AMIGA MIDI
Retro bilgisayarAMIGA

MIDI, MIDI, MIDI... Sanırım
her yerde bu kelimeyi duyup ne olduğunu merak ediyorsunuz. Ama artık rahat edin: Amiga Dünyası merakınızı giderecek.
Her yerde duyuyor, her yerde okuyorsunuz. Kendi kendinize soruyorsunuz "Nedir bu MIDI?" diye. Aslında pek doğru bir soru sormuyorsunuz. Çünkü MIDI elle tutulabilen, gözle görülebilen, hardware ve software'dan oluşan bir nesne değildir. MIDI (Musical Instruments Digital Interface: Müzik Aletleri Dijital Arabirimi); değişik müzik aletleri arasındaki haberleşmeyi müzik bilgileri için düzenleyen ve sağlayan bir bilgi alışverişi standardıdır. Son yıllarda müzik üretimindeki önemi oldukça artan MIDI, ülkemizde de artık sık duyulmaya başlanan terimlerden biridir. Birçok müzik aletinin bir arada uyum içinde çalışmasını sağlayan ve stüdyo kullanımına yeni olanaklar getiren MIDI, kullanıldığının yanında kayıt sürecini kısaltması ve kişilerin tek başlarına büyük düzenlemeleri yapabilmesine olanak tanıdığından müzik endüstrisindeki en önemli gelişmelerden biridir. MIDI'nin gelişmesi elektroniğin ve dolayısıyla müzik aletlerinin gelişimi ile oldukça yakından ilgilidir. Öyle ki MIDI'yi size tanıtmaya çalışacağım bu yazıda önce tarihsel bazı bilgiler vermek gerektiğine inanıyorum. O zaman şimdi MIDI'yi daha iyi kavramak için müzik aletlerinin tarihsel gelişimini inceleyelim:
MÜZİK ALETLERİNİN TARİHSEL
GELİŞİM SÜRECİ
İnsanların kullandıkları ilk müzik aleti kendi sesleri olmuştur. Bundan sonra başka maddelerin de ses çıkardıklarını buldular ve davul, tomtom gibi müzik aletleri yaptılar. Çağlar ilerledikçe keman, piyano, kilise orgu gibi müziğin teorik ve teknik gelişmesine oldukça büyük katkılarda bulunan aletler geliştirildi. Bu geleneksel müzik aletleri müziğin ve müzik teknolojisinin bugünkü haline gelmesinde oldukça büyük bir katkıya sahiptirler. Yüzyılın başında elektriğin teknolojik olarak kullanılabilir hale gelmesiyle (Doğal olarak elektrik daha önceden biliniyordu. Fakat onun günlük yaşama uygulanabilirliği hakkında bir bilgi yoktu.) teknolojinin çarkları yavaş yavaş dönmeye başladı. Bu gelişme önce elektroniğin ortaya çıkmasına sonra önemli bir elektronik eleman olan diyot lambanın 1904 yılında Fleming tarafından bulunmasına yol açtı.
ELEKTRONİK ÇAĞI
Elektronik, bu aşamadan sonra daha hızlı olarak ilerlemeye geçti. Doğaldır ki bu gelişme müzik aletlerini ve bilgisayarları da etkiledi. Ama asıl hızlanma 1948 yılında Amerika'da Bardeen, Brattain ve Shockley adlı üç bilim adamının transistörü bulduklarını açıklamasıyla başladı. Transistör, diyot lambaya göre çok daha az yer kapladığı, çok daha az güce gereksindiği ve daha ucuz olduğu için çok önemli bir buluştu. Öyle ki transistörü bulan üç bilim adamı buluşlarından dolayı Nobel ödülü aldılar.
Transistörlerle birlikte her geçen gün daha küçük ve daha yetenekli müzik aletleri geliştirilmeye başlandı. Bu gelişmeye paralel olarak önce analog yani akımdaki değişikliklere göre işleyen müzik aletleri, daha sonra ise tamamen dijital (ikilik düzene göre çalışan yani bir yerde o anda akım bulunup bulunmadığına göre işleyen) aletler yapıldı.
ERDEM TAYLAN
Analog aletler kullanım kolaylıkları ile, dijital aletler ise ses üretimi açısından güçlülükleri ve sağladıkları temiz (gürültüsüz) seslerle tanındılar. Bu arada her firma kendine göre bir sistem tasarlayarak değişik aletler geliştirdi. Doğal olarak bu kullanıcılar için karmaşa yaratıyordu. Çünkü, performans sırasında değişik firmaların aletlerini birbirine bağlamak zorunluluğu ortaya çıkıyor fakat sistemler birbirinden farklı olduğu için önemli zorluklarla karşılaşılıyordu. Hele, aynı anda birkaç nota birden çalınabilen (polifonik) ve aynı anda birkaç ses birden çıkarabilen (multi-timbral) aletlerin yaygınlaşmasıyla sorun daha da belirginleşmiş, durum müzisyenlerin ve kullanıcıların tepkisini çekmeye başlamıştı.
MIDI & &
MIDI STANDARDI
Bu arada sorunun çözümlenmesi için birçok kişi çalışmalarını sürdürmekteydi. Bunlardan biri olan Dave Smith en sonunda müzik aleti üreten firmalarla tek bir standart üzerinde anlaşmak için temasa geçti. Fakat bu fikir Amerikan üreticiler arasında pek fazla tutulmayınca Smith, standardın geliştirilmesi için Japon firmalarıyla ilişki kurdu. Bu firmalardan Roland ve Yamaha, Smith'in firması Sequential Circuits ile çalışmayı kabul ederek MIDI standardını hayata geçirdiler.
Standardı kullanan ilk müzik aleti 1983 yılında Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Winter-NAMM Show'da gösterildi. 1983 ortalarında ise MIDI standardının ilk versiyonu olan 1.0, müzik aleti üreticilerine sunuldu. Bu tarihten sonra birkaç kez revizyondan geçen standart, bugünkü halini almış oldu. Firmalar da kullanıcıların baskısı ile, gerçekten iyi olan MIDI standardını yeni ürettikleri aletlerde kullanmak zorunda kaldılar. MIDI standardı ile ilgili ilginç noktalardan biri, tarihte çok az gerçekleşen Japon, Avrupalı ve Amerikan mühendislerinin ve üreticilerinin işbirliği yaparak ortak bir standart üzerinde anlaşmalarıdır.

Görüldüğü gibi MIDI aslında iki parçadan oluşan bir standarttır. İlk parça bir haberleşme dili, ikinci parça ise standardın ürettiği bilgi kodlarını değerlendiren ve makineden makineye uyarlayan bir arabirimdir (interface).
