MegAmiga sayı 4, sayfa 19

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 19

Fevzi koçum bak şimdi bir konuda anlaşalım: beni öyle ucuz judocuyum karateciyim numaralarıyla korkutamazsın. 94-95 yıldızlar judo 3.cüsü bir şahıs için oldukça mangal bir yüreğin var ama her kuşun eti yenmez. Ben karate/judo gibi şeyler bilmesem bile Steven Seagal ve Van Damme'ın bütün filmlerini seyretmişimdir! (bu arada bu adamların bütün filmleri aynı ve dayak yemiyorlar anasını satayım. çok saçma) Oradan kaptığım tekniklerle seni bir güzel pataklarım ona göre. Sonra o garip büyülerini kendi üzerinde iyileşmek için denersin. Daha gücümün sınırlarının farkında değilsin sen. Bak yine beni kızdırdın. Hepinizi döveceğim. şimdi! kim ulan bu teresler bana karşı çıkıyor, bırakın ulan kıracağım kemiklerini veletlerin. Taş yok mu taş. Ulaaaaannnn!... Bütün bunlar bir yana, dergiyi beğendiğin için teşekkür ediyorum Fevzi. Sanırım seni daha önce buraya konuk etmiştim ama pek de iyi davranmamışım sana. Neyse ki kudretim karşısındaki acizliğin, merhamet duygularımı açığa çıkardı. Bu durumda sana acımam gerektiğini düşünüyorum ve bir seferlik iyi davranıyorum. Şimdi kırmızı kapak olayı sizin bildiğiniz gibi değil. Aslında o kapak o ayki dergiyi geç basan matbaacıyı öldürürken oluşan bir durum. İster istemez adamın kanı dergilere bulaştı ve biz de kompozisyon bozulmasın diye öyle piyasaya sürdük. Şaka bir yana bu kapağı bazı yavşak/alçak karışımı bir kaç yaratığın (insan değil) fotokopi çekerek haksız kazanç sağlamasını — önlemek için — düşündük. Gördüğün gibi artık kapağımız renkli ve bu yaratıkların! şimdi nasıl davranacağını da merak ediyorum. Ama artık böyle bir şey olacağını da düşünmüyorum; çünkü o zamanlar kapak siyah-beyaz olduğu için ve alan insanlar da bu derginin fotokopi olarak çıktığını düşündükleri için bu tip yaratıkların ağına düşmeleri kolay oluyordu (ısrar ediyorum ve tekrarlıyorum: bu dergi hiçbir zaman fotokopi çıkmamıştır, çıkmayacaktır da. — Aksini — düşünenlerin kafaları kopartılacak ve aç timsahlara verilecektir). Ancak şimdi bu dergiyi alan herkes kapağın renkli olduğunu biliyor. Renkli bir kapağın fotokopisini çekip satmaya çalışan bir aptal görür veya duyarsanız bana da haber verin de güleyim biraz (inat için renkli fotokopi yapan olsa bile bu aptallığının tam kanıtıdır). Böyle aptallara gülmek her zaman keyif vermiştir bana. Merih Gür'ün fikri C-64'ü olanlar için olumlu fakat biz daha Amiga sahiplerinin ihtiyaçlarını doğru düzgün karşılayamıyoruz ki. 50-100 tane (belki daha fazla tam rakam bilmiyorum) — C-64 sahibini — oldukça sevindirecek olan bu hareket diğer Amiga sahipleri tarafından nasıl karşılanır bir düşünün. İlk önce, her mektupta 'dergide şu olursa çok iyi olur, bu olursa çok iyi olur' istekleri olan bir sürü Amigacıyı memnun etmek zorundayız, Lütfen bu konuda bize de hak verin. Zaten bu fikre karşı olmadığımı daha önce de belirtmiştim; yani biraz sabır, biraz anlayış ve biraz da bekleyiş. Yazarlık konusunda kontenjanı bir kontrol etmem gerekiyor Fevzi. Bizim mahzende hiç karate ve judo bilen bir yazarımız yok. Köle gelip kandırabilir ve onlara karate öğreterek isyan etmelerini sağlayabilirsin (hayır sonra hepinizi çok fena pataklamak zorunda kalırım!). Yani şu anda senin de biraz beklemen gerekiyor. Evet Fevzi ben şimdilik muhabbeti burada kesiyorum ve sana bol kemik kırmalı günler diliyorum (kemik kırmak istiyorsan sokakta dolaşan bir sürü ıvır zıvır tip var). Bu arada yaşlı bir büyücüysen herkese öyle büyü fırlatma, hani artık yaşlısın ve bu yüzden atışların(!) sayılıdır; bilmem anlatabildim mi? Evet son olarak mektup yaz ve içine büyü koymayı da unutma...Hoşça kal...

