The Expert
Retro bilgisayarNEED FOR SPEED - (Electronic Arts (1 CD)): Otomobil geçen yüzyılın en önemli icatlarından biri... Sanayi devriminin zorlayıcı etkileri sonucu bizlere sunulan bu buluş pok çok olayın gidişatıni tümden değiştirmiştir. İnsanlar arasındaki mesafelerin erişim süresini kısaltmış ve sosyal yaşama hiz çağına uygun bir çabukluk sunarak ona kendince bir biçim kazandırmıştır. Gerçi uygarlığın böyle motorize olması en "bitirici" şeklini savaşlarda gösterdi... ama bu başka bir hikaye. İlk zamanlar orta sınıf insanların ulaşım sorunlarının Ucuza çözümünü amaçlayan otomobil teknolojisi kısa sürede gösteriş maksatlı ve konum belirleyici bir boyut kazanır. İşte bizim Need For Speed 2 : Special Edition dünya yüzünde pek az insanın ulaşabildiği bu şatafatlı hiz canavarlarını PC ortamında yönetebilmenize fırsat tanıyan bir Electronic Arts klasiği. Olayı bu yani... Ben yarış oyunlarını pek sevmem fakat ambalajda EA amblemini * Need For Speed ismini gördüğümde dayanamam, Şu aralar beşincisi Porche Unleashed' da gelen NFS yarış oyunlarının şahıdir kanımca. Elimdeki speclal versiyonu ise birkaç yeni track, birkaç araba ve 3DFX desteği içeriyor. Yalnız söylemesi ayıp geçenlerde aldığım Voodoo 2 (teknolojiyi geriden takip ettiğimi söylemiş miydim?) oyunu 3D çalıştırmadı ve ben mecburen software oynamak (durumunda kaldım ki bu attan inip eşeğe binmeye benziyor. Gerçi benim için NFS'nin anlamı farklıdır. Bana göre NFS arşivsel niteliği olan bir oyun. Otoların dijitize görüntüleri, tarihsel ve tekniksel bilgiler falan oyunu bir kolleksiyoner için vazgeçilmez hale getiriyor... Grafikler aslında çok iyi değil, sesler de öyle. Ancak yeterli görülebilir... ki böylelikle en zavallı sistemlerde bile performansı düşürmeyerek oyuncunun “hiz ihtiyacını” cidden karşılasın. Yalnız pek çok kişi ilk NFS'yi daha çok beğendiğini söyleyip durur. İlkinde ayağı yere basan insanların kullandığı arabalar olduğundan belki, bilemem. Fakat yavaş yavaş tüccar kafalılar tarafından bokunun çıkarıldığını söylemeden de edemeyeceğim, Artık fazla fabrikasyon, çoğu kez ancak mission pack olabilecek devam oyunları yapıyorlar. NFS 4 bence 3'ün special edition'undan başka bir halt değildi mesela, EA gibi bir dev için çok yanlış bir tutum bana kalırsa. GENDER WARS - (The 8th Day (1 Dişi ve eril... Yaşamı vücuda getiren iki asli unsur. İnsanoğlunun binlerce yıllık macerasının baş aktörleri. Hayat sahnesinin ihtişamlı dekorları önünde rollerinin gereğini yapmak mecburiyetinde olan mazlum oyuncular onlar. Ötesi
THE EXPERT
Ertunç BURAK eburak@kamernet.com
VEED FOR SPEE
Need For Speed 2
Ölümsüz bir kla:
