MegAmiga sayı 4, sayfa 20

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 20

: 078-185šŚŘš

Vay sırada kimler var: HALUK ve ERAY. Selam biraderler, sizi yine görmek çok hoş. Nasılsınız bakalım? O mektubu cevapladıktan sonra pek bir şeyler yazacağınızı tahmin etmiyordum — ama yanılmışım. Neyse, şimdi yine vebalı ve aynı zamanda depresif şizoid paranoyaktan muzdarip bir hastadan (nasıl oluyorsa!) daha sorunlu olan mektubunuza geçiyorum: önce Eray'ı kısaca halledelim, ne de olsa uzun uzun mektup yazmayı seven bir tip değil kendisi. Şimdi Eray, İnsanlar yaşadığı hayat boyunca bazı olguları değerlendirirken hem subjektif hem de objektif olmak zorunda kalırlar. Bu hayatın her alanında böyledir. Bir süre sonra yaşadığın hayat tecrübesi bu iki değeri artık dengeler duruma gelir, Yani olayları artık 2 tarafın da bakış açısından değerlendirmek zorunda kalırsın. Böylece olgunlaşmış düşünce meydana çıkar. Şimdi sen diyorsun ki "senin dinlediğin gruplara karışmayı düşünmüyorum çünkü zevkler ve renkler tartışılmaz" zaman benim dinlediğim — gruplara karışmıyorsan laf ettiğim gruplara da karışmaman gerekiyor. Çünkü benim zevkim gruplara laf etmekten ibaret olabilir. Bu durumda sen benim bu zevkime de karışamayacaksın demektir. Şimdi ortadaki çelişkiyi çözebiliyor musun Eray? Yani ben şimdi Metallica'ya hıyar demişsem ve bunu zevkim olduğu için söylemişsem ne olacak? Sen istiyorsun diye sözümü geri alacak mıyım? İşte sorduğun soru biçimiyle, kurduğun cümle ve karşılığında beklediğin istek arasında çok fark var Eray. Benim bu gruba karşı olmamın tek sebebi müzikal açıdan. Eğer yeterli müzikal olgunluğa eriştiysen böyle bir istekte bulunman çok saçma Eraycığım. Umarım anlaşıyoruzdur. Sonuçta Metallica ile ilgili düşüncelerim sen veya O, Bu, Şu seviyor diye değişmeyecek ve değişemez. Ayrıca gerçekten sözümü geri alsam sevinecek misin? Ben sözümü geri alsam bile bunun sadece senin gönlünü hoş tutacağını ancak benim yine böyle düşüneceğimi hiç tahmin etmez misin? Sözün Özü eğer Metallica "..and justice for all" gibi özüne yakışacak bir albüm yapmazsa ve yine son albümü gibi zengin piçlerinin dans edeceği şarkılar yapmaya devam ederse, benim için her zaman hıyardır. ve hatta hıyarların en büyüğüdür. Yeni iki-üç tane piç için piyasa şarkı — yapıp müzikal kişiliğini kaybeden bir grup hakkında söyleyebilecek son şeylerim bunlar oluyor. Bu yüzden benden bu grup hakkında olumlu bir tavır beklemeyin. Evet Eray üzüldüğünü biliyorum ama ben böyleyim kusura bakma. Bu arada dergiye sıraladığın övgüler için de çok çok teşekkürler. Sakın bir grup yüzünden aramız açılmasın. Açılsa bile sen & Haluk yine dergiyi al ama beni okuma. Tabii sen de söylemek istediklerini açık açık söyle, Tamam? Şimdi gelelim HALUK'a. Haluk anladığım kadarıyla mac konusu sende artık "sonu gelmez bir saplantı" haline dönüşmüş, Geçen sayıda mac için söylediğim şeyler seni tatmin etmemiş olacak ki bu mektubunda da aynı konuyu saçma sapan senaryolar kurarak geliştirmişsin. Ayrıca çok sevdiğin editörünün yerine bir başkasının gelmesi seni neden kıl ediyor anlamıyorum. mac'i okuman için onun illa ki editör mü olması gerekiyor? Bence senin bu tip saplantılarından kurtulman için 64'lerin eski sayılarını okuman gerekiyor ya da bu dergiyi hiç okumaman; çünkü bu derginin editörü Zebanidir ve bu görev bu dergi kapanana kadar bil-fiil devam edecektir (megaloman olduğum fikrine kapılma sakın). Ayrıca çok sevdiğin ve taptığın mac, sizleri düşünseydi şu anda sizin sorularınızı yanıtlıyor olurdu; böyle ansızın sebep göstermeden çekip gitmezdi. Yanılıyor