Şimdi sırada Gölcük-Kocaeli'nde İnci (niye aramıyorsun kız !) T.V'de çalışan ve anladığım kadarıyla Amiga'yı orada başarıyla kullanan MEHMET SAİT ERGÖREN adlı şahıs var. Mehmet merhaba. Oralarda havalar nasıl? T.V işleri nasıl gidiyor? Senin görevin ne? Falan mı Filan mı? Canım şaşırma hemen. Burada benim de soru sorma hakkım var. Ne yani hep soru mu cevaplayacağız? Ya bunların cevabını verirsin ya da ben bu mektubu cevaplamam. Tamam kötü bir şaka işte. Evet Mehmet şu anda dergiye en orijinal mektup gönderme stilinde 1 tane sahte altın madalya kazanmış bulunuyorsun! Anladığım kadarıyla disket harcama konusunda kötü bir ünün var senin (hayır fazlaysa buraya yolla, bizim korkunç ihtiyacımız var). Aslında mektup göndermek çok iyi fikir ama biraz riskli be abi!.. Neden mi? şimdi birinci sebep bu meretlere pek güven olmaz. O kadar yolculukta maruz kaldığı bir sürü olumsuz durumu burada Read/write error vererek çıkarabilir (birisinin cebinde gelse bile durum aynı). Zaten çok çabuk bozulmak için yapılan bu meretler böyle sebepler arıyorlar. Ondan sonra uğraş didin tamir etmek için (valla hiç uğraşmayıp çöpün dibini boyluyorlar çünkü hoşgörü ve sabır sınırlarını fazlasıyla zorluyorlar. Bu arada kafiyeye dikkat!). Yani 1. ana fikir neymiş: "Durum tehlikeli." İkincisi, kapıyı 2 defa vuramayan postacı amcalar! "ulan ne var bunun içinde böyle, yoksa bomba mı? neme lazım ben şunu başıma bela olmadan bir çöpe falan atayım" diye düşünebilir ve sonra da sen kağıda mektup yazıp "ulan zebani sana diskette bir mektup yolladım niye cevaplamadın lan" diye çıkışabilirsin. Bu durumda olan bitenden haberi olmayan masum zebani de, bu iki şahsı bir şekilde bulur ve ondan sonra da ruhlarını ebediyen teslim alır!!. Yani çıkarılacak 2. ana fikir: "Disketle mektup yollamayın anacığım, çok tehlikeli hem de Türk ekonomisine yazık. Bak Afrika'da çocuklar açlıktan kırılıyor. Cik, cik, cik çok ayıp; seni — Sorduğun sorulara — gelince: abonelik sistemini şimdilik bazı ufak/orta/büyük meseleler yüzünden düşünmüyoruz, Dağıtım şebekemizin şebeklikten çıktığını hissettiğimiz gün bu çok — önemli — yaraya tuz — basmayı düşünüyoruz. Olmayacak diye bir şey sakın aklınıza gelmesin. Sadece diğer sistemleri inceliyoruz. Bakalım, sistem operatörümüz (O da ne be?) ALİ ÇALIK bu duruma el atarsa bir şeyler yapacağız. Bence siz bu herifin kafasını ağrıtın da kafası çalışsın biraz. Küfür konusu çok canımı sıkmaya başladı. Bu durumda ben şimdi senin im tamam mı? (sakın alınma, sadece orta sertlikte bir şakaydı bu!). Bu arada yerel televizyonda Amiga nasıl kullanılıyor, bir fikrim olsun isterdim (aslında biliyorum ama yetkili birisinden duymak isterim). Ayrıca o