Gender Wars Ne ki bu oyun böyle? Doom benzerleri oyunları berisi, önü arkası yok bunun. Hele hiç yok... Sakın olaki yükselen aşağılık değersizliklerin sunduğu rezil “seçenekleri” mevzu bahis etmeyin bana. Her türlü sapkınlığı ve ahlaksız yaklaşımı insanlık adına tüm onlar? Onlar, tek isteği düzgün bir yaşam sürdürüp, hakikatçi evlatlar yetiştirmek isteyen sıradan insanlar. Demokrasinin yaratımları namına hoş görmek zorunda bırakılmak, cinsel tercihtir olur demek, yaşamın rengidir benliğinizle lanetleyin. Özellikle Homoseksualite' ye karşı tepkinizi gizlemeyin. Demokrasi ve insan hakkı türevi yalanlar çocuklarınıza onurlu bir gelecek sunma hakkınızı elinizden almak için uğraş veren içi boşaltılmış kıymetlerdir. Cinsellik gibi hayatın start noktasıyla ilgili bir konuda beşeriyetin uzun süreçler nihayetinde ancak çatısını oluşturabildiği kavramların hiçbir anlamı olamaz. Sapık yaşam tarzı asırlardır saklandığı foseptik çukurundan bütün fütursuzluğuyla çıktı ve kabul edilemez bir ihtimam gördü. Yirminci asrın ikinci yarısının son çeyreğine tekabül eden dönemde hızlı bir ivmeyle dünya sathında kurtarılmış “Sodom” lar yaratmaya çalışıyor bu tiksinti verici mantalite. Danimarka, Hollanda gibi ülkelerde bu pisliklere evlenme hakkı bile verilmeye başlandı... Olayın bizim adımıza en acı ve utanç verici olan kısmı ise bu rezil yaratıkların içtimai sahamıza girerken sergiledikleri aymaz tavır. Bunun sorumlusu kabullenmek lazım diye düşünmek bunların arsızca meydan okuyuşlarına katlanmayı getirir. Ademoğlunun bütünüyle soysuzlaşmadığı eski devirlerde, kitle iletişim araçlarının bu tip sapkınlıkları ifşaa edip yüceltmediği o ulvi zamanlarda oğullarınızı ve kızlarınızı böyle tuzaklardan Uzak tutmanız mümkündü. Bugün ise basit ama onurlu yaşamınıza tecavüz eden herkese ve her şeye katlanmak zorunda bırakılıyorsunuz. Eğer bu dünya hatalı, sakat, sapkın zihniyetli "mamüllere” aitse bizlerin burada ne işi var? Ben buradaysam onların cehennemin dibinde bir yerlerde olmaları lazımdı ki hayat bütün ağırlığına rağmen yaşanılır kalsın... Doğada çelişki olmaz beyler, Tanrı hata yapmaz ve namus bacak arasına sıkışacak kadar küçük bir mefhum olmamasına rağmen tamda oradan başlar. Unutmayın, beline sahip çıkamayan hiçbir yerini kontrol altında tutamaz... Kaldı ki bu zincirleme bir hadisedir. Uyuşturucu kullanımı, evlilik dışı ilişkiler, sınırlarını çoktan aşmış pornografi düşkünlüğü, fuhuş ve benzeri tüm arizi durumların bedelini bir şekilde ödüyoruz emin olun... Derdim “ahlakçı” olup didaktik şekilde insanlara şu doğru bu yanlış demek değil. Niyetim unutulmaya daha kötüsü red edilmeye başlanan erdemsel niteliklerin savunusunu yapmak. Her yerde inanılmaz bir boş vermişlik. alaycılık, ikiyüzlülük ve kıç yalayıcılık var. Yanlış olduğunu bile bile karşı koymazsan senden çok uzak gibi görünen hadiseler bir gün burnunun dibine gelip varlığını ve mevcut statünü hatta neslini tehdit etmeye başlar ki sonrası... Sonrası hicap ve pişmanlık, Değmez. Gender Wars iki karşı cins arasındaki mücadeleye farazi bir bakış atıyor. Kadın ve erkekler kimin daha üstün olduğu konusunun tartışarak sonuca ulaşamayacağını görüp silaha sarılmışlar. Bu işi Syndicate tarzı izometrik grafikler, hoş sample' lar ve boş CD müzikler