MIDI arabirimi, dış görünüm olarak normal bir ses çıkışını andırır (Resim 1). Bunun nedeni çıkışların, eski teyp cihazlarında kullanılan beş kutuplu bir arabirim olan DIN fişleri olmasıdır. MIDI arabirimlerinde genellikle üç çıkış bulunur. Bunlar; MIDI IN, MIDI OUT ve MIDI THRU'dır. Çıkışlardan birincisi gelen MIDI mesajları için, ikincisi ise giden MIDI mesajları için kullanılır. MIDI THRU ise birkaç aletin birbirine bağlanması durumunda ortaya çıkan bağlantı eksikliğini gidermek için kullanılır. Örneğin, diyelim ki üç tane synthesizer'ınız var. Bunlardan birinden aynı anda diğer ikisine mesaj yollamak istiyorsunuz. Bunun için ilk synthesizer'ın MIDI OUT'unu ikincinin MIDI IN'ine bağlarsanız ilk bağlantıyı yapmış olursunuz. İkinci bağlantıyı yapmak içinse MIDI THRU imdadınıza yetişmekte. Çünkü MIDI THRU müzik aletlerine, üzerinde bulunduğu aletin MIDI IN'ine hangi mesaj gelirse onu aynen dışarı iletmek amacıyla konulmuş bir MIDI çıkışı. Böylelikle, örneğimize geri dönersek sorunun ikinci kısmını çözmek için ikinci aletin MIDI THRU'sunu üçüncü aletin MIDI IN'ine bağlamamız yeterli olacaktır. Bu kadar bağlantı arasında bir yanlış yaparsam acaba aletleri yakar mıyım diye düşünüyorsanız korkmayın çünkü aletler arasındaki bağlantılarda 5mA'lik bir akım vardır. Dolayısıyla, yanlış bağlantıların aletlere zarar vermesi büyük ölçüde ortadan kaldırılmıştır. MIDI arabirimleri saniyede 31250 bilgilik bir hızda çalışırlar. Dolayısıyla bilgi aktarım hızı 31250 baud'dır (bit/saniye). Bilgiler 10 bitlik paketler halinde yollanırlar: Bir bit başlangıç, sekiz bit bilgi ve bir bit bitiş. Görüldüğü gibi MIDI bağlantısı seri bir bağlantıdır.
KANAL BİLGİLERİ MIDI protokolü, birbirinden bağımsız onaltı kanaldan oluşur. Kanallar; bilgilerin gönderilebileceği veya alınabileceği elektriksel yollardır (Aynen Amiga'nın içindeki bilgi veya DMA kanalları gibi). Onaltı bağımsız kanalla ise; onaltı tane bilgi yolunun birbirinin trafiğini hiç etkilemeden bir arada aynı anda çalışabileceğini anlatmak istiyorum. Gönderilen veya alınan bilgiler arasında notaya (tuşa) basma/bırakma (Note On/Off), notaya (tuşa) basılış süresi (Duration), eğer müzik aletinin klavyesi basış hızına duyarlıysa (Pressure sensitive) tuşa basış hızı (velocity) gibi birçok bilgi türü bulunabilir. Bu bilgi türlerini şöyle sıralayabiliriz:
1) Note On/Off (Nota Açık/Kapalı): Note On, MIDI bağlantılı klavyenin tuşlarından birine bastığınızda MIDI tarafından yollanacak bilgidir. Örneğin, orta oktavdan bir Do notasına basarsanız, MIDI bunu C60 olarak değerlendirir ve bütün diğer aletlere bilgi bu şekilde gider. Bastığınız bir tuşu bıraktığınızda ise ikinci tür bilgi olan Note Off yollanır. Böylece MIDI standardı sizin bir notayı ne kadar süre basılı tuttuğunuzu, başlangıç ve bitiş zamanlarından rahatlıkla bulabilir (çıkarma işlemiyle). Bu da çalmakta olduğunuz parçanın hatasız olarak kaydedilmesine veya başka aletlere gönderilebilmesine olanak tanır.
2) Velocity (Hız): Bu bilgi türü son yıllarda giderek yaygınlaşan tuşa basış hızına duyarlı yani hızlı basınca daha yüksek volüm, yavaş basınca daha az volüm veren klavyeli müzik aletleri içindir (aynen piyano tuşlarında olduğu gibi). Bilginin içeriği aleti kullanan kişinin tuşlara basış hızına karşı gelen bir sayıdır.
3) Program Change (Program Değiştirme): Bu bilgi türü ise MIDI bağlantılı aletten çalış sırasında değiştirilen sesleri belirlemek için kullanılır. Örneğin, eğer çalış sırasında aletin 35 numaralı sesinden 42 numaralı sesine geçerseniz, MIDI standardı bu olayı fark eder ve bunu bir MIDI bilgisi olarak MIDI ağına bağlı tüm gereçlere gönderir. Burada gönderilen bilgi, bilginin türü olan Pc (Program change) ile birlikte yeni geçilen sesin numarasıdır (1 ile 129 arasında bir sayı). Kullanmakta olduğunuz müzik aletinde hangi sesin kaç numaralı ses olduğunu, yeni aletlerde aletin üzerindeki göstergelerden okuyabilirsiniz.
4) Control Change (Kontrollerde Değişim): Bu bilgi türü ise aletin genel kontrollerinde yapılan değişikliklerin MIDI aracılığıyla gönderilebilmesini sağlar. Örneğin, çalış sırasında aletinizin sesini kısarsanız MIDI standardı bunu algılayarak bir bilgi halinde MIDI ağına bağlı diğer aletlere gönderir. Burada önemli olan konu; her alette her genel ayar için MIDI arabirimine gönderilecek bilgilerin tanımlanmadığıdır. Örneğin yukarıdaki örnek sizin aletinizde olmuyorsa, aletinizin volüm tuşu için bir MIDI kodunu desteklemediğini anlayabilirsiniz.
5) Pitch Wheel (Frekans veya modülasyon seviyesi kaydına): Pitch wheel müzik aletlerinin üzerindeki çalınan sesin frekansını veya modülasyon düzeyini değiştirmeye yarayan küçük bir tekerlek şeklindeki araçtır. Eğer çalış sırasında bu aracı da kullanıyorsak MIDI bu aracın kullanılmasıyla ortaya çıkan bilgileri tekerleğin sağa veya sola eğilme derecesine göre belirleyip MIDI ağına bağlı diğer aletlere gönderebilir.

Eğer performans sırasında Pitch Wheel kullanıyorsanız, fark edebileceğiniz gibi tekerleği bir defa kullanmak dahi birçok MIDI mesajının yollanmasına veya alınmasına yolaçar. Öyleyse diyebiliriz ki kullanım sırasında en çok bilgiyi oluşturan event (olay) Pitch Wheel kullanımıdır.
