X Party'06 Parti Raporu

13-15 Ekim 2006 tarihleri arasında, her sene düzenli olarak yapılmayan ve bir dahaki en erken 2008 yılında yapılacak olan X Party'e katılma olanağı buldum. Partiye Türkiye'den Endo, Hydrogen ve benden oluşan 3 kişilik minik bir ekiple gittik. Aslında daha kalabalık olacaktık ancak son anda bazı arkadaşlarımız bize katılamadılar. Glance 6 kişilik bir grup olduğu için %50 kadroyla Glance'i orada temsil ettik. Ne yazık ki demomuzu zamanında yetiştiremedik ve Glance yarışmalarda yalnızca bir müzik ile varlık gösterebildi. Ancak bu bizi çok da üzmedi çünkü müthiş bir parti atmosferi soluduk ve bu da bize yetti.

Aramızdan daha önce yabancı parti tecrübesi olan yalnızca Hydrogen arkadaşımız vardı ki o da 2000 yılında yine aynı partiye katılım göstermişti. Ama elbette ki o da bizim kadar heyecanlıydı ve keyif aldı. Sonuç olarak insan her gün yabancı bir partiye katılacak olanak bulamıyor. Biz de değerini çok iyi bildik ve her anını dolu dolu yaşadık.

Yolculuk

Macera 13 Ekim akşamı İstanbul'dan yola çıkmamızla başladı. İlk olarak Taksim metrosunun meydan çıkışında buluştuk. Endo ile birlikte Hydrogen'i beklerken kuşlara yem veren şirin bir kız çocuğunun fotoğrafını çektik. Bu ruh halimizi anlamanız için önemli bir ayrıntı aslında. Elbette ki ağzımız kulaklarımızdaydı ve aynı gün içerisinde X Party mekanından içeri adım atacağımızı biliyorduk.

Daha sonra Hydrogen de bizlere katıldı ve üçlü ekip Yeşilköy Havaalanı'nın yolunu tuttuk. Yolda pek bir maceramızı hatırlamıyorum. Sakin ve tabii ki bol scene muhabbeti içeren bir yolculuk yaptık. Ara ara demomuzu yetiştirmekle ilgili planlar yaptık.

Havaalanına geldiğimizde ben en sevdiğim olaya girmek istedim. Advantage kartım olduğu için sınırsız yiyip içip sıçabiliyordum. Ancak Endo ve Hydrogen'de Advantage kart olmadığı için "sen git takıl, biz McDonald's falan yapıcaz" dediler. Ulan grubu bölmek olur mu? Söylene söylene kazık Mc menülerinden birini indirdim mideye. Hydrogen sık sık dalgasını geçti "ben olsam bir saniye durmazdım, gider yerdim beleşe" v.s. diye. Neyse, severim kendisini, sineye çektim :p

Tabii parti raporunu taze taze yazmak lazım, aylar geçince film şeridi ara ara kopuyor ve tüm detayları aktaramıyorum ancak yanlış hatırlamıyorsam uçağa binene kadar oldukça sakin dakikalar geçirdik. Uçağa bindiğimizde ise en arkada rahat ancak dar koltuklarımıza yerleştik. Pencere kenarı koltuk numarası bendeydi ama Hydrogen yerimi kaptı. Laf ettim ama olayı dalgaya alıp 3-5 espriyle geçiştirdi. Yine sineye çektim, çünkü severim kendisini :) Pencere kenarı olmasa da güzel bir yolculuk yaptık. Yolculukta yanımızdaki laptopu açarak biraz kod kastık ancak elbette ki sınırlı bir miktarda. Ben bir ara kürdan istedim gevur hostes hanımdan ama koskoca uçakta kürdan olmadığı söyledi ve bana alternatif olarak plastik kaşık getirdi. Ben mal mal "ne yapmamı bekliyorsun bununla, beni dinazor mu sandın?" dedim ablaya (tamam dinazor mu sandını şimdi uydurdum kabul), o da bana plastik kaşığın yanını çevirerek dişinin arasına götürüp kürdan gibi kullanma taklidi yaptı. Ben yalnızca bön bön baktım tabii yaratıcı memeli hostesimize.

