STARLANCER
Retro bilgisayareulukurtlar@kamernet.com zamanında yani daha Amiga ölmeden önce deliler gibi Wing Commander oynardık. Tek bir çeşit gemi ile 3-5 çeşitte silahı kullanabiliyordunuz. O zamanlarda hatırlarım da sanki bugünleri hayal edermişim. Devasa ana gemilere dalan onlarca uzay pilotundan biri olmayı hayal ederdim hep (aslında şimdi de hayal ediyorum ama henüz dünya medeniyeti benim hayallerimin seviyesinde değil hehee). Bu tür oyunların çok hızlı ve geniş olmasını hayal ederdim fakat dedim ya delicesine oynadığım Wing Commander bana bunları vermekten acizdi (oyun o kadar yavaştı ki gemiyi düşmana doğru dalışa geçirdiğinizde düşmanın yakınına gelene kadar bir GameShow bitirebilirdiniz (Oha!). Fakat gene de o zamanlar daha mutluydum. Neyse efendi Polat (Kamer biraz demokrasiden yoksundur da :)) bir yerlerde dediği gibi PC'lerin dünyayı işgalinden sonra bu türe özel bir ilgi gösterildi. Özellikle Wing Commander serisi, efsanevi X-Wing/TIE Fighter serisi ve Privateer serisi oyunları inanılmaz başarılar kazandılar. Uzay simülasyonu oyunları arenasında son olarak geçen aylarda Descent Freespace 2 adlı oyunu görmüştük. Şimdi ise StarLancer sizi geminizin kokpitine geri çağırıyor. StarLancer 2 CD'den oluşuyor ve Microsoft tarafından pazarlanıyor. Alışılageldiği üzere Microsoft yine bu oyunda da kaliteyi düşürmemiş, hatta birçok yönden rakiplerine fark atmış. Yeni gelen birçok CD'li oyunda olduğu gibi ilk CD'si install CD'si olarak ayrılmış. Hatta oyunu birinci CD'den bir kere install ettiniz mi bir daha onu istemiyor. Bu da yeni moda, aslında iyi bir şey tabii. Oyunun multimedia kısımları ve oynanış özellikleri diğer CD'lerde oluyor. Öncelikle StarLancer gerçekten çok hızlı bir oyun. Yani bir saniye bile action yönü dağılmıyor. Önemli olan; neredeyse oyun ekranındaki her nesne için geçerli olan grafiklerin, efekt ve animasyonların bu hıza ayak uydurabiliyor olması. Böyle olunca etrafınızda gerçek bir çarpışmanın döndüğüne kapılabiliyorsunuz (eee ne kadar çok ayrıntılı olmasa da bir simülatörün asıl görevlerinden biri de bu olsa gerek). Hikaye biraz bayat olsa da mükemmel demolarla ve ustalıkla hazırlanmış senaryolarla iyi desteklenmiş. Oyun kurgusu açısından iyi bir uzay simülasyonunda olması gereken her şey mevcut diyebiliriz StarLancer'da. Onlarca gemi ile büyük savaşlar yapabiliyorsunuz. Ayrıca bu türde adet olduğu üzere (Descent Freespace'deki kadar olmasa da) devasa uzay gemileri de bütün ihtişamıyla uzayda süzülüyorlar ve özellikle bu gemilere baskınlar yaptığınız görevler inanılmaz heyecanlar veriyor. Kendi geminizden onlarca kat daha büyük bir uzay gemisinin yüzeyinde turretlerin saldırısı altında bir tur atmak insanı bayağı bir geriyor. Yine bu türdeki oyunların "kaçınılmaz elemanları" takım arkadaşlarınız da iyi bir şekilde düşünülmüş. Çok fazla ayrıntılı olmasa da onları