6) After Touch (tuşa dokunmadan sonra sesin yapısında değişim olması) veya Poly Pressure (Değişken Basınç): Aslında bu bilgi türü Poly Pressure bilgi türü ile aynıdır. Fakat birçok program After Touch terimini sık olarak kullandığından ve adı oldukça sık olarak duyulduğundan bilgiyi Poly Pressure bilgi türü ile birlikte incelemek gereğini duydum. After Touch özellikte yine son yıllarda ortaya çıkan bir teknik olup, birçok yeni alet tarafından desteklenmektedir. After Touch; bir tuşa basıldıktan sonra, çalınan seste kullanıcının tuşa basış basıncını değiştirmesiyle ortaya çıkan ve sesin akustik özelliklerini değiştirmeye yarayan bir tekniktir. Bu değişiklikler arasında, sesin modülasyon seviyesinin değişmesi, frekans kaymaları, sesin yapısal özelliklerinin (enveloplar, harmonikler vb.) değişmesi sayılabilir. After Touch seslere performans sırasında bazı ekler yapmak için ve sesin zenginliğini artırmak için oldukça etkili bir yöntemdir.
Görüldüğü gibi MIDI, bilgi ağına bağlı aletlere sadece çalınan nota vb. bilgileri göndermektedir. Yani gönderilen veya alınan bilgilerde değişik aletlerin o anda kullandıkları sesin tınısıyla ilgili hiçbir bilgi yoktur. Hemen burada çok düşülen bir yanılgıyı düzeltmek istiyorum. MIDI ile birbirine bağlı olan aletlerin hepsi aynı sesi çıkarmamaktadır. Yani synthesizer'dan çaldığınızda eğer bilgisayarda kayıt yapıyorsanız, MIDI bilgisayara sesin tınısını değil sadece çalınan parça ile ilgili yukarıdaki bilgileri yollar. Eğer iki synthesizer kullanıyorsanız bunlar yine o anda ayarlandıkları kendilerine ait seslerle çalmaya devam edecek fakat MIDI'nin gönderdiği bilgi türlerine göre davranacaklardır.
MIDI MODLARI
Yukarıda anlatılan bilgi türleri MIDI standardı içinde olan bilgi türlerinin kanal bilgileri bölümünü oluşturmaktadır. Diğer bir tür ise system bilgileridir (bunlarla ilgili açıklama ileride). Kanal bilgilerinin aletten alete aktarılış yöntemi MIDI'nin çıkışından beri gittikçe gelişen bir unsur. Bu yöntemler MIDI dilinde mod olarak adlandırılmakta. Önceleri sadece OMNI modu varken, daha sonra POLY, MONO ve yakın zamanlarda ise
MULTI modu ortaya çıktı. Şimdi bu modların çalışma yöntemlerini inceleyelim ve inceleme sırasında anlaşılırlığı artırmak için 16 evden oluşan bir kasabadaki televizyon yayınlarını örnek olarak kullanalım:
1) OMNI modu: Bu mod bilgi aktarım yöntemlerinin en eskisi ve de en yeteneksizidir. Çünkü değişik aletler değişik kanallara atanılamamakta ve bunun sonucunda her alet bilgileri birinci kanaldan gönderip bir'den onaltı'ya kadar olan herhangi bir kanaldan alır. Yani MIDI ağına bağlı bir alette çalınan melodi diğer aletlerde de aynen çalınır. Fakat yukarıda da belirttiğim gibi aletlerin hepsi kendilerine özgü sesleriyle çalmaktadır. Çünkü MIDI sadece çalınan beste ile ilgili bilgileri ağa iletir. Bu modun en çok kullanıldığı alan, konser sırasında tek bir synthesizer'cının birkaç alette birden aynı melodiyi çalmasıdır. Burada synthesizer'cı sadece bir aleti çalar ama sanki birkaç alet aynı melodiyi çalıyor gibi olur.

Kasaba ve televizyon örneğini kullanırsak bu mod şu anlama gelmektedir: Kasabadaki evlerin hepsi, onaltı televizyon kanalı olmasına rağmen bir televizyon kanalına bağlıdır ve iki ayrı ev aynı anda iki ayrı kanalı izleyememektedir. Bütün evler aynı kanalı izlemek zorundadırlar.
2) POLY Modu: Bu mod ise OMNI modunun geliştirilmesi ile ortaya çıkmış ve önemli bazı sorunları çözmüş, böylece de OMNI moduna oranla oldukça iyi bir mod oluşmuştur. Bu modun en önemli özelliği her alete ayrı bir MIDI kanalı ayrılabilmesi ve bu kanalların tamamen birbirinden bağımsız olarak çalışabilmesidir. Örneğin eğer en çok onaltı tane olmak üzere birkaç müzik aletiniz varsa (eğer on taneden fazla ise beni bir arayın!!!) bütün bu aletlere bir kanal eşleme yoluyla, onların tamamen birbirinden bağımsız olarak değişik melodileri çalmasını sağlayabilirsiniz. Görüldüğü gibi bu daha çok stüdyo kayıtlarına yenilik ve kolaylık sağlayan bir moddur. Konser sırasında bu modu kullanmak, konser öncesi her aletin melodilerinin hazırlanmasını ve konser sırasında senkronizasyonun mükemmel olmasını gerektirmekte.
Kasabamıza gelirsek; halkın daha iyi bir düzenleme içinde televizyon izleyebildiğini görmekteyiz. Çünkü artık onaltı evin hepsi birbirinden bağımsız olarak istedikleri kanalları izleyebilmekte.
3) MONO Modu: MULTI moduna oldukça yakın olan bu mod, MULTI modunun atası. MONO modu giderek gelişen müzik aletlerinin gerektiği gibi kullanılabilmesi için gerekli bir moddu. Çünkü müzik aletleri artık aynı anda birkaç sesi birden çıkarabilir (Multi-timbral) duruma gelmişlerdi. Başka bir deyişle; bir müzik aleti sahip olduğu seslerin bir kısmını tamamen birbirinden ayrıymışcasına ve sanki farklı birkaç müzik aleti tek bir kutuda çalışıyormuşcasına çalabiliyordu. Doğal olarak, bu da yeni bir MIDI moduna gereksinim duyulmasına yolaçtı. MONO modunda multi-timbral bir müzik aletinin aletin sınırladığı kadar olan sesine ayrı bir MIDI kanalı verilebilmekte. Yani her ses kendine özgü bir kanalda ayrı aletlermiş gibi değerlendirilip bağımsız olarak hareket edebilmekte. Bu süper yeniliğe karşı modun bazı dezavantajları da var. Önce seslerin eşleneceği bağımsız kanalların birbirini izleyen numaralı kanallar olması zorunlu. Örneğin elinizde sekiz ses multi-timbral (aynı anda sekiz değişik sesi birbirinden bağımsız çalabilen) bir alet varsa ve eğer ilk sesi birinci kanala eşlemişseniz, diğer sesler sırasıyla ikinci kanaldan sekizinci kanala kadar olan kanallarla eşlenmek zorunda. İkinci dezavantaj ise bir sesin çalınışı sırasında eğer birkaç tuşa birden basılıyorsa her tuş için ayrı bir MIDI kanalı ayrılması zorunluluğu. Örneğin, bir ses çalınırken üç sesli bir akor kullanılıyorsa aynı ses üç ayrı kanalı işgal etmekte. Görüldüğü gibi bu modda artık bir düzenleyicinin gereksinimi iyice artmış durumda. Bu düzenleyici ise sizin Amiganızdan başka bir alet değil.