eşliğinde yapmak istemişler. Oynanabilirlik ve düşe kalka ilerleyen senaryo oyuncuyu kısa bir müddet için ekran başına bağlayabiliyormuş ama uzun vadeli bir eser olmaktan çok Uzakmış, Sıkıntı tüm ağırlığıyla çöktükten sonra oyunun yeri tozlu arşivinizin en uzak köşesiymiş. Gender Wars yazısının ise kendi yellenmesinin sesinden bile ürken adamların anlamsız sansürüne uğrayacağı kesinmiş. Bitmiş. REDNECK RAMPAGE: RIDES - (interplay (1 CD)): Red-neck... Kuzeyli yankee'lerin güney eyaletlerinde yaşayan ve değerlerine bağlı, inanç sahibi, muhafazakar insanları aşağılamak maksadıyla uydurdukları bir Amerikan terimi. Basitçe bizdeki magandaya falan denk geliyor. Bu aslında, soyu sopu belirsiz Abraham Lincoln alçağının kahpece tutumuyla başlayan ve kardeşin kardeşi sudan sebeplerle katlettiği bir kavgaya dönüşen Amerikan iç savaşının bıraktığı ağır bir tortu... Bir laf vardır “kaybedenler kazananların pisliğini yerler” diye. Konfederasyon, tükenmek bilmez federal saldırganlığı sonucu teslim bayrağını yeni kılanın ve akabinde tüm dünyanın kaderi karanlık bir hal alıverdi. Amerikan iç savaşı sanıldığından çok daha önemlidir ve zannedildiğinden çok daha fazla hadisenin oluşumuna yol açmıştır... Buna ilerki yazılarımdan birinde değineceğim. Şimdi söylemek istediğim; bu yol yordam bilmez adam (maganda) tanımlamasını üzerime rahat rahat ve büyük bir şerefle alabileceğim. Hatırlarsanız GameShow'un bir sayısında bana bu sıfat yakıştırılmıştı kıymet bilmez mal suratlı tipler tarafından. Pek çoklarına göre başka yaftalarımda var elbet; cahil faşist, pis şovenist, yobaz herif gibi klişe nitelendirmeler bunlar... Hepsini sinir katsayım elverdiği ölçüde normal karşılıyorum tabii. Dedim ya “kaybedenler kazananların dışkısını yer” ama bir şey daha derim ben “gün olur devran olur, alemin hali nice olur"... Redneck Rampage: Rides Again piyasaya Redneck Rampage 2 adıyla gelen oyun. İlk RR'yi düşük konfigürasyonlu ve 3D kartsız makinemde gözlerimle gördüklerime inanamayarak oynamıştım. Müthiş grafikleri vardı, insanı havaya sokan müzikleri ve sesleriyle o zaman için bana kusursuz bir FPS gibi görünmüştü. Yapımcısı şu Kingpin rezaletini sunan Xatrix. Hatta Kingpin' | oynayanlar acizane makinem yavaşlamıyor. Ben daha ne İsterim? Egzotik ortamlar isterim, özgün senaryo arzularim, rahat bir oynanabilirlik beklerim... Hepsinide en mükemmel şekliyle Shadow Man' de bulunca bu oyunu Nightmare Creatures'dan beri oynadığım en iyi third-person shooter ilan ederim. Mevzuyu soranlara ise hem gerçek dünyayı hem de öbür tarafi ele geçirmek isteyen doğaüstü güçlere karşı savaş veren bir kahraman var derim. Shadow Man'in aslen bir çizgi romanı olduğunu, yönettiğimiz adamın ise zenci olduğunu söylerim. Bunu niye belirtirim biliyor musunuz? Son zamanların yabancı dergilerinde böyle marjinal ve ucuz kahramanlar sanki matah şeylermiş gibi sunulmaya başlandılar. En son Batman'in yaratıcısı D.C Comics ibina