Bunun gibi yine çok heyecan verici olmayan uçak muhabbetlerinden sonra kazasız belasız ulaştık Amsterdam Havaalanı'na. İner inmez ilk iş olarak bir telefon kartı aldık ve eşlerimizi, ailelerimizi arayarak "yaşıyoruz" dedik. Daha sonra tren biletlerimizi aldık ve information deske yöneldik. Gevur amcaya gitmek istediğimiz yeri anlattık ve amca elindeki PDA ile karizmatik bir biçimde bize bütün tren aktarmalarının bir listesini yaptı ve kağıda yazmaya başladı teker teker. Bir taraftan da anlatıyor ama biraz düzensiz yazdı kağıda. En son ben bizimkilere dönüp "Eee, şimdi toplamda kaç aktarma yapıcaz öyleyse?" dedim. Bir baktım adam eliyle 3 işaret ediyor. Daha sonra da "üç" dedi. Tabii ki Türkçe :) Gevur amca o kadar da gevur değilmiş meğer. Diyaloğun geri kalanı Türkçe geçti tabii ki.

Baktık ki trenin kalkmasına daha zaman var, yine McDonald's menüsü yedik havaalanında. Komik oldu tabii. Ayrıca ufak bir Euro - TL hesabından sonra, aynı menünün Türkiye'dekinden 75 kuruş daha ucuz olduğunu hesapladım ben. Yemek için boş masa bulduk ama sandalye bulamayınca milletin ortasında kazık gibi dikilerek menümüzü zevksiz bir biçimde yedik. Sonra vakit geldi ve trene atladık.

Tren yolculukları oldukça zevkliydi ancak Hydrogen'in 2000 yılında yaşadığı gibi bu defa scenerlara rastlamadık yolculuk sırasında. Taa ki son durağa kadar. Son duraktan X Party organizatörlerine ait araçlar özel olarak sizi alıp parti mekanına taşıyor. Biz de indik ve beklemeye başladık ve orada ilk scener ile karşılaştık. TCH. TCH ile hemen hoş bir muhabbete girmiştik ki az sonra organizasyondan bir arkadaş beliriverdi yanımızda. Ön koltuklar katlanarak arka koltuğa geçilen iki kapılı araba modellerinden birine atladık ve kısa bir araba yolculuğundan sonra etraf çiftlik alanları kaynayan bir alanın ortasındaki parti mekanımıza ulaştık.

1.Gün - Cuma Günü

Evet, artık partideydik. Dışarıda birasını yudumlayan birkaç scenerın yanından geçip giriş kapısından içeri daldık. Baktık 5-6 SCS-TRC organizatörü yan yana dizilmiş oturuyor giriş kapısında. Partinin giriş ücretini ödeyip elimize özel bir kalemle X işaretini attırdıktan sonra mekana daldık.

Girişteki SCS-TRC

elemanlarından oluşan kayıt masası

Cuma günü bile yeterince insan vardı mekanda. Birçok kişi yalnızca meeting olan günü kaçırmak istememişti. Bu da benim çok hoşuma gitti. Üst kata çıkıp eşyalarımızı ranzalardan birine bıraktıktan sonra alt kata inip bir masaya laptopumuzu kurduk ve ucundan başladık çalışmaya. Ara ara bir şeyler atıştırdık v.s. Bira beleş olduğu için (girişe 65€ ödedikten sonra ne kadar beleş denirse tabii) ben partinin ilk dakikasından son dakikasına kadar elimden hiç bira düşürmedim. Ama yok ki Efes, dandik avrupa biralarıyla idare ettik, kafa bile yapmadılar.

İyi ki de kafa yapmamış bira :)

Her neyse, mekanda o anda bulunan bazı scenerlarla tanışma kaynaşma olayına girdik. Aralarında en ilginç ve bizi sıcak karşılayan Vigo'nun kankalarından Street Tuff oldu.