Kasabamızda ise artık teknoloji iyice kendini hissettirmiş durumda. Çünkü bir evde birkaç televizyon bulunabilmekte ve bir evdeki televizyonlar ayrı kanalları izleyebilmekte. Tek sınırlama, bir evdeki birden fazla televizyonun kanal numarası olarak birbirini izleyen kanalları izlemek zorunda olması.
4) MULTI modu: Bu mod şu ana kadar geliştirilen modların en iyisi. Mod, atası olan MONO modunun dezavantajlarını da ortadan kaldırmakta. Aslında bu mod için daha önceki iki mod olan POLY ve MONO modlarının en iyi yönlerini almış ve başarıyla uygulamış diyebiliriz.
MULTI modunda çalışan multi-timbral bir synthesizer, sanki POLY modunda çalışan birkaç aletten oluşuyormuş gibi bir birbirini izleyen kanallar zorunluluğu yoktur. Ayrıca akorlar gibi birkaç tuşa birden basmayı gerektiren bilgi türleri artık bir kanal üzerinden gönderilebilmektedir. MULTI modu sayesinde birkaç tane synthesizer'dan, eskiden tonlarca aletle yapılamayacak sonuçları çok kısa zamanda almak olası. Fakat bir düzenleyicinin gerekliliği artık şiddetle hissedilmekte. Bu sorunun çözümünün de uygun bir program ve bir bilgisayar olduğu artık daha belirgin olarak ortaya çıkmış durumda. Kasabamızda ise insanlar artık tam bir özgürlük içinde hareket edebilmekte. Televizyonlarından istedikleri kanalları izleyebildikleri gibi bir evdeki birkaç televizyondan da ayrı ayrı kanalları hiçbir sınırlama olmadan izleyebilmekteler. Doğal olarak yukarıda anlatılan modların hepsi bütün aletlerde yok. Çünkü buna gerek yok. Yeni modlar eski modların yapabildiklerini de başarabilmekte. Fakat en yeni modların aletinizde bulunup bulunmadığı aletinizin yeniliğiyle (dünya piyasasına çıkış tarihi olarak) doğrudan ilişkili. Yeni çıkan aletlerin çoğunda MULTI modu var. Fakat yine de standart kazanmış tek mod POLY modu. Bunun dışındaki modlar üreticinin isteğiyle ilişkili (aslında alıcının isteğiyle de ilgili. Çünkü eğer hiç kimse artık MONO modu istemediği halde üretici aletine MONO modunu koyarsa ne kadar iyi bir satış yapacağı şüpheli).
SYSTEM BİLGİLERİ
Yukarda belirttiğim gibi diğer bir bilgi türü system bilgileri. System bilgilerinin özelliği kanal bilgilerinin aksine bilgilerin bir kanaldan gönderilmesi zorunluluğu olmaması. System bilgileri MIDI ağına bağlı herhangi bir alet tarafından hangi kanala eşlenmiş olursa olsun alınabilen bilgilerdir. Bunlarda kendi aralarında üçe ayrılmakta:
1) System Common 2) System Realtime 3) System Exclusive System Common bilgileri, genellikle birkaç aletin birarada çalışması sırasındaki uyumsuzlukları ortadan kaldıracak bilgileri içermekte. Bunlar arasında akord ayarı, MIDI bilgi alış kanal numarası, MIDI bilgi veriş kanal numarası gibi tüm MIDI ağını ilgilendiren bilgiler bulunmakta.
System Realtime bilgileri ise bestenin çalınışı sırasında MIDI ağına bağlı olan aletlerin senkronizasyonu için kullanılan bilgiler. System realtime mesajlarına tipik örnek olarak start, stop, reset verilebilir. En çok kullanılan system realtime mesajı ise timing clock (zaman ayar saati) mesajıdır. Bu mesaj belirli aralıklarla MIDI ağına verilir ve sanki bir metronom gibi çalış hızını kontrol eder. Doğal olarak bu mesaj, normal synthesizer'larla beraber davul makinalarının ve bunlar gibi tempo gerektiren müzik aletlerinin de kullanıldığı sistemler için oldukça önemlidir. Start, Stop gibi mesajlar isimlerinden de anlaşıldığı gibi tüm aletlerin çalmaya aynı anda başlaması ve durması gibi işlerden sorumludur.
System Exclusive mesajlarına gelince. Bu tür mesajların bir standardı yoktur. Çünkü System Exclusive mesajlar, aletin o anda ayarlamış özelliklerinin, ses üreten sistemin parametrelerinin ve aletin seslerinin MIDI yoluyla aktarımını sağlamak amacıyla üretici tarafından belirlenmiş haberleşme yöntemleridir. Bunlarda bir standart olmamasının sebebi; farklı aletlerin farklı ses üretme teknikleri, dolayısıyla farklı parametreleri olmasıdır. Eğer bir standart olsaydı her aletin aynı şekilde davranması gerekecek ve bu da müzik aletlerinde monotonluk yaratacaktı. Böylece müzik aleti üreticileri ürettikleri aletlerin System Exclusive verilerini kendileri düzenleyebilmekte ve dolayısıyla gittikçe gelişen ve rakiplerininkinden daha iyi aletler yapabilmektedirler. Bu durum rekabeti artırdığından biz müzik aleti kullanıcıları da gittikçe gelişen bir teknolojinin tüm olanaklarından yararlanma şansına sahip olmaktayız. Öyle ki her yıl birbirinden güçlü aletler çıkmakta, böylece aletlerin kapasiteleri artarken fiyatları da düşmekte.
System Exclusive verileri genellikle üç alanda kullanılmakta. Birincisi, digital aletlerin en büyük sorunu olan kullanış zorluğunun yenilebilmesi için, değişikliklerin kullanıcıya daha rahat gelen grafiksel bir ortamda yapılması. İkincisi, bir kullanıcının aletin seslerinden oluşan bir kütüphane oluşturması amacıyla, üçüncüsü ise seslerin değiştirilmesi veya üretilmesi işleminin bilgisayarın daha arkadaşça olan ortamında yapılması. Şüphesiz, bütün bu uygulamalar bilgisayar teknolojisi ile müzik aletleri teknolojisinin ortaklaşa çalışmasını gerektirmekte.