karakterlerin olduğu bir çizgi tomana imza atmış... İskeletini oluşturdukları ve her türden şerefsizliğin pirim yaptığı yeni dünya düzeni adına bunları çoluk çocuğun nazarında normalize etmeye uğraşıyorlar. Baştaki yazıda aslında bu ve benzeri alçakça girişimlere nacizane bir karşı duruştan ibaret. Bu boku yiyen lanet olası köpek soylarının hiç çekinmeden söyledikleri aslında her şeyi özetliyor “çocuklarımıza farklı tercihlere saygı duymalarını öğretmek istiyoruz!!!” İyi, kolay gelsin size. Ama unutmayın, her günahın bir bedeli vardır. ve bu bedel çok acı olabilir. PANZER GENERAL Il - (Strategic Simulations (1 Almanları sevmem. Daha doğrusu bugünün Almanlarını sevmem. Bundan yaklaşık yarım asır önce amansız bir mücadelede mağlup olarak dünya hakimiyeti hakkını
Panzer Genet olarak her türden gelişimi sonundan izlemek gibi bir huyum var
İşte oyun diye buna derim ben
Bu yüzden yaptiğım mecburi teknolojik atılim size komik gelebilir aralarındaki benzerlikleri hemen fark edeceklerdir... RR2 birincinin kaldığı yerden devam mediyor; fezalıların kaçırdığı dostumuzu kurtarmışızdır ancak bir aksilik olur ve içinde bulunduğumuz uzay aracı Amerikanın güneyinde düşüverir. Sonra her şey sil baştan, en Ufak bir farkı dahi yok. Salak programcılar map editörüyle değişil sıkıcı bölümler tasarlamışlar belkide bu yüzden Redneck Rampage 2 diye adlandırmıyorlar yaptıkları işi, Aynı Need For Speed : High Stakes gibi. Üç beş modifikasyon, bir iki ucuz ticari teknikle aynı oyunları temcit pilavı misali önümüze sallıyorlar. Ben buna inanılmaz derecede uyuz oluyorum. Bugüne kadar böyle “mission pack" tadsızlığında sunulan hiçbir oyunu sevemedim. Ha, pardon! Close Combat hariç... O başka. SHADOW MAN - (Acclaim (1 Değil değil, Acclaim değil... Onlar böyle bir harikanın altından kalkacak kabiliyete sahip olamazlar. Oyunun yapımcısı İguana Software. Aslında iguana gibi Allah'ın özene bezene çirkin yarattığı bir mahluğu firma ismi olarak kullanan adamlardan pek öyle'ahim' şahım bir şey beklemezdim. Ancak bu herifler beni gerçekten şaşırttılar, Aslında Iguana Soft tekniğinin inceliklerine ilk kez Turok 2'de vakıf olmuştum. Az isteyerek çok veren bir 3D motora sahip İguana'nın oyunları. Holivudvari (he he, komik oldu!) vislal efektleri, Pt66'MMX, 32 MB Ram ve eski Voodoo 1 kartla bile makul bir frame rate'de sunabiliyor bu engine. Zirt pırt-oyun motoru icat edip upgrade standartlarını yükselten (ulan şu iki cümlede amma gavurca kelime kullandım be, yuh olsun bana) yaratıcılıktan yoksun işsiz güçsüz takımın artık akıllanması gerek kanaatimce. Iguana motoru güzel, Ouake 2 motoru güzel, Unreal motoru hepsinden daha güzel, Eee, ne gerek var “motorlarla” uğraşmaya kardeşim... Aha, Shadow Man. Kuşlar gökyüzünde süzülüyor, balıklar sularda yüzüyor, adamımızın ceketi rüzgarda dalgalanıyor. Ve bütün bunlar olurkene
Codename Eagle Ayrıca görevler de iyi dizayn edilmiş
Shadow iy Güzel diyeceğim, dilim varmıyor.