göremedim ben. Neyse daha sonra gaye güzel bir demonun yönlendirebilmek çoğu zaman faydalı oluyor. Ayrıca takım ardından soluğu ana gemimizde yanında alıyoruz. Arkadaşlarınızın yapay zekaları da beni oldukça şaşırttı. Bu esnada oyunu yapanları huzurunuzda kutluyorum çünkü Örneğin oyun içerisindeki görevlerde büyük bir gemiye oyunun menülerini normalden farklı olarak güzel animasyonlar çarpıp görevi tamamlamama yardımcı olan ya da ufak haline getirmişler. Yani oyuna başladığınızda yatağınızın planlar kuran (örneğin altlardan ve üstten ayrı biçimde bir yanındasınız ve gidebileceğiniz yönler bulunuyor gemiyle uğraşarak) takım arkadaşlarım oldu (birçoğu ilk (seçebileceğiniz menüler), bunlar ilk başta simülatör bölümlerde öldüler heheh!). Aynı şekilde düşman yapay adında bir üzerindeki son bilgileri zekasının da tatmin edici olduğunu söyleyebilirim. alabildiğiniz monitör ve briefing-room'dan oluşmakta. Adından Gerçekten de hızlı düşman gemilerini indirmek bazen anlaşılabildiği gibi; simülatör podda training yaparak tecrübe inanılmaz zor oluyor. Benim gibi yıllarını pilotluğa vermiş kazanıyoruz. Bilgisayarda ise oyunun ana konusu, takım birinden bile (bilgisayarlarda canım..) insanüstü manevralar arkadaşlarınız ve sizin hakkınızdaki istatistikler ile beraber son yapar kurtulabiliyor kefereler.. gelişmeleri ve kaybettiğiniz/kazandığınız görevleri ayrıca ekran da gerek düşman gerek dost kuvvetleri ile ilgili izleyebiliyorsunuz. Buradan ilerleyip briefing-room'a girersek İlk olan animasyonlar ve sesler sizi gerçekten havaya sokuyor. görevimiz için gerekli bilgileri alıyor olacağız. Genellikle ilk Takım arkadaşınızın düşman tarafından patlatılmadan önceki baştaki kısa görev anlatımından sonra önümüzdeki son bağrışlarını duyduğunuzda adeta bu bölüme hiç olmazsa bilgisayardan O görevde kullanabileceğimiz gemi türleri ve onun hayatı onuruna başarmalıyım deyip, görev bittikten sonra silahlarını ayarlıyoruz. Yeri gelmişken söyleyeyim StarLancer ise monitörün önünde saygıyla eğiliyorsunuz. da oldukça fazla sayı ve çeşitte gemi ve mühimmat Biraz da oynanıştan bahsedelim. Oyun kalite kokan bir kullanabiliyorsunuz. İlk başlarda kullanabilecekleriniz ise menü ile açılıyor burada seçeceğimiz pilot tipinin (kadın-erkek) Naginata, Crusader, Predator, Grendel gemilerinden oluşmakta. kokpitteki bağrışmalarda duyulan sesler dışında bir önemini Ben size ilk görevler için devamlı Crusader gemisini kullanın StarLancer #2
Descent sentezi...
TÜN daa.. (Neler oluyor böyle!)
Adı : Mike Horrigan (USA) Görevi : Onceki görevi : Önceden de
Görevi : Kaptanın karısı
Takma ismi : Moose* Türkiye'de olsaydı muhtar bunu karşısına alır “ni ayıp değil mi bu yaptığın, ırz düşmanı seni, Görüyorsunuz karısı.. matador olmak sayın seyirciler” derdi. Moose de ona okkalı bi tane sokardı (yumruk) Keşke kip rik demek mi: kadar olur
FOSTER, R.
