenince ve kendinizi yeni bir şeyde sınamak istediğinizde, interface gerektiren bir printer satın alınız. En sık işittiğiniz şikâyet, yazılımların ya doğru dürüst çalışmadığı ya da alıcının arzu ettiği şekilde çalışmadığı yolunda. Tavsiye ettiğim bir malin üstündeki disket kadar dâhi kıymeti olmadığından, yakınan paniğe uğramış arkadaşlarımızın yolumu kesip beni soru yağmuruna tuttuğu çok olmuştur. Düş kırıklıkları biraz olsun hafiflediğinde, genellikle yazılımın “çuvallaması”” öncesindeki işlemleri gerisin geriye yeniden kurmalarına ve böylece de sorunun ne olduğunun ortaya çıkarılmasına yardımcı olabiliyorum. Bu durumlarda da, birkaç istisna dışında, hatanın kullanıcılarda olduğu görülür. Ya el kitabını baştan sona doğru dürüst okumamışlardır ya da okuduklarını adam gibi anlamamışlardır. Daha da sık görülen, malı kullanma hevesindeki müptedilerin ilgili belgelerin ancak yarısını okumaları ve henüz bâkir bir sahaya daldıkları yahut da hiç bir zaman vermedikleri bir komutu bekleyip duran yazılım kilitlendiğinde paniğe uğramalarıdır. Allah'tan, yeni yazılımın keşfi hususundaki bu telaşlı yaklaşım ne yazılım ne de donanım için büyük tehlike taşımaz (böyle olmakla birlikte, aynı telaşlı tavır arada sırada ahbaplıkları gerginleştirebilir). Yıllar geçtikçe yeni yazılımı keşfetmeye ilişkin kendim yöntemimi bir geliştirdim. İlk önce, diskette bulunan yazı koruma çentiğini kaza eseri üzerine yazı yazmayayım diye kapatırım. Sonra, daima disket rehberini çağırırım onu da printer listeme kaydederim. Bu bilgi çok zaman işime yarar; çünkü bazı yazılım geliştiricileri “Önce Beni Oku” denilen dosyayı disketlerine depolarlar. Bu dosya, el kitabında mevcut olmayan bilgileri içerecektir. Rehber aynı zamanda, yazılımı test etmek üzere yüklenebilen demo'ları ya da test dosyalarını da gösterir. Bu bilgi genellikle, yazılımın son versiyonunda yapılmış ve el rehberine dahil edilememiş değişiklikleri içerir. Spreadsheet ya da data base'ler gibi iş programları kullanıldığı zaman, bunlar harika şeylerdir. Bu işleri hallettikten sonra, programı yüklerim (evet, el kitabını okumazdan önce elbette) ve neye benzi-
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 13
Hatalı olmayı kabullenmek zordur. Hatayı bilgisayarda ya da donanımında aramayı tercih ederiz. Ama unutmayın ki insan bilgisayardan daha çok hata yapar.
yormuş diye bakarım. Bu, iki amaca hizmet eder. Bir kere, her yeni mamulün yarattığı açılış öncesi heyecanın üstesinden gelmeye yarar. Ama daha önemlisi; karşıma çıkacak bazı sahneleri görmeme ve bazı anahtarları test etmeme imkân verir. Bu bilgi her zaman el kitabını daha kolay anlaşılır hale getirir. İkinci olarak, el kitabını bir kere baştan sona keyifle bir okurum, ilginç gelen ya da olağandışı görünen unsurları tesbit ederim. Sonra programı yeniden çalışırım. Artık daha işlere hazırım demektir. Ciddileşmek, el kitabını bir baştan öbür başa adam akıllı hatmetmeyi gerektirir. Şayet, el kitabı ileride kullanacağım bir iş programıyla ilgili ise, genellikle bölüm başlarındaki yahut içindekiler listesi, hızlı başvuru bölümleri gibi önemli bilgi içeren sayfaların köşelerine açıklayıcı plastik etiketler yapıştırırım. Tüm bu tür işler biraz vakit alır ama, telaş içinde bir bilgi aradığımda sağladığı fayda kaybettirdiği zamanı fazlasıyla telafi eder. Bütün bu işlerden sonra, program özelliklerinin çoğunu kullanabilecek durumdayım demektir. Daha seyrek başvurulan özellikleri ise, hakikaten “gerek duyulacağı zamana kadar bir kenara bırakırım - üst yazım, alt yazım, yazım gösterimleri, macro'lar, karmaşık hesaplamalar gibi şeylerdir bunlar. Gerçekten ciddi bir ihtiyaç ortaya çıktığında öğrenmek, benim için her zaman daha kolay olmuştur.