muyum yoksa? Eğer tekrar mac okuyup orgazma ulaşmak istiyorsan bu tür mektuplarını ve bilumum 3. sınıf senaryolarını onun adresine postala ve sana cevap gelmesini bekle. — Müzik konusunda yine yanılgıya — düşüyorsun Haluk. Çok basit bir konuyu bu kadar dejenere edeceğini hiç zannetmiyordum ama neyse.. Şimdi o sayfanın altında tabii ki benim ismim olacak çünkü o sayfayı ben açıklamışım. Yukarıda Eray'a söylediğim Metallica ile ilgili şeyler aynen Megadeth için de geçerli. Siz her sevdiğiniz gruba iyi eleştiri yapılmasına alışmışsınız galiba. O sayfaları okuyan zaten Megadeth'i tanıyan bilen insanlar. Bizim kimseyi hakkımız yok. "Bu çok güzel bir albüm. Süper hemen alın" deseydim sen de sevindirik olacaktın değil mi? İşte yine senin gibi düşünmediğim için suçlu sandalyesine çıkardın beni. Artık müziksel gelişiminizi tamamlayın. Büyüyün biraz. Birisi çıkıp dinlediğin grubu beğenmediği ve bunu yazıya döktüğü için onun suçlanmayacağını hatta suçlanamayacağını anlayın artık. Bu her iki tarafı da memnun edecektir buna inan, Megadeth'i ben de senin kadar seviyorum. Ama son albümünü dikkatli dinledin mi? Gerçekten dürüst ol "Rust in Peace' ile boy ölçüşebilir mi? işte ben bu müzikal farklılığı eleştiriyorum: Megadeth'in iyi veya kötü grup olmasını değil. Sanırım anlaştık Haluk. "Mac'den sonra favori editörüm olabilirsin" lafı ise şart bildiriyor Haluk. Senin sevgini kazanmak için, sana yazılarımı okutmak için senin istediğin gibi davranacaksam, bırak favori editörlüğü adımı bile duymak istemeyeceğin birisi olabilirim. Senin de dediğin gibi artık 64'ler yok. Bu yüzden garip Distopia'larını bana kusarak boşalmaya çalışma, Ya bizi böyle kabul et, ya geçmişteki anılarının kölesi ol, ya da gerçekten gerçekçi ol Realism for all"). MegAMIGA'ya sahip çıkmak istiyorsan da eski dergi isimlerini gündeme getirip onlar gibi olmamızı isteme. Bu arada bol bol mektup yaz; sana ısınmaya başladım (bu yazıdan sonra senin için aynı şeyler söz konusu olamaz ama kalp kırmak gibi bir niyetim olmadığını bir önceki mektuptan biliyorsun zaten) Evet beyler sizlere hoşça kalın diyorum ve mektuplarınızı bekliyorum...Bye 4 now... Şimdi ki mektup Maltepe'den ERGÜN ÇELEBİOĞLU'na ait. Sevgili Ergün anladığım kadarıyla seni ipten döndürmüşüz Hani azcık geç kalsak (P)rogrammable (C)omputer (yani PC) sahibi olacakmışsın. Neyse ki tam zamanında — yetişmişiz. Sen de diğer milyonlarca okurumuz gibi (şüphesi olan mı var?) Amiga'yı gerçekten seven bir tip olmalısın. Mektubundaki genel hava bunu gösteriyor. Renk ve Kalınlık konusunda senin dediğin gibi davranmakta şimdilik yarar var: "Önümüze getirilen yemek bol olduktan sonra kabın o kadar da önemi yok"..ne kadar güzel söylemişsin. Umarım bu sözü diğer “yediği kaba sıçanlar" da anlarlar. Derginin esprili bir havada olması zaten vazgeçemeyeceğimiz bir Siyah fontların göz bozan karmaşasında ciddi ciddi somurtarak yazı okumak bana zaten hiç ilginç gelmez (herhalde size de gelmez). Hem onu okuduktan sonra bir kenara atar unutursunuz. Ama içinde hiciv/taşlama/mizah olan bir yazı hem konuyu daha iyi öğrenmenize hem de gülmenize yol açar. Haksızsam haksız deyin arkadaş. Bu yüzden Ergün, dergiyi her aldığında az da olsa espri göreceksin. Fakat senin abarttığın gibi "banyoda yüzerek okumak zorunda kalacağın” sulu espriler olmayacak. Bir de anladığım kadarıyla sen de şarkı sözü yazarlığı var. Bence hemen bu “gizli kalmış yeteneğini” bir şekilde orada, burada hatta şurada gün ışığına çıkararak değerlendir!!. Belki bol paralar kazanırsın.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.