İlk grupta yeralan programlara MIDI synth editörleri denmekte. Bu programlar, aletin parametrelerinin çok daha kolay olarak bilgisayar ekranında grafiksel olarak gösterilebilmesini ve buradan ekrandaki kutucuklar ve mouse yardımıyla değiştirilebilmesini sağlamakta, örneğin, sesin envelop'unda bir değişiklik yapılmak isteniyorsa ekrandaki çizgilerden oluşan şeklin bir noktasının mouse yardımıyla tutularak eğiminin değiştirilmesi ve dolayısıyla değerin değiştirilmesi olası. Ayrıca aletin ses üretim tekniği ile ilgili olan hemen hemen tüm bilgilerin (osilatörlerin durumu, aletin çalış modu, efekt parametrelerinin durumu vb.) ekrandan mouse yardımıyla değiştirilebilmesi de olanakların içinde.
İkinci grupta yeralan programlar ise MIDI Librarian olarak adlandırılmakta. Bu programlar yardımıyla synthesizer'- dan bilgisayarayollanan ses bilgileri (bu defa gerçekten sesin kendisi) bilgisayarda kaydedilebilmekte ve böylece birçok sesden oluşan bir kütüphane bilgisayarın kendi depo aracı olan disketlere saklanabilmektedir. Bu seslerin daha sonra yine bilgisayardan alete gönderilmesi de olası olduğundan o alet için oldukça büyük bir ses bankası oluşturulabilmekte.
Üçüncü grupta yeralan programların adı ise Sound editörü (ses editörü). Bu programlar yardımıyla ses üretim aşaması oldukça kolay ve kısa olabilmekte. Çünkü sesin dalgası gerektiğinde mouse ile bile bilgisayara girilebilmekte. Ayrıca sese eklenecek harmonikler, efektler, sesin genel yapısını belirleyen parametrelerde mouse yardımıyla ayarlanabilmekte ve oluşan ses tekrar tekrar dinlenebilmekte. Hatta Amiga ile bir MIDI ağına bağlı aletin çalış sırasında sesini istediğimiz gibi düzenlemekte mümkün. Ayrıca değişik ses üretim tekniklerinin kullanılması da (Additive, Frekans modülasyonu, Ring modülasyonu vb.) olanaklar içinde olduğundan müzik aletlerinin ses yetenekleri oldukça artırabilmekte.

MIDI standartı üzerine bu kadar bilgiden sonra artık şu an müzik piyasasında olan müzik aletlerini ve kendi stüdyonuzu nasıl kuracağınızı inceleyelim.
KENDİ STÜDYONU KENDİN KUR
Türkiye'deki müzik piyasasında belli başlı birkaç firma bulunmakta. Bu firmalar Casio, Korg, Roland ve Yamaha. Yurtdışındaki diğer firmalarında ürünleri arada sırada gelmekte fakat bunlar kullanıcıya gerekli desteği sağlamamakta. Bu firmalardan Roland aletlerinin seslerinin temizliği, güzelliği ve tüm profesyonel amaçlara uyabilmesiyle, Korg güzel sesleriyle ve profesyonel amaçlara uyabilmesiyle, Yamaha daha çok amatör ve ucuz aletleriyle, Casio ise yine ucuz, amatör ve yarı profesyonel aletleriyle tanınıyorlar. Bu firmalardan Türkiye'de en çok alet pazarlayanlar Casio ve Roland. Bunda etken olan Roland'ın atak satış politikası ve Casio'- nun Türkiye'de Beko tarafından üretilmesi. Fakat Beko'nun ürettiği Casio modelleri genellikle küçük yaşlardaki kullanıcılara veya başlangıç yapanlara yöneldiğinden, üretilen aletlerin çoğunda MIDI çıkışları bulunmamakta. Araştırmalarım sırasında sadece iki MIDI çıkışlı Casio modeline rastladım. Bu modellerden biri ile ilgili bilgileri yazının devamında bulabilirsiniz.
Şimdi gelelim piyasada bulunan aletlere ve bunların özellikleriyle fiyatlarına:
Piyasadaki aletleri incelerken onları birkaç bölümde inceleyeceğim. Bu bölümlerden synthesizerlar; tuşlu ses üretim aletlerini, modüller; tuş takımı olmayan MIDI kullanımı için düzenlenmiş ve tuşlu synthesizer'ların dış görünüş olarak müzik setlerinin parçalarına benzer şekilde olan (rack mount) çeşitlerini, davul makinaları; ritim düzenleme aletlerini ve Expander'lar; sadece MIDI kullanımı için yapılmış kendine ait sesleri olmayan klavyeleri belirtmekte.
SYNTHESİZERLAR
1) Yamaha PSS—680: Yamaha'nın PSS-680'i küçük ve ucuz aletlerin virtüözü. Küçücük olmasına karşın yapabildikleri gerçekten mükemmel. Bu alet oldukça yeni bir alet olduğundan teknolojinin yeniliklerinden faydalanmış. Alet, amatörler için yapıldığından küçük tuşlardan oluşan 5 oktavlık bir tuş takımına sahip ve MULTI ve OMNI midi modlarını desteklemekte. 12 polifonik ve 8 kanal multi-timbral sunan aletin üzerinde ayrıca bir ritim makinası da var. Amatörler bile bu alet ve MIDI yardımıyla oldukça etkileyici besteler hazırlayabilirler. Aletin fiyatı ise bir milyon TL dolayında.
2) Casio CT-460: CT-460 tam anlamıyla amatör bir alet. 28 sesi ve 20 ritmiyle, eşlik ve ritim makinasıyla başlangıç için (daha çok yeni öğrenenler için) tasarlanmış. Alette MIDI İN ve MIDI OUT çıkışlin bulunmakta. Mod olarak ise POLY rnodu desteklenmekte. Aletin fiyatı 1.2milyon TL.
3) Korg 787:Bu da oldukça yeni bir alet ve diğerleri gibi MULTI ve MONO modunu desteklemekte. Alet yarı profesyonel olduğundan tuşları standart pi yano tuşları büyüklüğünde. Klavye, basınca duyarlı 4 oktavlık bir tuş takımından oluşmakta. 8 polifonik, 8 kanal ve multi-timbral olan aletin ses üretim tekniği frekans ve genlik modülasyonuna dayanıyor. Ayrıca ek kartlar takılarak yeni seslerin kullanılabilmesi mümkün. Fiyatı ise 1.5 milyon TL dolayında.
4) Roland D-5: Bu alet, göreceli ucuzluğu ve süper ses kalitesi ile başlangıç için oldukça iyi seçenek. MIDI modu olarak MULTI ve OMNI desteklenmekte.Yeni bir alet olduğundan yeni teknolojik tüm olanaklarından yararlanıyor. Alet 32 polifonik ve 8 kanal multitimbral. Ses üretim tekniği ise şu andaki en iyi tekniklerden olan Linear Arithmetic (LA). Bu teknik süper temizliği ve çok iyi sesleri ile ünlü ve Roland tarafından geliştirilmiş olduğundan başka markalarda bulmak olası değil. Aletin birbirinden bağımsız 32 osilatörü olması multi-timbral modunda bile seslerin çok güçlü çıkmasını sağlıyor. Aletin tuşları normal piyano tuştarı büyüklüğünde ve basış hızına duyarlı Klavye 5 oktav genişliğinde. Ayrıca performansı güçlendirmek için Arpeggio, Harmony, Chase ve Chord Play (akor çalımı) gibi efektlerde aletin yetenekleri arasında. Yine klavyeyi parçalara ayırmak ve her parçanın başka sesleri çalmasını sağlamakta olası. Ses kartlarıyla sınırsız sayıda sesi de kullanma olanağınız var. Fiyatı ise 2.2 milyon TL.