Skate, Street Tuff, Endo

Skate, Endo, Hydrogen, Street Tuff

Eleman bizim Türkiye'den olduğumuzu duyunca "Aaw, adamım! Vigo benim kankamdır. Vigo'yu tanıyor musunuz?" gibisinden bir şeyler söyledi. Biz de Vigo'yu tanıdığımızı söyledik ve adam teker teker bize sarılıp sırtımızı sıvazladı. Ben bir ara "ulan acaba herif dalga falan mı geçiyor?" dedim içimden bu derece sıcak bir karşılama beklemediğim için ama sonradan gördük ki Street Tuff süper komik, eğlenceli, porno manyağı ve arkadaş canlısı bir adammış. Parti boyunca sık sık DTV'den kendi convert ettiği 20 framelik porno movieleri saatlerce seyrettirdi :)

İlk gün tanışma faslıyla geçe dursun, bir ara dışarıya çıkmıştık.

Alın

size X'2006'nın yapıldığı çevre:)

Birden organizatörlerden biri dışarıya geldi ve "5 dakika içinde sürpriz bir -event- olacak, emin olun kaçırmak istemezsiniz" dedi. Biz de "waay, herhalde demo falan gösterecekler" diye kıt hayal gücümüzle daldık içeri. Ama içeri girer girmez ben tehlikeli bir gösteri olacağını anlamıştım. Nereden dersiniz? Çünkü bir hemşire abla kenarda duruyordu. Hepimiz iskemlelerimizde yerimizi aldık. Arka bölümde yalnızca Hollowman/Fairlight ve onun gibi 3-5 kişi kaldı bilgisayar başında. Endo en ön sırada sol tarafta, onun arkasında Hydrogen ve onun da arka çaprazında ben yerleştik yerlerimize. Ve tehlikeli gösteri hemşire ablanın dans etmesiyle başladı. Abla daha sonra kendine partner olarak organizasyondan şanslı bir abiyi aldı ve bir iskemleye oturttu.

X'2006 striptiz şov

İlk iş olarak bu abinin göğüslerini gördük çünkü hemşire abla bu abinin t-shirt'ünün ortam sıcaklığında fazla olduğuna kanaat getirdi. Abinin vücut süperdi, hasta oldum. Ha, evet sonrasında hemşire abla da donuna kadar neyi varsa çıkarıp yağladı kendini, abinin kucağına oturdu, göğüslerinden krema yedirdi falan ama orası çok ilgimi çekmedi benim :p Endo ise en önde kamerasıyla gerek fotoğraf, gerek video olayı "bir haberci nidasıyla" saniye saniye görüntüledi. Abla da olayı fark edip özellikle Endo'ya 50 cm mesafede dans etti bir ara. Endo çok mutlu görünüyordu.

Neyse bu zevksiz aktivite ölene kadar hafızamıza kazınmış dursun bir kenarda, bizler somurta somurta o muhteşem parti atmosferine geri döndük ;)

İlk gün TCH, Street Tuff hariç HCL, Krill, Cruzer, Hollowman, Deekay gibi birçok ünlü scener'la tanışma fırsatı elde ettik. Ayrıca Ptoing gibi yeni ama başarılı birkaç scener'la da muhabbete girdik. Ptoing'in de ilk katıldığı partiymiş bu.

TCH, Skate, Ptoing

Daha sonra ben Doomed ile tanıştım ki en uzun diyaloglardan birini O'nunla yaptım çünkü eskiden Pentagram Productions zamanı aynı grupta yer almış ve kontağa geçmiştik. Eleman beni Türk olmadığıma ikna etmeye çalıştı. Ne alakaysa "yok sen kesinlikle Türk olamazsın, sen İtalyansın" dedi durdu. Tipim de hiç İtalyan'a benzemez ama... Sonuç olarak Türk olduğuma ikna etmeyi başardım. Avrupa'da yaşayan Türkleri göre göre Türklerle ilgili çok hoş olmayan düşünceler geliştirmiş Doomed birçok Avrupalı gibi. Elimden geldiğince Avrupa'da yaşayan Türk != Türkiye'de yaşayan Türk temasına değindim. Bu arada Doomed'un 9 aylık bir bebeği vardı. Benimki de yolda olduğu için bol bol evlilik çoluk çocuk muhabbeti de yaptık kendisiyle. Çok kafa bir eleman, bir daha bir partide karşılaşacak olursak zevkle kaldığımız yerden devam edeceğim muhabbete.