teslim etmiş bir ulusun şimdiki hali içler acısıdır. Tabii her şeye iktisadi gözlüklerle bakmazsanız eğer. Bugünün Almanya'sı
“hizla genç nüfusunu yitiren, ahlaki çöküntü açısından doruğa faran ve ancak yabancı. unsurlar sayesinde ayakta kalan bi; zavallı ülke müsvettesidir. Hep merak etmişimdir; Alman Dünya Savaşı sonrası mutlak bir yenilgiyle bertaraf edil. halde bizzat galip devletler tarafından Sovyet Rusya' ya karşı bir kalkan olarak kullanılmak maksadıyla palazlanıp büyütülmeseydi ne değişirdi? Almanlara bu yapılmayıp, örneğin bize ilk büyük savaş sonrası ile reva görülen “bat prosedürü” uygulansaydı ne olurdu acaba? Ben bu Alman (domuzunun © vakit belini doğrultabileceğine zerre kadar inanmıyorum. Ne de olsa onlar Türk değil! O lanet olası kalkık kıçlarını indirip, soğuk savaş döneminin çıkar çatışmasına dua etsinler. Oradaki Türklerinde ayaklarına kapansınlar... Çünkü Almanya'daki Türk varlığına bütünüyle karşı olduğum halde, Türklerin savaş sonrası Almanya'nın iş gücü açığını kapatarak ekonomik mucizelerinde (!) pay sahibi olduğunu inkar edemezler... Ve artık bu kavim Charlemagne'dan Bismark'a kadar bütün büyük Alman önderlerin kemiklerini sızlatacak
THE EXPERT
"Az laf, çok oyun. Bundan sonra böyle"
şekilde misyonunu tamamlamıştır. Bundan sonra ne Frederick Barbarossa'nın savaşkanlığı ne de SS şövalyelerinin cesaret dolu azmi onları ihtişam dolu eski günlere döndüremez. 30 Nisan 1945 fevkalade güçlü bir ırkın en sağlam kolunun tükeniş günüdür... Zaman, Yahudinin her tür silahi kullanarak savaştığı barbar Almanın da her şeyini pazarlayarak ticaret yaptığı zamandır ve bu bedbaht “fetret devri” uzun süre devam edecek gibi görünmektedir... Panzer General 2 ilkini kıyısından köşesinden dahi görmediğim general serisinin sıraya dayalı stratejilerinden biri. Fazla lafa ne lüzum var; Close Combat'ın yanında kocaman bir sıfır ama turn stratejiler ve masaüstü oyunların mantığı adına başarılı sayılır. Herkez beni İkinci Dünya Savaşı manyağı sanır ve bu harble ilgili her tür oyunu oynadığımı düşünür. Oysa ne Cihan Harbinin ne de Panzer in ikincisine özel bir sempatim yoktur. Bu da böyle biline. BRAVEHEART - (Eidos (1 CD): İngilizler... Ahhh İngilizler. Hiç öğrenemeyecekler. O kibirli kafalarını ne kadar kırarsan kir hiç akıllanmayacaklar, hiç vazgeçmeyecekler. Aslında takdir ederim, Gerçekten... Küçük adalarından çıkıp dünyanın üçte birini sömürge yapan bu diplomasi ustası, kuralcı ve inatçı halka her zaman gıptayla bakmışımdır. Onlardaki sarsılmaz irk birliğinin yarısı bizde olsaydı oluşturageldiğimiz kudretli imparatorluklar böyle kısa vadeli olmaz, elem verici şekillerde yıkılıp gitmezlerdi, Britanya Krallığı başından geçen onca hadiseye rağmen hala dünyanın “üzerinde güneş batmayan ülkesidir". Buna olan kıskanç hayranlığımı inkar edemem ama... Ama konu "kavga" olduğunda bu lafta centilmenlerin Türklerin karşısındaki