5) Roland E-20: Bu alet ise hem LA ses sentezleme tekniğini kullanıyor hem de son derece gelişkin bir eşlik ve ritim olanağı sunuyor. Piyano tuşları boyutlarında tuşlara sahip. Bu tuşlar basış hızına duyarlı. Aletin eşlik ve ritim üreten bölümü o kadar iyi ki aleti tek başına bıraksanız bile oldukça güzel çalmaya devam edebiliyor. Alet 32 polifonik ve 8 kanal multi-timbral ve üzerindeki iki hoparlör anfi gereksinimini ortadan kaldırmakta. Tabii ki bu alette tam profesyonel bir alet olarak MULTI modunu destekliyor. Fiyatı ise 3.1 milyon TL.
6) Casio CZ-1: Bu alet Türkiye'ye çok az gelen aletlerden biri. 5 oktavlık vurma dinamikli bir klavyesi var. Aletle ilgili bilgilerin görülebileceği bir LCD ekran oldukça kullanışlı. Ses üretim tekniği Casio tarafından geliştirilen Phase Distortion. Fakat bu teknik seslerin kalitesini azaltan bir uğultuyu da beraberinde getirmekte. Klavyenin bölümlere ayrılması olası. Ayrıca portamento, chorus, glide gibi efektlerde var. Alet doğal olarak MIDI uyumlu ve MIDI'ye tam destek vermekte. Fiyatı ise yaklaşık 3.2 milyon TL.
7) Roland D-50: Bu alet için söylenebilecek tek söz onun şimdiye kadar çıkmış olan en iyi synthesizer'lardan biri olduğu. Süper ses kalitesi ve oldukça iyi programlanabilen LA ses sentezlemesi sayesinde synthesizer'ların ulaştığı doruğu temsil etmekte. Jean-Michel
Jarre gibi müzisyenlerin en çok kullandığı aletlerden olan D-50 seslerinin temiz ve etkileyiciliğiyle ön plana çıkmakta. Klavyesi basınca ve basış hızına duyarlı 5 oktav genişliğinde piyano tuşları boyutlarındaki tuşlardan oluşmakta. D-50, 16 polifonik ve 2 kanal multitimbral. Fakat M-EX adlı bir kartla 8 multi-timbral olabilmekte. D-50 kendi içinde reverb, equalizer ve chorus gibi digital efektlere de sahip. D-50'nin fiyatı ise 3.7 milyon TL.
8) Korg M-12: Korg'un bu oldukça başarılı ürünü aslında bir sampling synthesizer. Yani sesleri sentetik olarak üretmeyip aynen Amiga'da olduğu gibi gerçek sesleri digital olarak örnekleyip kullanabiliyorsypcz. Böylece etkileyici sesler M-1'de kendini göstermekte. M-1 kendi içinde sequencer'a da sahip. Fakat M-EX adlı bir kartla 8 multi-timbral olabilmekte. D-50 kendi içinde reverb, equalizer ve chorus gibi digital efektlere de sahip. D-50'nin fiyatı ise 3.7 milyon TL.
8) Korg M-1: Korg'un bu oldukça başarılı ürünü aslında bir sampling synthesizer. Yani sesleri sentetik olarak üretmeyip aynen Amiga'da olduğu gibi gerçek sesleri dijital olarak örnekleyip kullanabiliyorsunuz. Böylece etkileyici sesler M-1'de kendini göstermekte. M-1 kendi içinde sequencer'a da sahip. Fakat bilgisayar kullanan bir kişinin bu özelliğe ihtiyacı ortadan kalkıyor. Sesler Compact Disk kalitesinde örneklenmiş. Yani ses teknolojisi 16 bit sampling. Yine kendi içinde reverb gibi dijital efektleri barındırmakta. Klavyesi basınca ve basış hızına duyarlı piyano tuşu boyutlarındaki tuşlardan oluşmakta. Alet 16 polifonik ve 8 kanal multitimbral. Fiyatı ise 4.5 milyon ile 5 milyon arasında.
9) Roland W-30: Bu alette aynen M-1'de olduğu gibi bir sampling synthesizer. Kendi içinde sequencer içermekte. 16 polifonik ve 8 multi-timbral. Basınca ve basış hızına duyarlı piyano tuşu boyutlarında tuşlara sahip. Tek başına bir grubun çaldığı hissini verebilmekte. Bilgilerin rahatça görülebilmesi için oldukça büyük bir LCD ekranı var. Fiyatı ise 5 milyon TL.
10) Roland D-70: D-70 Süper LA Synth, Roland'ın 1990'da içinde çıkan aletlerinden biri. Alet LA teknolojisi ile PCM sampling teknolojisini birleştirerek mükemmel bir ses kalitesini elde etmiş durumda. 16 bit PCM sample'lar LA teknolojisi ve yeni digital filtrelerle desteklenerek ses kalitesi oldukça artırılmış. Aletin basınca ve basış hızına duyarlı 76 tuştan oluşan 6.5 oktavlık bir klavyesi var. D-70; reverb, chorus gibi digital efektlere ve bazı kontrol parametrelerinin gerçek zamanda ayarlanabilmesi gibi özelliklere sahip. Alet, 30 polifonik ve 6 kanal multi-timbral. Verilerin rahatça görülebilmesi ve değiştirilebilmesi için oldukça büyük bir LCD kullanılmakta. Bu yeni synthesizer'ın fiyatı 6.3 milyon.
11) Roland S-50: Roland'ın sampling keyboard'u olan S-50, 16 bit bilgi işlemeye, 5 oktav basınca ve basış hızına duyarlı klavyeye, 16 polifonik ve 8 multitimbral ses üreticisine, bilgilerin kaydı ve yüklenmesi için üzerinde bir disk drive'a, bir monitöre bağlanabilmesi için monitör çıkışına ve gerektiğinde değiştirilebilen işletim sistemi ve sequencer programına sahip güçlü bir alet. Aletin performansı üzerindeki disk drive yardımıyla yüklenebilen bir software ile devamlı değiştirilebilmekte. Yani S-50 tıpkı bir bilgisayar gibi program kullanabilmekte ve programı kullanmak için ona bir monitör ve mouse bağlanabilmekte. Dolayısıyla bu, aletin devamlı yeniliklere açık olmasını sağlayan önemli bir unsur. S-50; M-1'in aksine sadece firmanın çıkardığı seslerle sınırlı olmayıp kendi sample'larınızı da yapmaya olanak tanımakta. Standart olarak 1 Mbyte belleğe sahip. Bu da onun oldukça etkili olarak kullanılabilmesini sağlamakta. S-50'nin fiyatı ise 7 milyonu bulmakta.