Afiyet olsun!

Yarım Skate, Hydrogen ve Endo:)

HCL neşeli bir tip ancak bizleri tanımadığı için çok samimi konuşamadık. Yalnızca bir tanışma faslı geçirdik. Özellikle yarışmalardan sonra demosunu bizlere izletmiş olmanın verdiği keyifle çok mutlu gözüküyordu. Hepimize 5.25 disketlerde dağıttı demoyu.

Krill kesinlikle çok düzgün bir karakter. Hem çabucak samimi olunabilen bir insan, hem de övgülerimize çok alçakgönüllü tepkiler verdi. Hazır yakalamışken biraz kod muhabbetine girdim kendisiyle. Cycle cycle konuştuk, dertleştik. :)

Skate, Krill, Endo

Partide en garibime giden adamlardan biriyse Cruzer'dı. İlk yanına gidip tanışmak istediğimde bana o kadar asık bir suratla karşılık verdi ki dedim herhalde elektriğimiz tutmadı. Daha sonra ben bilgisayar başında demo partlarımızdan biriyle uğraşırken yanıma geldi ve ne yaptığımı sordu. Yine çok sıcak kanlı değildi ama biraz muhabbet ettik, fotoğraf çektirdik. Ben ruh halini anladığım için bir daha yanaşmadım kendisine. İyi ki de yanaşmamışım. Parti sonrası CSDB'ye attığı bir mesajda "parti çok güzeldi ama zırt pırt gelip beni rahatsız eden, çalışmamı bölen kişilere uyuz oldum" yazmış. Ben daha partinin ilk günü bilgisayarını kurarken yalnızca bir kez tanışma amaçlı yanına gitmiş olduğum için üzerime alınmadım. Kıl herif noolcak :)

Skate

ve Cruzer. Göğsündeki etikete Crossbow yazmıştı dalgasına:)

İlk gün Puterman ortalıkta yoktu. Biraz yol yorgunu muymuş, yoksa booze olayı mı bilmiyorum, kusmuş etmiş üst katta uyuyormuş. Hollowman ve diğer Fairlight tayfasıyla idare ettim ben de. Ama asıl Puterman'i bekliyordum tabii ki. Özel bir meseleyi çözmem gerekiyordu ;) Hollowman bana Puterman'in yaptığı bir öncekini daha da ileriye götürerek üzerinde "FUCK SKATE" yazdıkları chesswaver efektini gösterdi. Efekt gayet smooth güzel bir efektti itiraf edeyim. Ama yine de beni rahatsız eden bir noktası vardı da tam olarak neydi bir türlü çıkaramadım açıkçası. Zevksiz herifler, az önce yapılan striptiz şovu kaçırdılar, bir de üzerine beni şaapmanın derdindeler...

Parti manzaraları. Arkamdaki (sağdan 4.) Hollowman/Fairlight.

Gün sonuna kadar demo gösterimleri ve birkaç ufak eğlence daha oldu. Ve ilk gün bu şekilde sona erdi. Üst kata çıkıp ranzalarımıza uzandık.

2.Gün - Cumartesi Günü

Cumartesi günü partinin en hareketli günüydü. Gün boyunca Commodore 64 müzikleri üzerinde Karaoke yarışmasından tutun da 3 kişi aynı anda joystick ile oynanan International Karate+ turnuvasına kadar çok eğlenceli aktiviteler yapıldı.