zavallılığı tartışılmaz. İngilizler Caesar'dan, Napoleon'dan, Führer'den çekmedi Türkler'den çektiği kadar. En son iki futbol teröristi öldürüldü biliyorsunuz. Boşverin siz; çoğunlukla eski ayak takımından oluşan yabancı hayranı basınımızın martavallarını. Bırakın onlar bizi batıya sevimli gösterme çabalarını sürdürsünler... Milletlerin, geçmişin süzgecinden geçen ve tarihin adalet tartısında ölçülen milli ateşleri vardır. Bu ateşle oynayanın uzuvlarının yanıp kavrulması kaçınılmazdır, sonra zırlamak fayda etmez. Anglo-Saxon'lar bizi eski Müstemlekeleri olan Hintliler, zenciler yahut Araplarla aynı kefeye koydukları müddetçe başları daha çok ağrıyacak. Aynı ortaçağdan bugüne değin Keltlerin karşısında ağrıdığı gibi... Keltler Avrupa'nın en eski ve en köklü kavmidir. Batı uygarlığında kendime yakın gördüğüm “doğru ve güzel” olan pek az kavram vardır ve bunlar Kelt ırkının yaratımlandır. Tarih boyunca İngiliz'in boyunduruk altına almaya çalıştığı ama başaramadığı çok sağlam adamlar bunlar. Üstün niteliklerle bezenmiş, cesur, atılımcı, inançlı ve feragat hissi güçlü milletler çıkarmışlardır içlerinden. Asla karşı karşıya gelmediğimiz İrlandalılar ve İskoçlar örneğin. Özellikle İrlanda'ya ve İrlandalılara karşı ilginç bir muhabbet beslemişimdir daima. Dış etkilere kapalı coğrafyasıyla ve sahibiyet duygusu gelişmiş insanlarıyla İrlanda beyaz ırklar arasında en az kan karışımı yaşanan ülkedir. Geçenlerde okuduğum bir gazete haberinde * 80 oranında safiyetten, daha doğrusu Kelt ırkının fizik karakteristiğindeki geçmişe olan benzerlikten bahsediliyordu ki bu benim tezlerime de uygundur... İnşallah güzel İrlanda'yı görme şansını yakalarım bir gün. Ama şimdilik Braveheart filminin oyunuyla idare edelim bakalım. İskoçların destansı kahramanı William Wallace' ın İngiliz hegamonyasına başkaldırısını işleyen film zamanında büyük ilgi görmüştü. Ben bile sevmiştim ki tarihi hakikatlerin anlatıldığı filmlerde araya aşk, meşk unsurları karıştırılmasından hoşlanmam (Titanic misali), Ama Mel Gibson'ın başarılı oyunculuğu, görkemli savaş sahneleri falan iyiydi gerçekten. Oyunu ise çevremdeki bir sürü beyinsizin ve okuduğum bir dolu oyun mecmuasının aşağılaması doğrultusunda hafiften etki altında kalarak oynadım. Ve yapılan eleştirilerin son derece haksız olduğu sonucuna vardım. Bence Braveheart kötü bir film uyarlaması ancak iyi bir strateji oyunu. Atmosferi etkileyici (Yine Defender Of The Crown'ı hatırlattı bana). Üç boyutlu muharebeler var ve animasyonlar sönük olmasına rağmen savaş hissini veriyor. Müzikler oyunun havasını destekler biçimde ve olması gerektiği ölçülerde mevcut. Ve siz... aynı İrlandalılar gibi kendinizi dış unsurların pisliğinden arındırıp Braveheart'ın uzun soluklu ortamına dalın bence. Güvenin bana, sağlam prodüksiyon bu. CODENAME EAGLE - | Take 2 (1 CD)J: Tarihin ahlakı yoktur... Her konuda aranabilecek etik