MODÜLLER 1) Roland MT-32: Bu modül oldukça ucuz olmasına rağmen mükemmel bir ses üretme tekniği olan LA'in süper ses kalitesi ile hemen sivrilen bir modül. Bilgisayarlı MIDI kullanımları için tasarlandığından, bir bilgisayarla harikalar yaratabilmekte. Alet, 32 polifonik ve 8 multi-timbral. Ayrıca 30 tane PCM davul sesi ile davul makinası olarak da kullanılabilmekte. Üzerinde reverb gibi digital efektleri barındıran MT-32'nin fiyatı 1.4 milyon. Özellikle önerebileceğim bir alet.
2) Roland U-110 ve U-220: Bu modüller 16 bit ses teknolojisini oldukça hesaplı olarak hayata geçiren iki modül. Ses üretim tekniği olarak sırasıyla PCM ve RS-PCM metodlarını kullanmaktalar. Bu metodlar seslerin oldukça temiz olmasını sağlıyor. Doğal olarak U-220'deki teknik daha yeni olduğu için sesler biraz daha iyi. Aletlerden U-110 31 polifonik ve 6 kanal multi-timbral, U-220 ise 31 polifonik ve 7 kanal multitimbral. U-110'un 4 ses kartı girişi, 98 hazır sesi, U-220'nin ise; 2 kart girişi 128 hazır sesi ve kendi içinde digital efektleri var. Modüller arasında fiyat/verim oranı en iyi olan aletlerden ikisi bu aletler. Fiyatları sırasıyla 2 ve 2.5 milyon.

3) Roland S-550: Roland'ın S-50 Sampling Keyboard'unun daha da geliştirilmiş modülü olan S-550, S-50 ile aynı özellikleri taşımakta. Arada bulunan bazı farklar şunlar: S-550 1.5 MByte belleğe, 8 birbirinden bağımsız ve her biri ayrı bir MIDI kanalına eşlenebilen ses çıkışına, seslerin üretimi sırasında bazı LA sentezleme tekniklerine, MIDI bilgilerinin gerçek zamanda bağlanabilen bir monitörde gösterilebilmesine, örnekleme yapılırken belirli bir ses şiddetinin beklenebilmesi özelliklerine sahip. Dolayısıyla fiyatı S-50'den daha fazla: 7.1 milyon.
4) Roland D-550: D-50'nin modülü olan D-550 LA teknolojisini Modül boyutlarında ve D-50 kalitesinde sunmakta. Fiyatı 3.5 milyon TL.
5) Roland MKS-70: Bu alet analog ve digital teknolojilerin en iyi yönlerini kullanan ve özellikle string seslerinde süper kaliteli olan bir modül. Alet 12 polifonik ve 2 kanal multi-timbral. Fiyatı ise 5.5 milyon TL. 6) Korg M-1R: Korg M-1'in modülü olan bu alet M-1'in tüm özelliklerini korumakta. Fiyatı ise 4.5 milyondan biraz az.
7) Roland S-770: Bu modül ise Sampling teknolojisinin zirvesini simgelemekte. 16 bit sampling, kendi monitörü, 2 MByte belleği, 20 MByte harddisk'i, sample editing programı ile tam bir bilgisayarı andırmakta. Seslerin sample edildikten sonra kullanılırken 20 bit D/A'ların kullanılması seslerin kalitesini oldukça artırmakta. Tabii ki böyle bir aletin fiyatı da biraz yüksek: yaklaşık 16 milyon TL.
DAVUL MAKİNALARI
1) Korg DDD-1: Korg'un DDD-1'i ilk davul makinalarından biri. Bu alet aynı anda 14 vurmalı çalgının çalınabilmesini sağlayan vurma dinamikli tuşlara sahip. Kullanıcı isterse ritmi gerçek zamanda çalarak, isterse adım adım kay-
MIDI ve MÜZİK ALETLERİ
TERMİNOLOJİSİ
A/D: Analog sinyallerin digital sinyallere çevrilmesini sağlayan elektronik eleman.
Accompania: Bir keyboard'un kullanıcıya gerek ritim gerekse akor olarak eşlik etmesine verilen ad.
After Touch: Bir tuşa dokunulduktan sonra kullanıcının oluşturduğu basınç değişikliklerine göre sesin karakteristiklerinde değişim yapılması işlemi.
Analog: Akımdaki değişikliklere göre değişik sonuçlar veren teknolojiye verilen ad.
Baud: Bit/saniye. Bir yerdeki veri aktarım hızının bit/saniye olarak değeri.
D/A: Digital sinyallerin analog sinyallere çevrilmesini sağlayan elektronik eleman.
Davul Makinesi: (Drum Machine) Ritim üretmek amacıyla kullanılan müzik aletlerine verilen ad.
Digital: Herhangi bir anda herhangi bir yerde akım olup olmadığına göre çalışan ve analog teknolojiye göre oldukça iyi olan teknoloji. Teknoloji ikilik sayı sistemini kullanır.
DIN: Deutsche Industrie Norm. Alman endüstri standartları. Oldukça kabul edilmiş bir standart.
Echo: Sesin yansıması efekti. Envelope: Sesin genel karakteristiğine verilen ad.
Equalizer: Sadece klavyeleri olan tuşlu aletler. Bunlar MIDI ağındaki modüllere notaların çalınarak iletilebilmesi için üretilmiş aletlerdir.
Frekans modülasyonu: Ses üretim tekniğinde oldukça sık kullanılan ve Yamaha tarafından geliştirilmiş bir metod.
Genlik modülasyonu: Bir ses üretim tekniğinin adı.
Harmonik: Dar anlamda, karmaşık bir sesi oluşturan, kendisinden daha basit dalgalara verilen ad.
Interface: Arabirim. İki cihazın birbirine bağlanmasını sağlayan parça.
Keyboard: Synthesizer'lara verilen adlardan biri.
Klavye: Tuşlu müzik aletlerinin tuş takımına verilen ad.
LA Synthesis: Linear Arithmetic (lineer aritmetik) sentezlemenin kısaltılmış hali. Sentezleme tekniği Roland tarafından geliştirilmiştir. Lineer Aritmetik matematikte kompleks denklemleri çözmek için kullanılan bir metodun adıdır.
LCD: Liquid Crystal Display. Likit kristal görüntü.
MIDI: Musical Instruments Digital Interface. Müzik araçları digital arabirimi. Müzik araçları arasındaki bilgi alışverişini sağlayan bir haberleşme standardı ve dili.
MIDI Librarian: Bir müzik aletinin seslerini bilgisayarda saklamayı sağlayan programlara verilen ad.
Modül: Synthesizer'ların klavyeleri (tuş takımları) olmayan versiyonları. Bunlar bir müzik seti parçası görünümündedir. Bazen geliştirildikleri aletlerden daha iyi olabilirler.