Adı : Robert Foster (U.K.) Görevi : Kaptan Önceki görevi : Doğuştan kaptanmış öyle diyor. Takma ismi : Walla bunun da bilinen bir takma ismi yok. Yakında takacak ismi değil ama uzun uzun boynuzları olucak. Çünkü Mike karısına hem pis pis, hem yakından
Türkiye'de olsaydı:
Pane
de etsora arvedo milletin diline düşerdi gün neden devamlı av hikayeleri anlatıldığını anlayamazdı, Üstelik hep geyik avı, hep geyi derim, Size yetecek kadar kıvrak ve çevik. Dediğim gibi briefing-room'da gemilerinize çeşitli türde lazer, torpido ve füzeler ekleyebiliyorsunuz. Neyse bunu da geçtikten sonra fırlatma işlemi için görev yerimize koşuşumuzu gösteren küçük bir demo ile karşılaşıyoruz. Ve işte engin ve derin uzay.. Demolardan da anlayacağınız üzere Alliance kuvvetleri (ACN yani biz) ve geleceği tehdit eden barbarlardan kurulu kuvvetler arasındaki savaşın içinde buluyoruz kendimizi.
Gemimizin alt soldan sağa doğru seçili silah türü, kalkan/enerji durumu, radar ve kitlediğiniz gemileri gösteren bir bölüm mevcut. Oyun da klasik yön ve ateşleme kontrollerinin yanında, B tuşu yapmanız gereken görevin kalan kısmını görebilirsiniz. Bunu sık sık kontrol edin derim çünkü oyunun içinde bazen görevler değişebiliyor. C tuşu ile takım arkadaşlarımız ile bağlantıya geçip mesajlar yollayabiliyoruz. E tuşu ile düşman gemilerine, G tuşu ile de dost gemileri kitleyebiliyoruz. Dediğim gibi kitlenilen gemilerin özellikleri sağ aşağıda yer alıyor. Bunun dışında 1, 2, 8.. tuşları kamera değişik açılarına, () ve () tuşları da geminize hız kazandırmanıza yarıyor. Benim
Her tavsiyem bir yerlerden bir joystick bulmanız. Çünkü bu oyundan aldığınız zevki resmen ikiye katlıyor. Değinmek istediğim bir noktada oyunun kontrolü ve simülasyon yönü. Oyunun kontrolleri çok iyi ve kolay erişilebilir şekilde ayarlanmış. Herhangi küçük çaptaki bir gemi ile birebir savaşa girdiğinizde genellikle bir takip söz konusu. Bu sırada kitlediğiniz düşman gemilerinin önlerinde çıkan kırmızı kutucuğa isabetli atışlar yaparsanız o gemiyi uzaktan bile patlatabilirsiniz. Ben torpido ve füzeleri pek kullanmıyorum ama yakından inanılmaz hasarlar verdikleri de bir gerçek. Özellikle büyük çaptaki gemilere karşı en kaçınılmaz silah oluyor bu güdümlü silahlar.. Oyundaki görevlerin dizaynı biraz klasik olsa da; dediğim gibi süper demolar ve oyunun motoruyla oluşturulmuş harika animasyonlar sayesinde insanı kendine bağlayabiliyor. İlk bölümler klasik olarak kolay ve öğretici olmasına rağmen yaklaşık dördüncü bölümden sonra oyun bayağı bir zorlaşıyor. En gıcık olduğum görev türü olan escort veya koruma görevleri bu oyunda da mevcut. Niye ısrarla koyarlar bu bölümleri arka arkaya. Bu gibi bazı bölümlerde neredeyse tüm düşmanları temizlediğim halde, escort etmek zorunda olduğum uyduruk bir gemi patlatılıyor diye beni başarısız saydıklarında deliriyorum |!