EV ÖDEVİ ÖNCE GELİR
Hiçbirimiz hatalı olduğumuzu kabul etmeyi sevmeyiz. Kabahati bilgisayarın, yazılımın, disket imalatçısının ya da sistemle en son oynayan çocuğun üstüne atmak çok daha kolaydır. Ama, tecrübelerime dayanarak söyleyebilirim ki, sistemimin öldüğünü düşündüğüm pek çok durumda asıl hatalı olan bendim. Son dört yılda, fiilen kötü durumda olan bir tek diskete rastladım. Commodore'umun SID çubuklarından biri bozulmuştu (bir monitörün bağlantısını yaparken onu elektrikle haşat etmiştim). Düzinelerle yazılım programı beklediğim cevapları vermemişti. Ama on kadarı da, programlama hataları yüzünden fos çıkmıştı. Bütünü itibariyle, esas sorun bendim -yani, yaptığım, beklediğim ya da yapmadığım şey, sistemin beklentilerimi karşılamasını engellemişti. Anlamadığı ibarelerle, kelimelerle, el kitaplarıyla, düğmelerle, kablolarla, kutularla ve komutlarla boğuşan herkese sempati duyabilirim. Bir monokrom monitörü ile renkli bir bilgisayarın bağlantısını ilk yaptığım gün, ekranda görülen, arap saçı gibi okunamaz bir şeydi. Monitörü ısmarladığım Kaliforniya'daki firmayı aradım ve sorunumu anlattım. Satıcı ekran display'ini siyaha, metnin display'ini ise beyaz değiştirmemi önerdi. Bu işlemi yapabilmem için gerekli komutları ve hafıza yerleştirmele- “rini söyledi ama ben neyin nasıl yapılacağını bildiğime pek emindim. Uzun lafın kısası, satıcının söylediği ile benim onun söylediklerinden anladığımı zannettiğim şeyler tamamiyle birbirinden farklıydı. Ekrandaki gösterimi düzeltmeye defalarca teşebbüs edip her seferinde başarısızlığa uğradıktan sonra, aniden büyük bir paniğe kapıldım ve monitörü Kaliforniya'ya gerisin geriye postalayıverdim. İkinci siparişim geldiğinde paket postanesi memurunu kapıda beklemeye mecbur edip yeni monitörün bağlantısını yaptım. Bu da çalışmıyordu işte! İkinci düzleme geçtim - İleri Panik. İkinci monitörü de iade ettim, hemen ve paramı geri aldım. Ne var ki, monitör değildi mesele, satıcı da değildi - bendim. Düşündüğümden çok daha az şey anlamış, hiç gerekmediği kadar erken bir noktada paniklemiş ve herhangi bir arızası olmadığı halde sistemin işlemediğini düşünmüştüm. Daha doğ- Tu dürüst dinlemeli ve işittiklerimi tamamiyle anladığımı görmeliydim. İnanın bana, “aptalca”' sorular sormamak, sormaktan daha utandırıcı, sinir bozucu ve daha pahalı bir yol. Eğer bir noktada şüpheye daha düşerseniz, hemen sorun. Bilgisayar edebiyatına giden yolda engebeleri aşmanıza yardımcı olacak anahtar, teknolojiyi ve kullandığı terimleri anlamaktır. Data, interface ve upload gibi anahtar sözcüklerin çoğu, kelime haznemizin birer parçası haline gelmiştir ve zaten hemen anlaşılır. Ama, bilgisayar okur-yazarı olmayı ümit ediyorsanız, karşınıza çıkacak öbür kelimeleri ve terimleri size açıklayacak bir enformasyon kaynağına ihtiyacınızın olacaktır. Şimdiye kadar el kitapları, bilgisayarlar ve bilgisayar sahipleriyle ilgili olarak karşı karşıya kaldığım sorunların çoğu, terminolojiyi anlamayan insanlar yüzünden meydana gelmişti. Bir örnek olmak üzere, BASIC'i aşarak makine diline geçmekle ilk ilgilendiğimde, “Makine Dili Monitörü” etiketi çıktı önüme. Bilgisayar sözlüğüme çabucak bir göz atınca aradığım bilgiyi buldum. Bir yabancı ülkeye gidip de, o ülkenin lisanına tercümeye yarayacak bir sözlüğü yanına almayan çok az kişi vardır, ama bilgisayarların dünyasına silahsız, teçhizatsız dalmaya sakın çekinmeyin. Eğer anlamak ve anlaşılmak isiyorsanız, dili bilmeniz şarttır.