C64 üzerinde Karaoke

Kırmızı bantlı olan Endo/Glance. Zaten uzak doğu dövüş sporlarına olan ilgisiyle tanınır kendisi :)

Cuma gelmeyen kişilerin de aramıza katılmasıyla parti iyice anlamını kazandı. Cumartesi günü şu aralar grubuna eleman arayan Knoeki nickli 16 yaşındaki bir scenerla tanıştım. Basic'den raster efektleri kasmaya çalışıyordu. En çok hoşuma giden muhabbet ise elemanın benden assembler editörü için tavsiye istediğinde saydığım alternatiflerden PC üzerinde olanlar için "ben çapraz geliştirme olayını sevmiyorum, direkt Commodore üzerinde kod yazmayı seviyorum" demesiydi. Çocuk bu yaşta benden daha çok bağlı Commodore'a, helal olsun.

Bir ara gözüme TDJ ilişti (The Dark Judge). Biraz muhabbet ettik ama çok negatif elektrik yükü taşıyan bir adam. Muhabbetini hiç sevmedim. Yine de Living demosunu review eden sayılı kişilerden olduğu için bir elini sıktım.

İkinci gün Edhellon'la da biraz sohbet etme fırsatı bulduk. Kendi halinde çok iyi bir çocuk. Tabii ki fotoğraf çektirmeyi ihmal etmedik.

Skate & Edhellon

Cumartesi tanıştığım en önemli isimlerden biri Drax oldu. Diğerine ise birazdan geleceğim. Drax üzerinde ceketiyle, diğer scenelardan fark edilir derecede değişik bir yapıda, gayet beyefendi bir insan. İnsan ister istemez saygı duyuyor adama görür görmez. Zaten müzisyen olarak yeteneğine diyecek yok ancak karakter olarak da süper bir insan. Zaten partide beni en çok uçuran müzik de ondan geldi.

İki

süper müzisyen yan yana. Drax ve Hydrogen.

Akşam saatlerinde Fairlight elemanları gibi bazı kişiler yarışmaya ürün yetiştirme heyecanıyla iyice hızlandı ve bilgisayar başına kilitlendi ve bazı kişiler ise (mesela biz) ürünün yetişmeyeceğini anladığı için iyiden iyiye serdi. Yarışmalara kadar yine birkaç gösterim oldu. Yeni disk magazine, music collectionlar tanıtıldı. HSVC'nin 10. yılı için hazırlanmış müthiş collectionın previewı yapıldı. Bol bol langırt oynandı :)

Sonunda yarışmalar geldi çattı. Grafik ve müzik yarışmaları bence süperdi. Gerçekten de "kötü" denilebilecek 1, 2 ürün gözüme çarptı her iki kategoride de. Sonuncu olanın bile kendince bir esprisi vardı. Kısacası çok başarılı yarışmalardı ve güzel bir grafik+müzik ziyafeti oldu.

Yarışmaları

izleyen X'2006 kalabalığı

Müzik yarışmasında 4.lük almasına rağmen Drax'ın "Spunk" benim favorimdi. Beni parti mekanı üzerinde iskemlemden kaldırıp süzülerek şööyle bir tur attırdıktan sonra yeniden iskemleme oturttu. Hele şu müziğin ikinci yarısı yok mu.... Off be :)

Grafik yarışmasında ise çok fazla iyi grafik vardı. Ben sıralamada bir iki farklılık olması gerektiğini düşünsem de genel olarak grafik yarışması sonuçlarının sıralaması benim zevkimle tuttu.

Gelelim demolara. Bu konuda da çok olumsuz değilim ama X'2006'dan beklenenin altında sayıda ve kalitede demolar katılmıştı bu seferki yarışmaya. Tabii aslında "ulan hayvan herif, madem böyle düşünüyordun niye sen de katılmadın demo yarışmasına" olayı var bir de. Bu konuda boynum kıldan ince.