Multi-Timbral: Bir müzik aletinin aynı anda birkaç değişik sesi bağımsız olarak çıkarabilmesi.
Paralel bağlantı: Haberleşmede bir anda birkaç bilginin bir arada gönderilebilmesine olanak tanıyan bir metod.
PCM: Pulse Code Modulation (Darbe kodu modülasyonu) ses tekniğinin kısaltılmış şekli. Bu teknik daha çok samplarlarda kullanılmakta ve iyi ses kalitesi sağlamaktadır.
Pitch Wheel: Synthesizer'larda çalış sırasında sesin frekansını ve modülasyon düzeyini değiştirmeye yarayan tekerlek biçiminde bir araç.
Polifoni: Bir müzik aletinin aynı anda birkaç notayı birden ses olarak çıkarabilmesi.
Pressure Sensitive: Bir klavyenin tuşa basıldıktan sonra meydana gelen basınç değişikliklerine duyarlı olması.
Rack-Mount: Modüllerin konulabileceği yerlerin boyutlarını ayarlayan bir standart.
Reverb: Çalınan seslere derinlik veren bir efekt. Bu efekt çalınan sesin sanki bir odada çalınıyormuş gibi hissedilebilmesini sağlar. Odanın büyüklüğü ve sesin yansıma derecesi ayarlanabilmekte.
RS-PCM: Re-Synthesized Pulse Code Modulation. Bir ses üretim tekniği.
Sampling: Örnekleme. Doğadaki bir sesin dijital kopyasının çıkarılması işlemi.
Sampler: Örnekleme işini yapan alet.
Seri bağlantı: Haberleşmede verilerin birbirlerini izleyerek gönderilmeleri veya alınmaları.
Sound Editörü: Ses Editörü. Ses üretmeyi sağlayan programlara verilen ad.
Synthesizer: Ses üretiminde kullanılan aletlere verilen ad. Ses sentezleyici.
Synth Editörü: Synthesizer'ın ayarlarını bilgisayarın grafiksel ortamında yapmayı sağlayan programlara verilen ad.
Tını: Sesin fiziksel yapısı yani kendisi.
Transistor: Elektronikte çok önemli bir eleman. Az güç gerektirmesi ve gelen sinyali büyütebilmesi ile önem kazanmıştır. Şu anda hemen hemen en önemli ve en çok kullanılan devre elemanı.
Velocity Sensitive: Bir klavyenin tuşlara basış hızına duyarlı olması.
dederek çalabiliyor ve bunları DDD-1'in belleğinde tutabiliyor. Sesler, aletin içindeki seslerden başka alete bir anda en fazla 4 tane olmak üzere takılabilen kartlardan sağlanabiliyor. MIDI çıkışları aletin elektronik baterilere ve MIDI ağına bağlanabilmesi için aletin arkasındaki yerini almış durumda. DDD-1'in fiyatı ise 1 milyondan biraz fazla. 2) Roland R-8: Roland'ın en yeni davul makinası olan R-8; 16 bit Compact Disk kalitesindeki sesleri ve 8 ayrı çıkışıyla oldukça süper bir aygıtı simgelemekte. Roland Mühendislerinin HUMAN FEEL (insan duygusu) dedikleri özel bir teknikle alet sanki bir insan çalıyormuşçasına gerçekçi bir duyguyu, çaldığı ritme verebilmekte. Aynı anda 16 aletin çalınabileceği vurma dinamikli tuşları var. Ritimlerin girilmesi oldukça büyük bir LCD ekrandan ister tek tek ister anında çalarak yapılmakta. Özellikle tek tek girme oldukça kolaylaştırılmış bir grafiksel yolla yapılıyor. Alet doğal olarak MIDI çıkışlarına sahip. Bugün Amerika'daki birçok müzik stüdyosunda R-8 kullanılmakta. Aletin ses kartlarının takılabilmesi için 2 kart girişi de var. Bu profesyonel aletin fiyatı ise 2.3 milyon. Ayrıca aletin özellikleri biraz azaltılmış (örneğin kart girişi yok) bir versiyonu olan R-5'te var. R-5'in fiyatı ise 1.5 milyon TL.
EXPANDER'LAR
1) Roland A-50, A-80: Bu aletler modüllerden oluşan bir sistemin klavye ihtiyacını karşılamak için hazırlanmış kendilerine ait sesleri olmayan klavyelerdir. Bu aletler tamamen MIDI göz önüne alınarak yapıldığından tüm MIDI fonksiyonlarını kullanabilecek şekilde hazırlanmışlardır. Örneğin, aletler vurma dinamikli tuşlara sahiptirler. Bu aletlerin fiyatları ise sırasıyla 4.3 ve 5.5 milyondur.
SİSTEM NASIL OLMALI?
"Acaba bu aletlerin hangilerini almam gerekir?" diye düşünüyorsanız benim size önerim şöyle:
Önce bir tane Master Synthesizer alın. Synthesizer'ın özellikle tuş takımının iyi olmasına dikkat edin. Çünkü o alet bütün partisyonların çalınması sırasında kullanılacaktır. Tuş takımı vurma dinamikli olan synthesizer'ları tercih edin. Bir Synthesizer'a para vermek istemiyorsanız, Expander'ları düşünebilirsiniz. Synthesizer alırken dikkat edeceğiniz nokta hangi ses üretim tekniğini arzuladığınız. Eğer gerçek yaşamdaki sesleri kullanmak istiyorsanız bir sampling keyboard almalısınız. Eğer sentetik sesler kullanmak istiyorsanız o zaman birçok ses üretim tekniğinin olduğunu görürsünüz. Sanırım bunların en iyisi Roland'ın Linear Arithmetic (LA) tekniği. Bundan sonra sisteminizi geliştirmek için modül almanız yeterli. Bunlar hem daha ucuz, hem daha az yer kaplayan hem de devamları oldukları aletin özelliklerini aynen kapsayan aletlerdir. Piyasadaki hemen hemen her synthesizer'ın bir modülü olduğunu düşünürsek bir kaybımız olmayacağı açıktır. Modüller set dolabı gibi bir yere konulabileceğinden hepsinin kontrolü de kolay olacaktır. Şüphesiz en son olarak Amiga'nızın ve uygun programların bu sisteme eklenmesi gerekmektedir.
Sanırım artık MIDI ile ilgili sorularınızın büyük bir kısmı çözüme kavuşmuştur. Ayrıca aşağıdaki Terminoloji bölümüne bilmediğiniz kelimeleri öğrenmek için bakabilirsiniz. Amiga'da var olan MIDI programlarının tanıtımlarının ileriki sayılardan başlayarak derginizde yayınlanacağını hatırlatarak eğer bir sorunuz olursa beni dergiden arayabileceğinizi belirteyim. Bir dahaki ay buluşmak üzere hoşça kalın.