T.V'nin durumu nasıl? bizim gibi mi? Reklam alabiliyor mu? Yayınlar nasıl? Betacam mı? VHS mi? Kaç saat yayın yapıyor? yani söyle işte bir şeyler. Daha çok Amiga'yla yapılanları anlat (şimdi değil). Neyse ben yine çok sevgili Mehmet, mektubun için teşekkür ediyorum ve devamını bekliyorum. Ayrıca yolladığın animasyonlar çok güzel olmuş ellerine sağlık. Bu animasyonları bizim hıyar turbo çok beğendi. Büyük bir ihtimalle seninle irtibata geçecek ve seni İstanbul'a transfer edecek (yalan söylüyor olabilirim). Onun için hazırlıklı ol ve bu animasyonların devamını da yollamayı unutma. Biz bu çalışmalarını çok takdire şayan bulduk ve tüm Modem board'larına attık. Evet Mehmet son olarak hoşça kal ve mektup yaz (T.V'yi başına yıkarım yoksa).

Şimdi sırada sorunlar yumağı içinde kıvranan ve denize düşüp yılana sarılan (burada teşbih var) BERK İYBAR adlı vatandaş var. Sevgili Berk, inan ki bu kadar kötü yazısı olan birisine daha rastlamamıştım. Hadi diyelim yazın kötü, peki bu yazıları nasıl oluyor da soldan sağa düz bir şekilde yazacağına soldan aşağıya 45 derecelik eğik bir açıyla yazıyorsun? Hayır mektubunu — okurken kırılma tehlikesi atlattı (hayatım boyunca abartmadım burada da hiç ama hiç abartmıyorum!!). Yani çok öldürücü bir mektup yazmışsın aferin. Şimdi ben senin cevaplarını yanlış cevaplayayım da gör bakalım acı çekmek neymiş: 1- A1200'de Deluxe Paint'i çalıştırman için tabii ki

HD'ye ihtiyacın yok. Aynı şey diğer utility'ler — (mektupla — aynen böyle yazmışsın) için de geçerli. HD olursa daha iyi olur ama o olmadan sadece biraz fazla uğraşırsın ve biraz da ağır kalır o kadar. Sen bilgisayar mensuplarını pek fazla ipleme... 2- Kullanılmış bir HD ile yeni bir HD fiyatı arasında pek fazla fiyat farkı yok. Fakat sakın ola ki 2.5 inçlik bir HD alma. Çünkü onlar gerçekten pahalı. Bunun yerine 3.5 inçlik IDE bir HD al ve makinanın içine taktır. (çok basit). Ayrıca hiçbir sorun — çıkmaz merak etme. Deneylerle sabittir. Sen bu çok bilen bilgisayarcıları ipleme — (etti iki). Onlar daha Zİ pahalı olanı satacaklar tabii ki; Böylelikle son soruyu da burada cevaplamış olduk. 3- CD-ROM çok iyi bir merettir —/ ve aklına — / gelebilecek her şeye yarar, Bir diskete

880KB'lık bir bilgi koyabiliyorken, bir CD'ye yaklaşık 650 MB bilgi koyulabiliyor. Üstelik daha hızlı ve bozulma riski çok az (üstünde güç denemesi yapılmazsa). 4- Basit kullanımlı programlarla uğraşacağına, makinanın konfigürasyonunu — yükseltip — gerçekten yapmak istediğin şeyleri yapmaya yarayan programlarla uğraşsan bence daha iyi. Sen ne dersin? (sorumun cevabı bu değildi diyorsan Dpaint 3.14 ve Protracker 3.15 işini görür). 5- Alaaddin hakkında maalesef hiçbir şey bilmiyorum. Bu oyunu Turbo veya Mr.oz'a gönül rahatlığıyla sorabilirsin. Zaten kıl oluyorum bu orta doğu kökenli saçma sapan absürt masallara (sinbad alaaddin vs gibi). 6- Amiga'da gelişmiş bir basic hakkında köşe açmayacağız çünkü şu anda AMOS o işi rahatlıkla görebilecek düzeyde. Ayrıca bu hakaretini bizim Omaya ilettim ve "o okurun üstüne düşerim bigün!" dedi. Yani böyle sorular için dikkatli düşün sonra ben karışmam. Evet Berk umarım sana yardımcı olmuşumdur. Senin yine sorunun olursa yazacağın yeri biliyorsun; ama ne olur yazmaya karar verirsen başkasına yaptır bu işi. Her ay bu şekilde yazılmış mektup gönderirsen romatizma olup geberir giderim lütfen bana acı. Evet sana hoşça kal diyorum ve düzgün yazılmış mektuplarını merakla bekliyorum.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.