Demolardan tek "çarpıcı" olanı bence birinci olan "Horizon+Instinct+Focus+Triad" işbirliği olan "The Wild Bunch" demosuydu. Gerçekten yatay side-border twister gibi çarpıcı efektleri vardı. Ama o bile bence bu yarışmada 2. ya da 3. olmalıydı. Yani ondan iyi 1 ya da 2 demo daha katılsaydı o zaman X'2006 demo yarışması benim için "unutulmaz" olacaktı. 2. olan demo Der Gümmel/Extend gerçekten güzel bir demoydu ama bence 3. olan Let's Scroll It!/C64.com ile yer değiştirmeliydi. HCL'in C64.com için hazırladığı demo bence çok old school ve güzel VIC efektleri dolu hoş bir demoydu. Gelelim 4.ye yani Romeo/Fairlight'a. Bu demo konusunda bir hayli kararsızım aslında. Adamların demosu "scene şiirselliği" denen konseptte gördüğüm en iyi demoydu. Tepeden düşen ve diğer küplerle çarpışan küp gibi görsel efektler de içeriyordu. Ama sanırım herkes benimle aynı izlenime kapılmış olacak ki "fazla animasyon" olan bu demo yeterince sevilmedi ya da en azından oy alamadı. 5. olan "Tense Years/Onslaught" demosunda da çok güzel side-border efektleri bulunuyordu ve özellikle son partı çok güzeldi. Tam 64k kaplayan bir IFLI grafiği dikey olarak kaydırmışlar. Özel bir sıkıştırma tekniği gerektirdiği kesin. Teknik yönden benden iyi puan aldı.

Lafı çok uzatmadan partinin yarışmalar haricindeki en büyük bombasına gelmek istiyorum. Jeroen Tel. İnanmayacaksınız ama sizin benim gibi bir insanmış :) Bunca yıl boyunca o kadar efsaneleşmiş ki adam benim gözümde, karşımda görünce gerçekten heyecanlandım. Sanki Pink Floyd gibi efsanevi bir grubun konserindeymişim hissine kapıldım. Gece yarısı bize mükemmel bir konser verdi ve biz de saniye saniye kameraya çektik Hydrogen'in kamerasıyla. Hatta seyircilerin birçoğu (bir ara ben de aralarına karıştım) Jeroen Tel'in müzikleriyle coştu ve dans etti. Tabii ki hoplaya zıplaya :)

Hayal gibi... Endo, Skate, JEROEN TEL, Hydrogen. Yeah!!!:)

Her şey bununla bitse yine iyi. Konserden sonra yanına gidip kulağına "abi süpersin, fanınım, yalarım" tipinden şeyler söyledim :) Tam olarak neler zırvaladığımı hatırlamıyorum ancak "senin Children Songs'una bile hastayım" dediğimi hatırlıyorum. Elimi sıktı ve alçak gönüllü bir şekilde yanıt verdi. Türkiye'den geldiğimi öğrenince bu iyice hoşuna gitti. Biraz sonra bir baktık Jeroen Tel, Hydrogen, Endo ve ben hep beraber koyu bir muhabbete dalmışız. Bol bol fotoğraf çektirmeyi de ihmal etmedik tabii ki. Konuşmada Türkiye, Türkler, Türk müzikleri, din ve bunun gibi onlarca konu geçti. Meğer Jeroen Tel'in çalıştığı bir firmada patronu Türkmüş. Her neyse, muhabbet döndü dolaştı Jeroen Tel'in scene'e bakışına geldi. Ben Jeroen Tel'i ağırlıklı olarak oyun piyasasına müzik yapmış biri olarak tanıdığım için O'nun kendini ne derece scener hissettiğini hep merak etmiştim. Jeroen Tel ise Hydrogen'in müziklerini de bildiğini ve hemen her şeyi takip ettiğini söyleyince bir hayli şaşırdım. Daha sonra bitirici lafı etti. "-This is my scene man!". Scene'i nasıl takip etmem, bu benim scene'im v.s. bu tür bir sürü laf etti ve benim tahmin etmediğim kadar scene'e bağlı bir insan çıktı. Ben ise hep "scenede de yer alan" biri olarak görmüştüm O'nu bu güne kadar. Meğer O "oyun dünyasında da yer alan birisi" imiş. Ayrıca O'nunla muhabbet etseniz ne derece samimi konuştuğunu görürdünüz. Kesinlikle hayatımda en zevk aldığım dakikalardan birisini yaşattı bana. Bugüne kadar tanışma şansı yakaladığım Anathema, Destruction gibi birkaç rock grubu haricinde kimseyle bu kadar güzel müzik muhabbeti koyduğumu hatırlamıyorum.