anlayış tarih söz konusu olduğunda anlamını yitirir. Dolayısıyla bu işin ilmini yaptığını iddia eden “tarihçi” bozuntularına fazla ehemmiyet vermeyin. O anı, o kişiyle, orada yaşamadıkça hiç kimse “mutlak gerçek budur" diyemez. Asla ulaşılamayacak belge, bilgi ve kişilerin oluşturduğu boşluk, müspet bilimle ilgilenenler tarafından, çoğu kezde maksatlı olmak kaydıyla “tarihsel yalanlar” uydurularak doldurulmuştur. Gerçekte tarih, bir bilim olmaktan çok ötedir ve kapsadığı alanın büyüklüğü açısından bakıldığında da -ilim dahil- tüm oluşumları kucakladığı görülür. Çünkü her şeyin ve herkezin bir evveliyatı vardır ve geçmişin o üstü özenle örtülen hakikatlerini aydınlatmak olaya kurumsal zihniyetle yaklaşmayan bir anlayışın esnekliğine sahip olmayı gerektirir. Politika üstü, felsefe ötesi, ideolojik yaklaşımlardan arınmış bakış açısı en sağlıklı olanıdır. Burada bahis konusu ettiğim “şöyle olsaydı böyle olurdu” türü çocuksu yaklaşımlar değil (Codename Eagle'da olduğu gibi). Gerçi bunu bende sık sık yaparım (bakınız Yukarıdaki Panzer General yazısı) çünkü bu insana değişik bir deşarj hissi verir. Bahsettiğim olay resmi tarihin yüzeysel ve taraflı yaklaşımlarından uzak hassas incelemelerde bulunmak.
tarihten marjinal bir kesit sunuyor. Bana göre "Almanlar olmasaydı Dünya Savaşı Rusların mı eseri olurdu” ancak bir film ya da oyun senaryosu olabilecek lüzumsuz bir yaklaşımdır (Red Alert'de de vardı bu safsata). Ama harbin nasıl ve niye çıktığını, neden mahalli bir çatışma olabilecekken mütteffiklerin saldırgan tutumuyla bir cihan çarpışmasına dönüştüğünü ve bundan kimlerin çıkarları olduğunu açıklayabilirim. Tabii bu yüksek (1) ilim-irfan çevrelerinde kabul görmez. Onlar “kazanan tarafın" gönüllü-gönülsüz, dili bir karış salyalarını akıta akıta havlayan itleridir çünkü. Genç dimağları iftiraları, yalan ve düzenleriyle uyutmaktadırlar. Onlar her şeyi herkezden daha çok, daha doğru bilen “aydın” tabakasıdır. Kendi yarattıkları karanlığın içindeki insancıklara damla damla verdikleri sahte aydınlığı bir lütuf olarak görürler. Onlar ne şerefsizdir. bilemezsiniz... Codename Eagle'in olayı herhangi bir FPS' den farklı biraz. Her bölüm birbirinden değişik aksiyonlar içeriyor. Bir bölümde tabana kuvvet koştururken başka bir bölümde çift kanatlı uçağınızla “dogfight” zevki yaşıyorsunuz. Yaya bölümlerde kimi zaman Hidden And Dangerous'da olduğu gibi taktik düşünmeniz gerekiyor... Grafikler 32 bit desteği olan bir karta sahip değilseniz iyi sayılmaz ancak patlama zartlama efektleri filan güzel. Ses ve müzikler üzerinde ise öyle çok fazla uğraşılmamış belliki. Yine de Codename Eagle alternatif bir tarih döneminde geçen senaryosuyla sizleri uzun süre etkisi altına alabilir. Özellikle ara movie'leri beğendim, hikaye yapacağız diye kasmış adamlar. Bu kısmıyla şahsımın takdirlerini topladı efenim. Oyunlar; Geçenlerde makinemi upgrade