>StarLancer'ın grafikleri ve efektleri ise mükemmel. En ince ayrıntılara bile girilmiş. Gemilerin üstlerindeki deformasyonlar, gedikler falan oldukça gerçekçi. Ayrıca gemi modelleri de mükemmel texture'lar ile neredeyse kusursuz denilebilecek kadar iyi kaplanmış. Devasa ana gemilerde bazen kaplama hataları olsa da yine de toplamda grafikler çok iyi. Oyunda kullanılan efektler ise çok çeşitli ve insana gerçekten oradaymış hissini verebiliyor. Bu tip oyunlarda alışılageldiği üzere özellikle patlama efektlerine falan diyecek yok. Tabii ki bu kadar kaliteli grafikler ve efektler iyi birer ekran kartı ve de özellikle işlemciye ihtiyaç duymakta. 5555555 metrekareye kurulu özel Kamer laboratuvarlarında İsviçreli bilim adamları ile yaptığım ısrarlı çalışmalar sonucu şu kanaate vardım ki: StarLancer bir RivaTNT ya da bir Voodoo3 ve 64 Mb Ramli en az 300MHZ bir alette 800x600 çözünürlükte ve full detay seviyesinde gayet iyi ve performanslı çalışıyor ki bu birçok insana yetecektir. (ama bana yetmiyor, netekim boşuna mı koymuşlar 1600x1200x32 BitColor özelliğini? (çüşş! görende GeForce2'im var sanacak)) . Voodoo2 ve bu seviyede ki kartlara sahip olanlar çözünürlüğü düşürerek de olsa oyunu kabul edilebilir hızlarda oynayabilirler. . | StarLancer'da sesler de grafikler gibi özenle hazırlanmış. Özellikle büyük gemilerin sesleri ve devamlı olan konuşma trafiği ayrı bir heyecan yaratıyor. Gemilerin birbirlerine göre olan durumlarına ait ses efektleri de muhteşem.. Ben şahsen bu oyunu oldukça beğendim. Hem güzel ve hareketli grafiklere sahip, hem de şöyle ağzınızın tadıyla dişli rakiplere karşı dogfight'lar yapabiliyorsunuz. Devasa gemilerle olan bölümleri hiç saymıyorum bile. Hatta oyunu diğerlerinden ayıran en güzel savaş deneyimlerini buralarda yaşıyorsunuz. Yani bana kalırsa türünün meraklıları için de uzay simülasyonu oyunlarına yeni başlayacaklar içinde kaçırılmaması gereken bir oyun StarLancer, . Yazımın bu son satırlarında size ilk sayılarından beri GameShow'u fanatik şekilde takip eden bir okuyucu olarak gözlemlerimi aktarmak istiyorum. Bildiğiniz üzere GameShow bazı badireler atlatmak durumunda kaldı. Bir zamanlar çok daha iyi yerlerde olan ve iyi niyeti ve içten üslubu ile hep oralarda kalması gereken dergimizin (evet gerçek anlamda biz okuyucuların dergisi), şu anda çok da iyi durumda değil. Benim anlamadığım insanların eskiden GameShow okuyucusu olup da nasıl başka taraflara kayabildiği. Düşünsenize bir kere eskiden beri takip eden okuyucuların hiç tanımadığımız insanlarla ne çok ahbaplıkları aslında. Dergi renkli olduğunda kimilerimiz ne kadar sevinmişti ya da A4 olduğunda. Ne bileyim hiç unutamam bazı oyunların sayfalarındaki mavraları. Belki yeni okuyucu arkadaşlar başka dergilerle karşılaştırıldığında şaşırabilirler ama işte yaşamını okuyucularıyla böyle paylaşan içten bir dergi GameShow. Amacım asla laf atmak değil isteyen istediğini okusun ama sırf oyunlar hakkında bilgiler içeren bir kağıt yığını olmamalı bir dergi bence. Ne bileyim artık her şeyle ilgili bilgi var internette biraz okunası içten bir dergi arıyor insan değil mi?? Bu yazıyı da burada bitiriyorum. Son olarak yazın birçok hit oyunun gelişi ile sarsılacağız sanırım. Diablo 2, Might and Magic 9, Black and White bunlardan bazıları. Bunlardan Diablo 2 çok yakında çıkıyor ve sanıyorum ki derginiz GameShow da ona şanına yakışır bir şekilde yer verecek. Hepinize oyunların en büyüğü olan hayat oyununda başarılar diliyorum GameShow severler. (Hıı?)
Microsoft
Uzay Simülasyonu genel bir Gram