Partinin ikinci günü daha onlarca olay olmuş olabilir ama yarışmalar ve Jeroen Tel günü domine ederek diğer olayların çoğunu hafızamdan sildi attı.

3. Gün - Pazar Günü

Sabah uyandığımda ödüller dağıtılıyordu. Ödül töreninin büyük bir kısmında uyumuşum. Sonlarına yetiştim ve kimin kaçıncı olduğunu anlamaya çalıştım. 1. olan demoda Triad isminin geçtiğini duyduğumda normalde 8. olan Renovation/Triad'ın 1. olduğunu sanıp oy sistemine bastım küfrü. Yol boyunca da herkesle sıralamaların ne kadar kötü yapıldığından falan bahsettim. Meğer ben salakmışım :) Ama gerçekten de oylamalar çok kötü bir sistemle yapıldı. 5.25 disketi elden ele dolaştırarak oy verdik. Elbette ki bir C64 başına oturarak :) Hani oldschool ve cool bir yöntem, adamlar uğraşmış oy sistemi yazmış 64'de helal olsun falan da yine de çok hoş değildi. Birçok kişi de oy kullanmadı kullanışsızlık ve oluşan oy verme kuyrukları nedeniyle.

Dönüş

yolunda diğer bazı X'2006 katılımcılarıyla tren beklerken

Partidekilerle vedalaştık ve şehir merkezine doğru yola çıktık.

Parti Sonrası

Sonunda parti bitmişti. Birkaç scener ile aynı trende yolculuk yaparak merkeze ulaştık. Yolda da bol bol muhabbet ettik ve parti hakkında kritik yaptık. Ağzımız kulaklarımızdaydı.

Merkeze geldiğimizde bir süre diğer scenerlarla yürüdük, daha sonra bir noktada onlardan ayrılarak çekirdek kadro ile devam ettik yolumuza. Bol bol şehri gezdik, yemek yedik, alışveriş ettik, takıldık. Sonunda tıpış tıpış havaalanının yolunu tuttuk ve uçağımıza atlayarak evimize doğru yola çıktık.

Dönüşte Hydrogen öncelikle centilmenlik yaparak "gelirken ben yerini kaptım, pencere kenarında oturdum, dönüşte de sen otur" dedi bana. Tam "ah canım kardeşim" diyecektim ki

"zaten gece gece bir bok görünmüyor hahahaha" diye gülmeye başlayınca içimde kendisine karşı kalan son pozitif duygularımı da yok etti :D Zaten Endo ile Hydrogen yol boyunca her fırsatta "fuck skate" diyerek benimle dalga geçip durdular. Fairlight'a tekrar teşekkür ediyorum bu konuda...

Sonunda sağ salim dönmeyi başardık Türk topraklarına. Ama çok geç dönmüştük ve metro bitmişti. Hydrogen şansa son Havaş otobüsüne atladı. Endo ve ben ise bir taksiyle pazarlık yaparak sıcak yataklarımıza döndük.

Bundan sonra en yakın X party X'2008 olacak ki o da kesin değil. Eğer X'2008 yapılırsa orada olacağım ama bu defa elimde bir yarışma katılımıyla.

Benimle irtibata geçmek isteyenler için e-mail adresim;

skate <at> glance <dot> ws (mailto:c64hydrogen@yahoo.com)

Emir Akaydın

Skate / Glance / Clash