ettim. Değişiklikleri sevmeyen biri olarak her türden gelişimi sonundan izlemek gibi bir huyum vardır. Bu yüzden yaptığım mecburi teknolojik atılım (hö!) size komik gelebilir. Fakat The Expert'de adı geçen tüm oyunlar aşağıdaki sistemde denenmiş, birçoğu bitirilmiş oyunlardır. Bunun üstündeki ve altındaki aletlerde çalışıp çalışmamaları konusunda sorumluluk kabul edilemez. Her hakkı mahfuzdur. (ne alaka); Intel Pentium 166 MMX işlemci, 64 MB Edo Ram, 14“ Vestel renkli monitör, 4 MB S3 Virge ekran kartı, 8 MB Diamond Monster ll 3DFX hızlandırıcı kart, Creative Sound Blaster 16 ses kartı, 512 KB SVX main board, 8X Hitachi CDRom, 1.44 MB Floppy disk drive, Mini tower, Türkçe O klavye, cam ekran filtresi, mouse, 2 adet speaker, mouse pad, İngilizce Windows 95 OSR2, 3.2 GB Ouantum Firebali harddisk. Pandora Directive, Zork Nemesis, Chronicles Of Sword, Dame Was Loaded, Elk Moon Murder, The X Files, Monty Python Meaning Of life, Soul Hunt, Gothos, Spy Craft, Treasure Hunter, Vampire Diaries, Fox Hunt, Homicide, Sacred Grounds, Night Trap, Martian Memorandum, Riana Rouge, Wing Commander 3, Flash Traffic, Buried In Time, Deadiy Tide, Dagger Of Amon Ra, Police Ouest 1-3-4, Blue Force, Prisoner Ot İce, Riddle Of Master Lu, Man Enough, Dust, Out Of This World, Alone In Dark 1-2-3, Orion Conspiracy, İndiana Jones Fate Of Atlantis, Gabriel Knight Sins Of Father, Dark Eye, Normality, Neverhood, Space Guest 1-5, Cueen The Eye, Amazon, Ouest For Glory 1-3-4, Dark Forces, Lost Eden, Versailles 1685, Callahan Crosstime Saloon, Maddog 2, The Scroli, Voyeur, Guantum Gate, Panic In Park, Drowned Gods, Cyber Judas, Jonny Mnemonic, Simon Sorcerer 1-2, Febble Files, The KGB Files, Secret Mission, Torin Passage, Inca 1-2, Thunderscape, Day Of Tentacle, Sam And Max, Blood Net, Hand Of Fate, Legend Of Kyrandia, Supreme Warrior, Reah, Shivers, Return To Zork, Crusaders No Regret, Deadline, Settlers 2, Discworld, Little Big Adventure, Tie Fighter, Red Big Adventure, Third Millenium, Crystal Skull, Rex Nebular, Critical Path, Loom, Paparazzi, Lost İn Time, Return Of Phantom, SPOR, Dark Seed, Blown Away, Gin, Conguest Of Longbow, Larry 6, Connections, King Cuest 7, Rocketleer, Time Ouesi, İn The 1St Degree, Heart Of China, Rise Of Dragon, Beamish, Indiana Jones Last Crusade, Rise Rule Ancient Empire, Batman Forever, Skull Cracker, Dracula Unleashed, Romance Of Three Kingdoms 4, Journeyman Project, Virtua Cop, Judge Dredd, MTV Club Dead, Beavis Butthead Virtual Stupidy, Touche, Zorro, Three Skulls Of Toltecs, Beneath A Steel Sky, Ringworld, Close Combat 1, Return To Ringworld, Sherlock Holmes 1, Sand Warrior, Conguer AD 1082 falan filan.
Ferrari - 360 Modena
ẠỊAyaklannı yerden keser, araba.
Fender - Powerhouse Strat "Ses çıkanır, müzik aleti...
Ronaldo "Topa vurur, futbolcu..."
dergileri yazan
INTER
James Hetfield ẠGitar çalıp şark söyler. şarkicı..Ạ
MUDE